Kompleksite İktisadının Soy Kütüğü ve Metodolojik Dönüşümü (1870–2026+)
Kompleksite
İktisadının Soy Kütüğü ve Metodolojik Dönüşümü (1870–2026+)
Ercan Eren
İktisadi
düşünce tarihi, yalnızca yeni teorilerin eskilerin yerini aldığı bir süreç
değil; aynı zamanda iktisat bilimi ile doğa bilimleri, matematiksel araçlar ve
bilişimsel teknolojiler arasındaki ilişkinin sürekli yeniden tanımlandığı bir
epistemolojik evrim sürecidir. 19. yüzyılda marjinalist devrimle birlikte
Newton mekaniğinin kapalı, simetrik ve dengeli evren kurgusunu metodolojik bir
ideal olarak benimseyen iktisat; uzun yıllar boyunca aktörlerin tam rasyonellik
ve homojenlik varsayımları altında hareket ettiği, sistemik krizlerin ve
dönüşümlerin dışsal şoklarla açıklandığı mekanik bir disiplin olarak varlığını
sürdürmüştür.
Ancak 20.
yüzyılın ikinci yarısından itibaren doğa bilimlerinde yaşanan denge dışı
termodinamik, kaos teorisi, evrimsel biyoloji ve ağ bilimindeki gelişmeler,
sosyo-ekonomik sistemlerin mekanik birer makine değil; canlı, adapte olan,
doğrusal olmayan ve dengeden uzak Uyum Sağlayan Karmaşık Sistemler (Complex
Adaptive Systems) olduğunu ortaya koymuştur. Bu farkındalık; 1980'lerde
evrimci iktisat ve Santa Fe Enstitüsü'nün kuruluşundan başlayarak, 2008 Küresel
Finans Krizi'nin yarattığı metodolojik kırılmaya, COVID-19 pandemisi ve Büyük
Dil Modellerinin (LLM) yükselişinden yeşil dönüşümün karmaşık dinamiklerine
kadar uzanan geniş bir tarihsel parantezde iktisadı temelden dönüştürmüştür.
Bu çalışma;
Neoklasik iktisadi omurganın indirgemeci dengesinden Kompleksite İktisadı'nın
(Complexity Economics) algoritmik, ağ tabanlı ve oluş merkezli (becoming)
paradigmasına geçişin tarihsel ve metodolojik haritasını çıkarmayı
amaçlamaktadır. Giriş bölümündeki epistemolojik temellendirmenin ardından;
1980–2000 dönemi Kurumsallaşma ve Hesaplamalı Devrim (IV. Bölüm), 2000–2020
dönemi Ağlar, Krizler ve Epistemolojik Keskinleşme (V. Bölüm), 2020 ve sonrası
Dijital ve Ekolojik Sentez Çağı (VI. Bölüm) ve nihayetinde Neoklasik ve
Karmaşıklık paradigmasının metodolojik karşılaştırması ile disiplinin bugünkü
konumu (VII. Bölüm) ekseninde tartışma derinleştirilmektedir.
Giriş: Epistemolojik Kırılma ve İktisatta Paradigma Değişimi
20.Yüzyıl
iktisat biliminin egemen paradigması, kuramsal meşruiyetini büyük ölçüde 19.
yüzyılın klasik mekanik fiziğinden ödünç aldığı analojiler üzerine inşa
etmiştir. Léon Walras, William Stanley Jevons ve Vilfredo Pareto gibi öncülerin
başlattığı "marjinalist devrim", iktisadı niteliksel ve tarihsel bir
toplumsal disiplin olmaktan çıkarıp, tıpkı Newtonian gök mekaniğinde olduğu
gibi katı, kapalı ve tümdengelimsel bir matematiksel kesinlik zeminine
oturtmayı hedeflemiştir. Bu tarihsel süreçte iktisadi aktörler yerçekimi
kuvvetine maruz kalan kütlelere; piyasalar sürtünmesiz ortamdaki denge
düzeneklerine, fiyatlar ise sistemik enerjiyi koruyan vektörlere
dönüştürülmüştür. Ancak doğa bilimlerinde termodinamik, kuantum mekaniği, kaos
teorisi ve uyum sağlayan karmaşık sistemler (Complex Adaptive Systems)
üzerinden yaşanan epistemik dönüşüm, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren
iktisat epistemolojisinde de kaçınılmaz bir kırılmayı tetiklemiştir.
Kompleksite
İktisadı (Complexity Economics), ana akım iktisadın durgun, doğrusal ve
tümdengelimci aksiyomlarına karşı; canlı, evrimleşen, denge dışı ve algoritmik
bir altüst oluşu temsil etmektedir (Arthur, 2015). Bu giriş bölümü, iktisadi
düşüncedeki söz konusu epistemolojik kırılmayı üç temel eksende incelemektedir:
Newtonian indirgemecilikten sistemik karmaşıklığa geçiş, metodolojik
bireyciliğin homojen/temsili ajan illüzyonundan arındırılarak heterojen
etkileşimler üzerinden yeniden tanımlanması ve nihayetinde analitik kapalı
denklemlerin yerini algoritmik yürütmeye (computation) bırakması.
1. Kartezyen ve Newtonian İndirgemecilikten Sistemik Karmaşıklığa
Geleneksel
Neoklasik iktisadi analizin merkezinde René Descartes'ın "parçaları tek
tek inceleyerek bütünü anlama" prensibine dayanan Kartezyen metodoloji ile
Isaac Newton'ın evrensel determinizm anlayışı yer alır. Bu epistemolojik
gelenek uyarınca karmaşık bir sistem, kendisini oluşturan en küçük yapı
taşlarına ayrıştırılabilir ve bu parçaların davranışları doğrusal olarak
toplanarak (linear aggregation) bütünün davranışına ulaşılabilir.
Doğrusallık aksiyomu (f(x+y)=f(x)+f(y)), sistem içindeki etkileşimlerin
niteliksel olarak yeni bir durum yaratmadığını; girdilerdeki küçük
değişikliklerin zorunlu olarak küçük sonuçlar doğuracağını ve sistemin her
koşulda dikey bir çeker (attractor) işlevi gören bir denge noktasına (equilibrium)
yöneleceğini varsayar (Mirowski, 1989).
Oysa doğadaki
ve toplumdaki karmaşık sistemler açık, doğrusal olmayan (non-linear) ve
dengeden uzak (far-from-equilibrium) sistemlerdir. Ilya Prigogine'in
denge dışı termodinamik çalışmalarında gösterdiği üzere, açık sistemler sürekli
madde, enerji ve bilgi akışına maruz kalır (Prigogine & Stengers, 1984). Bu
tür sistemlerde olumlu geri besleme (positive feedback) döngüleri,
başlangıç koşullarına hassas bağımlılık (butterfly effect) ve tarihsel
patika bağımlılığı (path dependence) esastır. Geleneksel iktisat,
stokastik şokları sisteme dışsal (exogenous) ve geçici bozulmalar olarak
eklemlerken; Kompleksite İktisadı, içsel (endogenous) çalkantıları, faz
geçişlerini ve ani kırılmaları sistemin kendi yapısının doğal bir ürünü olarak
kabul eder.
Bu bağlamda
iktisadi süreç, mekânsal ve zamansal olarak donmuş statik bir "durum"
(state) değil; sürekli tazelenen, evrilen ve dönüşen bir
"oluş" (becoming) sürecidir. İktisat, Newton mekaniğinin
zamansız (t parametresinin yönünün önemsiz olduğu) simetrik uzayından çıkıp;
zamanın okunun (arrow of time) tek yönlü ve geri döndürülemez aktığı
tarihsel bir düzleme kaymaktadır.
2. Metodolojik Bireyciliğin Yeniden Tanımlanması: Temsili Ajan İllüzyonunun
Çöküşü
Neoklasik
genel denge kuramı (Arrow-Debreu çerçevesi) ve modern makroekonominin temeli
olan Dinamik Rastlantısal Genel Denge (DSGE) modelleri, makroekonomik olguları
mikro temellere dayandırma iddiasıyla "Temsili Ajan" (Representative
Agent) kurgusuna sığınmıştır. Bu kurgu, toplumdaki tüm bireylerin veya
firmaların aynı tam rasyonellik aksiyomlarına sahip olduğunu, homojen tercihler
sunduğunu ve dolayısıyla tek bir tipik ajanın optimizasyon probleminin
çözülmesiyle makroekonominin açıklanabileceğini ileri sürer.
Ancak Alan
Kirman'ın aksiyomatik olarak kanıtladığı gibi, bireysel düzeydeki rasyonellik
ve optimizasyon varsayımları toplanarak toplumsal düzeyde rasyonel veya kararlı
bir davranışa dönüştürülemez (Sonnenschein-Mantel-Debreu teoremi) (Kirman,
1992). Temsili ajan varsayımı, iktisadın özünü oluşturan "etkileşim"
olgusunu yok eder. Oysa gerçek iktisadi sistemlerde aktörler birbirlerinden
kopuk adacıklar değildir; doğrudan, ağlar (networks) üzerinden ve yerel
düzeyde birbirlerinin kararlarını etkilerler.
Kompleksite
İktisadı, metodolojik bireyciliği tamamen reddetmez; ancak onu bilişsel olarak
sınırlı, heterojen ve ağlar üzerinden etkileşen aktörler zemininde yeniden
tanımlar:
- Heterojenlik: Aktörler farklı bilgiye, servete, risk algısına ve karar kurallarına
sahiptir.
- Belirim (Emergence): Karmaşık sistemlerde bütün, parçaların toplamından sadece niteliksel
olarak farklı değil, parçaların basit toplamına indirgenemez bir olgudur
(1+1≠2). Mikro
düzeydeki basit yerel etkileşimlerden (örneğin karınca sürülerinde veya
spekülatörlerin piyasa davranışlarında) makro düzeyde öngörülemeyen toplu
davranış kalıpları belirir (Epstein & Axtell, 1996).
- İçsel Şebeke Yapısı: Aktörler rastgele değil; ölçekten bağımsız (scale-free) veya
küçük dünya (small-world) ağ topolojileri üzerinden bağ kurarlar.
Bu durum, sistemik riskin ve bulaşma etkilerinin (contagion) içsel
olarak türemesine yol açar (Barabási, 2016).
3. Analitik Denklemlerden Algoritmik Süreçlere: f(x)=0 Kalıbının Aşılması
Klasik iktisat
analizi, Newton ve Leibniz’in geliştirdiği diferansiyel hesap (calculus)
ve doğrusal cebir araçlarına mahkûmdur. Bu yaklaşımda sistem, eş zamanlı
denklem takımları biçiminde kurgulanır ve analitik bir "çözüm"
aranır: f(x)=0 veya Max(x). Ancak bir sistem karmaşık, doğrusal olmayan ve
heterojen dinamikler içerdiğinde, kapalı formda (closed-form) analitik
bir çözüm türetmek matematiksel olarak imkânsız hale gelir.
Kompleksite
devrimi, bu matematiksel tıkanıklığı algoritmik yürütme (computation) ve
Ajan-Bazlı Modelleme (Agent-Based Modeling- ABM) yöntemleriyle aşmıştır.
Burada amaç kapalı bir statik denge noktasını hesaplamak değil; sistemin zaman
içindeki mikroskobik adımlarını bilgisayar ortamında simüle ederek makro
kalıpların nasıl belirdiğini izlemektir.
|
Parametre / Metodoloji |
Geleneksel Neoklasik Paradigma |
Kompleksite İktisadı Paradigması |
|
Matematiksel Mantık |
Analitik Denklemler (f(x)=0, Diferansiyel
Denklem) |
Algoritmik / Hesaplamalı (If-Then Kuralları,
ABM) |
|
Bilişsel Aksiyom |
Tam Rasyonellik & Sınırsız Bilişsel
Kapasite |
Sınırlı Rasyonellik & İndüktif/Sezgisel
Öğrenme |
|
Sistem Yapısı |
Doğrusal, Kapalı, Olumsuz Geri Beslemeli |
Doğrusal Olmayan, Açık, Olumlu Geri Beslemeli |
|
Zaman Boyutu |
Statik / Mantıksal Zaman (Tersine Çevrilebilir) |
Tarihsel Zaman / Patika Bağımlı (Tek Yönlü) |
|
Makro-Mikro Bağlantısı |
Temsili Ajan (Doğrusal Toplulaştırma) |
Heterojen Ajanlar & Etkileşimden Belirim (Emergence) |
|
Temel İdeali |
Denge (Equilibrium) ve Nokta Tahmini |
Denge Dışılık (Non-equilibrium) ve
Pattern Prediction |
Bu
epistemolojik dönüşüm, iktisadın araç setini temelden değiştirmektedir. Herbert
Simon’ın vurguladığı "prosedürel rasyonellik" (Simon, 1976) ve George
Boole’un mantıksal kuralları, denklemlerin yerini alan mantıksal işlem
dizilimlerine imkân tanımıştır. İktisat artık durağan denklemleri çözen bir
geometri disiplini değil; kuralların, rutinlerin ve etkileşimlerin zaman içinde
nasıl sonuçlar doğurduğunu simüle eden algoritmik bir süreç bilimidir.
I. Fizikte
Paradigma Kırılması: Klasik Fiziğe Karşı Kompleksite Fiziği
1. Klasik /
Newtonian Mekanik ve Neoklasik İktisadın İthal Edilmiş Aksiyomları
19. yüzyılın son çeyreğinde Leon Walras, William
Stanley Jevons, Carl Menger ve sonrasında Alfred Marshall ile olgunlaşan
Marjinalist Devrim, iktisadı bir "ahlak ve siyaset bilimi" ikliminden
koparıp pozitif Doğa bilimlerinin katı statüsüne yükseltme arzusuyla hareket
etmiştir (Jevons, 1871).[1] Bu
tarihsel dönemde bilimsel meşruiyetin tek ölçütü Newton mekaniğinin başarıları
ve Lagrange-Hamilton matematiğinin zarafetiydi. İktisadi kuramcılar, mekanik
fiziğin aksiyomatik yapısını doğrudan iktisadi alana ithal etmişler; ancak bu
transfer esnasında fiziğin varsayımlarını epistemolojik ve ontolojik olarak
saptırarak donmuş bir "sosyal fizik" kurgulamışlardır (Mirowski,
1989).
A. Determinizm
ve Tersine Çevrilebilirlik (Reversibility)
Newton mekaniğinde hareket yasaları zamana karşı
simetriktir. t zaman değişkeninin yönünün pozitif (+t) veya negatif (-t) olması
denklemlerin matematiksel geçerliliğini değiştirmez. Geçmiş ve gelecek,
deterministik bir yörünge (trajectory) üzerinde simetrik olarak eşdeğerdir;
sistemin şimdiki durumu bilindiğinde hem geçmişi tamamen yeniden inşa etmek hem
de geleceği kesin olarak öngörmek mümkündür.
