SAVUNMA İKTİSADI: Kuram, Piyasa Yapısı ve Güncel Kurumsal Pratikler

 

SAVUNMA İKTİSADI: Kuram, Piyasa Yapısı ve Güncel Kurumsal Pratikler

Ercan Eren

 SAVUNMA İKTİSADININ KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE ALTYAPISI

SAVUNMA VE İKTİSAT İLİŞKİSİNE İKİ TARAFLI BİR BAKIŞ

Savunma ve güvenlik gereksinimleri, insanlık tarihi boyunca toplumsal örgütlenmenin, devlet kapasitesinin ve iktisadi yapıların şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Klasik ve neoklasik iktisat gelenekleri, uzunca bir süre savunma harcamalarını serbest piyasa mekanizmasının dışında kalan, "üretim dışı" (unproductive) ve kaynak tahsisinde sapmalara yol açan zorunlu bir "kamusal yük" olarak değerlendirme eğiliminde olmuştur. Bu yaklaşıma göre savunma; ancak mülkiyet haklarının korunması, ulusal sınırların güvenceye alınması ve iç düzenin sağlanması ölçüsünde iktisadi hayatın "dışsal sigorta primi" olarak meşrulaştırılabilir.

Ancak tarihsel süreçlerin sunduğu ampirik veriler, güvenlik ve iktisat arasındaki ilişkinin tek taraflı bir "maliyet" hesabı olmadığını göstermektedir. Aksi halde, savaşların ve jeopolitik rekabetin yarattığı mali baskılar; vergi bürokrasisinin modernleşmesini, merkez bankacılığının ve finansal piyasaların derinleşmesini, kütlesel imalat tekniklerinin standartlaşmasını ve radikal teknolojilerin (internet, GPS, havacılık, yarı iletkenler vb.) doğuşunu tetikleyen ana dinamiklerden biri haline gelemezdi.

Günümüz küresel konjonktüründe ise bu ilişki çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir nitelik kazanmıştır. Bir yandan küresel değer zincirlerinin jeopolitik fay hatlarına göre bölündüğü, stratejik özerklik ve Friend-shoring politikalarının öne çıktığı bir "silahlandırılmış karşılıklı bağımlılık" çağı yaşanırken; diğer yandan ulusal düzeyde savunma Ar-Ge'sinin toplam faktör verimliliği, beşerî sermaye tahsisi ve sivil teknoloji yayılımı (Spin-off / Spin-in) üzerindeki net etkileri metodolojik bir tartışma odağı olmayı sürdürmektedir.

Bu çalışma; savunma iktisadını mikro ve makro teorik temellerinden başlatarak, kamu alımları ve sözleşme teorisinden teknolojik dışsallıklara, ulusal model karşılaştırmalarından güncel küresel jeopolitik dinamiklere kadar uzanan geniş bir yelpazede, iktisat teorisinin sunduğu araçlarla çözümlemeyi hedeflemektedir.

ÇALIŞMANIN AMACI, KAPSAMI VE METODOLOJİSİ

Bu metnin temel amacı, savunma harcamalarının ve savunma sanayii yapısının iktisadi sistem üzerindeki çok yönlü etkilerini; teorik, kurumsal ve ampirik boyutlarıyla sistematik bir çerçeveye oturtmaktır.

Çalışmada şu temel metodolojik sorulara yanıt aranmaktadır:

  1. Tarihsel ve Kurumsal Boyut: Devlet kapasitesi, vergi sistemi ve erken sanayileşme süreçleri savaş ve güvenlik ihtiyacından nasıl etkilenmiştir?
  2. Makro İktisadi Boyut: Savunma harcamaları iktisadi büyümeyi uyararak bir çarpan etkisi mi yaratır (Askerî Keynesçilik), yoksa kıt kaynakları ve tasarrufları emerek sivil yatırımları dışlar mı (Crowding-out)?
  3. Mikro ve Sözleşme Boyutu: Bilgi asimetrisi, varlığa özgülük ve iki taraflı monopol koşullarında, devlet ile savunma yüklenicileri arasındaki kamu alım sözleşmeleri verimliliği artıracak şekilde nasıl tasarlanmalıdır?
  4. Teknoloji ve İnovasyon Boyutu: Savunma Ar-Ge'si sivil sanayiyi dönüştüren bir katalizör müdür, yoksa nitelikli beşerî sermayeyi sivil sektörden uzaklaştıran bir mekanizma mıdır?
  5. Küresel ve Karşılaştırmalı Boyut: Farklı mülkiyet ve kurumsal yapıya sahip ulusal modeller (Devletçi, Risk Sermayesi/VC, Karma) ile küresel ticaret ağlarındaki yeni korumacı eğilimler (Çip Savaşları, Kritik Madenler) uluslararası iktisadi dengeleri nasıl şekillendirmektedir?

Çalışma; bu sorulara yanıt ararken neoklasik iktisat, Keynesyen yaklaşım, Kurumsal ve Evrimci İktisat ile Eleştirel / Politik İktisat okullarının teorik araçlarını karşılaştırmalı bir metodolojiyle harmanlamaktadır.

ÇALIŞMANIN PLANI VE BÖLÜM YAPISI

Belirlenen amaç ve metodolojik çerçeve doğrultusunda çalışma üç ana bölüm, genel değerlendirme ve geniş bir kaynakça bütünlüğü içinde kurgulanmıştır:

  • BÖLÜM I: SAVUNMA İKTİSADININ KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE ALTYAPISI Bu ilk ana bölüm; savunma iktisadının tarihsel-kurumsal kökenlerini (Alman Tarihçi Okulu, Tilly, Sombart), makroekonomik büyüme modellerini (Benoit Hipotezi, Deger & Smith, Askerî Keynesçilik) ve mikroekonomik piyasa yapıları ile sözleşme teorisi (Tirole, Williamson) yaklaşımlarını ele almaktadır.
  • BÖLÜM II: İKTİSAT TEORİSİ VE METODOLOJİK ÇERÇEVE İkinci ana bölüm; teknoloji, inovasyon ve dışsal etkiler odağında savunma Ar-Ge'sinin toplam faktör verimliliği, çift kullanımlı (dual-use) teknolojiler, Mariana Mazzucato'nun Girişimci Devlet teorisi ve David Mowery'nin beşerî sermaye dışlaması (crowding-out) analizlerine odaklanmaktadır.
  • BÖLÜM III: GÜNCEL GELİŞMELER, UYGULAMALAR VE MODEL KARŞILAŞTIRMALARI Üçüncü ana bölüm; ulusal model karşılaştırmaları (Rusya'nın Devletçi/Askerî Keynesçi modeli, İsrail'in VC/Startup kuluçka modeli ve Türkiye'nin Kamu Alım Garantili Karma modeli) ile küresel jeopolitik yapıda ortaya çıkan Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık (Weaponized Interdependence), çip savaşları ve Friend-shoring süreçlerini incelemektedir.
  • GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ Çalışmanın tüm teorik ve ampirik bulgularının sentezlendiği, savunma iktisadı politikaları için kurumsal ilke ve önerilerin sunulduğu sonuç bölümüdür.

 

 

I: İKTİSADİ DÜŞÜNCE TARİHİNDE GÜVENLİK VE DEVLET

1. KLASİK VE PRE-KLASİK İKTİSATTA GÜVENLİK VE ULUSAL SANAYİ

A. Giriş: "Güç" (Power) ile "Refah" (Plenty) İkilemi ve Ontolojik Kırılma

İktisat disiplininin kuramsal evriminde devletin varlık nedeni ve iktisadi faaliyetin nihai amacı, güç (power) ile refah (plenty) arasındaki dinamik dengede biçimlenmiştir. İktisat düşüncesinin ontolojik köklerinde güvenlik, iktisadi hayatın dışsal bir parametresi ya da arızi bir sarsıntısı olarak değil; piyasa mekanizmasını meşrulaştıran ve olanaklı kılan kurucu unsur olarak yer alır.

Pre-klasik döneme damgasını vuran Merkantilist doktrin, güç ile refahı birbirini besleyen tek bir döngüsel süreç olarak kavramıştır.

Merkantilist paradigma içinde iktisat, özü itibarıyla bir "savaş iktisadı olmaksızın yürütülen jeopolitik rekabet" zeminidir. Ticaret, bir tarafın kazancının diğer tarafın kaybı anlamına geldiği sıfır toplamlı bir oyun (zero-sum game) şeklinde kurgulanmıştır. Dolayısıyla askeri harcamalar ve ulusal savunma, üretim sürecinin saptırılması değil, ulusal sermayenin korunması ve genişletilmesi için zorunlu bir güvenlik bedelidir.

 

Model

Odak ve Öncelik

İlişki Dinamiği

Açıklama

Merkantilist Model

Güç (Power)

   

 Refah (Plenty)

Karşılıklı Eşdeğer

Güç ve refah eşdeğerdir; biri diğerinin hem amacı hem aracıdır.

Klasik Model

Refah (Plenty) 

Güç (Power)

Refah Öncelikli

Asıl olan refah artışıdır; güç/savunma istisnai ve sınırlı bir güvencedir.

 

Klasik Okul'un (Adam Smith ve David Ricardo) ortaya çıkışı, bu kuramsal kurguda köklü bir metodolojik kırılmaya işaret eder. Smith, iktisadi rasyonaliteyi devletin bekasına dayalı "güç" ekseninden çıkarıp, bireysel refahın ve toplumsal zenginliğin üretimi eksenine kaydırmıştır. Serbest ticaret ve uluslararası uzmanlaşma aracılığıyla oyun pozitif toplamlı (positive-sum game) bir nitelik kazanmış; servet birikimi için değerli maden yığma zorunluluğu ortadan kalkmıştır.

