Viyana, Dubrovnik ve Zagreb Hattında İktisat: Hırvat Geleneğinin Özgün Mimarisi
Viyana,
Dubrovnik ve Zagreb Hattında İktisat: Hırvat Geleneğinin Özgün Mimarisi
Ercan Eren
Katolik/Batı
Mimarisi ve İki Ayrı Balkan Dünyası
Balkanlar iktisat tarihi ve doktrinler tarihi
literatüründe sıklıkla homojen, "gecikmiş" veya çevre (periferi) bir
coğrafya olarak ele alınma eğilimindedir. Oysa Doğu Avrupa ve Balkan iktisadi
düşünce gelenekleri derinlemesine incelendiğinde, alanın sınırlarını çizen
devasa kurumsal ve zihinsel fay hatları göze çarpar. Bu fay hatlarının en
belirgin ve teorik açıdan zengin tezahürü, Güney Slav dünyasının iki ana aktörü
olan Hırvatistan ile Sırbistan arasındaki iktisat algısı ve kurumsal yapılanma
farklarında ortaya çıkar.
Tıpkı Orta Avrupa’da Çekya (Bohemya/Moravya) ve
Slovakya’nın tarihsel miraslarının tamamen farklı iktisat zihniyetleri üretmesi
gibi; Hırvatistan ile Sırbistan da Habsburg ve Osmanlı tecrübelerinin getirdiği
zihniyet dünyalarını iktisada yansıtma biçimleri bakımından iki ayrı dünyayı
temsil eder.
1. Tarihsel
Genotip: Katolik-Latin Kültürü ve Roma/Kanonik Hukukunun Etkisi
Hırvat iktisadi düşüncesini Sırp ve Doğu
Ortodoks/Osmanlı etkisindeki geleneğinden ayıran temel milat, Hırvatların 9. ve
10. yüzyıllarda Katolikliği kabul ederek yönünü doğrudan Roma’ya, Viyana’ya,
Venedik’e ve İtalyan şehir devletlerine dönmesidir. Bu aidiyet yalnızca dini
bir tercih olmanın ötesinde, Hırvat coğrafyasına Batı iktisat geleneğinin
kavramsal ve kurumsal araçlarını aşılayan ana damar olmuştur.
Sırp iktisadi düşüncesi Bizans-Ortodoks hukuku,
mutlak devlet aygıtı ve Osmanlı tımar/millet sistemi çerçevesinde
şekillenirken; Hırvatistan daha Erken Ortaçağ’dan itibaren Roma Hukuku
ve Katolik Kilisesi’nin Kanonik Hukuku ile entegre olmuştur.
Bu durum Hırvat zihniyet dünyasına iki kritik
nitelik kazandırmıştır:
- Mülkiyetin Hukukileşmesi: Katolik
Kilisesi ve Manastır sistemi (özellikle Benediktinler) aracılığıyla
toprak, hükümdarın mutlak idari tasarrufundaki bir birim olmaktan çıkmış;
yazılı sözleşmelerle devredilebilen, kiralanabilen ve korunabilen özel
mülkiyet nesnesi haline gelmiştir.
- Ticaret Etiği ve Sözleşme Kültürü:
Adriyatik kıyısındaki Hırvat kentleri (Split, Zadar, Dubrovnik), İtalyan
ticaret hukukuyla erken yaşta tanışmıştır. Kanonik Hukuk çerçevesinde
yürütülen faiz (usury), adil fiyat (justum pretium) ve sözleşme
serbestisi tartışmaları, iktisat düşüncesinin ahlak felsefesi ve hukuk
ile bağ kurarak gelişmesini sağlamıştır.
2. Kurumsal
Temeller: Mülkiyet, Sözleşme ve Batı Avrupa Ticaret Ağları
Hırvatistan'ın kurumsal yapısı, yüzyıllar boyunca
Viyana, Graz, Venedik ve Triest gibi ticaret ve sanayi merkezleriyle doğrudan
eklemlenmiştir. Bu entegrasyon; hukuki altyapının rasyonelleşmesini, rasyonel
muhasebe tekniklerinin benimsenmesini ve mülkiyet ilişkilerinin
kurumsallaşmasını beraberinde getirmiştir.
Bu kurumsal ayrışma, sosyalist dönem de dâhil
olmak üzere 20. yüzyıla kadar taşınan derin bir zihniyet farkı yaratmıştır:
|
İktisadi ve Kurumsal Parametre |
Hırvatistan (Katolik / Orta Avrupa Çizgisi) |
Sırbistan (Ortodoks / Yarı-Çevre Çizgisi) |
|
Baskın Entelektüel Etki |
Viyana / Alman Tarihçi Okulu / Batı Marksizmi |
Rus Narodnik Geleneği / Fransız Radikalizmi /
Devletçi İktisat |
|
Kritik Teorik Katkı |
İşçi Özyönetimi, Piyasa Sosyalizmi (B. Horvat),
Agrarizm (R. Bićanić) |
Zadruga Sosyalizmi (S. Marković), Çevre Ülke
Kalkınma Modelleri |
|
Ana Problematik |
Piyasa mekanizması ile sosyalist mülkiyetin
sentezi |
Devletin rolü, milli bağımsızlık ve köylü
toplumunun dönüşümü |
|
Mülkiyet ve Kurum Algısı |
Bireysel/Toplumsal mülkiyet, hukuki güvence ve
piyasa rasyonalitesi |
Devlet mülkiyeti, kolektif köylü yapıları (zadruga)
ve merkezi planlama |
Hırvat iktisat düşüncesi, bu tarihsel altyapı
sayesinde iktisadı devletin bir kapsama alanı olmaktan çıkarıp; mülkiyetin
sınırları, rasyonel kaynak tahsisi, piyasa mekanizması ve bireysel/özyönetimsel
karar alma süreçleri üzerine oturtmuştur.
