Macaristan İktisadi Düşünce Tarihinin Özgün Karakteri ve Evrimi (1790-2026)

 

Macaristan İktisadi Düşünce Tarihinin Özgün Karakteri ve Evrimi (1790-2026)

Ercan Eren

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. Ancak Orta Avrupa’nın en çalkantılı coğrafyalarından birini oluşturan Macaristan; imparatorluk mirasları, derin kurumsal tıkanıklıklar, savaşlar arası entelektüel göçler ve 20. yüzyılın merkezi planlama krizleri arasından süzülerek küresel iktisat yazınına yön veren, nevi şahsına münhasır bir kuramsal laboratuvar niteliği taşımaktadır. 18. yüzyılın son çeyreğinden 2026 yılına uzanan bu tarihsel panorama, Macar iktisatçılarının sadece yerel krizlere reçeteler yazmakla kalmayıp, modern makroiktisadın, kurumsal analizin, oyunlar teorisinin ve geçiş ekonomilerinin temel taşlarını nasıl döşediklerini gözler önüne sermektedir.

Macaristan iktisadi düşünce tarihini otonom bir disiplin ve özgün bir gelenek olarak incelemeyi anlamlı kılan temel unsur, bu geleneğin teorik esnekliği ile kurumsal hassasiyetidir. Macar düşünürler, saf soyut matematiksel dengelerin ötesine geçerek; ekonomiyi her zaman hukuki, siyasi ve toplumsal ilişkiler matrisinin içine yerleştirmişlerdir. Bu durum, ilk kurucu figürlerden Gergely Berzeviczy’nin feodal serflik eleştirilerinden Kont István Széchenyi’nin kurumsal kilitlenmeyi aşma çabalarına; Karl Polanyi’nin piyasa toplumunun antropolojik sınırlarını deşifre eden "gömülülük" (embeddedness) tezinden János Kornai’nin planlı sistemlerin içsel doğasını ortaya koyan "Sistem Paradigması" yaklaşımına kadar kesintisiz bir metodolojik hat oluşturmaktadır.

Bu çalışmada, Macaristan iktisadi düşünce tarihinin iki buçuk asırlık entelektüel birikimi kronolojik ve tematik bir bütünlük içinde beş ana döneme ayrılarak incelenmektedir:

  • DÖNEM I: Habsburg Monarşisi gölgesindeki feodal yapıyı kırma arayışlarının, Kameralizmden Klasik Siyasal İktisada geçiş tartışmalarının ve Reform Çağı’nın (Reformkor) ele alındığı kurucu evre,
  • DÖNEM II: 1867 Uzlaşması (Ausgleich) sonrası kurulan ortak imparatorluk ikliminde, Viyana’daki Avusturya Okulu’nun marjinalist devrimi ile Alman Tarihçi Okulu’nun yöntem savaşı (Methodenstreit) arasında yükselen sentez arayışları ve tarımsal kapitalizm tartışmaları,
  • DÖNEM III: İki dünya savaşı arasındaki totaliter baskılar ve toprak kayıplarının ardından Anglo-Amerikan dünyasına savrulan Macar göçmen (Emigré) dehaların (von Neumann, Polanyi, Kaldor, Balogh, Fellner) modern küresel iktisat teorisini kökten formatladığı altın çağ,
  • DÖNEM IV: İkinci Dünya Savaşı sonrasında Doğu Bloku içinde filizlenen, 1968 Yeni Ekonomik Mekanizması (NEM) ile "Piyasa Sosyalizmi" ve "Gulaş Komünizmi" denemelerine yön veren, Kornai'nin "Gevşek Bütçe Kısıtı" kavramsallaştırmasıyla sosyalist sistemin anatomisini çıkaran dönem,
  • DÖNEM V: Berlin Duvarı'nın yıkılışından günümüze, planlı ekonomiden kapitalizme geçişin kurumsal sancılarını (Transition Economics), yapısal Bokros reformlarını ve 21. yüzyılın yeni-korumacı/illiberal iktisat politikalarını Kornai mirası üzerinden yeniden yorumlayan çağdaş evre.

Sonuçta bu tarihsel izlek, iktisat disiplininin fildişi kulelerinden uzakta, toplumsal bünyenin somut hastalıklarına teşhis koyan bir "klinisyen" titizliğiyle yürütüldüğünde ne denli güçlü bir açıklama kabiliyetine ulaştığının en sarih kanıtıdır. Macar iktisat laboratuvarını ve onun evrensel mirasını anlamak, bugün modern kapitalizmin finansal ve siyasal krizlerini analiz ederken dahi elimizdeki en güncel ve en nitelikli teorik cephaneliği kavramak anlamına gelmektedir.

 

I: Kameralizmden Siyasal İktisada Geçiş ve Reform Çağı (1790–1848)

18.Yüzyılın son çeyreği ile 19. yüzyılın ilk yarısı, Macar iktisadi düşünce tarihinin otonom bir kimlik kazanmaya başladığı ve feodal kurumsal yapının radikal bir entelektüel eleştiriye tabi tutulduğu kırılma dönemidir. Bu evrede Macar entelektüel coğrafyası, bir yandan Habsburg Monarşisi’nin dayattığı ve ülkeyi imparatorluğun "tarımsal periferisi" (çeperi) konumunda tutan merkantilist gümrük rejimiyle, diğer yandan ise içeride üretici güçlerin gelişimini felç eden arkaik feodal mülkiyet ilişkileriyle hesaplaşmak zorunda kalmıştır. Dönemin teorik karakteri, Alman-Avusturya ekolünün kamusal yönetim odaklı Kameralizm (Cameralism) doktrininden, servetin ve kalkınmanın kaynağını üretim etkinliğine ve serbest mübadeleye dayandıran Klasik Siyasal İktisat ilkelerine geçişle şekillenmiştir.

1. Klasik İktisadın Macaristan'a Girişi ve Feodalizm Eleştirisi

Gergely Berzeviczy: "Macar Adam Smith'i" ve Serfliğin İktisadi Sınırları

Macaristan'da iktisadı saray bütçesini yönetme sanatından çıkarıp yapısal bir toplumsal analiz yöntemi olarak kurgulayan ilk figür Gergely (Gregorius) Berzeviczy (1763–1822) olmuştur. Göttingen Üniversitesi'nde aldığı eğitim sırasında İskoç Aydınlanması ve Adam Smith’in Ulusların Zenginliği (1776) eseriyle erken dönemde tanışan Berzeviczy, klasik liberalizmin evrensel ilkelerini Macaristan’ın özgün feodal gerçekliğine uyarlayan bir köprü görevi görmüştür.