Ancak bu radikal dönüşüme rağmen Smith, güvenlik olgusunu metodolojik kurgusunun dışına itmemiş; tam aksine kuramının tam merkezinde bir "Savunma İstisnası" (defense exception) tanımlamıştır.

B. Adam Smith’te "Savunma Refahtan Çok Daha Önemlidir": Milletlerin Zenginliği ve Güvenlik İstisnası

Adam Smith, Milletlerin Zenginliği’nin (1776) Kitap IV ve V bölümlerinde serbest ticaret ilkelerini adım adım inşa ederken, devletin piyasaya müdahale edebileceği son derece dar ve nitelikli istisnalar belirler. Bunların en başında ve tartışmasız olanı ulusal savunmadır. Smith’in ifadesiyle:

"Savunma, refahtan çok daha önemlidir." (Defense is of much more importance than opulence.)

Smith'in bu ünlü önermesi, Klasik Okul'un güvenliğe bakışındaki mantıksal önceliği özetler. Smith, korumacı gümrük vergilerini ve teşvikleri genel kural olarak reddetmekle birlikte, iki temel durumda devlet korumacılığını iktisaden meşru ve gerekli görür:

  1. Uluslararası Güvenlik İçin Kritik Sanayilerin Korunması: Savunma kapasitesi doğrudan doğruya belirli sivil veya askeri sanayilerin varlığına bağlıysa, bu sektörlerin serbest ticaretin rekabetine karşı korunması rasyoneldir. Smith’in Navigasyon Yasaları’nı (Navigation Acts) tutkuyla savunması bu çerçevededir. Deniz ticareti filosu, savaş anında donanmaya dönüşebilecek beşerî ve fiziksel sermayeyi barındırdığı için, ticari açıdan etkinsiz olsa bile güvenlik açısından vazgeçilmezdir.
  2. Güvenliğin Bir Kamu Malı (Public Good) Niteliği: Smith, Kitap V'te devletin üç temel görevini sayarken ilk sıraya "toplumu dış şiddet ve işgalden koruma" ödevini koyar. Askeri güvenlik; bölünemez niteliği, dışlanamazlığı ve piyasa tarafından kendiliğinden sunulamayacağı için saf bir kamu malıdır.

Adam Smith: Devletin Kurumsal İşlevleri

  • 1. Ulusal Savunma

(Kamu Malı / En Yüksek Öncelik)

  • 2. Adalet Sistemi

(Mülkiyet ve Sözleşme Güvencesi)

  • 3. Altyapı ve Kamu Eserleri

(Piyasa Etkinsizliklerini Giderme)

Smithian analizde güvenlik, iktisadi etkinliğin (efficiency) ön koşuludur. Mülkiyet haklarının ve piyasa düzeninin uluslararası alanda güvenceye alınamadığı bir vasatta, serbest ticaretin üreteceği refahın sürdürülmesi imkânsızdır. Dolayısıyla Smith, savunma harcamalarını refahı azaltan bir yük olarak değil, refahın yaratılabilmesi için ödenmesi gereken bir kurumsal sigorta primi olarak kurgulamıştır.

 

C. Jacob Viner Çerçevesinde Dış Ticaret ve Ordu Finansmanı Bağlantısı

Jacob Viner, 1948 tarihli seminal çalışması "Power versus Plenty as Objectives of Foreign Policy in the Seventeenth and Eighteenth Centuries" ile Merkantilist ve Klasik dönem arasındaki geçişin iktisadi mantığını çözümlemiştir. Viner, 17. ve 18. yüzyılda uluslararası ticaretin ve kamu maliyesinin temel güdüsünü incelerken iki anahtar mekanizma üzerinde durur:

[Dış Ticaret Fazlası (Ticaret Dengesi)]

                 │

                 ▼

[Likit Hazine Rezervleri (Kıymetli Maden Birikimi)]

                 │

                 ▼

[Profesyonel Ordu ve Donanma Finansmanı]

                 │

                 ▼

[Jeopolitik Caydırıcılık ve Ticaret Yollarının Kontrolü]

 

  1. Kamu Maliyesi ve Likidite Kısıtı: Sanayi öncesi devletlerde vergi toplama kapasitesi son derece sınırlı olduğundan, savaş durumunda orduların finansmanı doğrudan doğruya hazinenin likit rezervlerine (altın ve gümüş) bağlıydı. Bu bağlamda dış ticaret fazlası vermek, doğrudan doğruya bir "askerî finansman ve borçlanabilirlik kapasitesi" yaratma aracıydı.
  2. Ticaret Yollarının Savaş Gücüyle Açılması: Viner'ın vurguladığı ikinci husus, uluslararası piyasaların kendiliğinden oluşmadığı, aksine askeri güç vasıtasıyla inşa edildiğidir. Donanma gücü, denizaşırı ticaret yollarının güvenliğini sağlayarak iktisadi aktörlerin risk marjlarını düşürmüş ve küresel ölçek ekonomilerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Viner’ın analizinden çıkan temel sonuç; Klasik iktisatçıların serbest ticaret ve barış ilintisi kurarken, merkantilist dönemin askeri harcamalar vasıtasıyla kurduğu ulusal piyasa ve küresel ticaret altyapısının mirasını devraldıkları gerçeğidir.

D. Friedrich List ve "Üretici Güçler" (Productive Powers) Kuramı: Korumacı ve Sanayileştirici Savunma İktisadı

Klasik Okul'un "evrenselci" ve "serbest ticaretçi" yaklaşımına en radikal ve sistemli eleştiri Friedrich List'ten (Politik İktisadın Ulusal Sistemi, 1841) gelmiştir. List, Adam Smith ve David Ricardo'nun teorisini "kozmopolit iktisat" olarak nitelendirip eleştirir; zira bu teori, uluslar arasındaki gelişmişlik ve güç farklarını yok sayarak, sanayileşmiş ülkelerin (o dönem İngiltere) hegemonyasını ebedileştirmeye hizmet etmektedir.

List, kuramsal merkezine "mevcut değerlerin üretimi" (zenginlik) yerine "üretme yeteneğini" (üretici güçler / productive powers) yerleştirir. List’e göre bir ulusun zenginliği, elinde bulundurduğu mübadele değerlerinin miktarıyla değil, gelecekte değer üretme kapasitesiyle ölçülür.

 

 

Friedrich List: Korumacı Savunma Sanayii Modeli

  1. Gelişmemiş / Tarım Toplumu Aşaması
  2. Korumacı Savunma Sanayii ve Bebek Sanayi Politikası
    • Teknoloji Transferi
    • Nitelikli Beşerî Sermaye
    • Kurumsal Kapasite
  3. Sanayileşmiş Ulus Devlet (Hedef)

1. Savunma Sanayiinin "Bebek Sanayi" (Infant Industry) ve Katalizör Rolü

List'in teorisinde ulusal savunma ve sanayileşme iç içe geçmiş iki süreçtir:

  • Siyasi Bağımsızlık olmaksızın İktisadi Gelişme Sağlanamaz: Bir ulus, kendi savunma araçlarını üretebilecek sınai kapasiteden yoksunsa, dış politikada bağımsız hareket edemez ve serbest ticaret ortamında hammadde tedarikçisi konumuna mahkûm olur.
  • Savunma Talebinin Teknolojik Sıçrama Rolü: Askeri sektörlerin yüksek standartlı imalat talebi; demir-çelik, makine imalatı ve kimya gibi stratejik alanlarda yerli kapasitenin kurulmasını zorunlu kılar. Bu yönüyle savunma harcamaları, sivil sanayiye girdi sağlayan bir teknolojik ve sınai kaldıraçtır.

2. Güvenlik-Sanayileşme İkiliği ve "Güdümlü Sanayileşme"

List, geç sanayileşen ülkelerin (örneğin 19. yüzyıl Almanyası ve ABD'si) İngiltere'nin sınai ezici gücüne karşı koyabilmesi için stokastik piyasa güçlerine bırakılmış bir büyümeyi değil, devlet eliyle yönlendirilen bir savunma ve sanayi stratejisini savunur. Alexander Hamilton’ın ABD için önerdiği "İmalat Üzerine Rapor" (1791) ruhuyla örtüşen bu anlayışta; gümrük duvarları, teşvikler ve kamu alımları, ulusal teknolojinin ve sanayinin gelişiminde bir zırh işlevi görür.

Kritik Kuramsal Karşılaştırma: Smith vs. List

Parametre

Adam Smith

Friedrich List

Analiz Birimi

Birey / Dünya

Ulus Devleti

İktisadi Amaç

Tüketim Refahı

Üretici Güçleri Geliştirme (Sınai Kapasite)

Ticaret Rejimi

Serbest Ticaret

Dönemsel Korumacılık (Bebek Sanayiler Argümanı)

Savunmanın Rolü

Zorunlu Gider

Sanayileşme ve Teknolojinin Motoru

 

E. Değerlendirme ve Metodolojik Sentez

Klasik ve Pre-Klasik dönemin güvenlik analizi gösteriyor ki; iktisat bilimi doğuşundan itibaren savunma olgusunu piyasa rasyonalitesinin ne tamamen dışında tutabilmiş ne de ona tamamen teslim edebilmiştir:

  1. Merkantilizm, güvenliği iktisat politikalarının doğrudan amacı kılmış ancak sistemik verimsizlikleri ve ticaret savaşlarını tetiklemiştir.
  2. Adam Smith, serbest piyasa ideali ile devletin kurucu güvenlik görevi arasında dengeli bir hat çekmiş; savunmayı iktisadi sistemin sürdürülebilirliği için ödenmesi gereken zorunlu bir "kurumsal güvenlik maliyeti" olarak tanımlamıştır.
  3. Friedrich List ise savunma ihtiyacını ve sanayisini, sadece bir koruma mekanizması değil, geç kalan ülkelerin sınai kapsama (catching-up) ve teknolojik dönüşüm süreçlerinin ana itici gücü seviyesine yükseltmiştir.

