Düşten Tıkanmaya: Küba Ekonomi-Politiğinin Tarihsel Evrimi ve Sistemik Kriz

 

Düşten Tıkanmaya: Küba Ekonomi-Politiğinin Tarihsel Evrimi ve Sistemik Kriz

Ercan Eren

Karayipler’in kalbinde, Meksika Körfezi ile Atlas Okyanusu’nun kesişim noktasında yer alan Küba; jeopolitik konumu gereği tarihsel olarak "Antiller’in Anahtarı" (Clavis Balti) olarak nitelendirilmiş, stratejik önemiyle küresel güç mücadelelerinin merkezinde durmuş bir ada coğrafyasıdır. 1492’de İspanyol sömürgeciliğiyle başlayan tarihsel serüveni, adayı şeker kamışı ve tütün üretimine dayalı devasa bir plantation (büyük çiftlik) ekonomisine dönüştürmüştür. Bu süreç, bir yandan monokültür üretime dayalı dışsal şoklara son derece açık bir iktisadi omurga yaratırken; diğer yandan zorunlu Afrika köle ticareti ve Avrupalı göçüyle şekillenen son derece heterojen, melez bir toplumsal yapı doğurmuştur.

20.Yüzyılın başlarında İspanyol boyunduruğundan kurtulan Küba, hakiki bir egemenlik yerine ABD vesayeti altındaki neo-kolonyal bir düzenle tanışmıştır. Platt Maddesi ile yasal zemine oturtulan bu bağımlılık ilişkisi, 1950’lere gelindiğinde adayı Amerikan sermayesinin, kumarhane ekonomisinin ve yozlaşmış bir diktatörlük rejiminin hüküm sürdüğü derin bir meşruiyet krizine sürüklemiştir. 1959 Devrimi, tam da bu tarihsel bağımlılık halkalarını koparma ve radikal bir ulusal/toplumsal dönüşüm gerçekleştirme iddiasıyla sahneye çıkmıştır.

Ancak 1959 zaferinden günümüze uzanan süreç, idealist bir toplumsal inşanın reel-politik ve makroekonomik sınırlar karşısındaki çetin sınavını simgeler. Devrimin ilk yıllarında Che Guevara ve Charles Bettelheim arasında yaşanan ve sosyalist iktisat literatürünün mihenk taşlarından biri haline gelen "Gran Debate" (Büyük Tartışma); manevi teşvikler, bütçeli finansman sistemi ve "Yeni İnsan" ideali ile piyasa rasyonalitesi, fiyat mekanizmaları ve mali özerklik arasındaki teorik gerilimi somutlaştırmıştır.

İlerleyen onlarca yılda Küba ekonomi-politiği; voluntarist seferberlik modelleri (La Zafra), Doğu Bloku (CMEA) entegrasyonu, Doğu Bloku'nun çöküşüyle gelen "Özel Dönem" (Período Especial), ALBA ve Venezuela ittifakı ve son olarak Raúl Castro döneminin "Modelin Güncellenmesi" (Actualización) adımları arasında sürekli bir denge ve hayatta kalma arayışı içinde olmuştur.

Günümüz Küba’sı ise tarihin belki de en kompleks ve çok boyutlu sistemik krizlerinden birini yaşamaktadır. Kronik elektrik kesintileri (apagones), gıda güvencesizliği, 2021 yılındaki parasal reformun (Tarea Ordenamiento) tetiklediği hiperenflasyon ve çifte yapılaşma; adadaki yüksek insani gelişme düzeyine karşın derin bir tüketim yoksuzluğu doğurmuştur. Yüksek eğitimli ve nitelikli insani sermaye, işleyen ve üreten bir makroekonomik mekanizmayla desteklenemediği için erimekte; ada tarihinin en büyük beyin göçü ve demografik kan kaybıyla yüzleşmektedir.

Bu çalışmanın amacı; 1492’den günümüze Küba’daki kurumsal dönüşümleri, ideolojik/teorik tartışmaları, dışsal bağımlılık kalıplarını ve güncel makroekonomik tıkanmayı çok boyutlu ve analitik bir ekonomi-politik çerçevede incelemektir. Bütüncül analizimiz beş temel tarihsel/kurumsal hat üzerinde ilerlemektedir:

  • I. Sömürge Mirasından Devrimci Kopuşa (1492–1959): Şeker ekonomisi, etnik sentez (transculturación), Platt Maddesi vesayeti, Batista diktatörlüğü ve gerilla mücadelesinin zaferi.
  • II. Kurumsal Modelin İnşası ve İktisadi Tartışma (1959–1970): Kamulaştırmalar, Gran Tartışma (Che vs. Bettelheim), Che’nin küresel ayrışması ve 10 Milyon Ton Şeker Krizinin (La Zafra) getirdiği kurumsal dersler.
  • III. Sovyet Yörüngesi ve Enternasyonalizm (1971–1990): CMEA entegrasyonu, 1976 Anayasası, Angola/Afrika’daki askeri-insani enternasyonalizm, Mariel Göç Krizi ve Rectificación hamlesi.
  • IV. Çöküş, Hayatta Kalma ve Arayışlar (1991–2018): SSCB sonrası Período Especial, Organopónicos, çifte para birimi, Venezuela/ALBA ittifakı, Raúl Castro’nun Actualización reformları ve Obama yumuşaması.
  • V. Güncel Tıkanma: Sistemik Kriz ve İnsani Gelişme Paradoksu (2018–Günümüz): Altyapı çöküşü, Tarea Ordenamiento başarısızlığı, Mipymes ile derinleşen sınıfsal yarılma, kalkınma iktisadı paradoksu ve Küba’nın geleceğe dönük tarihsel yol ayrımları.

