1945 Paradoksu: Liberalizmin Beşiğinde Radikal Bir Laboratuvar ve İngiliz Refah Devletinin Teorik Anatomisi
1945 Paradoksu: Liberalizmin Beşiğinde Radikal Bir Laboratuvar ve İngiliz Refah Devletinin Teorik Anatomisi
Ercan Eren
Giriş: 1945 Dünyası ve "Büyük Dönüşüm"
İktisat ve
siyaset tarihinin en büyüleyici paradokslarından biri, modern serbest piyasa
ideolojisinin ve liberalizmin entelektüel beşiği olan Büyük Britanya’da, 1945
yılının temmuz ayında yaşanmıştır. II. Dünya Savaşı’nı kazanan koalisyon
hükümetinin muzaffer lideri Winston Churchill, Avrupa’da silahların susmasından
hemen iki ay sonra yapılan genel seçimlerde sandıktan ağır bir yenilgiyle
çıkmıştır. Clement Attlee liderliğindeki İşçi Partisi (Labour Party), Avam
Kamarası’ndaki sandalyelerin yaklaşık yüzde 61’ini kazanarak tarihi bir
çoğunlukla iktidara gelmiştir [1]. Bu seçim sonuçları, alelade bir hükümet
değişiminin ötesinde, Britanya iktisat tarihinde radikal bir paradigma
kaymasının ve Karl Polanyi’nin kavramsallaştırmasıyla piyasanın toplum
tarafından yeniden "ehlileştirilmesi" sürecinin (büyük dönüşümün)
somut tezahürüdür [2].
1945
dünyasının nesnel koşulları, bu radikal dönüşümün sınırlarını ve yönünü
belirleyen en temel yapısal unsurdur. Altı yıl boyunca süren topyekûn savaş
(total war), Britanya İmparatorluğu’nun fiziki ve mali altyapısını tüketmiş;
ülkeyi fiilen iflasın eşiğine getirmiştir. Konut stokunun önemli bir kısmı
bombalanmış, dış ticaret durma noktasına gelmiş ve kamu borcu devasa boyutlara
ulaşmıştır. Ancak aynı topyekûn savaş deneyimi, toplumun devlete ve planlamaya
olan bakış açısını da kökten değiştirmiştir. Savaş boyunca hayati kaynakların
dağıtımı, üretim planlaması ve karne sistemi bizzat devlet eliyle yürütülmüş;
bu merkezi sevk ve idare mekanizması, 1930’ların Büyük Buhran döneminde
kronikleşen kitlevi işsizliği ortadan kaldırmıştır [3]. Cephede ve geride
kolektif bir varoluş mücadelesi veren Britanya halkı, savaş bittiğinde Viktorya
döneminin o güvencesiz, katı laissez-faire koşullarına ve yoksulluk
kuyruklarına geri dönmeyi reddetmiştir. Dönemin toplumsal psikolojisini
özetleyen temel argüman nettir: "Eğer devlet bizi savaş için planlayıp
kurtarabiliyorsa, barış ve toplumsal refah için de planlayabilir."
Bu nesnel
koşulların entelektüel meşruiyet zemini, savaşın en karanlık günlerinde, 1942
yılında yayımlanan ve adeta toplumsal bir sözleşmeye dönüşen Beveridge
Raporu ile atılmıştır. Sir William Beveridge tarafından kaleme alınan bu
rapor, modern toplumun önündeki beş büyük düşmanı ilan etmiştir: Sefalet
(want), hastalık (disease), cehalet (ignorance), kötü barınma (squalor) ve
aylaklık/işsizlik (idleness) [4]. Churchill ve Muhafazakârlar bu radikal reform
ajandasını savaş sonrasının belirsiz mali ikliminde ertelemeye çalışırken, İşçi
Partisi bu raporu seçim beyannamesinin merkezine yerleştirerek toplumsal
basıncı arkasına almayı başarmıştır.
