Eşitsizliğin Rasyonelliği: Tabakalaşma İktisadına Kısa Bir Giriş

 

Eşitsizliğin Rasyonelliği: Tabakalaşma İktisadına Kısa Bir Giriş[1]

Ercan Eren

Soruyu tersine çevirmek

Gruplar arasındaki kalıcı eşitsizlikleri açıklarken iktisat uzun süre aynı yere baktı: geride kalan grubun eksiklerine. Daha az eğitim, daha az beceri, farklı tercihler, "uygun olmayan" kültürel alışkanlıklar. Bu bakışta eşitsizlik, dezavantajlı bireylerin özelliklerinin toplamıdır; çözüm de o bireyleri "düzeltmektir".

Tabakalaşma iktisadı (stratification economics) soruyu tersine çevirir. Geride kalanların neyi eksik olduğunu değil, önde olanların bu konumu neden ve nasıl koruduğunu sorar. Öncüsü William Darity Jr. olan, Darrick Hamilton ve James B. Stewart gibi isimlerle gelişen bu yaklaşıma göre gruplar arası eşitsizlik bir sapma değil, bir yapıdır.

Programatik metin olarak genellikle Darity'nin 2005'te Journal of Economics and Finance'ta yayımlanan "Stratification Economics: The Role of Intergroup Inequality" makalesi kabul edilir. Alanın bugünkü durumunu sistematik biçimde özetleyen başvuru metni ise Chelwa, Hamilton ve Stewart'ın 2022'de Journal of Economic Literature'da yayımlanan makalesidir. Patrick Mason, Gregory Price, Rhonda Sharpe ve Samuel Myers de programın çekirdek isimleri arasındadır.

Yaklaşımın iki temel varsayımı vardır. Birincisi, analiz birimi birey değil gruptur. İkincisi, aktörler yalnızca mutlak refahlarını değil, kendi gruplarının diğer gruplara göre konumunu da önemserler. Bu iki varsayım birlikte ele alındığında, eşitsizliğin yeniden üretimi bir piyasa aksaklığı olmaktan çıkar ve baskın grubun kurumları, piyasaları ve devleti kendi lehine biçimlendirmesinin sonucu olarak görünür hale gelir.

Türkçede terim için "katmanlaşma" da kullanılıyor; ancak "tabakalaşma" sosyoloji literatürüyle (toplumsal tabakalaşma) daha uyumlu olduğu için bu yazıda onu tercih ediyorum.

Ayrımcılık neden kendiliğinden kaybolmuyor?

Gary Becker 1957'de ayrımcılığı bir "zevk" olarak modelledi. Ayrımcılık yapan işveren, daha verimli bir çalışanı reddederek maliyete katlanır. Rekabetçi piyasada bu işverenler zamanla elenir; dolayısıyla ayrımcılık uzun vadede aşınmalıdır. Arrow ve Phelps'in istatistiksel ayrımcılık modelleri ise sorunu eksik bilgiye bağladı: işveren bireyi tanımadığı için grup ortalamalarından tahmin yürütür.

Ama ayrımcılık ortadan kalkmadı. Tabakalaşma iktisadının cevabı yalın: Ayrımcılık baskın grup için irrasyonel değil, araçsal olarak rasyoneldir. İyi işlere, krediye, konuta ve siyasal güce erişimi sınırlamak, baskın grubun göreli konumunu korur ve ona somut getiri sağlar. Piyasa bu düzeni kendiliğinden çözmez, çünkü düzen işleyenlere fayda sağlamaktadır.

Bu fark yalnızca teknik değil, normatiftir. Becker'ci çerçevede ayrımcılık, piyasanın zamanla temizleyeceği bir verimsizliktir ve devlet müdahalesine pek gerek yoktur. İstatistiksel ayrımcılık çerçevesinde ise sorun daha iyi bilgiyle hafifletilebilir. Tabakalaşma iktisadında ise ayrımcılığın kalıcılığı, açıklanması gereken bir anomali değil, kuramın tam da öngördüğü sonuçtur. Dolayısıyla çözüm de piyasanın kendisinden değil, güç ve varlık dağılımına yönelik bilinçli müdahalelerden gelmelidir.

