Çek İktisadi Düşünce Tarihi: Kökler, Sınırlar ve Modern Dönem (1300- 2026)
Çek İktisadi Düşünce Tarihi: Kökler, Sınırlar ve Modern Dönem (1300- 2026)
Ercan Eren
Çok Uluslu Bir İmparatorluğun Görünmez Motoru
İktisadi
düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine
indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı
dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut
tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen
"Viyana" merkezli bir anlatıya hapsedilmiş olmasıdır. Oysa
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun entelektüel, kültürel ve en önemlisi
iktisadi dinamizmini besleyen nehirlerin yatakları, büyük ölçüde tarihsel Bohemya
ve Moravya topraklarında —yani bugünün Çekya coğrafyasında— uzanmaktadır. Çek
iktisadi düşüncesi, kendine has yerel ve ahlaki kökleri barındırmasının yanı
sıra, küresel iktisat teorisine yön veren Avusturya Okulu ve evrimci/dinamik
iktisat akımlarıyla da koparılamaz köksel bağlara sahiptir.
Bohemya ve Moravya’nın Sınırlar İçindeki Endüstriyel Ağırlığı
Habsburg
Monarşisi ve sonrasındaki Avusturya-Macaristan ikiz monarşisi mimarisinde Çek
toprakları, imparatorluğun kelimenin tam anlamıyla "ekonomik ve
endüstriyel motoru" işlevini görmüştür. 19. yüzyılın ikinci yarısından
itibaren hızlanan sanayi devrimiyle birlikte Bohemya ve Moravya havzası; zengin
kömür yatakları, gelişmiş tekstil imalathaneleri, demir-çelik tesisleri ve
Skoda gibi küresel ölçekli makine sanayii devleriyle imparatorluğun toplam
endüstriyel üretiminin yaklaşık %70’ini tek başına sırtlar hale gelmiştir.
Viyana siyasi gücün, saray diplomasisinin ve finansal elitlerin merkeziyken; bu
finansal gücü ve imparatorluk ihtişamını fonlayan somut artı-değer pragmatik
Çek coğrafyasında üretilmektedir. Dolayısıyla, bu topraklarda şekillenen
iktisadi düşünce, hiçbir zaman sadece fildişi kulelerde üretilen spekülatif bir
felsefeden ibaret olmamış; üretimin, sanayileşmenin, sendikalaşmanın ve hızlı
kurumsal dönüşümlerin yarattığı somut sorunlara çözüm aramıştır. İktisatçı, bu
havzada erken dönemlerden itibaren teorisyen olmanın ötesinde, sistemik
dönüşümleri yönetmekle mükellef bir "klinisyen" olarak doğmuştur.
Çok Kültürlü Entelektüel İklim ve Düşünsel Geçişkenlik
İmparatorluğun
çok uluslu ve kozmopolit dokusu, kimin "Çek", kimin "Alman"
ya da kimin "Avusturyalı" olduğunu net hatlarla ayırmayı imkânsız
kılan hibrit bir entelektüel iklim yaratmıştır. Prag, Almanca ve Çekçe konuşan
entelektüellerin, Yahudi kültürünün ve kozmopolit bir burjuvazinin bir arada
var olduğu, fikirlerin sınır tanımadan çarpıştığı bir havzadır. Bu durum
iktisatçılar matrisine bakıldığında daha net görülür: Bugün küresel literatürde
saf "Avusturyalı" veya "Alman" olarak etiketlenen pek çok
deha, aslında Bohemya ve Moravya’nın sosyo-ekonomik dekorunda büyümüş, oranın
havasını solumuş isimlerdir. Friedrich von Hayek’in etimolojik olarak Çekçe "Háj"
(koru) kökünden gelen soyadı ve ailesinin Bohemya bağları; Joseph Alois
Schumpeter’in sanayileşmenin kalbindeki bir Moravya kasabası olan Třešť’te
doğup büyümesi; marjinal faydayı kamu maliyesine uygulayan Emil Sax’ın Opava
doğumlu olması ya da Eugen von Böhm-Bawerk'in kariyerinin en verimli yıllarını
Brno'da profesörlük yaparak geçirmesi bu geçişkenliğin en net kanıtlarıdır.
Ulusal kimliklerin henüz katılaşmadığı bu evrede, Bohemya/Moravya iklimi,
kurumsal analiz ile sübjektif değer teorisinin harmanlandığı özgün bir düşünsel
mayalanma alanı sunmuştur.
Yöntemsel Perspektif
Bu çalışmanın
temel yöntemsel amacı, Antonie Doležalová’nın A History of Czech Economic
Thought adlı öncü eserinde kurduğu tarihsel ve metodolojik omurgayı
referans alarak, söz konusu literatürün eksik bırakılan veya çeperde kalan
halkalarını tamamlamaktır. Analiz, Orta Çağ’ın ahlak felsefesi ve reformasyon
hareketlerinden (Jan Hus ve Comenius ekolü) yola çıkarak, Çek iktisadi
düşüncesinin genetik kodlarındaki "ahlak, kurumsal yapı ve toplumsal
fayda" vurgusunu görünür kılacaktır.
Ardından,
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dönemindeki çok kültürlü havza incelenerek,
Hayek ve Schumpeter gibi küresel devlerin bu coğrafyadaki köksel ve kuramsal
izleri metodolojik bir analize tabi tutulacaktır. Çalışma, kronolojik
sürekliliği bozmadan, 1948-1989 arası Marksist planlama ve Prag Baharı dönemi
"Üçüncü Yol" arayışlarını değerlendirecek ve nihayetinde kitabın
kronolojik olarak kapsam dışı bıraktığı 1989-2026 yayını ele alacaktır. Kadife
Devrim'den günümüze (2026) uzanan süreç; şok terapiler, kupon özelleştirmeleri
ve AB entegrasyonu ekseninde, soyut teorilerin kendi ana vatanında nasıl devasa
bir "klinik ekonomi laboratuvarına" dönüştüğünü gösteren bir sentezle
son bulacaktır.
I. Erken Dönem: Ahlak Felsefesi, Reformasyon ve Kameralizm (14. Yüzyıl- 19.
Yüzyıl Başı)
Çek iktisadi
düşüncesinin erken dönemi, Batı Avrupa ana akım iktisat tarihçiliğinin seküler
ve rasyonalist başlangıç anlatılarından farklı olarak, teoloji, ahlak felsefesi
ve toplumsal adalet arayışıyla iç içe şekillenmiştir. Bu evrede iktisadi eylem
ve kuramlar, zenginliğin bizzat kendisini maksimize etmekten ziyade,
"ebedi kurtuluş, toplumsal denge ve ahlaki meşruiyet" çerçevesinde
ele alınmıştır. Bohemya Reformasyonu'ndan Habsburg Kameralizmine uzanan bu
süreç, Çek entelektüel havzasının kurumsal ve normatif karakterinin genetik
kodlarını oluşturmuştur.
