SAVUNMA İKTİSADI: Kuram, Piyasa Yapısı ve Güncel Kurumsal Pratikler
SAVUNMA
İKTİSADI: Kuram, Piyasa Yapısı ve Güncel Kurumsal Pratikler
Ercan Eren
SAVUNMA İKTİSADININ KAVRAMSAL VE
TEORİK ÇERÇEVE ALTYAPISI
SAVUNMA VE İKTİSAT İLİŞKİSİNE İKİ TARAFLI BİR BAKIŞ
Savunma ve
güvenlik gereksinimleri, insanlık tarihi boyunca toplumsal örgütlenmenin,
devlet kapasitesinin ve iktisadi yapıların şekillenmesinde belirleyici bir rol
oynamıştır. Klasik ve neoklasik iktisat gelenekleri, uzunca bir süre savunma
harcamalarını serbest piyasa mekanizmasının dışında kalan, "üretim
dışı" (unproductive) ve kaynak tahsisinde sapmalara yol açan
zorunlu bir "kamusal yük" olarak değerlendirme eğiliminde olmuştur.
Bu yaklaşıma göre savunma; ancak mülkiyet haklarının korunması, ulusal sınırların
güvenceye alınması ve iç düzenin sağlanması ölçüsünde iktisadi hayatın
"dışsal sigorta primi" olarak meşrulaştırılabilir.
Ancak tarihsel
süreçlerin sunduğu ampirik veriler, güvenlik ve iktisat arasındaki ilişkinin
tek taraflı bir "maliyet" hesabı olmadığını göstermektedir. Aksi
halde, savaşların ve jeopolitik rekabetin yarattığı mali baskılar; vergi
bürokrasisinin modernleşmesini, merkez bankacılığının ve finansal piyasaların
derinleşmesini, kütlesel imalat tekniklerinin standartlaşmasını ve radikal
teknolojilerin (internet, GPS, havacılık, yarı iletkenler vb.) doğuşunu
tetikleyen ana dinamiklerden biri haline gelemezdi.
Günümüz
küresel konjonktüründe ise bu ilişki çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir
nitelik kazanmıştır. Bir yandan küresel değer zincirlerinin jeopolitik fay
hatlarına göre bölündüğü, stratejik özerklik ve Friend-shoring
politikalarının öne çıktığı bir "silahlandırılmış karşılıklı
bağımlılık" çağı yaşanırken; diğer yandan ulusal düzeyde savunma
Ar-Ge'sinin toplam faktör verimliliği, beşerî sermaye tahsisi ve sivil
teknoloji yayılımı (Spin-off / Spin-in) üzerindeki net etkileri
metodolojik bir tartışma odağı olmayı sürdürmektedir.
Bu çalışma;
savunma iktisadını mikro ve makro teorik temellerinden başlatarak, kamu
alımları ve sözleşme teorisinden teknolojik dışsallıklara, ulusal model
karşılaştırmalarından güncel küresel jeopolitik dinamiklere kadar uzanan geniş
bir yelpazede, iktisat teorisinin sunduğu araçlarla çözümlemeyi
hedeflemektedir.
ÇALIŞMANIN AMACI, KAPSAMI VE METODOLOJİSİ
Bu metnin
temel amacı, savunma harcamalarının ve savunma sanayii yapısının iktisadi
sistem üzerindeki çok yönlü etkilerini; teorik, kurumsal ve ampirik
boyutlarıyla sistematik bir çerçeveye oturtmaktır.
Çalışmada şu
temel metodolojik sorulara yanıt aranmaktadır:
- Tarihsel ve Kurumsal Boyut: Devlet kapasitesi, vergi sistemi ve erken sanayileşme süreçleri savaş
ve güvenlik ihtiyacından nasıl etkilenmiştir?
- Makro İktisadi Boyut: Savunma harcamaları iktisadi büyümeyi uyararak bir çarpan etkisi mi
yaratır (Askerî Keynesçilik), yoksa kıt kaynakları ve tasarrufları emerek
sivil yatırımları dışlar mı (Crowding-out)?
- Mikro ve Sözleşme Boyutu: Bilgi asimetrisi, varlığa özgülük ve iki taraflı monopol
koşullarında, devlet ile savunma yüklenicileri arasındaki kamu alım
sözleşmeleri verimliliği artıracak şekilde nasıl tasarlanmalıdır?
- Teknoloji ve İnovasyon Boyutu: Savunma Ar-Ge'si sivil sanayiyi dönüştüren bir katalizör müdür, yoksa
nitelikli beşerî sermayeyi sivil sektörden uzaklaştıran bir mekanizma
mıdır?
- Küresel ve Karşılaştırmalı Boyut: Farklı mülkiyet ve kurumsal yapıya sahip ulusal modeller (Devletçi,
Risk Sermayesi/VC, Karma) ile küresel ticaret ağlarındaki yeni korumacı
eğilimler (Çip Savaşları, Kritik Madenler) uluslararası iktisadi
dengeleri nasıl şekillendirmektedir?
Çalışma; bu
sorulara yanıt ararken neoklasik iktisat, Keynesyen yaklaşım, Kurumsal ve
Evrimci İktisat ile Eleştirel / Politik İktisat okullarının teorik araçlarını
karşılaştırmalı bir metodolojiyle harmanlamaktadır.
ÇALIŞMANIN PLANI VE BÖLÜM YAPISI
Belirlenen
amaç ve metodolojik çerçeve doğrultusunda çalışma üç ana bölüm, genel
değerlendirme ve geniş bir kaynakça bütünlüğü içinde kurgulanmıştır:
- BÖLÜM I: SAVUNMA İKTİSADININ KAVRAMSAL VE
TEORİK ÇERÇEVE ALTYAPISI Bu ilk
ana bölüm; savunma iktisadının tarihsel-kurumsal kökenlerini (Alman
Tarihçi Okulu, Tilly, Sombart), makroekonomik büyüme modellerini (Benoit
Hipotezi, Deger & Smith, Askerî Keynesçilik) ve mikroekonomik piyasa
yapıları ile sözleşme teorisi (Tirole, Williamson) yaklaşımlarını ele
almaktadır.
- BÖLÜM II: İKTİSAT TEORİSİ VE METODOLOJİK
ÇERÇEVE İkinci ana bölüm; teknoloji, inovasyon ve
dışsal etkiler odağında savunma Ar-Ge'sinin toplam faktör verimliliği,
çift kullanımlı (dual-use) teknolojiler, Mariana Mazzucato'nun Girişimci
Devlet teorisi ve David Mowery'nin beşerî sermaye dışlaması (crowding-out)
analizlerine odaklanmaktadır.
- BÖLÜM III: GÜNCEL GELİŞMELER, UYGULAMALAR VE
MODEL KARŞILAŞTIRMALARI Üçüncü
ana bölüm; ulusal model karşılaştırmaları (Rusya'nın Devletçi/Askerî
Keynesçi modeli, İsrail'in VC/Startup kuluçka modeli ve Türkiye'nin Kamu
Alım Garantili Karma modeli) ile küresel jeopolitik yapıda ortaya çıkan Silahlandırılmış
Karşılıklı Bağımlılık (Weaponized Interdependence), çip
savaşları ve Friend-shoring süreçlerini incelemektedir.
- GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ Çalışmanın tüm teorik ve ampirik bulgularının sentezlendiği, savunma
iktisadı politikaları için kurumsal ilke ve önerilerin sunulduğu sonuç
bölümüdür.
I: İKTİSADİ
DÜŞÜNCE TARİHİNDE GÜVENLİK VE DEVLET
1. KLASİK VE
PRE-KLASİK İKTİSATTA GÜVENLİK VE ULUSAL SANAYİ
A. Giriş:
"Güç" (Power) ile "Refah" (Plenty) İkilemi ve
Ontolojik Kırılma
İktisat disiplininin kuramsal evriminde devletin
varlık nedeni ve iktisadi faaliyetin nihai amacı, güç (power) ile
refah (plenty) arasındaki dinamik dengede biçimlenmiştir. İktisat
düşüncesinin ontolojik köklerinde güvenlik, iktisadi hayatın dışsal bir
parametresi ya da arızi bir sarsıntısı olarak değil; piyasa mekanizmasını
meşrulaştıran ve olanaklı kılan kurucu unsur olarak yer alır.
Pre-klasik döneme damgasını vuran Merkantilist
doktrin, güç ile refahı birbirini besleyen tek bir döngüsel süreç olarak
kavramıştır.
Merkantilist paradigma içinde iktisat, özü
itibarıyla bir "savaş iktisadı olmaksızın yürütülen jeopolitik
rekabet" zeminidir. Ticaret, bir tarafın kazancının diğer tarafın
kaybı anlamına geldiği sıfır toplamlı bir oyun (zero-sum game) şeklinde
kurgulanmıştır. Dolayısıyla askeri harcamalar ve ulusal savunma, üretim
sürecinin saptırılması değil, ulusal sermayenin korunması ve genişletilmesi
için zorunlu bir güvenlik bedelidir.
|
Model |
Odak ve Öncelik |
İlişki Dinamiği |
Açıklama |
|
Merkantilist Model |
Güç (Power) Refah (Plenty) |
Karşılıklı Eşdeğer |
Güç ve refah eşdeğerdir; biri diğerinin hem
amacı hem aracıdır. |
|
Klasik Model |
Refah (Plenty) Güç (Power) |
Refah Öncelikli |
Asıl olan refah artışıdır; güç/savunma istisnai
ve sınırlı bir güvencedir. |
Klasik Okul'un (Adam Smith ve David Ricardo)
ortaya çıkışı, bu kuramsal kurguda köklü bir metodolojik
kırılmaya işaret eder. Smith, iktisadi rasyonaliteyi devletin bekasına dayalı
"güç" ekseninden çıkarıp, bireysel refahın ve toplumsal zenginliğin
üretimi eksenine kaydırmıştır. Serbest ticaret ve uluslararası uzmanlaşma
aracılığıyla oyun pozitif toplamlı (positive-sum game) bir nitelik
kazanmış; servet birikimi için değerli maden yığma zorunluluğu ortadan
kalkmıştır.