Berzeviczy’nin Latince kaleme aldığı başyapıtları De Commercio et Industria Hungariae (1797) ve De Conditione et Indole Rusticorum in Hungaria (1804), Macar iktisat literatüründeki ilk sistemli feodalizm ve gümrük politikası eleştirileridir. Berzeviczy, ahlaki bir karşı çıkıştan ziyade tamamen iktisadi etkinlik parametreleri üzerinden serflik (kölelik) düzenine hücum etmiştir. Onun analizinde, toprağa bağlı köylünün zorunlu ve ücretsiz emeğine dayanan robot (angarya) sistemi, iş gücünün marjinal verimliliğini sıfırlayan bir kurumsal pranga niteliğindedir. Kendi ürettiği artı-değer üzerinde mülkiyet hakkı bulunmayan serfin, üretim sürecinde inovasyon yapma veya emeğini yoğunlaştırma motivasyonu yoktur. Dolayısıyla Berzeviczy, serfliğin kaldırılmasını ve özgür iş gücü piyasasının kurulmasını, ulusal servetin büyümesi için birincil ön koşul olarak ilan etmiştir.

Bununla birlikte Berzeviczy, Viyana Sarayı'nın korumacı ve ayrımcı gümrük politikalarını da sert bir şekilde eleştirmiştir. Habsburgların Avusturya ve Bohemya'daki erken sanayileşmeyi korumak adına Macaristan'ı hammadde ihraç eden ve mamul mal ithal eden kapalı bir pazar olarak tasarlamasına karşı çıkmış; Macaristan'ın dünya pazarlarıyla doğrudan bağ kurabileceği, Tuna Nehri ve Adriyatik (Rijeka/Fiume) üzerinden işleyecek bir serbest ticaret (free trade) mimarisi savunmuştur.

Kameralizmden Siyasal İktisada Geçiş: Metodolojik Kırılma

Bu dönemde yaşanan kuramsal dönüşüm, sadece bir politika değişikliği değil, derin bir metodolojik paradigmadır. 18. yüzyıl boyunca Macar akademisinde ve bürokrasisinde hâkim olan Alman-Avusturya Kameralizmi, ekonomiyi "hükümdarın hazinesini maksimize etme" ve "idari asayişi sağlama" (Polizeiwissenschaft) çerçevesinde ele alıyordu. Kameralist yaklaşımda devlet, ekonomik aktörleri yukarıdan aşağıya düzenleyen ve statik bir kaynak dağılımını yöneten mutlak güçtü.

1790’lardan itibaren Smithçi fikirlerin nüfuz etmesiyle birlikte, odağın merkezine "saray" yerine "piyasa", "idari verimlilik" yerine ise "üretim etkinliği" yerleşmiştir. Yeni beliren Macar siyasal iktisat ekolü, servetin kaynağının değerli maden stokları ya da salt toprağın bereketi (Fizyokrasi) olmadığını, insan emeğinin mübadele değeri yaratan gücü olduğunu savunmaya başlamıştır. Bu metodolojik kırılma, iktisadi düşünceyi devletin bir alt fonksiyonu olmaktan çıkararak, kendi içsel yasaları (görünmez el, arz-talep dengesi, sermaye birikimi) olan otonom bir disiplin haline getirmiştir.

2. Reform Çağı ve Kurumsal Altyapı Arayışı

Kont István Széchenyi ve "Hitel" (Kredi): Kurumsal Kilitlenme ve Klinisyen Yaklaşım

1825 yılında başlayan Macar Reform Çağı (Reformkor), teorik tartışmaların somut kurumsal dönüşüm programlarına evrildiği aşamadır. Bu dönemin entelektüel ve iktisadi manifestosu, Kont István Széchenyi’nin (1791–1860) 1830 tarihli "Hitel" (Kredi) adlı eseridir. Széchenyi, ekonomiyi soyut matematiksel dengelerle değil, toplumsal bünyenin hastalıklarını teşhis ve tedavi eden bir "klinisyen" gözlüğüyle analiz etmiştir. Onun teşhis ettiği temel makroekonomik hastalık: Sermaye yetersizliği ve kurumsal kilitlenmedir.

 

Széchenyi, Macar soylularının (büyük toprak sahiplerinin) devasa arazilere sahip olmalarına rağmen neden sürekli nakit sıkıntısı çektiklerini ve toprağı modernize edemediklerini sarsıcı bir kurumsal analizle ortaya koymuştur. Bu tıkanıklığın merkezinde, Orta Çağ'dan kalan Avitamitas (ősiség) yasası yer alıyordu. Bu yasaya göre, soyluların mülkü olan topraklar aile dışına satılamaz, devredilemez ve en önemlisi ticari bir borç karşılığında rehin (ipotek) verilemezdi.

Hukuki altyapıda ipotek mekanizması olmadığı için, bankalar veya yabancı finansörler Macar soylularına kredi vermiyordu. Kredi (hitel) mekanizmasının yokluğu ise tarımda kapitalist yatırımları, altyapı projelerini ve endüstriyel dönüşümü imkânsız kılıyordu. Széchenyi, modern kapitalist kurumlara geçiş için şu reform zincirini önermiştir:

  • Avitamitas yasasının derhal ilga edilmesi ve toprağın metalaşması,
  • Hukuk önünde herkesin eşitliği ilkesine dayanan modern bir borçlar ve mülkiyet hukukunun inşası,
  • Ulaşım altyapısının (Tuna nehir taşımacılığı, demiryolları) ve modern bankacılık sisteminin kurulması.

Széchenyi'nin bu klinik yaklaşımı, iktisadi kalkınmanın ancak ve ancak kurumsal-hukuki yapının radikal biçimde yeniden tasarlanmasıyla mümkün olacağını gösteren erken dönem bir kurumsal iktisat örneğidir.

Lajos Kossuth ve Koruyucu Sanayileşme: Friedrich List'in Macaristan İzdüşümü

1840’lara gelindiğinde Széchenyi’nin aristokratik ve kademeli reform çizgisi, daha radikal ve milliyetçi bir damar olan Lajos Kossuth (1802–1894) ve taraftarları tarafından zorlanmaya başladı. Kossuth, Adam Smithçi serbest ticaret ilkelerinin, sanayileşmiş İngiltere ve Avusturya karşısında Macaristan’ı ebediyen bir "tarım sömürgesi" olarak bırakacağını fark etmişti. Bu noktada Kossuth, İngiliz klasik iktisadına tepki olarak doğan Alman Tarihçi Okulu'nun ve özellikle Friedrich List’in Siyasal İktisadın Ulusal Sistemi (1841) tezlerini teorik cephane olarak benimsedi.