Ana akımın kenarındaki öncüller

"Ayrımcılık baskın grup için rasyoneldir" fikri ana akımın dışında doğmadı; aslında hep onun kenarlarında dolaşıyordu. Anne Krueger 1963'te Journal of Political Economy'de, beyaz topluluğun bir bütün olarak grup gelirini maksimize ettiği bir model kurmuştu. Bu, Becker'ın bireysel zevk modelinden grup çıkarı modeline doğru atılmış erken bir adımdı.

Lester Thurow, Poverty and Discrimination (1969) kitabında daha da açık konuştu: Ayrımcılıktan baskın grup maddi kazanç elde ediyordu. Barbara Bergmann'ın 1971'de ortaya attığı "kalabalıklaştırma" (crowding) hipotezi de aynı mantığı işgücü piyasasına uyguladı. Dışlanan grupların belirli işlere sıkıştırılması, o işlerdeki ücretleri düşürürken baskın grubun eriştiği işlerde ücretleri yükseltiyordu.

George Akerlof'un 1976 tarihli kast makalesi ise belki en ilginç olanı. Akerlof, kast kurallarına uymayanlara toplumsal yaptırım uygulandığında, rekabetçi koşullarda bile kast dengesinin istikrarlı kalabileceğini gösterdi. Yani rekabet, Becker'ın varsaydığı gibi ayrımcılığı kendiliğinden aşındırmayabilirdi.

Tabakalaşma iktisadının özgün katkısı, bu dağınık sezgileri bir araya getirip grup temelli, tarihsel ve kurumsal bir araştırma programına dönüştürmek oldu.

Yeni değil, unutulmuş bir gelenek

Bu fikirlerin kökleri eski. Veblen, insanların yalnızca mutlak refahı değil başkalarına göre konumlarını da önemsediğini göstermişti. Du Bois, Black Reconstruction'da (1935) beyaz işçilerin düşük ücretlerine rağmen ırksal statüden bir tür "psikolojik ücret" aldığını yazdı. Myrdal, dezavantajların birbirini besleyerek biriktiğini anlatan kümülatif nedensellik fikrini geliştirdi. Weber'in statü grupları ve sosyal kapanma kavramları ile Charles Tilly'nin "fırsat istifçiliği" de aynı sezgiyi taşır.

Bu listeye birkaç isim daha eklenmeli. Oliver Cromwell Cox, Caste, Class and Race (1948) kitabında ırk ayrımcılığını kapitalist sınıf ilişkileri içinde konumlandırdı. Sosyolog Herbert Blumer'ın 1958 tarihli "grup konumu" kuramı, önyargıyı bireysel bir tutum olarak değil, baskın grubun kendi konumuna yönelik bir sahiplenme duygusu olarak tanımladı. Hukuk alanında Cheryl Harris'in "Whiteness as Property" (1993) makalesi ise beyazlığın hukuk tarafından korunan bir tür mülkiyet gibi işlediğini savundu. Bu fikir, grup kimliğinin bir varlık (asset) olarak getiri sağladığı düşüncesinin doğrudan öncülüdür.

Düşünce tarihi açısından bakıldığında tabakalaşma iktisadı, birbirinden uzak düşmüş üç geleneğin yeniden buluşması olarak okunabilir: Veblen ve Myrdal'ın kurumsal iktisadı, Marx ve Weber'den gelen sınıf ve statü analizi ve Du Bois'dan Cox'a uzanan Afro-Amerikan siyasal iktisat geleneği. Bu üç gelenek, neoklasik bireycilik karşısında aynı noktada birleşir: Eşitsizlik, bireylerin değil grupların ve kurumların diliyle açıklanmalıdır.

Tabakalaşma iktisadı bu dağınık mirası, ana akımın yöntemsel bireyciliğine karşı grup temelli bir araştırma programında birleştirir.

Kimlik iktisadıyla karşılaşma

Ana akım içinde kimliği ciddiye alan en bilinen girişim, Akerlof ve Kranton'un kimlik iktisadıdır. 2000 yılında Quarterly Journal of Economics'te yayımlanan makaleleri ve 2010 tarihli Identity Economics kitaplarıyla kimliği fayda fonksiyonuna soktular. Bireyler, ait oldukları kategorinin normlarına uygun davrandıklarında fayda kazanır, bu normlardan saptıklarında fayda kaybeder.