İşte bu Katolik ve Batılı kurumsal zemin, 15.
yüzyılda Dubrovnik'li Benedikt Kotruljević’in çift girişli muhasebe
teorisinden, 20. yüzyılda Branko Horvat’ın Nobel adaylığına uzanacak olan
"Piyasa Sosyalizmi" sentezine kadar Hırvat iktisadi düşüncesinin
omurgasını oluşturacaktır.
II. Erken
Dönem ve Adriyatik’in İktisadi Rasyonalizmi
Hırvat iktisadi düşüncesinin tarihin
derinliklerindeki kökleri incelendiğinde, bu geleneğin ilk kuramsal ve pratik
sıçramasını kıtasal iç coğrafyada değil, Adriyatik kıyısındaki kent
devletlerinde gerçekleştirdiği görülür. Doğu Akdeniz ticaret yollarının kesişim
noktasında yer alan bu kıyı şeridi, Batı Avrupa'da filizlenen ticari
kapitalizmin ve rasyonel iktisat zihniyetinin Balkanlar'daki ana taşıyıcısı
olmuştur.
1. Dubrovnik
(Ragusa) Cumhuriyeti: Bir Kurumsal İktisat Laboratuvarı
İktisat tarihi açısından Dubrovnik Cumhuriyeti
(Ragusa), yalnızca zengin bir liman kenti değil; askeri güç yerine diploması,
hukuk ve rasyonel iktisat politikalarını ikame etmiş özgün bir kurumsal
iktisat laboratuvarıdır.
Venedik gibi büyük deniz güçleri ile Osmanlı
İmparatorluğu gibi devasa bir kara gücü arasında sıkışan Dubrovnik, varlığını
sürdürebilmek için erken merkantilist ilkeleri benimsemiştir. Kent devleti,
iktisadı bir devlet sanatı olarak kurgularken şu radikal kurumsal yeniliklere
imza atmıştır:
- Erken Dönem Kamusal Risk Yönetimi: 1377
yılında dünyadaki ilk karantina (quarantina) uygulamalarından
birini hayata geçirerek, ticari akışı tamamen kesmeden salgın hastalık
riskini yönetmeyi başarmıştır.
- Deniz Hukuku ve Sigortacılık: 1395
tarihli Statuta Ragusina (Dubrovnik Kanunları) kapsamına giren
düzenlemelerle, deniz ticaretinde navlun sözleşmeleri, ortaklık yapıları (collegantia)
ve erken dönem deniz sigortacılığı hukuki güvenceye bağlanmıştır.
- Sosyal Güvenlik ve İnsan Sermayesi: 1416
yılında Avrupa'da köle ticaretini yasaklayan ilk devletlerden biri olmuş;
devlet eliyle çalışan yetimhaneler, eczaneler ve tahıl depoları (rupe)
kurarak kamusal iktisat tedbirlerini kurumsallaştırmıştır.
Dubrovnik’in bu pragmatik ve rasyonel iktisat
anlayışı, ticaretin sadece bir mal mübadelesi olmadığını; yazılı hukuk, risk
hesabı, itibar ve sıkı bir bilanço takibi gerektirdiğini kanıtlamıştır.
2. Benedikt
Kotruljević (1416–1469) ve Rasyonel Muhasebenin Doğuşu
Dubrovnik'in yetiştirdiği diplomat, tüccar ve
iktisat düşünürü Benedikt Kotruljević (Benedetto Cotrugli), Hırvat iktisadi
düşüncesinin küresel literatüre kazandırdığı en büyük erken dönem figürüdür.
Kotruljević, 1458 yılında Napoli yakınlarında
tamamladığı ancak ilk baskısı 1573'te yapılan Della mercatura e del
mercante perfetto (Ticaret ve Mükemmel Tüccar Üzerine) adlı
eseriyle iktisat tarihinin akışını değiştirmiştir.
Çift Girişli
Muhasebe Sisteminin (Double-Entry Bookkeeping) İlk Teorik Formülasyonu
Literatürde çift girişli muhasebe sisteminin
kurucusu olarak sıklıkla İtalyan matematikçi Luca Pacioli (1494) gösterilse de
Kotruljević bu sistemi Pacioli’den 36 yıl önce bütünsel bir teorik
çerçeveye kavuşturmuştur.