Kossuth, List’in "bebek sanayilerin korunması" (infant industry argument) teorisini harfiyen Macaristan’a uyarladı. Sanayileşmemiş bir ülkenin, gelişmiş endüstriyel güçlerle serbest rekabete girmesinin bir "iktisadi intihar" olduğunu savundu. Viyana Sarayı Macar sanayisini koruyacak gümrük duvarlarını örmeyi reddedince, Kossuth pratik ve sivil bir örgütlenme olan Védegylet’i (Koruma Birliği- 1844) kurdu. Birliğe üye olanlar, altı yıl boyunca yerli üretimi bulunmayan mallar hariç, sadece Macar malı ürünleri tüketeceklerine dair yemin ediyorlardı.

Kossuth’un korumacı sanayileşme tezi, iktisadi düşünceyi evrensel-kozmopolit bir serbest piyasa modelinden çıkarıp, ulusal kalkınma ve ekonomik bağımsızlık eksenine taşımıştır. Bu durum, 1848 Macar Devrimi’ne giden yolun iktisadi altyapısını örmüş ve Macar iktisat yazınında "serbest ticaret" ile "korumacılık" arasındaki ilk büyük makroekonomik tartışmayı başlatmıştır.


II. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Erken Neoklasik Dönem (1867–1918)

1867 Avusturya-Macaristan Uzlaşması (Ausgleich), sadece siyasi ve idari bir ortaklık doğurmamış; aynı zamanda Viyana ile Budapeşte arasında yoğun bir entelektüel ve iktisadi köprünün kurulmasına da zemin hazırlamıştır. Bu dönem, Macar iktisadi düşüncesinin kurumsallaştığı ve o dönem Viyana’da Carl Menger öncülüğünde devrimsel bir çıkış yapan Avusturya Okulu (Marjinalizm) ile Alman Tarihçi Okulu’nun metodolojik çatışmalarını (Methodenstreit) kendi bünyesinde eritmeye çalıştığı bir sentez evresidir.

1. Avusturya Okulu (Marjinalizm) ile Etkileşim ve Kurumsallaşma

Budapeşte Üniversitesi'nde İktisat Kürsülerinin Kurulması

1867 sonrasındaki kurumsal canlanmanın en önemli ayağı, iktisat eğitiminin ve araştırmalarının profesyonelleşmesidir. Budapeşte Üniversitesi bünyesinde kurulan özerk iktisat kürsüleri, iktisadi düşüncenin gazete köşelerinden veya siyasi broşürlerden çıkıp akademik bir disipline dönüşmesini sağlamıştır. Bu kürsüler, Avrupa’daki güncel teorik gelişmeleri yakından takip eden ve bunları Macaristan’ın bürokratik ve iktisadi elitine aktaran birer entelektüel laboratuvar işlevi görmüştür.

Károly Dietzel ve Béla Földes: Yöntem Savaşlarında Bir Denge Arayışı

Dönemin teorik iklimi, Avrupa iktisat yazınına yön veren iki dev akımın arasında kalmıştır: Bir tarafta bireyin sübjektif faydasını ve soyut-dedüktif (tümdengelimsel) analizi merkeze alan Avusturya Okulu, diğer tarafta ise ekonomiyi tarihsel verilere, kurumlara ve ulusal gelişme aşamalarına göre açıklamaya çalışan Alman Tarihçi Okulu.

Macar iktisatçılar Károly Dietzel ve Béla Földes, bu iki uç arasında dogmatik bir taraf seçmek yerine, son derece eklektik ve uzlaştırmacı bir denge aramışlardır.

  • Károly Dietzel: Erken dönem çalışmalarından itibaren, klasik liberal teorinin evrensel iddiaları ile yerel kurumsal gerçekler arasında köprüler kurmaya odaklanmıştır. Evrensel teorik yasaların (örneğin sübjektif değer teorisinin) önemini reddetmemiş, ancak bu yasaların somut tarihsel ve hukuki çerçeveler içinde nasıl büküldüğünü analiz etmiştir.
  • Béla Földes: Avusturya Okulu’nun marjinalist devrimini ve değerin psikolojik kökenlerine yaptığı vurguyu kuramsal düzeyde kabul ederken, politikanın pratik alanında Alman Tarihçi Okulu'nun sosyal politika odaklı, devlet müdahaleci yaklaşımına yakın durmuştur. Földes için saf marjinalist soyutlama piyasa mekanizmasını anlamak için gerekliydi; fakat bu mekanizmanın yarattığı toplumsal tahribatları onarmak için devletin kurumsal müdahalesi kaçınılmazdı.

Gyula Kautz: Metodolojik Olgunluk ve İktisat Tarihçiliği

Macar iktisadının bu dönemdeki en saygın ve sistem kurucu figürü şüphesiz Gyula Kautz (1829–1909) olmuştur. Kautz hem Budapeşte Üniversitesi'ndeki profesörlüğü hem de Avusturya-Macaristan Bankası'nın yönetimindeki rolüyle teoriyi pratikle birleştirmiştir.

Kautz’un iktisadi düşünce tarihine en büyük katkısı, iktisat metodolojisinin gelişimini evrimsel bir şema içinde sunmasıdır. O, marjinalistlerin soyut-matematiksel yasalarını tamamen reddeden katı tarihçileri de tarihi ve kurumları göz ardı eden saf teorisyenleri de eleştirmiştir. Kautz'a göre iktisat, hem genel-geçer teorik doğruları olan hem de her ülkenin kendi tarihsel-kültürel DNA'sına göre şekillenen dinamik bir bilim olmalıydı. Onun kaleme aldığı kapsamlı iktisat tarihi ve doktrin metinleri, Macar iktisat yazınına metodolojik bir disiplin ve olgunluk kazandırmıştır.

2. Tarımsal Kapitalizm ve Finansallaşma Tartışmaları

Latifundiumların Dönüşümü ve Tarımsal Kredi Kooperatifleri

Reform Çağı’nda Széchenyi’nin işaret ettiği "kredi ve mülkiyet" sorunu, 1867 sonrasında yeni bir boyuta taşınmıştır. Eski feodal engeller (Avitamitas gibi) kalkmış olsa da Macar kırsalına halen Latifundium adı verilen devasa soylu malikaneleri hakimdir. Bu dönemde tartışılan temel konu, bu statik ve hantal yapıların nasıl "kapitalist işletmelere" dönüştürüleceğidir.

Toprağın metalaşması ve finansallaşmasıyla birlikte kırsal nüfus ciddi bir borç sarmalına girmiş, bu da Macar iktisatçıları kurumsal çözümler üretmeye zorlamıştır. Çözüm olarak geliştirilen tarımsal kredi kooperatifleri, tefeci sermayesinin yıkıcı etkisini kırmak ve küçük/orta ölçekli tarımsal üreticilere düşük faizli finansman sağlamak amacıyla teorileştirilmiştir. Bu durum, Macar iktisadi düşüncesinde mikro-finans ve kooperatifçilik üzerine zengin bir literatür doğurmuştur.

