Sırbistan İktisadi Düşünce Tarihi: Bizans-Osmanlı Mirasından Pragmatik
Devletçiliğe
Ercan Eren
Balkanlar’ın
tarihsel ve jeopolitik kırılma noktalarında yer alan Sırbistan’ın iktisadi
düşünce serüveni, Doğu ile Batı, imparatorluk mirası ile ulus-devlet inşası,
korumacılık ile piyasa entegrasyonu arasındaki süreğen bir gerilimin ürünüdür.
Orta ve Doğu Avrupa’daki Katolik-Latin geleneklerinden farklı olarak Sırp
iktisadi düşüncesi; Bizans teolojik devletçiliği, Osmanlı patrimonyal yönetim
yapısı, 19. yüzyılın köylü temelli agrarizmi ve 20. yüzyılın
merkeziyetçi-sosyalist planlama tecrübelerinden süzülerek şekillenmiştir.
Bu monografi,
Sırbistan’ın iktisadi düşünce tarihini yalnızca iktisadi kurumların veya
makroekonomik göstergelerin bir kronolojisi olarak değil; devlete, mülkiyete,
piyasaya ve bireye yüklenen anlamsal kodların tarihsel evrimi çerçevesinde ele
almaktadır. Sırp iktisadi geleneğinin ana eksenini oluşturan temel dinamikler
üç ana başlıkta özetlenebilir:
1. Devletin Asli Aktör Konumu ve Patrimonyal Miras
Sırp
iktisadının ontolojik temelinde devlet, piyasa mekanizmasını tamamlayan ikincil
bir düzenleyici değil; iktisadi hayatı kuran, yönlendiren, koruyan ve
kaynakları dağıtan asli fail konumundadır. 19. yüzyılda Osmanlı
hakimiyetinden çıkış sürecinde, derebeylik yapısının tasfiyesiyle ortaya çıkan
homojen fakat sermayesiz özgür köylü kitlesi (seljaštvo), iktisadi
kalkınmanın tek motoru olarak devlet aygıtını ön plana çıkarmıştır. Kosta
Cukić’in ilk sistemik iktisat metinlerinden Çedomilj Mijatović’in kurumsal
reformlarına kadar, Sırp entelektüel elitleri devleti her zaman sanayileşmenin
ve sermaye birikiminin "vazgeçilmez hamisi" olarak kurgulamıştır.
2. İdeolojik Sentez: Batı Liberalizmi ve Rus Narodnikliği
Sırp iktisadi
düşüncesi, 19. ve 20. yüzyıllarda Batı Avrupa’dan (özellikle Fransa ve Almanya)
ithal edilen teorik çerçeveler ile yerel toplumsal gerçekliklerin çatışmasına
sahne olmuştur. Fransız Etatisme anlayışı ile Alman Tarihçi Okulu’nun
korumacı fikirleri Sırp bürokrasisinde karşılık bulurken; Svetozar Marković
liderliğindeki Radikal/Narodnik kanat, Batı tarzı bir kapitalistleşmenin
toplumsal dokuyu bozacağını savunarak geleneksel komünal köy yapısını (zadruga)
iktisadi organizasyonun merkezine koymuştur. Bu ideolojik hat, ilerleyen
dönemde Yugoslav Sosyalizmi içindeki merkeziyetçi-planlamacı eğilimlerin de
fikri altyapısını beslemiştir.
3. Savaş, Yaptırımlar ve Pragmatik Dönüşüm
20.Yüzyılın
son çeyreğinde Yugoslavya'nın kanlı dağılma süreci, Sırbistan'ı standart bir
"post-sosyalist geçiş" modeli yaşamaktan alıkoymuştur. 1990'lı
yılların ağır yaptırımlar, hiperenflasyon ve savaş ekonomisi koşulları, kayıt
dışı ağların ve devlet destekli oligarşik yapıların güçlenmesine yol açmıştır.
2000 sonrası dönemde ise neoklasik/neoliberal reform çabaları, yerini Doğu
(Çin, Rusya) ve Batı (AB) sermayesi arasında denge kuran "Pragmatik
Devletçilik" modeline bırakmıştır.
Çalışmanın Amacı ve Metodolojisi
Bu çalışmanın
temel amacı; Sırbistan’ın tarihsel patika bağımlılığını (path dependency)
göz önüne alarak, günümüz Sırp iktisat politikalarını şekillendiren tarihsel ve
zihinsel kodları açığa çıkarmaktır. Böylece, aynı coğrafyayı paylaşan ancak
Katolik-Adriyatik ve piyasa odaklı bir hat izleyen Hırvat iktisadi düşünce
geleneği ile Sırbistan’ın devlet merkezli ve patrimonyal geleneği arasındaki
derin mantık farkı net bir biçimde ortaya konmuş olacaktır.
I. Erken
Dönem: Bizans-Osmanlı Mirası ve Patrimonyal İktisat Mantığı
Hırvatistan’ın kurumsal gelişiminde Adriyatik
kent devletlerinin ticari rasyonalizmi ve Habsburg bürokrasisi belirleyici
olurken; Sırp iktisadi zihniyetinin tarihsel kökleri Bizans-Ortodoks
devletçiliği ile yüzyıllar süren Osmanlı patrimonyal idare yapısının
kesişim noktasında biçimlenmiştir. Bu çifte miras, iktisadi hayatı piyasa
dinamiklerinin özerk bir alanı olarak değil, siyasal iktidarın doğrudan
düzenlediği ve denetlediği bir kamu alanı olarak kurgulayan köklü bir geleneğin
doğuşuna yol açmıştır.
1. Bizans ve
Orta Çağ Sırp Hukuku: Dušan Kanunnamesi (1349)
Orta Çağ Sırp İmparatorluğu'nun kurumsal
zirvesini temsil eden İmparator Stefan Dušan dönemi, Sırp iktisadi düşüncesinde
Bizans hukuk ve devlet geleneklerinin kurumsallaşmasının miladıdır.