Neoklasik iktisat, bu mekanik zaman mantığını
aksiyomlaştırarak zamansız (ahistorical) bir Genel Denge kuramı
(Walrasian ve Arrow-Debreu çerçeveleri) türetmiştir:
- Zamansızlık: İktisadi süreçlerin tarihsel bir hafızası
veya yönü yoktur. Bir piyasa dengesi bozulduğunda ve tekrar kurulduğunda,
sistem tam olarak aynı koordinatlara geri dönebilir.
- Tersine Çevrilebilirlik:
Kararların, sermaye birikiminin ve teknolojik seçimlerin maliyetsizce geri
alınabileceği varsayılır. Gerçek dünyadaki "tarihsel patika
bağımlılığı" ve "zamanın yönü" iktisadi modellerin tamamen
dışında bırakılmıştır (Prigogine & Stengers, 1984).[2]
B.
İndirgemecilik (Reductionism) ve Doğrusallık (Linearity)
Klasik mekanik, karmaşık gök olaylarını en küçük
parçalarına (kütle çekim noktalarına) ayırıp bu parçaların bağımsız çözümlerini
doğrusal olarak toplayarak (superposition principle) bütüne ulaşma
metodolojisine dayanır. Doğrusallık aksiyomu uyarınca:
f(A + B)
= f(A) + f(B)
İktisat bilimi bu mantığı kabul ederek iki temel
varsayımı kuramın merkezine yerleştirmiştir:
- Homojen Aktörler ve Derneştirme (Toplulaştırma, Aggregation): Piyasayı oluşturan tüm bireyler aynı rasyonel optimizasyon
kurallarına uyar. Bu sayede mikro seviyedeki bireysel fayda fonksiyonları
herhangi bir niteliksel sıçrama ya da dönüşüm yaşanmaksızın üst üste
toplanarak makro seviyedeki toplam talep eğrilerine dönüştürülebilir.
- Doğrusal Etkileşim:
Girdilerdeki küçük değişiklikler küçük sonuçlar, büyük değişiklikler büyük
sonuçlar doğurur. Doğrusal dünyada sistem içi çarpanlar kararlıdır; mikro
seviyedeki küçük bir aksaklığın makro seviyede sistemik bir çöküşe yol
açma ihtimali (doğrusal olmayan kelebek etkisi) matematiksel olarak
elenmiştir (Kirman, 1992).[3]
C. Denge ve
Korunum Yasaları
Newton mekaniğinde ve klasik termodinamikte
kapalı sistemler esastır. Enerjinin korunumu yasasına benzer şekilde, iktisatta
da "değerin korunumu" varsayılmış; sistemin dışarıdan bir şok
almadığı sürece kendi iç mekanizmalarıyla dikey bir çekere (attractor)
yani Statik Denge noktasına kayacağı ileri sürülmüştür.
- Kapalı Sistem Varsayımı: Piyasa,
çevreyle madde ve enerji alışverişi yapmayan; dışsal (exogenous)
faktörler tarafından rahatsız edilmedikçe kendi içinde kapalı ve dengede
kalan bir yapı olarak kurgulanır.
- Olumsuz Geri Besleme (Negative Feedback): Sistem dengeden saptığında, olumsuz geri besleme mekanizmaları
(fiyatların artmasıyla talebin düşmesi gibi) derhal devreye girerek
sistemi tekrar başlangıçtaki denge noktasına iter. Sistemik çalkantılar
içsel (endogenous) yapının doğal sonucu değil, sisteme dışarıdan
vurulan stokastik şokların geçici etkileridir (Arthur, 2015).[4]
2. Kompleksite Fiziğinin Doğuşu ve Aksiyomatik Devrim
20. yüzyılın
başlarından itibaren doğa bilimlerinde yaşanan gelişmeler, Newtonian mekaniğin
determinist, tersine çevrilebilir ve doğrusal evren tablosunu kökten
sarsmıştır. Fizikte meydana gelen bu epistemolojik kırılma; doğanın statik bir
denge makinesi değil, denge dışı koşullarda sürekli kendisini yeniden üreten,
belirim (emergence) kapasitesine sahip, tarihsel ve kaotik bir süreç
olduğunu kanıtlamıştır (Anderson, 1972). Bu kavrayış, Kompleksite İktisadının
da metodolojik cephanesini oluşturmuştur.
A. Henri Poincaré ve Üç Cisim Problemi (Three-Body Problem)
Deterministik
mekaniğin ilk büyük teorik çatlağı, 19. yüzyılın sonunda Henri Poincaré'nin
Güneş, Dünya ve Ay'ın karşılıklı kütleçekimsel etkileşimlerini içeren "Üç
Cisim Problemi"ni incelemesiyle ortaya çıkmıştır.
- Klasik Mekanik (2 Cisim Problemi): İki cismin etkileşimi diferansiyel denklemlerle kapalı formda
çözülebilir ve kesin analitik sonuca ulaşılır.
- Karmaşıklık ve Kaos (3 Cisim Problemi): Sisteme üçüncü bir kütle eklendiğinde doğrusal olmayan etkileşimler
nedeniyle analitik kesin çözüm imkânsızlaşır (Poincaré, 1890).
- Deterministik Kaosun Doğuşu: Poincaré, sistemin yörüngelerinin son derece karmaşık, kestirilemez
ve başlangıç koşullarındaki ufak bir sapmaya aşırı duyarlı olduğunu
göstererek determinist kaos teorisinin ilk matematiksel temelini atmıştır.
Bu durum, iktisatta homojen iki aktörlü modellerden çok aktörlü piyasalara
geçildiğinde neden genel dengenin analitik olarak türetilemeyeceğinin ilk
fiziksel göstergesidir.
B. Ilya Prigogine ve Denge Dışı Termodinamik
Termodinamiğin
ikinci yasası, kapalı sistemlerde entropinin (düzensizliğin) sürekli artacağını
ve sistemin nihayetinde "termal ölüm" veya maksimum düzensizlik
dengesine ulaşacağını söyler. Ancak Ilya Prigogine, doğadaki ve toplumdaki
canlı sistemlerin kapalı değil, çevreleriyle sürekli madde, enerji ve bilgi
alışverişinde bulunan açık sistemler olduğunu vurgulayarak termodinamiğe
yeni bir boyut kazandırmıştır (Prigogine & Stengers, 1984).
- Açık Sistemler ve Entropi Akışı: Açık sistemler, çevrelerinden aldıkları düşük entropili enerji ve
bilgi akışı sayesinde kendi içlerindeki entropi artışını dışarıya ihraç
ederler.
- Dağıtıcı Yapılar (Dissipative Structures): Prigogine, sistemlerin dengeden çok uzaktaki (far-from-equilibrium)
koşullarda çalışırken, olumlu geri beslemeler (positive feedback)
vasıtasıyla düzensizlikten kendiliğinden yeni ve daha üst düzey bir düzen
doğurabileceğini kanıtlamıştır. Bu durum, iktisadi sistemlerin Statik
Denge noktalarında değil, dengeden uzak türbülanslı alanlarda yenilik ve
yapısal dönüşüm ürettiğinin kanıtıdır.
- Zamanın Oku (Arrow of Time): Denge dışı süreçlerde zaman artık tersine çevrilebilir bir parametre
değildir. Doğa ve toplum, tek yönlü, geri döndürülemez (irreversible)
ve patika bağımlı tarihsel bir oluş (becoming) içinde akar
(Prigogine, 1997).
C. Doğrusal Olmayan Dinamikler ve Kaos Teorisi
1960'larda
bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle birlikte doğrusal olmayan diferansiyel
denklemler simüle edilebilir hale gelmiş ve Kaos Teorisi disiplinler arası bir
boyut kazanmıştır.
- Edward Lorenz ve Kelebek Etkisi (Butterfly
Effect): Meteorolog Lorenz, basit 3 değişkenli
doğrusal olmayan hava tahmini modellerini simüle ederken, başlangıç
verisindeki çok küçük bir farkın simülasyonun sonunda tamamen zıt hava
durumları yarattığını keşfetmiştir. Bu durum, başlangıç koşullarına
hassas bağımlılık (sensitive dependence on initial conditions)
olarak literatüre girmiştir (Lorenz, 1963).
- Garip Çekerler (Strange Attractors): Klasik mekanikte sistemler tek bir sabit noktaya veya periyodik bir
döngüye kayarken; kaotik sistemler faz uzayında asla kendini tekrarlamayan
ancak belirli bir geometrik sınır ve kalıp içinde kalan garip çekerler
çizerler. Bu dinamik, piyasa fiyatlarının tamamen rastgele olmadığını,
ancak tek bir denge fiyatına da çakılmadığını; kaotik bir kalıp etrafında
salındığını açıklar.
D. Faz Geçişleri ve Kendini Uyarlayan Kritiklik (Self-Organized
Criticality- SOC)
Kompleksite
fiziğinin sistemik çöküşleri ve ani faz değişimlerini açıklamakta kullandığı en
önemli paradigmalarından biri fizikçi Per Bak tarafından geliştirilen Kendini
Uyarlayan Kritiklik (SOC) teorisidir.
- Per Bak ve Kum Yığını Modeli (Sandpile
Model): Bak ve çalışma arkadaşları, bir tepeciğe
teker teker düşen kum tanelerini simüle etmişlerdir (Bak et al., 1987).
Sandpile tepeciği belirli bir kritik eğime ulaştığında (kritik durum),
sisteme eklenen tek bir kum tanesi bazen hiçbir etki yapmazken bazen de
tüm yapıyı çökerten devasa bir heyelana (avalanche) yol açabilir.
- Süreç Adımları:
- Kum taneleri teker teker
düşer ve yerel etkileşim başlar.
- Eğim kritik eşiğe ulaşır
(Kendini Uyarlayan Kritiklik).
- Tek bir taneyle ani bir
heyelan ve faz geçişi tetiklenir.
- Ölçekten Bağımsız Güç Yasaları (Power
Laws): SOC sistemlerinde olayların büyüklüğü ve
sıklığı Gauss (Normal/Çan Eğrisi) dağılımına uymaz; uzun kuyruklu güç
yasalarına uyar. Sistem dışsal büyük bir şoka gerek duymaksızın, kendi
içsel dinamikleriyle kritik eşiğe ulaşır ve sistemik çöküşler üretir.
Bu kavrayış, 2008 finansal krizinin ve borsa çöküşlerinin içsel yapısını
kavramakta Neoklasik iktisadın Gauss varsayımına dayalı risk modellerine
kıyasla radikal bir üstünlük sağlar (Bak, 1996).
II. İktisadi
Karmaşıklığın Derin Kökleri (1870–1950)
1. Klasik
Matematiksel Temeller ve Erken İşaretler
Kompleksite İktisadının tarihsel kökleri yalnızca
20. yüzyılın son çeyreğinde bilgisayar simülasyonlarının gelişmesiyle sınırlı
değildir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hem mantık matematiğinde hem
de kurumsal iktisadi düşüncede, Neoklasik ana akımın mekanik ve tümdengelimci
kabullerine alternatif oluşturan radikal sıçramalar yaşanmıştır (Mirowski,
2002).
A. George
Boole ve Mantık Cebiri (Boolean Algebra)
George Boole'un 1854'te yayımladığı "An
Investigation of the Laws of Thought" başlıklı eseri, matematiğin
yalnızca sürekli niceliklerin (sayıların ve diferansiyel denklemlerin) ölçümü
olmadığını; niteliksel durumların, mantıksal kuralların ve "eğer-ise"
(if-then) koşullarının da cebirselleşebileceğini kanıtlamıştır.
- Sayısal Olmayan Matematik: Boole
ikili (binary) mantık ile nicel değişkenler yerine durumları, kuralları ve
aksiyonları matematize etmiştir.
- Algoritmik Yapının Temeli:
İktisadın diferansiyel hesaba (calculus) mahkûm olmadığı, aktörlerin karar
alma süreçlerinin ikili mantıksal kurallar dizilimi üzerinden simüle
edilebileceği fikri doğrudan Boole mantığına dayanır (Boole, 1854). Bu
yaklaşım, ilerleyen yıllarda Herbert Simon'ın prosedürel rasyonellik
kavramına ve modern Ajan-Bazlı Modellerin (ABM) yazılımsal kodlama
mantığına zemin hazırlamıştır.
B. Thorstein
Veblen ve Evrimci İktisadın İlk Çığlığı
Thorstein Veblen, 1898 yılında yayımladığı "Why
is Economics Not an Evolutionary Science?" başlıklı makalesiyle
Neoklasik marjinalizmin mekanik ve statik doğasına ilk sistemli başkaldırıyı
gerçekleştirmiştir (Veblen, 1898).
- Biyolojik Analojiye Geçiş: Veblen,
iktisadın 19. yüzyıl mekanik fiziği yerine Charles Darwin'in evrimsel
biyolojisini referans alması gerektiğini savunmuştur.
- Dengenin Reddi ve İnsan Doğası: İktisadi
aktörü fayda hesabı yapan pasif bir "zevk ve acı hesap makinesi"
(globule of desire) olarak gören Neoklasik anlayışı reddetmiştir.
Bunun yerine iktisadı; alışkanlıkların, kurumsal rutinlerin, kültürel
evrimin ve sürekli değişen çevreye uyum sağlama süreçlerinin yönlendirdiği
dinamik bir yapı olarak tanımlamıştır.
2. Avusturya
Okulu: Bilgi Problemi ve Süreç İktisadı
Avusturya Okulu, Neoklasik iktisadın statik denge
yaklaşımını içeriden sorgulayan en radikal geleneklerden biridir. Okulun
kurucusu Carl Menger'den itibaren iktisat, eş zamanlı denklemlerin çözüldüğü
donmuş bir an değil; aktörlerin subjektif algılarına ve zamana yayılan bir
"piyasa süreci"ne (market process) dayanır (Menger, 1871).
A. Friedrich
Hayek’in Entelektüel Sıçramaları
Friedrich August von Hayek, özellikle 1930'lar ve
1940'lardaki çalışmalarıyla modern Kompleksite İktisadının metodolojik ve
epistemolojik temellerini atan en kilit figürdür.
- Dağınık ve Örtük Bilgi (Dispersed and Tacit Knowledge): Hayek'in 1945 tarihli "The Use of Knowledge in Society"
makalesi, piyasadaki bilginin tek bir merkezde (merkezi planlamacıda veya
Neoklasik modellerin "tam bilgiye sahip temsilcisinde")
toplanamayacağını gösterir. Bilgi doğası gereği özneldir, parçalanmıştır,
zamana/mekâna özgüdür ve aktörlerin zihninde örtük (tacit) biçimde
yer alır (Hayek, 1945).
- Kendiliğinden Düzen (Spontaneous Order / Catallaxy): Hayek'e göre piyasa, tasarımı yukarıdan aşağıya (top-down)
kurgulanmış bir mekanizma değildir. Bireylerin kendi yerel ve kısıtlı
bilgilerine dayanarak girdiği sayısız etkileşim sonucunda, aşağıdan
yukarıya (bottom-up) beliren (emergent) bir düzendir. Fiyat
mekanizması, bilginin kendisini değil, sadece o bilgiye verilen tepkileri
özetleyen bir iletişim ağı işlevi görür.
