Karşılaştırmalı Sosyal Politika Modelleri (V): Güney Avrupa (Akdeniz) Refah Modeli
Karşılaştırmalı
Sosyal Politika Modelleri (V): Güney Avrupa (Akdeniz) Refah Modeli
Ercan Eren
I. GİRİŞ VE
METODOLOJİK ÇERÇEVE
1.1. Üç Dünya
Tipolojisinin Sınırları ve "Dördüncü Dünya" Arayışı
Geleneksel refah devleti literatürü, Gøsta
Esping-Andersen’in 1990 yılında yayımlanan yapıtı The Three Worlds of
Welfare Capitalism (Refah Kapitalizminin Üç Dünyası) çerçevesinde
şekillenmiştir. Esping-Andersen; piyasadan arındırma (de-commodification)
ve toplamsal katmanlaşma (social stratification) kavramlarını temel
alarak sanayileşmiş Batı kapitalizmini üç ana modelde tasnif etmiştir:
- Liberal Refah Modeli: Piyasa
öncelikli, muhtaçlık testine dayalı ve düşük düzeyli evrensel destek sunan
yapı (örneğin ABD, Birleşik Krallık).
- Sosyal Demokrat Refah Modeli: Hak
temelli, geniş evrensel hizmetler sunan ve piyasadan arındırma düzeyi
yüksek yapı (örneğin İsveç, Norveç).
- Muhafazakâr / Korporatif Refah Modeli: İstihdama ve mesleki statüye dayalı primli sigorta sistemlerini esas
alan, aile odaklı yapı (örneğin Almanya, Fransa).
Ancak bu üçlü tipoloji, Avrupa’nın güney
kuşağında yer alan ülkelerin (İtalya, İspanya, Yunanistan ve Portekiz) özgün
sosyal, iktisadi ve kurumsal dinamiklerini açıklamakta yetersiz kalmıştır.
Esping-Andersen, Güney Avrupa ülkelerini büyük ölçüde Muhafazakâr/Korporatif
modelin "gelişmemiş" ya da "eksik" birer türevi olarak
değerlendirmiş, bu coğrafyayı müstakil bir refah rejimi kategorisinde ele
almamıştır.
1990’ların ortalarından itibaren bu teorik
indirgemeciliğe karşı çıkan araştırmacılar, Güney Avrupa’nın kendine özgü bir "Dördüncü
Refah Dünyası" (ya da Akdeniz Refah Modeli) oluşturduğunu
savunmuşlardır:
- Stephan Leibfried (1992): Avrupa
refah devletlerini haritalandırırken Güney Avrupa ülkelerini "Liderliği
Olmayan / Rudimentary (Eksik/İptidai) Refah Devletleri" olarak
tanımlamıştır. Leibfried, bu ülkelerde yasal refah haklarının zayıflığına,
kurumsal boşlukların aile yapısıyla telafi edilmesine ve temel gelir
güvencesinin eksikliğine dikkat çekmiştir.
- Maurizio Ferrera (1996): Akdeniz
modelinin teorik temellerini en net biçimde tanımlayan bilim insanlarından
biridir. Ferrera, bu modelin temel kurumsal özelliğini "kutupsallaşmış
/ parçalanmış sosyal koruma mimarisi" olarak
kavramsallaştırmıştır. Bir yanda korunaklı istihdam sektöründeki işçilere
cömert emeklilik ve koruma sunulurken (insiders), diğer yanda
güvencesiz ve kayıt dışı çalışan geniş bir kitle (outsiders) sosyal
güvenlik ağından mahrum kalmaktadır. Ferrera ayrıca sağlık alanındaki
evrenselleşme eğilimi ile gelir güvencesindeki parçalanmışlık arasındaki
çelişkiye vurgu yapmıştır.
- Martin Rhodes (1996): Güney
Avrupa refah rejimlerini ele alırken işgücü piyasalarındaki aşırı
esneklik/kayıt dışılık dualizmine ve kamu kaynaklarının dağıtımında "kayırmacılık"
(clientelism) ile "siyasi himaye ağlarının" oynadığı
belirleyici role odaklanmıştır.