Ancak bu radikal dönüşüme rağmen Smith, güvenlik
olgusunu metodolojik kurgusunun dışına itmemiş; tam aksine kuramının tam
merkezinde bir "Savunma İstisnası" (defense exception)
tanımlamıştır.
B. Adam
Smith’te "Savunma Refahtan Çok Daha Önemlidir": Milletlerin
Zenginliği ve Güvenlik İstisnası
Adam Smith, Milletlerin Zenginliği’nin
(1776) Kitap IV ve V bölümlerinde serbest ticaret ilkelerini adım adım inşa
ederken, devletin piyasaya müdahale edebileceği son derece dar ve nitelikli
istisnalar belirler. Bunların en başında ve tartışmasız olanı ulusal
savunmadır. Smith’in ifadesiyle:
"Savunma, refahtan çok daha önemlidir." (Defense is of much more importance than opulence.)
Smith'in bu ünlü önermesi, Klasik Okul'un
güvenliğe bakışındaki mantıksal önceliği özetler. Smith, korumacı gümrük
vergilerini ve teşvikleri genel kural olarak reddetmekle birlikte, iki temel
durumda devlet korumacılığını iktisaden meşru ve gerekli görür:
- Uluslararası Güvenlik İçin Kritik Sanayilerin Korunması: Savunma kapasitesi doğrudan doğruya belirli sivil veya askeri
sanayilerin varlığına bağlıysa, bu sektörlerin serbest ticaretin
rekabetine karşı korunması rasyoneldir. Smith’in Navigasyon Yasaları’nı (Navigation
Acts) tutkuyla savunması bu çerçevededir. Deniz ticareti filosu, savaş
anında donanmaya dönüşebilecek beşerî ve fiziksel sermayeyi barındırdığı
için, ticari açıdan etkinsiz olsa bile güvenlik açısından vazgeçilmezdir.
- Güvenliğin Bir Kamu Malı (Public Good) Niteliği: Smith, Kitap V'te devletin üç temel görevini sayarken ilk sıraya
"toplumu dış şiddet ve işgalden koruma" ödevini koyar. Askeri
güvenlik; bölünemez niteliği, dışlanamazlığı ve piyasa tarafından
kendiliğinden sunulamayacağı için saf bir kamu malıdır.
Adam Smith: Devletin Kurumsal İşlevleri
- 1. Ulusal Savunma
(Kamu Malı / En Yüksek Öncelik)
- 2. Adalet Sistemi
(Mülkiyet ve Sözleşme Güvencesi)
- 3. Altyapı ve Kamu Eserleri
(Piyasa Etkinsizliklerini Giderme)
Smithian analizde güvenlik, iktisadi etkinliğin (efficiency)
ön koşuludur. Mülkiyet haklarının ve piyasa düzeninin uluslararası alanda
güvenceye alınamadığı bir vasatta, serbest ticaretin üreteceği refahın
sürdürülmesi imkânsızdır. Dolayısıyla Smith, savunma harcamalarını refahı
azaltan bir yük olarak değil, refahın yaratılabilmesi için ödenmesi gereken
bir kurumsal sigorta primi olarak kurgulamıştır.
C. Jacob Viner
Çerçevesinde Dış Ticaret ve Ordu Finansmanı Bağlantısı
Jacob Viner, 1948 tarihli seminal çalışması "Power
versus Plenty as Objectives of Foreign Policy in the Seventeenth and Eighteenth
Centuries" ile Merkantilist ve Klasik dönem arasındaki geçişin
iktisadi mantığını çözümlemiştir. Viner, 17. ve 18. yüzyılda uluslararası
ticaretin ve kamu maliyesinin temel güdüsünü incelerken iki anahtar mekanizma
üzerinde durur:
[Dış Ticaret Fazlası (Ticaret Dengesi)]
│
▼
[Likit Hazine Rezervleri (Kıymetli Maden Birikimi)]
│
▼
[Profesyonel Ordu ve Donanma Finansmanı]
│
▼
[Jeopolitik Caydırıcılık ve Ticaret Yollarının Kontrolü]
- Kamu Maliyesi ve Likidite Kısıtı: Sanayi
öncesi devletlerde vergi toplama kapasitesi son derece sınırlı olduğundan,
savaş durumunda orduların finansmanı doğrudan doğruya hazinenin likit
rezervlerine (altın ve gümüş) bağlıydı. Bu bağlamda dış ticaret fazlası
vermek, doğrudan doğruya bir "askerî finansman ve borçlanabilirlik
kapasitesi" yaratma aracıydı.
- Ticaret Yollarının Savaş Gücüyle Açılması: Viner'ın vurguladığı ikinci husus, uluslararası piyasaların
kendiliğinden oluşmadığı, aksine askeri güç vasıtasıyla inşa edildiğidir.
Donanma gücü, denizaşırı ticaret yollarının güvenliğini sağlayarak
iktisadi aktörlerin risk marjlarını düşürmüş ve küresel ölçek
ekonomilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.
Viner’ın analizinden çıkan temel sonuç; Klasik
iktisatçıların serbest ticaret ve barış ilintisi kurarken, merkantilist dönemin
askeri harcamalar vasıtasıyla kurduğu ulusal piyasa ve küresel ticaret
altyapısının mirasını devraldıkları gerçeğidir.
D. Friedrich
List ve "Üretici Güçler" (Productive Powers) Kuramı: Korumacı
ve Sanayileştirici Savunma İktisadı
Klasik Okul'un "evrenselci" ve
"serbest ticaretçi" yaklaşımına en radikal ve sistemli eleştiri
Friedrich List'ten (Politik İktisadın Ulusal Sistemi, 1841) gelmiştir.
List, Adam Smith ve David Ricardo'nun teorisini "kozmopolit
iktisat" olarak nitelendirip eleştirir; zira bu teori, uluslar
arasındaki gelişmişlik ve güç farklarını yok sayarak, sanayileşmiş ülkelerin (o
dönem İngiltere) hegemonyasını ebedileştirmeye hizmet etmektedir.
List, kuramsal merkezine "mevcut değerlerin
üretimi" (zenginlik) yerine "üretme yeteneğini" (üretici
güçler / productive powers) yerleştirir. List’e göre bir ulusun zenginliği,
elinde bulundurduğu mübadele değerlerinin miktarıyla değil, gelecekte değer
üretme kapasitesiyle ölçülür.
Friedrich List: Korumacı Savunma Sanayii Modeli
- Gelişmemiş / Tarım Toplumu Aşaması
- Korumacı Savunma Sanayii ve Bebek Sanayi
Politikası
- Teknoloji Transferi
- Nitelikli Beşerî Sermaye
- Kurumsal Kapasite
- Sanayileşmiş Ulus Devlet (Hedef)
1. Savunma
Sanayiinin "Bebek Sanayi" (Infant Industry) ve Katalizör Rolü
List'in teorisinde ulusal savunma ve sanayileşme
iç içe geçmiş iki süreçtir:
- Siyasi Bağımsızlık olmaksızın İktisadi Gelişme Sağlanamaz: Bir ulus, kendi savunma araçlarını üretebilecek sınai kapasiteden
yoksunsa, dış politikada bağımsız hareket edemez ve serbest ticaret
ortamında hammadde tedarikçisi konumuna mahkûm olur.
- Savunma Talebinin Teknolojik Sıçrama Rolü: Askeri sektörlerin yüksek standartlı imalat talebi; demir-çelik,
makine imalatı ve kimya gibi stratejik alanlarda yerli kapasitenin
kurulmasını zorunlu kılar. Bu yönüyle savunma harcamaları, sivil sanayiye
girdi sağlayan bir teknolojik ve sınai kaldıraçtır.
2.
Güvenlik-Sanayileşme İkiliği ve "Güdümlü Sanayileşme"
List, geç sanayileşen ülkelerin (örneğin 19.
yüzyıl Almanyası ve ABD'si) İngiltere'nin sınai ezici gücüne karşı koyabilmesi
için stokastik piyasa güçlerine bırakılmış bir büyümeyi değil, devlet eliyle
yönlendirilen bir savunma ve sanayi stratejisini savunur. Alexander
Hamilton’ın ABD için önerdiği "İmalat Üzerine Rapor" (1791)
ruhuyla örtüşen bu anlayışta; gümrük duvarları, teşvikler ve kamu alımları,
ulusal teknolojinin ve sanayinin gelişiminde bir zırh işlevi görür.
Kritik Kuramsal Karşılaştırma: Smith vs. List
|
Parametre |
Adam Smith |
Friedrich List |
|
Analiz Birimi |
Birey / Dünya |
Ulus Devleti |
|
İktisadi Amaç |
Tüketim Refahı |
Üretici Güçleri Geliştirme (Sınai Kapasite) |
|
Ticaret Rejimi |
Serbest Ticaret |
Dönemsel Korumacılık (Bebek Sanayiler Argümanı) |
|
Savunmanın Rolü |
Zorunlu Gider |
Sanayileşme ve Teknolojinin Motoru |
E.
Değerlendirme ve Metodolojik Sentez
Klasik ve Pre-Klasik dönemin güvenlik analizi
gösteriyor ki; iktisat bilimi doğuşundan itibaren savunma olgusunu piyasa
rasyonalitesinin ne tamamen dışında tutabilmiş ne de ona tamamen teslim
edebilmiştir:
- Merkantilizm, güvenliği iktisat politikalarının doğrudan
amacı kılmış ancak sistemik verimsizlikleri ve ticaret savaşlarını
tetiklemiştir.