Hıristiyan Kökler ve Toplumsal Adalet: Jan Hus ve Petr Chelčický
Çek
topraklarında iktisadi meselelerin felsefi bir derinlikle tartışılmaya
başlanması, 14. ve 15. yüzyıl Bohemya Reformasyonu'na (Hussit Hareketi)
dayanır. Bu dönemin kurucu figürü olan Jan Hus (1371–1415), Katolik
Kilisesi'nin dünyevileşmesini ve endüljans satışlarını teolojik olarak
eleştirmenin ötesinde, mülkiyet ve servetin ahlaki sınırlarına dair özgün
tezler ileri sürmüştür. Hus, mülkiyet hakkını mutlak bir seküler hak olarak
değil, Tanrı'nın adaletine ve toplumsal faydaya hizmet ettiği sürece meşru kabul
edilen koşullu bir emanet olarak görmüştür. Onun iktisat tarihindeki en radikal
çıkışlarından biri, iktisadi nesnelerin ve eylemlerin değerini piyasadaki
mekanik arz-talep ilişkisinden ziyade, bireyin niyeti ve ahlaki sorumluluğu
üzerinden tanımlamasıdır. Hus’un adil fiyat (just price) ve tefecilik yasağı
üzerine yorumları, bir anlamda öznel değer teorisinin ahlak felsefesi
içindeki erken ve ilkel bir formu olarak okunabilir.
Hus'un idama mahkûm
edilmesinin ardından hareketi daha radikal bir toplumsal eleştiri çizgisine
taşıyan Petr Chelčický (1390–1460) ise Orta Çağ'ın feodal yapısını ve
kilise destekli "üç zümre" (dua edenler, savaşanlar, çalışanlar)
teorisini tamamen reddetmiştir. Chelčický, Ağlar İnancı (The Net of Faith)
adlı eserinde, ticareti, lüks tüketimi ve faiz mekanizmasını toplumsal
çürümenin ve sömürünün ana kaynağı olarak ilan etmiştir. Devletin ve feodal
hukukun zorba aygıtlarına karşı, mülkiyetin ortaklaşa paylaşıldığı, herkesin
kendi emeğiyle geçindiği, paranın ve alıcı-satıcı ilişkilerinin minimize
edildiği otonom ve pasifist tarım topluluklarını savunmuştur. Chelčický’nin bu
erken dönem ütopyacı ve Hıristiyan anarşist yaklaşımları, Çek düşünce tarihinde
mülkiyetin toplumsal işlevine dair kalıcı bir kurumsal duyarlılık bırakmıştır.
Comenius’un Eğitim ve Kalkınma Modeli: Beşerî Sermaye ve İktisadi Özgürlük
17.Yüzyıla
gelindiğinde, Otuz Yıl Savaşları'nın yıkımı ve Bohemya'nın Habsburg
egemenliğine kesin olarak girmesi (1620 Beyaz Dağ Savaşı), entelektüel üretimin
sürgünde devam etmesine neden olmuştur. Modern eğitimin kurucu babası olarak
kabul edilen modern hümanist Jan Amos Comenius (Komenský) (1592–1670),
küresel çapta bir eğitim reformcusu olmasının yanı sıra, iktisadi kalkınmayı
"beşerî sermaye" üzerinden kurgulayan ilk düşünürlerdendir.
Comenius, Evrensel
Islahat (Consultatio Catholica) projesinde, toplumsal refahın ve
yoksulluğun ortadan kaldırılmasının yolunun mekanik bir zenginlik birikimiyle
değil, rasyonel ve evrensel bir eğitim sistemiyle mümkün olduğunu savunmuştur.
Eğitim, bireyi iktisadi olarak üretken ve bağımsız kılan en temel araçtır.
Comenius, üretimin ve ticaretin önündeki feodal engeller ile tekelci lonca
yapılarına karşı çıkmış; serbest rekabeti, rasyonel iş bölümünü ve çalışkanlığı
ahlaki birer ödev olarak tanımlamıştır. Onun sisteminde iktisadi özgürlük,
bireyin ahlaki ve zihinsel olgunlaşmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu yönüyle
Comenius, çağdaşı olan Batılı Merkantilistlerin "ticaret bilançosu
fazlası" odaklı sığ yaklaşımlarını aşarak, iktisadi kalkınmayı beşerî
gelişmişlik, kurumsal rasyonalite ve özgürlükle bağdaştıran erken bir kalkınma
modeli ortaya koymuştur.
Habsburg Kameralizmi: İmparatorluk Sınırlarında Korumacılık
Beyaz Dağ
Savaşı'nın ardından Bohemya, Habsburg Monarşisi'nin merkeziyetçi mali
politikalarının ve Cizvit etkisindeki Karşı-Reformasyon'un uygulama alanı
haline geldi. Bu yeni siyasi gerçeklik, iktisadi düşüncenin
"Kameralizm" (Kraliyet hazinesini ve devlet yönetimini optimize
etmeyi amaçlayan Alman/Avusturya tipi merkantilizm) çerçevesinde
kurumsallaşmasını sağladı.
Bu dönemin
entelektüel omurgasını "Büyük Üçlü" olarak bilinen Johann
Joachim Becher, Philipp Wilhelm von Hornigk ve Wilhelm von Schröder
oluşturmuştur. Bu düşünürler, Bohemya ve Moravya’yı imparatorluğun ham madde ve
üretim üssü olarak yeniden kurgulamışlardır.
- J. J. Becher, iktisadi süreci organik bir "dolaşım" (tüketim ve nüfus
artışı) mekanizması olarak görmüş, Bohemya'da el sanatları ve imalatın
devlet eliyle desteklenmesi gerektiğini savunmuştur.
- P. W. von Hornigk, 1684 tarihli ünlü Oestereich ueber alles, wann es nur will
(İsterse Avusturya Her Şeyin Üstündedir) adlı manifestosunda,
Bohemya’nın stratejik önemini açıkça ortaya koymuştur. Hornigk,
imparatorluğun ekonomik bağımsızlığı için Bohemya’nın zengin ham
maddelerinin (yün, keten, madenler) kesinlikle yurt dışına ihraç
edilmemesini, bunun yerine yerli imalathanelerde işlenerek katma değerli
nihai ürün haline getirilmesini savunan katı korumacı 9 ilkeyi formüle
etmiştir. İthalatın sınırlandırılması ve altın-gümüş stoklarının içeride
tutulması felsefesi, Bohemya topraklarında sanayi altyapısının
(manifaktür) kurulmasının kuramsal gerekçesi olmuştur.