Sanayileşme Gecikmesinin Yapısal Kriz Teorileri

Ortak imparatorluk içindeki gümrük birliği, Macaristan için hem bir avantaj hem de bir yapısal bağımlılık üretmiştir. Avusturya ve Bohemya (Çekya) bölgeleri sanayileşmiş merkezler olarak öne çıkarken, Macaristan imparatorluğun tahıl ambarı ve hammadde sağlayıcısı rolünü sürdürmüştür.

Bu asimetrik ilişki, Macar iktisatçılar arasında erken dönem bir "merkez-çevre" ve "sanayileşme gecikmesi" (backwardness) teorisi üretmiştir. Budapeşte’deki düşünürler, sanayileşmedeki kronik gecikmenin ve sermaye birikiminin yabancı (özellikle Avusturya ve Yahudi) finans kapitaline bağımlı olmasının yarattığı yapısal krizleri analiz etmişlerdir. Bu teorik zemin, serbest piyasa mekanizmasının periferideki bir ülkeyi kendiliğinden kalkındıramayacağını, devlet eliyle güdülenen bir sanayileşme ve bankacılık stratejisinin şart olduğunu savunan korumacı ve devletçi eğilimleri beslemiştir.

III. Savaşlar Arası Dönem ve Küresel "Macar Dehaları" (1918–1945)

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun parçalanması ve 1920 tarihli Trianon Antlaşması’nın Macar toplumunda yarattığı derin sosyo-ekonomik ve toprak kaybı travması, ülkeyi siyasi bir istikrarsızlık girdabına sürüklemiştir. Kısa süren konsey cumhuriyeti denemesi, ardından kurulan muhafazakâr-otoriter Horthy rejimi ve İkinci Dünya Savaşı’na doğru tırmanan totaliter/anti-semitik baskılar, Macaristan entelektüel sermayesinin çok büyük bir kısmını ülkeden göç etmeye (Emigré) zorlamıştır. Ancak bu trajik kaçış, iktisat tarihi açısından benzersiz bir entelektüel patlamayı beraberinde getirmiştir. Budapeşte akademilerinde yetişen, Avusturya Okulu’nun metodolojisiyle yoğrulan ve imparatorluk krizinin anatomisini bizzat soluyan bu Macar dehaları, sığındıkları Anglo-Amerikan dünyasında modern makroiktisadı, mikroiktisadi metodolojiyi ve kurumsal analizi kökten değiştirerek küresel iktisadi düşünceye yön vermişlerdir.

1. Piyasa Toplumunun Kurumsal ve Antropolojik Eleştirisi

Karl Polanyi ve "Büyük Dönüşüm": Ekonominin Toplumsal Gömülülüğü

Savaşlar arası dönemin yarattığı kurumsal çöküşü, faşizmin yükselişini ve piyasa mekanizmasının sınırlarını en radikal ve antropolojik düzeyde analiz eden isim Karl Polanyi (1886–1964) olmuştur. Sürgün yıllarının ardından 1944 yılında yayımladığı başyapıtı "The Great Transformation" (Büyük Dönüşüm), klasik liberalizmin ve kendi kendine işleyen piyasa (self-regulating market) fikrinin en köklü kurumsal eleştirisidir.

Polanyi, liberal iktisat teorisinin temel bir yanılsama üzerine kurulduğunu savunur: Ekonominin toplumsal yapılardan bağımsız, kendi yasaları olan otonom bir alan olduğu iddiası. Polanyi’ye göre insanlık tarihi boyunca ekonomi, her zaman toplumsal, dini ve siyasi ilişkilerin içine "gömülü" (embedded) bir alt sistem olmuştur. 19. yüzyıl kapitalizmi ise bu ilişkiyi tersine çevirerek toplumu piyasanın mantığına tabi kılmaya çalışmış, yani ekonomiyi toplumdan "soyutlamıştır" (disembeddedness).

Polanyi bu soyutlanma sürecinin, piyasa ekonomisinin doğası gereği metalaştıramayacağı, ancak metaymış gibi davranmak zorunda olduğu "metalaştırılamayacak üçlü" (Kurgusal Metalar: Emek, Toprak, Para) üzerindeki yıkıcı etkisini gösterir:

  • Emek: İnsanın yaşam faaliyetinin kendisidir, satılmak için üretilmemiştir.
  • Toprak: Doğanın kendisidir, insan tarafından var edilmemiştir.
  • Para: Bir satın alma gücü simgesidir, fabrikada üretilen bir ticari mal değildir.

Bu üç temel unsurun saf piyasa fiyatlamasına (arz-talep insafına) terk edilmesi toplumsal dokuyu, doğayı ve finansal istikrarı tahrip eder. Polanyi, sistemin bu yıkıcı etkisine karşı toplumun kendisini korumak için kaçınılmaz olarak sendikalar, gümrük duvarları ve sosyal politikalar gibi araçlarla müdahale edeceğini belirtir. Onun "Çifte Hareket" (Double Movement) olarak adlandırdığı bu gerilim (piyasanın genişlemesi vs. toplumun korunma refleksi), faşizmin ve totaliter rejimlerin yükselişinin arkasındaki temel makro-kurumsal nedendir.

2. Modern Mikroiktisadın ve Stratejik Düşüncenin Yeniden Doğuşu

John von Neumann ve Oyun Teorisi: Rasyonelliğin Yeniden Tanımlanması

Macar göçmen dalgasının dünyaya sunduğu en sıra dışı dehalardan biri, disiplinler arası çalışmalarıyla modern dünyayı inşa eden matematikçi ve iktisatçı John von Neumann (1903–1957) olmuştur. Von Neumann, Princeton’da Oskar Morgenstern ile birlikte kaleme aldığı ve 1944 yılında yayımlanan "Theory of Games and Economic Behavior" (Oyun Teorisi ve Ekonomik Davranış) adlı anıtsal eseriyle modern mikroiktisadı ve genel denge modellerini baştan aşağı değiştirmiştir.

Adam Smith’ten Walras’a kadar uzanan ana akım iktisat teorisi, ekonomik aktörleri (tüketici ve üretici) atomize, yani diğer aktörlerin kararlarını gözetmeksizin sadece fiyat sinyallerine göre hareket eden statik yapılar olarak kurguluyordu. Von Neumann ise gerçek piyasa ekonomisinin —özellikle oligopolistik ve tekelci yapılarda— stratejik bir etkileşim alanı olduğunu kanıtlamıştır.

Oyun Teorisi sayesinde iktisadi "rasyonel aktör" (homo economicus) varsayımı yeniden tanımlanmıştır: Aktörler artık sadece kendi faydalarını maksimize eden mekanik varlıklar değil, rakiplerinin hamlelerini tahmin eden, ittifaklar kuran veya blöf yapan stratejik karar alıcılardır. Von Neumann’ın geliştirdiği matematiksel aksiyomlar ve genel ekonomik denge ispatları, iktisadı retoriksel bir sosyal bilim olmaktan çıkarıp modern, aksiyomatik ve oyun kuramsal bir metodolojiye kavuşturmuştur.