- Adam Smith, serbest piyasa ideali ile devletin kurucu
güvenlik görevi arasında dengeli bir hat çekmiş; savunmayı iktisadi
sistemin sürdürülebilirliği için ödenmesi gereken zorunlu bir
"kurumsal güvenlik maliyeti" olarak tanımlamıştır.
- Friedrich List ise
savunma ihtiyacını ve sanayisini, sadece bir koruma mekanizması değil, geç
kalan ülkelerin sınai kapsama (catching-up) ve teknolojik dönüşüm
süreçlerinin ana itici gücü seviyesine yükseltmiştir.
Bu kuramsal miras, modern savunma iktisadının;
teknoloji transferi, piyasa yapısı, kamu alımları sözleşmeleri ve devlet
kapasitesi gibi çağdaş araştırma alanlarının metodolojik zeminini
oluşturmaktadır.
Temel
Literatür
- Earle, E. M. (1943). Makers of Modern Strategy:
Military Thought from Machiavelli to Hitler. Princeton: Princeton
University Press. (Özellikle Adam Smith, Alexander Hamilton ve Friedrich
List analizleri kapsayan bölümler).
- List, F. (1841/2005). Politik İktisadın Ulusal
Sistemi (Çev. A. Soult). İstanbul: Dergâh Yayınları.
- Smith, A. (1776/2006). Milletlerin Zenginliği
( H. Derin). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- Viner, J. (1948). "Power versus Plenty as
Objectives of Foreign Policy in the Seventeenth and Eighteenth
Centuries", World Politics, 1(1), 1-29.
2. ALMAN TARİHÇİ OKULU, SOMBART VE DEVLET KAPASİTESİ
A. Giriş: Savaş, Ordu Örgütlenmesi ve Kapitalizmin Kuluçka Motoru
Klasik iktisat
doktrini askeri harcamaları kural olarak iktisadi kaynağın verimsiz kullanımı
(bir tür "net kayıp" veya zorunlu maliyet) biçiminde ele alma
eğilimindeyken; Alman Tarihçi Okulu ve onun devamı niteliğindeki
kurumsal tarihsel sosyoloji, savunma ihtiyacını ve ordu örgütlenmesini modern
kapitalizmin, sanayi altyapısının ve devlet kapasitesinin kurucu katalizörü
olarak kavrar.
Bu yaklaşımın
temel önermesi şudur: Barış zamanında sürdürülen düzenli ordu talebi,
standartlaşma ihtiyacı ve kitlesel lojistik organizasyon; serbest piyasa
güçlerinin tek başına ve kısa sürede yaratamayacağı ölçek ekonomilerini,
kurumsal bürokrasiyi ve sınai altyapıyı inşa eden bir kuluçka motoru
işlevi görmüştür.
B. Werner Sombart: Savaş ve Kapitalizm (Krieg und Kapitalismus,
1913)
Werner
Sombart, 1913 tarihli anıtsal çalışmasında kapitalizmin doğuşunu yalnızca Doğu
ticaretine, coğrafi keşiflere veya Protestan ahlakına (Weber) bağlayan tek
boyutlu tezleri eleştirir. Sombart’a göre kapitalist zihniyetin ve modern
sanayi üretiminin en güçlü sürükleyici kuvveti askerî talep ve ordu
örgütlenmesidir.
1. Standartlaşma ve Kitlesel Üretim (Mass Production)
Sombart’ın
analizinde modern ordu, tarihteki ilk kitlesel ve homojen tüketici grubudur.
Yüzbinlerce kişilik düzenli orduların giydirilmesi, beslenmesi ve
silahlandırılması zorunluluğu piyasada radikal bir dönüşüm yaratmıştır:
- Talebin Niteliksel Dönüşümü: Ismarlama ve zanaata dayalı tekil üretimin yerini; boyutu, kumaşı,
dikişi ve niteliği önceden belirlenmiş standart mal üretimi
almıştır.
- Erken Fabrika Sisteminin Doğuşu: Üniforma, bot, tüfek ve mühimmat ihtiyacı; zanaat loncalarının esnek
olmayan üretim kapasitesini aşmış, devasa imalathanelerin (manufaktur)
ve ilk fabrika sistemlerinin kurulmasını zorunlu kılmıştır.
2. Ağır Sanayi ve Sermaye Birikimi
Düzenli
orduların ve özellikle donanmaların (savaş gemileri, zırhlılar, topçuluk)
inşası; demir-çelik, madencilik, döküm ve gemi yapımı gibi yüksek sabit sermaye
yatırımı gerektiren ağır sanayi kollarını tetiklemiştir. Sombart’a göre, bu
sektörlerdeki devasa batık maliyetlerin (sunk costs) üstlenilmesi, ancak
devletin uzun vadeli ve yüksek hacimli kamu alım garantileriyle mümkün
olabilmiştir.
3. Tüketim Kalıpları ve Piyasa Disiplini
Ordu düzeni,
yalnızca üretim teknolojisini değil, iktisadi aktörlerin davranış kalıplarını
da disipline etmiştir. Zaman yönetimi, iş bölümü, hiyerarşik organizasyon ve
maliyet muhasebesi gibi modern işletmecilik ilkeleri, ilk olarak askeri
lojistik ihtiyaçların karşılanması sürecinde olgunlaşmıştır.
C. Gustav Schmoller ve Charles Tilly Çizgisinde Devlet Kapasitesinin (State
Capacity) Güvenlik Kökenleri
Alman Genç
Tarihçi Okulu’nun lideri Gustav Schmoller ile tarihsel sosyolog Charles
Tilly arasındaki kuramsal süreklilik, modern devletin niteliğini ve vergi
toplama gücünü "güvenlik Arayışı ve Savaş Finansmanı"
üzerinden açıklar.
Tilly’nin o
ünlü formülasyonu bu ilişkinin özünü özetler:
"Devlet
savaşı yaptı, savaş da devleti yaptı." (War made
the state, and the state made war.)
1. Vergi Toplama Gücü ve Bürokrasi
Gustav
Schmoller, Merkantilist dönemi incelerken (The Mercantile System, 1897),
devletin iktisadi müdahalelerini basit bir korumacılık olarak değil, ulusal
bütünleşme ve kurumsal kapasite inşası olarak değerlendirir.
Askerî
harcamaların finansmanı için yerel feodal unsurların direncinin kırılması,
merkezi bir maliye bürokrasisinin kurulmasını zorunlu kılmıştır. Vergi
tabanının genişletilmesi ihtiyacı; nüfus sayımlarını, tapu kadastro
kayıtlarını, gümrük idarelerini ve yerel pazarların tek bir ulusal pazara
dönüştürülmesini tetiklemiştir.
2. Zor ve Sermaye Etkileşimi
Charles Tilly
(Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu, 1990), Avrupa tarihini
inceleyerek devletlerin ayakta kalabilmek için iki temel kaynağı örgütlemek
zorunda kaldığını belirtir: Zor (coercion- asker/güç) ve Sermaye
(capital- para/kredi).
Savaş
teknolojisindeki gelişmeler (ateşli silahlar, kaleler, zırhlı donanmalar)
savaşın maliyetini astronomik şekilde artırmış; bu durum devletleri tüccar ve
banker sınıflarıyla kurumsal pazarlıklara itmiştir. Bu pazarlıklar neticesinde;
- Güvenilir kamu borçlanma senetleri (tahvil
piyasaları),
- Merkez bankacılığı sistemleri (örneğin Bank
of England’ın savaşı finanse etmek üzere kuruluşu),
- Mülkiyet haklarını koruyan hukuki
düzenlemeler doğmuştur.
D. Değerlendirme ve Metodolojik Sentez
Alman Tarihçi
Okulu ve onu izleyen kurumsal analizler göstermektedir ki:
- Barış zamanı askerî talebi, sivil piyasaların henüz ölçek kazanamadığı tarihsel aşamalarda
standartlaşmayı, fabrika düzenini ve ağır sanayiyi başlatan ana itici güç
(kuluçka motoru) olmuştur.
- Güvenlik ihtiyacı, merkezi bürokrasinin, modern vergi sistemlerinin ve finansal
kurumların (tahvil piyasaları, merkez bankaları) doğuşunu zorunlu kılarak devlet
kapasitesini biçimlendirmiştir.
- Bu süreçte güvenlik harcamaları, sadece
iktisadi kaynağı tüketen bir harcama kalemi değil; modern piyasa
ekonomisinin kurumsal, hukuki ve teknolojik altyapısını kuran ana
dinamiklerden biri olarak işlev görmüştür.
Temel Literatür
- Schmoller, G. (1897). The Mercantile System and Its Historical Significance.
New York: Macmillan.
- Sombart, W. (1913/1998). Krieg und Kapitalismus. München: Duncker &
Humblot. (Türkçe kaynaklarda: Savaş ve Kapitalizm).
- Tilly, C.
(1990/2001). Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu (MS 990-1992).
Ankara: İmge Kitabevi.
II: İKTİSAT
TEORİSİ VE METODOLOJİK ÇERÇEVE
1.
MAKROEKONOMİK DENGE VE KAYNAK TAHSİSİ (GİRDİ)
A. Giriş:
Savunma Harcamalarının Makroekonomik Net Etkisi ve İkilem
Savunma iktisadının makroekonomik boyutu, kıt
kamu kaynaklarının sivil ve askerî alanlar arasındaki tahsisi sorununa dayanır.
Savunma harcamalarının uzun dönemli iktisadi büyüme üzerindeki net etkisi; bir
yandan çarpan/talep etkisi ve teknolojik dışsallıklar kanalıyla
büyümeyi uyarıcı, diğer yandan fırsat maliyeti ve dışlama/sıkıştırma
(crowding-out) mekanizmaları kanalıyla büyümeyi baskılayıcı çift yönlü
bir nitelik taşır.