- W. von Schröder ise mutlakiyetçi devletin mali gücünü artırmak adına vergi sisteminin
rasyonelleştirilmesi ve Bohemya’da devlet bankacılığı altyapısının
kurulması fikrini işlemiştir. Kameralistler sayesinde iktisat, ahlak
felsefesinin bir alt dalı olmaktan çıkıp, devlet aygıtının idari ve mali
etkinliğini artırmaya yönelik disiplinlerarası bir egemenlik bilimi haline
gelmiştir.
Bernard Bolzano: Aydınlanma, Matematik ve Refahın Dağılımı
18.Yüzyılın
sonu ve 19. yüzyılın başında Çek iktisadi düşüncesi, Kameralizmin bürokratik
sınırlarını aşarak Aydınlanma felsefesi ve erken dönem sosyal adalet
arayışlarıyla yeniden buluşmuştur. Bu geçiş döneminin en özgün ve dahi figürü,
Prag doğumlu İtalyan-Çek kökenli matematikçi, mantıkçı ve Katolik ilahiyatçı Bernard
Bolzano (1781–1848)’dur.
Bolzano, saf
matematik ve mantık alanındaki devrimsel çalışmalarının (örneğin fonksiyonlar
teorisi) yanı sıra, sosyal ve iktisadi felsefeye dair çok kıymetli eserler
(özellikle En İyi Devlet Üzerine) bırakmıştır. Bolzano’nun iktisadi
yaklaşımı, Aydınlanma rasyonalizmi ile Katolik ahlak dokusunun ütopik bir
sentezidir. O, döneminin yükselen laissez-faire (bırakınız yapsınlar)
kapitalizmini ve mülkiyetin mutlaklaştırılmasını sert bir dille eleştirmiştir.
Bolzano'ya göre, toplumsal zenginliğin ölçüsü toplam üretim miktarı değil, bu
zenginliğin bireyler arasındaki "adil dağılımı" ve genel refah
seviyesidir.
İktisadi
rasyonaliteyi toplumsal fayda (en yüce ahlak yasası) ile eşitleyen Bolzano;
miras hakkının sınırlandırılmasını, yoksullar için devlet güvenceli eğitim,
sağlık ve barınma haklarının sağlanmasını ve mülkiyetin kamusal denetime tabi
tutulmasını savunmuştur. Onun refahın dağılımına ve sosyal adalete odaklanan bu
insani ve matematiksel yaklaşımı, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Çek
topraklarında gelişecek olan ulusal uyanış (National Awakening) hareketinin
iktisadi vizyonunu derinden etkilemiş ve Çek iktisatçıların kurumsal-sosyal
politika ekolüne olan yatkınlığını pekiştirmiştir.
II.
İmparatorluk Potasında Ayrışma ve Avusturya Okulu Bağlantıları (1848- 1918)
19.Yüzyılın ikinci yarısı, Habsburg Monarşisi’nin
milliyetçilik dalgalarıyla sarsıldığı ve kurumsal yapısının sivil/akademik
alanda radikal biçimde dönüştüğü bir evredir. Bu dönemde Çek toprakları, bir
yandan kendi ulusal kimliğini ve dilini iktisat biliminde hâkim kılmaya
çalışırken, diğer yandan da dünya iktisat tarihine yön verecek olan Avusturya
Okulu ile çok katmanlı, geçişken ve kimi zaman çatışmalı bir ilişki ağı
geliştirmiştir.
1882 Prag
Charles-Ferdinand Üniversitesi’nin Bölünmesi: Kurumsal Kırılma
1848 Devrimleri sonrasında yükselen Çek ulusal
bilinci, akademik alandaki en somut ve dramatik karşılığını 1882 yılında
Prag Charles-Ferdinand Üniversitesi’nin ikiye bölünmesiyle bulmuştur.
Yüzyıllardır çok kültürlü bir yapıda eğitim veren bu köklü kurum, imparatorluk
kararnamesiyle Alman Üniversitesi ve Çek Üniversitesi olarak iki
bağımsız idari ve akademik yapıya ayrılmıştır.
Bu bölünme, iktisadi düşüncenin kurumsallaşması
açısından derin bir çelişki yaratmıştır. Friedrich von Wieser ve Carl Menger
gibi Avusturya Okulu'nun kurucu devleri Alman kürsüsünde dersler verip
teorilerini küresel akademiye sunarken; Çek kürsüsü tamamen Çekçe eğitime ve
ulusal sorunlara odaklanmıştır. Ulusal dilde iktisat yapma arzusu, Çek
iktisatçıları Avusturya bürokrasisi karşısında entelektüel olarak
özgürleştirmiş ve yerel bir kurumsal/tarihçi ekolün doğmasını sağlamıştır.
Ancak bu durum, madalyonun diğer yüzünde ciddi bir taşralılaşma
(provincialization) ve izolasyon riskini beraberinde getirmiştir.
Eserlerini Almanca yerine sadece Çekçe kaleme alan dönemin parlak Çek
iktisatçıları, Viyana ve Londra gibi küresel akademik merkezlerin radarına
girmekte zorlanmış; bu da Çek iktisadi düşüncesinin evrensel literatürdeki
görünürlüğünü uzun süre gölgelemiştir.
Kelimelerin ve
Köklerin İzinde: Friedrich von Hayek ve Viyanalılaşan Çekler
Avusturya Okulu’nun en radikal ve etkili
temsilcilerinden biri olan Friedrich August von Hayek denildiğinde akla
doğrudan Viyana gelse de onun soyadı ve soy ağacı, Habsburg İmparatorluğu'nun
çok uluslu potasında yaşanan entelektüel geçişkenliğin tipik bir örneğidir.
- Soyadının Etimolojik Sırrı:
"Hayek" ismi, Almanca değil tamamen Slav/Çek kökenlidir. Çekçede
"Háj" (koru, küçük orman) kelimesinden türeyen ve "Hájek"
(Küçük Koru veya Korucu) anlamına gelen bu soyadı, imparatorluk
coğrafyasındaki nüfus hareketlerinin linguistik bir vesikasıdır.
- Habsburg Bürokrasi Draması: Hayek’in
ataları, Bohemya ve Moravya topraklarından imparatorluğun başkenti
Viyana’ya göç eden, zamanla Almancayı benimseyerek
"Avusturyalılaşan" ve Habsburg bürokrasisinde/akademisinde
yükselen tipik bir Çek kökenli aile profilini temsil eder. Bu durum,
dönemin Orta Avrupası'nda etnik kimliklerin ne denli akışkan olduğunu;
siyasi ve entelektüel elitlerin Viyana merkezli tek bir potada erirken,
arka planda Bohemya-Moravya pragmatizmini ve disiplinini Viyana
akademisine taşıdıklarını göstermektedir. Hayek, isminde bu coğrafyanın
mührünü taşımıştır.