 

I. Sömürge Mirasından Devrimci Kopuşa (1492–1959)

1. Şeker Ekonomisi ve Etnik Sentez (Transculturación)

Küba'nın sosyo-ekonomik omurgası, sömürgeciliğin ilk yüzyılında biçimlenmiştir. Christopher Columbus'un 1492'deki varışından kısa süre sonra adanın kadim halkları olan Taíno, Siboney ve Guanahatabey nüfusu; salgın hastalıklar, encomienda (zorunlu çalıştırma) sistemi ve doğrudan şiddet sonucu neredeyse haritadan silinmiştir.

Yerli iş gücünün yok olması, İspanyol sömürge yönetimini Batı Afrika’dan (özellikle Yoruba, Kongo ve Ewe/Fon bölgelerinden) adaya kitlesel ölçekte köle taşımaya sevk etmiştir. 19. yüzyılın sonlarında ise İspanya’nın Endülüs, Galiçya ve Kanarya Adaları bölgelerinden yoğun bir beyaz göçü yaşanmıştır.

Bu etnik ve kültürel katmanlaşma, Sosyolog Fernando Ortiz'in tanımladığı "Transkültürasyon" (transculturación) kavramının somutlaşmış halidir. Farklı unsurlar bir arada eriyerek ne tamamen Avrupalı ne de tamamen Afrikalı olan özgün bir Küba kimliği yaratmıştır.

İktisadi açıdan ise adaya kök salan model monokültür üretimdi. Şeker kamışı (ve ikincil olarak tütün), adanın temel ihracat kalemi haline geldi. Bu durum iki büyük yapısal bozulmayı beraberinde getirdi:

  • Dışsal Şoklara Aşırı Duyarlılık: Ülke ekonomisi, uluslararası şeker fiyatlarındaki dalgalanmaların doğrudan oyuncağı oldu.
  • Toprak Mülkiyetinde Yoğunlaşma (Latifundio): Verimli toprakların devasa şeker şirketlerinin ve yabancı sermayenin elinde toplanması, kırsal kesimde mülksüzleşmiş, yılın sadece birkaç ayı çalışan (tiempo muerto) yoksul bir köylü sınıfı yarattı.

2. Vesayet Cumhuriyeti ve Batista Diktatörlüğü

1898 İspanyol-Amerikan Savaşı ile İspanya adadan çekildi; ancak Küba formalite icabı bağımsızlığını kazandığı 1902 yılında kendisini Washington’ın doğrudan vesayeti altında buldu.

Anayasaya zorla ekletilen Platt Maddesi (Platt Amendment), ABD’ye Küba’nın iç ve dış politikasına askeri müdahalede bulunma ve Guantánamo Bay’de askeri üs kurma hakkı tanıdı. Bu yasal vesayet, adayı iktisadi olarak da ABD pazarına göbekten bağladı: 1950'lere gelindiğinde Küba'daki kamu hizmetlerinin %90'ı, madenlerin %90'ı, şeker sanayisinin %40'ı ve bankacılık sektörünün büyük kısmı Amerikan şirketlerinin mülkiyetindeydi.

10 Mart 1952’de eski devlet başkanı Fulgencio Batista, yaklaşan seçimleri kaybedeceğini anlayınca ordu desteğiyle anayasal düzeni devirdi. Batista dönemi, Küba tarihine derin bir meşruiyet krizi olarak kazındı:

  • Gazino Kapitalizmi: Başkent Havana, Amerikan mafyası (Meyer Lansky, Santo Trafficante vb.) ile iş birliği içinde uluslararası bir kumar, fuhuş ve kara para aklama merkezine dönüştürüldü.
  • Derinleşen Uçurum: Havana'nın parıltılı otelleri ve lüks gece hayatı ile elektriksiz, okulsuz ve doktorsuz kalmış kırsal bölgeler arasındaki uçurum radikalleşti.
  • Siyasi Tıkanma: Parlamenter siyaset kanallarının tamamen kapatılması, muhalefeti yasal zeminden saptırarak tek seçeneğin devrimci şiddet olduğu algısını pekiştirdi.

3. 1950-1959 Devrimci Süreci

Batista diktatörlüğüne karşı direniş, klasik bir parti örgütlenmesinden ziyade radikal gençlik hareketleri içinde filizlendi.

1.Moncada Kışlası Baskını (26 Temmuz 1953): Siyasi Programın Doğuşu.

Fidel Castro liderliğindeki yaklaşık 135 genç, Santiago de Küba’daki Moncada Kışlası’na baskın düzenledi. Askeri olarak başarısız olan bu eylemde devrimcilerin çoğu katledildi. Yargılandığı mahkemede Castro’nun yaptığı "Tarih Beni Haklı Çıkaracaktır" (La historia me absolverá) başlıklı savunma; toprak reformu, sanayileşme, eğitim ve sağlık hakkını içeren 26 Temmuz Hareketi'nin (M-26-7) temel beyannamesine dönüştü.

2.Granma Çıkarması ve Sierra Maestra (1956–1957): Kırsal Gerilla Odağı (La Sierra).

Meksika'da sürgünde bulunan Castro, Che Guevara ve Raúl Castro’nun da aralarında yer aldığı 82 kişi Granma yatıyla adaya çıktı. Pusuya düşen gruptan hayatta kalan 10-15 kişi Sierra Maestra dağlarına çekildi. Burada yoksul köylülerle kurdukları bağlar sayesinde gerilla harbi (La Sierra) kademeli olarak güçlendi.