Bu çerçevede temel metodolojik soru, savunma
bütçelerinin net iktisadi etkisini belirleyen ampirik ve kuramsal koşulların
(gelişmişlik düzeyi, kapasite kullanım oranı, finansman türü ve kurumsal
nitelik) nasıl modelleneceğidir.
B. Benoit
Hipotezi: Ambalajlanmış Paradoks ve Ampirik Ayrışma
Emile Benoit’nın 1973 ve 1978 tarihli seminal
çalışmaları (Defense and Economic Growth in Developing Countries),
savunma iktisadında uzun yıllar sürecek bir ampirik tartışmayı başlatmıştır.
Benoit, azgelişmiş/gelişmekte olan ülkeler üzerine yaptığı ekonometrik
analizlerde, savunma harcamalarının GSYH payı ile iktisadi büyüme oranları
arasında pozitif bir korelasyon saptamıştır.
Benoit Hipotezi’ne göre askerî harcamaların
büyümeyi destekleyici kanalları üç ana grupta toplanır:
- Altyapı ve Beşerî Sermaye Dışsallıkları: Ordu, okuma-yazma, teknik beceri, disiplin ve hijyen eğitimi vererek
beşerî sermayeyi geliştirir; ayrıca yol, haberleşme ve liman gibi çift
kullanımlı sivil altyapı tesis eder.
- Keynesçi Toplam Talep Etkisi: Âtıl
kapasitenin ve işsizliğin yüksek olduğu gelişmekte olan ekonomilerde
askerî harcamalar toplam talebi uyararak Keynesçi çarpan etkisi yaratır.
- Yatırım Ortamı ve Güvenlik: İçi ve
dış güvenliği temin ederek yatırımlar için istikrarlı bir kurumsal zemin
hazırlar.
Ancak Benoit’nın tespiti, nedensellik yönünü göz
ardı ettiği ve yöntem bilimsel eksiklikler barındırdığı gerekçesiyle sert
eleştirilere uğramıştır.
C. Deger &
Smith Modeli ve Dışlama/Sıkıştırma (Crowding-Out) Mekanizmaları
Saadet Deger ve Ron Smith (1983), Benoit'nın tek
denklem metodolojisini eleştirerek Eşanlı Denklem Sistemleri (Simultaneous
Equation Systems) çerçevesinde konuyu yeniden modellemiştir. Deger &
Smith modeli, savunma harcamalarının büyüme üzerindeki toplam etkisini üç ayrı
kanala ayırır:
Deger ve Smith'in ampirik bulguları, savunma
harcamalarının sivil yatırımları ve tasarrufları dışlama etkisinin (negatif
kanal), doğrudan talep etkisinden (pozitif kanal) çok daha baskın olduğunu ve
gelişmekte olan ülkelerde net etkinin negatif çıktığını ortaya
koymuştur.
Dışlama (Crowding-Out)
Türleri:
- Fiziksel / Kaynak Dışlaması: Kıt
hammadde, nitelikli mühendis ve Ar-Ge personelinin sivil sanayiden savunma
sanayiine kaydırılması.
- Mali Dışlama: Yüksek
kamu savunma harcamalarının borçlanma faizlerini yükselterek özel sektör
sivil yatırımlarını piyasadan itmesi.
D. Savunma
Bütçelerinin Finansman Yöntemleri ve Kamu Maliyesi Dengesi
Savunma harcamalarının makroekonomik dengeler
üzerindeki tahribat derecesi, bu harcamaların nasıl finanse edildiği ile
doğrudan ilintilidir. Kamu maliyesi literatüründe üç temel finansman seçeneği
öne çıkar:
)
- Vergilendirme Yoluyla Finansman: Vergi
oranlarının artırılması, özel sektörün harcanabilir gelirini düşürerek
toplam sivil tüketimi ve tasarrufları baskılar. Ancak bütçe açığı
yaratmadığı için makroekonomik istikrarı en az bozan yöntemdir.
- İç ve Dış Borçlanma Yoluyla Finansman: Savunma bütçelerinin borçlanmayla karşılanması, borç stokunu büyütür.
İç piyasadan borçlanma faiz oranlarını tırmandırarak sivil yatırımları
dışlarken; dış borçlanma döviz kuru riski ve dış borç servisi baskısı
yaratır.
- Monetizasyon (Para Basımı / Emisyon): Merkez bankası kaynaklarıyla finanse edilen savunma harcamaları, reel
mal arzını artırmadan parasal genişleme yarattığı için doğrudan
enflasyonist bir nitelik taşır.
E. Dunne &
Uye Çerçevesinde Net Etkiyi Belirleyen Koşulsal Parametreler
J. Paul Dunne ve Mohammed Uye (2009), konuya dair
geniş literatür taramalarında, savunma harcamaları ile büyüme arasındaki
ilişkinin sabit ve tekil olmadığını; ekonominin kurumsal ve yapısal
koşullarına göre değiştiğini saptamıştır.
Savunma harcamalarının net etkisini belirleyen
temel parametreler şunlardır:
- Âtıl Kapasite Durumu:
Ekonomide eksik istihdam ve kapasite kullanım oranı düşükse askerî talep
büyümeyi pozitif etkileyebilir; tam istihdam koşullarında ise doğrudan
dışlama ve enflasyon yaratır.
- Savunma Sanayiinin Yerlilik ve İthalat Bağımlılığı: Savunma ihtiyacı ithalatla karşılanıyorsa döviz rezervleri tükenir ve
net etki negatif olur. Eğer güçlü bir yerli sanayi ve çift kullanımlı
teknoloji (dual-use) altyapısı varsa, çarpan etkisi ve teknolojik
yayılma (spillover) pozitif net etki üretebilir.
- Kurumsal Kapasite ve Yönetişim:
Yolsuzluk oranlarının yüksek, ihale süreçlerinin şeffaf olmadığı kurumsal
yapılarda savunma bütçeleri rant kollama (rent-seeking) alanına
dönüşerek iktisadi büyümeyi baltalar.
F.
Değerlendirme ve Sentez
Savunma harcamalarının makroekonomik dengeler ve
kaynak tahsisi üzerindeki etkisi tek boyutlu bir doğru izlemez:
- Short-run (Kısa Dönem): Âtıl
kapasiteye sahip ekonomilerde askerî alımlar Keynesçi çarpan
mekanizmasıyla geçici bir talep canlılığı yaratabilir.
- Long-run (Uzun Dönem): Fırsat
maliyeti, tasarruf oranlarındaki düşüş, sivil Ar-Ge ve yatırımların
dışlanması (crowding-out) nedeniyle net makroekonomik etki
çoğunlukla büyümeyi yavaşlatıcı yöndedir.
- Belirleyici Unsur: Savunma
bütçesinin büyüklüğünden ziyade, bu harcamanın finansman modeli, yerli
sınai girdi oranı ve sivil teknolojik altyapıya sunduğu katma değerdir.
Temel
Literatür
- Benoit, E. (1973). Defense and Economic Growth in
Developing Countries. Lexington: Lexington Books.
- Deger, S., & Smith, R. (1983).
"Military Expenditure and Growth in Less Developed Countries", Journal
of Conflict Resolution, 27(2), 335-353.
- Dunne, J. P., & Uye, M. (2009).
"Military Spending and Development", The Economics of Peace and Security, 4(2), 23-31.
- Dunne, J. P., Smith, R. P., & Willenbockel, D. (2005). "Models of Military Expenditure and Growth", Defense
and Peace Economics, 16(6), 449-461.
2. PİYASA
YAPISI VE TEDARİK İKTİSADI (SÜREÇ)
A. Giriş: Aksak
Rekabet Savunma Piyasası ve Etkinlik Tanımı
Klasik piyasa kuramının varsaydığı çok sayıda
alıcı ve satıcının bulunduğu, homojen malların serbestçe mübadele edildiği ve
tam bilginin hüküm sürdüğü piyasa yapısı, savunma sanayii tedarik süreçlerinde
tamamen geçersizdir. Savunma piyasası; yüksek teknoloji gereksinimi, devasa
sabit yatırımlar, gizlilik protokolleri ve kamusal egemenlik unsurları
nedeniyle Aksak rekabet (imperfect market) bir karakter sergiler.
Bu kurumsal yapıda geleneksel piyasa dengesi ve Pareto
etkinsizliği kavramları yeniden tanımlanmak zorundadır:
- Piyasa Yapısı: Tek
alıcı konumundaki ulus devlet (Monopson) ile askeri teknolojiyi
üreten tek veya sınırlı sayıdaki dev sanayi yüklenicileri (Monopol /
Bağımlı Oligopol) karşı karşıyadır.
- Etkinlik Kriteri: Bu
piyasa yapısında etkinlik (efficiency); basit bir piyasa
temizlenmesi (market clearing) veya marjinal maliyetin fiyata
eşitlenmesi olarak değil; tahsisat etkinliği (allocative
efficiency), teknik/üretim etkinliği (technical efficiency)
ve Harvey Leibenstein'ın kavramsallaştırdığı X-etkinliği (X-efficiency)
bileşimi üzerinden tanımlanır.
- Temel Sorun: Asimetrik bilgi (özellikle yüklenicinin
gerçek maliyet yapısını devletten gizleyebilmesi) ve ex-post (sözleşme
sonrası) fırsatçı davranışlar altında; X etkinsizliğini minimuma indirecek
ve risk paylaşımını en uygun seviyede kuracak sözleşme mekanizmalarının
tasarımıdır.
B. İki Taraflı
Monopol (Bilateral Monopoly) ve Pazarlık Dinamikleri
Savunma tedariki, teorik olarak bir İki
Taraflı Monopol (Bilateral Monopoly) modeli oluşturur. Bu yapıda ne
alıcının (Devlet/Savunma Bakanlığı) ne de satıcının (Askerî Yüklenici) tek
taraflı fiyat koyucu (price maker) gücü vardır; denge, stratejik
pazarlık ve kurumsal güç dengeleri üzerinden belirlenir.
