Eşitsizliğin Rasyonelliği: Tabakalaşma İktisadına Kısa Bir Giriş
Eşitsizliğin
Rasyonelliği: Tabakalaşma İktisadına Kısa Bir Giriş[1]
Ercan Eren
Soruyu
tersine çevirmek
Gruplar arasındaki kalıcı eşitsizlikleri açıklarken iktisat uzun süre aynı
yere baktı: geride kalan grubun eksiklerine. Daha az eğitim, daha az beceri,
farklı tercihler, "uygun olmayan" kültürel alışkanlıklar. Bu bakışta
eşitsizlik, dezavantajlı bireylerin özelliklerinin toplamıdır; çözüm de o
bireyleri "düzeltmektir".
Tabakalaşma iktisadı (stratification economics) soruyu tersine çevirir.
Geride kalanların neyi eksik olduğunu değil, önde olanların bu konumu neden ve
nasıl koruduğunu sorar. Öncüsü William Darity Jr. olan, Darrick Hamilton ve
James B. Stewart gibi isimlerle gelişen bu yaklaşıma göre gruplar arası
eşitsizlik bir sapma değil, bir yapıdır.
Programatik metin olarak genellikle Darity'nin 2005'te Journal of Economics and Finance'ta yayımlanan "Stratification
Economics: The Role of Intergroup Inequality" makalesi kabul edilir.
Alanın bugünkü durumunu sistematik biçimde özetleyen başvuru metni ise Chelwa,
Hamilton ve Stewart'ın 2022'de Journal of
Economic Literature'da yayımlanan makalesidir. Patrick Mason, Gregory
Price, Rhonda Sharpe ve Samuel Myers de programın çekirdek isimleri
arasındadır.
Yaklaşımın iki temel varsayımı vardır. Birincisi, analiz birimi birey değil
gruptur. İkincisi, aktörler yalnızca mutlak refahlarını değil, kendi
gruplarının diğer gruplara göre konumunu da önemserler. Bu iki varsayım
birlikte ele alındığında, eşitsizliğin yeniden üretimi bir piyasa aksaklığı
olmaktan çıkar ve baskın grubun kurumları, piyasaları ve devleti kendi lehine
biçimlendirmesinin sonucu olarak görünür hale gelir.
Türkçede terim için "katmanlaşma" da kullanılıyor; ancak
"tabakalaşma" sosyoloji literatürüyle (toplumsal tabakalaşma) daha
uyumlu olduğu için bu yazıda onu tercih ediyorum.
Ayrımcılık
neden kendiliğinden kaybolmuyor?
Gary Becker 1957'de ayrımcılığı bir "zevk" olarak modelledi.
Ayrımcılık yapan işveren, daha verimli bir çalışanı reddederek maliyete
katlanır. Rekabetçi piyasada bu işverenler zamanla elenir; dolayısıyla
ayrımcılık uzun vadede aşınmalıdır. Arrow ve Phelps'in istatistiksel ayrımcılık
modelleri ise sorunu eksik bilgiye bağladı: işveren bireyi tanımadığı için grup
ortalamalarından tahmin yürütür.
Ama ayrımcılık ortadan kalkmadı. Tabakalaşma iktisadının cevabı yalın:
Ayrımcılık baskın grup için irrasyonel değil, araçsal olarak rasyoneldir. İyi
işlere, krediye, konuta ve siyasal güce erişimi sınırlamak, baskın grubun
göreli konumunu korur ve ona somut getiri sağlar. Piyasa bu düzeni
kendiliğinden çözmez, çünkü düzen işleyenlere fayda sağlamaktadır.
Bu fark yalnızca teknik değil, normatiftir. Becker'ci çerçevede ayrımcılık,
piyasanın zamanla temizleyeceği bir verimsizliktir ve devlet müdahalesine pek
gerek yoktur. İstatistiksel ayrımcılık çerçevesinde ise sorun daha iyi bilgiyle
hafifletilebilir. Tabakalaşma iktisadında ise ayrımcılığın kalıcılığı,
açıklanması gereken bir anomali değil, kuramın tam da öngördüğü sonuçtur.
Dolayısıyla çözüm de piyasanın kendisinden değil, güç ve varlık dağılımına
yönelik bilinçli müdahalelerden gelmelidir.