Bu kuramsal miras, modern savunma iktisadının; teknoloji transferi, piyasa yapısı, kamu alımları sözleşmeleri ve devlet kapasitesi gibi çağdaş araştırma alanlarının metodolojik zeminini oluşturmaktadır.

Temel Literatür

  • Earle, E. M. (1943). Makers of Modern Strategy: Military Thought from Machiavelli to Hitler. Princeton: Princeton University Press. (Özellikle Adam Smith, Alexander Hamilton ve Friedrich List analizleri kapsayan bölümler).
  • List, F. (1841/2005). Politik İktisadın Ulusal Sistemi (Çev. A. Soult). İstanbul: Dergâh Yayınları.
  • Smith, A. (1776/2006). Milletlerin Zenginliği ( H. Derin). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
  • Viner, J. (1948). "Power versus Plenty as Objectives of Foreign Policy in the Seventeenth and Eighteenth Centuries", World Politics, 1(1), 1-29.

 

2. ALMAN TARİHÇİ OKULU, SOMBART VE DEVLET KAPASİTESİ

A. Giriş: Savaş, Ordu Örgütlenmesi ve Kapitalizmin Kuluçka Motoru

Klasik iktisat doktrini askeri harcamaları kural olarak iktisadi kaynağın verimsiz kullanımı (bir tür "net kayıp" veya zorunlu maliyet) biçiminde ele alma eğilimindeyken; Alman Tarihçi Okulu ve onun devamı niteliğindeki kurumsal tarihsel sosyoloji, savunma ihtiyacını ve ordu örgütlenmesini modern kapitalizmin, sanayi altyapısının ve devlet kapasitesinin kurucu katalizörü olarak kavrar.

Bu yaklaşımın temel önermesi şudur: Barış zamanında sürdürülen düzenli ordu talebi, standartlaşma ihtiyacı ve kitlesel lojistik organizasyon; serbest piyasa güçlerinin tek başına ve kısa sürede yaratamayacağı ölçek ekonomilerini, kurumsal bürokrasiyi ve sınai altyapıyı inşa eden bir kuluçka motoru işlevi görmüştür.

B. Werner Sombart: Savaş ve Kapitalizm (Krieg und Kapitalismus, 1913)

Werner Sombart, 1913 tarihli anıtsal çalışmasında kapitalizmin doğuşunu yalnızca Doğu ticaretine, coğrafi keşiflere veya Protestan ahlakına (Weber) bağlayan tek boyutlu tezleri eleştirir. Sombart’a göre kapitalist zihniyetin ve modern sanayi üretiminin en güçlü sürükleyici kuvveti askerî talep ve ordu örgütlenmesidir.

1. Standartlaşma ve Kitlesel Üretim (Mass Production)

Sombart’ın analizinde modern ordu, tarihteki ilk kitlesel ve homojen tüketici grubudur. Yüzbinlerce kişilik düzenli orduların giydirilmesi, beslenmesi ve silahlandırılması zorunluluğu piyasada radikal bir dönüşüm yaratmıştır:

  • Talebin Niteliksel Dönüşümü: Ismarlama ve zanaata dayalı tekil üretimin yerini; boyutu, kumaşı, dikişi ve niteliği önceden belirlenmiş standart mal üretimi almıştır.
  • Erken Fabrika Sisteminin Doğuşu: Üniforma, bot, tüfek ve mühimmat ihtiyacı; zanaat loncalarının esnek olmayan üretim kapasitesini aşmış, devasa imalathanelerin (manufaktur) ve ilk fabrika sistemlerinin kurulmasını zorunlu kılmıştır.

2. Ağır Sanayi ve Sermaye Birikimi

Düzenli orduların ve özellikle donanmaların (savaş gemileri, zırhlılar, topçuluk) inşası; demir-çelik, madencilik, döküm ve gemi yapımı gibi yüksek sabit sermaye yatırımı gerektiren ağır sanayi kollarını tetiklemiştir. Sombart’a göre, bu sektörlerdeki devasa batık maliyetlerin (sunk costs) üstlenilmesi, ancak devletin uzun vadeli ve yüksek hacimli kamu alım garantileriyle mümkün olabilmiştir.

3. Tüketim Kalıpları ve Piyasa Disiplini

Ordu düzeni, yalnızca üretim teknolojisini değil, iktisadi aktörlerin davranış kalıplarını da disipline etmiştir. Zaman yönetimi, iş bölümü, hiyerarşik organizasyon ve maliyet muhasebesi gibi modern işletmecilik ilkeleri, ilk olarak askeri lojistik ihtiyaçların karşılanması sürecinde olgunlaşmıştır.

C. Gustav Schmoller ve Charles Tilly Çizgisinde Devlet Kapasitesinin (State Capacity) Güvenlik Kökenleri

Alman Genç Tarihçi Okulu’nun lideri Gustav Schmoller ile tarihsel sosyolog Charles Tilly arasındaki kuramsal süreklilik, modern devletin niteliğini ve vergi toplama gücünü "güvenlik Arayışı ve Savaş Finansmanı" üzerinden açıklar.

Tilly’nin o ünlü formülasyonu bu ilişkinin özünü özetler:

"Devlet savaşı yaptı, savaş da devleti yaptı." (War made the state, and the state made war.)



1. Vergi Toplama Gücü ve Bürokrasi

Gustav Schmoller, Merkantilist dönemi incelerken (The Mercantile System, 1897), devletin iktisadi müdahalelerini basit bir korumacılık olarak değil, ulusal bütünleşme ve kurumsal kapasite inşası olarak değerlendirir.

Askerî harcamaların finansmanı için yerel feodal unsurların direncinin kırılması, merkezi bir maliye bürokrasisinin kurulmasını zorunlu kılmıştır. Vergi tabanının genişletilmesi ihtiyacı; nüfus sayımlarını, tapu kadastro kayıtlarını, gümrük idarelerini ve yerel pazarların tek bir ulusal pazara dönüştürülmesini tetiklemiştir.

2. Zor ve Sermaye Etkileşimi

Charles Tilly (Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu, 1990), Avrupa tarihini inceleyerek devletlerin ayakta kalabilmek için iki temel kaynağı örgütlemek zorunda kaldığını belirtir: Zor (coercion- asker/güç) ve Sermaye (capital- para/kredi).

Savaş teknolojisindeki gelişmeler (ateşli silahlar, kaleler, zırhlı donanmalar) savaşın maliyetini astronomik şekilde artırmış; bu durum devletleri tüccar ve banker sınıflarıyla kurumsal pazarlıklara itmiştir. Bu pazarlıklar neticesinde;

  • Güvenilir kamu borçlanma senetleri (tahvil piyasaları),
  • Merkez bankacılığı sistemleri (örneğin Bank of England’ın savaşı finanse etmek üzere kuruluşu),
  • Mülkiyet haklarını koruyan hukuki düzenlemeler doğmuştur.

D. Değerlendirme ve Metodolojik Sentez

Alman Tarihçi Okulu ve onu izleyen kurumsal analizler göstermektedir ki:

  1. Barış zamanı askerî talebi, sivil piyasaların henüz ölçek kazanamadığı tarihsel aşamalarda standartlaşmayı, fabrika düzenini ve ağır sanayiyi başlatan ana itici güç (kuluçka motoru) olmuştur.
  2. Güvenlik ihtiyacı, merkezi bürokrasinin, modern vergi sistemlerinin ve finansal kurumların (tahvil piyasaları, merkez bankaları) doğuşunu zorunlu kılarak devlet kapasitesini biçimlendirmiştir.
  3. Bu süreçte güvenlik harcamaları, sadece iktisadi kaynağı tüketen bir harcama kalemi değil; modern piyasa ekonomisinin kurumsal, hukuki ve teknolojik altyapısını kuran ana dinamiklerden biri olarak işlev görmüştür.

Temel Literatür

  • Schmoller, G. (1897). The Mercantile System and Its Historical Significance. New York: Macmillan.
  • Sombart, W. (1913/1998). Krieg und Kapitalismus. München: Duncker & Humblot. (Türkçe kaynaklarda: Savaş ve Kapitalizm).
  • Tilly, C. (1990/2001). Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu (MS 990-1992). Ankara: İmge Kitabevi.

 

II: İKTİSAT TEORİSİ VE METODOLOJİK ÇERÇEVE

1. MAKROEKONOMİK DENGE VE KAYNAK TAHSİSİ (GİRDİ)

A. Giriş: Savunma Harcamalarının Makroekonomik Net Etkisi ve İkilem

Savunma iktisadının makroekonomik boyutu, kıt kamu kaynaklarının sivil ve askerî alanlar arasındaki tahsisi sorununa dayanır. Savunma harcamalarının uzun dönemli iktisadi büyüme üzerindeki net etkisi; bir yandan çarpan/talep etkisi ve teknolojik dışsallıklar kanalıyla büyümeyi uyarıcı, diğer yandan fırsat maliyeti ve dışlama/sıkıştırma (crowding-out) mekanizmaları kanalıyla büyümeyi baskılayıcı çift yönlü bir nitelik taşır.