Metodolojide
Çek Katkısı: František Čuhel ve Sübjektivizmin Rafinasyonu
Çek iktisatçılarının Avusturya Okulu’na yaptığı
en büyük ve en haksızlığa uğramış teorik katkı, metodolojik cephede
gerçekleşmiştir. Prag doğumlu Çek iktisatçı František Čuhel (1862–1914),
1907 yılında Almanca olarak yayımladığı Teorie ihtiyaç (İhtiyaçlar Teorisi)
adlı eseriyle iktisat tahlilinde devrimsel bir adım atmıştır.
Čuhel, Carl Menger’in ortaya koyduğu marjinal
fayda teorisini radikal bir biçimde geliştirerek, iktisat yazınına "Sıralı
Fayda" (Ordinal Utility) kavramının metodolojik temellerini
kazandırmıştır. Dönemin ana akım iktisatçıları faydanın ölçülebilir (kardinal)
olduğunu varsayarken, Čuhel insan ihtiyaçlarının ve tatminlerinin matematiksel
olarak ölçülemeyeceğini, yalnızca sübjektif olarak "sıralanabileceğini"
(birinci tercih, ikinci tercih vb.) savunmuştur.
Čuhel’in bu sübjektivist atağı, Ludwig von
Mises ve Friedrich von Hayek üzerinde doğrudan ve derin bir etki
bırakmıştır. Mises, ünlü İnsan Eylemi (Human Action) ve Para ve Kredi
Teorisi eserlerinde değer kuramını yapılandırırken doğrudan Čuhel’in sıralı
fayda analizine atıfta bulunmuş ve onun yöntemini benimsemiştir. Avusturya
Okulu’nun sosyalist hesaplama tartışmalarında (Socialist Calculation Debate)
merkezi bir argüman olarak kullandığı "fiyatların ve sübjektif değerlerin
merkezi bir otorite tarafından ölçülemezliği" tezi, kuramsal cephanesini
büyük ölçüde Čuhel’in bu rafine sübjektivizminden almıştır. Dolayısıyla Çek
düşüncesi, taşralılaşma riskine meydan okuyarak, küresel liberalizmin ve
sübjektivist iktisadın metodolojik omurgasına en kritik harçlardan birini
koymuştur.
III. Bohemya/Moravya Doğumlu Gizli Devler ve Akrabalıklar
Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu'nun idari ve entelektüel yapısı incelendiğinde, "Viyana
Ekolü" veya "Avusturya Okulu" olarak etiketlenen kuramsal
gövdenin arkasında, coğrafi olarak Bohemya ve Moravya kökenli bir dehalar
havzasının yattığı görülür. Siyasi sınırların ötesinde, bu topraklarda doğan,
büyüyen veya kariyerini şekillendiren figürler, küresel iktisadi düşünceye yön
veren en radikal teorileri bu havzanın sosyo-ekonomik ikliminden ilham alarak
geliştirmişlerdir.
Joseph Alois Schumpeter (1883, Třešť- Moravya) ve Dinamik Kapitalizm
20.Yüzyıl
iktisat teorisinin en özgün ve sarsıcı dehalarından biri olan Joseph Alois
Schumpeter, küresel literatürde sıklıkla kozmopolit bir Viyanalı veya
Harvardlı profesör olarak sunulur. Oysa Schumpeter, 1883 yılında bugün Çekya
sınırları içinde yer alan, o dönemin ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na
bağlı bir Moravya kasabası olan Třešť (Triesch)'te doğmuştur.
- Sanayileşen Moravya Dekoru: Schumpeter’in çocukluğunun ilk yılları, statik bir tarım toplumunun
yerini hızla vahşi, dinamik ve agresif bir endüstrileşmeye bıraktığı
Moravya coğrafyasında geçmiştir. Babası bu bölgede tekstil fabrikası
işleten bir sanayiciydi. Demiryollarının döşendiği, eski zanaatların ve
feodal lonca kalıntılarının fabrikalar tarafından acımasızca yutulduğu bu
geçiş dönemi Bohemya ve Moravya endüstrisi, genç Schumpeter'in zihinsel
kodlarını şekillendiren ilk canlı laboratuvardır.
- İlham Kaynağı Olarak "Yaratıcı
Yıkım": Schumpeter’in iktisat teorisinin kalbini
oluşturan "Yaratıcı Yıkım" (Creative Destruction) ve
statik dengeyi kökünden sarsan "Kahraman Girişimci"
(Entrepreneur) figürlerinin kökeni, onun doğduğu bu topraklardaki
gözlemlerine dayanır. Ana akım Viyana iktisatçıları (Menger, Wieser)
piyasayı daha statik, fiyat mekanizması ve denge arayışı üzerinden analiz
ederken; Schumpeter piyasayı sürekli içten patlamalarla yıkılan ve yeniden
kurulan dinamik bir süreç olarak görmüştür. Düzeni altüst eden, teknolojik
yenilik getiren ve eski yapıları tasfiye eden o "Schumpeteriyen
Girişimci", aslında 19. yüzyıl sonu Bohemya ve Moravyasında yükselen,
geleneksel bağları koparıp atan erken endüstriyel kapitalistlerin kuramsal
bir projeksiyonudur.
İmparatorluk Sınırlarında Unutulan Diğer İsimler ve Geçişkenlikler
Çek
topraklarının entelektüel manyetik alanı, sadece orada doğanları değil, kariyer
yolu bu havzadan geçen diğer imparatorluk devlerini de derinden etkilemiştir.
- Eugen von Böhm-Bawerk ve Brno Deneyimi: Avusturya Okulu'nun kurucu üçlüsünden biri olan ve sermaye/faiz
teorisiyle çığır açan Eugen von Böhm-Bawerk, doğrudan etnik bir Çek
olmasa da kariyerinin en verimli, teorik olgunluğa eriştiği yıllarını
Moravya’nın başkenti Brno (Brünn)’da geçirmiştir. 1880'lerde Brno
Teknik Üniversitesinde profesörlük yapan Böhm-Bawerk, sanayinin ve işçi
hareketlerinin en yoğun olduğu bu Moravya kentinde sermayenin ampirik ve
kuramsal doğası üzerine kafa yormuştur. Onun zaman ve faiz üzerine kurduğu
rafine teorik mimari, bizzat soluduğu bu Çek entelektüel ve endüstriyel
havzasının ikliminden bağımsız düşünülemez.
