🌹 Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü Ercan Eren Joan Robinson'ın (1903-1983) hayatı ve Cambridge Üniversitesi'ndeki kariyeri, 20. yüzyıl iktisat düşüncesinin en büyük dönüşümlerinden birinin merkezi, kişisel drama ve keskin entelektüel mücadelelerle iç içe geçmiş bir destandır. Onun biyografisi, "The Provocative Joan Robinson" kitabının ışığında, sadece ekonomik teorinin değil, aynı zamanda kadın kimliğinin, sadakatin ve yasak aşkın gölgesinde şekillenen bir zekânın öyküsüdür. 1. 🎓 Kadın Kimliği, Kurumsal Direniş ve Kusursuz Rekabetin Yıkılışı Robinson, 1920'lerin ortasında, kadınların üniversiteden resmen diploma dahi alamadığı bir çağda (Cambridge kadınlara tam derece vermeyi 1948'e kadar reddetti) akademiye adım attı. Onun akademik kimliği, erkek egemenliğine karşı sürekli bir meydan okuma olarak kuruldu. Marshallcı Gölge ve Tavır: Cambridge'e Alfred Marsh...
TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ Ercan Eren 1. İktisat ve Kamu Maliyesi Odaklı Öncüler İktisat Fakültesi geleneğinde yetişmiş, disiplinin teknik ve kurumsal sınırlarını belirleyen isimler. İsim Doğum Lisans Doktora Temel Odak Gülten Kazgan 1927 İ.Ü. İktisat 1954 (İ.Ü.) Makro İktisat, Tarım, İktisadi Düşünce Sevim Görgün 1928 İ.Ü. İktisat 1958 (İ.Ü.) Kamu Maliyesi, Bütçe, Maliye Politikası Değerlendirme: Gülten Kazgan teorik iktisat ve tarım ekonomisi üzerinden fakültenin dışa dönük yüzünü temsil ederken; Sevim Görgün, kamu maliyesi ve bütçe disipliniyle devletin iktisadi işleyişinin akademik kurallarını belirlemiştir. 2. İktisat ve Sosyal Bilimler: Disiplinlerarası Yaklaşım Analizi İktisadı; hukuk, siyaset, göç ve sosyoloji ile harmanlayan "kurucu kuşak...
Küresel Akademinin Doğuşu ve Eksen Değişimi: Humboldt İdealinden Atlantik Ötesi Sürgüne (1810-1945) Ercan Eren Genel Giriş Modern yükseköğretim sistemlerinin, doktora programlarının ve saf araştırma enstitülerinin kurumsal ve felsefi kökleri incelendiğinde, patikanın her zaman 19. yüzyıl Kıta Avrupası’na, özellikle de Alman üniversite modeline çıktığı görülür. 1810 yılında Prusya’nın Napolyon orduları karşısında aldığı varoluşsal yenilginin yarattığı entelektüel kriz ikliminde Wilhelm von Humboldt’un kurumsal felsefesiyle kurulan Friedrich-Wilhelms-Universität (Berlin Üniversitesi), dünya akademi tarihini kökten değiştiren bir şablon sunmuştur. Araştırma ile öğretimin mutlak birliğini savunan ve akademiyi dogmalardan arındırarak saf hakikat arayışının sürdürüldüğü özerk bir sığınak haline getiren bu "Humboldtçu" model, üniversiteleri statik birer meslek okulu olmaktan çıkarıp modern bilimin kuluçkahanelerine dönüştürmüştür. Bu kurumsal ve felsefi zemin, 1870-1930 yıl...
Yorumlar
Yorum Gönder