1349 yılında Üsküp'te ilan edilen ve 1354'te
genişletilen Dušan Kanunnamesi (Dušanov zakonik), Doğu Roma
(Bizans) hukuku ile Sırp örfi hukukunu sentezleyerek katı bir feodal hiyerarşi
ve devletçi iktisat modeli inşa etmiştir:
- Mülkiyet Rejimi ve Siyasi Bağlılık:
Kanunname, toprağı mutlak bir özel mülkiyet nesnesi olarak değil, devlete
(çara) verilen askeri ve idari hizmet karşılığında tasarruf edilen bir
imtiyaz (baština ve proreja) olarak tanımlamıştır. Mülkiyet
güvenliği, doğrudan iktidarla kurulan hiyerarşik bağa endekslenmiştir.
- Tüccar Hakları ve Dış Ticaret Tekeli: Ragusa (Dubrovnik) ve Venedikli tüccarların ülke içindeki geçiş
hakları (prosed) güvenceye alınmış; ancak stratejik madenler (Novo
Brdo gümüş madenleri) ve tahıl ticareti doğrudan saray bürokrasisinin ve
hükümdarın sıkı denetimine tabi kılınmıştır. Piyasada fiyatların serbestçe
oluşması yerine, devlet eliyle belirlenen "tavan fiyat" (justum
pretium / adil fiyat) anlayışı benimsenmiştir.
- Feodal Yükümlülükler ve Köylülük: Toprağa
bağlı köylülerin (meropsi) beyin (vlastelin) arazisinde
haftada iki gün çalışmasını zorunlu kılan angarya (tlaka) düzeni
kanunlaştırılmıştır. İktisadi üretim, sermaye birikiminden ziyade
derebeylik ve saray sisteminin ihyasına yönlendirilmiştir.
2. Osmanlı
Tımar/Reaya Düzeni ve Kırsal Zihniyetin Yapısal İzleri
14. yüzyılın sonlarından itibaren kademeli olarak
başlayan ve 19. yüzyıla kadar süren Osmanlı hakimiyeti, Sırp coğrafyasındaki
sosyo-ekonomik dokuyu kökten dönüştürmüştür. Osmanlı idari ve iktisadi yapısı,
Hırvatistan'ın yaşadığı Batı Avrupa tarzı feodal çözülme ve erken
kapitalistleşme süreçlerinden tamamen farklı bir kırsal zihniyet kalıbı
üretmiştir.
- Tımar Sistemi ve Miri Arazi Rejimi: Toprağın
mülkiyetinin devlete, kullanım hakkının ise vergisini ödeyen reayaya ait
olduğu bu sistem, Hırvatistan'da görülen toprak soyluluğunun ve özerk
malikanelerin doğmasını engellemiştir. Sırp kırsalında sınıfsal
katmanlaşma derinleşmemiş, homojen bir "küçük
mülksüz/yarı-mülkiyetli köylü" kitlesi oluşmuştur.
- Korporatif Köylü Örgütlenmesi ve Pazar Zayıflığı: Dış dünyadan izole edilen Sırp köylüsü, hayatta kalabilmek için içe
dönük aile birliklerine (zadruga) ve köy cemaati örgütlenmelerine (knežina)
sığınmıştır. Bu durum, piyasa odaklı rasyonel kâr arayışı yerine; komünal
dayanışmayı ve riski minimuma indirmeyi hedefleyen öz-tüketim
ekonomisini (subsistence economy) pekiştirmiştir.
- Yerli Burjuvazinin Yokluğu: Osmanlı
kent merkezlerinde ticaretin çoğunlukla Müslüman, Rum, Ermeni veya
Ragusali tüccarların elinde kalması, Sırp toplumunda yerli bir sanayi veya
finans burjuvazisinin yetişmesini engellemiştir. İktisadi faaliyet, uzun
süre ilkel hayvancılık (özellikle domuz ticareti) ve küçük ölçekli yerel
pazar alışverişiyle sınırlı kalmıştır.
3. Patrimonyal
Zihniyet ve "Bürokratik Rant" Mantığı
Max Weber'in Kavramsal Çerçevesiyle bakıldığında,
Sırbistan iktisadi düşüncesinin tarihsel köklerinde Patrimonyalizm
yatmaktadır. Bu zihniyet kalıbı, iktisadi zenginliği ve sermaye birikimini
serbest piyasadaki yenilikçilikten (innovation) veya verimlilik
artışından değil; devlet/iktidar aygıtıyla kurulan yakınlıktan
türetmiştir.
|
İktisadi Parametre |
Hırvatistan (Adriyatik/Habsburg Tradisyonu) |
Sırbistan (Bizans/Osmanlı Tradisyonu) |
|
Zenginlik Kaynağı |
Pazar rekabeti, deniz ticareti, hukuk
güvencesindeki sözleşmeler. |
Devlet hizmeti, siyasi sadakat, vergi
mültezimliği, idari imtiyaz. |
|
Hukuk Algısı |
Siyasi otoriteden bağımsız, özel mülkiyeti
koruyan bağlayıcı kural. |
İktidarın meşruiyetini pekiştiren, gerektiğinde
esnetilebilen idari araç. |
|
Sermaye Birikimi |
Ticari ve sınai kârların yatırıma dönüşmesi
(Özel sermaye). |
Siyasi rantların ve kamusal gelirlerin dağıtımı
(Bürokratik sermaye). |
|
Girişimci Tipi |
Risk alan, bilanço tutan tüccar/bankacı (Örn:
Kotruljević). |
Devlete mal satan, tekel hakkı arayan
tüccar/bürokrat. |
Sırp toplumunun bilinçaltına yerleşen bu
patrimonyal zihniyet; devlet aygıtını iktisadi değerlerin üretildiği değil, toplanan
değerlerin dağıtıldığı bir "rant kapısı" olarak görme eğilimini
doğurmuştur.
19. yüzyılda Osmanlı hakimiyeti sona erip
bağımsız Sırbistan Devleti kurulduğunda, bu tarihsel miras yok olmamış; aksine
yeni kurulan bürokratik devlet yapısına eklemlenerek Sırp iktisadi düşüncesinin
devletçi, müdahaleci ve korumacı karakterini biçimlendiren temel harç
olmuştur.