3.Şehir Yeraltı Direnişi (El Llano): Çift Hatlı Mücadele Modeli.

Devrim sadece dağdaki gerillalardan ibaret değildi. Frank País gibi liderlerin organize ettiği kent şebekeleri (El Llano); grevler, sabotajlar, silah temini ve propaganda faaliyetleriyle rejimin şehirlerdeki otoritesini felç etti. Ayrıca Directorio Revolucionario gibi öğrenci grupları 1957'de Başkanlık Sarayı'na doğrudan suikast baskını düzenledi.

4.Rejimin Çöküşü ve Zafer (1958–1959): Santa Clara Muharebesi ve Kaçış.

Batista ordusunun dağlardaki gerillayı yok etmek için başlattığı büyük Verano Operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı. Che Guevara komutasındaki kolun Aralık 1958'de stratejik Santa Clara kentini ele geçirmesi ve zırhlı treni raydan çıkarması üzerine ordu tamamen çözüldü. Batista 1 Ocak 1959 yılbaşı gece yarısı adadan kaçtı; devrimci güçler Havana’ya girdi.

1959 zaferi, sadece bir diktatörün devrilmesi değil; sömürge döneminden beri süregelen dışa bağımlı iktisadi yapının ve vesayet rejiminin kökten tasfiyesine giden sürecin başlangıcı olmuştur.

II. Kurumsal Modelin İnşası ve İktisadi Tartışma (1959–1970)

1. Radikal Kopuş ve Devletleştirme (1959–1962)

1959 zaferinin ardından Küba, hızla ulusal-demokratik bir reform çizgisinden kökten mülksüzleştirme ve merkezi planlamaya dayalı anti-emperyalist bir hatta kaydı. Bu dönüşümün motor gücü 17 Mayıs 1959 Birinci Toprak Reformu Yasası oldu. Yasa ile devasa özel mülklerin (latifundio) boyutu sınırlandırıldı; yabancıların ve özellikle Amerikan şirketlerinin elindeki verimli araziler kamulaştırılarak küçük üreticilere dağıtıldı ve devlet kooperatifleri bünyesinde toplandı.

Toprak reformuna Washington'ın tepkisi sert oldu. ABD petrol şirketlerinin (Standard Oil, Texaco, Shell) SSCB'den ithal edilen ham petrolü işlemeyi reddetmesi üzerine tesisler millileştirildi. Buna karşılık ABD, Küba şekerine uyguladığı ithalat kotasını sıfırladı.

Tırmanan misilleme spirali, 1960 sonbaharında Küba'daki tüm Amerikan bankalarının, şeker fabrikalarının, limanların ve sanayi tesislerinin kamulaştırılmasıyla sonuçlandı. Washington ise Ekim 1960’ta Küba’ya yönelik ilk geniş kapsamlı ticari ambargoyu (El Bloqueo) yürürlüğe koydu.

Nisan 1961'de CIA tarafından eğitilen ve silahlandırılan sürgündeki Kübalıların gerçekleştirdiği Domuzlar Körfezi Çıkarması (Playa Girón), rejim için askeri ve siyasi bir kırılma anı yarattı. Çıkarmanın hemen öncesinde Fidel Castro, Küba Devrimi’nin karakterini açıkça "sosyalist" olarak ilan etti. Çıkarmanın 72 saat içinde püskürtülmesi iç meşruiyeti pekiştirirken, olası bir ABD işgaline karşı güvenlik arayışı adayı Sovyetler Birliği’nin kucağına itti.

Ekim 1962’de nükleer füzelerin adaya yerleştirilmesiyle patlak veren Küba Füze Krizi, dünyayı nükleer savaşın eşiğine getirdi. Krizin Washington ve Moskova arasında Castro’ya danışılmadan çözülmesi ise Küba-SSCB ilişkilerinde ilk ciddi diplomatik burukluğu yarattı ve Havana'yı kendi bağımsız iktisadi/siyasi modelini aramaya sevk etti.

2. "Gran Debate" (Büyük Tartışma- 1962–1965)

Devletleştirmelerin tamamlanmasının ardından sosyalist inşanın niteliğine dair Küba Sanayi Bakanlığı dergisi Nuestra Industria ile Cuba Socialista sayfalarında iktisat tarihinin en zengin teorik tartışmalarından biri yaşandı. Büyük Tartışma (Gran Debate), Sanayi Bakanı Che Guevara ile Fransız Marksist iktisatçı Charles Bettelheim (ve Alberto Mora, Ernest Mandel gibi isimler) ekseninde şekillendi:

  • Che Guevara ve Bütçeli Finansman Sistemi (Sistema de Financiamiento Presupuestario):
    • İktisadi Çerçeve: Üretim araçlarının tamamen kamuya geçtiği bir yapıda işletmeler arası mal akışının ticari bir nitelik taşımadığını, dolayısıyla fiyat ve kâr mekanizmalarının tasfiye edilmesi gerektiğini savundu. Tüm devlet işletmeleri tek bir muhasebe/bütçe havuzuna bağlanmalıydı.
    • Toplumsal Çerçeve- "Yeni İnsan" (El Hombre Nuevo): Che, kapitalist güdülerin sosyalizmde sürdürülemeyeceğini öne sürdü. Üretimi artırmak için parasal prim ve ücret farkı gibi maddi özendirmeler (material incentives) yerine; toplumsal bilinç, gönüllü çalışma ve madalyalar gibi manevi/moral özendirmeleri (moral incentives) merkezine aldı.
  • Charles Bettelheim ve Mali Özerklik (Khozraschyot):
    • İktisadi Çerçeve: Üretici güçlerin henüz tam sosyalizme geçiş için yeterli düzeye ulaşmadığını belirtti. Değer yasasının, piyasa kategorilerinin, fiyat mekanizmasının ve ticari bağıntıların geçiş döneminde zorunlu olarak varlığını sürdüreceğini savundu.
    • Toplumsal Çerçeve: İşletmelerin mali özerkliğe sahip olması, kendi bilançolarını tutması ve kârlılık ilkesine göre çalışması gerektiğini vurguladı. İşçilerin üretim performansını artırmak için performansa dayalı primler ve ücret kademeleri gibi maddi teşviklerin kaçınılmaz olduğunu ileri sürdü.