Kotruljević eserinde ticari işletmenin finansal
röntgenini çeken üç temel defterin tutulmasını zorunlu kılmaktadır:
- Yevmiye Defteri (Giornale): Günlük
ticari işlemlerin kronolojik kaydı.
- Büyük Defter (Mastro): Borç ve
alacak hesaplarının ayrıştırıldığı ana defter.
- Kayıt/Borçlar Defteri (Ricordanze): Müşteri detayları ve küçük vadeli yükümlülüklerin takibi.
Kotruljević'e göre her ticari işlemin eşzamanlı
olarak hem borç (dare) hem de alacak (avere) hanesine işlenmesi,
sermayenin korunması ve kâr/zarar rasyonelliğinin sağlanması için
kaçınılmazdır.
Tüccar Etiği,
Risk ve Sermaye Birikimi
Kotruljević, Katolik hümanizması ile erken dönem
ticari rasyonalizmi mükemmel bir biçimde harmanlamıştır. Ona göre mükemmel
tüccar; ilkel bir spekülatör değil, yüksek ahlaki değerlere ve entelektüel
donanıma sahip bir aktördür:
"Muhasebe, ticari rasyonalitenin
pusulasıdır. Bilanço tutmayan bir tüccar, gözleri bağlı olarak fırtınalı denize
açılan bir kaptana benzer."
Kotruljević, kredinin doğru kullanımını, portföy
çeşitlendirmesi yoluyla riskin dağıtılmasını ve ticari itibarın (goodwill)
en değerli özsermaye olduğunu savunarak; Max Weber’in daha sonra "Protestan
Ahlakı" ile özdeşleştireceği rasyonel kapitalist zihniyeti,
İtalyan-Hırvat Katolik havzasında 15. yüzyılda teorileştirmiştir.
III. Habsburg Şemsiyesi Altında Kameralizm ve Ulusal İktisadın Doğuşu
(18.–19. Yüzyıl)
18. yüzyıla
gelindiğinde Hırvat coğrafyasının iktisadi ekseni, Adriyatik kent devletlerinin
tüccar rasyonalizminden Habsburg İmparatorluğu'nun bürokratik ve merkezi
yapısına kaymıştır. Viyana'nın merkeze alındığı bu yeni dönemde Hırvat iktisadi
düşüncesi; Aydınlanma çağının kameralist öğretileri, 1848 devrimlerinin
ulusal-korumacı iktisat arayışları ve feodalizmin tasfiyesiyle doğan köylü
iktisadı (agrarizm) etrafında yeniden biçimlenmiştir.
1. Aydınlanma ve Viyana Etkisi: Kameralizm ve Fizyokrasi Sentezi
Habsburg
Avusturya'sının Doğu ve Güney Avrupa'daki egemenliğini pekiştirme çabası, Kameralizm
(Orta Avrupa tarzı merkantilist kamu yönetimi ve hazine bilimi) anlayışının
Hırvat topraklarına girmesini sağlamıştır. İktisat, bu dönemde ilk kez sadece
ticari bir pratik değil, devlet eliyle rasyonelleştirilmesi ve planlanması
gereken bir kamusal disiplin olarak akademiye taşınmıştır.
Varaždin Kraliyet Akademisi (1769)
1769 yılında
kurulan Varaždin Kraliyet Akademisi bünyesinde "İktisat ve
Cameralia" derslerinin müfredata girmesi, Hırvatistan'da kurumsal
iktisat eğitiminin miladı kabul edilir. Bu akademi, iktisadi karar alıcıları
Cizvit skolastiğinden çıkararak Viyana ve Graz üniversitelerinin analitik
müfredatıyla buluşturmuştur.
Nikola Škrlec Lomnički (1729–1799)
Hırvat
Aydınlanması'nın en yetkin iktisat düşünürü olan Škrlec, Cizvit ve Viyana
eğitimi almış bir bürokrat ve teorisyendir. Eserlerinde ve Viyana'ya sunduğu
layihalarında, Orta Avrupa Kameralizmi ile Fransız Fizyokrasi okulunu
sentezlemiştir:
- Tarımsal Reform ve Serflik: Škrlec, tek gerçek zenginlik kaynağının toprak olduğunu savunan
Fizyokrat ilkeleri benimseyerek, feodal yükümlülüklerin (alodium)
hafifletilmesini ve toprağı işleyen köylünün hukuki korumaya alınmasını
savunmuştur.
- Altyapı ve Nehir Taşımacılığı: Hırvatistan'ın tahıl ve maden potansiyelini Viyana ve Adriyatik
pazarlarına bağlayabilmek için Kupa ve Sava nehirlerinin ıslahı, nehir
limanlarının inşası ve kara yollarının modernize edilmesi üzerine rasyonel
yatırım projeleri hazırlamıştır.
2. 1848 Ulusal Uyanışı ve Friedrich List: Bebek Endüstriler ve Korumacılık
19. yüzyılın
ortalarında Hırvat entelektüelleri kendilerini çifte bir cenderede bulmuştur:
Bir yanda Avusturya İmparatorluğu'nun Almanlaştırıcı merkeziyetçiliği, diğer
yanda Macar Soyluları'nın Hırvatistan'ı tarımsal bir hammadde deposu olarak
görme eğilimi.