Böylece literatürde, Güney Avrupa refah rejiminin
sadece Kıta Avrupası muhafazakârlığının geç kalmış bir versiyonu olmadığı; aile
yapısı, işgücü piyasası, kayıt dışılık ve devlet-toplum ilişkisi bakımından
niteliksel olarak farklı bir kurumsal mimariye sahip olduğu kabul edilmiştir.
1.2. Akdeniz
Refah Modelinin Coğrafi ve Sosyo-Politik Coğrafyası
Akdeniz Refah Modeli; İtalya, İspanya,
Yunanistan ve Portekiz tecrübelerinde şekillenmiştir. Bu dört ülkeyi benzer
bir refah rejimi altında birleştiren sosyo-politik ve tarihsel dinamikler şu
şekilde özetlenebilir:
- Otoriter Geçmiş ve Geç Demokratikleşme: İspanya (Franco), Portekiz (Salazar) ve Yunanistan (Albaylar Cuntası)
1970’lerin ortalarına kadar otoriter rejimlerle yönetilmiştir. İtalya ise
İkinci Dünya Savaşı sonrası faşizm deneyiminin ardından kırılgan bir
koalisyon politikasına geçmiştir. Bu tarihsel miras, modern refah devleti
kurumlarının inşasını geciktirmiş ve kamu idaresinde hak temelli
yaklaşımlar yerine himaye ağlarının (patronage/clientelism)
güçlenmesine yol açmıştır.
- Katolik ve Ortodoks Sosyal Etik (Geleneksel Aile Odaklılık): Dinî ve kültürel doku, aileyi sosyo-ekonomik risklere karşı ana
sığınak haline getirmiştir. Sosyal politikanın yokluğunda veya
yetersizliğinde güvenlik ağını hane içi dayanışma oluşturmuştur.
- Dualist İşgücü Piyasası ve Yüksek Kayıt Dışı Ekonomi: Akdeniz ekonomilerinde tarım, turizm, inşaat ve küçük ölçekli imalat
sektörlerinin ağırlığı, yüksek düzeyde kayıt dışı veya güvencesiz
çalışmayı beraberinde getirmiştir. Bu durum, kamu sosyal güvenlik
sisteminin prim tabanını daraltmış ve istihdama dayılı sosyal sigorta
korumasını parçalamıştır.
- Devlet Kapasitesi ve Gelir Dağılımı Eşitsizliği: Vergi toplama kapasitesindeki zayıflık ve kayıt dışılık, evrensel
sosyal transferlerin finansmanını zorlaştırmıştır. Neticede Güney Avrupa
ülkeleri, Avrupa Birliği ortalamasına kıyasla sosyal transferler öncesi ve
sonrası gelir eşitsizliğinde son sıralarda yer almıştır.
1.3. Ana
Hipotez ve Doktrin
Bu çalışmanın ve modelin temel analitik çerçevesi
şu ana hipotez üzerine kuruludur:
Ana Hipotez: Güney Avrupa
(Akdeniz) Refah Modeli; kurumsal düzeyde parçalanmış bir sosyal sigorta yapısı
ile evrensel sağlık reformlarının bir arada bulunduğu, kamusal refah açığının
aşırı ailecilik (hyper-familialism) ve kayıt dışı ekonomi mekanizmalarıyla
kapatılmaya çalışıldığı çelişkili ve hibrit bir yapı üzerine inşa edilmiştir.
Modelin doktrinel sacayakları dört temel çelişki
etrafında billurlaşır:
- Parçalanmış Sosyal Sigorta ve Dualizm (Insider vs. Outsider): Sosyal güvenlik, hak temelli evrensel bir koruma sağlamak yerine,
bireyin işgücü piyasasındaki konumuna göre dikey biçimde katmanlaşmıştır.
Kamu çalışanları ve büyük ölçekli sanayi işçileri cömert koruma zırhına
sahipken; gençler, kadınlar ve kayıt dışı çalışanlar neredeyse tamamen
sistemin dışında kalmaktadır.
- Aşırı Ailecilik (Hyper-Familialism) ve Düşük Aileden Arındırma: Devlet, bakım hizmetlerinde (çocuk, yaşlı, hasta bakımı) ikincil role
sahiptir. "Aileden arındırma" (defamilialization)
seviyesi oldukça düşüktür. Bireyin refahı, ailenin sunduğu maddi ve
lojistik imkânlara doğrudan bağımlıdır.