3. Che Guevara’nın Kopuşu (1965)

Büyük Tartışma sürerken Che Guevara, adanın sadece iktisadi modelinde değil, Sovyetler Birliği ile yürütülen dış diplomatik dengelerde de ayrışmaya başladı.

  1. SSCB ile Fikir Ayrılığı: Che, Şubat 1965'te Cezayir'deki Afro-Asya Semineri'nde Doğu Bloku'nu sert bir dille eleştirdi. Doğu Bloku ülkelerinin Üçüncü Dünya ile ticaret yaparken sömürgeci dünya piyasası fiyatlarını esas aldığını söyleyerek SSCB'yi "emperyalist sömürünün suç ortağı" olmakla itham etti.
  2. Devrim Stratejisi (Fokoculuk): Moskova’nın "barış içinde bir arada yaşama" doktrinine karşı çıkan Che, sosyalizmin tek bir adada korunamayacağını; Asya, Afrika ve Latin Amerika'da kırsal gerilla odaklarıyla (Foco) emperyalizmin felç edilmesi gerektiğini savundu.

Bu derin ideolojik ve stratejik yol ayrımları neticesinde Che, Nisan 1965’te Fidel Castro’ya ünlü "Veda Mektubu"nu bırakarak Küba’daki tüm devlet ve parti görevlerinden istifa etti. Önce Kongo’ya, ardından Bolivya’ya geçerek devrimi uluslararası alana yayma mücadelesine girişti ve 9 Ekim 1967’de Bolivya’da öldürüldü.

4. 10 Milyon Ton Şeker Krizinin (La Zafra) Öğrettikleri (1970)

Che’nin adadan ayrılmasının ardından Castro yönetimi, 1966–1970 arasında Che’nin "manevi teşvikler" ve radikal seferberlik anlayışına yakın bir çizgi izledi. Bu hattın tepe noktası 10 Milyon Ton Şekerkamışı Hamlesi (La Zafra de los Diez Millones- 1970) oldu.

Gelişmekte olan sanayinin ihtiyaç duyduğu döviz ve sermaye malı ithalatını karşılamak amacıyla 1970 yılında 10 milyon ton şeker üretme hedefi kondu. Tüm ülke adeta askeri bir seferberlik konumuna alındı:

  • Ordu birlikleri, bürokratlar, öğrenciler ve kentli çalışanlar kitlesel olarak tarlalara sürüldü.
  • Sonuç: 8,5 milyon ton ile Küba tarihinin rekoru kırılsa da 10 milyon ton hedefine ulaşılamadı.
  • Yapısal Tahribat: Bütün ulusal kaynakların, iş gücünün ve lojistik altyapının sadece şekere yönlendirilmesi; tarımın diğer kollarını, imalat sanayisini ve ulaşım ağını felç etti. Ekonomide devasa dengesizlikler belirdi.

1970 Zafra krizinin getirdiği bu ağır yıkım, voluntarist (iradeci) seferberlik ekonomisinin sınırlarını açıkça gösterdi. Bu başarısızlığın ardından Küba, Che tarzı manevi teşvikler ve radikal denemelerden vazgeçerek 1970'lerin başından itibaren Doğu Bloku’nun ve Bettelheim'ın savunduğu Sovyet tarzı planlama, mali özerklik (Khozraschyot) ve maddi teşvik modeline tam entegrasyon sürecine girdi.

 

III. Sovyet Yörüngesi ve Enternasyonalizm (1971–1990)

1. CMEA/COMECON Entegrasyonu ve Kurumsallaşma

1970 Zafra krizinin ardından voluntarist (iradeci) ekonomik modellerin rafa kaldırılması, Küba’nın Doğu Bloku ile ilişkilerinde niteliksel bir değişimi beraberinde getirdi. Adanın sosyo-ekonomik ve idari yapısı, Sovyetler Birliği modeline göre sıkı biçimde yeniden inşa edildi:

  • İktisadi Entegrasyon ve Sübvansiyonlar: Küba, 1972 yılında Doğu Bloku’nun ortak ekonomik örgütü olan CMEA/COMECON’a resmi üye oldu. İki taraflı ticarette "fiyat sübvansiyonu" esasına dayalı bir düzen kuruldu: SSCB, Küba şekerini ve nikelini dünya piyasası değerinin çok üzerinde fiyatlarla satın alırken; adanın ihtiyaç duyduğu petrol, hammadde, makine ve tüketim mallarını son derece indirimli/sübvansiyonlu kurlarla tedarik etti.
  • Bürokratik ve Anayasal Kurumsallaşma: Devrimin ilk yıllarındaki karizmatik ve dağınık yönetim üslubu, yerini bürokratik mekanizmalara bıraktı. 1975'te Küba Komünist Partisi (PCC) 1. Kongresi’ni topladı. 1976'da kabul edilen Yeni Anayasa ile devlet yapısı Sovyetler Birliği'ndeki "Sovyetler" sistemine benzer şekilde Asamblea Nacional del Poder Popular (Halk İktidarı Ulusal Meclisi) etrafında kurumsallaştı. İşletmelerde mali özerklik (Khozraschyot) ve performans primleri yeniden uygulamaya kondu.