Tabakalaşma iktisadı bu adımı önemli bulur, ama yetersiz görür. Akerlof ve Kranton'da kimlik normları büyük ölçüde veri kabul edilir. Asıl soru ise bu normların nereden geldiği ve neden kalıcı olduğudur. Darity, Mason ve Stewart 2006'da Journal of Economic Behavior & Organization'da yayımlanan makalelerinde tam da bunu modellemeye çalıştılar. Evrimsel oyun kuramı çerçevesinde, grup içi dayanışmayı ve gruplar arası rekabeti öne çıkaran ırksal kimlik normlarının belirli koşullarda nasıl ortaya çıktığını ve kalıcılaştığını gösterdiler.

İki yaklaşım arasındaki ilişkiyi en sistematik biçimde ele alan isim John B. Davis'tir. İktisat metodolojisi ve iktisadi düşünce tarihi alanında çalışan Davis, The Theory of the Individual in Economics (2003) ve Individuals and Identity in Economics (2011) kitaplarında ana akım iktisadın birey kavrayışını eleştirmiş, bireyin toplumsal ilişkiler içinde kurulduğunu savunmuştu. Tabakalaşma iktisadına bu birikimle yaklaştı.

Davis, Cambridge Journal of Economics'te yayımlanan 2015 tarihli makalesinde kimlik iktisadı ile tabakalaşma iktisadını doğrudan karşılaştırdı. Ona göre kimlik iktisadı kimliği, bireyin kendini yerleştirdiği bir kategori ve o kategorinin normları olarak ele alır; yani kimlik esasen bireysel ve kategoriktir. Tabakalaşma iktisadında ise kimlik ilişkiseldir: Gruplar arasındaki tahakküm ve tabiiyet ilişkileri içinde oluşur ve bireyler grup çıkarı doğrultusunda davranır. Davis bu farkı, Tajfel ve Turner'ın sosyal kimlik kuramına dayanarak temellendirir. Bu kurama göre insanlar kendilerini ait oldukları grup üzerinden tanımlar ve grubu diğer gruplarla karşılaştırarak olumlu bir kimlik arar. Tabakalaşma iktisadının göreli grup konumu varsayımı, böylece sosyal psikolojide sağlam bir zemin bulur.

Davis 2019 tarihli makalesinde bir adım daha ileri giderek tabakalaşma iktisadını bir "dışlama iktisadı" olarak kavramsallaştırdı. Buna göre programın asıl konusu tek tek ayrımcılık eylemleri değil, grupların kaynaklara, fırsatlara ve kurumlara erişimden sistematik olarak dışlanmasıdır. Davis'in katkısı, tabakalaşma iktisadına eksik olan bir birey ve kimlik kuramı sağlamasıdır; bu da yukarıda değinilen kolektif eylem sorununa, yani grup çıkarının bireysel davranışa nasıl dönüştüğü sorusuna, kuramsal bir cevap önerir.

Böylece iki yaklaşım arasındaki fark netleşir: Kimlik iktisadı kimliğin davranışı nasıl etkilediğini sorarken, tabakalaşma iktisadı kimliklerin hangi güç ilişkileri içinde ve kimin çıkarına üretildiğini sorar.

Gelir değil, servet

Yaklaşımın ampirik ağırlık merkezi servettir. Gelir bugünü gösterir, servet ise geçmişi taşır. Mülksüzleştirme, dışlama ve kredi ayrımcılığı gibi tarihsel uygulamaların etkisi miras ve kuşaklar arası aktarım yoluyla bugüne ulaşır.

Hamilton ve Darity'nin ABD verileriyle ortaya koyduğu bulgu çarpıcıdır: Üniversite mezunu siyah hane reislerinin medyan serveti, liseyi bitirmemiş beyaz hane reislerininkinden düşüktür. Eğitim önemlidir, ama tek başına tarihsel olarak biriken servet uçurumunu kapatmaya yetmez. "Herkes okusun, açık kapanır" iyimserliği burada sınırına dayanır.

Bu bulgu, eşitsizliği davranışsal "eksikliklerle" açıklayan yaygın anlatılara da meydan okur. Tasarruf alışkanlıkları, finansal okuryazarlık, aile yapısı ya da eğitime verilen değer gibi açıklamalar, Hamilton ve Darity'ye göre servet uçurumunun ancak küçük bir kısmını açıklayabilir. Uçurumun asıl kaynağı, ailelerden kuşaklara aktarılan başlangıç varlıklarıdır: bir ev peşinatı için yapılan aile yardımı, faizsiz bir borç, miras kalan bir arsa. Bu aktarımlar görünmezdir, ama fırsatlar üzerindeki etkileri belirleyicidir.