- Evrensel Sağlık ile Parçalı Gelir Güvencesi Çelişkisi: 1970'lerin sonundan itibaren İtalya (1978), Portekiz (1979),
Yunanistan (1983) ve İspanya (1986), İngiliz Beveridge modelinden ilham
alarak Ulusal Sağlık Sistemlerini (NHS) kurmuş ve sağlıkta evrensel
kapsayıcılığı hedeflemiştir. Buna karşın nakdi transferler ve emeklilik
sistemleri primli, mesleki ve son derece eşitsiz yapısını korumuştur.
- Kayıt Dışı Refah ve Müşterekçi Dağıtım: Hak temelli sosyal yardım mekanizmalarının gelişmediği alanlarda kamu
kaynakları; bölgesel destekler, maluliyet aylıkları veya istisna
yardımları adı altında siyasi sadakat ağları veya yerel himaye ilişkileri
üzerinden dağıtılabilmiştir.
II. GÜNEY
AVRUPA (AKDENİZ) MODELİNİN KURUMSAL MİMARİSİ
2.1. Parçalı
ve Statücü Sosyal Sigorta Yapısı
Akdeniz refah rejimlerinin en ayırt edici
kurumsal niteliği, sosyal sigorta mimarisinin mesleki statülere göre dikey
biçimde aşırı katmanlaşmış (hyper-fragmented) ve eşitsiz yapısıdır. Kıta
Avrupası’nın Bismarckçı korporatizminden ilham alan bu sistem, evrensel bir
vatandaşlık hakkı tanımak yerine sosyal güvenlik korumasını bireyin işgücü
piyasasındaki resmi konumuna bağlamıştır. Ancak Kıta Avrupası’ndan farklı olarak
Güney Avrupa’da bu yapı, işgücü piyasasının yapısından kaynaklanan keskin bir "Dualizm"
(İkili Yapı) ile birleşerek derin toplumsal eşitsizlikler üretmiştir.
2.1.1.
Insider-Outsider (İçeridekiler-Dışarıdakiler) Düalizmi ve Statü Hiyerarşisi
İşgücü piyasasındaki bu katı bölünme iki temel
gruptan oluşmaktadır:
- İçeridekiler (Insiders): Kamu
çalışanları, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) personeli ve büyük ölçekli
imalat sanayindeki kadrolu işçilerden oluşur. Yasal olarak aşırı katı iş
güvencesine (employment protection legislation- EPL), cömert
emeklilik ikramiye ve aylıklarına, kapsamlı kıdem tazminatlarına ve yüksek
düzeyde sendikal korumaya sahiptirler.
- Dışarıdakiler (Outsiders): Gençler,
kadınlar, küçük işletme (KOBİ) çalışanları, geçici/mevsimlik işçiler ve
kayıt dışı çalışan geniş kitledir. Bu kesimler, ya sosyal güvenlik
şemsiyesinin tamamen dışındadır ya da son derece düşük ve düzensiz primli
esnek sözleşmelerle çalışarak yetersiz bir sosyal korumaya mahkûm
edilirler.
2.1.2. Sosyal
Koruma Eşitsizlikleri ve Korumadaki Kutuplaşma
Bu düalist mimari, kamu harcamalarının
dağılımında ciddi bir dengesizliğe yol açar. Sosyal bütçenin aslan payı
"içeridekilerin" emeklilik haklarına ve kazanılmış statülerine
aktarılırken; işsizlik sigortası, asgari gelir desteği ve aile yardımları gibi "dışarıdakileri"
koruyacak yatay ve hak temelli sosyal transferler son derece güdük kalmıştır.
Bu durum, sosyal güvenlik sisteminin riskleri redistribütif (yeniden dağıtıcı)
bir yaklaşımla hafifletmek yerine, var olan sınıfsal ve statüsel hiyerarşileri
derinleştirmesine ve yeniden üretmesine neden olmaktadır.
2.2. Bakım
Rejimi ve Aşırı Ailecilik (Hyper-Familialism)
Akdeniz refah modelinde aile, kamu politikasının
tamamlayıcısı değil, kamusal eksiklikleri ikame eden asli refah aktörüdür.