2. Askeri ve İnsani Enternasyonalizm

Küba bu dönemde Doğu Bloku’nun pasif bir uydusu olmakla kalmadı; aksine Üçüncü Dünya hareketi ve Bağlantısızlar Hareketi içinde özgün bir jeopolitik aktöre dönüştü. "Askeri ve insani enternasyonalizm" doktrini çerçevesinde ada, boyutlarının çok ötesinde küresel bir etki üretti:

  • Angola İç Savaşı (Operación Carlota- 1975): Portekiz sömürgeciliğinin çöküşünün ardından Küba, Güney Afrika’daki Apartheid rejiminin ve CIA’in desteklediği UNITA/FNLA güçlerine karşı, solcu MPLA hükümetini korumak üzere Angola’ya on binlerce asker gönderdi. 1987–1988’deki Cuito Cuanavale Muharebesi’nde Küba ve Angola birliklerinin Güney Afrika ordusunu püskürtmesi; sadece Angola’nın bağımsızlığını korumakla kalmadı, Namibya’nın bağımsızlığına ve Güney Afrika'daki Apartheid rejiminin çöküşüne giden tarihsel süreci ivmelendirdi.
  • Boynuz Afrika ve İnsani Diplomasi: Küba ordusu 1977 Ogaden Savaşı'nda Etiyopya’ya askeri destek sağlarken; "Doktor Diplomasisi" kapsamında Latin Amerika, Afrika ve Asya’daki yoksul ülkelere binlerce sağlık personeli, öğretmen ve mühendis gönderilerek uluslararası alanda muazzam bir yumuşak güç (soft power) biriktirildi.

3. Toplumsal Kırılma ve Düzeltme Süreci (Rectificación)

1980’ler, bir yandan Sovyet sübvansiyonlarıyla yakalanan bağıl ekonomik refahı barındırırken diğer yandan rejim içi gerilimlerin ve toplumsal çatlakların su yüzüne çıktığı bir kesit oldu:

1980 Mariel Göç Krizi (Mariel Boatlift)

Nisan 1980'de Peru Büyükelçiliği'ne sığınan binlerce kişinin yarattığı kriz üzerine Castro, adayı terk etmek isteyen her Kübalının Mariel Limanı’ndan ayrılabileceğini duyurdu. Nisan- Ekim 1980 arasında yaklaşık 125.000 Kübalı teknelerle Florida’ya göç etti.

Mariel Krizi; devrimin "tüm halkın yekvücut desteğine sahip olduğu" yönündeki sınıfsal ve siyasi homojenlik söylemini ciddi biçimde sarstı. Castro'nun göç edenlerin arasına hapishanelerdeki adli suçluları ve psikiyatri hastalarını da dahil etmesi, ABD tarafında (Carter yönetimi) ağır bir kamuoyu krizine yol açtı.

1986 Düzeltme Süreci (Proceso de Rectificación)

SSCB'de Mihail Gorbaçov’un başlattığı Perestroyka (yeniden yapılanma) ve Glasnost (açıklık) reformlarına Fidel Castro sert tepki gösterdi. Castro, 1970'lerden beri uygulanan Sovyet tarzı bürokratik mekanizmaların ve serbest köylü pazarlarının toplumsal bilinci çürüttüğünü savundu.

1986'da başlatılan Düzeltme Süreci (Proceso de Rectificación de Errores y Tendencias Negativas) ile:

  • Serbest köylü pazarları kapatıldı, özel girişimcilik alanları daraltıldı.
  • Piyasa mekanizmaları yerine Che Guevara’nın "manevi özendirme" ve "gönüllü çalışma" ilkelerine ideolojik bir geri dönüş yapıldı.

Bu ideolojik içe kapanış, SSCB'nin çöküşünün hemen öncesinde Küba’yı piyasa reformlarından tamamen uzaklaştırarak, 1990'ların başında yaşanacak büyük ekonomik yıkımın etkilerini daha da ağırlaştıran bir faktöre dönüştü.

IV. Çöküş, Hayatta Kalma ve Arayışlar (1991–2018)

1. Özel Dönem (Período Especial- 1990'lar)

1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması ve CMEA/COMECON ticaret blokunun ortadan kalkması, Küba tarihinin barış zamanında karşılaştığı en ağır iktisadi çöküşü tetikledi. Ülke, dış ticaretinin %80’ini ve sübvansiyonlu petrol akışını bir anda kaybetti. Fidel Castro, bu varoluşsal krizi ilan ederek ulusu "Barış Zamanında Özel Dönem" (Período Especial en Tiempo de Paz) adı verilen sıkıyönetim benzeri bir hayatta kalma rejimine çağırdı.