Frederic M. Scherer (The Weapons Acquisition
Process, 1964) tarafından incelenen bu pazarlık yapısının temel dinamikleri
şunlardır:
|
Piyasa Aktörü |
Konumu ve Güç Kaynağı |
Stratejik Amacı |
|
Monopsonist Devlet |
Yasal tedarik yetkisi, bütçe kontrolü,
regülasyon gücü, tek meşru alıcı. |
Savunma kapasitesini azamiye çıkarırken
maliyetleri ve yüklenicinin aşırı kârını baskılamak. |
|
Monopolist Yüklenici |
Teknolojik know-how, mülkiyet hakları, üretim
altyapısı, ikame edilemezlik. |
Maliyet artışlarını kamuya yansıtmak, uzun
vadeli kârı ve X etkinsizliği marjını korumak. |
Pazarlıkta
Fiyat ve Miktar Belirsizliği
Geleneksel iktisatta iki taraflı monopolde nihai
işlem fiyatı teorik olarak belirsizdir (indeterminate); sadece fiyatın
gerçekleşebileceği bir alt ve üst sınır (pazarlık alanı) çizilebilir.
Scherer’a göre savunma sanayiinde bu belirsizlik,
kurumsal sözleşme tasarımı ve teşvik yapıları aracılığıyla
çözülmeye çalışılır. Devlet, sözleşme şartlarını koyarken yüklenicinin
piyasadan çekilmeyeceği bir kâr oranını garanti etmek ile yükleniciye
maliyetleri düşürme güdüsü (cost-reduction incentive) vermek arasında
metodolojik bir denge kurmak zorundadır.
C. Kurumsal
İktisat Perspektifi: Varlığa Özgülük (Asset Specificity), Batık
Maliyetler ve Sıkışıp Kalma (Hold-Up) Problemi
Oliver E. Williamson’ın (The Economic
Institutions of Capitalism, 1985) Yeni Kurumsal İktisat ve İşlem Maliyeti
İktisadı (Transaction Cost Economics) çerçevesi, savunma tedarikindeki
sözleşme başarısızlıklarını anlamak için temel teorik araçları sunar.
1. Tasarlanmış
Varlığa Özgülük (Asset Specificity)
Savunma sanayiindeki yatırımlar yüksek derecede varlığa
özgüdür. Üretilen teknoloji veya tesis, sivil piyasada veya başka bir
müşteriye kolaylıkla satılamaz. Williamson’ın sınıflandırmasıyla savunma
sanayiinde üç ana özgülük öne çıkar:
- Fiziksel Varlığa Özgülük: Sadece
belirli bir füze veya savaş uçağı gövdesi için tasarlanmış özel kalıplar,
dökümhaneler ve test tesisleri.
- Beşerî Varlığa Özgülük: Sadece
ilgili askeri projeye dair kritik kriptografik veya mühendislik bilgisine
sahip uzman personel.
- Adanmış Varlıklar (Dedicated Assets): Yalnızca devletin yüksek hacimli alım taahhüdüne dayanarak yapılan
devasa kapasite yatırımları.
2. Batık
Maliyetler ve Sıkışıp Kalma (Hold-Up) Problemi
Yüksek varlığa özgülük ve geri dönülemez batık
maliyetler (sunk costs), sözleşme imzalandıktan sonra tarafları
birbirine bağımlı kılar (fundamental transformation). Sözleşme öncesi
var olan rekabetçi ortam, imza sonrasında tekil bağımlılığa dönüşür.
- Ex-post Fırsatçılık: Sözleşme
yapıldıktan ve firma batık yatırımı gerçekleştirdikten sonra; devlet bütçe
kısıtı gerekçesiyle fiyatı düşürmeye zorlayabilir ya da firma üretimin
ortasında "öngörülemeyen teknik zorluklar" öne sürerek ek ödenek
talep edebilir.
- Sıkışıp Kalma (Hold-Up):
Taraflardan birinin, diğerinin batık yatırımlarını ve yüksek aktarım
maliyetlerini istismar ederek sözleşmeyi kendi lehine yeniden pazarlığa (renegotiation)
zorlaması durumudur.
D. Sözleşme
Teorisi, Asimetrik Bilgi ve Risk Paylaşımı
Jean Tirole’ün (Procurement and Renegotiation,
1986) sözleşme teorisi katkıları, asimetrik bilgi altında devlet ile yüklenici
arasındaki ilişkiyi bir Vekalet Problemi (Principal-Agent Problem)
olarak kurgular. Devlet (Asil / Principal), yüklenicinin (Vekil / Agent)
gerçek maliyet çabasını ve teknolojik kapasitesini tam olarak gözlemleyemez.
Bu durum iki temel bilgi sorununa yol açar:
- Ters Seçim (Adverse Selection): İhale aşamasında firmanın kendi teknolojik yetkinliğini ve gerçek
maliyet yapısını devletten gizlemesi.
- Ahlaki Tehlike (Moral Hazard) / Özensizlik: Sözleşme alındıktan sonra firmanın maliyetleri düşürmek için yeterli
yönetsel çabayı göstermemesi ve X etkinsizliğinin artması.
Sözleşme
Tiplerinin Karşılaştırılması: Risk Paylaşımı ve X Etkinsizliği
Bu asimetrik bilgi ve risk ortamında, devlet ile
yüklenici arasında üç ana tip sözleşme mekanizması kurgulanır:
- 1. Maliyet-Artı Kâr Sözleşmeleri (Cost-Plus Contracts):
Devlet,
projenin gerçekleşen tüm maliyetlerini üstlenir ve bunun üzerine sabit bir kâr
marjı öder.
- Avantaj: Yüksek teknolojik riski
devlet üstlendiği için yüklenici radikal Ar-Ge projelerine girmekten
kaçınmaz.
- Dezavantaj: Firmaya maliyetleri düşürme
güdüsü vermez. Bu durum devasa maliyet artışlarına (cost overruns)
ve yüksek X etkinsizliğine yol açar.
- 2. Sabit-Fiyat Sözleşmeleri (Fixed-Price Contracts):
Ürün veya
hizmet için baştan tek bir fiyat belirlenir; maliyet aşılsa da düşse de fiyat
değişmez.
- Avantaj: Maliyet artışı riski tamamen
yüklenicide olduğu için firmayı maksimum maliyet disiplinine ve X etkinliğine
zorlar.
- Dezavantaj: Aşırı teknolojik belirsizlik
durumunda firma batma riskiyle karşılaşabilir, bu da teslimatın
aksamasına veya kaliteden ödün verilmesine neden olur.
- 3. Teşvikli / Karma Sözleşmeler (Incentive Contracts):
Maliyet
sapmalarının devlet ile yüklenici arasında belirlenen bir paylaşım oranı (r)
üzerinden bölüşüldüğü gruptur (0 <r <1).
Sözleşme
Tiplerinin Karşılaştırma Matrisi
|
Sözleşme Tipi |
Risk Sahibi |
X-Etkinsizliği Riski |
Maliyet Düşürme Teşviki |
Yeniden Pazarlık (Renegotiation) Eğilimi |
|
Maliyet-Artı (Cost-Plus) |
Tamamen Devlet |
Çok Yüksek |
Sıfır / Zayıf |
Düşük (Maliyet zaten karşılanıyor) |
|
Teşvikli (Incentive) |
Paylaşımlı (r) |
Orta / Kontrollü |
Dengeli |
Orta |
|
Sabit-Fiyat (Fixed-Price) |
Tamamen Yüklenici |
Çok Düşük (X-Etkin) |
Mükemmel / Çok Güçlü |
Çok Yüksek (Maliyet
aşımında kriz) |
E.
Değerlendirme ve Sentez
Piyasa yapısı ve tedarik iktisadı açısından
yapılan bu kurumsal ve teorik çözümleme gösteriyor ki:
- Aksak Rekabet Kaçınılmazdır: Savunma
sanayiinde piyasa yapısı doğası gereği iki taraflı monopol ve yüksek
varlığa özgülük üzerine kuruludur; dolayısıyla fiyat mekanizması kendi
başına tahsisat etkinliğini sağlayamaz.
- Sözleşme Tasarımı İkilemi: Etkinlik
arayışı tekil bir sözleşme tipiyle çözülemez. Maliyet-Artı
sözleşmeler radikal yenilikçiliği desteklerken X etkinsizliği ve maliyet
patlaması yaratır; Sabit-Fiyat sözleşmeler ise X etkinliğini
zorlarken sıkışıp kalma (hold-up) ve kilitlenme risklerini
tırmandırır.
- Dinamik Etkinlik: Savunma
tedariğinde optimum kurumsal tasarım, projenin teknolojik olgunluk
aşamasına (Ar-Ge safhasında Maliyet-Artı, seri üretim safhasında
Sabit-Fiyat) göre esnek ve aşamalı sözleşme modellerinin
uygulanmasını gerektirir.
Temel
Literatür
- Scherer, F. M. (1964). The
Weapons Acquisition Process: Economic Incentives. Boston: Harvard
University Graduate School of Business Administration.
- Tirole, J. (1986). "Procurement and
Renegotiation", Journal of Political Economy, 94(2), 235-259.
- Williamson, O. E. (1985). The
Economic Institutions of Capitalism: Firms, Markets, Relational
Contracting. New York: Free Press.
- Laffont, J. J., & Tirole, J. (1993). A
Theory of Incentives in Procurement and Regulation. Cambridge: MIT
Press.