Servete odaklanmak, tabakalaşma iktisadının tarihsel boyutunu da öne çıkarır. Konut piyasasındaki ayrımcı kredi uygulamaları, toprak mülkiyetinden dışlama ya da kamu destekli varlık edinme programlarına eşitsiz erişim, geçmişte kalmış olaylar değil, bugünkü servet dağılımına gömülü olarak yaşamaya devam eden süreçlerdir.

Bireyi değil, yapıyı değiştirmek

Teşhis farklı olunca reçete de değişir. Sorun bireyde değil yapıdaysa, politika da bireyi "iyileştirmeye" değil varlık dağılımını doğrudan değiştirmeye yönelmelidir.

Öne çıkan öneriler şunlar: her çocuğa doğumda, ailesinin servetiyle ters orantılı olarak devlet katkılı bir fon açılması ("baby bonds"), devletin herkese iş güvencesi sunduğu bir istihdam garantisi ve Darity ile Mullen'in From Here to Equality (2020) kitabında savunduğu tarihsel tazminatlar. Ortak mantık, kuşaklar boyunca biriken dezavantajı kaynağında, yani servet düzeyinde ele almaktır.

"Baby bonds" önerisi, Hamilton ve Darity'nin 2010 tarihli makalesinde ayrıntılı biçimde geliştirildi. Fon çocuk reşit olduğunda ancak varlık edinimi amacıyla, örneğin eğitim, konut ya da iş kurmak için kullanılabilir. Fikir yalnızca akademik bir tartışma olarak kalmadı: ABD'de Connecticut eyaleti 2021'de böyle bir programı yasalaştıran ilk eyalet oldu.

İstihdam garantisinin mantığı ise işgücü piyasasındaki pazarlık gücüyle ilgilidir. Dışlanan grupların işsizliğe ve güvencesiz işlere daha çok maruz kalması, onları ayrımcı işverenler karşısında savunmasız bırakır. Kamunun herkese makul ücretli bir iş sunması, bu gruplar için bir taban oluşturur ve ayrımcılığın maliyetini işverene geri yükler.

Tazminat önerisi ise en tartışmalı olanıdır. Darity ve Mullen'e göre köleliğin, ayrım yasalarının ve sonrasındaki ayrımcı politikaların yarattığı servet uçurumu, ancak doğrudan ve büyük ölçekli bir servet transferiyle kapatılabilir. Bu öneri, tabakalaşma iktisadının teşhisinin doğal sonucudur: Sorun tarihsel olarak biriken bir servet farkıysa, çözüm de o farkı doğrudan hedeflemelidir.

Açık sorular

Yaklaşım güçlü olduğu kadar tartışmalı da. Eleştirilerin bir kısmı dışarıdan, bir kısmı ise programın kendi içinden geliyor.

Tanımlama sorunu

Ayrımcılığın varlığını göstermek artık görece kolay. Bertrand ve Mullainathan'ın 2004'te American Economic Review'da yayımlanan ünlü çalışması, aynı özgeçmişin yalnızca isim değiştirilerek gönderildiğinde farklı geri dönüş oranları aldığını gösterdi. Ama bu tür denetim çalışmaları ayrımcılığın nedenini söylemez. Gözlenen davranışın zevkten mi, istatistiksel çıkarımdan mı, yoksa göreli konumu koruma güdüsünden mi kaynaklandığını ayırt etmek çok zordur. Tabakalaşma iktisadının merkezi iddiası tam da bu üçüncü güdüye dayandığı için, tanımlama sorunu programın en kırılgan noktasıdır.

Bireycilik ve bütüncülük arasında

Grubu analiz birimi yapmak, bir başka soruyu davet eder: Grup çıkarı bireysel davranışa nasıl dönüşür? Mancur Olson'un The Logic of Collective Action (1965) kitabından beri biliyoruz ki ortak bir çıkarın varlığı, bireylerin o çıkar için davranacağını garanti etmez. Bir işveren, beyaz işçilerin genel olarak kazandığı bir düzeni korumak için neden kendi kârından vazgeçsin? Tabakalaşma iktisadı bu soruya kimlik normları, toplumsal yaptırımlar ve kurumların kalıcılığıyla cevap verir, ama mikro temellerin tam olarak kurulduğunu söylemek zor.