3. Cambridge Makroiktisadı ve Keynesyen Dinamizm

Nicholas Kaldor: Büyüme, Bölüşüm ve Teknik İlerleme

Birleşik Krallık’a sığınan ve Cambridge Okulu’nun John Maynard Keynes’ten sonraki en dinamik figürlerinden biri haline gelen Nicholas Kaldor (1908–1986), makroiktisadi büyüme ve gelir bölüşümü teorilerine devrimsel katkılar sunmuştur.

Kaldor, neoklasik büyüme modellerinin durağan yapısını reddederek büyümeyi endüstriyel verimlilik ve talep yönlü dinamiklerle açıklamıştır. Literatüre Kaldor-Verdoorn Yasası olarak geçen kavramsallaştırmasında, imalat sanayiindeki üretim artışının, ölçek ekonomileri ve verimlilik artışı yoluyla tüm ekonomiyi yukarı taşıyan pozitif bir dışsallık yarattığını kanıtlamıştır. Ayrıca, büyüme ile gelir bölüşümü (ücretler ve kârlar) arasındaki ilişkiyi kurumsallaştıran modeller geliştirmiş, teknolojik gelişmeyi dışsal bir şok değil, yatırım sürecinin içsel bir parçası olarak gören "Teknik İlerleme Fonksiyonu"nu tasarlamıştır. Pratik alanda ise harcama ve servet vergisi gibi yenilikçi vergi politikaları önermiş, pek çok gelişmekte olan ülkeye mali danışmanlık yapmıştır.

Thomas Balogh: Uluslararası Sistemik Eşitsizlik ve Kalkınma

Kaldor ile birlikte Birleşik Krallık’ta "Buda ve Pest" olarak anılan ve Lordlar Kamarası’na kadar yükselen Thomas Balogh (1905–1985), Sol-Keynesyen kalkınma iktisadının en keskin kalemlerinden biri olmuştur. Balogh, uluslararası para ve ticaret sisteminin (özellikle Bretton Woods sonrası yapının) gelişmiş merkez ülkeler lehine yapısal bir asimetri ürettiğini savunmuştur. Klasik serbest ticaret teorilerinin iddia ettiğinin aksine, küreselleşmenin çevre ülkeleri kendiliğinden zenginleştirmeyeceğini, aksine eşitsiz gelişmeyi derinleştireceğini belirtmiştir. Bu yönüyle yapısalcı kalkınma ekolünün erken dönem kuramsal temellerini atmıştır.

William Fellner: Oligopol, Belirsizlik ve Teknolojik Yönelim

Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden ve Yale Üniversitesi ile Amerikan Ekonomik Birliği (AEA) başkanlığı gibi kurumlarda derin izler bırakan William Fellner (1905–1983), piyasa yapıları ve belirsizlik teorisi üzerine yoğunlaşmıştır. Fellner, özellikle oligopol piyasalarındaki firmaların tam bir tekel gibi davranamadıklarını ancak yıkıcı bir rekabetten kaçınmak için nasıl "örtük bir koordinasyon" (tacit collusion) geliştirdiklerini analiz etmiştir. Ayrıca, teknolojik gelişmenin yönünün üretim faktörlerinin (emek ve sermaye) nisbi kıtlığı ve fiyatları tarafından nasıl belirlendiğini (uyarılmış inovasyon- Induced innovation) kuramsallaştırarak büyüme teorilerine mikro-temeller kazandırmıştır.

Savaşlar Arası Dönemin bu görkemli panoraması; Macar iktisadi düşünce genetiğinin (kurumsal hassasiyet, gerçek hayatın krizlerine odaklanma ve güçlü metodolojik altyapı) küresel iktisat sahnesinde nasıl mutlak bir egemenlik kurduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.

IV. Sosyalist Dönem, "Piyasa Sosyalizmi" ve Gulaş Komünizmi (1945–1989)

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Doğu Bloku’na dahil olan Macaristan, Sovyet tipi katı merkezi planlama modelini benimsemiştir. Ancak 1956 Macar Devrimi’nin yarattığı toplumsal ve siyasal travma, yönetim kadrolarını ve iktisatçıları sistemin sürdürülebilirliğini sorgulamaya itmiştir. Bu arayış, Macaristan’ı Doğu Bloku içindeki en radikal, en özgün reformist iktisat ekolünün doğduğu bir entelektüel merkez haline getirmiştir. Macar iktisatçılar, klasik Marksist-Leninist dogmaları esneterek merkezi planlamanın sınırlarını zorlamış; teoride "Piyasa Sosyalizmi" (Market Socialism), pratikte ise "Gulaş Komünizmi" olarak adlandırılan melez bir ekonomik düzen inşa etmişlerdir.

1. 1968 Yeni Ekonomik Mekanizma (NEM) ve Teori

Béla Csikós-Nagy ve Rezső Nyers: Sosyalist Mülkiyet Altında Piyasa Simülasyonu

Macaristan’ın kuramsal ve pratik alandaki en büyük reform hamlesi, 1 Ocak 1968 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Ekonomik Mekanizma (New Economic Mechanism- NEM) olmuştur. Bu reformun arkasındaki siyasi iradeyi Rezső Nyers, teorik ve mikroiktisadi altyapıyı ise Macaristan Fiyat Ofisi'nin başkanı Béla Csikós-Nagy şekillendirmiştir.

NEM’in temel teorik iddiası; üretim araçlarının mülkiyeti devlette (sosyalist mülkiyet) kalmaya devam ederken de piyasa mekanizmasının nimetlerinden yararlanılabileceği yönündeydi. Csikós-Nagy ve Nyers öncülüğündeki iktisatçılar, yukarıdan aşağıya dikte edilen fiziki üretim kotaları (emir-komuta zinciri) yerine, firmaların ne üreteceğine kendi karar verdiği, kâr güdüsünün ve sınırlı piyasa serbestisinin simüle edildiği bir model tasarlamışlardır. Bu modelde:

  • Merkezi planlama tamamen ortadan kaldırılmamış; ancak sadece makroekonomik dengeler (büyük altyapı yatırımları, ticaret dengesi) plan düzeyinde tutulmuştur.
  • Mikro düzeyde ise fiyatların serbestçe dalgalanmasına izin verilerek, arz ve talep sinyallerinin üreticiye ulaşması amaçlanmıştır.

Bu çaba, sosyalist blokta "değer yasası" (law of value) ve fiyat teorisi üzerine yapılmış en ileri kuramsal egzersizlerden biridir.