Literatürde bu durum "Aşırı Ailecilik" (Hyper-Familialism)
veya "Aileci Refah Rejimi" olarak kavramsallaştırılmıştır.
2.2.1. Bakım
Hizmetlerinin Kamusallaşmaması ve Karşılıksız Kadın Emeği
İskandinav modelinde bakım hizmetleri (kreş,
gündüz bakımevi, yaşlı bakım merkezleri) kamusal bir vatandaşlık hakkı olarak
sosyalleştirilmiş; Kıta Avrupası’nda ise piyasa ve sivil toplum desteğiyle
kurumsallaşmıştır. Akdeniz modelinde ise çocuk, hasta, engelli ve yaşlı bakımı
neredeyse tamamen hane içine ve ailenin kadın üyelerine (anne, kız çocuk,
gelin) devredilmiştir.
Kamu otoritesi, bakım hizmetlerini
kurumsallaştırmak yerine bu yükü ailenin "doğal ve ahlaki bir görevi"
olarak görmüş; böylece karşılıksız kadın emeği, devletin yapması gereken
kamusal harcamaları finanse eden gizli bir sübvansiyona dönüşmüştür. Bu kurgu,
Güney Avrupa ülkelerinde kadınların işgücüne katılım oranlarının uzun yıllar
boyunca Batı ve Kuzey Avrupa’nın çok gerisinde kalmasının ana nedenlerinden
biridir.
2.2.2. Düşük
Aileden Arındırma (Defamilialization) ve Nesiller Arası Dayanışma
Gösta Esping-Andersen ve Ann Shola Orloff
tarafından geliştirilen "Aileden Arındırma" (Defamilialization)
kavramı, bireyin veya hanenin yaşam standardını aile içi akrabalık ilişkilerine
bağımlı kalmadan sürdürebilme derecesini ifade eder. Akdeniz modelinde aileden
arındırma seviyesi oldukça düşüktür:
- Genişletilmiş Nesiller Arası Güvenlik: İşsiz kalan veya güvencesiz çalışan genç kuşaklar, kamusal bir
işsizlik desteği bulamadıkları için 30'lu yaşlarına kadar ebeveynlerinin
evinde yaşamakta ve emekli büyükanne/büyükbabaların emekli maaşları tüm
hanenin ortak gelir havuzunu oluşturmaktadır.
- Demografik Kilitlenme: Aile
üzerindeki aşırı bakım yükü ve kamu desteğinin yokluğu, evlilik ve çocuk
sahibi olma yaşını geciktirmiş; İtalya, İspanya ve Yunanistan’da
doğurganlık oranlarının dramatik biçimde düşmesine (yaklaşık 1.2-1.3
çocuk/kadın) ve neticede hızlı bir nüfus yaşlanmasına yol açmıştır.
2.3. Sağlıkta
Evrensellik, Gelir Güvenliğinde Parçalanmışlık
Akdeniz refah modelinin metodolojik açıdan en
ilgi çekici ve çelişkili tarafı, sağlık sektörü ile gelir güvenliği (emeklilik
ve sosyal yardımlar) sektörünün birbirinden tamamen zıt iki ayrı felsefe
üzerine inşa edilmiş olmasıdır.
2.3.1.
1980'lerden İtibaren Ulusal Sağlık Sistemleri (NHS) Reformları
Güney Avrupa ülkeleri, 1970'lerin sonundan
itibaren sağlık alanında radikal bir kurumsal dönüşüm gerçekleştirmiştir:
- İtalya (Servizio Sanitario Nazionale- 1978),
- Portekiz (Serviço Nacional de Saúde- 1979),
- Yunanistan (ESY- 1983),
- İspanya (Sistema Nacional de Salud- 1986).
Bu reformlarla, önceden var olan mesleki ve
parçalı sağlık sandıkları lağvedilmiş; yerine prim ödeme şartına bakılmaksızın
tüm vatandaşlara eşit, ücretsiz ve vergi gelirleriyle finanse edilen Ulusal
Sağlık Sistemleri (NHS) kurulmuştur. Böylece sağlık alanı, piyasadan ve
mesleki statüden büyük oranda arındırılarak evrenselleştirilmiştir.