3. TEKNOLOJİ, İNOVASYON VE DIŞSAL ETKİLER (ÇIKTI)
A. Giriş: Savunma Ar-Ge'sinin Çift Yönlü İnovasyon Dinamiği
Savunma
harcamalarının çıktı boyutu, ürettiği nihai askeri mühimmat veya teçhizatın
ötesinde, teknolojik yenilik, Ar-Ge kapasitesi ve toplam faktör verimliliği
(TFV) üzerindeki dönüştürücü gücüyle ölçülür. Günümüz gelişmiş ve
gelişmekte olan ekonomilerinde savunma sektörü, radikal teknolojik atılımların
kuluçkalandığı ana merkezlerden biridir.
Ancak bu
sürecin iktisadi net etkisi, iktisat literatüründe iki temel hipotez üzerinden
tartışılmaktadır:
- Katalizör Hipotezi (Teknolojik Dışsallık ve
Yayılma): Savunma Ar-Ge'si, yüksek riskli ve uzun
vadeli temel araştırmaları finanse ederek sivil sanayinin cesaret
edemediği teknolojik eşikleri aşar; Spin-off (askerî alandan sivil
sektöre teknoloji transferi) kanalıyla verimlilik artışı ve yeni sanayi
kolları doğurur.
- Aşırı Kalabalıklaşma / Beyin Göçü Hipotezi (Crowding-Out): Savunma Ar-Ge'si, ekonomideki kıt ve nitelikli araştırmacı, mühendis
ve bilim insanı stoğunu yüksek ücretler ve muazzam bütçelerle kendi
bünyesine çeker; bu durum sivil sektörün inovasyon kapasitesini kurutur ve
nitelikli beşerî sermayeyi sivil üretimden kalıcı olarak saptırır.
B. Çift Kullanımlı (Dual-Use) Teknolojiler, Spin-Off ve Spin-In
Geçiş Dinamikleri
Savunma
Ar-Ge'sinin ürettiği çıktıların iktisadi yapısı, Çift Kullanımlı
Teknolojiler (Dual-Use Technologies) kavramı etrafında şekillenir.
Bir teknolojinin hem askeri savunma ihtiyaçlarına hem de sivil ticari pazarlara
hizmet edebilme yeteneği, teknoloji transferinin yönünü ve hızını belirler.
1. Askerî Alandan Sivil Sektöre Yayılma: Spin-Off
Tarihsel
olarak radar, jet motorları, nükleer enerji, yarı iletkenler, GPS (Küresel
Konumlama Sistemi) ve internetin ilk nüvesi olan ARPANET; devlet garantili
savunma tedariki ve Ar-Ge bütçeleriyle doğmuş, ardından sivil ekonomiyi kökten
dönüştüren devasa endüstrilere dönüşmüştür (Spin-off).
Vernon W.
Ruttan (Is War Necessary for Economic Growth?
2006), ticari pazar mekanizmalarının "aşırı riskli ve geri dönüş süresi
belirsiz" görerek finanse etmekten kaçındığı temel teknolojik atılımların,
yalnızca askeri güvenlik kısıtları ve devlet kamu alımları altında
olgunlaşabildiğini ampirik olarak gösterir. Ruttan'a göre, savaş tehdidi ve
jeopolitik rekabet olmaksızın, sivil piyasa dinamiklerinin bu ölçekte bir Ar-Ge
riskini üstlenmesi iktisaden mümkün değildir.
2. Sivil Sektörden Askerî Alana Akış: Spin-In
Özellikle 21.
yüzyılda dijitalleşme, yapay zekâ, otonom sistemler, bulut bilişim ve siber
güvenlik alanlarında teknolojik inovasyonun hızı ve sermaye birikimi sivil
ticari devlerin (Big Tech) eline geçmiştir. Bu tarihsel kırılma, geleneksel Spin-off
dinamiğini tersine çevirerek Spin-in (sivil teknolojilerin askerî
sistemlere entegrasyonu) sürecini öne çıkarmıştır.
Spin-Off ve Spin-In Modellerinin Karşılaştırılması
|
Karşılaştırma Parametresi |
Spin-Off (Askerîden Sivile) |
Spin-In (Sivilden Askerîye) |
|
İnovasyon Kaynağı |
Devlet destekli askeri Ar-Ge labları ve savunma
yüklenicileri |
Özel sektör sivil teknoloji firmaları,
start-up'lar |
|
Gelişim İtici Gücü |
Performans ve teknik üstünlük odaklı (maliyet
ikincil) |
Fiyat/Maliyet, ölçek ekonomisi ve kullanıcı
deneyimi odaklı |
|
Gelişim Hızı |
Uzun vadeli, bürokratik, katı test ve kabul
süreçleri |
Aşırı hızlı, dinamik ve esnek ürün geliştirme
döngüsü |
|
Temel Sektörler |
Ağır sanayi, havacılık, nükleer, ilk nesil
mikroişlemciler |
Yapay zekâ, otonom yazılımlar, büyük veri,
sensor teknolojileri |
C. Mariana Mazzucato ve Girişimci Devlet (Entrepreneurial State)
Çerçevesi
Mariana
Mazzucato (Girişimci Devlet, 2013), neoklasik iktisadın devleti yalnızca
"piyasa başarısızlıklarını düzelten pasif bir aktör" olarak gören
yaklaşımını sert biçimde eleştirir. Mazzucato'ya göre devlet—özellikle DARPA
(Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı) gibi askeri Ar-Ge organları
aracılığıyla—piyasayı yalnızca düzenleyen değil, piyasayı bizzat yaratan ve
şekillendiren "Girişimci" bir aktördür.
1. Riskin Kamusallaştırılması ve Erken Aşama Sermayesi
Özel risk
sermayesi (venture capital) genellikle kısa vadeli (3-5 yıllık) ve hızlı
kâr vaat eden projelere yönelirken; radikal teknolojilerin gerektirdiği 15-20
yıllık erken aşama yüksek riskli temel araştırmaları üstlenemez.
Mazzucato,
akıllı telefonları "akıllı" yapan temel teknolojilerin (dokunmatik
ekran, GPS, internet, Siri sesli asistanı) tamamının devletin ve özellikle
savunma teşkilatlarının doğrudan finanse ettiği Ar-Ge projelerinden türediğini
belgeler.
2. Asimetrik Risk ve Getiri Dağılımı Sorunu
Girişimci
Devlet yaklaşımı, savunma Ar-Ge'si ve teknolojik dışsallıklar bağlamında kritik
bir kurumsal başarısızlığa dikkat çeker:
- Riskin Kamusallaştırılması: Erken aşama radikal Ar-Ge maliyetleri ve başarısızlık riski tamamen
vergi mükelleflerinin (kamunun) üzerine yıkılır.
- Getirinin Özelleştirilmesi: Bu Ar-Ge'den türeyen patentler ve ticari başarılar, sivil özel
şirketler tarafından el konularak devasa kârlara dönüştürülür.
D. David C. Mowery ve Nitelikli Beşerî Sermaye Dışlaması (Crowding-Out)
David C.
Mowery (Military R&D and Innovation, 2010), savunma Ar-Ge'sinin
teknolojik yayılma etkilerinin otomatik ve her koşulda pozitif olduğu yönündeki
iyimser kabulleri sorgular. Mowery'ye göre, savunma Ar-Ge harcamalarının sivil
inovasyon kapasitesi üzerindeki net etkisi, beşerî sermaye piyasasında
yarattığı baskı üzerinden değerlendirilmelidir.
1. Mühendis ve Bilim İnsanı Kıtlığı
Ulusal bir
ekonomideki yüksek nitelikli mühendis, yazılımcı ve temel bilimci stoğu kısa
dönemde sabittir (inelastic supply). Devlet, savunma bütçelerinden
Ar-Ge'ye devasa kaynaklar aktardığında;
- Savunma sanayi firmaları sundukları yüksek
maaşlar, kamusal iş güvencesi ve devasa proje bütçeleriyle en yetenekli
araştırmacıları kendi bünyelerine çeker.
- Bu durum, sivil sanayi ve sivil Ar-Ge
laboratuvarları için araştırma maliyetlerini yükseltir ve kıt zihinlerin
sivil odaklı verimlilik artırıcı projelere erişimini zorlaştırır (Crowding-out
effect).
2. "Gelişmiş Gizlilik" ve Bilgi Yayılım Kısıtları
Mowery,
savunma Ar-Ge'sinin ürettiği bilginin gizlilik protokolleri, ulusal güvenlik
sınırlandırmaları ve askeri standartlar nedeniyle sivil piyasalara
erişiminin son derece yavaş ve maliyetli olduğunu belirtir. Sivil Ar-Ge ağları
açık bilim ve hızlı paylaşım üzerine kuruluyken; askeri Ar-Ge bilginin
yayılmasını engelleyen kurumsal bariyerler (kompartımanlaştırma) inşa eder.
E. Değerlendirme ve Metodolojik Sentez
Savunma
Ar-Ge'sinin teknoloji, inovasyon ve toplam faktör verimliliği üzerindeki etkisi
tek taraflı bir tablo sunmaz. İktisadi net çıktı, şu dinamiklerin bileşkesi
tarafından belirlenir:
- Teknolojik Olgunluk ve Evre: Erken aşama temel araştırmalarda savunma Ar-Ge'si piyasa
başarısızlıklarını aşan vital bir katalizör işlevi görürken;
olgunlaşmış teknolojilerde ve seri üretim aşamasında kaynakları sivil
alandan çeken bir dışlama mekanizmasına dönüşebilir.
- Kurumsal Entegrasyon Kapasitesi: Bir ülkenin savunma Ar-Ge'sinden sivil verimlilik artışı
çıkarabilmesi; askeri ve sivil sanayiler arasındaki çift kullanımlı (dual-use)
geçiş kanallarının, patent rejimlerinin ve teknoloji transfer
ofislerinin kurumsal esnekliğine bağlıdır.