"Gulaş Komünizmi": Tüketim Odaklı Melez Politika

Reformların pratik çıktısı, Macaristan’ı Doğu Bloku’nun "en neşeli barakası" haline getiren Gulaş Komünizmi (Goulash Communism) olmuştur. Diğer sosyalist ülkeler ağır sanayi yatırımlarına ve askeri üretime odaklanırken, Macar iktisat politikası odağına tüketici refahını ve yaşam standartlarını yerleştirmiştir.

Merkezi planlama unsurları ile küçük ölçekli özel girişimciliğin (özellikle hizmet sektörü ve tarımdaki tamamlayıcı ekonominin) evliliğinden oluşan bu melez yapı, vatandaşların tüketim mallarına (et, araba, buzdolabı, batı menşeili ürünler) erişimini kolaylaştırmıştır. Ancak bu pratik başarı, sistemin içsel yapısal çelişkilerini tamamen ortadan kaldırmaya yetmemiştir.

2. Sosyalist Sistemlerin Anatomisi ve Sistem Paradigması

János Kornai: Kıtlık Ekonomisi ve Sistemik Teşhis

Piyasa sosyalizmi denemelerinin ve merkezi planlamanın kuramsal sınırlarını, sistemi içeriden gözlemleyen en büyük anıt isim János Kornai (1928–2021) deşifre etmiştir. Kornai, 1980 tarihli başyapıtı "Economics of Shortage" (Kıtlık Ekonomisi) ve 1992 basımı "The Socialist System: The Political Economy of Communism" eserleriyle iktisat literatüründe devrim yaratmıştır.

Kornai, ana akım iktisadın kapitalist sistemler için kurguladığı "talep kısıtlı" (demand-constrained) modellerin sosyalist ekonomileri açıklayamayacağını görmüştür. Onun analizinde sosyalist sistem, doğası gereği "kaynak kısıtlı" (resource-constrained) bir yapıdır ve kronik kıtlıklar üretir. Kıtlık, planlamacıların beceriksizliğinden ya da geçici bir koordinasyon hatasından değil; sistemin kurumsal ve bürokratik genetiğinden kaynaklanan kaçınılmaz bir çıktıdır. Kornai, bir iktisatçının adeta bir "klinisyen" gibi toplumsal bünyenin hastalıklarını teşhis etmesi gerektiğini savunmuş ve bu doğrultuda sosyalist sistemin anatomisini çıkarmıştır.

"Gevşek Bütçe Kısıtı" (Soft Budget Constraint) Kavramı

Kornai'nin dünya iktisat yazınına kazandırdığı en etkili kavram "Gevşek Bütçe Kısıtı" (Soft Budget Constraint) olmuştur. Kapitalist bir ekonomide firmalar katı/sıkı bütçe kısıtına (hard budget constraint) tabidir: Eğer bir şirket sürekli zarar ederse iflas eder ve piyasadan silinir.





[Sosyalist İşletme Zarar Eder] ──> Devlete Sırtını Yaslar ──> Paternalist Sübvansiyon/Kurtarma

                                                                      

                                                                      

[Kronik Verimsizlik ve Aşırı Talep] <── Fiyat Duyarsızlığı <── [Bütçe Kısıtı Gevşer]

             

             

    [Sistemik KITLIK Döngüsü]

Sosyalist sistemde ise devlet ile kamu işletmeleri arasında paternalist (baba-oğul) bir ilişki vardır. Bir sosyalist işletme ne kadar verimsiz olursa olsun ne kadar zarar ederse etsin, devlet o işletmenin iflas etmesine asla izin vermez; sübvansiyonlar, vergi silmeler veya ucuz kredilerle işletmeyi sürekli kurtarır.

Bütçe kısıtının bu şekilde gevşemesi, çok ağır makroekonomik hastalıklara yol açar:

  • Fiyat Duyarsızlığı: İşletme iflas etmeyeceğini bildiği için girdilerin (hammadde, iş gücü) fiyatına karşı duyarsızlaşır.
  • Doymak Bilmez Girdi Talebi: Firmalar, gelecekteki üretim kotalarını garantiye almak için ihtiyaçlarından çok daha fazla hammadde ve iş gücü talep ederek stokçuluk yaparlar.
  • Kronik Verimsizlik ve Kıtlık: Bu agresif ve sınırsız girdi talebi, piyasadaki tüm kaynakları yutar. Sonuçta tüketicilerin ekmek, ayakkabı veya araba bulamadığı, üreticilerin ise hammadde beklediği sistemik bir kıtlık döngüsü doğar.

Kornai'nin geliştirdiği Gevşek Bütçe Kısıtı teorisi, günümüzde sadece sosyalist sistemleri değil; modern kapitalizmdeki "batamayacak kadar büyük" (too big to fail) bankaları, kamu destekli zombi şirketleri ve mali disiplinden uzak yerel yönetim krizlerini anlamakta da temel bir "klinik" araç olarak geçerliliğini korumaktadır.

V. Post-Sosyalist Geçiş Ekonomisi ve Günümüz (1989–2026)

1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılışı ve Doğu Bloku’nun çözülüşü, Macaristan’ı kırk yılı aşkın süredir tecrübe ettiği planlı ekonomiden piyasa kapitalizmine doğru radikal bir dönüşüm sürecine fırlatmıştır. Bu son dönem, iktisat literatürüne "Geçiş Ekonomisi" (Transition Economics) kavramını kazandırırken; Macar iktisatçılar mülkiyet haklarının sıfırdan inşası, kurumsal boşlukların doldurulması ve makroekonomik istikrarın sağlanması gibi devasa yapısal sorunlarla yüzleşmişlerdir. 21. yüzyıla gelindiğinde ise küreselleşme dalgasına tepki olarak doğan yeni-korumacı ve illiberal iktisat politikaları, Macaristan'ı küresel ekonomi-politik tartışmaların yeniden odak noktası haline getirmiştir.

1. Geçiş Ekonomisi Teorisi (Transition Economics)

"Şok Terapi"ye Karşı Kademeli Geçiş (Gradualism) Tartışmaları

Demokratikleşme ve piyasa ekonomisine geçiş sürecinde, Doğu Bloku genelinde Polonya gibi ülkelerin uyguladığı agresif, tek gecelik fiyat ve piyasa serbestleşmesini savunan "Şok Terapi" (Shock Therapy) modeli ağırlık kazanmıştı. Ancak Macaristan, Bölüm IV'te incelediğimiz 1968 Yeni Ekonomik Mekanizma (NEM) reformları sayesinde zaten sınırlı da olsa bir fiyat ve piyasa deneyimine sahipti.