- Emil Sax: Opava'dan Çıkan Marjinalist Maliye
Dehası: Avusturya Okulu’nun erken döneminde hak
ettiği değeri yeterince görememiş en büyük gizli devlerden biri Emil
Sax (1845–1927)'tır. Bugün Çekya'nın Silezya/Moravya bölgesinde yer
alan Opava (Troppau) doğumlu olan Sax, iktisat tarihinde kamu
maliyesi ve devlet harcamaları teorisini marjinal fayda (sübjektif değer)
analizi üzerine oturtmaya çalışan ilk iktisatçıdır. Kolektif
ihtiyaçların ve devletin ekonomik işlevinin rasyonel sınırlarını, bireysel
fayda fonksiyonları üzerinden açıklayarak kamu ekonomisi yazınında devrim
yapmıştır. Onun bu kurumsal ve kamusal bakışı, Çek coğrafyasının
devlet-toplum ilişkilerine duyarlı entelektüel genetiğinin bir
yansımasıdır.
- Hans Kelsen: Prag Doğumlu Metodoloji Mimarı: 20. yüzyıl hukuk felsefesinin en büyük ismi, "Saf Hukuk
Kuramı" (Pure Theory of Law)’nın yaratıcısı Hans Kelsen,
1881 yılında Prag'da doğmuştur. Doğrudan bir iktisatçı olmamakla
birlikte Kelsen, başta Ludwig von Mises ve Friedrich von Hayek olmak üzere
Avusturya Okulu iktisatçılarının metodoloji, devletin kurumsal sınırları
ve "hukukun üstünlüğü" (Rule of Law) tartışmalarında en çok
hesaplaştığı, tartıştığı ve beslendiği felsefi kutup olmuştur. Kelsen’in
hukuku siyasi ve ideolojik unsurlardan temizleyerek saf, rasyonel ve
normatif bir sistem olarak kurgulama çabası, doğduğu Prag kentinin o
rasyonalist, kurumsalcı ve çok kültürlü entelektüel disiplininin en uç
noktasıdır. Avusturya iktisadının piyasa mekanizmasına biçtiği
"kendiliğinden işleyen kurumsal çerçeve" felsefesi, Kelsen’in
rasyonel hukuk normlarıyla Prag süzgecinden geçerek rafine edilmiştir.
IV. Bağımsızlık ve İki Savaş Arası Dönem: "Klinisyenler" Sahnede
(1918- 1948)
1918 yılında
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılmasıyla kurulan bağımsız
Çekoslovakya Cumhuriyeti, iktisatçıların fildişi kulelerinden inerek kurumsal
ve yapısal krizlere doğrudan müdahale ettiği bir dönemi başlatmıştır. Bu
kesitte iktisadi düşünce, yeni bir devletin ve para biriminin (Çekoslovak
kurunu) inşası ile ardından gelen Büyük Buhran’ın yaralarını sarma sürecinde
tam anlamıyla bir "klinik" karakter kazanmıştır.
Karel Engliš ve Teleolojik İktisat: Teori ile Pratiğin Sentezi
İki savaş
arası dönemin ve genel olarak Çek iktisadi düşünce tarihinin en nevi şahsına
münhasır figürü Karel Engliš (1880–1961)'tir. Engliš, iktisat
literatürüne insan eylemini ve toplumsal sistemleri rasyonel bir amaca
yöneliklik üzerinden açıklayan "Teleolojik İktisat Teorisi"ni
kazandırmıştır.
- Teleolojik Mantık: Engliš, nesnelere ve doğa olaylarına uygulanan nedensellik
(causality) ilkesinin insan eylemlerini ve iktisadi süreçleri açıklamaya
yetmediğini savunmuştur. Ona göre iktisat, özü gereği amaca yöneliktir
(teleolojiktir). Bireyler, kurumlar ve devletler, kıt kaynakları belirli
amaçları (refah, güvenlik, istikrar) maksimize etmek üzere rasyonel bir
mantık zinciriyle yönetirler. Bu yönüyle Engliš'in teleolojisi, Avusturya
Okulu'nun insan eylemini inceleyen praksiyolojisiyle metodolojik bir
akrabalık taşır.
- Klinisyen Bir Maliye Bakanı: Engliš’in büyüklüğü, bu soyut teleolojik kuramı kurduğu devletin
ameliyat masasında bizzat uygulamış olmasından gelir. Yeni kurulan
cumhuriyette defalarca Maliye Bakanlığı ve Çekoslovak Ulusal Bankası
Başkanlığı yapan Engliš, tam bir "iktisat klinisyeni" portresi
çizmiştir. Alois Rašín’in başlattığı sert deflasyonist politikaların
ekonomide yarattığı durgunluk "hastalığını" teşhis ederek, kuru
stabilize eden ve üretimi destekleyen esnek, pragmatik makroekonomik
müdahaleler geliştirmiştir. Teoriyi, ulusal ekonominin yapısal sorunlarını
iyileştirmek için bir reçete olarak kullanmıştır.
Büyük Buhran ve Kurumsal Çatışma: Piyasa mı, Planlama mı?
1929 küresel
Büyük Buhranı, sanayileşmiş Çekoslovak ekonomisini çok ağır vurmuş ve iktisadi
düşünce dünyasında derin bir kutuplaşmaya yol açmıştır. Bu kriz, piyasanın
kendiliğinden işleyen mekanizmalarına duyulan güveni sarsarak "devletin ve
planlamanın sınırları" tartışmasını erken bir dönemde alevlendirmiştir.
- Liberal Kanat ve Dengeli Bütçe: Karel Engliš’in de dahil olduğu pragmatik liberal kanat, kriz
döneminde dahi para istikrarının ve teleolojik rasyonalitenin korunmasını,
devletin piyasayı tamamen felç edecek aşırı müdahalelerden kaçınmasını
savunmuştur. Onlara göre kriz, sistemik kurumsal reformlarla ve akılcı
para politikasıyla aşılması gereken geçici bir senkronizasyon
bozukluğuydu.
- Sol/Müdahaleci Kanat ve Planlama Arayışları: Buna karşılık, krizin derinleşmesiyle birlikte özellikle pragmatik
sosyal demokrat ve sol eğilimli iktisatçılar, kapitalizmin yapısal bir
başarısızlığa (market failure) uğradığını ileri sürmüşlerdir. Bu gruptaki
düşünürler, ekonominin anarşik piyasa koşullarına bırakılamayacağını,
stratejik sanayi kollarının devletleştirilmesi ve kurumsal bir
"ulusal planlama" mekanizmasının devreye sokulması gerektiğini
savunmuşlardır.
İki savaş
arası dönemde yaşanan bu kurumsal çatışma ve planlama tartışmaları, Çek
topraklarında iktisadi düşüncenin saf teorik bir tartışma olmaktan çıkıp siyasi
rejimlerin ve toplumsal sistemlerin inşasında nasıl belirleyici bir manivela
olduğunu göstermiştir. Bu entelektüel birikim ve kutuplaşma, 1938 Nazi işgali
ve ardından gelen 1948 kurumsal kırılmasına giden yolun da fikirsel altyapısını
oluşturmuştur.