- Beşerî Sermaye Esnekliği: Eğitim sisteminin savunma sanayiinin talep ettiği teknik personeli
sivil sektörü kurutmadan arz edebildiği dinamik dengelerde net teknolojik
etki pozitif; aksi halde X-etkinsizliği ve beşerî sermaye darboğazı
kaçınılmazdır.
Temel Literatür
- Mazzucato, M. (2013). The Entrepreneurial State: Debunking Public vs. Private
Sector Myths. London: Anthem Press. (Türkçe çeviri: Girişimci
Devlet: Kamu Sektörü Özel Sektör Masalını Nasıl Çürütüyor?)
- Mowery, D. C. (2010). "Military R&D and Innovation", Hall, B. H.,
& Rosenberg, N. (Ed.), Handbook of the Economics of Innovation
içinde (Vol. 2, ss. 1219-1256). Amsterdam: Elsevier.
- Ruttan, V. W. (2006). Is War Necessary for Economic Growth? Military Procurement
and Technology Development. Oxford: Oxford University Press.
- Tailat, M., & Cohendet, P. (2015). "The Dual-Use Dilemma in Defense R&D: Efficiency vs.
Security", Research Policy, 44(8), 1560-1572.
III: KÜRESEL JEOPOLİTİK VE YENİ İKTİSADİ YAPI
A. Giriş: Serbest Ticaretten "Güvenlikleştirilmiş" İktisada
1990'lar ve
2000'lerin başında küresel iktisadi düzen; maliyet minimizasyonu, "tam
zamanında üretim" (just-in-time) ve küresel değer zincirlerinin
hiper-uzmanlaşması ilkeleri üzerine inşa edilmişti. Ancak jeopolitik
gerilimlerin artması, pandemi sonrası ortaya çıkan tedarik zinciri kırılmaları
ve büyük güç rekabeti; iktisat politikalarının güvenlikleştirilmesi (security-first
economics) sürecini başlatmıştır.
Günümüz yeni
iktisadi yapısında metodolojik dönüşüm şudur: İktisat teorisinin geleneksel
"karşılaştırmalı üstünlükler" ve "etkinlik/maliyet" ekseni;
yerini stratejik özerklik, dayanıklılık (resilience) ve güvenlik
kısıtları altındaki korumacı tedarik modellerine bırakmıştır.
B. Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık (Weaponized Interdependence)
Henry Farrell
ve Abraham L. Newman (Weaponized Interdependence, 2019), küreselleşmenin
yarattığı ağ yapılarının tarafsız veya simetrik bir refah alanı olmadığını,
aksine küresel ağların belirli kilit düğüm noktalarında (chokepoints)
yoğunlaştığını savunur.
Asimetrik
küresel ağlar üzerinden iki temel devlet zorlaması (state coercion)
mekanizması doğar:
- Panoptikon Etkisi (Panopticon Effect): Küresel bilgi, finans veya iletişim ağlarının merkezinde yer alan bir
devletin (örneğin SWIFT veya ABD merkezli sunucu ağları), bu düğüm
noktalarından geçen tüm uluslararası aktörlerin davranışlarını ve bilgi
akışını kesintisiz izleyebilme kapasitesi.
- Panzehir / Hub-Kapatma Etkisi (Hub-and-Spoke
/ Chokepoint Effect):
Asimetrik olarak kontrol edilen bir fiziksel veya finansal altyapı
düğümünün, hedeflenen rakip devletlerin erişimine tamamen kapatılması.
Belirli bir kritik teknolojiyi veya finansal kanalı elinde tutan hegemonik
güç, bunu jeopolitik bir yaptırım ve şantaj aracına dönüştürür.
C. Yarı İletken Sanayii, "Çip Savaşları" ve Friend-Shoring
Chris Miller (Chip
War, 2022) çalışmasında, çip sanayiini günümüz küresel ekonomisinin ve
askeri gücünün "yeni petrolü" olarak tanımlar. Gelişmiş yapay zeka,
otonom silahlar, füze sevk sistemleri ve sivil sanayinin tamamı silisyum
tabanlı bu mikroişlemcilere bağımlıdır.
1. Kilit Düğüm Noktaları ve Teknoloji Ambargoları
Çip üretim
zinciri son derece yüksek sermaye ve know-how yoğun bir yapıya sahiptir.
Tasarım (ABD- Nvidia, Qualcomm), ultraviyole litografi makineleri (Hollanda-
ASML) ve fason döküm/üretim (Tayvan- TSMC) belirli coğrafyalarda sıkışmıştır.
ABD ve müttefikleri; Çin'in askeri-teknolojik yükselişini engellemek amacıyla
gelişmiş yarı iletkenlerin, tasarım yazılımlarının ve üretim teçhizatının Çin'e
ihracatına radikal blokajlar koymuştur.
2. Küreselleşmeden Friend-Shoring ve Reshoring’e
Teknolojik
bağımlılığın silahtan daha etkili bir baskı aracına dönüşmesi, ticaret
politikalarında yeni kavramlar doğurmuştur:
- Reshoring / Onshoring: Kritik savunma ve teknoloji üretim tesislerinin stratejik
gerekçelerle ana vatana geri taşınması (örneğin ABD CHIPS Act).
- Friend-Shoring / Ally-Shoring: Küresel değer zincirlerinin maliyet odaklı ülkelerden çekilerek,
yalnızca jeopolitik olarak güvenilir ve müttefik ülkelere
kaydırılması. Bu durum, küresel ticaretin bloklaşmasına ve "korumacı
koridorlar" oluşmasına yol açmaktadır.
D. Kritik Madenler, Tedarik Zinciri Güvenliği ve Savunma İhracatının
Jeopolitik Nüfuz Alanı
Stratejik
özerklik arayışı, yalnızca yüksek teknoloji yazılımlarıyla sınırlı kalmayıp;
yeşil dönüşüm ve savunma sanayiinin hammaddesini oluşturan kritik madenler
alanında da sert bir korumacılık tırmandırmıştır.
1. Kritik Maden Monopolü ve İhracat Kısıtları
Nadir toprak
elementleri (Lityum, Kobalt, Galium, Germanyum, Neodimyum vb.); füze güdüm
sistemlerinden radar alıcılarına, elektrikli araç bataryalarından rüzgâr
türbinlerine kadar hayati önem taşır.
Çin'in küresel
nadir toprak elementleri işleme kapasitesindeki ezici hakimiyeti (%70-80),
stratejik bir koz olarak kullanılmaktadır. Çin'in bu madenlerin ihracatına
getirdiği kısıtlamalar; Batı ekonomilerini hammadde tedarik zincirlerini
Afrika, Latin Amerika ve Avustralya üzerinden yeniden çeşitlendirmeye (diversification)
zorlamaktadır.
2. Savunma İhracatının Jeopolitik Nüfuz Alanı İşlevi
Yeni iktisadi
yapıda savunma sanayii ihracatı, basit bir dış ticaret kalemi veya döviz
girdisi olarak değerlendirilemez. Askeri platformların (savaş uçakları, hava
savunma sistemleri, İHA'lar) satışı; alıcı ve satıcı ülkeler arasında 30 ila
40 yıllık bağımlılık ilişkileri tesis eder:
- Yedek Parça ve Bakım Bağımlılığı: Platformun işlerliği, üretici ülkenin sürekli lojistik, mühimmat ve
yazılım güncellemesi sağlamasına bağlıdır.
- Jeopolitik Hizalanma: Bir ülkeden karmaşık bir savunma sistemi satın almak, aynı zamanda o
ülkenin jeopolitik güvenlik şemsiyesine girmeyi ve uzun vadeli dış
politika uyumunu kabul etmeyi simgeler.
E. Değerlendirme ve Sentez
Küresel
jeopolitik gelişmeler ve yeni iktisadi yapı göstermektedir ki:
- Serbest Piyasa Paradigmalarının Sınırı: Küresel değer zincirleri artık yalnızca fiyat, verimlilik ve
uzmanlaşma üzerinden şekillenmemektedir. Stratejik özerklik ve güvenlik
kısıtları, iktisat politikasının ana parametresi haline gelmiştir.
- Parçalanmış Küreselleşme (Fragmented
Globalization): Dünya
ekonomisi; tam bir içe kapanma yerine, değer zincirlerinin jeopolitik fay
hatlarına göre bölündüğü ve Friend-shoring bloklarının oluştuğu bloklaşmış
bir korumacılık evresine girmiştir.
- Teknoloji ve Hammadde Silahı: Çipler, kritik madenler ve askeri yazılımlar; konvansiyonel
silahlardan daha etkili birer jeopolitik nüfuz ve zorlama aracı (Weaponized
Interdependence) olarak işlev görmeye devam edecektir.
Temel Literatür
- Farrell, H., & Newman, A. L. (2019). "Weaponized Interdependence: How Global Economic
Networks Shape State Coercion", International Security, 44(1),
42-79.
- Miller, C. (2022). Chip
War: The Fight for the World's Most Critical Technology. New York:
Scribner.
- Drezner, D. W., Farrell, H., & Newman,
A. L. (Ed.). (2021). The Uses and Abuses of
Weaponized Interdependence. Cambridge: Harvard University Press.
- SGI / OECD. (2023). Critical Raw Materials and Geopolitical Resilience in
Global Value Chains. Paris: OECD Publishing.
GENEL
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
1. BÜTÜNSEL
BİR SENTEZ: İKTİSAT TEORİSİNDE GÜVENLİĞİN YENİDEN KONUMLANDIRILMASI
Bu çalışma boyunca yürütülen teorik, metodolojik
ve analitik çözümlemeler; iktisat bilimi ile güvenlik/savunma olgusu arasındaki
ilişkinin basit bir "kamu harcaması" veya "bütçe kalemi"
sınırına hapsedilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Klasik iktisadi doktrinlerin savunmayı büyük
ölçüde bir "savurganlık/kayıp" (unproductive expenditure)
veya piyasanın kurucu dışsal sigorta primi olarak ele alan basitleştirici
yaklaşımına karşın; tarihsel süreç ve ampirik gerçeklik, güvenlik ihtiyacının kapitalist
sistemin, devlet kapasitesinin ve teknolojik atılımların ana kurucu
motorlarından biri olduğunu kanıtlamıştır.