Bu tarihsel
kırılma anında filizlenen "İllirya Hareketi" (Ilirski pokret),
siyasal bağımsızlık arayışını iktisadi bağımsızlık kuramlarıyla desteklemiştir.
Hırvat iktisatçılar, İngiliz Klasik İktisat Okulu'nun (Adam Smith ve David
Ricardo) "Serbest Ticaret" doktrinini reddederek, Alman iktisatçı Friedrich
List'in "Tarihçi Okul" ve "Milli İktisat" kuramına
sarılmışlardır.
Dragutin Kušlan ve Josip Partaš
Kušlan ve
Partaš gibi dönemin radikal iktisatçıları, List'in "Bebek
Endüstri" (Infant Industry) argümanını Hırvatistan ölçeğinde
teorileştirmişlerdir:
Gelişmiş
Avusturya sanayii ve serbest ticaret söylemi, henüz emekleme aşamasındaki
Hırvat imalat sektörünü ezmek üzere kurgulanmıştır. Hırvatistan'ın hammadde
ihraç eden ilkel bir çevre olarak kalmaması için sıkı gümrük koruması şarttır.
Bu doktrinel
duruşun somut kurumsal meyvesi 1846 yılında toplanmıştır. Hırvat
sermayesini ve küçük üreticisini Avusturya/Macaristan bankacılık tekelinden
korumak amacıyla kurulan Prva hrvatska štedionica (İlk Hırvat
Tasarruf Bankası), ulusal sermaye birikiminin ilk kalesi olmuştur.
3. Feodalizmin Çöküşü, Agrarizm ve "Zadruga"nın Modernizasyonu
1848 yılında
Ban Josip Jelačić’in kararnamesiyle serfliğin ilga edilmesi, Hırvat
sosyo-ekonomik yapısını kökünden sarsmıştır. Serflikten kurtulan ancak toprağı,
sermayesi ve teknolojisi bulunmayan milyonlarca köylü, kitlesel bir yoksullaşma
riskiyle yüzleşmiştir.
Bu yapısal
kriz, 19. yüzyılın sonunda Hırvat iktisat düşüncesine özgün bir renk
kazandırmıştır: İktisadi Agrarizm ve Kooperatifçilik.
Stjepan Radić ve Hırvat Köylü Partisi (HPSS)
Siyasetçi ve
iktisat düşünürü Stjepan Radić, köylü rasyonalitesini iktisadi bir doktrine
dönüştürmüştür. Radić; ne köylüyü piyasanın insafına bırakan vahşi kapitalizmi
ne de mülkiyetsizleştirmeyi hedefleyen Marksist devletçiliği benimsemiştir.
- Zadruga'dan Modern Kooperatife: Radić, Hırvat toplumunun tarihsel genetiğinde yer alan geleneksel
geniş aile ev-komünü Zadruga yapısını incelemiştir. Bu ilkel
dayanışma ağının dağıtılması yerine, modern tarımsal ve sınai
kooperatiflere (zadrugarstvo) evrilmesi gerektiğini
savunmuştur.
- Mülkiyetin Yaygınlaştırılması: Radić'e göre iktisadi istikrar, toprağın devlette veya devasa
kapitalist şirketlerde toplanmasıyla değil; küçük köylü mülkiyetinin
kooperatif çatısı altında birleştirilerek güçlendirilmesiyle mümkündür.
Bu agrarist
dönüşüm, 20. yüzyılın başında Zagreb Üniversitesi etrafında kümelenecek olan
Mijo Mirković ve Rudolf Bićanić gibi isimlerin "Köylü Ekonomisi ve
Kurumsal İktisat" üzerine geliştirecekleri küresel çaptaki teorik
çalışmalara zemin hazırlayacaktır.
IV. 20.
Yüzyılın İlk Yarısı: Viyana Okulu ve Kurumsal Çözümlemeler
20. yüzyılın ilk yarısında Hırvatistan,
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküşüne, Birinci Dünya Savaşı sonrası
kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı (Birinci Yugoslavya) dönemine ve İkinci
Dünya Savaşı'nın çalkantılarına tanıklık etmiştir. İmparatorluğun dağılmasıyla
birlikte Hırvat iktisatçıları; bir yandan Viyana Okulu'nun analitik araçlarını
korumuş, diğer yandan yeni kurulan devletin merkeziyetçi politikaları
karşısında Hırvatistan'ın özgün sosyo-ekonomik dokusunu kurumsal yöntemlerle
çözümlemeye çalışmışlardır.
1. Zagreb
İktisat Çevresi: Marjinalizm ve Avusturya Okulu Etkisi
20. yüzyılın başlarında Zagreb Üniversitesi ve
Zagreb Ticaret Akademisi etrafında şekillenen akademisyen kadrosu, Doğu
Avrupa'daki muadillerinden farklı olarak Avusturya Okulu (Marjinalizm)
ile doğrudan entelektüel temas kurmuştur.