V. Perde
Arkası ve Dönüşüm: Marksizmden "Üçüncü Yol"a (1948- 1989)
1948 yılındaki komünist darbe (Şubat Olayları),
Çekoslovakya'nın sadece siyasi ve toplumsal yapısını değil, iktisadi düşünce
iklimini de radikal bir biçimde dönüştürmüştür. Bu dönem, kurumsal sürekliliğin
sert bir ideolojik kırılmaya uğradığı, ancak sistemin kendi iç çelişkilerinden
dünya iktisat literatürünü etkileyecek özgün reform arayışlarının doğduğu
çalkantılı bir kesittir.
Dogmatizm
Kıskacı: 1948 Sonrası Zorunlu Marksist-Leninist İktisat
Darbe sonrasında, iki savaş arası dönemin Karel
Engliš gibi nevi şahsına münhasır teorisyenleri ve burjuva iktisat ekolleri
akademiden tamamen tasfiye edilmiştir. İktisat eğitimi ve araştırmaları, Sovyet
tipi komuta ekonomisinin kuramsal meşruiyetini sağlamak üzere ithal edilen
dogmatik Marksizm-Leninizm kıskacına alınmıştır.
Bu evrede iktisat bilimi, özgür bir akademik
disiplin olmaktan çıkıp, devlet planlama ajansının (Státní plánovací úřad) ve
parti bürokrasisinin emirlerini rasyonalize eden ideolojik bir araca
dönüşmüştür. Sübjektif değer teorisi, marjinal fayda ve piyasa dinamikleri
bütünüyle "kapitalist sapma" ilan edilerek yasaklanmış; yerine emeğin
değer teorisi ve merkezi planlama dogmaları ikame edilmiştir. Ancak Çek
topraklarının derin sanayi kültürü ve rasyonalist kökleri, bu sığ dogmatizmin
altında içten içe canlı kalmayı başarmıştır.
Ota Šik ve
1968 Prag Baharı: Planlama ile Piyasayı Evlendirmek
1960’lara gelindiğinde, Stalinist merkezi
planlama modelinin Çekoslovakya gibi gelişmiş bir sanayi ekonomisinde yarattığı
yapısal tıkanmalar, büyüme oranlarının negatife düşmesiyle somut bir krize
dönüştü. Bu yapısal krize müdahale etmek üzere yine bir "klinisyen
iktisatçı" figürü, Bilimler Akademisi İktisat Enstitüsü Başkanı Ota Šik
(1919–2004) öne çıktı.
Šik, 1968 Prag Baharı’nın iktisadi
manifestosu niteliğindeki reform paketini hazırlayarak, literatürde "Üçüncü
Yol" veya "Piyasa Sosyalizmi" olarak bilinen özgün
bir model geliştirdi. Ota Šik’in teorik çabası, katı merkezi planlama ile vahşi
piyasa mekanizmasını sentezleme, yani tabiricaizse "evlendirme"
arayışıydı. Geliştirdiği modele göre:
- Stratejik makroekonomik hedefler ve büyük yatırımlar yine devlet
planlaması tarafından belirlenecek,
- Ancak mikro düzeyde firmalara özerklik verilecek, fiyatlar arz-talep
dengesine göre esnetilecek ve işletmeler arasında rasyonel bir rekabet
mekanizması (piyasa) kurulacaktı.
Alexander Dubček’in "İnsani Yüzü Olan
Sosyalizm" ideolojisinin iktisadi omurgasını oluşturan bu reformlar,
iktisadı ideolojik bir dogmadan çıkarıp yeniden rasyonel ve kurumsal bir
etkinlik (efficiency) zeminine oturtmayı amaçlıyordu. Ancak bu özgün klinik
müdahale, 1968 Ağustos'unda Varşova Paktı tanklarının Prag’a girmesiyle yarıda
kaldı ve Šik'in teorisi kendi ülkesinde fiilen rafa kaldırıldı.
Sürgün
İktisadı: Entelektüel Birikimin Dışarıda Korunması
Çek iktisadi düşüncesi tarihi boyunca yaşanan
siyasi trajediler (1938 Nazi işgali, 1948 komünist darbesi ve 1968 Prag
Baharı'nın bastırılması), ülkenin en parlak zihinlerini dalgalar halinde göçe
zorlamıştır. Bu durum, Çek topraklarında kesintiye uğrayan teorik sürekliliğin
Batı akademisinde (özellikle ABD ve Batı Avrupa'da) "Sürgün
İktisadı" (Exile Economics) formunda korunmasını ve yaşatılmasını
sağlamıştır.
Ota Šik, işgal sonrasında İsviçre'ye sığınarak
"Üçüncü Yol" teorisini Saint Gallen Üniversitesinde geliştirmeye ve
uluslararası literatüre kazandırmaya devam etmiştir. Keza, iki savaş arası
dönemin teleolojik iktisat ekolünün temsilcileri ve genç kuşak ekonometriciler,
Amerikan üniversitelerinde kendilerine yer bularak metodolojik miraslarını
küresel akademiye entegre etmişlerdir. Bu sürgün dalgaları, Çek iktisadi
düşüncesinin genetik kodlarını (kurumsal hassasiyet, matematiksel disiplin ve
pragmatik klinisyenlik) dünya bilimiyle senkronize tutmuş, 1989'da demir perde
yıkıldığında ülkeye geri dönecek olan entelektüel köprüyü inşa etmiştir.
VI. Kitapta Olmayan Bölüm: Kadife Devrim'den Günümüze "Büyük
Laboratuvar" (1989- 2026)
1989 yılındaki
Kadife Devrim, Çek iktisadi düşünce tarihinde yeni ve tamamen ampirik bir sayfa
açmıştır. Doležalová’nın çalışmasının kronolojik sınırlarının ötesine geçen bu
modern kesit, soyut iktisat teorilerinin, çöken bir komuta ekonomisinin
küllerinden yeniden canlandırılması sürecinde nasıl devasa bir "klinik
deney laboratuvarına" dönüştüğünü gözler önüne serer.
1990'lar: Ameliyat Masasında Bir Ekonomi ve Klinik Müdahale Tartışmaları
Komünist
rejimin fiilen son bulmasıyla birlikte, Çekoslovakya ekonomisi bir kez daha
radikal bir ameliyat masasına yatırılmıştır. Bu süreçte dönüşümün hızı ve
yöntemi üzerine, ülkenin iki güçlü iktisatçı figürü arasında derin bir kurumsal
ve metodolojik çatışma baş göstermiştir.