Bu tarihsel arka plan nedeniyle Macar iktisatçılar, kurumsal yapıların bir günde değiştirilemeyeceğini savunarak Kademeli Geçiş (Gradualism) stratejisini teorileştirmiş ve desteklemişlerdir. Kademeli yaklaşım; ani fiyat şoklarının ve işsizlik patlamalarının toplumsal dokuyu felç etmesini önlemek adına, hukuki ve finansal altyapının adım adım, piyasa kurumlarının olgunlaşması beklenerek inşa edilmesini öngörüyordu.

Özelleştirme Yöntemleri, Kurumsal Boşluk ve Bokros Reformları

Geçiş döneminin en sancılı kuramsal ve pratik problemi, mülkiyet haklarının yeniden dağıtımı ve devasa kamu işletmelerinin özelleştirilmesiydi. Sosyalist kurumların aniden işlevsizleşmesi, ancak yerlerine modern kapitalist kurumların (hukuk sistemi, denetleyici kurullar, bankacılık regülasyonları) henüz tam olarak kurulamaması literatürde "Kurumsal Boşluk" (Institutional Vacuum) olarak tanımlanan tehlikeli bir fetret devri doğurdu.

Bu boşlukta makroekonomik dengeler (bütçe açıkları, cari açık ve hiperenflasyon tehdidi) sürdürülemez noktaya gelince, 1995 yılında Maliye Bakanı Lajos Bokros tarafından hazırlanan ve Bokros Paketi (Bokros-csomag) olarak bilinen radikal istikrar programı yürürlüğe kondu. Bu reformlar:

  • Para birimi Forint’in devalüe edilmesi ve kontrollü kur rejimine geçilmesi,
  • Kamu harcamalarında ve sosyal yardımlarda çok sert kesintilere gidilmesi,
  • Dış ticarette serbestleşmenin hızlandırılması ve yabancı doğrudan yatırımların (FDI) ülkeye çekilmesi için agresif bir özelleştirme stratejisinin benimsenmesi adımlarını içeriyordu.

Bokros reformları kısa vadede çok ağır toplumsal maliyetler ve refah kayıpları yaratsa da orta vadede Macar ekonomisinin makroekonomik dengelerini toparlamış ve ülkenin Avrupa Birliği entegrasyonu sürecine girmesini sağlayan kurumsal-endüstriyel dönüşümün motoru olmuştur.

2. Güncel Eğilimler ve Kornai Mirasının Yeniden Yorumlanması

Kornai’nin Son Dönem Çalışmaları: Kapitalizm ile Otokrasinin Evliliği

Macar iktisadi düşüncesinin çınarı János Kornai, yaşamının son döneminde (2021'deki vefatına kadar geçen süreçte) odağını sadece sosyalist sistemlerin çöküşünden alıp, post-sosyalist ülkelerde beliren yeni bir sistemik anomaliye çevirmiştir. Kornai, 21. yüzyılda Macaristan başta olmak üzere pek çok ülkede gözlemlenen "İlliberal Demokrasi" ve otokratik eğilimlerin iktisadi anatomisini çıkarmıştır.

Kornai bu son dönem makale ve analizlerinde, klasik liberal tezin (yani "piyasa kapitalizminin kaçınılmaz olarak liberal demokrasiyi doğuracağı ve besleyeceği" varsayımının) ampirik olarak çöktüğünü ilan etmiştir. Kapitalist mülkiyet ilişkileri ve piyasa mekanizması yürürlükte kalırken de siyasi gücün tek elde toplandığı, hukukun üstünlüğünün aşındığı ve devletin piyasayı kendi siyasi elitlerini (ahbap-çavuş kapitalizmi) yaratmak için manipüle ettiği otokratik/illiberal sistemlerin pekâlâ inşa edilebileceğini kuramsallaştırmıştır. Bu durum, Kornai'nin "Sistem Paradigması" metodolojisinin günümüz küresel siyasal iktisat krizlerini anlamak için ne kadar esnek ve güçlü bir araç olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

"Gevşek Bütçe Kısıtı"nın Küresel Evrimi: "Too Big to Fail" ve Teknoloji Tekelleri

Kornai'nin Bölüm IV'te sosyalist firmaların iflas edememesi üzerinden formüle ettiği "Gevşek Bütçe Kısıtı" (Soft Budget Constraint) kavramı, günümüz modern küresel finans ve teknoloji piyasalarını açıklamakta en çok başvurulan metotlardan biri haline gelmiştir.

Çağdaş Macar ve küresel iktisatçılar, kavramı batı kapitalizminin güncel krizleri üzerinden yeniden okumaktadır:

  • "Batamayacak Kadar Büyük" (Too Big to Fail) Bankalar: 2008 küresel krizinden bu yana, batı finans sistemindeki dev bankalar ve finans kuruluşları, tıpkı eski sosyalist işletmeler gibi, ne kadar kötü risk yönetimi yaparlarsa yapsınlar devletlerin ve merkez bankalarının (kamusal fonların) onları kurtaracağını bilmektedirler. Bu durum, katı bütçe kısıtını gevşeterek sistemik bir ahlaki tehlike (moral hazard) üretmektedir.
  • Devlet Destekli Küresel Teknoloji Tekelleri: Küresel rekabette stratejik öneme sahip olan ulusal teknoloji devleri ve savunma sanayii aktörleri, devlet sübvansiyonları, vergi muafiyetleri ve kurumsal korumacılık kalkanları sayesinde sıkı bütçe kısıtlarının dışına çıkarılmaktadır.

 Genel Değerlendirme ve Sonuç

18.Yüzyılın son çeyreğinde kameralist devlet yönetim geleneğinden sıyrılarak otonom bir kimlik kazanan Macaristan iktisadi düşünce tarihi, yaklaşık iki buçuk asırlık evrimi boyunca iktisat biliminin küresel sınırlarını genişleten en üretken laboratuvarlardan biri olmuştur. Macar entelektüel havzasının bu süre zarfında ürettiği teorik ve metodolojik miras, sadece yerel ve bölgesel dönüşümlerin bir izdüşümü olarak kalmamış; modern makroiktisadın, kurumsal analizin, oyunlar teorisinin ve geçiş ekonomilerinin kurucu sütunlarını dikmiştir.

Macar iktisadi düşünce geleneğini dünya genelindeki diğer ulusal ekollerden ayıran ve bu kapsamlı tarihi çalışmamız boyunca kendini gösteren üç temel genetik karakter mevcuttur:

1. Kurumsal Yapı ve Güç İlişkilerine Odaklanma

Macar iktisatçılar, iktisadi aktörleri ve piyasa mekanizmasını hiçbir zaman tarih dışı, soyut ya da vakum altında işleyen yapılar olarak görmemişlerdir. Berzeviczy ve Széchenyi’nin feodal mülkiyet hukuku (Avitamitas) eleştirilerinden başlayarak, Karl Polanyi’nin piyasanın toplumsal ilişkilere "gömülülüğü" (embeddedness) tezine; oradan János Kornai’nin sosyalist ve illiberal sistemlerin bürokratik/siyasal anatomisini çıkaran "Sistem Paradigması" yaklaşımına kadar ana aks hiç değişmemiştir. Ekonomi, her zaman hukuki, siyasi ve tarihsel kurumsal matrisin bir parçası olarak ele alınmıştır.