- Karmaşık Deseni Öngörme (Pattern Prediction): Hayek, 1964 tarihli "The Theory of Complex Phenomena"
çalışmasında, biyoloji, zihin ve ekonomi gibi karmaşık sistemlerde mekanik
fizikteki gibi nokta tahmini (exact prediction) yapılamayacağını;
ancak sistemik eğilimlerin ve kalıpların/desenlerin öngörülebileceğini
(pattern prediction) vurgulamıştır (Hayek, 1964). Bu kavrayış,
Ajan-Bazlı Modellerin temel hedefini oluşturur.
B. Richard E.
Wagner ve "Neo-Mengerci" Mantık
Avusturya Okulu'nun çağdaş temsilcilerinden
Richard E. Wagner, Menger ve Hayek çizgisini doğrudan modern karmaşıklık
kuramıyla bütünleştirmiştir.
- Etkileşimler Ekolojisi: Wagner, "Mind,
Society, and Human Action" (2010) adlı eserinde ekonominin tek
bir toplulaştırılmış alan olarak görülemeyeceğini savunur (Wagner, 2010).
Ekonomi, aktörlerin, kurumların ve ağların birbiriyle sürekli temas
halinde olduğu ve birinin kararının diğerinin yaşam alanını dönüştürdüğü
bir karmaşık adaptif ekolojidir.
- Makro Gerçekliğin Mikro Temelleri: Wagner'e
göre makro büyüklükler mikro verilerin matematiksel toplamı değildir.
Makroekonomi, heterojen aktörlerin ikili ve çoklu ilişkileri üzerinden
sürekli faz değiştiren, belirimsel (emergent) bir ağ yapısıdır.
3.
Post-Keynesçi Mantık: Radikal Belirsizlik ve Tarihsel Zaman
Post-Keynesçi gelenek (John Maynard Keynes, Joan
Robinson, Paul Davidson ve Hyman Minsky), Neoklasik iktisada Avusturya Okulu
ile paralellik gösteren ancak finansal dinamikleri merkeze alan ağır bir
karmaşıklık ve denge dışılık eleştirisi getirmiştir (Keynes, 1936).
A. John
Maynard Keynes ve Radikal Belirsizlik
Keynes, 1936 tarihli "General
Theory" eserinde ve 1937'deki savunma yazılarında iktisadi kararların
geleceğe dönük yapısını incelerken hayati bir ayrım yapmıştır:
- Risk vs. Belirsizlik: Risk,
olası sonuçların matematiksel olasılık dağılımlarının (Gaussian/Normal)
bilindiği durumdur (örneğin kumarhane oyunları). Radikal Belirsizlik
ise olası durumların veya olasılık dağılımlarının bilinemediği geleceğe
dair durumlardır.
- Güdüsel İçgüdüler (Animal Spirits): Radikal belirsizlik altında aktörler optimizasyon yapamazlar; bunun
yerine sezgilerine, geleneklere ve kitlesel psikolojiye (herd behavior)
sığınırlar.
B.
Ergodişizlik (Non-Ergodicity) ve Tarihsel Zaman
Paul Davidson ve Joan Robinson, Post-Keynesçi
metodolojiyi Neoklasikten ayıran en temel unsurun ergodişizlik ve tarihsel
zaman olduğunu vurgulamışlardır (Davidson, 1991).
- Ergodik Olmayan Sistemler: Ergodik
hipotez, bir sistemin geçmiş istatistiki verilerinin gelecekteki olasılık
dağılımlarını tam olarak yansıttığını varsayar. Ancak iktisadi sistem
ergodik değildir (non-ergodic); geçmiş veri geleceği tahmin etmeye yetmez
çünkü sistem yürürken kendi geleceğini inşa eder.
- Tarihsel Zaman:
Neoklasik analizin ahistorik/mantıksal zamanının aksine, tarihsel zaman
tek yönlüdür ve geri döndürülemez (irreversible). Bugün alınan bir
yatırım kararı, yarının dünyasını niteliksel olarak değiştirir ve düne
geri dönülemez.
C. Hyman
Minsky ve İçsel İstikrarsızlık Hipotezi
Hyman Minsky, Post-Keynesçi belirsizlik
anlayışını karmaşık finansal ağlara uygulayarak Finansal İstikrarsızlık
Hipotezi’ni (Financial Instability Hypothesis) geliştirmiştir
(Minsky, 1986).
- "İstikrar İstikrarsızlık Yaratır": Minsky'ye göre piyasa dışsal şoklar nedeniyle değil, kendi içsel
yapısı gereği kriz üretir. Uzun süren istikrar dönemlerinde aktörlerin
risk algısı düşer; muhafazakâr finansmandan spekülatif ve Ponzi
finansmanına geçilir.
- İçsel Olumlu Geri Besleme: Kredi
genişlemesi ve varlık fiyatlarındaki artış birbirini besleyen bir olumlu
geri besleme döngüsü (positive feedback loop) yaratır. Sistem
kendi içsel dinamikleriyle kritik eşiğe ulaşır ve tek bir kırılmayla
("Minsky Anı") çöküşe sürüklenir. Bu mekanizma, Per Bak'ın
fizikteki Kendini Uyarlayan Kritiklik (SOC) teorisinin finansal
sistemdeki doğrudan karşılığıdır.
III. Kuluçka
Dönemi (1950–1980): İndirgemeciliğe İlk Darbeler
20. yüzyılın ortalarında bilgisayar
teknolojisinin doğuşu, bilgi kuramı ve sistem analizinin gelişimi, iktisatta
ana akım Neoklasik aksiyomlara karşı ilk metodolojik itirazların filizlenmesine
zemin hazırlamıştır. Bu kuluçka döneminde, tekil tam rasyonel aktör ve statik
denge modellerinin metodolojik olarak yetersizliği açıkça ortaya koyulmuş;
karar alma süreçleri, geribildirim mekanizmaları ve hesaplamalı dinamikler
iktisat disiplinine sızmaya başlamıştır.
1. Herbert
Simon ve Bilişsel Kısıtlar
Herbert A. Simon, 20. yüzyıl iktisat ve bilişsel
bilimler tarihinin en dönüştürücü figürlerinden biridir. Neoklasik iktisadın
sınırsız bilişsel kapasiteye ve kusursuz bilgiye sahip Homo Economicus
kurgusunu deneysel ve teorik açıdan kökten sarsmıştır (Simon, 1955).
A. Sınırlı
Rasyonellik (Bounded Rationality)
Simon, karar alıcıların kısıtsız bir hesaplama
gücüne sahip olmadığını; gerçek iktisadi çevrenin yüksek derecede belirsizlik,
karmaşıklık ve bilgi yüklemesi içerdiğini vurgulamıştır (Simon, 1957).
- Bilişsel Kapasite Kısıtı: İnsan
zihni, karmaşık problemlerde olası tüm alternatifleri aynı anda
değerlendirme ve türevsel hesaplamalar yapma kapasitesine sahip değildir.
- Çevresel Kısıtlar: Bilgi
eksiktir ve toplanması maliyetlidir. Bu nedenle rasyonellik, aktörün
bilişsel kapasitesi ile karar ortamının karmaşıklığı arasındaki
etkileşimle sınırlanmıştır (Simon'ın makas benzetmesi).
B. Tatmin
Edicilik (Satisficing) ve Sezgisel Akıl (Heuristics)
Neoklasik optimizasyon mantığı tüm seçeneklerin
marjinal faydalarını eşitleyen "en iyileme" (optimization)
ilkesine dayanırken, Simon alternatif bir karar alma mekanizması öne sürmüştür:
- Tatmin Edicilik (Satisficing): Aktörler, olası tüm seçenekleri tarayarak global bir optimum
aramazlar. Bunun yerine önceden belirledikleri bir "beklenti
düzeyini" (aspiration level) karşılayan ilk seçeneği kabul
ederler (Simon, 1956).
- Sezgisel Akıl (Heuristics):
Belirsizlik altında karar alırken karmaşık diferansiyel denklemler yerine
başparmak kuralları (rules of thumb), pratik kestirimler ve
sezgisel kalıplar kullanılır.
C. Prosedürel
Rasyonellik (Procedural Rationality)
Simon, iktisadi analizin odağını kararın sonucundan
kararın sürecine kaydırmıştır (Simon, 1976):
- Tözsel (Substantive) Rasyonellik: Neoklasik iktisat yalnızca kararın nihai sonucuyla ve o sonucun
optimalliğiyle ilgilenir; karar alıcının bu sonuca nasıl ulaştığı analitik
bir kara kutudur.
- Prosedürel (Procedural) Rasyonellik: Karar alıcının adım adım uyguladığı mantıksal ve algoritmik sürece
odaklanır. İktisat, donmuş sonuçların dengesini değil, aşamalı hesaplama
ve öğrenme prosedürlerini incelemelidir.
D.
Karmaşıklığın Mimarisi (1962) ve Yarı-Ayrıştırılabilir Hiyerarşiler
Simon'ın 1962 tarihli "The Architecture
of Complexity" makalesi, karmaşık sistemlerin iç yapısını anlamakta
temel bir metodolojik köşe taşı olmuştur (Simon, 1962).
- Hiyerarşik Yapı: Karmaşık
sistemler (canlı organizmalar, şirketler, ekonomiler) neredeyse her zaman
birbiri içine geçmiş alt sistemlerden oluşan hiyerarşik bir mimariye
sahiptir.
- Yarı-Ayrıştırılabilirlik (Nearly Decomposable Systems): Bu sistemlerde alt bileşenlerin kendi içindeki etkileşimleri son
derece yoğun ve hızlıyken; farklı alt sistemler arasındaki etkileşimler
daha zayıf ve yavaştır. Bu özellik, sistemin hem içsel esnekliğini
korumasını hem de evrimsel olarak modüler biçimde karmaşıklaşmasını
sağlar.
2. Sibernetik,
Sistem Teorisi ve İlk Simülasyonlar
1950'lerden itibaren disiplinler arası bir
nitelik kazanan Sibernetik ve Genel Sistem Teorisi, iktisadı mekanik bir
denklem kümesi olarak değil, kendi kendini düzenleyen bir geribildirim ağı
olarak görmenin kapısını aralamıştır.
A. Wiener,
Ashby ve Bertalanffy: Geribildirim Mekanizmaları
- Norbert Wiener ve W. Ross Ashby:
Sibernetiğin kurucuları olan Wiener ve Ashby, sistemlerde bilginin akışı,
denetimi ve geribildirim (feedback) döngülerini
kavramsallaştırmışlardır (Wiener, 1948). Sistemlerin canlı kalması veya
çökmeleri, olumlu (positive) ve olumsuz (negative)
geribildirimlerin dengesine bağlıdır.
- Ludwig von Bertalanffy: Genel
Sistem Teorisi ile bütünün, parçaların basit toplamından farklı sistemik
özellikler sunduğunu ve açık sistemlerin çevreleriyle sürekli madde/bilgi
değişimi yaparak kararlılık sağladığını (equifinality) ortaya
koymuştur (Bertalanffy, 1968).
B. Jay
Forrester ve Sistem Dinamikleri (System Dynamics)
MIT'de Jay Forrester tarafından geliştirilen
Sistem Dinamikleri metodu, doğrusal olmayan geribildirim döngülerinin ve zaman
gecikmelerinin iktisadi ve toplumsal sistemlerde nasıl karmaşık davranışlar
ürettiğini bilgisayar ortamında simüle eden ilk sistematik yaklaşımdır
(Forrester, 1961).
- Roma Kulübü Raporu (Limits to Growth- 1972): Donella Meadows ve ekibinin Forrester'ın World3 modeli
üzerinden hazırladığı bu çalışma; nüfus, sanayileşme, kirlilik ve doğal
kaynak tüketimi arasındaki doğrusal olmayan geribildirim döngülerini
simüle etmiştir (Meadows et al., 1972).
- Simülasyonun Gücü: Çalışma,
eksponansiyel büyüme ile kısıtlı kaynaklar arasındaki doğrusal olmayan
etkileşimlerin sistemik çöküşler yaratabileceğini göstererek, analitik
matematik yerine bilgisayar simülasyonlarının iktisadi/sosyal
öngörülerdeki kritik rolünü kanıtlamıştır.
3.
Ekonometride Kaos ve Doğrusal Olmayan Arayışlar
1970'li yıllarda doğa bilimlerindeki gelişmelerin
ekonometriye yansıması, iktisadi zaman serilerindeki rastgelelik görüntüsünün
arkasında basit ama doğrusal olmayan deterministik mekanizmaların yatabileceği
fikrini doğurmuştur.
A. Robert May
(1976) ve Lojistik Denklem
Ekolog ve matematikçi Robert May, 1976 tarihli
çığır açıcı makalesinde son derece basit tek bir doğrusal olmayan denklemin
(Lojistik Harita) nasıl karmaşık ve kaotik davranışlar üretebileceğini
göstermiştir (May, 1976):
- Basit Kurallardan Kaosa: Büyüme
parametresi (r) belirli bir kritik eşiği geçtiğinde, sistem periyodik
katlanmalar (period-doubling bifurcations) yaşayarak tamamen kaotik
ve kestirilemez bir boyut kazanır.
- İktisadi Yansıma: İktisadi
dalgalanmaları açıklamak için karmaşık dışsal şoklara gerek olmadığı; çok
basit doğrusal olmayan içsel kuralların dahi zengin kaotik dinamikler
üretebileceği anlaşılmıştır.
B. Richard Day
ve BDS Testi: Deterministik Kaosun Kanıtları
- Richard Day: İktisadi büyüme, pazar dinamikleri ve
stokastsiz dalgalanmaların doğrusal olmayan diferansiyel denklemlerle
modellesebileceğini ve piyasaların içsel olarak kaotik salınımlar
ürettiğini iktisat literatürüne taşımıştır (Day, 1982).
- BDS Testi (Brock, Dechert, Scheinkman- 1987): Ekonometride zaman serilerindeki gürültü ve rastgeleliğin, bağımsız
ve özdeş dağılan (i.i.d.) stokastik bir süreçten mi yoksa gizli bir
deterministik kaotik yapıdan mı kaynaklandığını tespit eden BDS testi
geliştirilmiştir (Brock et al., 1987). Bu test, finansal piyasa
verilerinde doğrusal olmayan bağımlılıkların varlığını ekonometrik olarak
kanıtlamıştır.
IV.
Kurumsallaşma ve Hesaplamalı Devrim (1980–2000)
1980’li yıllar, iktisadi düşüncede indirgemeci
Neoklasik omurgaya karşı münferit itirazların kurumsal ve yöntem bilimsel bir
devrime dönüştüğü dönemi temsil eder. Bilgisayar teknolojisindeki ve simülasyon
kapasitesindeki niteliksel sıçrama, iktisadı mekanik-durağan denge
kalıplarından kurtararak evrimsel, dengeden uzak ve dinamik bir zemine
taşımıştır. Bu dönemde kuramsal zemin Richard Nelson ve Sidney Winter’ın
evrimci iktisat paradigmasıyla örülmüş; yöntem bilimsel vizyon ise Santa Fe
Enstitüsü'nde fizikçiler ile iktisatçıların tarihsel buluşmasıyla "Uyum
Sağlayan Karmaşık Sistemler" (Complex Adaptive Systems- CAS) çerçevesine
kavuşmuştur.