Britanya’da
1945 sonrasında hayata geçirilen bu radikal reçete, sadece siyasi bir başarı
değil, çok katmanlı bir entelektüel mutfağın ürünüdür. Uygulanan politikaların
kuramsal arkasında, John Maynard Keynes’in makroekonomik talep yönetimi, Fabian
Topluluğunun kurumsal-evrimci sosyalizm mühendisliği ve William Beveridge’in
sosyal liberal güvence arayışı yer almaktadır. Bu yönüyle Britanya Refah
Devleti, Kıta Avrupası ve Kuzey ülkelerinin köklü korporatist, uzlaşmacı ve
tarafları yasal masalarda buluşturan geleneklerinden yapısal olarak ayrışır.
Bireyselci ve serbest piyasacı bir kurumsal genetiğe sahip olan İngiltere, bu
dönüşümü tarafların organik uzlaşısıyla değil; stratejik sektörlerin
kamulaştırılması ve devasa bürokratik aygıtların (NHS gibi) tepeden aşağıya
inşasıyla, yani kurumsal bir "şokla" gerçekleştirmek zorunda
kalmıştır.
Bu çalışma,
1945 dönüm noktasını temel alarak, İşçi Partisi hükümetinin uyguladığı radikal
karma ekonomi politikalarını ve bu politikaların arkasındaki teorik anatomiyi
(Keynes, Fabianlar, Yeni Liberalizm ve Marksist metodolojiye olan mesafe)
incelemeyi amaçlamaktadır. Britanya deneyiminin zengin felsefi ve siyasi arka
planı, çalışmanın ana eksenini oluştururken; Kıta ve Kuzey Avrupa’nın
korporatist modelleriyle yapılacak eşzamanlı karşılaştırma, 1945 İngiliz
laboratuvarının özgünlüğünü ve içsel çelişkilerini kurumsal iktisat
perspektifinden açığa çıkaracaktır.
Dipnotlar
[1]: Addison,
Paul (1975). The Road to 1945: British Politics and the Second World War.
London: Jonathan Cape, s. 248-252. [2]: Polanyi, Karl (2001) [1944]. The
Great Transformation: The Political and Economic Origins of Our Time.
Boston: Beacon Press, s. 141-150. [3]: Titmuss, Richard M. (1950). Problems
of Social Policy. London: HMSO, s. 506-508. [4]: Inter-Departmental
Committee on Social Insurance and Allied Services (1942). Social Insurance
and Allied Services (The Beveridge Report). London: HMSO, Cmd. 6404, s.
6-9.
Kaynakça
- Addison, Paul (1975). The Road to 1945: British Politics and the Second World
War. London: Jonathan Cape.
- Inter-Departmental Committee on Social
Insurance and Allied Services (1942). Social
Insurance and Allied Services (The Beveridge Report). London: HMSO,
Cmd. 6404.
- Polanyi, Karl (2001) [1944]. The Great Transformation: The Political and Economic Origins of Our Time. Boston: Beacon Press.
- Titmuss, Richard M. (1950). Problems of Social Policy. London: His Majesty's Stationery Office (HMSO).
I. İngiliz Mutfağının Teorik Sacayağı (Keynes, Fabianlar ve Sosyal Liberalizm)
1. Makro İklimin Mimarı: J.M. Keynes ve
"Ehlileştirilmiş Kapitalizm"
Stratejik Bir Konumlanma Olarak Liberal Parti:
Entelektüel İkna ve Burjuva Pratikliği
John Maynard Keynes’in nevi şahsına münhasır kuramsal mimarisini anlamak,
onun siyasi elitler arasındaki yerleşimini kavramayı zorunlu kılar. Keynes,
1920 ve 1930’ların sarsıntılı Büyük Britanya siyasetinde, yükselen işçi sınıfı
hareketinin doğrudan temsilcisi olan İşçi Partisi’ne (Labour Party) mesafeli
kalmayı tercih etmiş ve entelektüel sadakatini Liberal Parti çatısı altında
konumlandırmıştır. 1925 yılında kaleme aldığı "Ben
Bir Liberal miyim?" (Am I a Liberal?) başlıklı meşhur denemesinde,
İşçi Partisi’nin sınıfsal tabanına yönelik entelektüel elitizmini gizlemez ve
toplumsal bir çatışmada safının "eğitimli burjuvazi" olacağını açıkça
ilan eder [5].