2.3.2. Gelir
Güvenliği ve Emeklilikte Devam Eden Katmanlaşma
Sağlıkta sağlanan bu evrenselleşmeye rağmen,
gelir güvenliği sistemleri (emeklilik, sakatlık, işsizlik ödenekleri) eski
korporatif yapısını korumuştur:
- Emeklilik sistemleri, iş sektörlerine ve mesleklere göre bölünmüş
onlarca farklı fondan oluşmaya devam etmiştir.
- İşsizlik sigortası, yalnızca tam zamanlı ve kadrolu imalat/kamu
çalışanlarını kapsayarak dışarıdakileri güvencesiz bırakmıştır.
- Ulusal düzeyde tanımlanmış, hak temelli bir "asgari gelir
desteği" (minimum income guarantee) mekanizmasının eksikliği,
yoksulluk riskini tamamen hane içine hapsetmiştir.
2.4. Kayıt
Dışı Ekonomi, Müşterekçilik (Clientelism) ve Gayriresmi Refah
Akdeniz modelinde kurumsal kamusal sistemin
bıraktığı devasa boşluklar, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı siyasi/toplumsal
mekanizmalarla doldurulmaktadır.
2.4.1. Kayıt
Dışı Ekonominin İkili Rolü
Güney Avrupa ülkelerinde kayıt dışı ekonomi (gayriresmi
sektör), toplam GSYH'nin ve istihdamın önemli bir bölümünü oluşturur. Bu durum
refah rejimi açısından ikili bir işleve sahiptir:
- Sosyal Sübvansiyon İşlevi: Resmi
sistemden dışlanan veya işsiz kalan bireyler için kayıt dışı çalışma, hane
halkının hayatta kalmasını sağlayan "gayriresmi bir sosyal güvenlik
ağı" işlevi görür.
- Mali Aşınma İşlevi: Diğer
taraftan, yüksek kayıt dışılık kamu bütçesinin vergi ve prim gelirlerini
eriterek, devletin evrensel ve nitelikli sosyal politikalar uygulamasını
imkânsız kılar; kurumsal refah sistemini sürekli bir mali kriz sarmalına
sokar.
2.4.2. Siyasi
Müşterekçilik (Clientelism) ve Himaye Ağları
Hak temelli ve nesnel kriterlere bağlı sosyal
yardım sistemlerinin zayıflığı, sosyal transferlerin siyasallaşmasına zemin
hazırlamıştır:
- Kayracılık ve Oy Karşılığı Destek: Sosyal
yardımlar, kamusal bir vatandaşlık hakkı olmaktan ziyade; yerel ve ulusal
düzeydeki siyasi aktörlerin seçmen kitleleriyle kurduğu "siyasi
sadakat ve oy karşılığı yardım" (patronage/clientelism)
ilişkisi üzerinden dağıtılmıştır.
- Maluliyet Aylıkları Örneği:
Özellikle Güney İtalya (Mezzogiorno) ve Yunanistan’ın kırsal
bölgelerinde, sahte veya abartılı sağlık raporlarıyla bağlanan maluliyet
aylıkları (invalidity pensions), bölgesel yoksulluğu bastırmak ve
siyasi tabanı konsolide etmek amacıyla örtük bir "işsizlik ve sosyal
yardım ödemesi" gibi kullanılmıştır.
Neticede Akdeniz Refah Modeli; kurumsal hakların
eşitsiz dağıldığı, ailenin ve kayıt dışı ekonominin taşıyıcı sütun yapıldığı,
kamusal yardımların ise çoğunlukla siyasi himaye mekanizmaları üzerinden
işlediği özgün ve kırılgan bir kurumsal mimarı ortaya koymaktadır.