II. 19.
Yüzyıl: Özerklik, Bağımsızlık ve Devletçi İktisadın İnşası
19. yüzyıl, Sırp coğrafyasının Osmanlı idari
çeperinden çıkarak önce özerk bir prenslik (1830), ardından uluslararası alanda
tanınan bağımsız bir krallık (1878 Berlin Kongresi) haline geldiği tarihsel
eşiktir. Bu siyasal dönüşüm; toprak rejiminin tasfiyesi, devlet aygıtının
inşası ve ilk akademik iktisat kurumlarının kuruluşuyla eşzamanlı yürümüştür.
Hırvatistan'da süreç sanayileşme ve Avusturya/Macaristan sermayesiyle
hesaplaşma üzerinden yürürken, Sırbistan'da iktisadi düşünce doğrudan "devlet
inşası" (state-building) süreçlerinin emrine girmiştir.
1. Köylü
İsyanları ve Mülkiyetin Millileştirilmesi: "Seljaštvo" Sınıfının
Doğuşu
1804 (Birinci Sırp İsyanı) ve 1815 (İkinci Sırp
İsyanı) hareketleri, yalnızca siyasal bir bağımsızlık mücadelesi değil, aynı
zamanda köklü bir toprak ve mülkiyet devrimidir.
- Sipahi Mülkiyetinin Tasfiyesi: İsyanlar
sürecinde Osmanlı tımar ve çiftlik düzeni fiilen çökertilmiş; Müslüman
toprak sahiplerinin (sipahi ve ayan) mülkleri millileştirilerek toprağı
işleyen Sırp reayasına dağıtılmıştır.
- Özgür Küçük Toprak Sahibi Köylülük (Seljaštvo): Bu radikal mülkiyet transferi, Doğu Avrupa genelinde eşine az
rastlanır bir toplumsal yapı yaratmıştır: Feodal yükümlülüklerden arınmış,
toprağın bizzat sahibi olan homojen bir özgür köylü sınıfı (seljaštvo).
- İktisadi Sonuçlar: Büyük
toprak aristokrasisinin veya güçlü bir kentli burjuvazinin bulunmadığı bu
yapıda, küçük toprak mülkiyeti toplumsal eşitliğin teminatı olarak
görülmüştür. Ancak bu durum, sermaye birikimini ve tarımsal ölçek
ekonomilerini imkânsız kılarak Sırbistan’ı uzun süre dikey uzmanlaşmadan
uzak, ilkel bir tarım ekonomisi sınırları içinde tutmuştur.
2. Erken Dönem
Bürokratik Merkantilizm: Prens Miloš Obrenović Dönemi
Sırbistan Prensi I. Miloš Obrenović
(1815–1839/1858–1860) yönetimi, Sırp iktisat tarihinin en özgün otokratik ve
merkantilist evresini simgeler. Miloš, devleti kendi özel hanesi (patrimonyum),
prenslik ekonomisini ise şahsi ticarethanesi gibi yönetmiştir.
- Tekelci Ticaret ve İhracat Kontrolü: Prens
Miloš, özellikle Avusturya ve Osmanlı pazarlarına yönelik canlı hayvan
(domuz) ihracatını, tuz ithalatını ve kereste ticaretini devlet/şahıs
tekelinde toplamıştır. Serbest tüccar sınıfının belirmesine izin
verilmemiş, ticari kârlar doğrudan prenslik hazinesine aktarılmıştır.
- Piyasaya Müdahale ve Fiyat Denetimi: Klasik
merkantilist mantıkla, değerli madenlerin ülke dışına kaçışını önlemek ve
kentlerin iaşesini garantiye almak için fiyatlar devlet eliyle (narh
benzeri idari kararlarla) belirlenmiştir.
Miloš dönemi, Sırp kamuoyunda "Siyasi güç
olmadan iktisadi zenginlik elde edilemez" algısını pekiştirmiş;
tüccarların ve girişimcilerin devlet idaresine bağımlı hale geldiği bürokratik
kapitalizmin temellerini atmıştır.
3. İlk
Akademik Adımlar ve Fransa Etkisi: Velika Škola
19. yüzyılın ortalarından itibaren, bürokrasinin
modernize edilmesi ve nitelikli kadroların yetiştirilmesi amacıyla kurumsal ve
akademik atılımlar başlatılmıştır.
Belgrad Yüksek
Okulu (Velika škola)
1838'de Kragujevac'ta kurulan ve 1841'de
Belgrad'a taşınarak 1863'te Velika škola (1905'te Belgrad
Üniversitesi'ne dönüşecektir) adını alan kurum, Sırbistan'da iktisat eğitiminin
ve kuramsal tartışmaların merkezi olmuştur.
- Fransız İktisat Çizgisinin Baskınlığı: Hırvatistan iktisadi düşüncesi doğrudan Avusturya/Alman (Kameralizm
ve Tarihçi Okul) etkisinde kalırken; Sırbistan yönünü Paris'e çevirmiştir.
Sırp aydınları (Parizlije / Paris Mezunları), iktisat eğitimlerini
ağırlıklı olarak Fransa'da almışlardır.
- Fizyokrasi ve Merkantilizm Sentezi: Velika
škola bünyesinde verilen ilk iktisat derslerinde; toprağı zenginliğin yegâne
kaynağı gören Fransız Fizyokrasi okulu ile devletin koruyucu rolünü
öne çıkaran Fransız Colbertist Merkantilizmi sentezlenmiştir.
Jean-Baptiste Say ve Adam Smith metinleri Sırpçaya aktarılsa da bu
metinler "serbest piyasa" vaaz etmekten ziyade, "devletin
mali gelirlerini artırma ve milli serveti yönetme sanatı" olarak
okunmuştur.
Bu entelektüel arka plan, 19. yüzyılın son
çeyreğinde Kosta Cukić ve Čedomilj Mijatović gibi ilk kuramsal Sırp
iktisatçılarının sahneye çıkmasına zemin hazırlayacaktır.