Grup sınırları ve içsellik

Gruplar tabakalaşmanın hem nedeni hem sonucuysa, onları dışsal kategoriler olarak regresyona sokmak döngüsel bir hale gelir. Grupları sabit kategoriler olarak almak, ayrıca yaklaşımın eleştirdiği özcülüğe kendisinin düşmesi riskini taşır. Darity, Mason ve Stewart'ın evrimsel modeli bu soruna bir cevap girişimidir, ama ampirik çalışmaların çoğu hâlâ grupları veri olarak almaktadır.

Sınıf eleştirisi ve kesişimsellik

Marksist çevrelerden gelen eleştiri, ırk ya da etnisite vurgusunun sınıf ayrımlarını gölgelediğidir. Baskın grubun yoksul üyeleri tabakalaşmadan gerçekten kazançlı mı çıkıyor, yoksa kazancın büyük kısmı o grubun varlıklı kesimine mi gidiyor? Cox'tan beri süren bu tartışma kesişimsellik sorunuyla da bağlantılıdır. Sınıf, cinsiyet ve etnisite üst üste bindiğinde, hangi eşitsizliğin hangi gruba atfedileceği belirsizleşir.

Genellenebilirlik

Yaklaşım büyük ölçüde ABD'deki siyah-beyaz ayrımı üzerinden gelişti. Bu ayrım, tarihsel olarak keskin ve görece görünür sınırlara sahiptir. Başka bağlamlara taşındığında grup kategorilerinin daha akışkan olduğu durumlarla karşılaşılır. En güçlü karşılaştırmalı uygulama alanı Hindistan'daki kast literatürüdür. Ashwini Deshpande'nin The Grammar of Caste (2011) kitabı ile Sukhadeo Thorat ve Katherine Newman'ın derlediği Blocked by Caste (2010), kast temelli dışlamanın modern işgücü piyasalarında nasıl yeniden üretildiğini belgeler. Toplumsal cinsiyet, göçmenler ve etnik azınlıklar da yaklaşımın uygulandığı diğer alanlardır. Ancak her yeni bağlam, grup kategorilerinin tarihsel ve siyasal olarak nasıl kurulduğunu da araştırmanın konusu yapmayı gerektirir.

Sonuç

Tabakalaşma iktisadının en değerli katkısı belki de bir bakış değişikliğidir. Eşitsizliği kaybedenlerin kusuru olarak değil, kazananların stratejisi olarak okumayı önerir. Bu bakış her soruya cevap vermiyor; ama iktisadın uzun süre sormaktan kaçındığı bir soruyu, eşitsizlikten kimin yararlandığı sorusunu yeniden masaya koyuyor.

İktisadi düşünce tarihi açısından bu, bir geri dönüş olarak da okunabilir. Veblen'in statü rekabeti, Myrdal'ın kümülatif nedenselliği ve Du Bois'nın psikolojik ücreti, ana akımın bireyci ve denge odaklı çerçevesi içinde uzun süre kenarda kaldı. Tabakalaşma iktisadı bu mirası yeniden merkeze çekerken, iktisadın güç, kimlik ve tarih kavramlarından arındırılmış bir bilim olarak sürdürülüp sürdürülemeyeceği sorusunu da yeniden gündeme getiriyor. Yöntemsel sorunları henüz tam çözülmüş değil; ama sorduğu sorunun önemi, bu sorunlarla uğraşmayı fazlasıyla değerli kılıyor.

Kaynakça

Akerlof, G. A. (1976). "The Economics of Caste and of the Rat Race and Other Woeful Tales." Quarterly Journal of Economics, 90(4), 599–617.

Akerlof, G. A. ve Kranton, R. E. (2000). "Economics and Identity." Quarterly Journal of Economics, 115(3), 715–753.

Akerlof, G. A. ve Kranton, R. E. (2010). Identity Economics: How Our Identities Shape Our Work, Wages, and Well-Being. Princeton: Princeton University Press.

Arrow, K. J. (1973). "The Theory of Discrimination." O. Ashenfelter ve A. Rees (ed.), Discrimination in Labor Markets içinde (s. 3–33). Princeton: Princeton University Press.

Becker, G. S. (1957). The Economics of Discrimination. Chicago: University of Chicago Press.

Bergmann, B. R. (1971). "The Effect on White Incomes of Discrimination in Employment." Journal of Political Economy, 79(2), 294–313.