1. Evrimci
İktisat ve Santa Fe Buluşması (1980'ler)
A. Nelson
& Winter (1982): An Evolutionary Theory of Economic Change
Richard Nelson ve Sidney Winter'ın 1982 yılında
yayımladıkları An Evolutionary Theory of Economic Change başlıklı yapıt,
evrimci ve kurumsal iktisadın modern dönemdeki en güçlü dönüm noktasıdır.
Neoklasik kuramın tam bilgiye dayalı optimizasyon ve kâr maksimizasyonu
aksiyomlarını reddeden Nelson ve Winter, biyolojik evrim ve doğal seçilim
mantığını iktisadi değişimin merkezine yerleştirmiştir (Nelson & Winter,
1982):[5]
- Optimizasyon Yerine Kurumsal Rutinler (Routines): Neoklasik modeldeki homojen ve optimizasyon yapan aktör kurgusu
yerine, firmaların geçmiş deneyimleriyle biriktirdiği pratik kurallar,
alışkanlıklar ve "rutinler" öne sürülmüştür. Rutinler,
organizasyonların genetik kodları (DNA) gibi işlev görerek firmanın
davranışsal sürekliliğini sağlar.
- Arama Süreçleri (Search): Rutinler
sabit veya ölümsüz değildir. Firmalar, kârlılıkları veya piyasa payları
belirli bir tatmin düzeyinin altına düştüğünde, yeni teknikler ve
yenilikçi süreçler bulmak adına "arama" (search)
faaliyetine girişirler. Bu durum biyolojideki mutasyona karşılık gelir.
- Piyasa Seçilimi (Market Selection): Piyasa
mekanizması bir denge arama aracı değil, evrimsel bir seçilim ortamıdır.
Çevreye (piyasa koşullarına) daha iyi uyum sağlayan rutinlere sahip
firmalar büyür ve hayatta kalırken; verimsiz ve adaptasyon yeteneği düşük
rutinlerde ısrar eden firmalar piyasadan elenir.
B. 1987 Santa
Fe Enstitüsü Konferansı (Arrow & Anderson Buluşması)
1984 yılında kurulan Santa Fe Enstitüsü (SFI),
1987 Eylül'ünde iktisat bilimi ile doğa bilimlerinin metodolojik kesişiminde
tarihsel bir çalıştaya ev sahipliği yapmıştır. Kenneth Arrow ve Philip
Anderson'ın liderliğinde gerçekleşen bu buluşma, aralarında Brian Arthur, John
Holland, David Pines ve Murray Gell-Mann gibi isimlerin yer aldığı on iktisatçı
ile on teorik fizikçiyi bir araya getirmiştir (Anderson, Arrow & Pines,
1988)[6].
- Disiplinlerarası Metodolojik Hesaplaşma: İktisatçıların sunduğu Walrascı genel denge, konveks küme
optimizasyonu ve temsili ajan modelleri, fizikçiler tarafından aşırı
indirgemeci, gerçeklikten kopuk ve doğadaki karmaşık süreçlerle çelişen
soyutlamalar olarak eleştirilmiştir.
- Uyum Sağlayan Karmaşık Sistemler (Complex Adaptive Systems- CAS)
Vizyonu: Bu konferans sonucunda ekonomi; doğrusal
olmayan geribildirim ağlarına sahip, sürekli değişen, içsel heterojenliğe
dayanan ve doğası gereği dengeden uzak bir "Uyum Sağlayan Karmaşık
Sistem" olarak yeniden tanımlanmıştır. İktisadın "Mekke'si"
artık Newton mekaniği değil, karmaşıklık ve evrimsel süreçler olarak ilan
edilmiştir.
C. W. Brian
Arthur: Artan Getiriler, Patika Bağımlılığı ve QWERTY Etkisi (1989)
W. Brian Arthur, Neoklasik iktisadın temel
kabullerinden biri olan "azalan marjinal getiri" ve
"tekil/durağan denge" dogmasını 1989 tarihli makalesiyle kökten
sarsmıştır (Arthur, 1989)[7].
- Olumlu Geri Besleme (Positive Feedback): Teknoloji yoğun ve bilgi temelli modern sektörlerde azalan
getirilerin aksine "artan getiriler" (increasing returns)
geçerlidir. Bir teknolojiyi veya ürünü kullanan aktör sayısı arttıkça, o
ürünün faydası ve pazardaki egemenliği doğrusal olmayan bir ivmeyle artar
(ağ dışsallıkları).
- Patika Bağımlılığı (Path Dependence): İktisadi süreçler tarihsel olarakpatika bağımlıdır. Başlangıç
aşamasındaki rastlantısal veya önemsiz tarihsel olaylar (small
historical events), sistemin nihai olarak hangi yöne evrileceğini
belirleyebilir. İktisadi süreçler geriye döndürülemez (irreversible)
bir zaman akışına sahiptir.
- Kilitlenme (Lock-in) ve QWERTY Etkisi: Piyasalar her zaman en teknolojik veya en etkin çözümü seçmez. Ağ
dışsallıkları ve olumlu geribildirimler nedeniyle, teknik olarak daha az
verimli bir standart veya teknoloji piyasaya bir kez kilitlendiğinde (lock-in),
daha üstün alternatifler pazara giremez. Daktilo ve klavyelerdeki QWERTY
dizilimi, teknik açıdan daha hızlı yazmayı sağlayan alternatifler (Dvorak
vb.) olmasına rağmen bu kilitlenme ve patika bağımlılığının en somut
iktisadi/teknolojik kanıtıdır.
2. Ajan-Bazlı
Modelleme (ABM) ve Algoritmik İktisat (1990'lar)
1990’lar, iktisat metodolojisinde köklü bir
kırılmaya işaret eder. Neoklasik iktisadın temel varsayımları olan "tüm
bilgiye sahip, tümdengelimsel akıl yürüten rasyonel birey" ve
"temsili ajan (representative agent)" kavramları; doğrusal
olmayan dinamikler, sınırlı rasyonellik ve heterojenlik temelli Ajan-Bazlı
Modelleme (Agent-Based Modeling- ABM) ile sarsılmıştır.
Algoritmik iktisat ve ABM, ekonomiyi dengede
duran durağan bir mekanizma olarak değil; alt düzeydeki aktörlerin yerel
etkileşimlerinden makro olguların kendiliğinden türediği (emergence)
karmaşık, adapte olabilen bir sistem (complex adaptive system) olarak
ele alır.
W. Brian
Arthur ve El Farol Bar Problemi (1994): İndüktif Mantık ve Dinamik Beklentiler
Ana akım iktisat, ajanların eksiksiz bir
tümdengelim (deduction) yeteneğiyle geleceği kusursuz öngördüğünü
varsayar. W. Brian Arthur ise 1994 tarihli ünlü El Farol Bar Problemi
ile bu varsayımın mantıksal çıkmazını gösterir (Arthur, 1994)[8].
- Problem: Santa Fe'deki El Farol Barı’na gitmek
isteyen N sayıda birey vardır. Bar çok kalabalıksa (örneğin kapasitesinin
%60’ını aşıyorsa) orada bulunmak keyifsizdir; ancak yeterince kalabalık
değilse gitmek eğlencelidir.
- Tümdengelim Paradoksu: Eğer
herkes barın boş olacağını öngörürse herkes bara gider ve bar aşırı
kalabalıklaşır. Eğer herkes aşırı kalabalık olacağını öngörürse kimse
gitmez ve bar boş kalır. Dolayısıyla klasik rasyonel tümdengelim yöntemi
ortak bir kararlılığa veya dengeye ulaşamaz.
- Çözüm (İndüktif Mantık ve Algoritmalar): Arthur, aktörlerin eksik bilgi ortamında tümevarımsal (inductive)
hareket ettiğini öne sürer. Ajanlar geçmiş verilere bakarak zihinlerinde
birden fazla geçici hipotez/algoritma (örneğin "Bar geçen hafta
kalabalıktı, bu hafta boş olur" veya "Son 5 haftanın
ortalaması neyse o olur") oluşturur. En iyi çalışan hipotezle
hareket eder ve sonuçlara göre beklenti algoritmalarını dinamik olarak
güncellerler. Bu süreç sonucunda sistem, hiçbir ajanın tam bilgiye sahip
olmadığı halde makro düzeyde bar kapasitesinin %60 sınırında dalgalandığı
öz-örgütlenmeli bir dengeye ulaşır.
Epstein &
Axtell ve Sugarscape (1996): "Growing Artificial Societies" ve
Aşağıdan Yukarıya Belirme (Emergence)
Joshua M. Epstein ve Robert Axtell, 1996 yılında
yayımladıkları Growing Artificial Societies: Social Science from the Bottom
Up başlıklı çığır açıcı çalışmalarında, "Sugarscape" adı verilen
yapay bir dünya kurgulamışlardır (Epstein & Axtell, 1996)[9].
- Mikro Kurallardan Makro Olgulara: İki
boyutlu bir ızgara (grid) üzerinde tanımlanan yapay ajanlar, sadece
basit yerel kurallara göre hareket eder: "Şekeri (kaynağı) gör, en
çok kaynağın olduğu yere ilerle, şekeri tüket ve enerjini koru."
- Belirim (Emergence): Bu kadar
basit mikro kurallara sahip bir sistem koşturulduğunda, araştırmacılar
modele dışsal olarak eklemedikleri karmaşık makro toplumsal yapıların
aşağıdan yukarıya (bottom-up) belirdiğini (emergence)
gözlemlemişlerdir:
- Servet ve Eşitsizlik Dağılımı:
Ajanların görüş alanları ve metabolizma hızlarındaki küçük
heterojenlikler, kısa sürede şiddetli bir gelir eşitsizliği (Pareto
benzeri bir güç yasası dağılımı) üretmiştir.
- Kabileleşme ve Savaş: Kaynak
kıtlığı ve grup kimliklerinin eklenmesiyle alan parsellenmesi, göç
dalgaları, gettoşlaşma ve çatışma dinamikleri kendiliğinden ortaya
çıkmıştır.
- Epstein ve Axtell, geleneksel iktisadın aksine şu temel kuralı
koymuştur: "Eğer bir toplumsal olguyu yapay olarak
büyütemiyorsanız (bilişimsel olarak üretemiyorsanız), onu
açıklayamamışsınız demektir."
Santa Fe Yapay
Piyasa Modeli (Holland & Arthur): Genetik Algoritmalar ve İçsel Spekülasyon
John Holland, W. Brian Arthur, Richard Palmer,
Paul Tayler ve Blake LeBaron tarafından Santa Fe Enstitüsü’nde geliştirilen Santa
Fe Artificial Stock Market (SFI-ASM) modeli, finansal iktisadın temellerini
(özellikle Etkin Piyasalar Hipotezi’ni) kökten sarsmıştır (Arthur et al., 1997)[10].
- Genetik Algoritmalarla Evrilen Ajanlar: Modeldeki yapay yatırımcılar, piyasa verilerini analiz etmek için
sürekli yeni tahmin kuralları üreten ve başarısız kuralları eleyip en
kârlı olanları ön plana çıkaran genetik algoritmalara (GA) sahiptir.
- Etkin Piyasalar Hipotezi’nin Reddi: Klasik
finans teorisi, varlık fiyatlarının tüm bilgiyi yansıttığını ve rastgele
yürüyüş (random walk) izlediğini iddia eder. Santa Fe modeli ise
piyasa aktörleri indüktif olarak öğrendikçe şu olguların içsel olarak
doğduğunu gösterir:
- Spekülatif Baloncuklar ve Çöküşler: Ajanlar
teknik analiz kural ve beklentilerini birbirlerinden öğrenip benimseme
eğilimindedir. Bu durum piyasada yapay ivmelenmeler, spekülatif köpükler
ve ardından gelen aniden çöküşler yaratır.
- İçsel Şoklar (Endogenous Volatility): Piyasadaki oynaklık (volatilite) ve kümelenmeler dışsal haber ya da
şoklardan değil; ajanların beklenti algoritmalarının kendi içindeki
etkileşiminden doğar.
Alan Kirman ve
Temsili Ajan Eleştirisi: Karınca Modeli (Ant Model) ve Sürü Davranışı
Alan Kirman, neoklasik makroiktisadın
"temsili ajan" (bütün ekonomiyi tek bir rasyonel bireyin kararlarına
indirgeme) metodolojisine sert eleştiriler getirmiştir. Kirman’a göre makro
düzeydeki davranış, mikro düzeydeki bireylerin ortalaması değildir; bireyler
arasındaki yerel etkileşimlerin niteliğidir (Kirman, 1993)[11].
- Karınca Modeli (Ant Model / Recruitment Model): Kirman, entomologların karıncalar üzerindeki gözlemlerinden
esinlenerek bir model geliştirir. İki eşit besin kaynağıyla karşı karşıya
kalan karınca kolonisi, bir süre sonra belirli bir besin kaynağı üzerinde
yoğunlaşır, ardından aniden diğer kaynağa kayar.
- Yerel Etkileşim ve Sürü Davranışı (Herding): Ajanlar tam bilgiye sahip olmadığında, kararlarını komşularının
davranışlarına göre şekillendirir. Küçük rastgele etkileşimler ve bilgi
aktarımları, sistem geneline yayılarak kendi kendini besleyen bir sürü
davranışına (herding behavior) dönüşür.
- Sonuç: Kirman, finansal piyasalardaki ani
"boğa" ve "ayı" piyasası dönüşümlerinin veya mantıksız
fiyat hareketlerinin, aktörlerin rasyonel olmamasından değil; yerel
iletişim ve taklitçi etkileşim ağlarının yarattığı kolektif yapılardan
kaynaklandığını göstermiştir.
Leigh
Tesfatsion ve ACE Alt-Disiplininin Kurumsallaşması
1990’ların sonunda tüm bu dağınık yapay piyasa,
simülasyon ve indüktif modelleme çabalarını metodolojik ve akademik bir
disiplin çatısı altında toplayan isim Leigh Tesfatsion olmuştur (Tesfatsion,
2002)[12].
- Agent-Based Computational Economics (ACE): Tesfatsion, iktisadi sistemlerin birer "bilişimsel
laboratuvar" olarak incelendiği Ajan-Bazlı Hesaplamalı İktisat (ACE)
disiplininin kurumsal çerçevesini çizmiştir.
- Temel ACE İlkeleri:
- Aşağıdan Yukarıya (Bottom-Up) Yaklaşım: Analiz, merkezi bir denge varsayımıyla değil, tanımlanmış dinamik
ajanlarla başlatılır.
- Otonom ve Heterojen Ajanlar: Her
ajan kendi verisine, davranışsal kuralına ve yetisine sahiptir;
birbirlerinin kopyası değildir.