Krizin Makroekonomik ve Toplumsal Boyutu

  • Şiddetli Daralma: 1989-1993 yılları arasında Küba Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYH) %35’in üzerinde küçüldü; ithalat kapasitesi %75 oranında düştü.
  • Enerji ve Ulaşım Çöküşü: Petrol ithalatının kesilmesiyle elektrik üretim üsleri felç oldu; kentlerde günde 16-18 saati bulan elektrik kesintileri (apagones) yaşandı. Toplu taşıma tamamen durma noktasına gelerek kamyon şasilerine monte edilen "Camelos" otobüsleri ve yüz binlerce Çin yapımı bisiklet temel ulaşım aracına dönüştü.
  • Kentsel Ekolojik Tarım (Organopónicos): Kimyasal gübre, tarım ilacı ve mazot bulunamadığı için Havana başta olmak üzere kent içindeki boş alanlar, parklar ve avlular organik tarım parsellerine dönüştürüldü. Organopónicos adı verilen bu kentsel tarım ağları, halkın kalori ve gıda ihtiyacını karşılamada yaşamsal bir rol üstlendi.

 

Pragmatik Kurumsal Esnemeler

Rejim, ideolojik katılığı bir kenara bırakarak hayatta kalabilmek için sınırlı piyasa reformlarına göz yummak zorunda kaldı:

  1. Turizme Açılma ve Yabancı Sermaye: İspanyol ve Avrupalı otel zincirleriyle ortaklıklar (joint venture) kurularak Varadero ve Havana turizme açıldı. Turizm, döviz girdisinin ana kaynağı haline geldi.
  2. Doların Serbest Bırakılması ve Çifte Para Birimi (1993): ABD dolarının adada kullanımı yasal hale getirildi. 1994’te ise dövize endeksli Dönüştürülebilir Peso (CUC) tedavüle sokularak Ulusal Peso (CUP) ile birlikte çifte para birimi sistemi inşa edildi.
  3. Kendi Hesabına Çalışma (Cuentapropismo): Şahsi küçük işletmelere (özel ev lokantaları- paladar, oda kiralama vb.) sıkı devlet denetimi altında izin verildi.

2. "Pembe Dalga" ve Venezuela İttifakı (2000'ler)

1990'ların çöküşünü atlatan Küba, 2000'lerin başında Latin Amerika'da sol hükümetlerin işbaşına gelmesiyle ("Pembe Dalga") yeni bir jeopolitik ve iktisadi nefes borusu buldu. Bu sürecin mimarları Fidel Castro ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chávez oldu.

  • ALBA Modeli (Alianza Bolivariana para los Pueblos de Nuestra América): 2004’te kurulan bu ittifak, neo-liberal serbest ticaret anlaşmalarına alternatif olarak "dayanışma ve barter (takas)" esasına dayandırıldı.
  • Sağlık Hizmeti Karşılığı Petrol: Küba, Misión Barrio Adentro programı kapsamında Venezuela’nın yoksul mahallelerine on binlerce yetişmiş doktor, hemşire, tıp eğitmeni ve spor antrenörü gönderdi. Venezuela ise bu hizmetler karşılığında Küba’ya günde yaklaşık 80.000- 100.000 varil ham petrolü son derece indirimli şartlarla tedarik etti.
  • "Sağlık enternasyonalizmi", Küba Devleti için doğrudan birincil döviz kazandırıcı hizmet ihracatı kalemine dönüştü.

3. Raúl Castro Reformları (Actualización)

2006'da Fidel Castro’nun sağlık sorunları nedeniyle yetkilerini devretmesi ve 2008'de Raúl Castro’nun resmi olarak Devlet Başkanı seçilmesiyle Küba ekonomi-politiğinde "Modelin Güncellenmesi" (Actualización del Modelo Económico y Social) dönemi başladı.

 

Piyasa Mekanizmalarının Kademeli Entegrasyonu

Raúl Castro, "devrimin sürdürülebilirliği için verimliliğin şart olduğunu" belirterek pragmatik adımlar attı:

  • Mülkiyet ve Ticaret Hakları: Kübalıların gayrimenkul ve ikinci el otomobil alım-satım yapmasına, cep telefonu hattı almasına ve otellerde konaklamasına ilk kez izin verildi.
  • Toprak Kiralama (Usufructo): Âtıl durumdaki devlet toprakları, üretimi artırmak şartıyla özel çiftçilere ve kooperatiflere uzun süreli kiralandı.
  • Özel Sektörün Genişlemesi: Cuentapropista (kendi hesabına çalışan) lisanslarının kapsamı genişletildi; yüz binlerce kişi kamu sektöründen özel hizmet sektörüne kaydı.

Obama Dönemi Yumuşaması (Cuban Thaw- 2014–2016)

17 Aralık 2014'te Barack Obama ve Raúl Castro, yarım asırlık düşmanlığın ardından diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edileceğini eş zamanlı olarak açıkladı.

  • 2015'te karşılıklı büyükelçilikler açıldı; Küba, ABD'nin "Terörü Destekleyen Devletler" listesinden çıkarıldı.
  • Mart 2016'da Obama, 1928'den bu yana Havana'yı ziyaret eden ilk görevdeki ABD Başkanı oldu. Seferlerin başlaması ve Amerikan turist kısıtlamalarının esnetilmesi, Havana'da özel gastronomi ve konaklama sektöründe büyük bir patlama yarattı.

Ancak bu yumuşama iklimi, 2017'de Donald Trump’ın işbaşına gelerek seyahat kısıtlamalarını sertleştirmesi ve yaptırımları yeniden tırmandırmasıyla kısa sürdü.