Genel Teori ve Tam İstihdam Hedefi: Devlet
Bütçesinin İşlevsel Dönüşümü
Keynes’in 1936 yılında yayımlanan başyapıtı İstihdam, Faiz ve Paranın
Genel Teorisi (The General Theory), klasik iktisadın kendi kendine dengeye
gelen piyasa dogmasını (Say Kanunu) teorik düzeyde paramparça etmiştir. Klasik
ekolün, her arzın kendi talebini yaratacağı ve piyasadaki istihdam eksikliğinin
ancak geçici/arızi bir durum olabileceği yönündeki tezi, Büyük Buhran’ın
kronikleşen kitlesel işsizliği karşısında işlevsiz kalmıştır. Keynes,
ekonominin "eksik istihdam dengesinde" (underemployment equilibrium)
de çakılı kalabileceğini belirterek, krizin temel kaynağını efektif talep yetersizliği
(deficiency of effective demand) olarak teşhis etmiştir [6].
Bu teşhis, kamu maliyesinin ve devlet bütçesinin rolünü kökten
değiştirmiştir. Klasik iktisadın "bütçe dengesi" ve devletin sadece
harcamalarını gelirleriyle sınırlaması gerektiği yönündeki pasif muhasebe
anlayışı bir kenara bırakılmıştır. Genel Teori ile birlikte bütçe,
makroekonomik istikrarı ve tam istihdamı (full employment) sağlamak amacıyla
toplam talebi (Aggregate Demand) doğrudan yönlendiren kuramsal bir
"elektroşok cihazına" dönüştürülmüştür. Piyasada özel tüketim ve
yatırım harcamalarının çöktüğü kriz anlarında devlet; bütçe açığı verme
pahasına harcamalarını artırmalı, ucuz kredi politikaları uygulamalı ve
ekonomideki kan akışını yapay olarak canlandırmalıdır. 1945 İşçi Partisi
hükümeti, bütçeyi tam da bu Keynesyen işlevsel maliye (functional finance)
perspektifiyle ele almış; istihdamı sürdürülebilir kılmak için bütçe
politikalarını ekonominin ana motoru haline getirmiştir.
George Bernard Shaw ile Mektuplaşma:
Ricardocu/Viktorya Dönemi İktisadını İçeriden Çökertme Hedefindeki "Gönül
Birlikteliği"
Keynes'in kuramsal devriminin arkasındaki itici güç, sadece matematiksel
formüller veya teknik makroekonomik parametreler değil; köhneleşmiş Viktorya
dönemi değerlerine ve onun iktisadi sacayağı olan David Ricardo çizgisine
duyduğu entelektüel öfkedir. Bu felsefi hesaplaşma, onun en yakın entelektüel
müttefiklerinden biri olan Fabian Topluluğunun çınarı George Bernard Shaw ile
olan mektuplarında en çıplak haliyle görülür. Kitabını yayımlamadan tam bir yıl
önce, 1 Ocak 1935’te Shaw’a yazdığı yeni yıl mektubunda Keynes, üzerinde
çalıştığı bombayı şu sözlerle müjdeler:
"Dünyanın iktisat üzerine düşünme biçiminde büyük bir devrim yaratacak
bir kitap yazdığıma inanıyorum — hemen bugün değil ama gelecek on yıl içinde...