III. REFAH
REJİMLERİ KARŞILAŞTIRMALI MATRİSİ (GENİŞLETİLMİŞ)
Sosyalleşme, piyasadan arındırma (de-commodification),
aileden arındırma (defamilialization), kurumsal mimari ve kamu harcama
dinamikleri dikkate alınarak geliştirilen 8 temel eksenli karşılaştırmalı
analitik matris aşağıda sunulmuştur:
V. REFAH
REJİMLERİ KARŞILAŞTIRMALI MATRİSİ (GENİŞLETİLMİŞ)
|
TEMEL EKSENLER |
İSKANDİNAV MODELİ (Sosyal Demokrat) |
KITA AVRUPASI (Muhafazakâr/Korp.) |
ANGLO-SAKSON MODELİ (Liberal) |
ASYA / GÜDÜMLÜ MODEL |
GÜNEY AVRUPA (AKDENİZ MODELİ) |
TÜRKİYE UYGULAMASI (HİBRİT AKDENİZ) |
|
1. Rol Oynayan Asli Aktör |
Devlet Asli; Piyasa ve Aile İkincil |
Devlet ve Sosyal Sandıklar Merkezde; Aile
Tamamlayıcı |
Piyasa Asli; Devlet İkincil, Aile Bireysel |
Devlet Güdümlü; Şirket ve Aile Dayanışması |
Aile ve Kayıt Dışı Sektör Asli; Devlet Parçalı |
Aile, Devlet ve Dinsel/Hemşehri Ağları Karma |
|
2. Piyasadan Arındırma (De-commodification) |
Çok Yüksek: Haklar
Vatandaşlık Temellidir |
Orta / Yüksek: Haklar Prim Ödemesi ve Statüye Bağlıdır |
Düşük: Yardımlar
Muhtaçlık Testine Bağlıdır |
Düşük / Seçici: Üretkenliğe Bağlı; Evrensel Değil |
Kutuplaşmış: Insiderlar
İçin Yüksek, Outsiderlar İçin Çok Düşük |
Kutuplaşmış:
Sigortalılar İçin Orta, Güvencesizler İçin Düşük |
|
3. Aileden Arındırma (Defamilialization) |
Çok Yüksek: Bakım
Hizmetleri Kamusaldır |
Orta / Düşük: Bakım
İkincillik İlkesine Bağlıdır |
Orta: Piyasa
Odaklı Paralı Kreş/Bakım Mekanizması |
Düşük: Bakım
Sorumluluğu Geleneksel Ailede |
Çok Düşük: Aile İçi
Karşılıksız Kadın Emeğindedir |
Çok Düşük: Bakım Yükü
Kadında ve Ailededir |
|
4. Sosyal Sigorta ve Emeklilik Mimarisi |
Evrensel, Tek Parça ve Devlet Finansman
Tabanlıdır |
Mesleki Statüye Göre Katmanlaşmış Korporatif
Yapı |
Bireysel Emeklilik ve Özel Sigorta Ağırlıklıdır |
Zorunlu İhtiyat Fonları (CPF vb.) ve Şirket
Emekliliği |
Parçalı, Statücü ve Kutuplaşmış (Insider vs.
Outsider) |
SGK Çatısında Birleşik Ama Hissedilir Statü
Farklılıkları |
|
5. Sağlık Hizmeti Erişimi |
Evrensel Ulusal Sağlık Sistemi (Vergi
Finansmanlı) |
Primli Sosyal Sağlık Sigortaları (Kassalar /
BARMER) |
Piyasa Odaklı Özel Sigorta (Medicaid/Medicare
İstisna) |
Karmadır; Bireysel Birikim Hesabı ve Devlet
Odaklı |
Evrensel Ulusal Sağlık Sistemleri (NHS- Vergi
Odaklı) |
Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile Evrensel
Kapsam |
|
6. Sosyal Yardım ve Yoksulluk Politikası |
Hak Temelli, Damgalamayan Yüksek Transferler |
Katkıya Bağlı, Hak Odaklı Sosyal Güvenlik Ağı |
Muhtaçlık Testine Dayalı, Damgalayıcı ve Asgari
Seviye |
Üretkenliğe Bağlı, Seçici Sosyal Destek
Programları |
Güdük, Hak Temelli Değil; Müşterekçi/Himaye
Riski Yüksek |
Muhtaçlık Testine Dayalı, Asimetrik ve İdari
Takdirli |
|
7. İşgücü Piyasası Yapısı |
Esnek Güvenlik (Flexicurity) ve Aktif
İşgücü Pol. |
Katı İş Güvencesi, Güçlü Sendikal Pazarlık
Modeli |
Aşırı Esnek, Düşük İş Güvencesi, Zayıf
Sendikacılık |
Yüksek Disiplin, Esnek Ücret, Zayıf Sendikal
Haklar |
Derin Dualizm: Katı Korunan İçeridekiler vs.