Carl Menger, Eugen von Böhm-Bawerk ve Friedrich
von Wieser gibi marjinalist düşünürlerin geliştirdiği kavramlar, Zagreb iktisat
çevresi için ana metodolojik zemini oluşturmuştur:
- Analitik Rasyonellik:
Emek-değer teorisi veya katı devletçi yaklaşımlar yerine; fayda analizi,
marjinal verimlilik, sermaye zaman yapısı ve metodolojik bireycilik
kavramları ön plana çıkarılmıştır.
- Metodolojik Esneklik: Zagreb
Okulu, Avusturya Okulu’nun soyut soyutlamalarını dogmatik bir biçimde
benimsememiş; bu araçları Orta Avrupa ve Balkanlar’ın somut yapısal
sorunlarına (enflasyon, sermaye kıtlığı, tarımsal pazar dengesizlikleri)
uygulamıştır.
Bu marjinalist ve analitik gelenek, Hırvat
iktisatçıların daha sonra Marksist doktrinle karşılaştıklarında dahi ideolojik
şablonlara hapsolmasını engellemiş; onları analitik ve ekonometrik araçları
kullanabilen esnek bir çizgiye taşımıştır.
2. Mijo
Mirković (Mate Balota) ve İktisadi Yapı Analizi
Hırvatistan iktisat ve edebiyat tarihinin
disiplinlerarası en özgün figürlerinden biri olan Mijo Mirković (1898–1963),
Avusturya Okulu'nun analitik titizliği ile Alman Tarihçi Okulu'nun tarihsel ve
sosyolojik yaklaşımını sentezlemiştir.
Mirković, Ekonomska historija Hrvatske
(Hırvatistan'ın İktisat Tarihi) ve Gospodarska struktura (İktisadi Yapı)
gibi anıtsal eserlerinde şu temel tezleri savunmuştur:
- Kapitalizme Geçişin Özgünlüğü:
Mirković, Hırvatistan’ın Batı Avrupa tarzı organik bir sanayi kapitalizmi
yaşamadığını; feodalizmin çözülüşüyle birlikte tarımsal çöküş ve
sanayileşememe (yarı-çevre) cenderesinde kaldığını göstermiştir.
- Sermaye Birikimi ve Yabancı Bağımlılığı: Hırvat sanayi ve bankacılık sektörünün yabancı sermayeye (Avusturya,
Macaristan ve sonrasında Belgrad merkezli idareye) bağımlı yapısını nicel
verilerle ortaya koyarak, yerel sermaye birikim yetersizliğini
tarihsel-kurumsal açıdan çözümlemiştir.
3. Rudolf
Bićanić: Köylü İktisadı ve Merkezi Planlama Eleştirisi
İki savaş arası dönemin ve İkinci Dünya Savaşı
sonrasının küresel çaptaki en yetkin Hırvat iktisatçılarından biri Rudolf
Bićanić (1905–1968) olmuştur. Londra Ekonomi Okulu (LSE) ile kurduğu
organik bağlar sayesinde Batı iktisat literatürünü yakından takip eden Bićanić,
iktisadı kurumsal ve ampirik bir düzlemde ele almıştır.
Doğu Avrupa
Köylü Ekonomisi ve Tarımsal Krizler
Bićanić, Doğu Avrupa köylüsünün davranışsal ve
iktisadi kalıplarını incelediği çalışmalarında, neo-klasik varsayımların
gelişmekte olan tarım toplumlarında neden yetersiz kaldığını göstermiştir.
Tarımsal ürünlerin fiyat dalgalanmaları karşısında köylünün sermaye
biriktiremeyerek borç cenderesine girmesini ve kriz anlarında pazardan
çekilerek öz-tüketime dönme rasyonelliğini kuramsallaştırmıştır.
Katı Merkezi
Planlamanın Kurumsal Eleştirisi
1945 sonrasında Yugoslavya’da kurulan sosyalist
rejim döneminde Bićanić, Sovyet tipi bürokratik ve merkezi planlama modeline (command
economy) yöneltilen ilk ve en güçlü teorik eleştirilerin sahibi olmuştur:
Tavandan dayatılan emredici planlama; yerel
bilginin, fiyat mekanizmasının sunduğu sinyallerin ve rasyonel maliyet
hesabının yerini alamaz. Piyasa dinamiklerini tamamen yok sayan bir sosyalist
planlama, bürokratik verimsizlik ve kaynak israfıyla çökmeye mahkûmdur.
Bićanić’in bu kurumsal eleştirileri, 1948
Tito-Stalin ayrışmasının ardından Yugoslavya’nın katı Sovyet modelini terk
ederek "İşçi Özyönetimi" ve "Piyasa Sosyalizmi" arayışına
girmesinde entelektüel kuluçka işlevi görmüştür.