Bu çerçevede temel metodolojik soru, savunma bütçelerinin net iktisadi etkisini belirleyen ampirik ve kuramsal koşulların (gelişmişlik düzeyi, kapasite kullanım oranı, finansman türü ve kurumsal nitelik) nasıl modelleneceğidir.

B. Benoit Hipotezi: Ambalajlanmış Paradoks ve Ampirik Ayrışma

Emile Benoit’nın 1973 ve 1978 tarihli seminal çalışmaları (Defense and Economic Growth in Developing Countries), savunma iktisadında uzun yıllar sürecek bir ampirik tartışmayı başlatmıştır. Benoit, azgelişmiş/gelişmekte olan ülkeler üzerine yaptığı ekonometrik analizlerde, savunma harcamalarının GSYH payı ile iktisadi büyüme oranları arasında pozitif bir korelasyon saptamıştır.

Benoit Hipotezi’ne göre askerî harcamaların büyümeyi destekleyici kanalları üç ana grupta toplanır:

  1. Altyapı ve Beşerî Sermaye Dışsallıkları: Ordu, okuma-yazma, teknik beceri, disiplin ve hijyen eğitimi vererek beşerî sermayeyi geliştirir; ayrıca yol, haberleşme ve liman gibi çift kullanımlı sivil altyapı tesis eder.
  2. Keynesçi Toplam Talep Etkisi: Âtıl kapasitenin ve işsizliğin yüksek olduğu gelişmekte olan ekonomilerde askerî harcamalar toplam talebi uyararak Keynesçi çarpan etkisi yaratır.
  3. Yatırım Ortamı ve Güvenlik: İçi ve dış güvenliği temin ederek yatırımlar için istikrarlı bir kurumsal zemin hazırlar.



Ancak Benoit’nın tespiti, nedensellik yönünü göz ardı ettiği ve yöntem bilimsel eksiklikler barındırdığı gerekçesiyle sert eleştirilere uğramıştır.

                                                                                                                                      

C. Deger & Smith Modeli ve Dışlama/Sıkıştırma (Crowding-Out) Mekanizmaları

Saadet Deger ve Ron Smith (1983), Benoit'nın tek denklem metodolojisini eleştirerek Eşanlı Denklem Sistemleri (Simultaneous Equation Systems) çerçevesinde konuyu yeniden modellemiştir. Deger & Smith modeli, savunma harcamalarının büyüme üzerindeki toplam etkisini üç ayrı kanala ayırır:



Deger ve Smith'in ampirik bulguları, savunma harcamalarının sivil yatırımları ve tasarrufları dışlama etkisinin (negatif kanal), doğrudan talep etkisinden (pozitif kanal) çok daha baskın olduğunu ve gelişmekte olan ülkelerde net etkinin negatif çıktığını ortaya koymuştur.

Dışlama (Crowding-Out) Türleri:

  • Fiziksel / Kaynak Dışlaması: Kıt hammadde, nitelikli mühendis ve Ar-Ge personelinin sivil sanayiden savunma sanayiine kaydırılması.
  • Mali Dışlama: Yüksek kamu savunma harcamalarının borçlanma faizlerini yükselterek özel sektör sivil yatırımlarını piyasadan itmesi.

D. Savunma Bütçelerinin Finansman Yöntemleri ve Kamu Maliyesi Dengesi

Savunma harcamalarının makroekonomik dengeler üzerindeki tahribat derecesi, bu harcamaların nasıl finanse edildiği ile doğrudan ilintilidir. Kamu maliyesi literatüründe üç temel finansman seçeneği öne çıkar:

 

 


 

            

 

             

)

  1. Vergilendirme Yoluyla Finansman: Vergi oranlarının artırılması, özel sektörün harcanabilir gelirini düşürerek toplam sivil tüketimi ve tasarrufları baskılar. Ancak bütçe açığı yaratmadığı için makroekonomik istikrarı en az bozan yöntemdir.
  2. İç ve Dış Borçlanma Yoluyla Finansman: Savunma bütçelerinin borçlanmayla karşılanması, borç stokunu büyütür. İç piyasadan borçlanma faiz oranlarını tırmandırarak sivil yatırımları dışlarken; dış borçlanma döviz kuru riski ve dış borç servisi baskısı yaratır.
  3. Monetizasyon (Para Basımı / Emisyon): Merkez bankası kaynaklarıyla finanse edilen savunma harcamaları, reel mal arzını artırmadan parasal genişleme yarattığı için doğrudan enflasyonist bir nitelik taşır.

E. Dunne & Uye Çerçevesinde Net Etkiyi Belirleyen Koşulsal Parametreler

J. Paul Dunne ve Mohammed Uye (2009), konuya dair geniş literatür taramalarında, savunma harcamaları ile büyüme arasındaki ilişkinin sabit ve tekil olmadığını; ekonominin kurumsal ve yapısal koşullarına göre değiştiğini saptamıştır.

Savunma harcamalarının net etkisini belirleyen temel parametreler şunlardır:

  • Âtıl Kapasite Durumu: Ekonomide eksik istihdam ve kapasite kullanım oranı düşükse askerî talep büyümeyi pozitif etkileyebilir; tam istihdam koşullarında ise doğrudan dışlama ve enflasyon yaratır.
  • Savunma Sanayiinin Yerlilik ve İthalat Bağımlılığı: Savunma ihtiyacı ithalatla karşılanıyorsa döviz rezervleri tükenir ve net etki negatif olur. Eğer güçlü bir yerli sanayi ve çift kullanımlı teknoloji (dual-use) altyapısı varsa, çarpan etkisi ve teknolojik yayılma (spillover) pozitif net etki üretebilir.
  • Kurumsal Kapasite ve Yönetişim: Yolsuzluk oranlarının yüksek, ihale süreçlerinin şeffaf olmadığı kurumsal yapılarda savunma bütçeleri rant kollama (rent-seeking) alanına dönüşerek iktisadi büyümeyi baltalar.

F. Değerlendirme ve Sentez

Savunma harcamalarının makroekonomik dengeler ve kaynak tahsisi üzerindeki etkisi tek boyutlu bir doğru izlemez:

  1. Short-run (Kısa Dönem): Âtıl kapasiteye sahip ekonomilerde askerî alımlar Keynesçi çarpan mekanizmasıyla geçici bir talep canlılığı yaratabilir.
  2. Long-run (Uzun Dönem): Fırsat maliyeti, tasarruf oranlarındaki düşüş, sivil Ar-Ge ve yatırımların dışlanması (crowding-out) nedeniyle net makroekonomik etki çoğunlukla büyümeyi yavaşlatıcı yöndedir.
  3. Belirleyici Unsur: Savunma bütçesinin büyüklüğünden ziyade, bu harcamanın finansman modeli, yerli sınai girdi oranı ve sivil teknolojik altyapıya sunduğu katma değerdir.

Temel Literatür

  • Benoit, E. (1973). Defense and Economic Growth in Developing Countries. Lexington: Lexington Books.
  • Deger, S., & Smith, R. (1983). "Military Expenditure and Growth in Less Developed Countries", Journal of Conflict Resolution, 27(2), 335-353.
  • Dunne, J. P., & Uye, M. (2009). "Military Spending and Development", The Economics of Peace and Security, 4(2), 23-31.
  • Dunne, J. P., Smith, R. P., & Willenbockel, D. (2005). "Models of Military Expenditure and Growth", Defense and Peace Economics, 16(6), 449-461.

 

2. PİYASA YAPISI VE TEDARİK İKTİSADI (SÜREÇ)

A. Giriş: Aksak Rekabet Savunma Piyasası ve Etkinlik Tanımı

Klasik piyasa kuramının varsaydığı çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu, homojen malların serbestçe mübadele edildiği ve tam bilginin hüküm sürdüğü piyasa yapısı, savunma sanayii tedarik süreçlerinde tamamen geçersizdir. Savunma piyasası; yüksek teknoloji gereksinimi, devasa sabit yatırımlar, gizlilik protokolleri ve kamusal egemenlik unsurları nedeniyle Aksak rekabet (imperfect market) bir karakter sergiler.

Bu kurumsal yapıda geleneksel piyasa dengesi ve Pareto etkinsizliği kavramları yeniden tanımlanmak zorundadır:

  • Piyasa Yapısı: Tek alıcı konumundaki ulus devlet (Monopson) ile askeri teknolojiyi üreten tek veya sınırlı sayıdaki dev sanayi yüklenicileri (Monopol / Bağımlı Oligopol) karşı karşıyadır.
  • Etkinlik Kriteri: Bu piyasa yapısında etkinlik (efficiency); basit bir piyasa temizlenmesi (market clearing) veya marjinal maliyetin fiyata eşitlenmesi olarak değil; tahsisat etkinliği (allocative efficiency), teknik/üretim etkinliği (technical efficiency) ve Harvey Leibenstein'ın kavramsallaştırdığı X-etkinliği (X-efficiency) bileşimi üzerinden tanımlanır.
  • Temel Sorun: Asimetrik bilgi (özellikle yüklenicinin gerçek maliyet yapısını devletten gizleyebilmesi) ve ex-post (sözleşme sonrası) fırsatçı davranışlar altında; X etkinsizliğini minimuma indirecek ve risk paylaşımını en uygun seviyede kuracak sözleşme mekanizmalarının tasarımıdır.

 

B. İki Taraflı Monopol (Bilateral Monopoly) ve Pazarlık Dinamikleri

Savunma tedariki, teorik olarak bir İki Taraflı Monopol (Bilateral Monopoly) modeli oluşturur. Bu yapıda ne alıcının (Devlet/Savunma Bakanlığı) ne de satıcının (Askerî Yüklenici) tek taraflı fiyat koyucu (price maker) gücü vardır; denge, stratejik pazarlık ve kurumsal güç dengeleri üzerinden belirlenir.