V. Güncel Tıkanma: Sistemik Kriz ve İnsani Gelişme Paradoksu (2018–Günümüz)

1. Çoklu Altyapı Çöküşü

2018 sonrası dönemde Küba; Trump yönetiminin uyguladığı 240'tan fazla ilave yaptırım, COVID-19 pandemisinin turizm gelirlerini bıçak gibi kesmesi ve Venezuela’dan gelen petrol yardımının dibe vurmasıyla tarihinin en derin sistemik krizine sürüklendi. Bu kriz, adada günlük yaşamı doğrudan felç eden altyapısal bir çözülmeye dönüştü:

  • Enerji Krizi ve Kronik Elektrik Kesintileri (Apagones): 1970'lerden kalma Sovyet teknolojisi ürünü termik santraller (Antonio Guiteras, Felton vb.), bakımsızlık ve yedek parça eksikliği nedeniyle sürekli devre dışı kalmaktadır. Yakıt ithal edilecek dövizin bulunamamasıyla birleşen bu durum, başkent Havana dahil adanın genelinde günde 18-20 saati bulan kronik elektrik kesintilerine (apagones) yol açmıştır.
  • Gıda Güvenliğinin Çöküşü ve Libreta’nın İşlevsizleşmesi: 1962’den bu yana her haneye temel gıdayı sübvansiyonlu sunan gıda karne defteri (Libreta de Abastecimiento), devletin ithalat yapamaz hale gelmesiyle işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Şeker, pirinç, fasulye ve süt gibi temel maddeler ya aylarca dağıtılamamakta ya da son derece sembolik miktarlara düşmektedir. Ülke, gıda ihtiyacının %80'inden fazlasını ithal etmek zorunda kalırken, iç tarımsal üretim mazot, gübre ve ekipman yokluğundan ötürü tarihsel dip seviyelerdedir.

2. Parasal Reform Felaketi (Tarea Ordenamiento- 2021)

1 Ocak 2021 tarihinde Küba hükümeti, onlarca yıldır ekonomide yapısal çarpıklıklara yol açan çifte para birimi sistemini (CUP ve CUC) sonlandırmak ve ekonomiyi tek bir kur üzerinden rasyonelleştirmek amacıyla "Düzenleme Görevi" (Tarea Ordenamiento) adı verilen kapsamlı bir parasal reform başlattı.

Dönüştürülebilir Peso (CUC) tedavülden kaldırıldı ve resmi Dolar/CUP kuru 1=24 CUP olarak sabitlendi. Ancak bu hamle zamanlama ve kurgu açısından büyük bir felakete dönüştü:

  • Karaborsa Kuru ve Mal Yokluğu: Resmi kurun piyasa gerçekleriyle hiçbir bağı kalmadı. Döviz ihtiyacını karşılayamayan devletin karaborsadaki etkisizliği sonucu ABD doları karaborsada dikey bir sıçrama yaparak 1 Dolar = 300+ CUP seviyelerine yükseldi.
  • Maliyet Enflasyonu: Ücret artışları, mal yokluğu ve paranın değersizleşmesiyle eş zamanlı gerçekleştiği için kontrolden çıkan bir hiperenflasyon dalgası yarattı. Emeklilerin ve devlet memurlarının alım gücü birkaç ay içinde tamamen sıfırlandı.

 

3. İkili Ekonomi ve Sınıfsal Ayrışma

Parasal reformun çöküşü, toplumsal yapıda derin bir sınıfsal yarılmayı beraberinde getirdi. Ağustos 2021'de devrimden bu yana ilk kez KOBİ'lerin (Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler- Mipymes) açılmasına izin verilmesi, adada ikili bir ekonomik gerçeklik yarattı:

 

  1. Döviz / Havale (Remesas) Erişimi Olanlar: Yurtdışındaki (özellikle Miami) akrabalarından döviz havalesi alanlar veya özel Mipymes sektöründe mal/hizmet satanlar, döviz bazlı özel marketlerden ithal gıda ve tüketim maddelerine erişebilmektedir.
  2. Devlet Sektörüne Mahkûm Olanlar: Yalnızca devlet maaşı veya emekli aylığı (CUP) alan doktorlar, öğretmenler ve bürokratlar, karaborsa kurları karşısında ezilerek derin bir mutlak yoksulluk kategorisine gerilemiştir. Devrimin vadettiği "sınıfsız toplum" söylemi, yerini dövize erişim üzerinden tanımlanan sert bir sınıfsal katmanlaşmaya bırakmıştır.

4. Kalkınma İktisadı Paradoksu

Günümüz Küba'sı, kalkınma literatürü açısından eşine az rastlanır bir çelişkiye sahne olmaktadır: Yüksek İnsani Gelişme Endeksi (İGE) ile Reel Tüketim Yoksunluğu Yan Yana.

  • İnsani Sermayenin Erimesi: Küba; yüksek okuryazarlık, nitelikli tıp eğitimi ve gelişmiş biyoteknoloji altyapısı sayesinde senelerce "Yüksek İnsani Gelişme" kategorisinde yer almıştır. Ancak bu nitelikli stok insani sermaye; işleyen bir sanayi, verimli bir tarım ve piyasa mekanizmasıyla desteklenmediği için ekonomik katma değere dönüşememekte, gıda ve ilaç yokluğu nedeniyle hızla çürümektedir.
  • Demografik Kan Kaybı ve Beyin Göçü: Krizin yarattığı umutsuzluk, Küba tarihinin en büyük kitlesel göç dalgasını tetiklemiştir. 2021–2024 yılları arasında adadan ayrılan nüfusun 1 milyona yaklaştığı (toplam nüfusun %10'una yakını) tahmin edilmektedir. Göç edenlerin ezici çoğunluğunu genç, eğitimli ve yetişmiş nüfusun oluşturması, ülkeyi dünyanın en hızlı yaşlanan ve demografik olarak çöken toplumlarından biri haline getirmiştir.