Ana akımın
kenarındaki öncüller
"Ayrımcılık baskın grup için rasyoneldir" fikri ana akımın
dışında doğmadı; aslında hep onun kenarlarında dolaşıyordu. Anne Krueger
1963'te Journal of Political Economy'de,
beyaz topluluğun bir bütün olarak grup gelirini maksimize ettiği bir model
kurmuştu. Bu, Becker'ın bireysel zevk modelinden grup çıkarı modeline doğru
atılmış erken bir adımdı.
Lester Thurow, Poverty and
Discrimination (1969) kitabında daha da açık konuştu: Ayrımcılıktan baskın
grup maddi kazanç elde ediyordu. Barbara Bergmann'ın 1971'de ortaya attığı
"kalabalıklaştırma" (crowding) hipotezi de aynı mantığı işgücü
piyasasına uyguladı. Dışlanan grupların belirli işlere sıkıştırılması, o
işlerdeki ücretleri düşürürken baskın grubun eriştiği işlerde ücretleri
yükseltiyordu.
George Akerlof'un 1976 tarihli kast makalesi ise belki en ilginç olanı.
Akerlof, kast kurallarına uymayanlara toplumsal yaptırım uygulandığında,
rekabetçi koşullarda bile kast dengesinin istikrarlı kalabileceğini gösterdi.
Yani rekabet, Becker'ın varsaydığı gibi ayrımcılığı kendiliğinden
aşındırmayabilirdi.
Tabakalaşma iktisadının özgün katkısı, bu dağınık sezgileri bir araya
getirip grup temelli, tarihsel ve kurumsal bir araştırma programına dönüştürmek
oldu.
Yeni değil,
unutulmuş bir gelenek
Bu fikirlerin kökleri eski. Veblen, insanların yalnızca mutlak refahı değil
başkalarına göre konumlarını da önemsediğini göstermişti. Du Bois, Black Reconstruction'da (1935) beyaz
işçilerin düşük ücretlerine rağmen ırksal statüden bir tür "psikolojik
ücret" aldığını yazdı. Myrdal, dezavantajların birbirini besleyerek
biriktiğini anlatan kümülatif nedensellik fikrini geliştirdi. Weber'in statü
grupları ve sosyal kapanma kavramları ile Charles Tilly'nin "fırsat
istifçiliği" de aynı sezgiyi taşır.
Bu listeye birkaç isim daha eklenmeli. Oliver Cromwell Cox, Caste, Class and Race (1948) kitabında
ırk ayrımcılığını kapitalist sınıf ilişkileri içinde konumlandırdı. Sosyolog
Herbert Blumer'ın 1958 tarihli "grup konumu" kuramı, önyargıyı
bireysel bir tutum olarak değil, baskın grubun kendi konumuna yönelik bir
sahiplenme duygusu olarak tanımladı. Hukuk alanında Cheryl Harris'in
"Whiteness as Property" (1993) makalesi ise beyazlığın hukuk
tarafından korunan bir tür mülkiyet gibi işlediğini savundu. Bu fikir, grup
kimliğinin bir varlık (asset) olarak getiri sağladığı düşüncesinin doğrudan
öncülüdür.
Düşünce tarihi açısından bakıldığında tabakalaşma iktisadı, birbirinden
uzak düşmüş üç geleneğin yeniden buluşması olarak okunabilir: Veblen ve
Myrdal'ın kurumsal iktisadı, Marx ve Weber'den gelen sınıf ve statü analizi ve
Du Bois'dan Cox'a uzanan Afro-Amerikan siyasal iktisat geleneği. Bu üç gelenek,
neoklasik bireycilik karşısında aynı noktada birleşir: Eşitsizlik, bireylerin
değil grupların ve kurumların diliyle açıklanmalıdır.
Tabakalaşma iktisadı bu dağınık mirası, ana akımın yöntemsel bireyciliğine
karşı grup temelli bir araştırma programında birleştirir.
Kimlik
iktisadıyla karşılaşma
Ana akım içinde kimliği ciddiye alan en bilinen girişim, Akerlof ve
Kranton'un kimlik iktisadıdır. 2000 yılında Quarterly
Journal of Economics'te yayımlanan makaleleri ve 2010 tarihli Identity Economics kitaplarıyla kimliği
fayda fonksiyonuna soktular. Bireyler, ait oldukları kategorinin normlarına
uygun davrandıklarında fayda kazanır, bu normlardan saptıklarında fayda
kaybeder.