Frederic M. Scherer (The Weapons Acquisition Process, 1964) tarafından incelenen bu pazarlık yapısının temel dinamikleri şunlardır:

Piyasa Aktörü

Konumu ve Güç Kaynağı

Stratejik Amacı

Monopsonist Devlet

Yasal tedarik yetkisi, bütçe kontrolü, regülasyon gücü, tek meşru alıcı.

Savunma kapasitesini azamiye çıkarırken maliyetleri ve yüklenicinin aşırı kârını baskılamak.

Monopolist Yüklenici

Teknolojik know-how, mülkiyet hakları, üretim altyapısı, ikame edilemezlik.

Maliyet artışlarını kamuya yansıtmak, uzun vadeli kârı ve X etkinsizliği marjını korumak.

 

Pazarlıkta Fiyat ve Miktar Belirsizliği

Geleneksel iktisatta iki taraflı monopolde nihai işlem fiyatı teorik olarak belirsizdir (indeterminate); sadece fiyatın gerçekleşebileceği bir alt ve üst sınır (pazarlık alanı) çizilebilir.

Scherer’a göre savunma sanayiinde bu belirsizlik, kurumsal sözleşme tasarımı ve teşvik yapıları aracılığıyla çözülmeye çalışılır. Devlet, sözleşme şartlarını koyarken yüklenicinin piyasadan çekilmeyeceği bir kâr oranını garanti etmek ile yükleniciye maliyetleri düşürme güdüsü (cost-reduction incentive) vermek arasında metodolojik bir denge kurmak zorundadır.

C. Kurumsal İktisat Perspektifi: Varlığa Özgülük (Asset Specificity), Batık Maliyetler ve Sıkışıp Kalma (Hold-Up) Problemi

Oliver E. Williamson’ın (The Economic Institutions of Capitalism, 1985) Yeni Kurumsal İktisat ve İşlem Maliyeti İktisadı (Transaction Cost Economics) çerçevesi, savunma tedarikindeki sözleşme başarısızlıklarını anlamak için temel teorik araçları sunar.

1. Tasarlanmış Varlığa Özgülük (Asset Specificity)

Savunma sanayiindeki yatırımlar yüksek derecede varlığa özgüdür. Üretilen teknoloji veya tesis, sivil piyasada veya başka bir müşteriye kolaylıkla satılamaz. Williamson’ın sınıflandırmasıyla savunma sanayiinde üç ana özgülük öne çıkar:

  • Fiziksel Varlığa Özgülük: Sadece belirli bir füze veya savaş uçağı gövdesi için tasarlanmış özel kalıplar, dökümhaneler ve test tesisleri.
  • Beşerî Varlığa Özgülük: Sadece ilgili askeri projeye dair kritik kriptografik veya mühendislik bilgisine sahip uzman personel.
  • Adanmış Varlıklar (Dedicated Assets): Yalnızca devletin yüksek hacimli alım taahhüdüne dayanarak yapılan devasa kapasite yatırımları.

2. Batık Maliyetler ve Sıkışıp Kalma (Hold-Up) Problemi

Yüksek varlığa özgülük ve geri dönülemez batık maliyetler (sunk costs), sözleşme imzalandıktan sonra tarafları birbirine bağımlı kılar (fundamental transformation). Sözleşme öncesi var olan rekabetçi ortam, imza sonrasında tekil bağımlılığa dönüşür.

  • Ex-post Fırsatçılık: Sözleşme yapıldıktan ve firma batık yatırımı gerçekleştirdikten sonra; devlet bütçe kısıtı gerekçesiyle fiyatı düşürmeye zorlayabilir ya da firma üretimin ortasında "öngörülemeyen teknik zorluklar" öne sürerek ek ödenek talep edebilir.
  • Sıkışıp Kalma (Hold-Up): Taraflardan birinin, diğerinin batık yatırımlarını ve yüksek aktarım maliyetlerini istismar ederek sözleşmeyi kendi lehine yeniden pazarlığa (renegotiation) zorlaması durumudur.

 


D. Sözleşme Teorisi, Asimetrik Bilgi ve Risk Paylaşımı

Jean Tirole’ün (Procurement and Renegotiation, 1986) sözleşme teorisi katkıları, asimetrik bilgi altında devlet ile yüklenici arasındaki ilişkiyi bir Vekalet Problemi (Principal-Agent Problem) olarak kurgular. Devlet (Asil / Principal), yüklenicinin (Vekil / Agent) gerçek maliyet çabasını ve teknolojik kapasitesini tam olarak gözlemleyemez.

Bu durum iki temel bilgi sorununa yol açar:

  1. Ters Seçim (Adverse Selection): İhale aşamasında firmanın kendi teknolojik yetkinliğini ve gerçek maliyet yapısını devletten gizlemesi.
  2. Ahlaki Tehlike (Moral Hazard) / Özensizlik: Sözleşme alındıktan sonra firmanın maliyetleri düşürmek için yeterli yönetsel çabayı göstermemesi ve X etkinsizliğinin artması.

Sözleşme Tiplerinin Karşılaştırılması: Risk Paylaşımı ve X Etkinsizliği

Bu asimetrik bilgi ve risk ortamında, devlet ile yüklenici arasında üç ana tip sözleşme mekanizması kurgulanır:

  • 1. Maliyet-Artı Kâr Sözleşmeleri (Cost-Plus Contracts):

Devlet, projenin gerçekleşen tüm maliyetlerini üstlenir ve bunun üzerine sabit bir kâr marjı öder.

    • Avantaj: Yüksek teknolojik riski devlet üstlendiği için yüklenici radikal Ar-Ge projelerine girmekten kaçınmaz.
    • Dezavantaj: Firmaya maliyetleri düşürme güdüsü vermez. Bu durum devasa maliyet artışlarına (cost overruns) ve yüksek X etkinsizliğine yol açar.
  • 2. Sabit-Fiyat Sözleşmeleri (Fixed-Price Contracts):

Ürün veya hizmet için baştan tek bir fiyat belirlenir; maliyet aşılsa da düşse de fiyat değişmez.

    • Avantaj: Maliyet artışı riski tamamen yüklenicide olduğu için firmayı maksimum maliyet disiplinine ve X etkinliğine zorlar.
    • Dezavantaj: Aşırı teknolojik belirsizlik durumunda firma batma riskiyle karşılaşabilir, bu da teslimatın aksamasına veya kaliteden ödün verilmesine neden olur.
  • 3. Teşvikli / Karma Sözleşmeler (Incentive Contracts):

Maliyet sapmalarının devlet ile yüklenici arasında belirlenen bir paylaşım oranı (r) üzerinden bölüşüldüğü gruptur (0 <r <1).

Sözleşme Tiplerinin Karşılaştırma Matrisi

Sözleşme Tipi

Risk Sahibi

X-Etkinsizliği Riski

Maliyet Düşürme Teşviki

Yeniden Pazarlık (Renegotiation) Eğilimi

Maliyet-Artı (Cost-Plus)

Tamamen Devlet

Çok Yüksek

Sıfır / Zayıf

Düşük (Maliyet zaten karşılanıyor)

Teşvikli (Incentive)

Paylaşımlı (r)

Orta / Kontrollü

Dengeli

Orta

Sabit-Fiyat (Fixed-Price)

Tamamen Yüklenici

Çok Düşük (X-Etkin)

Mükemmel / Çok Güçlü

Çok Yüksek (Maliyet aşımında kriz)

E. Değerlendirme ve Sentez

Piyasa yapısı ve tedarik iktisadı açısından yapılan bu kurumsal ve teorik çözümleme gösteriyor ki:

  1. Aksak Rekabet Kaçınılmazdır: Savunma sanayiinde piyasa yapısı doğası gereği iki taraflı monopol ve yüksek varlığa özgülük üzerine kuruludur; dolayısıyla fiyat mekanizması kendi başına tahsisat etkinliğini sağlayamaz.
  2. Sözleşme Tasarımı İkilemi: Etkinlik arayışı tekil bir sözleşme tipiyle çözülemez. Maliyet-Artı sözleşmeler radikal yenilikçiliği desteklerken X etkinsizliği ve maliyet patlaması yaratır; Sabit-Fiyat sözleşmeler ise X etkinliğini zorlarken sıkışıp kalma (hold-up) ve kilitlenme risklerini tırmandırır.
  3. Dinamik Etkinlik: Savunma tedariğinde optimum kurumsal tasarım, projenin teknolojik olgunluk aşamasına (Ar-Ge safhasında Maliyet-Artı, seri üretim safhasında Sabit-Fiyat) göre esnek ve aşamalı sözleşme modellerinin uygulanmasını gerektirir.

Temel Literatür

  • Scherer, F. M. (1964). The Weapons Acquisition Process: Economic Incentives. Boston: Harvard University Graduate School of Business Administration.
  • Tirole, J. (1986). "Procurement and Renegotiation", Journal of Political Economy, 94(2), 235-259.
  • Williamson, O. E. (1985). The Economic Institutions of Capitalism: Firms, Markets, Relational Contracting. New York: Free Press.
  • Laffont, J. J., & Tirole, J. (1993). A Theory of Incentives in Procurement and Regulation. Cambridge: MIT Press.

3. TEKNOLOJİ, İNOVASYON VE DIŞSAL ETKİLER (ÇIKTI)

A. Giriş: Savunma Ar-Ge'sinin Çift Yönlü İnovasyon Dinamiği

Savunma harcamalarının çıktı boyutu, ürettiği nihai askeri mühimmat veya teçhizatın ötesinde, teknolojik yenilik, Ar-Ge kapasitesi ve toplam faktör verimliliği (TFV) üzerindeki dönüştürücü gücüyle ölçülür. Günümüz gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerinde savunma sektörü, radikal teknolojik atılımların kuluçkalandığı ana merkezlerden biridir.