- Ağ Yapıları ve Etkileşim:
Aktörler coğrafi, finansal veya sosyal ağlar üzerinden doğrudan doğruya
birbirleriyle etkileşime girer.
- Açık Uçlu Evrim (Open-Ended Learning): Sistem önceden belirlenmiş bir Statik Denge noktasına gitmek zorunda
değildir; sürekli evrilen, adapte olan ve yenilik üreten açık uçlu bir
süreçtir.
Tesfatsion’ın öncülüğü sayesinde ABM; enerji
piyasalarının tasarımından elektrik şebekesi simülasyonlarına, krizlerin
yayılma zincirlerinden makro sakınım (makro ihtiyati) politikalara kadar
günümüz iktisadında geniş bir uygulama alanı bulmuştur.
David Colander ve "Sınır İktisadı" (Edge Economics): Neoklasik
Paradigmanın Kurumsal Evrimi
1990’lı
yılların sonuna gelindiğinde, karmaşıklık iktisadının disiplin içindeki yeri
üzerine en özgün ve kurumsal çözümlemelerden biri David Colander tarafından
getirilmiştir. Colander (Rich Holt ve Edward Rosser ile birlikte), geleneksel
"neoklasik iktisat" tanımının 20. yüzyılın son çeyreğinde
geçerliliğini yitirdiğini ve disiplinin ortodoks-heterodoks ikiliğini aşan
metodolojik bir dönüşüm geçirdiğini savunmuştur (Colander et al., 2004)[13].
- "Sınır İktisadı" (Edge Economics): Colander, iktisat disiplinini katı bir dogma olarak değil; merkezi
"denge" teknikleriyle çevrilmiş, ancak çeperlerinde (edge)
karmaşıklık iktisadı, evrimci iktisat, davranışsal iktisat ve deneysel
yöntemlerle esnetilen dinamik bir alan olarak tanımlar. Ona göre disiplin
merkezindeki dönüşüm, heterodoks bir reddiye üzerinden değil; hesaplama
gücünün (GPU ve bilgisayar mimarilerinin) artmasıyla merkezdeki
iktisatçıların teknik imkânsızlıklar nedeniyle sığındıkları analitik denge
modellerini terk edip karmaşıklık araçlarını kullanmaya başlamasıyla
gerçekleşmektedir (Colander, 2000)[14].
- Politika Sanatında Aşağıdan Yukarıya
(Bottom-Up) Yaklaşım: Colander
ve Kupers, karmaşıklık iktisadının kamu politikalarına uygulanmasında
devleti piyasaya "dışsal bir müdahale organı" olarak gören
neoklasik anlayışı reddeder. Devlet, sistemin içsel bir parçasıdır;
politika yapıcının rolü iktisadi sistemi yukarıdan aşağıya (top-down)
komuta etmek değil, sistemik etkileşimlerin istenen toplumsal sonuçları
belirlemesini (emergence) sağlayacak kurumsal ekosistemleri ve
kuralları tasarlamaktır (Colander & Kupers, 2014)[15].
V. Ağlar, Krizler ve Epistemolojik Keskinleşme (2000–2020)
21.Yüzyılın
ilk iki on yılı, iktisat metodolojisinin sadece teorik bir tartışma alanı
olmaktan çıkıp, küresel finansal ve toplumsal krizler karşısında epistemolojik
bir keskinleşme yaşadığı evreyi temsil eder. 2000’li yıllarda karmaşık ağ
teorisinin doğa bilimlerinden sosyal bilimlere aktarılması, finansal
sistemlerin topolojik haritasını çıkarmayı mümkün kılmıştır. 2008 Küresel
Finans Krizinin patlak vermesi ise Neoklasik omurganın amiral gemisi olan
Dinamik Sistemik Genel Denge (DSGE) modellerinin ampirik ve teorik iflasını
tescillemiş; Ajan-Bazlı Makroiktisat (Makro-ABM) ve Ekonofizik yaklaşımlarını
merkez bankaları ile küresel politika yapıcıların gündemine taşımıştır.
2010’larda W. Brian Arthur’un aksiyon matematiği ve hesaplama merkezli süreç
mantığı, iktisadi düşünceyi "durağan nesneler bilimi" olmaktan
çıkarıp "algoritma tabanlı oluşumlar bilimi" seviyesine
ulaştırmıştır.
1. Karmaşık Ağlar ve Finansal Topoloji (2000–2010)
2000’li
yılların başında fizik, bilgisayar bilimi ve matematik alanlarında yaşanan
gelişmeler, iktisadi aktörlerin homojen ve bağımsız bir biçimde rasgele
etkileştiği varsayımını tamamen yıkmıştır. Ağ topolojisi (network topology),
iktisadi sistemlerin birer düğüm (node) ve bağlantı (edge) yapısı
olduğunu kanıtlamıştır.
Barabási, Watts & Strogatz: Ölçeksiz Ağlar, Küçük Dünya Ağları ve Düğüm
Topolojisi
Albert-László
Barabási, Réka Albert, Duncan Watts ve Steven Strogatz’ın öncülük ettiği ağ
teorisi, sosyal ve finansal sistemlerin mimarisini iki temel modelle
açıklamıştır:
- Küçük Dünya Ağları (Small-World Networks-
Watts & Strogatz, 1998)[16]: Düzenli ağlar ile rastgele ağlar arasında yer alan bu topoloji,
yüksek bir kümelenme katsayısına (clustering coefficient) ve
düğümler arasında kısa ortalama yol uzunluğuna sahiptir. Finansal aktörler
birbirlerine birkaç derecelik yakınlıkla bağlıdır; bu durum bilginin ve
kriz şoklarının hızla yayılmasına imkân tanır.
- Ölçeksiz Ağlar (Scale-Free Networks-
Barabási & Albert, 1999)[17]: Derece dağılımı bir Çan Eğrisi (Gauss) izlemeyen, "Güç
Yasası"na (Power Law) uyan ağlardır. Ağdaki yeni aktörler,
halihazırda daha fazla bağlantıya sahip aktörlere bağlanmayı tercih eder (preferential
attachment / "zengin daha da zenginleşir" kuralı). Bu
topoloji, az sayıda aşırı bağlantılı "küme merkezleri" (hubs)
ve çok sayıda az bağlantılı düğüm üretir.
Sistemik Risk ve Hub Bankalar: Esneklik ile Kırılganlık Arasındaki İkilem
Ölçeksiz ağ
yapısının finansal sisteme uygulanması, sistemik risk kavramını kökten
değiştirmiştir.
- Süper Bulaştırıcılık (Super-spreaders): Küresel finans ağı, "hub" işlevi gören devasa bankalar
(Lehman Brothers, Bear Stearns, Citigroup vb.) etrafında örgütlenmiştir.
- Esneklik ile Kırılganlık İkilemi
(Robust-yet-Fragile): Ölçeksiz
finansal ağlar, rastgele düğüm iflaslarına/şoklarına karşı son derece
dayanıklıdır (robust). Ancak şok doğrudan sistemin ana
"hub" düğümlerinden birine vurduğunda, ağın tümü domino
etkisiyle saniyeler içinde çökebilir (fragile). İktisadi risk,
bireysel bilançoların sağlamlığından ziyade, bağlantı Ağının Topolojisine
bağımlı hale gelmiştir.
Hausmann & Hidalgo ve Ekonomik Karmaşıklık İndeksi (ECI): Ürün Mekânı
(Product Space)
Ricardo
Hausmann ve César Hidalgo, 2007–2009 yıllarında yayımladıkları çalışmalarla
kalkınma iktisadına karmaşıklık teorisi bazlı metodolojik bir devrim
getirmişlerdir (Hidalgo et al., 2007; Hausmann & Hidalgo, 2009)[18].
- Ürün Mekânı (Product Space): Geleneksel büyüme teorileri kalkınmayı fiziki sermaye birikimi ve
emek miktarı ile açıklarken; Hausmann ve Hidalgo kalkınmayı bir ülkenin
bünyesinde barındırdığı kolektif bilgi (know-how) ve yetenek
ağlarının karmaşıklığıyla tarif etmiştir.
- Ekonomik Karmaşıklık İndeksi (ECI): Ülkelerin ihraç ettiği ürünlerin "çeşitliliği" (diversity)
ve bu ürünleri üretebilen diğer ülkelerin "nadirliği" (ubiquity)
ölçülerek ECI türetilir. Bir ülke ne kadar nadir, bilgi-yoğun ve
birbiriyle bağlantılı ürün üretebiliyorsa, Ürün Mekânı'ndaki yetenek ağı o
kadar karmaşıktır. Büyüme, sermaye derinleşmesiyle değil; bu kolektif
yetenek ağlarının genişlemesi ve dönüştürülmesiyle gerçekleşir.
Nassim Nicholas Taleb: Siyah Kuğu (The Black Swan) ve Şişman Kuyruklar (Fat
Tails)
Nassim
Nicholas Taleb, 2007 yılında yayımladığı The Black Swan çalışmasıyla
neoklasik finans ve riske maruz değer (VaR) modellerinin ampirik temellerini
yerle bir etmiştir (Taleb, 2007)[19].
- Gauss Dağılımının Çöküşü (Mediocristan vs.
Extremistan): Klasik iktisat ve ekonometri, iktisadi
olayların "ortalama" etrafında simetrik dağıldığını varsayan
Gauss (Normal) dağılımını esas alır. Taleb ise sosyo-ekonomik gerçekliğin
"Extremistan" dünyasına ait olduğunu ve aşırı değerlerin imkânsız
sayılmadığı Güç Yasası dağılımlarına uyduğunu savunur.
- Şişman Kuyruklar (Fat Tails) ve Siyah Kuğu: Gauss istatistiğinde trilyonda bir ihtimal görülen uç kriz olayları,
gerçek dünyada şişman kuyruklar nedeniyle çok daha yüksek frekansla
gerçekleşir. Siyah Kuğu; öngörülmesi imkânsız görünen, muazzam etki
yaratan ve gerçekleştikten sonra insan zihninin
"rrasyonelleştirerek" açıklama getirdiği uç olaylardır. Klasik
finans teorisi bu uç riskleri sıfır varsaydığı için 2008 krizine silahsız
yakalanmıştır.
2. 2008 Krizinin Yarattığı Kırılma ve Makro-ABM'ler
2008 Küresel
Finans Krizi, sadece bir finansal çöküş değil, aynı zamanda Neoklasik
makroiktisat kuramının epistemolojik ve metodolojik krizidir.
Neoklasik DSGE Modellerinin İflası
Modern merkez
bankalarının ana referans kaynağı olan Dinamik Sistemik Genel Denge (DSGE)
modelleri, 2008 krizini öngörmekte tamamen başarısız olmuştur.
- Temsili Ajan ve Sürtünmesiz Piyasa
Varsayımı: DSGE modelleri, homojen bir temsili ajanın
sonsuz bir zaman ufku boyunca optimizasyon yaptığını varsayar. Piyasalar
sürtünmesizdir, para ve kredi piyasası çoğu zaman basitleştirilerek modele
eklenir.
- Dışsal Şok Yanılsaması: DSGE kurgusunda krizler, sistemin içsel dinamiklerinden değil, gökten
düşen "dışsal teknoloji veya verimlilik şokları" (exogenous
shocks) sonucu doğar. Sistem her zaman hızla kendiliğinden dengeye
gelme eğilimindedir. Bankacılık sektörünün iflas riskini ve kredi
ağlarının çöküşünü modele eklemek teorik olarak imkânsız olduğundan, DSGE
2008 krizinde tamamen işlevsiz kalmıştır.
Bouchaud, Farmer, Foley & Haldane: "Economics Needs a Scientific
Revolution"
Krizin hemen
ardından fizikçiler ve karmaşıklık iktisatçıları ana akım iktisada karşı sert
bir akademik taarruz başlatmıştır.
- Tarihsel Çağrı (Nature, 2008): Jean-Philippe Bouchaud, Nature dergisinde yayımlanan
"Economics Needs a Scientific Revolution" başlıklı makalesinde,
iktisadın dogmatik denge aksiyomlarını terk edip doğa bilimlerindeki
ampirik, dengeden uzak ve karmaşık sistem yaklaşımlarını benimsemesi
gerektiğini ilan etmiştir (Bouchaud, 2008).
- Farmer & Foley (2009): J. Doyne Farmer ve Duncan Foley, Nature dergisindeki "The
Economy Needs Agent-Based Modeling" çağrısıyla, merkez bankalarının
yürüyen birer karmaşık sistem olan ekonomiyi DSGE ile değil, ajan-bazlı
simülasyonlarla yönetmesi gerektiğini vurgulamışlardır (Farmer &
Foley, 2009)[20].
- Andrew Haldane ve İngiltere Merkez Bankası: İngiltere Merkez Bankası Finansal İstikrar Direktörü Andrew Haldane,
ekonofizikçilerle ortak çalışmalar yaparak finansal sistemin bir
"ekosistem" olarak modellenmesini savunmuş; makro-ihtiyati
politikaların ABM ve ağ teorisi esas alınarak tasarlanması gerektiğini
resmi kurum düzeyinde dile getirmiştir.
EURACE Modeli ve Makro-ABM (MABM): Delli Gatti, Gallegati ve Dawid
2008 krizi
sonrasında Makro Ajan-Bazlı Modelleme (Makro-ABM / MABM), DSGE modellerine
karşı en somut ve bilimsel alternatif olarak yükselmiştir.
- EURACE Projesi: Avrupa Birliği bünyesinde Herbert Dawid, Domenico Delli Gatti, Mauro
Gallegati, Christophe Deissenberg ve ekibi tarafından geliştirilen EURACE,
Avrupa ekonomisinin tamamını temsil eden devasa bir ajan-bazlı makro
modeldir (Delli Gatti et al., 2008; Dawid et al., 2013)[21].
- Heterojen Ajan Bilançoları ve Kredi Ağları: MABM’ler, ekonomiyi binlerce heterojen hanehalkı, firma, banka ve
hükümetin stok-akım tutarlı (Stock-Flow Consistent- SFC)
bilançoları üzerinden simüle eder. Domenico Delli Gatti ve Mauro
Gallegati’nin öncülük ettiği "Macroeconomics from the Bottom Up"
yaklaşımında krizler; firmaların ve bankaların bilançolarındaki kaldıraç
oranlarının, borç yükümlülüklerinin ve kredi ağlarındaki Bulaşıcılığın (contagion)
içsel bir sonucu olarak kendiliğinden ortaya çıkar.
3. W. Brian Arthur ve Aksiyon Matematiği (2010–2020)
2010’lu
yıllara gelindiğinde karmaşıklık iktisadı, sadece Neoklasik iktisada yöneltilen
bir eleştiri olmaktan çıkıp, kendi matematiksel ve felsefi altyapısını
"aksiyon ve süreç iktisadı" olarak yetkinleştirmiştir.
Öznelerden Aksiyonlara Geçiş: Süreç Matematiği
W. Brian
Arthur, 2013–2015 yıllarında kaleme aldığı teorik metinlerde (Complexity
Economics: A Different Framework for Economic Thought), iktisadın nesnel
tabanını yeniden tanımlamıştır (Arthur, 2013, 2015)[22].