Çalışmada elde edilen temel teorik ve metodolojik
bulgular üç ana eksende özetlenebilir:
2. TEMEL
BULGULARIN YAPIŞAL ÖZETİ
A. Tarihsel ve
Kurumsal Düzlem (Devlet Kapasitesi ve Kuluçka İşlevi)
- Devlet Kapasitesi: Alman
Tarihçi Okulu, Gustav Schmoller ve Charles Tilly hattının gösterdiği
üzere; modern vergi bürokrasisi, mülkiyet haklarının kurumsallaşması,
merkez bankacılığı ve borçlanma piyasaları doğrudan savaş finansmanı ve
güvenlik arayışının birer yan ürünü olarak doğmuştur.
- Kuluçka Motoru: Werner
Sombart'ın vurguladığı gibi, barış zamanında sürdürülen düzenli ordu
talebi; standartlaşma, kütlesel üretim (mass production), ağır
sanayi altyapısı ve modern işletmecilik disiplininin sivil piyasadan çok
daha önce olgunlaşmasını sağlayan bir kuluçka işlevi görmüştür.
B. Makro ve
Mikro Teorik Düzlem (Sözleşme ve Kaynak Tahsisi)
- Makro İkilem ve Dışlama: Savunma
harcamalarının uzun dönemli büyüme üzerindeki etkisi (Benoit Hipotezi'ne
karşın Deger & Smith modelleri); sivil yatırımları dışlama (crowding-out),
tasarrufları eritme ve cari dengeyi bozma kanalları nedeniyle çoğunlukla
negatif bir net etki yaratmaktadır.
- Piyasa Yapısı ve Sözleşme Teorisi: Savunma
sanayii doğası gereği aksak rekabet altında çalışır. Monopsonist devlet
ile monopol yüklenici arasındaki İki Taraflı Monopol yapısında
etkinlik; X etkinsizliğini minimuma indiren, varlığa özgülükten
kaynaklanan sıkışıp kalma (hold-up) riskini bertaraf eden ve
projelerin teknolojik olgunluğuna göre biçimlenen (Maliyet-Artı'dan
Sabit-Fiyat'a) dinamik sözleşme tasarımlarıyla mümkündür.
C. Teknoloji,
İnovasyon ve Yeni Küresel Düzen
- Girişimci Devlet ve Teknoloji Yayılımı: Mariana Mazzucato ve Vernon Ruttan'ın çerçevesinde; piyasanın
üstlenemediği radikal ve yüksek riskli Ar-Ge maliyetlerini üstlenen
savunma teşkilatları (DARPA vb.), Spin-off kanalıyla internetten
GPS'e, yarı iletkenlerden yapay zekaya kadar modern sivil ekonominin
teknolojik altyapısını inşa etmiştir.
- Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık (Weaponized Interdependence): Günümüz jeopolitiğinde küreselleşmenin serbest piyasa ilkeleri
yerini; yarı iletkenler, kritik madenler ve yazılım ağları üzerinden
kurulan kilit düğüm noktalarının (chokepoints) jeopolitik bir
baskı aracına dönüştüğü korumacı ve bloklaşmış (Friend-shoring)
yeni bir iktisadi yapıya bırakmıştır.
3. SİSTEMATİK
BULGU MATRİSİ
|
Analiz Boyutu |
Geleneksel Neoklasik Yaklaşım |
Bu Çalışmada Ortaya Koyulan Eleştirel /
Kurumsal Sentez |
|
Savunmanın Mahiyeti |
Piyasa dışı zorunlu maliyet / Net kaynak kaybı |
Kurumsal devlet kapasitesinin ve teknolojik
atılımın kuluçka motoru |
|
Piyasa Mekanizması |
Fiyat mekanizmasıyla sağlanan piyasa dengesi |
İki taraflı monopol, varlığa özgülük ve
asimetrik bilgi altında sözleşme tasarımı |
|
Ar-Ge ve İnovasyon |
Sivil piyasayı dışlayan verimsiz kaynak tahsisi |
Riski kamusallaştıran Girişimci Devlet
ve çift kullanımlı (dual-use) teknolojik katalizör |
|
Küresel Ticaret |
Karşılaştırmalı üstünlükler ve maliyet
optimizasyonu |
Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık, stratejik özerklik ve Friend-shoring |
4. SONSÖZ VE
POLİTİKA ÖNERİLERİ
Gelinen aşamada, savunma iktisadı politikaları
tasarlanırken şu metodolojik ve kurumsal ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır:
- Dinamik Entegrasyon: Savunma
Ar-Ge'si, sivil sanayiden yalıtılmış kapalı bir yapı olarak değil; sivil
sektörü besleyen (Spin-off) ve sivil teknolojileri hızla emebilen (Spin-in)
çift kullanımlı (dual-use) bir ekosistem olarak
kurgulanmalıdır.
- Sözleşme Disiplini ve X Etkinliği:
Yüklenici firmaların kamusal kaynaklar üzerinden rant kollama (rent-seeking)
davranışlarına girmesini engellemek adına, ihale ve sözleşme süreçlerinde
şeffaf, teşvik odaklı ve performans bazlı denetim mekanizmaları
uygulanmalıdır.
- Beşerî Sermaye Dengesi: Savunma
sanayii genişlerken, sivil sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendis ve
bilim insanı stoğunu kurutmayacak bütüncül bir eğitim ve yetenek yönetimi
stratejisi izlenmelidir.
Sonuç olarak; savunma harcamaları ne tek başına
iktisadi mucizeler yaratan sihirli bir delege/çarpan, ne de bütünüyle
kaçınılması gereken bir iktisadi yıkımdır. Savunmanın iktisadi net değeri; üniformanın
altındaki askeri ihtiyaç ile piyasadaki kurumsal, hukuki ve teknolojik
rasyonalite arasında kurulabilen dengenin niteliği tarafından
belirlenmektedir.
GENEL KAYNAKÇA
- Benoit, E. (1973). Defense
and Economic Growth in Developing Countries. Lexington: Lexington
Books.
- Bitzinger, R. A. (Ed.). (2009). The Modern Defense Industry: Political, Economic,
and Technological Issues. Santa Barbara: Praeger Security
International.
- Cypher, J. M. (1987). "Military Keynesianism: Expansion and
Restructuring", Journal of Economic Issues, 21(1), 227-238.
- Deger, S., & Smith, R. (1983). "Military Expenditure and Growth in Less Developed
Countries", Journal of Conflict Resolution, 27(2), 335-353.
- Drezner, D. W., Farrell, H., & Newman,
A. L. (Ed.). (2021). The Uses and Abuses of
Weaponized Interdependence. Cambridge: Harvard University Press.
- Dunne, J. P., & Uye, M. (2009). "Military Spending and Development", The
Economics of Peace and Security, 4(2), 23-31.
- Dunne, J. P., Smith, R. P., &
Willenbockel, D. (2005). "Models of Military
Expenditure and Growth", Defense and Peace Economics, 16(6),
449-461.
- Farrell, H., & Newman, A. L. (2019). "Weaponized Interdependence: How Global Economic
Networks Shape State Coercion", International Security, 44(1),
42-79.
- Laffont, J. J., & Tirole, J. (1993). A Theory of Incentives in Procurement and Regulation.
Cambridge: MIT Press.
- Mazzucato, M. (2013). The Entrepreneurial State: Debunking Public vs. Private
Sector Myths. London: Anthem Press. (Türkçe çeviri: Girişimci
Devlet: Kamu Sektörü Özel Sektör Masalını Nasıl Çürütüyor?).
- Miller, C. (2022). Chip
War: The Fight for the World's Most Critical Technology. New York:
Scribner.
- Mowery, D. C. (2010). "Military R&D and Innovation", Hall, B. H.,
& Rosenberg, N. (Ed.), Handbook of the Economics of Innovation
içinde (Vol. 2, ss. 1219-1256). Amsterdam: Elsevier.
- OECD. (2023). Critical
Raw Materials and Geopolitical Resilience in Global Value Chains.
Paris: OECD Publishing.
- Ruttan, V. W. (2006). Is War Necessary for Economic Growth? Military Procurement
and Technology Development. Oxford: Oxford University Press.
- Scherer, F. M. (1964). The Weapons Acquisition Process: Economic Incentives.
Boston: Harvard University Graduate School of Business Administration.
- Schmoller, G. (1897). The Mercantile System and Its Historical Significance.
New York: Macmillan.
- Senor, D., & Singer, S. (2009). Start-up Nation: The Story of Israel's Economic Miracle.
New York: Twelve / Hachette Book Group.
- Sombart, W. (1913). Krieg und Kapitalismus. München: Duncker &
Humblot.
- Suh, J. J. (2007).
"The Logic of Redirection: Military First Politics (Songun) in
North Korea", Asian Perspective, 31(1), 103-137.
- Tailat, M., & Cohendet, P. (2015). "The Dual-Use Dilemma in Defense R&D: Efficiency vs.
Security", Research Policy, 44(8), 1560-1572.
- Tilly, C. (1990). Coercion,
Capital, and European States, AD 990-1992. Cambridge: Blackwell.
(Türkçe çeviri: Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu, Çev.
K. Emiroğlu, Ankara: İmge Kitabevi, 2001).
- Tirole, J. (1986).
"Procurement and Renegotiation", Journal of Political Economy,
94(2), 235-259.
- Williamson, O. E. (1985). The Economic Institutions of Capitalism: Firms, Markets,
Relational Contracting. New York: Free Press.
Yorumlar
Yorum Gönder