Sonuç

Küba ekonomi-politiğinin 1959'dan günümüze uzanan serüveni, sosyalist inşa pratikleri ve kalkınma iktisadı açısından hayati bir ders sunmaktadır: Sürdürülebilir, verimli ve kendi kendini besleyen bir maddi üretim altyapısıyla desteklenmeyen sosyal kazanımlar (ücretsiz sağlık, eğitim vb.), ne kadar ulvi olursa olsun uzun vadede muhafaza edilemez.

Sosyalist bölüşüm ilişkileri, ancak yaratılan reel artı-değer oranında yaşatılabilir. Dış desteğe (önce SSCB sübvansiyonları, ardından Venezuela petrolü) dayalı model, sponsorların ortadan kalkmasıyla sistemik tıkanmaya mahkûm olmuştur.

Günümüz Küba’sı üç temel geleceğe giden yol ayrımında durmaktadır:

  1. Katı Devlet Kontrolünün Sürdürülmesi: Mevcut ortodoks yapının korunduğu, sınırlı esnemelerle krizin yönetilmeye çalışıldığı, ancak kitlesel göç ve altyapı çöküşünün derinleştiği statüko senaryosu.
  2. Çin / Vietnam Tarzı "Piyasa Sosyalizmi" Dönüşümü: Küba Komünist Partisi’nin siyasi tekelini koruduğu; ancak yabancı sermayeye, özel mülkiyete ve piyasa fiyatlamasına geniş alan açan radikal bir kurumsal reform hattı.
  3. Kontrolsüz Kurumsal Çözülme: Elektrik, gıda ve sağlık sistemindeki çöküşün toplumsal patlamaları tetiklemesi ve idari mekanizmaların kaotik bir biçimde dağılması.

Küba'nın önündeki temel tarihsel ödev; devrimin bağımsızlık ve sosyal adalet idealini, iktisadi rasyonalite ve üretim verimliliği ile yeniden bağdaştırıp bağdaştıramayacağı sorusunda yatmaktadır.

Kaynakça

I. Klasik ve Tarihsel Eserler / Birincil Kaynaklar

  • Castro, F. (1953). La historia me absolverá [Tarih Beni Haklı Çıkaracaktır]. La Habana: Editorial de Ciencias Sociales.
  • Guevara, E. C. (1965). El socialismo y el hombre en Cuba [Küba'da Sosyalizm ve İnsan]. La Habana: Ediciones Revolución.
  • Guevara, E. C. (1963–1964). "El planifiación y sus problemas" & "Sobre el sistema presupuestario de financiamiento", Nuestra Industria: Revista Económica, Ministerio de Industrias, La Habana.
  • Ortiz, F. (1940). Contrapunteo cubano del tabaco y el azúcar [Tütün ve Şekerin Küba Kontrpuanı]. La Habana: Jesús Montero Editor.

II. Küba Ekonomi-Politiği ve Kurumsal Dönüşüm

  • Bettelheim, C. (1964). "Formas de propiedad y formas de distribución en la transición al socialismo", Cuba Socialista, No. 32, La Habana.
  • Brudenius, C. (1984). Revolutionary Cuba: The Challenge of Economic Growth with Equity. Boulder & London: Westview Press.
  • Mesa-Lago, C. (1981). The Economy of Socialist Cuba: A Two-Decade Appraisal. Albuquerque: University of New Mexico Press.
  • Mesa-Lago, C. (2000). Market, Socialist, and Mixed Economies: Comparative Policy and Performance—Chile, Cuba, and Costa Rica. Baltimore: Johns Hopkins University Press.
  • Pérez, L. A. Jr. (2014). Cuba: Between Reform and Revolution (5th ed.). Oxford: Oxford University Press.
  • Rodríguez, J. L. (1990). Estrategia del desarrollo económico de Cuba. La Habana: Editorial de Ciencias Sociales.
  • Thomas, H. (1971). Cuba: The Pursuit of Freedom. New York: Harper & Row.

III. Özel Dönem, "Actualización" ve Güncel Sistemik Kriz

  • Feinberg, R. E. (2016). Open for Business: Building the New Cuban Economy. Brookings Institution Press.
  • Frank, M. (2013). Cuban Revelations: Behind the Scenes in Havana. Gainesville: University Press of Florida.
  • Pastor, M., & Zimbalist, A. (1995). Waiting for Change: Adjustment and Reform in Cuba, World Development, (Vol. 23, No. 5, s. 705–720)
  • Ritter, A. R. M., & Henken, T. A. (2014). Entrepreneurial Cuba: The Changing Policy Landscape. Charlottesville: University of Virginia Press.
  • Vidal Alejandro, P., & Fundora Madrid, O. (2008). “La brecha monetaria en Cuba. Princípios”, Estudios de Economía Política, 12, 85-102.

IV. Uluslararası İlişkiler, Enternasyonalizm ve Jeopolitik

  • Domínguez, J. I. (1989). To Make a World Safe for Revolution: Cuba's Foreign Policy. Cambridge, MA: Harvard University Press.
  • Gleijeses, P. (2002). Conflicting Missions: Havana, Washington, and Africa, 1959–1976. Chapel Hill: University of North Carolina Press.
  • Gleijeses, P. (2013). Visions of Freedom: Havana, Washington, Pretoria, and the Struggle for Southern Africa, 1976–1991. Chapel Hill: University of North Carolina Press.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ

Küresel Akademinin Doğuşu ve Eksen Değişimi: Humboldt İdealinden Atlantik Ötesi Sürgüne (1810-1945)