V. Zirve
Noktası: Tito Yugoslavya’sında "Piyasa Sosyalizmi" ve Zagreb Okulu
1948 yılı, yalnızca Yugoslavya tarihinin değil,
20. yüzyıl iktisadi düşünce tarihinin en radikal teorik ve pratik kırılma
noktalarından biridir. Tito ile Stalin arasındaki diplomatik ve ideolojik kopuş
(Tito-Stalin Ayrışması), Yugoslavya’yı Sovyet tipi katı emredici planlamadan (command
economy) koparmış; ülke iktisatçılarını Doğu Bloğu’nun dogmatik
kalıplarından tamamen farklı, özgün bir arayışa yöneltmiştir.
Bu arayışın teorik kalbi ve laboratuvarı ise
Zagreb Üniversitesi ile Zagreb Ekonomi Enstitüsü etrafında kümelenen Hırvat
iktisatçı kadrosu olmuştur.
1. 1948
Kırılması: "Toplumsal Mülkiyet" ve "İşçi Özyönetimi"
Sovyet modelinde devleti iktisadi hayatın tek ve
mutlak sahibi kılan "Devlet Mülkiyeti" (State Ownership),
Yugoslav iktisatçılar ve teorisyenler (özellikle Boris Kidrič, Edvard Kardelj
ve Hırvat iktisat çevresi) tarafından "Bürokratik Etatizm"
olarak nitelendirilerek reddedilmiştir.
Bunun yerine iki temel kavram teorik inşa
sürecinin merkezine oturtulmuştur:
- Toplumsal Mülkiyet (Social Ownership): Üretim araçları ne devlete ne de özel şahıslara aittir; tüm toplumun
ortak varlığıdır. Devlet, fabrikanın sahibi değil; yalnızca geçici bir
idarecisidir.
- İşçi Özyönetimi (Worker Self-Management / Samoupravljanje): 1950 tarihli kanunla fabrikaların yönetimi bürokratik atamalardan
çıkarılarak doğrudan İşçi Konseylerine (Radnički savjeti)
devredilmiştir. İşçiler yalnızca kol gücü sunan ücretliler değil,
işletmenin yönetim kararlarını alan ve kârı paylaşan asli karar alıcılara
dönüştürülmüştür.
2. Branko
Horvat (1928–2003) ve Teorik Devrim
İşçi özyönetimi uygulamasına analitik,
ekonometrik ve neoklasik araçlarla küresel ölçekte kabul gören matematiksel bir
kuram kazandıran isim, Hırvat iktisatçı Branko Horvat olmuştur. Horvat,
Marksist hedefler ile Neoklasik iktisadın analitik araçlarını sentezleyerek
iktisat literatürüne damga vurmuştur.
B. Piyasanın
Teknik Bir Araç Olarak Rasyonelleştirilmesi
Horvat'a göre piyasa mekanizması (arz-talep,
fiyat sinyalleri, rekabet), kapitalist sömürüye özgü bir "kötülük"
değil; kaynak tahsisinde rasyonelliği sağlayan nötr ve teknik bir araçtır.
"Piyasa kapitalizmin tekelinde değildir.
Piyasa mekanizmasını reddeden bir sosyalizm, fiyat rasyonelliğini yitirerek
bürokratik bir kaosa batmaya mahkûmdur."
Bu yaklaşım; üretimin toplum çıkarı için
planlandığı, ancak ürünlerin piyasada özgürce fiyatlandığı ve rekabet ettiği "Piyasa
Sosyalizmi" (Market Socialism) modelini doğurmuştur. Horvat,
1982 tarihli The Political Economy of Socialism (Sosyalizmin Siyasal
İktisadı) yapıtı başta olmak üzere sunduğu bu teorik katkılarla 1983 yılında
Nobel İktisat Ödülü’ne aday gösterilmiştir.
3. Zagreb
Ekonomi Enstitüsü’nün Mirası ve Kriz Analizleri
1939'da kurulan ve 1950'lerden itibaren Horvat ve
meslektaşlarının yönetiminde bir mükemmeliyet merkezine dönüşen Zagreb
Ekonomi Enstitüsü (Ekonomski institut Zagreb- EIZ), Doğu Avrupa'daki
dogmatik akademi anlayışından radikal biçimde ayrılmıştır:
- Gelişkin Analitik Yöntemler: Enstitü,
Wassily Leontief'in Girdi-Çıktı (Input-Output) analizlerini,
doğrusal programlama yöntemlerini ve ekonometrik modelleri Yugoslav
planlama süreçlerine entegre etmiştir.
- Sistemik Kriz Teşhisleri:
1970'lerin sonu ve 1980'lerde Yugoslavya'da patlak veren bölgesel
gelişmişlik farkları, dış borç birikimi ve hiperenflasyon krizlerini
ideolojik tabulardan uzak biçimde ilk teşhis eden Zagreb ekolü olmuştur.
Enstitü iktisatçıları, sistemin aksayan yönlerini (işçi özyönetimli
firmalarda sermaye birikim yetersizliği ve katı ücret dağıtım sorunları)
cesaretle raporlaştırmışlardır.
Zagreb Okulu, Katolik/Batı dünyasının mülkiyet ve
rasyonellik mirasını 20. yüzyılın en özgün iktisadi deneyiyle buluşturarak
Hırvat iktisat düşüncesini küresel iktisat tarihinin zirvesine taşımıştır.