Sadece benim tarafımdan değil, gelecek nesillerce de Ricardocu temeller üzerine
inşa edilmiş Viktorya dönemi iktisadının tamamen çöktüğü görülecek."[7]
Bu mektup, İngiliz entelektüel mutfağındaki çok özel bir "gönül
birlikteliğini" ifşa etmektedir. Hem Fabian sosyalisti Shaw hem de sosyal liberal
(liberal sosyalist!) Keynes[1],
Viktorya döneminin insanı metalaştıran, yoksulluğu bireysel bir ahlak hatası
olarak gören ve piyasayı kutsayan laissez-faire dogmasından nefret ediyordu.
Ancak aralarında çok net bir metodolojik iş bölümü vardı: Shaw, edebi dehası,
tiyatro oyunları ve broşürleriyle bu sistemin ahlaki ve felsefi alt yapısını
dışarıdan hırpalarken; Keynes, kapitalizmin kalbine, yani akademik iktisat
teorisine girerek sistemi kendi silahıyla, saf makroekonomik mantıkla içeriden
havaya uçuruyordu. Ricardo’nun mülkiyet ve bölüşümü katı sınıfsal sınırlara
hapseden analizine karşı çıkarak, sistemi "ehlileştirmek" ve
kitleleri sefaletten kurtarmak noktasında birleşen bu iki elit burjuva zihni,
modern refah devletinin arkasındaki entelektüel koalisyonun en rafine örneğidir.
Dipnotlar
[5]: Keynes, John Maynard (1972) [1925]. "Am I a Liberal?", The
Collected Writings of John Maynard Keynes, Volume IX: Essays in Persuasion.
London: Macmillan for the Royal Economic Society, s. 295-306. [6]: Keynes, John
Maynard (1936). The General Theory of Employment, Interest, and Money.
London: Palgrave Macmillan, s. 23-34. [7]: Keynes, John Maynard (1982). The
Collected Writings of John Maynard Keynes, Volume XXVIII: Social, Political and
Literary Writings. Ed. Donald Moggridge. London: Macmillan, s. 42.
Kaynakça
Keynes, John Maynard (1936). The General Theory of Employment, Interest, and Money. London: Palgrave Macmillan.
Keynes, John Maynard (1972). The Collected Writings of John Maynard Keynes, Volume IX: Essays in Persuasion. London: Macmillan for the Royal Economic Society.
Keynes, John Maynard (1982). The Collected Writings of John Maynard Keynes, Volume XXVIII: Social, Political and Literary Writings. Ed. Donald Moggridge. London: Macmillan.
2. Kurumsal Mühendislik: Fabian Topluluğu ve
Evrimci Sosyalizm
Üst-Orta Sınıf Elitizmi: Toplumu Yukarıdan
Aşağıya Rasyonel Olarak Organize Etme Vizyonu
İngiliz sosyalist düşüncesinin en özgün damarı olan Fabian Topluluğu
(Fabian Society), tabandan gelen bir proletarya hareketi değil; kökleri
Londra’nın entelektüel çevrelerine uzanan, üst-orta sınıf mensubu elit bir
burjuva kulübüydü. Beatrice ve Sidney Webb çifti, George Bernard Shaw ve H.G.
Wells gibi figürlerin sürüklediği bu hareket, toplumsal dönüşümün motorunu
sınıfsal bir öfkede değil, "bilimsel akıl ve rasyonel idarede"
görüyordu. Özellikle zengin bir sanayicinin kızı olan Beatrice Webb (Potter),
Viktorya dönemi aristokrasisinin mutfağından gelerek ampirik sosyal
incelemelerin kurucularından biri olmuştur [8].