Tabakalaşma iktisadı bu adımı önemli bulur, ama yetersiz görür. Akerlof ve
Kranton'da kimlik normları büyük ölçüde veri kabul edilir. Asıl soru ise bu
normların nereden geldiği ve neden kalıcı olduğudur. Darity, Mason ve Stewart
2006'da Journal of Economic Behavior
& Organization'da yayımlanan makalelerinde tam da bunu modellemeye
çalıştılar. Evrimsel oyun kuramı çerçevesinde, grup içi dayanışmayı ve gruplar
arası rekabeti öne çıkaran ırksal kimlik normlarının belirli koşullarda nasıl
ortaya çıktığını ve kalıcılaştığını gösterdiler.
İki yaklaşım arasındaki ilişkiyi en sistematik biçimde ele alan isim John
B. Davis'tir. İktisat metodolojisi ve iktisadi düşünce tarihi alanında çalışan
Davis, The Theory of the Individual in
Economics (2003) ve Individuals and
Identity in Economics (2011) kitaplarında ana akım iktisadın birey
kavrayışını eleştirmiş, bireyin toplumsal ilişkiler içinde kurulduğunu
savunmuştu. Tabakalaşma iktisadına bu birikimle yaklaştı.
Davis, Cambridge Journal of Economics'te
yayımlanan 2015 tarihli makalesinde kimlik iktisadı ile tabakalaşma iktisadını
doğrudan karşılaştırdı. Ona göre kimlik iktisadı kimliği, bireyin kendini
yerleştirdiği bir kategori ve o kategorinin normları olarak ele alır; yani
kimlik esasen bireysel ve kategoriktir. Tabakalaşma iktisadında ise kimlik
ilişkiseldir: Gruplar arasındaki tahakküm ve tabiiyet ilişkileri içinde oluşur
ve bireyler grup çıkarı doğrultusunda davranır. Davis bu farkı, Tajfel ve
Turner'ın sosyal kimlik kuramına dayanarak temellendirir. Bu kurama göre
insanlar kendilerini ait oldukları grup üzerinden tanımlar ve grubu diğer
gruplarla karşılaştırarak olumlu bir kimlik arar. Tabakalaşma iktisadının
göreli grup konumu varsayımı, böylece sosyal psikolojide sağlam bir zemin
bulur.
Davis 2019 tarihli makalesinde bir adım daha ileri giderek tabakalaşma
iktisadını bir "dışlama iktisadı" olarak kavramsallaştırdı. Buna göre
programın asıl konusu tek tek ayrımcılık eylemleri değil, grupların kaynaklara,
fırsatlara ve kurumlara erişimden sistematik olarak dışlanmasıdır. Davis'in
katkısı, tabakalaşma iktisadına eksik olan bir birey ve kimlik kuramı
sağlamasıdır; bu da yukarıda değinilen kolektif eylem sorununa, yani grup
çıkarının bireysel davranışa nasıl dönüştüğü sorusuna, kuramsal bir cevap
önerir.
Böylece iki yaklaşım arasındaki fark netleşir: Kimlik iktisadı kimliğin
davranışı nasıl etkilediğini sorarken, tabakalaşma iktisadı kimliklerin hangi
güç ilişkileri içinde ve kimin çıkarına üretildiğini sorar.
Gelir değil,
servet
Yaklaşımın ampirik ağırlık merkezi servettir. Gelir bugünü gösterir, servet
ise geçmişi taşır. Mülksüzleştirme, dışlama ve kredi ayrımcılığı gibi tarihsel
uygulamaların etkisi miras ve kuşaklar arası aktarım yoluyla bugüne ulaşır.
Hamilton ve Darity'nin ABD verileriyle ortaya koyduğu bulgu çarpıcıdır:
Üniversite mezunu siyah hane reislerinin medyan serveti, liseyi bitirmemiş
beyaz hane reislerininkinden düşüktür. Eğitim önemlidir, ama tek başına
tarihsel olarak biriken servet uçurumunu kapatmaya yetmez. "Herkes okusun,
açık kapanır" iyimserliği burada sınırına dayanır.
Bu bulgu, eşitsizliği davranışsal "eksikliklerle" açıklayan
yaygın anlatılara da meydan okur. Tasarruf alışkanlıkları, finansal
okuryazarlık, aile yapısı ya da eğitime verilen değer gibi açıklamalar,
Hamilton ve Darity'ye göre servet uçurumunun ancak küçük bir kısmını
açıklayabilir. Uçurumun asıl kaynağı, ailelerden kuşaklara aktarılan başlangıç
varlıklarıdır: bir ev peşinatı için yapılan aile yardımı, faizsiz bir borç,
miras kalan bir arsa. Bu aktarımlar görünmezdir, ama fırsatlar üzerindeki etkileri
belirleyicidir.