III. Sırp
İktisadında İki Ana Damar: Liberalizm vs. Devletçi-Toplumcu Çizgi
19. yüzyılın ikinci yarısında Sırbistan
bağımsızlığını tam olarak kazanırken (1878 Berlin Kongresi), Sırp iktisadi
düşüncesi entelektüel düzeyde ilk büyük kutuplaşmasını yaşamıştır. Bu dönemde
bir yanda devleti ve maliye mekanizmalarını Batı Avrupa standartlarına (Klasik
İktisat ve Liberalizm) göre modernize etmek isteyen Batıcı Reformcular;
diğer yanda ise Batı tarzı kapitalizmin Sırp köylüsünü sömüreceğini savunan Radikal-Toplumcu
(Narodnik) çizgi karşı karşıya gelmiştir.
1. Sırp
Liberalizmi ve Kamu Maliyesi Reformcuları
Sırp liberalizmi, Batı'daki muadillerinden farklı
olarak "devlet karşıtı" bir tutum takınmamış; aksine "devlet
eliyle liberal kurumsallaşma" yolunu seçmiştir. Heidelberg, Viyana ve
Paris gibi merkezlerde eğitim alan bu ilk nesil akademisyen-bürokratlar,
Sırbistan’ı Doğu tarzı patrimonyal bir prenslikten modern bir hukuk ve piyasa
devletine dönüştürmeyi hedeflemişlerdir.
A. Kosta Cukić
(1826–1879) ve Kuramsal Temeller
Heidelberg Üniversitesi mezunu olan Cukić, Sırp
iktisat tarihinin ilk sistemik teorisyenidir. Belgrad Yüksek Okulu'nda (Velika
škola) profesörlük ve Maliye Bakanlığı yapmıştır.
- İlk Sistemik İktisat Kitabı: Cukić’in
1851-1853 yıllarında kaleme aldığı Državinstvo / Državoslovlje
(Devlet Bilimi / İktisat) adlı üç ciltlik yapıtı, Sırp dilindeki ilk
bilimsel iktisat ders kitabıdır. Eserde Adam Smith, Jean-Baptiste Say ve
Wilhelm Roscher'in görüşlerini harmanlayarak mülkiyet güvenliği, serbest
girişim ve iş bölümü kavramlarını teorileştirmiştir.
- Para ve Vergi Reformu: Cukić,
Maliye Bakanlığı döneminde ilkel vergi sistemini modernize ederek dolaysız
vergileri düzene sokmuştur. En büyük kurumsal başarısı ise, Osmanlı kuru
kuruşu yerine 1873 yılında Sırbistan'ın ulusal para birimi olan Sırp
Dinarı'nı (Srpski dinar) gümüş standardına dayalı olarak
tedavüle sokması ve ülkeyi Latin Para Birliği standartlarına
yaklaştırmasıdır.
B. Čedomilj
Mijatović (1842–1932) ve Batılı Sermaye Entegrasyonu
Cukić’in haleflerinden olan Maliye Bakanı ve
diplomat Mijatović, Sırbistan’ın dış dünyaya açılması ve altyapı
modernizasyonunun en radikal figürüdür.
- Sırbistan Ulusal Bankası'nın Kuruluşu (1884): Mijatović, Avusturya ve Belçika merkez bankaları modellerini esas
alarak Privilegovana narodna banka Kraljevine Srbije (Sırbistan
Kraliyeti İmtiyazlı Ulusal Bankası) kuruluş kanununu hazırlamıştır. Banka,
emisyon tekelini eline alarak para istikrarını güvenceye bağlamıştır.
- Demiryolları ve Batı Sermayesi: 1878
Berlin Kongresi şartı olan Belgrad-Niş demiryolu hattının inşası için
Fransız ve Avusturya finans kapitalini ülkeye çekmiş; İngiliz Klasik
İktisadı doğrultusunda serbest ticaret (free trade)
anlaşmalarını imzalayarak Sırp tarım ürünlerinin Batı pazarlarına ihracını
savunmuştur.
2.
Radikal-Toplumcu / Narodnik Karşı-Söylem
Batıcı liberallerin serbest ticaret ve
sanayileşme programı, nüfusunun %90'ı köylü olan ve sermaye birikimi bulunmayan
Sırbistan'da ağır bir sosyal kriz yaratmıştır. Serbest ticaretle birlikte ucuz
Batı mamulleri yerli zanaatkarları çökertmiş; yükselen vergi yükü ve tüccar
faizciliği (zelenaštvo) köylüyü borç cenderesine sokmuştur.
This tezat, Sırp iktisat düşüncesinde güçlü bir popülist/anti-kapitalist
damarı ateşlemiştir.
[ SIRP İKTİSADINDA BÜYÜK YARIŞMA ]
│
┌──────────────────────────────┴──────────────────────────────┐
▼
▼
[ LIBERAL / BATICILIK ] [
RADİKAL / NARODNİKLİK ]
(Cukić,
Mijatović)
(Marković, Pašić)
• Batı
Sermayesi ve Dış Borçlanma
•
Yabancı Sermaye ve Banka Düşmanlığı
• Serbest
Ticaret ve Sanayileşme
•
Yerel Kırsal Dayanışma ve Agrarizm
• Devlet Eliyle
Kurumsal Piyasa • "Zadruga" ve Köy Komünü
Korumacılığı
A. Svetozar
Marković (1846–1875) ve "Toplumcu-Köy Komünü" Modeli
Sırp sosyalizminin ve agrarmis düşüncesinin
öncüsü olan Marković, Rusya'daki Narodnik (Halkçı) hareketten ve
Chernyshevsky'nin fikirlerinden derin bir biçimde etkilenmiştir.
- Bürokratik Kapitalizm Eleştirisi:
Marković, Cukić ve Mijatović'in reformlarını "köylüyü soyan
bürokratik bir parazitlik" olarak nitelendirmiştir. Batı tarzı sanayi
kapitalizminin Sırbistan için yıkım getireceğini, sermaye birikiminin
köylüyü mülksüzleştireceğini savunmuştur.
- Sıçrama Tezi (Bypassing Capitalism): Marković'e göre Sırbistan, Batı'nın geçtiği sancılı kapitalizm
aşamasını tamamen atlayabilir. Bunun için yapılması gereken; geleneksel
aile ev-komünü olan Zadruga ve köy cemaati yapısını dağıtmak
yerine, bunları üretim ve tüketim kooperatiflerine dönüştürerek
köye dayalı doğrudan bir "sosyalist-toplumcu" düzen inşa
etmektir.