Bertrand, M. ve Mullainathan, S. (2004). "Are Emily and Greg More Employable than Lakisha and Jamal? A Field Experiment on Labor Market Discrimination." American Economic Review, 94(4), 991–1013.

Blumer, H. (1958). "Race Prejudice as a Sense of Group Position." Pacific Sociological Review, 1(1), 3–7.

Chelwa, G., Hamilton, D. ve Stewart, J. (2022). "Stratification Economics: Core Constructs and Policy Implications." Journal of Economic Literature, 60(2), 377–399.

Cox, O. C. (1948). Caste, Class and Race: A Study in Social Dynamics. New York: Doubleday.

Darity, W. Jr. (2005). "Stratification Economics: The Role of Intergroup Inequality." Journal of Economics and Finance, 29(2), 144–153.

Darity, W. Jr., Hamilton, D. ve Stewart, J. B. (2015). "A Tour de Force in Understanding Intergroup Inequality: An Introduction to Stratification Economics." The Review of Black Political Economy, 42(1–2), 1–6.

Darity, W. Jr., Mason, P. L. ve Stewart, J. B. (2006). "The Economics of Identity: The Origin and Persistence of Racial Identity Norms." Journal of Economic Behavior & Organization, 60(3), 283–305.

Darity, W. Jr. ve Mullen, A. K. (2020). From Here to Equality: Reparations for Black Americans in the Twenty-First Century. Chapel Hill: University of North Carolina Press.

Davis, J. B. (2003). The Theory of the Individual in Economics: Identity and Value. London: Routledge.

Davis, J. B. (2011). Individuals and Identity in Economics. Cambridge: Cambridge University Press.

Davis, J. B. (2015). "Stratification Economics and Identity Economics." Cambridge Journal of Economics, 39(5), 1215–1229.

Davis, J. B. (2019). "Stratification Economics as an Economics of Exclusion." Journal of Economics, Race, and Policy, 2(3), 163–172.

Deshpande, A. (2011). The Grammar of Caste: Economic Discrimination in Contemporary India. New Delhi: Oxford University Press.

Du Bois, W. E. B. (1935). Black Reconstruction in America. New York: Harcourt, Brace and Company.

Hamilton, D. ve Darity, W. Jr. (2010). "Can 'Baby Bonds' Eliminate the Racial Wealth Gap in Putative Post-Racial America?" The Review of Black Political Economy, 37(3–4), 207–216.

Hamilton, D., Darity, W. Jr., Price, A. E., Sridharan, V. ve Tippett, R. (2015). Umbrellas Don't Make It Rain: Why Studying and Working Hard Isn't Enough for Black Americans. New York: The New School; Durham: Duke Center for Social Equity; Oakland: Insight Center for Community Economic Development.

Harris, C. I. (1993). "Whiteness as Property." Harvard Law Review, 106(8), 1707–1791.

Krueger, A. O. (1963). "The Economics of Discrimination." Journal of Political Economy, 71(5), 481–486.

Myrdal, G. (1944). An American Dilemma: The Negro Problem and Modern Democracy. New York: Harper & Brothers.

Olson, M. (1965). The Logic of Collective Action: Public Goods and the Theory of Groups. Cambridge, MA: Harvard University Press.

Phelps, E. S. (1972). "The Statistical Theory of Racism and Sexism." American Economic Review, 62(4), 659–661.

Tajfel, H. ve Turner, J. C. (1979). "An Integrative Theory of Intergroup Conflict." W. G. Austin ve S. Worchel (ed.), The Social Psychology of Intergroup Relations içinde (s. 33–47). Monterey, CA: Brooks/Cole.

Thorat, S. ve Newman, K. S. (ed.) (2010). Blocked by Caste: Economic Discrimination in Modern India. New Delhi: Oxford University Press.

Thurow, L. C. (1969). Poverty and Discrimination. Washington, DC: Brookings Institution.

Tilly, C. (1998). Durable Inequality. Berkeley: University of California Press.

Veblen, T. (1899). The Theory of the Leisure Class. New York: Macmillan.

Weber, M. (1922). Wirtschaft und Gesellschaft. Tübingen: J. C. B. Mohr (Paul Siebeck).



[1] Claude YZ ile birlikte yazılmıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ

Küresel Akademinin Doğuşu ve Eksen Değişimi: Humboldt İdealinden Atlantik Ötesi Sürgüne (1810-1945)