Ancak bu sürecin iktisadi net etkisi, iktisat literatüründe iki temel hipotez üzerinden tartışılmaktadır:

  • Katalizör Hipotezi (Teknolojik Dışsallık ve Yayılma): Savunma Ar-Ge'si, yüksek riskli ve uzun vadeli temel araştırmaları finanse ederek sivil sanayinin cesaret edemediği teknolojik eşikleri aşar; Spin-off (askerî alandan sivil sektöre teknoloji transferi) kanalıyla verimlilik artışı ve yeni sanayi kolları doğurur.
  • Aşırı Kalabalıklaşma / Beyin Göçü Hipotezi (Crowding-Out): Savunma Ar-Ge'si, ekonomideki kıt ve nitelikli araştırmacı, mühendis ve bilim insanı stoğunu yüksek ücretler ve muazzam bütçelerle kendi bünyesine çeker; bu durum sivil sektörün inovasyon kapasitesini kurutur ve nitelikli beşerî sermayeyi sivil üretimden kalıcı olarak saptırır.

B. Çift Kullanımlı (Dual-Use) Teknolojiler, Spin-Off ve Spin-In Geçiş Dinamikleri

Savunma Ar-Ge'sinin ürettiği çıktıların iktisadi yapısı, Çift Kullanımlı Teknolojiler (Dual-Use Technologies) kavramı etrafında şekillenir. Bir teknolojinin hem askeri savunma ihtiyaçlarına hem de sivil ticari pazarlara hizmet edebilme yeteneği, teknoloji transferinin yönünü ve hızını belirler.

1. Askerî Alandan Sivil Sektöre Yayılma: Spin-Off

Tarihsel olarak radar, jet motorları, nükleer enerji, yarı iletkenler, GPS (Küresel Konumlama Sistemi) ve internetin ilk nüvesi olan ARPANET; devlet garantili savunma tedariki ve Ar-Ge bütçeleriyle doğmuş, ardından sivil ekonomiyi kökten dönüştüren devasa endüstrilere dönüşmüştür (Spin-off).

Vernon W. Ruttan (Is War Necessary for Economic Growth? 2006), ticari pazar mekanizmalarının "aşırı riskli ve geri dönüş süresi belirsiz" görerek finanse etmekten kaçındığı temel teknolojik atılımların, yalnızca askeri güvenlik kısıtları ve devlet kamu alımları altında olgunlaşabildiğini ampirik olarak gösterir. Ruttan'a göre, savaş tehdidi ve jeopolitik rekabet olmaksızın, sivil piyasa dinamiklerinin bu ölçekte bir Ar-Ge riskini üstlenmesi iktisaden mümkün değildir.

2. Sivil Sektörden Askerî Alana Akış: Spin-In

Özellikle 21. yüzyılda dijitalleşme, yapay zekâ, otonom sistemler, bulut bilişim ve siber güvenlik alanlarında teknolojik inovasyonun hızı ve sermaye birikimi sivil ticari devlerin (Big Tech) eline geçmiştir. Bu tarihsel kırılma, geleneksel Spin-off dinamiğini tersine çevirerek Spin-in (sivil teknolojilerin askerî sistemlere entegrasyonu) sürecini öne çıkarmıştır.

Spin-Off ve Spin-In Modellerinin Karşılaştırılması

Karşılaştırma Parametresi

Spin-Off (Askerîden Sivile)

Spin-In (Sivilden Askerîye)

İnovasyon Kaynağı

Devlet destekli askeri Ar-Ge labları ve savunma yüklenicileri

Özel sektör sivil teknoloji firmaları, start-up'lar

Gelişim İtici Gücü

Performans ve teknik üstünlük odaklı (maliyet ikincil)

Fiyat/Maliyet, ölçek ekonomisi ve kullanıcı deneyimi odaklı

Gelişim Hızı

Uzun vadeli, bürokratik, katı test ve kabul süreçleri

Aşırı hızlı, dinamik ve esnek ürün geliştirme döngüsü

Temel Sektörler

Ağır sanayi, havacılık, nükleer, ilk nesil mikroişlemciler

Yapay zekâ, otonom yazılımlar, büyük veri, sensor teknolojileri

C. Mariana Mazzucato ve Girişimci Devlet (Entrepreneurial State) Çerçevesi

Mariana Mazzucato (Girişimci Devlet, 2013), neoklasik iktisadın devleti yalnızca "piyasa başarısızlıklarını düzelten pasif bir aktör" olarak gören yaklaşımını sert biçimde eleştirir. Mazzucato'ya göre devlet—özellikle DARPA (Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı) gibi askeri Ar-Ge organları aracılığıyla—piyasayı yalnızca düzenleyen değil, piyasayı bizzat yaratan ve şekillendiren "Girişimci" bir aktördür.

1. Riskin Kamusallaştırılması ve Erken Aşama Sermayesi

Özel risk sermayesi (venture capital) genellikle kısa vadeli (3-5 yıllık) ve hızlı kâr vaat eden projelere yönelirken; radikal teknolojilerin gerektirdiği 15-20 yıllık erken aşama yüksek riskli temel araştırmaları üstlenemez.

Mazzucato, akıllı telefonları "akıllı" yapan temel teknolojilerin (dokunmatik ekran, GPS, internet, Siri sesli asistanı) tamamının devletin ve özellikle savunma teşkilatlarının doğrudan finanse ettiği Ar-Ge projelerinden türediğini belgeler.

2. Asimetrik Risk ve Getiri Dağılımı Sorunu

Girişimci Devlet yaklaşımı, savunma Ar-Ge'si ve teknolojik dışsallıklar bağlamında kritik bir kurumsal başarısızlığa dikkat çeker:

  • Riskin Kamusallaştırılması: Erken aşama radikal Ar-Ge maliyetleri ve başarısızlık riski tamamen vergi mükelleflerinin (kamunun) üzerine yıkılır.
  • Getirinin Özelleştirilmesi: Bu Ar-Ge'den türeyen patentler ve ticari başarılar, sivil özel şirketler tarafından el konularak devasa kârlara dönüştürülür.


D. David C. Mowery ve Nitelikli Beşerî Sermaye Dışlaması (Crowding-Out)

David C. Mowery (Military R&D and Innovation, 2010), savunma Ar-Ge'sinin teknolojik yayılma etkilerinin otomatik ve her koşulda pozitif olduğu yönündeki iyimser kabulleri sorgular. Mowery'ye göre, savunma Ar-Ge harcamalarının sivil inovasyon kapasitesi üzerindeki net etkisi, beşerî sermaye piyasasında yarattığı baskı üzerinden değerlendirilmelidir.

1. Mühendis ve Bilim İnsanı Kıtlığı

Ulusal bir ekonomideki yüksek nitelikli mühendis, yazılımcı ve temel bilimci stoğu kısa dönemde sabittir (inelastic supply). Devlet, savunma bütçelerinden Ar-Ge'ye devasa kaynaklar aktardığında;

  • Savunma sanayi firmaları sundukları yüksek maaşlar, kamusal iş güvencesi ve devasa proje bütçeleriyle en yetenekli araştırmacıları kendi bünyelerine çeker.
  • Bu durum, sivil sanayi ve sivil Ar-Ge laboratuvarları için araştırma maliyetlerini yükseltir ve kıt zihinlerin sivil odaklı verimlilik artırıcı projelere erişimini zorlaştırır (Crowding-out effect).

 

 

2. "Gelişmiş Gizlilik" ve Bilgi Yayılım Kısıtları

Mowery, savunma Ar-Ge'sinin ürettiği bilginin gizlilik protokolleri, ulusal güvenlik sınırlandırmaları ve askeri standartlar nedeniyle sivil piyasalara erişiminin son derece yavaş ve maliyetli olduğunu belirtir. Sivil Ar-Ge ağları açık bilim ve hızlı paylaşım üzerine kuruluyken; askeri Ar-Ge bilginin yayılmasını engelleyen kurumsal bariyerler (kompartımanlaştırma) inşa eder.

E. Değerlendirme ve Metodolojik Sentez

Savunma Ar-Ge'sinin teknoloji, inovasyon ve toplam faktör verimliliği üzerindeki etkisi tek taraflı bir tablo sunmaz. İktisadi net çıktı, şu dinamiklerin bileşkesi tarafından belirlenir:

  1. Teknolojik Olgunluk ve Evre: Erken aşama temel araştırmalarda savunma Ar-Ge'si piyasa başarısızlıklarını aşan vital bir katalizör işlevi görürken; olgunlaşmış teknolojilerde ve seri üretim aşamasında kaynakları sivil alandan çeken bir dışlama mekanizmasına dönüşebilir.
  2. Kurumsal Entegrasyon Kapasitesi: Bir ülkenin savunma Ar-Ge'sinden sivil verimlilik artışı çıkarabilmesi; askeri ve sivil sanayiler arasındaki çift kullanımlı (dual-use) geçiş kanallarının, patent rejimlerinin ve teknoloji transfer ofislerinin kurumsal esnekliğine bağlıdır.
  3. Beşerî Sermaye Esnekliği: Eğitim sisteminin savunma sanayiinin talep ettiği teknik personeli sivil sektörü kurutmadan arz edebildiği dinamik dengelerde net teknolojik etki pozitif; aksi halde X-etkinsizliği ve beşerî sermaye darboğazı kaçınılmazdır.