B. Nikola
Pašić, Sırp Radikal Partisi (NPS) ve İktisadi Agrarizm
Marković’in teorik fikirleri, Nikola Pašić
önderliğinde kurulan Sırp Radikal Partisi (Narodna radikalna stranka- NRS)
eliyle 1880'lerden itibaren kitle siyasetinin ve devlet politikasının ana
omurgası haline gelmiştir.
- Köylü Popülizmi ve İktisadi Korumacılık: NRS, serbest ticaret ilkelerini reddederek "küçük mülk sahibi
özgür köylünün" korunmasını esas almıştır. Yabancı bankaların ve
tüccarların sömürüsüne karşı devlet destekli Tarımsal Kredi
Kooperatifleri (Zemljoradničke zadruge) kurulmuştur.
- Toprak Kamulaştırılamazlığı Kanunu (Okućje): 1873 ve 1898 tarihli yasalarla, köylünün borçlarından dolayı evine,
minimum toprağına ve üretim araçlarına el konulması yasaklanmıştır.
Sırp Radikal Partisi'nin bu agrarist ve korumacı
zaferi; Sırbistan'da büyük sınai işletmelerin ve güçlü bir özel bankacılık
sektörünün gelişmesini geciktirmiş, ancak köylü nüfusun kitlesel
mülksüzleşmesini engelleyerek devlete sadık, muhafazakâr bir iktisadi omurga
yaratmıştır.
IV. İki
Savaş Arası Dönem: Krallık Yugoslavya’sı ve Belgrad Merkezciliği (1918–1941)
I. Dünya Savaşı’nın ardından 1918 yılında kurulan
Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı (1929 sonrasında Yugoslavya Krallığı),
birbirinden iktisadi, kurumsal ve hukuki bakımdan tamamen farklı yapılara sahip
bölgelerin tek bir çatı altında birleşmesiyle doğmuştur. Sanayileşmiş,
Avusturya-Macaristan finans ağına entegre olmuş kuzey eyaletleri (Hırvatistan
ve Slovenya) ile tarıma dayalı, devletçi ve bürokratik geleneğe sahip güney
eyaletleri (Sırbistan) arasındaki iktisadi asimetri, iki savaş arası dönemin
temel dinamiklerinden biri olmuştur.
1.
Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı’nda İktisadi Hegemonya ve Mali Gerilimler
Yeni devlette siyasi erkin Belgrad merkezli Sırp
hanedanı (Karađorđević) ve bürokrasisi elinde toplanması, iktisat ve
maliye politikalarının da bu merkezci anlayış doğrultusunda şekillenmesine yol
açmıştır.
- Para Reformu ve Unifikasyon Eşitsizliği (1 Kron / Dinar Krizi): Savaş sonrasında en kritik finansal hamle para birimlerinin
birleştirilmesi olmuştur. Avusturya-Macaristan Kronu ile Sırp Dinarı
arasındaki değişim oranı 1920 yılında 4 Kron = 1 Dinar olarak
sabitlenmiştir. Hırvat ve Sloven iktisatçılar, Kron’un piyasa değerinin
altında ezildiğini ve bu kararın Sırbistan lehine ciddi bir servet
transferi yarattığını ileri sürerek karara tepki göstermişlerdir.
- Maliye Politikası ve Vergi Yükü Asimetrisi: Yeni krallıkta vergi mevzuatı uzun süre standartlaştırılamamıştır.
Eski Habsburg topraklarında (Hırvatistan, Voyvodina) daha gelişmiş ve katı
olan vergi denetimi sürdürülürken, Sırbistan genelinde vergi yükü görece
daha hafif tutulmuştur. Toplanan kamu gelirlerinin büyük kısmının
Belgrad’daki merkezi bürokrasiye, orduya ve Sırbistan altyapısına
akıtılması, Hırvat entelektüel ve iktisadi çevrelerinde "Mali
Sömürgecilik" eleştirilerine zemin hazırlamıştır.
2. Tarımsal
Borç Krizleri, 1929 Büyük Buhranı ve Proteksiyonizm
Yugoslavya nüfusunun yaklaşık %75’ini oluşturan
tarım sektörü, 1920’li yılların sonundan itibaren küresel iktisadi
dalgalanmaların hedefi haline gelmiştir.
- Büyük Buhran'ın Kırsal Çöküşü: 1929
Dünya İktisadi Buhranı ile birlikte uluslararası tarımsal hammadde
fiyatlarının çakılması, Sırp köylüsünü ağır bir borç krizine (seljački
dugovi) sürüklemiştir. Özel finans kurumlarının yüksek faizli
kredilerini ödeyemeyen köylülerin kitlesel mülksüzleşme riski doğmuştur.
- Aşırı Korumacılık ve Devlet Bankacılığı: Krizle mücadele etmek amacıyla Belgrad yönetimi iktisada müdahaleyi
artırmıştır. 1929 yılında bizzat devlet eliyle Privilegovana agrarna
banka (Ayrıcalıklı Tarım Bankası) kurulmuştur. Banka, ipotek altındaki
köylü borçlarını devralmış, sübvanse edilmiş tarım kredileri sağlamış ve
tahıl alımında devlet tekeli (PRIZAD- İmtiyazlı İhracat Şirketi)
oluşturmuştur.
- Devletçi Korumacılık (Statism): Bu tedbirler Sırp köylüsünü mülksüzleşmekten korusa da piyasa
mekanizmalarını devre dışı bırakmış; tarım sektörünü tamamen devlet
subvansiyonlarına ve siyasi kararlara bağımlı hale getirmiştir.
3. Belgrad
İktisat Çevresi: Devlet Hukuku ve İktisat Politikası Sentezi
İki savaş arası dönemde Belgrad Üniversitesi
bünyesinde şekillenen akademik iktisat çizgesi, halis bir neoklasik/liberal
çizgiden ziyade; Devlet Hukuku (Državno pravo) ile kamu
maliyesini entegre eden muhafazakâr-devletçi bir karakter taşımıştır.