Servete odaklanmak, tabakalaşma iktisadının tarihsel boyutunu da öne
çıkarır. Konut piyasasındaki ayrımcı kredi uygulamaları, toprak mülkiyetinden
dışlama ya da kamu destekli varlık edinme programlarına eşitsiz erişim,
geçmişte kalmış olaylar değil, bugünkü servet dağılımına gömülü olarak yaşamaya
devam eden süreçlerdir.
Bireyi değil,
yapıyı değiştirmek
Teşhis farklı olunca reçete de değişir. Sorun bireyde değil yapıdaysa,
politika da bireyi "iyileştirmeye" değil varlık dağılımını doğrudan
değiştirmeye yönelmelidir.
Öne çıkan öneriler şunlar: her çocuğa doğumda, ailesinin servetiyle ters
orantılı olarak devlet katkılı bir fon açılması ("baby bonds"),
devletin herkese iş güvencesi sunduğu bir istihdam garantisi ve Darity ile
Mullen'in From Here to Equality
(2020) kitabında savunduğu tarihsel tazminatlar. Ortak mantık, kuşaklar boyunca
biriken dezavantajı kaynağında, yani servet düzeyinde ele almaktır.
"Baby bonds" önerisi, Hamilton ve Darity'nin 2010 tarihli
makalesinde ayrıntılı biçimde geliştirildi. Fon çocuk reşit olduğunda ancak
varlık edinimi amacıyla, örneğin eğitim, konut ya da iş kurmak için
kullanılabilir. Fikir yalnızca akademik bir tartışma olarak kalmadı: ABD'de
Connecticut eyaleti 2021'de böyle bir programı yasalaştıran ilk eyalet oldu.
İstihdam garantisinin mantığı ise işgücü piyasasındaki pazarlık gücüyle
ilgilidir. Dışlanan grupların işsizliğe ve güvencesiz işlere daha çok maruz
kalması, onları ayrımcı işverenler karşısında savunmasız bırakır. Kamunun
herkese makul ücretli bir iş sunması, bu gruplar için bir taban oluşturur ve
ayrımcılığın maliyetini işverene geri yükler.
Tazminat önerisi ise en tartışmalı olanıdır. Darity ve Mullen'e göre
köleliğin, ayrım yasalarının ve sonrasındaki ayrımcı politikaların yarattığı
servet uçurumu, ancak doğrudan ve büyük ölçekli bir servet transferiyle
kapatılabilir. Bu öneri, tabakalaşma iktisadının teşhisinin doğal sonucudur:
Sorun tarihsel olarak biriken bir servet farkıysa, çözüm de o farkı doğrudan
hedeflemelidir.
Açık sorular
Yaklaşım güçlü olduğu kadar tartışmalı da. Eleştirilerin bir kısmı
dışarıdan, bir kısmı ise programın kendi içinden geliyor.
Tanımlama
sorunu
Ayrımcılığın varlığını göstermek artık görece kolay. Bertrand ve
Mullainathan'ın 2004'te American Economic
Review'da yayımlanan ünlü çalışması, aynı özgeçmişin yalnızca isim
değiştirilerek gönderildiğinde farklı geri dönüş oranları aldığını gösterdi.
Ama bu tür denetim çalışmaları ayrımcılığın nedenini
söylemez. Gözlenen davranışın zevkten mi, istatistiksel çıkarımdan mı, yoksa
göreli konumu koruma güdüsünden mi kaynaklandığını ayırt etmek çok zordur.
Tabakalaşma iktisadının merkezi iddiası tam da bu üçüncü güdüye dayandığı için,
tanımlama sorunu programın en kırılgan noktasıdır.
Bireycilik ve
bütüncülük arasında
Grubu analiz birimi yapmak, bir başka soruyu davet eder: Grup çıkarı
bireysel davranışa nasıl dönüşür? Mancur Olson'un The Logic of Collective Action (1965) kitabından beri biliyoruz ki
ortak bir çıkarın varlığı, bireylerin o çıkar için davranacağını garanti etmez.
Bir işveren, beyaz işçilerin genel olarak kazandığı bir düzeni korumak için
neden kendi kârından vazgeçsin? Tabakalaşma iktisadı bu soruya kimlik normları,
toplumsal yaptırımlar ve kurumların kalıcılığıyla cevap verir, ama mikro
temellerin tam olarak kurulduğunu söylemek zor.