Temel Literatür

  • Mazzucato, M. (2013). The Entrepreneurial State: Debunking Public vs. Private Sector Myths. London: Anthem Press. (Türkçe çeviri: Girişimci Devlet: Kamu Sektörü Özel Sektör Masalını Nasıl Çürütüyor?)
  • Mowery, D. C. (2010). "Military R&D and Innovation", Hall, B. H., & Rosenberg, N. (Ed.), Handbook of the Economics of Innovation içinde (Vol. 2, ss. 1219-1256). Amsterdam: Elsevier.
  • Ruttan, V. W. (2006). Is War Necessary for Economic Growth? Military Procurement and Technology Development. Oxford: Oxford University Press.
  • Tailat, M., & Cohendet, P. (2015). "The Dual-Use Dilemma in Defense R&D: Efficiency vs. Security", Research Policy, 44(8), 1560-1572.

 

III: KÜRESEL JEOPOLİTİK VE YENİ İKTİSADİ YAPI

A. Giriş: Serbest Ticaretten "Güvenlikleştirilmiş" İktisada

1990'lar ve 2000'lerin başında küresel iktisadi düzen; maliyet minimizasyonu, "tam zamanında üretim" (just-in-time) ve küresel değer zincirlerinin hiper-uzmanlaşması ilkeleri üzerine inşa edilmişti. Ancak jeopolitik gerilimlerin artması, pandemi sonrası ortaya çıkan tedarik zinciri kırılmaları ve büyük güç rekabeti; iktisat politikalarının güvenlikleştirilmesi (security-first economics) sürecini başlatmıştır.

Günümüz yeni iktisadi yapısında metodolojik dönüşüm şudur: İktisat teorisinin geleneksel "karşılaştırmalı üstünlükler" ve "etkinlik/maliyet" ekseni; yerini stratejik özerklik, dayanıklılık (resilience) ve güvenlik kısıtları altındaki korumacı tedarik modellerine bırakmıştır.

B. Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık (Weaponized Interdependence)

Henry Farrell ve Abraham L. Newman (Weaponized Interdependence, 2019), küreselleşmenin yarattığı ağ yapılarının tarafsız veya simetrik bir refah alanı olmadığını, aksine küresel ağların belirli kilit düğüm noktalarında (chokepoints) yoğunlaştığını savunur.

Asimetrik küresel ağlar üzerinden iki temel devlet zorlaması (state coercion) mekanizması doğar:

  • Panoptikon Etkisi (Panopticon Effect): Küresel bilgi, finans veya iletişim ağlarının merkezinde yer alan bir devletin (örneğin SWIFT veya ABD merkezli sunucu ağları), bu düğüm noktalarından geçen tüm uluslararası aktörlerin davranışlarını ve bilgi akışını kesintisiz izleyebilme kapasitesi.
  • Panzehir / Hub-Kapatma Etkisi (Hub-and-Spoke / Chokepoint Effect): Asimetrik olarak kontrol edilen bir fiziksel veya finansal altyapı düğümünün, hedeflenen rakip devletlerin erişimine tamamen kapatılması. Belirli bir kritik teknolojiyi veya finansal kanalı elinde tutan hegemonik güç, bunu jeopolitik bir yaptırım ve şantaj aracına dönüştürür.

C. Yarı İletken Sanayii, "Çip Savaşları" ve Friend-Shoring

Chris Miller (Chip War, 2022) çalışmasında, çip sanayiini günümüz küresel ekonomisinin ve askeri gücünün "yeni petrolü" olarak tanımlar. Gelişmiş yapay zeka, otonom silahlar, füze sevk sistemleri ve sivil sanayinin tamamı silisyum tabanlı bu mikroişlemcilere bağımlıdır.

 

 


 

1. Kilit Düğüm Noktaları ve Teknoloji Ambargoları

Çip üretim zinciri son derece yüksek sermaye ve know-how yoğun bir yapıya sahiptir. Tasarım (ABD- Nvidia, Qualcomm), ultraviyole litografi makineleri (Hollanda- ASML) ve fason döküm/üretim (Tayvan- TSMC) belirli coğrafyalarda sıkışmıştır. ABD ve müttefikleri; Çin'in askeri-teknolojik yükselişini engellemek amacıyla gelişmiş yarı iletkenlerin, tasarım yazılımlarının ve üretim teçhizatının Çin'e ihracatına radikal blokajlar koymuştur.

2. Küreselleşmeden Friend-Shoring ve Reshoring’e

Teknolojik bağımlılığın silahtan daha etkili bir baskı aracına dönüşmesi, ticaret politikalarında yeni kavramlar doğurmuştur:

  • Reshoring / Onshoring: Kritik savunma ve teknoloji üretim tesislerinin stratejik gerekçelerle ana vatana geri taşınması (örneğin ABD CHIPS Act).
  • Friend-Shoring / Ally-Shoring: Küresel değer zincirlerinin maliyet odaklı ülkelerden çekilerek, yalnızca jeopolitik olarak güvenilir ve müttefik ülkelere kaydırılması. Bu durum, küresel ticaretin bloklaşmasına ve "korumacı koridorlar" oluşmasına yol açmaktadır.

D. Kritik Madenler, Tedarik Zinciri Güvenliği ve Savunma İhracatının Jeopolitik Nüfuz Alanı

Stratejik özerklik arayışı, yalnızca yüksek teknoloji yazılımlarıyla sınırlı kalmayıp; yeşil dönüşüm ve savunma sanayiinin hammaddesini oluşturan kritik madenler alanında da sert bir korumacılık tırmandırmıştır.

1. Kritik Maden Monopolü ve İhracat Kısıtları

Nadir toprak elementleri (Lityum, Kobalt, Galium, Germanyum, Neodimyum vb.); füze güdüm sistemlerinden radar alıcılarına, elektrikli araç bataryalarından rüzgâr türbinlerine kadar hayati önem taşır.

Çin'in küresel nadir toprak elementleri işleme kapasitesindeki ezici hakimiyeti (%70-80), stratejik bir koz olarak kullanılmaktadır. Çin'in bu madenlerin ihracatına getirdiği kısıtlamalar; Batı ekonomilerini hammadde tedarik zincirlerini Afrika, Latin Amerika ve Avustralya üzerinden yeniden çeşitlendirmeye (diversification) zorlamaktadır.

2. Savunma İhracatının Jeopolitik Nüfuz Alanı İşlevi

Yeni iktisadi yapıda savunma sanayii ihracatı, basit bir dış ticaret kalemi veya döviz girdisi olarak değerlendirilemez. Askeri platformların (savaş uçakları, hava savunma sistemleri, İHA'lar) satışı; alıcı ve satıcı ülkeler arasında 30 ila 40 yıllık bağımlılık ilişkileri tesis eder:

  • Yedek Parça ve Bakım Bağımlılığı: Platformun işlerliği, üretici ülkenin sürekli lojistik, mühimmat ve yazılım güncellemesi sağlamasına bağlıdır.
  • Jeopolitik Hizalanma: Bir ülkeden karmaşık bir savunma sistemi satın almak, aynı zamanda o ülkenin jeopolitik güvenlik şemsiyesine girmeyi ve uzun vadeli dış politika uyumunu kabul etmeyi simgeler.

E. Değerlendirme ve Sentez

Küresel jeopolitik gelişmeler ve yeni iktisadi yapı göstermektedir ki:

  1. Serbest Piyasa Paradigmalarının Sınırı: Küresel değer zincirleri artık yalnızca fiyat, verimlilik ve uzmanlaşma üzerinden şekillenmemektedir. Stratejik özerklik ve güvenlik kısıtları, iktisat politikasının ana parametresi haline gelmiştir.
  2. Parçalanmış Küreselleşme (Fragmented Globalization): Dünya ekonomisi; tam bir içe kapanma yerine, değer zincirlerinin jeopolitik fay hatlarına göre bölündüğü ve Friend-shoring bloklarının oluştuğu bloklaşmış bir korumacılık evresine girmiştir.
  3. Teknoloji ve Hammadde Silahı: Çipler, kritik madenler ve askeri yazılımlar; konvansiyonel silahlardan daha etkili birer jeopolitik nüfuz ve zorlama aracı (Weaponized Interdependence) olarak işlev görmeye devam edecektir.

Temel Literatür

  • Farrell, H., & Newman, A. L. (2019). "Weaponized Interdependence: How Global Economic Networks Shape State Coercion", International Security, 44(1), 42-79.
  • Miller, C. (2022). Chip War: The Fight for the World's Most Critical Technology. New York: Scribner.
  • Drezner, D. W., Farrell, H., & Newman, A. L. (Ed.). (2021). The Uses and Abuses of Weaponized Interdependence. Cambridge: Harvard University Press.
  • SGI / OECD. (2023). Critical Raw Materials and Geopolitical Resilience in Global Value Chains. Paris: OECD Publishing.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

1. BÜTÜNSEL BİR SENTEZ: İKTİSAT TEORİSİNDE GÜVENLİĞİN YENİDEN KONUMLANDIRILMASI

Bu çalışma boyunca yürütülen teorik, metodolojik ve analitik çözümlemeler; iktisat bilimi ile güvenlik/savunma olgusu arasındaki ilişkinin basit bir "kamu harcaması" veya "bütçe kalemi" sınırına hapsedilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Klasik iktisadi doktrinlerin savunmayı büyük ölçüde bir "savurganlık/kayıp" (unproductive expenditure) veya piyasanın kurucu dışsal sigorta primi olarak ele alan basitleştirici yaklaşımına karşın; tarihsel süreç ve ampirik gerçeklik, güvenlik ihtiyacının kapitalist sistemin, devlet kapasitesinin ve teknolojik atılımların ana kurucu motorlarından biri olduğunu kanıtlamıştır.