- Durağan Nesnelerden Süreçlere: Klasik iktisat; nesneleri (mallar, fiyatlar, girdi-çıktılar) ve
durumları (denge, Pareto optimumu) matematikleştiren "statik bir
nesne fiziği" üzerine kuruludur. Karmaşıklık iktisadı ise odak
noktasını nesnelerden bu nesneleri üreten aksiyonlara, olaylara,
stratejilere ve süreçlere kaydırır.
- Oluş Halindeki Ekonomi (Economy as an
Evolving Complex System): Ekonomi
verilen ve var olan durağan bir yapı değildir; aktörlerin birbirlerinin
kararlarına verdikleri tepkilerden, geliştirdikleri algoritmik
stratejilerden sürekli türeyen ve yenilenen bir oluş (becoming)
sürecidir.
Algoritma Tabanlı Süreç Mantığı: Cebirsel Eşitlikler Yerine
"Eğer-İse" Dizilimi
W. Brian
Arthur, iktisadın matematiksel dilinin diferansiyel denklemler ve cebirsel
denge eşitlikleriyle sınırlanamayacağını savunmuştur.
- Hesaplama Merkezli Analiz (Computation-Based
Analysis): Gerçek dünyada iktisadi karar alma
süreçleri cebirsel matrislerin çözümü değil; algoritmik, koşullu ve sıralı
işlem adımlarıdır.
- "Eğer-İse" (If-Then) Kural
Dizilimi: Ajanların kararları ve sistemik dönüşümler,
eşzamanlı denklem sistemleri yerine "Eğer şu koşul gerçekleşirse,
şu aksiyonu al; aksi takdirde hipotezini güncelle" mantığına
dayanan algoritmik kodlama yapılarıyla ifade edilir. İktisadın dili
geleneksel analizden bilişimsel hesaba (computation) evrilmiştir.
Eric Beinhocker ve Oxford INET: Evrimsel Servet Kuramı ve OECD NAEC
Entegrasyonu
2010’larda
karmaşıklık iktisadının akademik ve kurumsal meşruiyet kazanmasında Oxford
Üniversitesi bünyesinde kurulan Institute for New Economic Thinking (INET)
ve Eric Beinhocker kritik rol oynamıştır (Beinhocker, 2006; OECD, 2018)[23].
- Eric Beinhocker ve Servetin Kökeni (The
Origin of Wealth):
Beinhocker, iktisadi büyümenin evrimsel bir arama süreci olduğunu ileri
sürmüştür. Servet; fiziksel tasarımların (Physical Technologies),
sosyal organizasyonların (Social Technologies) ve iş modellerinin (Business
Plans) sürekli mutasyon, seçilim ve amplifikasyon dinamikleriyle
evrilmesi sonucu doğar.
- Kurumsal Meşruiyet ve OECD NAEC: Beinhocker, J. Doyne Farmer ve Oxford INET ekibinin çalışmaları,
OECD’nin Kriz Sonrası Geliştirdiği "Yeni Ekonomik Yaklaşımlar" (New
Approaches to Economic Challenges- NAEC) platformuna doğrudan entegre
edilmiştir. Karmaşıklık iktisadı ve ABM yaklaşımları; iklim değişikliği
politikalarının simülasyonundan, gelir eşitsizliğiyle mücadeleye ve
finansal regülasyonların tasarımına kadar uluslararası politika yapıcı
kurumlar tarafından kabul gören bilimsel metodolojilerden biri haline
gelmiştir.
VI. Dijital ve Ekolojik Sentez Çağı (2020+)
2020’li
yıllar, karmaşıklık iktisadının metodolojik çeperlerini dijitalleşme, üretken
yapay zekâ ve iklim krizinin yarattığı ekolojik gerçeklikle birleştirdiği bir
sentez evresini temsil eder. COVID-19 pandemisi, iktisadi sistemlerin biyolojik
ve tedarik zinciri ağlarıyla kopmaz bağlarını gözler önüne sermiş; anlık
veriyle beslenen simülasyonları politika yapımının merkezine yerleştirmiştir.
Büyük Dil Modellerinin (LLM) yükselişi, Ajan-Bazlı Modellemedeki basit
matematiksel/kodsal kural dizilimlerini zengin bilişsel kapasiteye sahip
"sentetik toplumlara" dönüştürmüştür. Aynı zamanda iklim krizinin
getirdiği kritik eşikler (tipping points), doğrusal olmayan
iklim-ekonomi modellerini ve yeşil teknolojilerdeki evrimsel maliyet
düşüşlerini (Wright Yasası) karmaşıklık iktisadının ana çalışma alanlarından
biri haline getirmiştir.
1. COVID-19 Pandemisi ve Anlık Simülasyonlar
2020 yılında
patlak veren küresel pandemi, iktisadi süreçlerin tek başına izole
edilemeyeceğini, biyolojik ve toplumsal ağlarla iç içe geçmiş karmaşık bir
sistem olduğunu ampirik olarak kanıtlamıştır.
Epidemiyolojik-Ekonomik Karmaşık Modeller
Geleneksel
makroiktisadi modeller virüsün yayılımı ile üretim/tüketim kararları arasındaki
çift yönlü geri beslemeleri kapsayamamıştır.
- Entegre Ağ Simülasyonları: Pandemi döneminde geliştirilen modeller, SIR (Susceptible-Infected-Recovered)
gibi epidemiyolojik ağ modellerini heterojen ajan-bazlı makro modellerle
entegre etmiştir.
- Davranışsal Geri Beslemeler: Bireylerin virüs korkusuyla tüketim kalıplarını değiştirmesi, kapanma
politikalarının işgücü piyasasında yarattığı arz şokları ve hükümet
desteğinin talep üzerindeki etkileri, doğrusal olmayan karmaşık
etkileşimler olarak anlık simülasyonlarla analiz edilmiştir.
Stefan Thurner (CSH Vienna): Tedarik Zinciri Ağları ve Kelebek Etkileri
Viyana
Karmaşıklık Bilimi Merkezi (Complexity Science Hub Vienna- CSH) kurucusu
Stefan Thurner ve ekibi[24],
pandeminin küresel üretim ağlarındaki yıkıcı etkisini ağ topolojisi üzerinden
haritalandırmıştır (Diem et al., 2020; Pichler et al., 2021)[25].
- Girdi-Çıktı Ağlarında Kelebek Etkisi: Thurner ve ekibi, firmalar arasındaki tekil tedarik ilişkilerini
yüksek çözünürlüklü karmaşık ağlar olarak modellemiştir. Ağdaki küçük veya
ikincil görünen tek bir tedarikçi firmanın (düğümünün) kapanmasının, tüm
üretim zincirinde kartopu etkisiyle nasıl sistemik bir üretkenlik
çöküşüne (systemic production failure) yol açtığı
gösterilmiştir.
- Stratejik Dayanıklılık: Bu çalışmalar, küresel tedarik zincirlerinin sadece "en düşük
maliyet" (just-in-time) prensibiyle kurgulanmasının kırılganlık
yarattığını, ağ topolojisine dayalı bir "dayanıklılık" (resilience)
stratejisinin zorunlu olduğunu ortaya koymuştur.
2. Üretken Yapay Zekâ ve LLM Tabanlı Yapay Ajanlar
2020’lerin ilk
yarısından itibaren Büyük Dil Modellerinin (LLM) hızlı gelişimi, Ajan-Bazlı
Modelleme (ABM) metodolojisinde radikal bir niteliksel sıçramaya yol açmıştır.
Generative Multi-Agent Simulations: Bilişsel Kapasiteye Sahip Ajanlar
Geleneksel
ABM’lerde yapay ajanlar, araştırmacı tarafından önceden yazılmış sabit
matematiksel kurallar veya basit algoritmalar ("eğer-ise"
dizilimleri) ile hareket etmekteydi. Üretken Yapay Zekâ entegrasyonu bu
tabloyu tamamen değiştirmiştir:
- Doğal Dil ve Bilişsel Hafıza: LLM tabanlı ajanlar (Generative Agents), doğal dille verilen
talimatları anlama, geçmiş deneyimlerini semantik hafızalarında tutma ve
buna göre uzun vadeli planlama yapma yeteneğine kavuşmuştur.
- Belirsizlik Altında Pazarlık ve Strateji: Bu ajanlar, belirsiz koşullar altında diğer yapay ajanlarla doğal
dilde pazarlık yapabilmekte, stratejik ittifaklar kurabilmekte ve karmaşık
psikolojik/sosyolojik eğilimleri (güven, kandırma, işbirliği)
sergileyebilmektedir.
Sentetik Toplumlar ve Yapay Makroekonomik Deneyler
LLM tabanlı
çoklu-ajan simülasyonları (Generative Multi-Agent Simulations),
iktisatçılara ve sosyal bilimcilere "bilişimsel laboratuvarlarda"
gerçek insan davranışına son derece yakın sentetik toplumlar kurgulama imkânı
sunmuştur (Park et al., 2023)[26]
- Yapay Deneyler ve Politika Testleri: Gelir vergisi oranlarının değiştirilmesi, evrensel temel gelir
uygulamaları veya enflasyonist şoklar karşısında binlerce LLM ajanından
oluşan sentetik toplulukların vereceği tepkiler simüle edilmektedir.
Böylece gerçek toplum üzerinde denenmesi imkânsız veya maliyetli olan
sosyo-ekonomik politikalar, yüksek davranışsal gerçekçilikle önceden test
edilebilir hale gelmiştir (Horton, 2023)[27].
3. İklim Karmaşıklığı ve Yeşil Dönüşüm
İklim
değişikliği ve yeşil dönüşüm süreci, 2020'lerde karmaşıklık iktisadının en
kritik uygulama alanlarından biri konumuna yükselmiştir.
Doğrusal Olmayan İklim Modelleri: Kritik Eşikler (Tipping Points) ve Faz
Geçişleri
Geleneksel
iklim ekonomisi modelleri (Nordhaus’un DICE modeli vb.), iklim ile ekonomi
arasındaki ilişkiyi doğrusal ve kademeli zarar fonksiyonlarıyla ele almaktaydı.
Karmaşıklık iktisadı ise gezegen sistemini dengeden uzak bir karmaşık yapı
olarak tanımlar:
- Kritik Eşikler (Tipping Points): Küresel sıcaklık artışının belirli eşikleri aşması durumunda (örneğin
Grönland buz katmanının erimesi, Amazon yağmur ormanlarının savanlaşması
veya okyanus akıntılarının durması), gezegen sisteminde geriye
döndürülemez faz geçişleri (phase transitions) ve ani
kırılmalar yaşanır (Lenton et al., 2019)[28].
- Doğrusal Olmayan İklim-Ekonomi ABM'leri: İklim krizi; küçük sıcaklık değişimlerinin zincirleme sistemik
çöküşlere yol açabileceği doğası gereği, neoklasik marjinal analizle
değil, doğrusal olmayan karmaşık geri besleme ağlarıyla modellenmektedir.
Wright Yasası ve Artan Verimler: Doyne Farmer & Penny Mealy
Oxford INET
bünyesinde J. Doyne Farmer, Penny Mealy, Rupert Way ve ekibi, yeşil
teknolojilerin ve yenilenebilir enerjinin maliyet dinamiklerini evrimsel ve
karmaşık sistem perspektifinden modellemiştir (Way et al., 2022)[29].
- Öğrenme Eğrileri ve Wright Yasası: İktisatta yaygın kullanılan Moore Yasası'na alternatif olarak, bir
teknolojinin kümülatif üretimi arttıkça birim maliyetinin sabit bir oranda
düştüğünü ifade eden Wright Yasası (Learning-by-doing) esas
alınmıştır.
- Yeşil Teknolojilerde Artan Verimler: Fosil yakıtlar çıkarım sınırlarına ulaştığı için azalan marjinal
verimlere tabiyken; güneş, rüzgâr ve batarya teknolojileri bilgi/teknoloji
yoğun oldukları için artan verimler ve patika bağımlılığı sergiler.
- Maliyet Düşüşlerinin Doğru Öngörülmesi: Farmer ve ekibi, geleneksel iklim modellerinin (IPCC’nin kullandığı
neoklasik tabanlı modeller dahil) yeşil teknoloji maliyetlerindeki düşüşü
onlarca yıl boyunca sistematik olarak eksik öngördüğünü kanıtlamıştır.
Wright Yasası'na dayalı karmaşıklık modelleri ise yenilenebilir enerji
maliyetlerindeki radikal düşüşleri ve yeşil dönüşümün fosil yakıtlara
kıyasla çok daha hızlı ve ucuz gerçekleşebileceğini ampirik olarak
göstermiştir.
VII.
Metodolojik Karşılaştırma ve Sonuç
İktisadi düşüncenin tarihsel evrimi
incelendiğinde, Neoklasik omurga ile Karmaşıklık İktisadı arasındaki ayrışmanın
basit bir modelleme tercihi değil, derin bir epistemolojik ve ontolojik
paradigmatik kırılma olduğu görülür (Arthur, 2021)[30].
Neoklasik paradigma iktisadı, aktörlerin eksiksiz optimizasyon yaptığı ve
sistemin sürekli kapalı bir dengeye ulaştığı mekanik bir evren olarak
kurgularken; karmaşıklık iktisadı sistemi canlı, adapte olan, dengeden uzak ve
tarihsel olarak evrilen bir "ekosistem" olarak ele alır.
1. Metodolojik
Karşılaştırma
|
Metodolojik Boyut |
Geleneksel Neoklasik İktisat |
Kompleksite İktisadı (1950–2026+) |
|
Fizik Temeli |
Newtonian Klasik Mekanik |
Denge Dışı Termodinamik / Kompleksite Fiziği |
|
Sistem Yapısı |
Kapalı, Doğrusal, Dengeli |
Açık, Doğrusal Olmayan, Denge Dışı |
|
Zaman Anlayışı |
Zamansız / Statik / Tersine Çevrilebilir |
Tarihsel Zaman / Patika Bağımlı / Tek Yönlü |
|
Aktör Modeli |
Homojen / Kusursuz Rasyonel Temsili Ajan |
Heterojen / Sınırlı Rasyonel / İndüktif Ajan |
|
Etkileşim Biçimi |
Pazar Fiyatı Üzerinden Dolaylı |
Ağlar Üzerinden Doğrudan ve Yerel |
|
Makro Olgular |
Mikro Verilerin Basit Toplamı |
Belirme (Emergence) ve Kendiliğinden
Düzen |
|
Matematiksel Araç |
Analitik Denklemler / Diferansiyel Denklem |
Algoritmalar / Ajan-Bazlı Modeller (ABM) / Ağ
Teorisi |
|
Analiz Odağı |
Nesneler, Fiyatlar ve Statik Durumlar |
Aksiyonlar, Süreçler ve Oluş (Emergence) |
2. Kompleksite
İktisadının Bugünü ve Yerleşik İktisattaki Konumu
2020'lerin ikinci yarısına gelindiğinde
karmaşıklık iktisadı, ana akım iktisat (Neoklasik / Yeni Keynesyen omurga)
karşısında köklü bir metodolojik dönüşümü zorlamaktadır. Ancak bu ilişki tam
bir "paradigma devrimi" (Kuhncu anlamda tam ikame) şeklinde değil,
daha ziyade kısmi eklemlenme, metodolojik sentez ve kurumsal
meşruiyet kanalları üzerinden şekillenmektedir.