- Slobodan Jovanović (1869–1958): Dönemin
önde gelen hukukçusu, tarihçisi ve devlet adamı olan Jovanović, iktisadi
hayatın kurumlaşmasını hukuki rasyonaliteden ayırmamıştır. Jovanović’e
göre iktisadi istikrar, ancak güçlü ve meşru bir devlet otoritesinin
bürokratik çerçeveyi kararlılıkla uygulamasıyla mümkündür. İktisadi
serbestlik, ulusal bütünlüğün ve kamu düzeninin altını oymamalıdır.
- Mihailo Vujić (1853–1913) Mirası ve Takipçileri: Eski Maliye Bakanı Vujić’in Alman Tarihçi Okulu (Historische
Schule) etkisindeki devletçi-maliyeci geleneği, iki savaş arası
Belgrad akademi çevresinde baskınlığını korumuştur. Bu ekol, iktisadi
kanunları evrensel ilkeler olarak değil; ulusal devletin dönemsel
ihtiyaçlarına, savunma harcamalarına ve toplumsal dengelerine göre
biçimlenen esnek araçlar olarak değerlendirmiştir.
Bu entelektüel zemin, Sırp iktisat aydınlarının
1945 sonrası kurulacak Sosyalist Yugoslavya döneminde de neden merkezi
planlamaya ve federasyon düzeyindeki devlet otoritesine daha sıcak
bakacaklarının tarihsel ipuçlarını barındırmaktadır.
V. Sosyalist
Yugoslavya’da Sırp İktisat Çizgisi: Planlama ve Etnik-Bölgesel Gerilimler
II. Dünya Savaşı sonrasında Tito liderliğinde
kurulan Sosyalist Federal Yugoslavya Cumhuriyeti (SFRJ), iktisadi kulvarda
özgün bir model inşa etmiştir. Ancak bu modelin evriminde Zagreb (Hırvatistan)
ve Belgrad (Sırbistan) iktisat çevrelerinin vizyonları sık sık çatışmıştır.
Hırvat iktisatçılar (Branko Horvat ve Zagreb Okulu) özyönetimi piyasa
mekanizmalarıyla birleştiren "Piyasa Sosyalizmi" ve bölgesel
otonomiyi savunurken, Belgrad merkezli Sırp iktisatçıların önemli bir kesimi
makroekonomik istikrar için merkezi planlamaya, federasyon bütçesine ve
güçlü merkezi kurumlara vurgu yapmıştır.
1. Belgrad’ın
Bürokratik-Etatizme Eğilimi ve Merkezi İstikrar Arayışı
1950'lerde uygulanan özyönetim (samoupravljanje)
reformları üretimi işçi konseylerine devretse da yatırım fonlarının ve dış
ticaretin kontrolü uzun süre Belgrad’daki federal kurumların elinde kalmıştır.
- Merkezi Planlama ve Makro Denge: Belgrad
İktisat Fakültesi ve Federal Planlama Enstitüsü çevresindeki Sırp
iktisatçılar, ülkenin bölgesel gelişmişlik farklarını gidermenin ve
enflasyonist baskıları dizginlemenin tek yolunun güçlü bir Federal
Planlama Aygıtı olduğunu savunmuşlardır.
- Dağılma Riski Eleştirisi:
Piyasalaşma ve merkeziyetsizleşme (decentralization) hamlelerinin
Yugoslavya'yı ortak bir pazardan ziyade, birbiriyle rekabet eden sekiz
feodal bölge ekonomisine böleceğinden endişe etmişlerdir.
2. Bölgesel
Gelişmişlik Fonu (FADURK) Tartışmaları
Yugoslavya iktisat tarihinin en sert
etno-ekonomik çatışma alanı, 1965 yılında kurulan Gelişmekte Olan Bölgelerin
Kalkınmasını Teşvik Federal Fonu (FADURK) etrafında yaşanmıştır.
- Kaynak Aktarımı Çatışması: Fon;
Hırvatistan ve Slovenya gibi görece gelişmiş cumhuriyetlerden toplanan
artı-değerin, Sırbistan bünyesindeki Kosova ile Güney Sırbistan, Makedonya
ve Karadağ gibi geride kalmış bölgelere aktarılmasını öngörüyordu.
- Sırp İktisatçıların Yaklaşımı: Belgrad
iktisat çevresi bu aktarımı "bölgesel adaleti sağlayan ve federal
bütünlüğü koruyan zorunlu bir dayanışma mekanizması" olarak
meşrulaştırmıştır. Hırvat tarafının bu fonu "fon transferi yoluyla
sömürü" olarak görmesine karşılık, Sırp iktisatçılar güneyin
hammaddelerinin kuzeydeki sanayide ucuza işlendiğini belirterek ticaret
hadlerinin Sırbistan aleyhine işlediğini iddia etmişlerdir.
3. Sistemik
Kriz Teşhisleri ve SANU Bildirisi (1980’ler)
Tito'nun ölümü ve 1980'lerde patlak veren ağır
dış borç ve hiperenflasyon krizi, Sırp iktisadi düşüncesinde radikal bir
kırılmaya yol açmıştır.
- 1974 Anayasası'na İktisadi Eleştiri: Sırp
iktisatçılar, 1974 Anayasası ile cumhuriyetlerin kazandığı iktisadi veto
yetkilerinin tek bir "Ulusal Yugoslav Pazarı" kurmayı imkânsız
kıldığını ileri sürmüşlerdir. Bankacılık ve dış ticaretin cumhuriyet
sınırlarıkutularına sıkışması, krizin ana sebebi olarak gösterilmiştir.
- SANU Bildirisi (SANU Memorandum, 1986): Sırbistan Bilimler ve Sanatlar Akademisi tarafından hazırlanan ve
Sırp milliyetçiliğinin iktisadi metni haline gelen bildiride, Sırbistan'ın
Yugoslavya federasyonu içinde sistematik olarak iktisadi açıdan
geriletildiği ve "sömürgeleştirildiği" iddia edilmiştir.
Bu teşhisler, 1980'lerin sonunda Slobodan
Milošević yönetimiyle birleşerek "Sırbistan'ın iktisadi egemenliğini ve
merkezi otoriteyi yeniden kurma" siyasetine dönüşecek ve federasyonun
dağılma sürecini hızlandıracaktır.