Dışarıdakiler |
Yüksek Kayıt Dışı, Kademeli Katı Hak, Kırılgan
Prekarya |
|
8. Finansman Girdisi ve Mali Sürdürülebilirlik |
Yüksek ve Kademeli Gelir Vergileri Tabanlıdır |
Yüksek İşveren ve Çalışan Prim Kesintileridir |
Düşük Genel Vergi Tabanı, Özel Harcama
Ağırlıklıdır |
Düşük Vergi, Bireysel Birikim Fonları Odaklıdır |
Yüksek Dolaylı Vergi, Kayıt Dışı Nedeniyle Dar
Prim Tabanı |
Yüksek Dolaylı Vergi, Dar Prim Tabanı, Bütçe
Açığı |
MATRİSİN
ANALİTİK DEĞERLENDİRMESİ VE SİSTEMİK BİLEŞENLER
1. Piyasadan
ve Aileden Arındırma (De-commodification & Defamilialization) Ekseni
- İskandinav modeli hem
piyasadan hem aileden arındırma indekslerinde en yüksek skorları alır.
Bireyin yaşam standardı ne piyasaya ne de aile üyelerine bağımlıdır.
- Akdeniz Modeli ve Türkiye ise son
derece düşük aileden arındırma indeksine sahiptir. Bakım rejimi tamamen
hane içi karşılıksız kadın emeği üzerine yüklenmiştir. Piyasadan arındırma
derecesi ise homojen değildir; kadrolu kamu ve sanayi çalışanları (insiders)
için yüksek iken, esnek/kayıt dışı kitle (outsiders) için son
derece düşüktür.
2. Kurumsal
Mimariler ve Sağlık-Gelir Güvenliği İkiliği
- Anglo-Sakson modelinde tüm
hizmetlerde (sağlık, emeklilik, bakım) piyasa araçları (özel sigortalar,
bireysel birikimler) ön plandadır.
- Güney Avrupa ve Türkiye,
sistemik bir "çelişkili yapıya" ev sahipliği yapar. Sağlık
alanında İngiliz Beveridge çizgisini takip eden evrensel Ulusal Sağlık
Sistemleri (İspanya'da NHS, Türkiye'de GSS) kurulurken; nakdi gelir
transferleri ve emeklilik rejimlerinde Bismarckçı katmanlı ve eşitsiz yapı
korunmaktadır.
3. İşgücü
Piyasası Düalizmi ve Kayıt Dışılık
- Kıta Avrupası ve İskandinav modelleri, kurumsal ve kayıtlı işgücü piyasaları üzerinde yükselir.
- Akdeniz Modeli ve Türkiye, yüksek
kayıt dışı istihdam oranları ve "Insider-Outsider"
ayrışması ile karakterize edilir. Çalışan nüfusun önemli bir kısmı resmi
sosyal koruma şemsiyesinden yoksun olduğu için gayriresmî refah
mekanizmalarına (akrabalık, hemşehri ağları, mülkiyet rantı) sığınmak
zorunda kalmaktadır.
IV. ELEŞTİREL DEĞERLENDİRME, YAPISAL KRİZLER VE GELECEK PERSPEKTİFİ
5.1. Demografik Dönüşüm ve Bakım Krizleri
Akdeniz refah
rejimlerinin inşa edildiği geleneksel toplumsal sözleşme, bugün derin bir
demografik krizle karşı karşıyadır. Modelin kurumsal zayıflıklarını ikame eden
"aşırı ailecilik" (hyper-familialism), değişen
sosyo-demografik dinamikler neticesinde yapısal bir tıkanmaya girmiştir.
- Hızlı Nüfus Yaşlanması ve Doğurganlık
Oranlarının Düşüşü: İtalya,
İspanya ve Yunanistan’da toplam doğurganlık oranları uzun süredir
yenilenme eşiğinin (2.1) çok altında, 1.2-1.4 bandında
seyretmektedir. Yaşlı bağımlılık
oranının yükselmesi, sağlık ve bakım hizmetlerine olan talebi üstel bir
biçimde artırmaktadır.