Grup
sınırları ve içsellik
Gruplar tabakalaşmanın hem nedeni hem sonucuysa, onları dışsal kategoriler
olarak regresyona sokmak döngüsel bir hale gelir. Grupları sabit kategoriler
olarak almak, ayrıca yaklaşımın eleştirdiği özcülüğe kendisinin düşmesi riskini
taşır. Darity, Mason ve Stewart'ın evrimsel modeli bu soruna bir cevap
girişimidir, ama ampirik çalışmaların çoğu hâlâ grupları veri olarak
almaktadır.
Sınıf
eleştirisi ve kesişimsellik
Marksist çevrelerden gelen eleştiri, ırk ya da etnisite vurgusunun sınıf
ayrımlarını gölgelediğidir. Baskın grubun yoksul üyeleri tabakalaşmadan
gerçekten kazançlı mı çıkıyor, yoksa kazancın büyük kısmı o grubun varlıklı
kesimine mi gidiyor? Cox'tan beri süren bu tartışma kesişimsellik sorunuyla da
bağlantılıdır. Sınıf, cinsiyet ve etnisite üst üste bindiğinde, hangi
eşitsizliğin hangi gruba atfedileceği belirsizleşir.
Genellenebilirlik
Yaklaşım büyük ölçüde ABD'deki siyah-beyaz ayrımı üzerinden gelişti. Bu
ayrım, tarihsel olarak keskin ve görece görünür sınırlara sahiptir. Başka
bağlamlara taşındığında grup kategorilerinin daha akışkan olduğu durumlarla
karşılaşılır. En güçlü karşılaştırmalı uygulama alanı Hindistan'daki kast
literatürüdür. Ashwini Deshpande'nin The
Grammar of Caste (2011) kitabı ile Sukhadeo Thorat ve Katherine Newman'ın
derlediği Blocked by Caste (2010),
kast temelli dışlamanın modern işgücü piyasalarında nasıl yeniden üretildiğini
belgeler. Toplumsal cinsiyet, göçmenler ve etnik azınlıklar da yaklaşımın
uygulandığı diğer alanlardır. Ancak her yeni bağlam, grup kategorilerinin
tarihsel ve siyasal olarak nasıl kurulduğunu da araştırmanın konusu yapmayı
gerektirir.
Sonuç
Tabakalaşma iktisadının en değerli katkısı belki de bir bakış
değişikliğidir. Eşitsizliği kaybedenlerin kusuru olarak değil, kazananların
stratejisi olarak okumayı önerir. Bu bakış her soruya cevap vermiyor; ama
iktisadın uzun süre sormaktan kaçındığı bir soruyu, eşitsizlikten kimin
yararlandığı sorusunu yeniden masaya koyuyor.
İktisadi düşünce tarihi açısından bu, bir geri dönüş olarak da okunabilir.
Veblen'in statü rekabeti, Myrdal'ın kümülatif nedenselliği ve Du Bois'nın
psikolojik ücreti, ana akımın bireyci ve denge odaklı çerçevesi içinde uzun
süre kenarda kaldı. Tabakalaşma iktisadı bu mirası yeniden merkeze çekerken,
iktisadın güç, kimlik ve tarih kavramlarından arındırılmış bir bilim olarak
sürdürülüp sürdürülemeyeceği sorusunu da yeniden gündeme getiriyor. Yöntemsel
sorunları henüz tam çözülmüş değil; ama sorduğu sorunun önemi, bu sorunlarla
uğraşmayı fazlasıyla değerli kılıyor.
Kaynakça
Akerlof, G. A. (1976). "The Economics of Caste and of the Rat Race and
Other Woeful Tales." Quarterly
Journal of Economics, 90(4), 599–617.
Akerlof, G. A. ve Kranton, R. E. (2000). "Economics and
Identity." Quarterly Journal of
Economics, 115(3), 715–753.
Akerlof, G. A. ve Kranton, R. E. (2010). Identity Economics: How Our Identities Shape Our Work, Wages, and
Well-Being. Princeton: Princeton University Press.
Arrow, K. J. (1973). "The Theory of Discrimination." O.
Ashenfelter ve A. Rees (ed.), Discrimination
in Labor Markets içinde (s. 3–33). Princeton: Princeton University Press.
Becker, G. S. (1957). The Economics
of Discrimination. Chicago: University of Chicago Press.