- Václav Klaus ve Hayekçi Şok Terapi Deneyi: Dönüşümün mimarı, Prag doğumlu, sıkı bir Friedrich von Hayek ve
Milton Friedman hayranı olan Maliye Bakanı (ve sonraki Başbakan) Václav
Klaus olmuştur. Klaus, piyasa ekonomisine geçişin geciktirilmeden, radikal
bir biçimde yapılması gerektiğini savunmuştur. Bu doğrultuda, mülkiyet
haklarını hızla tabana yaymak ve devlet tekellerini tasfiye etmek amacıyla
iktisat tarihinin en özgün deneylerinden biri olan "Kupon
Özelleştirmesi" (Voucher Privatization) modelini devreye
sokmuştur. Bu modelle, yetişkin her vatandaşa sembolik bir ücret
karşılığında özelleştirilecek devlet şirketlerinin hisselerini satın
alabilecekleri kupon kitapçıkları dağıtılmıştır. Ancak, Hayek'in
"kendiliğinden düzen" (spontaneous order) felsefesine aşırı
güvenen bu yaklaşım, gerekli yasal ve kurumsal altyapı (şeffaf finansal
piyasalar, güçlü mülkiyet hukuku, denetim mekanizmaları) henüz
olgunlaşmadan piyasayı körlemesine açtığı için 1990'ların ortalarında
tünel şirketçiliği (tunnelling), yolsuzluklar ve makroekonomik istikrarsızlık
gibi ciddi sancıları da beraberinde getirmiştir.
- Valtr Komárek ve Evrimci Gradualizm
(Kademecilik): Klaus’un bu radikal şok terapisinin
karşısındaki en güçlü entelektüel kale, Prag Baharı kökenli saygın
iktisatçı Valtr Komárek olmuştur. Komárek, ekonominin tepeden inme
kararnamelerle bir gecede dönüştürülemeyeceğini savunan evrimci-kurumsalcı
bir muhalefet yürütmüştür. Onun savunduğu Gradualizm (Kademecilik)
yaklaşımına göre, kurumsal yapılar ve toplumsal doku korunmalı; piyasa
mekanizması, yasal koruma kalkanları ve rekabetçi kurumlar adım adım inşa
edildikten sonra kademeli olarak serbest bırakılmalıydı. Komárek’e göre
kurumsal hazırlık olmadan yapılan ani müdahaleler, hastayı iyileştirmek
yerine şoka sokan hatalı birer klinik reçeteydi.
2004- 2026: AB Entegrasyonu ve Kurumsal Olgunluk
2004 yılında
gerçekleşen Avrupa Birliği entegrasyonu, 1990'ların o vahşi laboratuvar
iklimini rasyonel ve kurumsal bir olgunluk evresine taşımıştır. Bu süreç, Çek
iktisat ekolünün kurumsalcı karakterini küresel standartlarla senkronize
etmiştir.
- Çek Ulusal Bankası’nın (ČNB) Bağımsızlığı ve
İstikrar Okulu: 2000'lerden 2026 modern dünyasına uzanan
süreçte, Çek iktisadi düşüncesinin en başarılı kurumsal çıktısı Çek
Ulusal Bankası (ČNB) olmuştur. Karel Engliš’in iki savaş arası dönemde
attığı sağlam kurumsal temeller üzerine yükselen banka, mutlak
bağımsızlığı, şeffaf enflasyon hedeflemesi politikaları ve esnek döviz
kuru yönetimiyle küresel merkez bankacılığı yazınında güçlü bir "makroekonomik
istikrar okulu" haline gelmiştir. Avro Alanı'na dahil olmayıp kendi
para birimi olan Çek korununu (CZK) koruyarak küresel şoklara (örneğin
2008 krizi ve 2020'lerin pandemik ve jeopolitik enflasyonist dalgaları)
karşı esnek ve başarılı müdahaleler geliştirmesi, Çek klinisyenliğinin
modern çağdaki rasyonel bir başarısıdır.
- 2026 Prag Akademisi: Klasik Miras ile Modern
Davranışsal Sentez:
Günümüzde (2026) Prag, iktisadi düşünce haritasında oldukça nevi şahsına
münhasır, çift kutuplu bir cazibe merkezi işlevi görmektedir. Bir taraftan
Liberalni Institut (Liberal Enstitü) gibi güçlü düşünce kuruluşları
vasıtasıyla coğrafyanın tarihsel köklerinde yer alan Avusturya Okulu
mirasına, Hayekçi ve Mengerci sübjektivist geleneğe entelektüel olarak
sahip çıkılmaktadır. Diğer taraftan ise Charles Üniversitesi ve CERGE-EI
gibi elit akademik kurumlar bünyesinde, soyut rasyonel insan (homo
economicus) varsayımlarını esneten modern kurumsal iktisat, deneysel
iktisat ve davranışsal iktisat çalışmaları dünya ölçeğinde domine
edilmektedir.
2026 yılından
geriye doğru bakıldığında, Jan Hus'un ahlaki sınırlarından Václav Klaus'un
kupon kitapçıklarına uzanan bu 700 yıllık serüven; Çek iktisat felsefesinin
hiçbir zaman tamamen ithal teorilere teslim olmadığını, aksine her teoriyi
kendi sosyo-ekonomik gerçekliğinin potasında eriterek özgün birer klinik
enstrümana dönüştürdüğünü kanıtlamaktadır.
VII. Sonuç: İktisat Sanatı Açısından Bir Muhasebe
Bu akademik
çalışmanın bütünsel olarak ortaya koyduğu tarihsel perspektif, iktisat
biliminin ve onun ayrılmaz bir parçası olan "iktisat sanatının",
fildişi kulelerde üretilen ve zaman ile mekândan bağımsız işleyen doğrusal bir
formüller yığınından ibaret olmadığını açıkça göstermektedir. Çek iktisadi
düşünce tarihinin 1300’lerden 2026 yılına kadar uzanan serüveni, bir ekonomiyi
anlamanın ve ona müdahale etmenin, o coğrafyanın kurumsal, kültürel ve ahlaki
genetiğini kavramaktan geçtiğini kanıtlayan muazzam bir külliyattır.
Lineer Anlatının Reddi ve İmparatorluk Potasında Mayalanan Kuramlar
İktisat tarihi
yazımı, uzunca bir süre Anglo-Sakson (Londra/Cambridge merkezli) ya da kıta
Avrupası özelinde saf Viyana odaklı lineer (tek hatlı) bir anlatının
hegemonyası altında kalmıştır. Çekya örneği, bu sığ tarih metodolojisine
radikal bir itiraz niteliğindedir. Analizimiz göstermiştir ki; küresel
literatürde homojen birer blok gibi sunulan ekoller, aslında
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi çok uluslu siyasi yapıların sınırları
içindeki derin entelektüel ve coğrafi geçişkenliklerle mayalanmıştır.