2. "İktisatçı bir Clinician (Klinisyen) Gibidir" Metaforu

Macar geleneğinin en özgün tarafı, teoriyi bir fildişi kulesi uğraşı olmaktan çıkarıp toplumsal bünyenin somut hastalıklarını teşhis ve tedavi eden pratik bir enstrümana dönüştürmesidir. Széchenyi kapitalist dönüşümü engelleyen "kredi yetersizliği ve kurumsal kilitlenme" hastalığına; Kossuth çevre ülkeyi ebediyen hammadde sömürgesi bırakacak "sanayileşme gecikmesine"; Kaldor ve Balogh küresel sistemdeki "büyüme ve bölüşüm asimetrilerine"; Kornai ise merkezi planlamanın genetiğindeki "Gevşek Bütçe Kısıtı" ve "kronik kıtlık" döngülerine birer makroekonomik hekim gibi yaklaşmışlardır. Teşhis edilen hastalıklar üzerinden kurumsal tedavi reçeteleri üretmek, Macar iktisat yazınının en belirgin metodolojik refleksidir.

3. Evrensel Teorik Deha ile Küresel Göçmen Mirası

Savaşlar arası dönemde (Emigré) totaliter rejimlerin baskısıyla dünyaya savrulan Macar iktisatçıları (von Neumann, Kaldor, Balogh, Fellner, Polanyi), sığındıkları Anglo-Amerikan akademisinde iktisadın ana akımını adeta yeniden formatlamışlardır. Von Neumann’ın matematiksel aksiyomlarıyla mikroiktisat ve stratejik düşünce biçimi; Kaldor’un modelleriyle Cambridge Keynesyen makroiktisadı, Polanyi ile de kurumsal iktisat ve iktisat antropolojisi kökten bir dönüşüm geçirmiştir. Bu durum, trajik bir tarihsel kırılmanın, küresel iktisat teorisini zenginleştiren muazzam bir entelektüel sıçramaya nasıl dönüştüğünün en sarih kanıtıdır.

 

Son Söz

Sonuç olarak, 18. yüzyıldan 2026 yılına uzanan bu tarihsel panorama göstermektedir ki; Macaristan iktisadi düşüncesi, piyasa ile devlet, evrensel teorik yasalar ile yerel kurumsal gerçeklikler, serbest ticaret ile korumacılık arasındaki gerilimleri ve krizleri yöneten dehaların tarihidir. Bugün modern kapitalizmin karşı karşıya olduğu "batamayacak kadar büyük" (too big to fail) kurumsal krizleri, ahbap-çavuş kapitalizmini, küresel teknoloji tekellerini ve illiberal ekonomik sistemleri anlamlandırmaya çalışırken dahi, cephaneliğimizdeki en güçlü ve en güncel kuramsal araçlar halen Kornai’nin, Polanyi’nin ve von Neumann’ın bu çalkantılı coğrafyada ektikleri tohumlardan beslenmektedir. Bu çalışma, iktisadi düşüncenin çok sesli, çok merkezli ve kurum odaklı okunmasının modern dünyayı anlamaktaki mutlak ve vazgeçilmez önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Kaynakça

1. Temel Teorik Eserler ve Başyapıtlar

  • Berzeviczy, G. (1797). De Commercio et Industria Hungariae (Macaristan'ın Ticareti ve Sanayisi Üzerine). Leutschovia.
  • Berzeviczy, G. (1804). De Conditione et Indole Rusticorum in Hungaria (Macaristan'da Köylülerin Durumu ve Karakteri Üzerine). Vienna.
  • Kornai, J. (1980). Economics of Shortage (Kıtlık Ekonomisi). Amsterdam: North-Holland Publishing Company.
  • Kornai, J. (1992). The Socialist System: The Political Economy of Communism (Sosyalist Sistem: Komünizmin Siyasal İktisadı). Princeton: Princeton University Press.
  • Kornai, J. (2006). By Force of Thought: Irregular Memoirs of an Intellectual Journey (Düşüncenin Gücüyle: Bir Entelektüel Yolculuğun Kuralsız Anıları). Cambridge: MIT Press.
  • List, F. (1841). Das Nationale System der Politischen Ökonomie (Siyasal İktisadın Ulusal Sistemi). Stuttgart: J.G. Cotta. (Lajos Kossuth'un korumacı sanayileşme tezlerine dayanak oluşturması bakımından).
  • Polanyi, K. (1944). The Great Transformation: The Political and Economic Origins of Our Time (Büyük Dönüşüm: Çağımızın Siyasi ve Ekonomik Kökenleri). New York: Farrar & Rinehart.
  • Széchenyi, I. (1830). Hitel (Kredi). Pest: Trattner-Károlyi.
  • Von Neumann, J. & Morgenstern, O. (1944). Theory of Games and Economic Behavior (Oyunlar Teorisi ve Ekonomik Davranış). Princeton: Princeton University Press.

2. Tarihsel ve Dönemsel Monografiler (Macaristan İktisat Yazını)

  • Csikós-Nagy, B. (1982). The Hungarian Task: Essays on Economic Transition. Budapeşte: Akadémiai Kiadó.
  • Erdős, P. & Szamuely, L. (1989). The History of Hungarian Economic Thought (Macar İktisadi Düşünce Tarihi). Budapeşte: Akadémiai Kiadó.
  • Kautz, G. (1860). Die geschichtliche Entwickelung der National-Oekonomik und ihrer Literatur (Ulusal İktisadın ve Literatürünün Tarihsel Gelişimi). Budapeşte.
  • Szamuely, L. (1986). The First Hungarian Economic Reform: Memoirs. Budapeşte: Akadémiai Kiadó.

3. Güncel Literatür ve Yeni Çalışmalar (2024–2026)

  • Horváth, J. (2024). History of Slovak Economic Thought. London: Routledge. (Habsburg ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dönemindeki ortak bölgesel mirası ve Gergely Berzeviczy çizgisine dair güncel analizleri içermesi bakımından).
  • Vahabi, M. (2026). The Legacy of Janos Kornai: Collected Economic Essays on Janos Kornai. Paris: Sorbonne University / Palgrave Macmillan. (Kornai’nin vefatının ardından sistem paradigması, gevşek bütçe kısıtı ve günümüz illiberal kapitalist krizlerine dair en güncel metodolojik incelemeleri içermesi bakımından).

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