VI. Bağımsızlık
Sonrası Dönem: Piyasa Ekonomisine Geçiş ve Avrupa Bütünleşmesi (1991 Sonrası)
1991 yılında ilan edilen bağımsızlık ve ardından
patlak veren Vatan Savunması Savaşı (Domovinski rat), Hırvat ekonomisini
ve iktisadi düşüncesini çifte bir krizle karşı karşıya bırakmıştır: Bir yanda
savaşın yıkıcı fiziki/beşerî tahribatı, diğer yanda özyönetimli piyasa
sosyalizminden liberal kapitalist piyasa ekonomisine geçişin (transmuta/post-socialist
transition) sancıları.
1. İstikrar
Programı, Kuramsallaşma ve Makroekonomik Çerçeve (1993)
Sosyalist Yugoslavya'dan devralınan
hiperenflasyonu dizginlemek amacıyla, 1993 yılının Ekim ayında Hırvat Hükümeti
ve Hırvatistan Merkez Bankası (Hrvatska narodna banka- HNB) tarafından
radikal bir İstikrar Programı (Stabilizacijski program) yürürlüğe
konmuştur.
- Emin Škreb ve Çapa Rejimi: Dönemin
HNB Başkanı Emin Škreb ve ekibi bünyesinde kurgulanan bu program, ulusal
para birimi olarak 1994'te tedavüle sokulan Kuna'yı Alman Markı'na
(ardından Euro'ya) sabitleyen döviz kuru çapa rejimi (exchange
rate anchor) üzerine oturtulmuştur.
- Fiyat İstikrarı Başarısı: Program,
Doğu Avrupa'daki en hızlı ve başarılı enflasyonla mücadele örneklerinden
biri olmuş; yıllık %1000'leri aşan hiperenflasyon birkaç ay içinde tek
haneli rakamlara çekilmiştir. Ancak bu katı döviz kuru politikası,
ilerleyen yıllarda Hırvat sanayisinin ihracat rekabet gücünü sınırladığı
gerekçesiyle yerli iktisatçılar arasında tartışmalara yol açmıştır.
2.
Özelleştirme Modeli, "Hırvat Hastalığı" ve Yapısal Eleştiriler
1990'lar boyunca yürütülen özelleştirme süreci (privatizacija),
Hırvat iktisadi düşüncesinde derin kırılmalara ve teorik tartışmalara neden
olmuştur:
- Ahbap-Çavuş Kapitalizmi Eleştirisi: Ivo
Bićanić (Rudolf Bićanić'in oğlu) ve Zagreb Ekonomi Enstitüsü
araştırmacıları, özelleştirmenin "Açık Satış" veya "İşçi
Paydaşlığı" yerine siyasi elitlere yakın gruplara mülkiyet transferi
şeklinde gerçekleşmesini sert şekilde eleştirmişlerdir.
- Sanayisizleşme ve Hizmetleşme: İmalat
sanayisinin gerilemesi ve ekonominin hızla Adriyatik kıyısındaki turizm
sektörüne bağımlı hale gelmesi, Hırvat iktisatçılar tarafından bir tür
"Hırvat Hastalığı" (Hollanda Hastalığı'nın bölgesel bir
formu) olarak tanımlanmıştır.
3. AB
Bütünleşmesi, Euro Bölgesi ve Güncel İktisadi Arayışlar
2013 yılında gerçekleşen Avrupa Birliği üyeliği
ve 1 Ocak 2023 tarihi itibarıyla Euro Bölgesi ile Schengen alanına
eşzamanlı katılım, Hırvatistan'ın kurumsal evriminin son aşamasını oluşturur.
- Sermaye Hareketleri ve Uyum: AB
üyeliği, Hırvatistan'ın kurumsal yapısını tamamen Batı Avrupa
standartlarına eklemlemiş; altyapı fonları ve sermaye akışları sayesinde
büyüme desteklenmiştir.
- Nüfus Kaybı ve İnsan Sermayesi: Serbest
işgücü dolaşımıyla birlikte yaşanan nitelikli beyin göçü, çağdaş Hırvat
iktisatçılarının (özellikle Zagreb Üniversitesi ve İktisat Enstitüsü
araştırmacılarının) odak noktasını demografik iktisat, beşerî sermaye
birikimi ve yüksek katma değerli teknoloji yatırımlarına kaydırmıştır.
VII. Sonuç:
Doğu Avrupa’da Özgün Bir İktisat Laboratuvarı Olarak Hırvatistan
15. yüzyıl Adriyatik liman kenti Dubrovnik'in
tüccar rasyonalitesinden başlayıp 21. yüzyılın Euro Bölgesi üyeliğine uzanan
Hırvat iktisadi düşünce tarihi; kesintisiz bir kurumsal adaptasyon, analitik
esneklik ve özgün model arayışının öyküsüdür.
1.