A. Ana Akım
İktisat Tarafından "Metodolojik Araç" Olarak Emilmesi (Co-optation)
Neoklasik iktisat, tarihsel boyunca kendisine
yöneltilen heterodoks eleştirileri kendi bünyesine katma yeteneğini karmaşıklık
iktisadına karşı da sergilemiştir:
- Çeperden Merkeze Aktarım: Ana akım
iktisat, karmaşıklık iktisadının "felsefi ve ontolojik devrim"
iddiasını göz ardı ederek, onun geliştirdiği Ağ Teorisi (Network
Theory), Bilgi Aşınması ve Ajan-Bazlı Modelleme (ABM)
gibi teknik araçları birer "sürtünme" veya "piyasa
başarısızlığı" öğesi olarak standart modellerine dahil etmiştir.
- Modifiye Edilmiş DSGE: Günümüz
merkez bankası araştırmacıları, DSGE modellerine heterojen ajanları (HANK-
Heterogeneous Agent New Keynesian) ve finansal ağ kırılganlıklarını
ekleyerek Neoklasik omurgayı esnetmeye çalışmaktadır. Bu durum karmaşıklık
araçlarının kabul gördüğünü; ancak ana akımın "denge"
aksiyomundan henüz tam kopmadığını gösterir (Kaplan et al., 2018)[31].
B. Politika
Yapıcı Kurumlar ve Merkez Bankalarındaki Güçlü Konum
Karmaşıklık iktisadı, saf teorik akademiden
ziyade uygulamalı iktisat ve kriz yönetimi alanında ana akımı bypass
ederek doğrudan politika yapıcıların merkezine yerleşmiştir:
- Merkez Bankaları ve Makro-İhtiyati Politikalar: Bank of England, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Federal Reserve,
özellikle 2008 krizi ve pandemi sonrasında finansal istikrarı izlemek için
sistemik risk ve ağ modellerini (özelik bileşenli ABM'ler) aktif olarak
kullanmaktadır (Battiston et al., 2016)[32].
- Uluslararası Kurumlar (OECD, IMF, Dünya Bankası): OECD’nin NAEC (New Approaches to Economic Challenges)
platformu ve Oxford INET gibi merkezler aracılığıyla; yeşil dönüşüm, iklim
riskleri, gelir eşitsizliği ve tedarik zinciri krizleri neoklasik
dengelerle değil, karmaşık sistem simülasyonlarıyla analiz edilmektedir
(Farmer et al., 2020)[33].
C. Müfredat ve
Akademi Direnci: Çift Yönlü İlerleme
Karmaşıklık iktisadının akademideki konumu
hiyerarşik bir dirençle karşı karşıyadır:
- Prestijli Dergiler ve Müfredat Hegemonyası: Ana akım "Top 5" iktisat dergileri ve lisansüstü ders
müfredatları halen analitik optimizasyon ve tümdengelimsel denge
modellerinin kontrolündedir. Karmaşıklık çalışmaları sıklıkla
disiplinlerarası dergilerde (Nature, Science, PNAS, Journal
of Economic Dynamics and Control) yayımlanmaktadır.
- Genç Kuşak ve Yeni Bilişimsel Araçlar: Üretken Yapay Zekâ (LLM), veri bilimi ve yüksek hesaplama
kapasitesinin (GPU mimarileri) iktisat eğitimine girmesiyle birlikte, yeni
nesil iktisatçılar cebirsel denklem çözmek yerine hesaplamalı (computational)
yöntemleri doğal bir dil olarak benimsemektedir. Bu durum, önümüzdeki on
yıllarda karmaşıklık iktisadının metodolojik üstünlüğünü daha da
pekiştirecektir.
David Colander ve İktisat Eğitiminde Pedagojik Kırılma
David
Colander’ın iktisat mesleğine ve karmaşıklık iktisadına yaptığı en radikal
katkılardan biri pedagoji ve iktisat eğitimi üzerinedir. Colander,
üniversitelerdeki mevcut iktisat müfredatlarının halen 19. yüzyılın Newtonian
Calculus ilkelerine göre kurgulanmış olmasını sertçe eleştirir (Colander, 2005,
2014)[34].
Öğrencilere
donmuş, soyut ve gerçek dışı matematiksel denge denklemlerini
"çözdürmenin" iktisadi gerçeklikle bağı kopardığını vurgulayan
Colander; 21. yüzyıl iktisat eğitiminin temel merkezine bilişimsel düşünmeyi
(computational thinking), kodlamayı, algoritma kurmayı ve veri
odaklı çoklu-ajan simülasyonlarını yerleştirmemiz gerektiğini savunmaktadır.
Colander’a göre iktisatta metodolojik devrim, ancak lisans ve lisansüstü
düzeyde analitik denklemlerin yerini algoritmik yürütme yöntemlerinin almasıyla
kurumsallaşabilecektir.
3. Genel Değerlendirme ve Sonuç
İktisat
bilimi, kurulduğu günden bu yana içinde bulunduğu dönemin baskın bilimsel
paradigmalarından ve teknolojik imkânlarından doğrudan etkilenmiştir. 19.
yüzyılda Newtonian fiziğin mekanik ve dengeli evren anlayışını kendine model
alan Neoklasik iktisat, tümdengelimsel matematiğin sağladığı zarafet sayesinde
uzun yıllar boyunca disiplinin tek hâkimi konumunu korumuştur. Ancak bu mekanik
kurgu; insan davranışının sınırlı rasyonelliğini, sistemik krizlerin içsel
dinamiklerini, tarihsel path-dependence (patika bağımlılığı) süreçlerini ve
doğadaki doğrusal olmayan etkileşimleri açıklamakta yetersiz kalmıştır.
1980'li
yıllarda Nelson ve Winter'ın evrimci iktisat hamlesiyle başlayan, Santa Fe
Enstitüsü'nün disiplinlerarası buluşmasıyla ivme kazanan ve 2000'li yıllarda
karmaşık ağ teorisi ile derinleşen Kompleksite İktisadı, iktisadı
mekanik bir denge bilimi olmaktan çıkarıp canlı, adapte olan ve sürekli
"oluş" (becoming) halinde bulunan bir karmaşık sistem bilimine
dönüştürmüştür. 2008 Küresel Finans Krizi neoklasik makroiktisadın varsayımsal
sınırlarını açığa çıkarırken; Ajan-Bazlı Modelleme (ABM) ve Ekonofizik
yaklaşımlarını birer alternatiften ziyade makro ihtiyati politikaların zorunlu
birer aracı haline getirmiştir.
2020 sonrası
süreç ise COVID-19 pandemisinin ağ dinamikleri, Büyük Dil Modellerinin (LLM)
yapay ajanlara kazandırdığı yüksek bilişsel kapasite ve iklim krizinin
getirdiği ekolojik gerçeklikler çerçevesinde iktisadı yepyeni bir "dijital
ve ekolojik sentez" aşamasına taşımıştır. Bugün kompleksite iktisadı, ana
akım iktisadı kökten bir devrimle bir anda ikame etmekten ziyade; merkez
bankalarından küresel politika yapıcı kurumlara (OECD, INET vb.) kadar geniş
bir yelpazede kabul görerek yerleşik iktisadın araç setini ve metodolojik
ufkunu dönüştürmektedir.
Sonuç olarak;
21. yüzyılın iktisadı artık homojen ajanların zamansız ve sürtünmesiz
dengelerini değil; heterojen aktörlerin yerel etkileşimlerinden kendiliğinden
beliren (emergence), öngörülemez ama bilişimsel olarak simüle edilebilir
karmaşık gerçekliğini analiz etmek zorundadır. İktisadın "Mekke'si"
artık Newton mekaniği değil; karmaşıklık, evrim ve ağ teorisidir.
Genel Kaynakça
- Anderson, P. W. (1972). More Is Different: Broken Symmetry and the Nature of the
Hierarchical Structure of Science. Science, 177(4047), 393–396.
- Anderson, P. W., Arrow, K. J., & Pines,
D. (Eds.). (1988). The Economy as an Evolving
Complex System (SFI Studies in the Sciences of Complexity, Vol. V).
Redwood City, CA: Addison-Wesley.
- Arthur, W. B. (1989). Competing Technologies, Increasing Returns, and Lock-in by
Historical Events. The Economic Journal, 99(394), 116–131.
- Arthur, W. B. (1994). Inductive Reasoning and Bounded Rationality (The El Farol
Problem). The American Economic Review, 84(2), 406–411.
- Arthur, W. B. (2015). Complexity and the Economy. Oxford: Oxford University
Press.
- Arthur, W. B. (2021). Foundations of Complexity Economics. Nature Reviews
Physics, 3(2), 136–145.
- Arthur, W. B., Holland, J. H., Palmer, R.,
Tayler, P., & LeBaron, B. (1997).
Asset Pricing Under Endogenous Expectations in an Artificial Stock Market.
W. B. Arthur, S. Durlauf, & D. Lane (Eds.), The Economy as an
Evolving Complex System II içinde (ss. 15–44). Reading, MA:
Addison-Wesley.
- Bak, P. (1996). How
Nature Works: The Science of Self-Organized Criticality.
Springer-Verlag.
- Bak, P., Tang, C., & Wiesenfeld, K. (1987). Self-organized criticality: An explanation of the 1/f noise. Physical
Review Letters, 59(4), 381–384.
- Barabási, A. L., & Albert, R. (1999). Emergence of scaling in random networks. Science,
286(5439), 509–512.
- Battiston, S., Farmer, J. D., Flache, A.,
Garlaschelli, D., Haldane, A. G., Heesterbeek, H., Hommes, C., &
Scheffer, M. (2016). Complexity theory and financial
regulation. Science, 351(6275), 818–819.
- Beinhocker, E. D. (2006). The Origin of Wealth: Evolution, Complexity, and the
Radical Remaking of Economics. Boston: Harvard Business School Press.
- Bertalanffy, L. von (1968). General System Theory: Foundations, Development,
Applications. George Braziller.
- Boole, G. (1854). An
Investigation of the Laws of Thought on Which are Founded the Mathematical
Theories of Logic and Probabilities. Walton and Maberly.
- Bouchaud, J. P. (2008). Economics needs a scientific revolution. Nature,
455(7217), 1181–1182.
- Brock, W. A., Dechert, W. D., &
Scheinkman, J. A. (1987).
A Test for Independence Based on the Correlation Dimension. SSRI
Working Paper, No. 8702, University of Wisconsin-Madison.
- Colander, D. (Ed.). (2000). Complexity and the History of Economic Thought.
London and New York: Routledge.
- Colander, D. (2005). What Every Economist Should Know. The South African
Journal of Economics, 73(4), 567–577.
- Colander, D., & Kupers, R. (2014). Complexity and the Art of Public Policy: Solving Complex
Problems from the Bottom Up. Princeton: Princeton University Press.
- Colander, D., Holt, R. P., & Rosser, J.
B. (2004). The Changing Face of Economics:
Conversations with Cutting Edge Economists. Ann Arbor: University of
Michigan Press.
- Colander, D., Holt, R. P., & Rosser, J.
B. (2004). The Changing Face of Mainstream
Economics. Review of Political Economy, 16(4), 485–499.
- Davidson, P. (1991). Is Probability Theory Relevant for Uncertainty? A Post
Keynesian Perspective. Journal of Economic Perspectives, 5(1),
129–143.
- Dawid, H., Gemkow, S., Harting, P., van der
Hoog, S., & Neugart, M. (2013).
Agent-based macroeconomic modeling and policy analysis: The EURACE@Unibi
model. S. H. Chen & M. Kaboudan (Eds.), Handbook on Computational
Economics and Finance içinde. Oxford: Oxford University Press.
- Day, R. H. (1982).
Irregular Growth Cycles. The American Economic Review, 72(3),
406–425.
- Delli Gatti, D., Gaffeo, E., Gallegati, M.,
Giulioni, G., & Palestrini, A. (2008). Emergent
Macroeconomics: An Agent-Based Approach. Berlin: Springer.
- Diem, C., Pichler, A., Rainer, M., &
Thurner, S. (2020). Quantifying economic resilience via
real-world supply networks. Nature Sustainability, 3(11), 967–975.
- Epstein, J. M., & Axtell, R. (1996). Growing Artificial Societies: Social Science from the
Bottom Up. Cambridge, MA: MIT Press / Brookings Institution Press.
- Farmer, J. D., & Foley, D. (2009). The economy needs agent-based modeling. Nature,
460(7256), 685–686.
- Farmer, J. D., Kleinnijenhuis, A. M.,
Wetzer, T., & Axtell, R. L. (2020).
Complex systems simulations will be essential for responding to climate
change and financial crises. Proceedings of the National Academy of
Sciences (PNAS), 117(24), 13192–13196.
- Forrester, J. W. (1961). Industrial Dynamics. Pegasus Communications.
- Haldane, A. G., & May, R. M. (2011). Systemic risk in banking ecosystems. Nature,
469(7330), 351–355.
- Hausmann, R., & Hidalgo, C. A. (2009). The building blocks of economic complexity. Proceedings of
the National Academy of Sciences (PNAS), 106(26), 10570–10575.
- Hayek, F. A. (1945). The Use of Knowledge in Society. The American Economic
Review, 35(4), 519–530.
- Hayek, F. A. (1964). The Theory of Complex Phenomena. Studies in Philosophy,
Politics and Economics içinde (ss. 22–42). Routledge & Kegan Paul.
- Hidalgo, C. A., Klinger, B., Barabási, A.
L., & Hausmann, R. (2007).
The product space conditions the development of nations. Science,
317(5837), 482–487.
- Horton, J. J. (2023). Large Language Models as Simulated Economic Agents: What
Can We Learn from Homo Silicus? (NBER Working Paper No. w31122).
National Bureau of Economic Research.
- Jevons, W. S. (1871). The Theory of Political Economy. Macmillan and Co.
- Kaplan, G., Moll, B., & Violante, G. L. (2018). Monetary Policy According to HANK. American Economic
Review, 108(3), 697–743.
- Keynes, J. M. (1936). The General Theory of Employment, Interest and Money.
Palgrave Macmillan.
- Kirman, A. (1992).
Whom or What Does the Representative Individual Represent? Journal of
Economic Perspectives, 6(2), 117–136.
- Kirman, A. (1993).
Ants, Rationality, and Recruitment. Quarterly Journal of Economics,
108(1), 137–156.
- Kirman, A. (2016).
Complexity and Economic Policy: A Paradigm Shift or a Change in
Perspective? Journal of Economic Literature, 54(2), 534–572.
- Lenton, T. M., Rockström, J., Gaffney, O.,
Rahmstorf, S., Richardson, K., Steffen, W., & Schellnhuber, H. J. (2019). Climate tipping points — too risky to bet against. Nature,
575(7784), 592–595.