- Geleneksel Ailevi Dayanışma Ağlarının
Çözülmesi: Kentleşme, çekirdek aile modelinin baskın
hale gelmesi, coğrafi mobilite ve kadının (tüm kurumsal engellere rağmen)
eğitim seviyesinin ve işgücüne katılım arzusu artışı, Akdeniz modelinin
"gizli taşıyıcı kolonu" olan karşılıksız kadın bakım emeğini
sürdürülemez kılmaktadır.
- Bakım Açığı (Care Deficit): Kamu otoritesinin kreş, gündüz bakımevi ve yaşlı bakım merkezi gibi
kurumsal altyapıları inşa etmede yetersiz kalması, haneleri ciddi bir
"bakım krizi" ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu durum bir
yandan genç kadınların işgücü piyasasından çekilmesine yol açarken, diğer
yandan yaşlı yoksulluğu ve bakım ihmali riskini büyütmektedir.
5.2. Mali Sürdürülebilirlik ve İşgücü Çifte Yapısı
Akdeniz refah
rejiminin ikinci büyük yapısal krizi, aktüeryal ve mali sürdürülebilirlik
alanında billurlaşmaktadır. İşgücü piyasasındaki katı dualizm ve yüksek kayıt
dışılık, sistemin prim tabanını daraltarak kamu maliyesi üzerinde kalıcı bir
yük oluşturmaktadır.
- İşgücü Çifte Yapısı ve Prekaryalaşma: Kamu çalışanları ve kadrolu imalat sanayi işçilerini koruyan
geleneksel yapı (insiders), yeni istihdama katılan gençleri,
kadınları ve hizmetler sektörü çalışanlarını (outsiders)
güvencesiz, esnek ve düşük ücretli işlere (prekarya) itmiştir. Güvencesiz
çalışan kitle, uzun vadede emeklilik ve sosyal güvenlik haklarından mahrum
kalarak geleceğin kitlesel yoksul kesimini oluşturma riski taşımaktadır.
- Kayıt Dışı Ekonomi ve Prim Tabanının
Aşınması: Güney Avrupa’da yüksek seviyelerde seyreden
kayıt dışı istihdam, sosyal güvenlik kurumlarının prim gelirlerini
eritmektedir. Kayıt dışılık bir yandan gayriresmi bir "tampon"
işlevi görürken, diğer yandan vergi tabanını daraltarak evrensel ve
nitelikli kamusal hizmetlerin finansmanını imkânsız kılmaktadır.
- Mali Transferler ve Bütçe Açıkları: Çalışan/emekli oranının (aktif/pasif oranı) ideal seviye olan 3.0-4.0
bandından 1.5-2.0 seviyelerine gerilemesi, sosyal güvenlik sistemlerini
açık verir hale getirmiştir. Merkezi bütçeden sosyal güvenlik kurumlarına
yapılan sürekli transferler, devletin AR-GE, eğitim ve altyapı gibi
üretken kamusal yatırımlara kaynak ayırma kapasitesini kısıtlamaktadır.
SONUÇ
Gøsta
Esping-Andersen’in klasik üçlü tipolojisinin dışarıda bıraktığı Güney Avrupa
Refah Modeli; parçalanmış sosyal sigorta yapısı, evrensel sağlık reformları,
aşırı ailecilik ve kayıt dışı ekonomi ilişkisiyle özgün bir "Dördüncü
Dünya" teşkil etmektedir.
Kaynakça
- Esping-Andersen, G. (1990). The Three Worlds of Welfare Capitalism. Princeton
University Press.
- Esping-Andersen, G. (1999). Social Foundations of Industrial Economies. Oxford
University Press.
- Ferrera, M. (1996). "The 'Southern Model' of Welfare in Social Europe".
Journal of European Social Policy, 6(1), 17-37.
- Orloff, A. S. (1993). "Gender and the Social Rights of Citizenship: The State
of Gender in Comparative Welfare State Research". American
Sociological Review, 58(3), 303-328.
- Rhodes, M. (1996).
"Southern European Welfare States: Identity, Problems and Prospects
for Reform". South European Society and Politics, 1(3), 1-22.
- Yılmaz, V. (2017). The
Politics of Healthcare Reform in Turkey. Palgrave Macmillan.
Yorumlar
Yorum Gönder