Sırbistan/Doğu Geleneğinden Ayrışan Temel Dinamikler
Hırvatistan'ın iktisadi düşünce serüveni,
Balkanlar ve Doğu Avrupa coğrafyasında onu Komşusu Sırbistan başta olmak üzere
diğer Doğu Bloku geleneklerinden keskin biçimde ayıran üç temel sütun üzerine
yükselmiştir:
|
İktisadi Boyut |
Hırvatistan İktisadi Geleneği |
Doğu / Ortodoks-Bizans / Osmanlı Etki Alanı
(Örn. Sırbistan) |
|
Kurumsal/Hukuki Temel |
Katolik-Latin & Habsburg
Yazılı hukuk, ticaret etiği, kurumsal özerklik
ve Viyana kameralizmi. |
Merkezi-Otokratik & Devletçi
Tımar/Reaya mantığı, zayıf tüccar sınıfı ve
bürokratik patrimonyalizm. |
|
Metodolojik Eğilim |
Marjinalist / Avusturya Okulu
Metodolojik bireycilik, rasyonel maliyet
hesabı, ekonometrik araçlar. |
Tarihçi / Katı Devletçi / Dogmatik
Makro-Kollektif yapılar, politik-ekonomi
doktrinciliği ve merkezi irade. |
|
Piyasa vs. Devlet |
Piyasa Sosyalizmi & Özyönetim
Piyasayı rasyonel bir dağıtım aracı, işçiyi ise
nihai karar alıcı gören sentez. |
Emredici / Bürokratik Planlama
Devlet mülkiyeti, tavandan dayatılan merkezi
üretim kotaları. |
2. Tarihsel
Düşünce Çizgisinin Genel Değerlendirmesi
Hırvat iktisadi düşüncesi; ideolojik savrulmalara
kapılmak yerine, bulunduğu coğrafi ve tarihsel koşulları ampirik bir titizlikle
okuma becerisi göstermiştir:
[ 15. YÜZYIL ] Benedikt
Kotruljević ile Çift Girişli Muhasebe, Tüccar Etiği ve Rasyonellik
│
▼
[ 18.-19. YÜZYIL ] Nikola Škrlec & Stjepan Radić ile Kameralizm,
Korumacılık ve Agrarizm
│
▼
[ 20. YÜZYIL ] Mijo Mirković &
Rudolf Bićanić ile Avusturya Okulu ve Yapısal Eleştiri
│
▼
[ TİTO DÖNEMİ ] Branko Horvat ile
"Piyasa Sosyalizmi", Özyönetimli Firma Teorisi (Nobel Adaylığı)
│
▼
[ AB DÖNEMİ ] Euro Alanına
Eklemleme ve Yüksek Katma Değerli Kurumsal Dönüşüm
3. Epilog
Özetle Hırvatistan, Doğu ile Batı arasında sadece
siyasal değil, iktisadi bir laboratuvar işlevi görmüştür. Katolik/Batı
kurumlarıyla başlayan, feodalizmin tasfiyesiyle köylü rasyonalitesi ve
kooperatifçilikle biçimlenen bu gelenek; 20. yüzyılda sosyalizmin katı
doğmalarını dahi piyasa mekanizması ve neoklasik araçlarla ehlileştirmeyi
başarmıştır.
Branko Horvat'ın şahsında Nobel adaylığına kadar
uzanan bu teorik yetkinlik, Hırvat iktisadi düşüncesinin küresel iktisat
literatürüne bıraktığı en nitelikli ve özgün mirastır.
Kaynakça
- Bićanić, Rudolf. (1936). Kako
živi narod: Život u pasivnim krajevima [Halk Nasıl Yaşıyor: Pasif
Bölgelerde Yaşam]. Zagreb: Tipografija.
- Bićanić, Rudolf. (1952). Ekonomska
podloga hrvatskog pitanja [Hırvat Sorununun İktisadi Temeli]. Zagreb:
Mirković.
- Bićanić, Rudolf. (1973). Economic
Policy in Socialist Yugoslavia. Cambridge: Cambridge University Press.
- Cotrugli, Benedetto (Kotruljević, Benedikt). (1573) [1458]. Della mercatura e del mercante perfetto
[Ticaret ve Mükemmel Tüccar Üzerine]. Brescia: Giacomo Turlino.
- Horvat, Branko. (1964). Towards
a Theory of Planned Economy. Belgrade: Yugoslav Institute of Economic
Research.
- Horvat, Branko. (1969). An
Essay on Yugoslav Society. White Plains, NY: International Arts and
Sciences Press.
- Horvat, Branko. (1982). The
Political Economy of Socialism: A Marxist Social Theory. Armonk, NY:
M. E. Sharpe.
- Mirković, Mijo. (1952). Ekonomska
historija Hrvatske [Hırvatistan'ın İktisat Tarihi]. Zagreb: Ekonomski
pregled.
- Mirković, Mijo. (1950). Ekonomska
struktura Jugoslavije, 1918.-1941
- Radić, Stjepan. (1903). Uzničke
uspomene [Hapishane Anıları ve Agrarizm Yazıları]. Zagreb: HPSS
Yayınları.
Yorumlar
Yorum Gönder