- Lorenz, E. N. (1963). Deterministic Nonperiodic Flow. Journal of the Atmospheric
Sciences, 20(2), 130–141.
- May, R. M. (1976).
Simple Mathematical Models with Very Complicated Dynamics. Nature,
261(5560), 459–467.
- Meadows, D. H., Meadows, D. L., Randers, J.,
& Behrens, W. W. (1972). The
Limits to Growth: A Report for the Club of Rome's Project on the
Predicament of Mankind. Universe Books.
- Menger, C. (1871). Grundsätze
der Volkswirtschaftslehre (Principles of Economics). Wilhelm
Braumüller.
- Minsky, H. P. (1986). Stabilizing an Unstable Economy. Yale University
Press.
- Mirowski, P. (1989). More Heat than Light: Economics as Social Physics, Physics
as Nature's Economics. Cambridge University Press.
- Mirowski, P. (2002). Machine Dreams: How Economics Became a Cyborg Science.
Cambridge University Press.
- Nelson, R. R., & Winter, S. G. (1982). An Evolutionary Theory of Economic Change. Cambridge,
MA: Harvard University Press.
- OECD. (2018). Resilient
Systems and Actionable Ideas for Inclusive Growth: NAEC Report. Paris:
OECD Publishing.
- OECD. (2020). Systemic
Thinking for Policy Making: The Potential of Systems Analysis for
Addressing Global Policy Challenges in the 21st Century. NAEC
Innovation Paper, Paris: OECD Publishing.
- Park, J. S., O'Brien, J. C., Cai, C. J.,
Morris, M. R., Liang, P., & Bernstein, M. S. (2023). Generative Agents: Interactive Simulacra of Human Behavior. Proceedings
of the 36th Annual ACM Symposium on User Interface Software and Technology
(UIST '23) içinde (ss. 1–22).
- Pichler, A., Pangallo, M., Diem, C., Farmer,
J. D., & Thurner, S. (2021).
Simulating economic recovery options under COVID-19. Journal of
Economic Dynamics and Control, 133, 104258.
- Poincaré, H. (1890). Sur le problème des trois corps et les équations de la
dynamique. Acta Mathematica, 13, 1–270.
- Prigogine, I. (1997). The End of Certainty: Time, Chaos, and the New Laws of
Nature. The Free Press.
- Prigogine, I., & Stengers, I. (1984). Order Out of Chaos: Man's New Dialogue with Nature.
Bantam Books.
- Simon, H. A. (1955). A Behavioral Model of Rational Choice. The Quarterly
Journal of Economics, 69(1), 99–118.
- Simon, H. A. (1956). Rational Choice and the Structure of the Environment. Psychological
Review, 63(2), 129–138.
- Simon, H. A. (1957). Models of Man, Social and Rational: Mathematical Essays on
Rational Human Behavior in a Social Setting. John Wiley & Sons.
- Simon, H. A. (1962). The Architecture of Complexity. Proceedings of the
American Philosophical Society, 106(6), 467–482.
- Simon, H. A. (1976). From Substantive to Procedural Rationality. S. J. Latsis
(Ed.), Method and Appraisal in Economics içinde (ss. 65–86).
Cambridge University Press.
- Taleb, N. N. (2007). The Black Swan: The Impact of the Highly Improbable.
New York: Random House.
- Tesfatsion, L. (2002). Agent-Based Computational Economics: Growing Economies from
the Bottom Up. Artificial Life, 8(1), 55–82.
- Tesfatsion, L., & Judd, K. L. (Eds.). (2006). Handbook of Computational Economics, Volume 2: Agent-Based
Computational Economics. Amsterdam: Elsevier / North-Holland.
- Veblen, T. (1898).
Why is Economics Not an Evolutionary Science? The Quarterly Journal of
Economics, 12(4), 373–397.
- Wagner, R. E. (2010). Mind, Society, and Human Action: Time and Knowledge in a
Theory of Social Economy. Routledge.
- Watts, D. J., & Strogatz, S. H. (1998). Collective dynamics of 'small-world' networks. Nature,
393(6684), 440–442.
- Way, R., Ives, M. C., Mealy, P., &
Farmer, J. D. (2022). Empirically grounded technology
forecasts and the energy transition. Joule, 6(9), 2057–2082.
- Wiener, N. (1948). Cybernetics:
Or Control and Communication in the Animal and the Machine. MIT Press.
Ek: Ercan
Eren’in Kompleksite İktisadı Üzerine Çalışmaları
Bu çalışmanın yazarı Ercan Eren'in kompleksite
iktisadı, ajan bazlı modelleme ve evrimci makro iktisat alanlarındaki başlıca
çalışmaları, yayımlanış sırasına göre aşağıda listelenmiştir:
- Keleş, E., & Eren, E. (2014). “Ajan Tabanlı Modelleme ve Hesaplamalı İktisat”. Öneri
Dergisi, 11(42), 197–219.
- Eren, E. (2016).
“2008 Krizi ve Makroiktisatta Bazı Sorgulamalar: Evrimci Makro İktisada
Doğru mu?”. YSSR. YTÜ.
- Şahin, S. (Ed.), & Eren, E. (2017). Kompleksite ve İktisat.
- Eren, E. (2017).
“Evrimci Makro İktisat Anaakım İktisadının Parçası Olabilir mi?”. İktisat
ve Toplum. Efil Yayınevi.
- Eren, E., & Kırer, H. (2017). “Eski Fizik-Eski İktisat ve Yeni Fizik-Yeni İktisat”. İletişim
Yayınları.
- Eren, E. (2018).
“İktisadi Modellemede Gelişmeler: Evrim Modellenebilir mi?”. Efil
Ekonomi Araştırmaları Dergisi.
- Eren, E., & Topal Koç, D. (2020). “Acil Servis Departmanının Ajan Bazlı Modelleme ile
Optimizasyonu”. Efil Journal. Efil Yayınevi.
- Eren, E. (2020).
“Makro İktisat ve Kriz: Çözüm Mezo İktisat mı?”. İktisat ve Toplum.
Efil Yayınevi.
- Eren, E. (2021).
“Gerçekçi İktisat: Algoritmik Matematik ve Klinik İktisat”. İktisat
ve Toplum. Efil Yayınevi.
- Eser, R., &
Eren, E. (2021). “Kendi Kendine Organize Olan Kritiklik ve Firma Büyüme Dinamikleri”, Finans
Politik ve Ekonomik Yorumlar Dergisi. 58(656), 179- 206
- Donduran, M., &
Eren, E. (2023). Evrimci Hesaplama ve Yeni-Avusturya
Okulundaki Gelişmeler. Siyasal Kitabevi.
- Eren, E. (2024).
“Normatif İktisat, Pozitif İktisat ve Sanat İlişkisine Karmaşıklık
Yaklaşımı”. İktisat ve Toplum, (165), 59–70. Efil Yayınevi.
- Eren, E., & Başaran, İ. (2025). “Kompleksite Makro İktisadı: Ajan Bazlı Bir Model”. Ekonomi,
Politika & Finans Araştırmaları Dergisi, 10(4), 1782–1807.
- Eren, E. (2026).
“Makro İktisatta On Yıllık Dönüşüm (2015–2026): Arayıştan Zorunluluğa,
Krizden Karmaşıklığa Bir Yolculuk”. İktisat ve Toplum,
(184). Efil Yayınevi.
[1] Jevons, iktisadı açıkça "fayda ve öz çıkarın mekaniği" olarak
tanımlamıştır.
[2] Klasik fiziğin zamansızlık ve tersine çevrilebilirlik yanılsamasına karşı
zamanın okunun keşfi.
[3] Doğrusal toplulaştırma ve temsili ajan varsayımının matematiksel
tutarsızlıklarının gösterilmesi.
[4] Neoklasik
iktisadın kapalı ve olumsuz geri beslemeli denge varsayımlarının eleştirisi.
[5] Yazarlar,
firmaların bilgi birikimini ve davranışsal sürekliliğini biyolojideki gen
dizilimlerine benzeterek "rutin" [routine] kavramıyla tanımlamış,
evrimsel dinamikleri iktisat literatürüne kazandırmışlardır.
[6] Fizikçiler
ile iktisatçıların gerçekleştirdiği tarihsel buluşmanın bildirilerini ve
"Uyum Sağlayan Karmaşık Sistemler" paradigmasının kuruluş metinlerini
içerir.
[7] Artan
verimler, ağ dışsallıkları, patika bağımlılığı [path dependence] ve QWERTY
klavye örneği üzerinden kilitlenme [lock-in] mekanizmasının teorik olarak
modellendiği temel makaledir.
[8] Tümdengelimsel
rasyonelliğin tıkanmasını gösteren ve aktörlerin indüktif beklenti
algoritmalarını nasıl geliştirdiğini açıklayan ünlü El Farol Bar Problemi
makalesidir.
[9] Ajan-bazlı
modeller vasıtasıyla mikro düzeydeki basit kurallardan makro düzeydeki
toplumsal yapıların aşağıdan yukarıya [bottom-up] belirişini [emergence]
gösteren Sugarscape çalışmasıdır.
[10] Genetik
algoritmalar kullanan evrimsel yapay borsa simülasyonu aracılığıyla Etkin
Piyasalar Hipotezi’nin eleştirildiği ve içsel spekülatif baloncukların
gösterildiği çalışmadır.
[11] Temsili
ajan metodolojisine yöneltilen eleştiriyi karınca kolonisinin davranışsal
simülasyonları üzerinden kurgulayan ve finansal piyasalardaki sürü davranışını
[herding] açıklayan makaledir.
[12] Ajan-Bazlı
Hesaplamalı İktisat [ACE] alanının metodolojik metodolojisini, kurumsal
çerçevesini ve uygulama alanlarını sistemleştiren temel yayındır.
[13] Neoklasik
iktisat tanımının tarihsel geçerliliğini yitirdiğini ve ana akım iktisadın
karmaşıklık, davranışsal ve hesaplamalı araçları emerek dönüştüğünü iddia eden
temel çalışmadır.
[14]Karmaşıklık
iktisadının iktisadi düşünce tarihindeki köklerini, marjinalist devrimden bu
yana analitik araçların sınırlarını ve "sınır iktisadı" [edge
economics] kavramını detaylandıran derleme eserdir.
[15] Karmaşıklık
iktisadının kamu politikalarına, devlet anlayışına ve piyasa tasarımına
aşağıdan yukarıya [bottom-up] yapıcı müdahale yöntemleriyle nasıl
uygulanacağını gösteren metodolojik kitaptır.
[16] Rastgele
ve düzenli ağlar arasındaki geçişi açıklayan, küçük dünya ağ yapısını ve yüksek
kümelenme katsayısının sosyo-ekonomik sistemlerdeki yayılım hızını
teorileştiren çığır açıcı makaledir.
[17] Ölçeksiz
ağların [scale-free networks] ve tercihli bağlanma [preferential attachment]
mekanizmasının keşfedildiği; derece dağılımının Güç Yasası’na uyduğunu
kanıtlayan çalışmadır.
[18] Ürün
Mekânı ve Ekonomik Karmaşıklık İndeksi’nin [ECI] geliştirildiği, büyümenin
arkasındaki ana faktörün kolektif bilgi ağları olduğunu kanıtlayan
çalışmalardır.
[19] Gauss
dağılımının iktisat ve finans istatistiğindeki çöküşünü gösteren, şişman
kuyruklar [fat tails] ve öngörülemeyen uç olaylar [Black Swans] teorisini
geliştiren eserdir.
[20] 2008
Krizi sonrasında Neoklasik DSGE modellerinin başarısızlığına karşı
ekonofizikçilerin ve iktisatçıların Nature dergisinde yayımladıkları
metodolojik devrim çağrılarıdır.
[21] EURACE
projesi ve heterojen ajan bilançolarına dayanan Makro-ABM metodolojisinin
kuramsal ve teknik altyapısını oluşturan ana kaynaklardır.
[22] İktisat
epistemolojisinde nesnelerden aksiyonlara ve cebirsel denklemlerden algoritma
tabanlı "eğer-ise" süreç mantığına geçişin kuramsal temellerini atan
eserlerdir.
[23] Evrimsel
servet kuramının ve Oxford INET ile OECD NAEC iş birliği doğrultusunda
karmaşıklık iktisadının küresel kamu politikalarına entegrasyonunun
belgelendiği kaynaklardır.
[24] Tedarik
zinciri ağlarındaki kırılganlıkların, firma düzeyindeki verilerle karmaşık
sistemler üzerinden nasıl modellendiğini ve COVID-19 şoklarının sistemik
üretkenlik çöküşlerine nasıl dönüştüğünü gösteren ampirik çalışmalardır.
[26] Büyük
Dil Modellerinin [LLM] yapay ajanlara entegre edilerek doğal dille iletişim
kuran, hafızası olan ve karmaşık sosyal davranışlar sergileyen sentetik
toplumların kurgulandığı öncü çalışmadır.
[27] LLM
tabanlı ajanların "Homo Silicus" olarak ekonomi deneylerinde ve
makro/mikro simülasyonlarda yapay denekler olarak kullanımının metodolojik
çerçevesini çizen yayındır.
[28] İklim
sistemindeki doğrusal olmayan kırılma noktalarını, kritik eşikleri [tipping
points] ve bu eşiklerin iktisadi sistemler üzerindeki doğrusal olmayan sistemik
risklerini ele alan temel kaynaktır.
[29] Wright
Yasası ve öğrenme eğrilerini kullanarak yeşil teknolojilerdeki hızlı maliyet
düşüşlerini modelleyen; hızlı bir temiz enerji dönüşümünün fosil yakıt temelli
senaryolara kıyasla trilyonlarca dolar daha ucuz olacağını ampirik olarak
kanıtlayan çalışmadır.
[30] Karmaşıklık
iktisadının kuramsal ilkelerini, neoklasik fizikle olan epistemolojik
farklarını ve aksiyon tabanlı süreç matematiğini özetleyen temel yayındır.
[31] Ana
akım iktisadın heterojen ajanları DSGE omurgasına entegre ederek karmaşıklık
iktisadının araçlarını nasıl emdiğini [co-optation] gösteren HANK literatürünün
ana kaynağıdır.
[32] Finansal
regülasyonlar ve merkez bankacılığı politikalarında karmaşıklık teorisi ile ağ
modellerinin zorunlu bir politika aracına dönüştüğünü vurgulayan makaledir.
[33] Karmaşıklık
simülasyonlarının kriz yönetimi, iklim politikaları ve makro-ihtiyati denetimde
neoklasik modellere karşı pratik üstünlüğünü ve kurumsal meşruiyetini ortaya
koyan çalışmadır.
[34] İktisat eğitiminin mekanik Calculus ve
analitik denklemler yerine bilişimsel düşünme [computational thinking] ve
algoritmik simülasyonlar üzerinden yeniden yapılandırılması gerektiğini savunan
pedagojik yayınlardır.
Yorumlar
Yorum Gönder