VI. Post-Sosyalist
Dönem, Yaptırımlar ve Sırbistan’ın Geçiş Sancısı (1991 Sonrası)
1990’ların başından itibaren Yugoslavya'nın kanlı
biçimde dağılması, Sırbistan'ı Orta ve Doğu Avrupa'daki diğer post-sosyalist
ülkelerin yaşadığı "standart" geçiş (transition) süreçlerinden
tamamen ayırmıştır. Sırbistan bu dönemde yalnızca komuta ekonomisinden piyasa
ekonomisine geçiş sancıları çekmemiş; aynı zamanda savaş ekonomisi, uluslararası
yaptırımlar ve hiperenflasyon üçgeninde ağır bir kurumsal çöküş
yaşamıştır.
1. Savaş
Ekonomisi, İzolasyon ve Hiperenflasyon (1990’lar)
Slobodan Milošević yönetimi altında Sırbistan (o
dönemki adıyla Yugoslavya Federal Cumhuriyeti), 1992–1995 yılları
arasında Birleşmiş Milletler'in tarihteki en kapsamlı iktisadi yaptırımlarından
birine (UN Sanctions) maruz kalmıştır.
- Hiperenflasyon ve Kurumsal Çöküş (1993 Dinar Krizi): Savaş harcamalarının ve bütçe açıklarının Merkez Bankası emisyonuyla
(karşılıksız para basımı) karşılanması, dünya ekonomi tarihinin en yıkıcı
hiperenflasyonlarından birini doğurmuştur. Enflasyon oranı günlük %62 gibi
akıl almaz seviyelere ulaşmış, ulusal para birimi Dinar değerini tamamen
yitirmiş ve piyasa fiilen Alman Markı (DEM) üzerinden
dönmeye başlamıştır.
- Avramović İstikrar Programı (Deda Avram, 1994): 24 Ocak 1994’te Merkez Bankası Başkanı Dragoslav Avramović
liderliğinde yürürlüğe konan program, yeni Dinarı 1:1 oranıyla doğrudan
Alman Markına sabitlemiştir. Emisyonu tamamen durduran bu radikal
"para kurulu" (currency board) benzeri çıpalama,
hiperenflasyonu mucizevi bir şekilde birkaç gün içinde sıfırlamış ve Sırp
iktisat literatüründe eşsiz bir istikrar başarısı olarak yerini almıştır.
- Kayıt Dışı Ekonominin Egemenliği:
Yaptırımlar dönemi, Sırbistan'da devlet destekli karaborsa networks,
akaryakıt/sigara kaçakçılığı ve rantçı bir "savaş oligarşisi"
yaratmıştır.
2. 2000
Sonrası Neoliberal Dönüşüm, Özelleştirme ve "DOS" Reformları
5 Ekim 2000'de Milošević rejiminin devrilmesiyle
(Sırbistan Demokratik Muhalefeti- DOS dönemi), ülke yüzünü yeniden
Batılı finansal kurumlara (IMF, Dünya Bankası) ve AB entegrasyonuna
çevirmiştir.
- Şok Terapi ve Serbestleştirme: Zoran
Đinđić hükümeti önderliğinde Sırbistan, dış ticareti serbestleştirmiş ve
fiyat denetimlerini kaldırmıştır. Ancak, Hırvatistan ve Polonya gibi
ülkelerin 1990'ların başında tamamladığı bu süreç Sırbistan'da 10 yıl
gecikmeyle uygulandığı için sanayi tabanında ağır bir yıkıma yol açmıştır.
- Özelleştirme Mimarisi ve Sosyal Mülkiyetin Tasfiyesi: Sosyalist dönemden kalan "sosyal mülkiyetli" sanayi devleri
satışa çıkarılmıştır. Ancak şeffaflıktan uzak yürütülen özelleştirme
süreçleri, fabrikaların kapanmasına, kitlesel işsizliğe ve
sanayisizleşmeye (deindustrialization) sebep olmuştur.
3. Güncel Sırp
İktisat Paradigması: Pragmatik Devletçilik ve "Çok Kutuplu Sermaye"
2010'lu yıllardan itibaren Sırbistan iktisadi
düşüncesi, ne katı bir neoklasik/neoliberal mantıkla ne de eski sosyalist
komuta anlayışıyla açıklanabilecek yeni bir dengeye oturmuştur: Pragmatik
Devletçilik.
- Doğu ve Batı Arasında Denge:
Sırbistan bir yandan AB ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması çerçevesinde
entegrasyonu sürdürürken, diğer yandan Çin, Rusya ve Körfez ülkelerinden
doğrudan yabancı yatırım (FDI) çekmeyi ana strateji yapmıştır. Çin
sermayesi (Smederevo Çelik Fabrikası, Bor Bakır Madenleri, altyapı
projeleri) Sırp sanayisinde stratejik konum kazanmıştır.
- Devlet Teşvikli Kalkınmacılık: Devlet,
yabancı yatırımcılara istihdam başına doğrudan nakit sübvansiyonlar ve
vergi muafiyetleri sağlayarak iktisadi büyümeyi merkezden yönlendirme
yeteneğini korumuştur.
Bu yapı, Sırbistan'ın 19. yüzyıldan bu yana
taşıdığı "Devletin iktisadı inşa eden ve koruyan asli aktör olma"
misyonunun modern ve pragmatik bir tezahürüdür.
VII. Sonuç ve
Karşılaştırmalı Sentez: Hırvatistan vs. Sırbistan
Hırvatistan ve Sırbistan’ın iktisadi düşünce
tarihlerine yapılan bu metodolojik inceleme; Güney Slav coğrafyasında yan yana
var olan, ancak tarihsel, kurumsal ve ideolojik kökenleri itibarıyla
birbirinden son derece farklı iki ayrı "İktisadi Paradigma"
ortaya koymaktadır. Her iki geleneğin yüzlerce yıllık serüveni, günümüz
Post-Sosyalist Balkan coğrafyasındaki iktisat politikası tercihlerini de
doğrudan belirlemeye devam etmektedir.