Bergmann, B. R. (1971). "The Effect on White Incomes of Discrimination
in Employment." Journal of Political
Economy, 79(2), 294–313.
Bertrand, M. ve Mullainathan, S. (2004). "Are Emily and Greg More
Employable than Lakisha and Jamal? A Field Experiment on Labor Market
Discrimination." American Economic
Review, 94(4), 991–1013.
Blumer, H. (1958). "Race Prejudice as a Sense of Group Position."
Pacific Sociological Review, 1(1),
3–7.
Chelwa, G., Hamilton, D. ve Stewart, J. (2022). "Stratification
Economics: Core Constructs and Policy Implications." Journal of Economic Literature, 60(2), 377–399.
Cox, O. C. (1948). Caste, Class and
Race: A Study in Social Dynamics. New York: Doubleday.
Darity, W. Jr. (2005). "Stratification Economics: The Role of
Intergroup Inequality." Journal of
Economics and Finance, 29(2), 144–153.
Darity, W. Jr., Hamilton, D. ve Stewart, J. B. (2015). "A Tour de
Force in Understanding Intergroup Inequality: An Introduction to Stratification
Economics." The Review of Black
Political Economy, 42(1–2), 1–6.
Darity, W. Jr., Mason, P. L. ve Stewart, J. B. (2006). "The Economics
of Identity: The Origin and Persistence of Racial Identity Norms." Journal of Economic Behavior &
Organization, 60(3), 283–305.
Darity, W. Jr. ve Mullen, A. K. (2020). From
Here to Equality: Reparations for Black Americans in the Twenty-First Century.
Chapel Hill: University of North Carolina Press.
Davis, J. B. (2003). The Theory of
the Individual in Economics: Identity and Value. London: Routledge.
Davis, J. B. (2011). Individuals and
Identity in Economics. Cambridge: Cambridge University Press.
Davis, J. B. (2015). "Stratification Economics and Identity
Economics." Cambridge Journal of
Economics, 39(5), 1215–1229.
Davis, J. B. (2019). "Stratification Economics as an Economics of
Exclusion." Journal of Economics,
Race, and Policy, 2(3), 163–172.
Deshpande, A. (2011). The Grammar of
Caste: Economic Discrimination in Contemporary India. New Delhi: Oxford
University Press.
Du Bois, W. E. B. (1935). Black
Reconstruction in America. New York: Harcourt, Brace and Company.
Hamilton, D. ve Darity, W. Jr. (2010). "Can 'Baby Bonds' Eliminate the
Racial Wealth Gap in Putative Post-Racial America?" The Review of Black Political Economy, 37(3–4), 207–216.
Hamilton, D., Darity, W. Jr., Price, A. E., Sridharan, V. ve Tippett, R.
(2015). Umbrellas Don't Make It Rain: Why
Studying and Working Hard Isn't Enough for Black Americans. New York: The
New School; Durham: Duke Center for Social Equity; Oakland: Insight Center for
Community Economic Development.
Harris, C. I. (1993). "Whiteness as Property." Harvard Law Review, 106(8), 1707–1791.
Krueger, A. O. (1963). "The Economics of Discrimination." Journal of Political Economy, 71(5),
481–486.
Myrdal, G. (1944). An American
Dilemma: The Negro Problem and Modern Democracy. New York: Harper &
Brothers.
Olson, M. (1965). The Logic of
Collective Action: Public Goods and the Theory of Groups. Cambridge, MA:
Harvard University Press.
Phelps, E. S. (1972). "The Statistical Theory of Racism and
Sexism." American Economic Review,
62(4), 659–661.
Tajfel, H. ve Turner, J. C. (1979). "An Integrative Theory of
Intergroup Conflict." W. G. Austin ve S. Worchel (ed.), The Social Psychology of Intergroup
Relations içinde (s. 33–47). Monterey, CA: Brooks/Cole.
Thorat, S. ve Newman, K. S. (ed.) (2010). Blocked by Caste: Economic Discrimination in Modern India. New
Delhi: Oxford University Press.
Thurow, L. C. (1969). Poverty and
Discrimination. Washington, DC: Brookings Institution.
Tilly, C. (1998). Durable Inequality.
Berkeley: University of California Press.
Veblen, T. (1899). The Theory of the
Leisure Class. New York: Macmillan.
Weber, M. (1922). Wirtschaft und
Gesellschaft. Tübingen: J. C. B. Mohr (Paul Siebeck).
Yorumlar
Yorum Gönder