Bohemya ve
Moravya’nın endüstriyel ağırlığı, pragmatik üretim kültürü ve üniversitelerin
bölünmesi gibi kurumsal kırılmalar olmasaydı, Viyana akademisinde tartışılan
soyut teoriler hiçbir zaman pratik birer iktisat politikası enstrümanına
dönüşemezdi. İktisat sanatı, tam da bu çok kültürlü potada, kimliklerin akışkan
olduğu bir iklimde, kuramsal estetik ile somut piyasa gerçeklerinin
çarpışmasından doğmuştur.
2026'dan Geriye Bakış: Aynı Coğrafi İklimin Ortak Meyveleri
Bugün, 2026
yılının eşiğinden geriye dönüp yedi asırlık bu zengin birikime baktığımızda,
iktisat teorisinde birbirine tamamen zıt veya bağımsız gibi görünen devasa
sütunların aslında aynı coğrafi iklimin ve sosyo-ekonomik dekorun meyveleri
olduğunu net bir biçimde teşhis edebiliyoruz.
- Joseph Alois Schumpeter’in statik dengeyi sarsan, yaratıcı yıkımlarla ilerleyen o agresif "Dinamizm"
ve "Girişimci" modeli, çocukluğunun geçtiği sanayileşen
ve kabuk değiştiren Moravya dekorundan bağımsız değildir.
- Friedrich von Hayek’in isminde bile o toprakların mührünü taşıyarak (Háj/Hájek) savunduğu,
merkezi planlamanın sığ rasyonalizmini yıkan "Kendiliğinden
Düzen" (spontaneous order) felsefesi, çok kültürlü ve çok
katmanlı imparatorluk bürokrasisinin ve Prag’ın metodolojik sübjektivizm
akıntı hissinin bir tezahürüdür.
- Karel Engliš’in insan eylemini ve devlet müdahalesini amaca yönelik akılcı bir mantık
zinciriyle açıklayan "Teleolojik İktisat" teorisi de yine
bu rasyonalist, kurumsalcı ve esnek Çek damarının en rafine kuramsal
çıktısıdır.
Nihayetinde,
Schumpeter’in vizyonu, Hayek’in düzeni ve Engliš’in teleolojisi; Jan Hus’un
adil fiyat arayışından Václav Klaus’un kupon özelleştirmelerine, oradan da 2026
modern Prag’ının kurumsal ve davranışsal iktisat sentezine uzanan aynı nehrin
kollarıdır. Çek iktisadi düşüncesi, iktisatçıyı soyut bir matematikçi olmanın
ötesine geçirerek, toplumun yapısal hastalıklarını teşhis ve tedavi eden bir "klinisyen",
iktisadı ise toplumsal faydayı gözeterek icra edilen yüksek bir "sanat"
haline getirmiştir.
Kaynakça
Temel Kaynak
- Doležalová, Antonie. (2023). A
History of Czech Economic Thought. London & New York: Routledge.
Erken Dönem,
Reformasyon ve Kameralizm (14.- 19. Yüzyıl)
- Bolzano, Bernard. (1834). Von
dem besten Staate (En İyi Devlet Üzerine). (Modern Basım: Prag, 1932).
- Chelčický, Petr. (1440). Sieť
viery (Ağlar İnancı). (İngilizce Çeviri: The Net of Faith, Çev.
A. Molnár, Chicago, 1947).
- Comenius, John Amos (Komenský). (1668). Via
Lucis (Işığın Yolu).
- Hornigk, Philipp Wilhelm von. (1684). Oesterreich
über alles, wann es nur will (İsterse Avusturya Her Şeyin Üstündedir).
Nürnberg.
- Hus, Jan. (1412). De Ecclesia (Kilise
Üzerine).
İmparatorluk
Dönemi, Avusturya Okulu Bağlantıları ve İki Savaş Arası (1848- 1948)
- Čuhel, František. (1907). Zur
Lehre von den Bedürfnissen: Theoretische Untersuchungen über die
Grenznutzenlehre (İhtiyaçlar Teorisi: Marjinal Fayda Teorisi Üzerine
Teorik İncelemeler). Innsbruck: Wagner.
- Engliš, Karel. (1930). Teleologische
Theorie der Wirtschaft (Teleolojik İktisat Teorisi). Brünn/Brno:
Rohrer.
- Mises, Ludwig von. (1949). Human
Action: A Treatise on Economics (İnsan Eylemi). New Haven: Yale
University Press. (František Čuhel'in sıralı fayda teorisine
metodolojik atıflar için).
- Sax, Emil. (1887). Grundlegung der theoretischen
Staatswirthschaft (Teorik Kamu Maliyesinin Temelleri). Wien: Hölder.
- Schumpeter, Joseph Alois. (1911). Theorie
der wirtschaftlichen Entwicklung (İktisadi Gelişme Teorisi). Leipzig:
Duncker & Humblot. (Moravya/Třešť dönemi endüstriyel gözlemlerinin
kuramsal arka planı).
Sosyalist
Dönem, Prag Baharı ve Sürgün İktisadı (1948 - 1989)
- Šik, Ota. (1967). Plan and Market Under Socialism
(Sosyalizm Altında Plan ve Piyasa). Prag: Academia / New York:
International Arts and Sciences Press.
- Šik, Ota. (1972). The Third Way: Marxist-Leninist
Theory and Modern Industrial Society (Üçüncü Yol: Marksist-Leninist
Teori ve Modern Sanayi Toplumu). London: Wildwood House.
Modern Dönem:
Kadife Devrim'den Günümüze (1989- 2026)
- Klaus, Václav. (1997). Renaissance:
The Rebirth of Liberty in the Heart of Europe (Rönesans: Avrupa'nın
Kalbinde Özgürlüğün Yeniden Doğuşu). Washington D.C.: Cato Institute.
- Klaus, Václav. (2002). On
the Road to Democracy: The Czech Transition (Demokrasi Yolunda: Çek
Dönüşümü). Prag: National Library.
- Komárek, Valtr. (1992). Shock
Therapy and Its Alternatives in the Transformation of Central and Eastern
Europe (Orta ve Doğu Avrupa'nın Dönüşümünde Şok Terapi ve
Alternatifleri). Studies in Comparative Communism, 25(2), 111-125.
- Myant, Martin. (2003). The
Rise and Fall of Czech Capitalism: Economic Development in the Czech
Republic Since 1989 (Çek Kapitalizminin Yükselişi ve Düşüşü).
Cheltenham: Edward Elgar.
Yorumlar
Yorum Gönder