1. İki Gelenek
Arasındaki Temel Ontolojik ve Kurumsal Karşılaştırma
Aşağıdaki matris, Hırvat ve Sırp iktisadi düşünce
geleneklerinin tarihsel evrim boyunca geliştirdikleri temel ayrımları
sistematik bir biçimde özetlemektedir:
A. Kurumsal
Miras ve Devlete Bakış
- Hırvatistan: Katolik-Latin kültür dünyası, Adriyatik
kent devletlerinin (Dubrovnik, Split) deniz ticareti tecrübesi ve Habsburg
bürokrasisinin hukuki rasyonalitesi üzerinde yükselmiştir. Devlet;
piyasanın mülkiyet ve sözleşme kurallarını koyan, ancak piyasa
mekanizmasının özerkliğine müdahale etmemesi gereken bir çerçeve
kurumu olarak görülmüştür.
- Sırbistan: Bizans teolojik devletçiliği, Osmanlı
mirasının miri arazi/tımar yapısı ve 19. yüzyılın bağımsızlık
mücadeleleriyle biçimlenmiştir. Devlet; iktisadı piyasadan bağımsız olarak
inşa eden, koruyan, millileştiren ve dağıtan asli bir güç olarak
kurgulanmıştır.
B. Mülkiyet,
Sermaye ve Sınıf Yapısı
- Hırvatistan: Tarihsel süreçte soylu sınıfların, tüccar
loncalarının ve sanayi burjuvazisinin erken şekillenmesi, özel mülkiyet
ve sermaye birikimini iktisadi hayatın merkezine yerleştirmiştir.
- Sırbistan: Osmanlı idaresinin tasfiyesi sonrası
derebeylik ve soyluluk yok edilmiş; homojen, mülksüzleşmeye karşı
yasalarla korunan bir özgür köylü sınıfı (seljaštvo)
doğmuştur. Bu yapı, kitlesel özel sermaye birikimini zorlaştırarak sermaye
ihtiyacının sürekli devlet aygıtı üzerinden karşılanması sonucunu
doğurmuştur.
2.
Karşılaştırmalı Analiz Tablosu
|
Analiz Ekseni |
Hırvatistan İktisadi Düşünce Geleneği |
Sırbistan İktisadi Düşünce Geleneği |
|
Kurumsal/Kültürel Kökler |
Katolik-Latin, Adriyatik Ticaret Kentleri,
Habsburg Bürokrasisi. |
Bizans-Ortodoks teolojisi, Osmanlı
Patrimonyalizmi, Balkan Agrarizmi. |
|
İktisadi Zihniyet |
Ticari rasyonalizm, özerk kurumlar, kuramsal
piyasa serbestisi. |
Devlet odaklılık, toplumsal korumacılık,
bürokratik entegrasyon. |
|
Baskın Teorik Etkiler |
Avusturya Okulu, Alman Tarihçi Okulu, Neoklasik
Sentez (Menger, Schumpeter). |
Fransız Merkantilizmi/Fizyokrasi, Rus
Narodnikliği (Chernyshevsky), Fransız Etatisme'i. |
|
Sosyalist Dönem Vurgusu |
Branko Horvat & Zagreb Okulu: Piyasa
Sosyalizmi, Mikro-Özyönetim, Desentralizasyon. |
Belgrad Okulu & Federal Kurumlar: Merkezi
Planlama, Makro-Denge, Federal Bütçe Gücü. |
|
Kriz Çözüm Stratejisi |
Piyasa mekanizması, dış sermaye entegrasyonu,
kurumsal özerklik. |
Devlet müdahalesi, korumacı sübvansiyonlar,
merkezi idari tedbirler. |
|
Güncel Sentez |
AB/Avro Alanı ile Tam Kurumsal İntibak ve
Piyasa Entegrasyonu. |
Batı (AB) ve Doğu (Çin/Rusya) Arasında
Pragmatik/Devletçi Kalkınmacılık. |
3. Genel
Değerlendirme
Sırbistan ve Hırvatistan iktisadi düşünce
tarihleri göstermektedir ki; iktisat politikaları hiçbir zaman yalnızca
matematiksel modellerden veya evrensel normlardan ibaret değildir. Her iki ülke
de kendi tarihsel patika bağımlığının (path dependency) izlerini
taşımaktadır.
Hırvatistan; Dubrovnikli Kotruljević'ten Branko
Horvat'a uzanan çizgide "Piyasanın Kurumsal Rasyonalitesi"
arayışını sürdürerek Avro Alanı ve Batı kurumlarıyla tam entegrasyonu
başarmıştır. Sırbistan ise, Kosta Cukić ve Svetozar Marković'ten günümüz
pragmatik devletçiliğine uzanan kulvarda "Devlet Otoritesi ve Ulusal
Korumacılık" ekseninde, Doğu ve Batı sermayesi arasında dengeler kuran
özgün ve müdahaleci yolculuğuna devam etmektedir.
Bu iki monografi, Balkanlar'daki iktisadi
çatışmaların ve uyum arayışlarının arkasındaki derin entelektüel ve tarihsel
kodları anlamak için temel bir matris sunmaktadır.
KAYNAKÇA
- Cukić, Kosta. (1851–1853). Državoslovlje [Devlet Bilimi / İktisat]. Cilt
I-III. Beograd: Knjažesko-srpska knjigopečatnja.
- Dušan, Stefan. (1349/1354). Dušanov Zakonik [Dušan Kanunnamesi- Prizren ve
Ravanica Nüshaları Karşılaştırmalı Basımı]. Beograd: SANU (1975).
- Marković, Svetozar. (1874). Srbija na Istoku [Doğuda Sırbistan]. Novi Sad: Srpska
narodna zadružna štamparija.
- Mijatović, Čedomilj. (1867). Nauka o državnoj gazdinstvu [Kamu Maliyesi Bilimi].
Beograd: Velika škola.
- Mijatović, Čedomilj. (1884). Zakon o Narodnoj banci Kraljevine Srbije [Sırbistan
Kraliyeti Ulusal Bankası Kanunu]. Beograd: Državna štamparija.
- SANU (Srpska akademija nauka i umetnosti). (1986). Memorandum SANU [Sırbistan Bilimler ve Sanatlar
Akademisi Bildirisi- İktisadi ve Siyasi Bölümler]. Beograd.
Yorumlar
Yorum Gönder