Çalışmada elde edilen temel teorik ve metodolojik bulgular üç ana eksende özetlenebilir:

2. TEMEL BULGULARIN YAPIŞAL ÖZETİ

A. Tarihsel ve Kurumsal Düzlem (Devlet Kapasitesi ve Kuluçka İşlevi)

  • Devlet Kapasitesi: Alman Tarihçi Okulu, Gustav Schmoller ve Charles Tilly hattının gösterdiği üzere; modern vergi bürokrasisi, mülkiyet haklarının kurumsallaşması, merkez bankacılığı ve borçlanma piyasaları doğrudan savaş finansmanı ve güvenlik arayışının birer yan ürünü olarak doğmuştur.
  • Kuluçka Motoru: Werner Sombart'ın vurguladığı gibi, barış zamanında sürdürülen düzenli ordu talebi; standartlaşma, kütlesel üretim (mass production), ağır sanayi altyapısı ve modern işletmecilik disiplininin sivil piyasadan çok daha önce olgunlaşmasını sağlayan bir kuluçka işlevi görmüştür.

B. Makro ve Mikro Teorik Düzlem (Sözleşme ve Kaynak Tahsisi)

  • Makro İkilem ve Dışlama: Savunma harcamalarının uzun dönemli büyüme üzerindeki etkisi (Benoit Hipotezi'ne karşın Deger & Smith modelleri); sivil yatırımları dışlama (crowding-out), tasarrufları eritme ve cari dengeyi bozma kanalları nedeniyle çoğunlukla negatif bir net etki yaratmaktadır.
  • Piyasa Yapısı ve Sözleşme Teorisi: Savunma sanayii doğası gereği aksak rekabet altında çalışır. Monopsonist devlet ile monopol yüklenici arasındaki İki Taraflı Monopol yapısında etkinlik; X etkinsizliğini minimuma indiren, varlığa özgülükten kaynaklanan sıkışıp kalma (hold-up) riskini bertaraf eden ve projelerin teknolojik olgunluğuna göre biçimlenen (Maliyet-Artı'dan Sabit-Fiyat'a) dinamik sözleşme tasarımlarıyla mümkündür.

C. Teknoloji, İnovasyon ve Yeni Küresel Düzen

  • Girişimci Devlet ve Teknoloji Yayılımı: Mariana Mazzucato ve Vernon Ruttan'ın çerçevesinde; piyasanın üstlenemediği radikal ve yüksek riskli Ar-Ge maliyetlerini üstlenen savunma teşkilatları (DARPA vb.), Spin-off kanalıyla internetten GPS'e, yarı iletkenlerden yapay zekaya kadar modern sivil ekonominin teknolojik altyapısını inşa etmiştir.
  • Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık (Weaponized Interdependence): Günümüz jeopolitiğinde küreselleşmenin serbest piyasa ilkeleri yerini; yarı iletkenler, kritik madenler ve yazılım ağları üzerinden kurulan kilit düğüm noktalarının (chokepoints) jeopolitik bir baskı aracına dönüştüğü korumacı ve bloklaşmış (Friend-shoring) yeni bir iktisadi yapıya bırakmıştır.

3. SİSTEMATİK BULGU MATRİSİ

Analiz Boyutu

Geleneksel Neoklasik Yaklaşım

Bu Çalışmada Ortaya Koyulan Eleştirel / Kurumsal Sentez

Savunmanın Mahiyeti

Piyasa dışı zorunlu maliyet / Net kaynak kaybı

Kurumsal devlet kapasitesinin ve teknolojik atılımın kuluçka motoru

Piyasa Mekanizması

Fiyat mekanizmasıyla sağlanan piyasa dengesi

İki taraflı monopol, varlığa özgülük ve asimetrik bilgi altında sözleşme tasarımı

Ar-Ge ve İnovasyon

Sivil piyasayı dışlayan verimsiz kaynak tahsisi

Riski kamusallaştıran Girişimci Devlet ve çift kullanımlı (dual-use) teknolojik katalizör

Küresel Ticaret

Karşılaştırmalı üstünlükler ve maliyet optimizasyonu

Silahlandırılmış Karşılıklı Bağımlılık, stratejik özerklik ve Friend-shoring

4. SONSÖZ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ

Gelinen aşamada, savunma iktisadı politikaları tasarlanırken şu metodolojik ve kurumsal ilkeler göz önünde bulundurulmalıdır:

  1. Dinamik Entegrasyon: Savunma Ar-Ge'si, sivil sanayiden yalıtılmış kapalı bir yapı olarak değil; sivil sektörü besleyen (Spin-off) ve sivil teknolojileri hızla emebilen (Spin-in) çift kullanımlı (dual-use) bir ekosistem olarak kurgulanmalıdır.
  2. Sözleşme Disiplini ve X Etkinliği: Yüklenici firmaların kamusal kaynaklar üzerinden rant kollama (rent-seeking) davranışlarına girmesini engellemek adına, ihale ve sözleşme süreçlerinde şeffaf, teşvik odaklı ve performans bazlı denetim mekanizmaları uygulanmalıdır.
  3. Beşerî Sermaye Dengesi: Savunma sanayii genişlerken, sivil sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli mühendis ve bilim insanı stoğunu kurutmayacak bütüncül bir eğitim ve yetenek yönetimi stratejisi izlenmelidir.

Sonuç olarak; savunma harcamaları ne tek başına iktisadi mucizeler yaratan sihirli bir delege/çarpan, ne de bütünüyle kaçınılması gereken bir iktisadi yıkımdır. Savunmanın iktisadi net değeri; üniformanın altındaki askeri ihtiyaç ile piyasadaki kurumsal, hukuki ve teknolojik rasyonalite arasında kurulabilen dengenin niteliği tarafından belirlenmektedir.

GENEL KAYNAKÇA

  • Benoit, E. (1973). Defense and Economic Growth in Developing Countries. Lexington: Lexington Books.
  • Bitzinger, R. A. (Ed.). (2009). The Modern Defense Industry: Political, Economic, and Technological Issues. Santa Barbara: Praeger Security International.
  • Cypher, J. M. (1987). "Military Keynesianism: Expansion and Restructuring", Journal of Economic Issues, 21(1), 227-238.
  • Deger, S., & Smith, R. (1983). "Military Expenditure and Growth in Less Developed Countries", Journal of Conflict Resolution, 27(2), 335-353.
  • Drezner, D. W., Farrell, H., & Newman, A. L. (Ed.). (2021). The Uses and Abuses of Weaponized Interdependence. Cambridge: Harvard University Press.
  • Dunne, J. P., & Uye, M. (2009). "Military Spending and Development", The Economics of Peace and Security, 4(2), 23-31.
  • Dunne, J. P., Smith, R. P., & Willenbockel, D. (2005). "Models of Military Expenditure and Growth", Defense and Peace Economics, 16(6), 449-461.
  • Farrell, H., & Newman, A. L. (2019). "Weaponized Interdependence: How Global Economic Networks Shape State Coercion", International Security, 44(1), 42-79.
  • Laffont, J. J., & Tirole, J. (1993). A Theory of Incentives in Procurement and Regulation. Cambridge: MIT Press.
  • Mazzucato, M. (2013). The Entrepreneurial State: Debunking Public vs. Private Sector Myths. London: Anthem Press. (Türkçe çeviri: Girişimci Devlet: Kamu Sektörü Özel Sektör Masalını Nasıl Çürütüyor?).
  • Miller, C. (2022). Chip War: The Fight for the World's Most Critical Technology. New York: Scribner.
  • Mowery, D. C. (2010). "Military R&D and Innovation", Hall, B. H., & Rosenberg, N. (Ed.), Handbook of the Economics of Innovation içinde (Vol. 2, ss. 1219-1256). Amsterdam: Elsevier.
  • OECD. (2023). Critical Raw Materials and Geopolitical Resilience in Global Value Chains. Paris: OECD Publishing.
  • Ruttan, V. W. (2006). Is War Necessary for Economic Growth? Military Procurement and Technology Development. Oxford: Oxford University Press.
  • Scherer, F. M. (1964). The Weapons Acquisition Process: Economic Incentives. Boston: Harvard University Graduate School of Business Administration.
  • Schmoller, G. (1897). The Mercantile System and Its Historical Significance. New York: Macmillan.
  • Senor, D., & Singer, S. (2009). Start-up Nation: The Story of Israel's Economic Miracle. New York: Twelve / Hachette Book Group.
  • Sombart, W. (1913). Krieg und Kapitalismus. München: Duncker & Humblot.
  • Suh, J. J. (2007). "The Logic of Redirection: Military First Politics (Songun) in North Korea", Asian Perspective, 31(1), 103-137.
  • Tailat, M., & Cohendet, P. (2015). "The Dual-Use Dilemma in Defense R&D: Efficiency vs. Security", Research Policy, 44(8), 1560-1572.
  • Tilly, C. (1990). Coercion, Capital, and European States, AD 990-1992. Cambridge: Blackwell. (Türkçe çeviri: Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu, Çev. K. Emiroğlu, Ankara: İmge Kitabevi, 2001).
  • Tirole, J. (1986). "Procurement and Renegotiation", Journal of Political Economy, 94(2), 235-259.
  • Williamson, O. E. (1985). The Economic Institutions of Capitalism: Firms, Markets, Relational Contracting. New York: Free Press.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ

Küresel Akademinin Doğuşu ve Eksen Değişimi: Humboldt İdealinden Atlantik Ötesi Sürgüne (1810-1945)