Fabian elitizminin temel varsayımı, kapitalizmin yarattığı yoksulluk, kaos
ve verimsizliğin (etkinlik eksikliğinin) ancak eğitimli, uzman bürokratlar
eliyle veriye dayalı olarak çözülebileceği inancıydı.[2]
Onlara göre devlet; ele geçirilmesi ya da parçalanması gereken bir sınıf aygıtı
değil, rasyonel akılla donatılmış uzmanlar tarafından toplumun genel yararına
göre işletilmesi gereken devasa bir sosyal mühendislik makinesidir. Bu
doğrultuda, Fabianların 1895 yılında London School of Economics’i (LSE) kurma
gerekçesi de tam olarak buydu: Toplumu bilimsel verilerle, yukarıdan aşağıya
doğru yeniden organize edecek ve planlayacak ampirik idareci elitleri yetiştirmek
[9]. 1945 İşçi Partisi programı, işte bu rasyonel, teknokratik ve elitist
kurumsal mühendislik vizyonunun somut bir icraat planına dönüşmüş halidir.
Kademecilik (Gradualism): Sınıf Savaşı ve Devrim
Yerine Parlamento ve Yasalar Eliyle Dönüşüm
Fabianizmin kuramsal omurgasını, Marksist doktrinin kaçınılmaz gördüğü
devrimci altüst oluşlar yerine, sabırlı ve sistemli bir evrimcilik, yani kademecilik
(gradualism) stratejisi oluşturur. Adını, Kartacalı Hannibal’ın doğrudan
savaş taktiklerini reddederek onu yıpratma ve oyalama stratejisiyle mağlup eden
Romalı General Fabius Maximus’tan alan topluluk, sosyalizme geçişin barışçıl ve
anayasal yollarla olması gerektiğini savunmuştur. Fabian düşünürlere göre
kapitalizm, kanlı barikat savaşlarıyla değil, yerel yönetimlerin ve merkezi
devlet aygıtının adım adım, yasa yasa "toplumsallaştırılmasıyla"
tasfiye edilmelidir.
Bu strateji, mülkiyet ilişkilerinin bir gecede radikal bir biçimde tersyüz
edilmesini reddeder. Bunun yerine, belediyelerin su, gaz ve ulaşım gibi kamu
hizmetlerini üstlenmesiyle başlayan (ki buna o dönem "Belediye
Sosyalizmi" deniyordu) ve ardından parlamentonun çıkaracağı yasalarla
stratejik ulusal sektörlerin sırayla devlet mülkiyetine geçirilmesini öngören
bir "sızma ve dönüştürmeleme" taktiğidir [10]. 1945 yılında İşçi
Partisi iktidara geldiğinde, tam bir Fabian üslubuyla hareket etmiştir.
İngiltere’de köklü reformlar hayata geçirilirken hiçbir toplumsal çatışmaya,
sokak hareketine veya mülkiyet gaspına izin verilmemiş; ekonominin komuta
kademeleri tamamen parlamento zemininde, meşru yasalarla ve kademe kademe
kamulaştırılmıştır.
Clement Attlee Portresi: Fabian İdeallerini
Başbakanlık Koltuğunda İcraata Döken Sarsılmaz Siyasi İrade
1945 laboratuvarının şoför koltuğunda oturan Clement Attlee, Fabian Topluluğunun
hem entelektüel tornasından geçmiş hem de bu teoriyi pragmatik bir devlet
yönetimine tahvil etmiş nevi şahsına münhasır bir siyasi figürdür. Üst-orta
sınıf bir avukatın oğlu olarak dünyaya gelen Attlee, Oxford’daki eğitimi
sonrasında Doğu Londra’nın en yoksul işçi gettolarından biri olan Limehouse’da
(Haileybury House) toplumsal çalışmalar yürütürken sistemin yapısal sefaletiyle
yüzleşmiştir. Bu tecrübe onu 1908 yılında Fabian Topluluğu saflarına taşımıştır
[11].
Attlee, sadece topluluğun aktif bir üyesi ve broşür yazarı olmakla
kalmamış; Webb çiftinin hamiliğinde LSE’nin Sosyal Bilimler ve İdare bölümünde
uzun yıllar öğretim görevlisi olarak çalışarak, sosyal politika teorisinin
ampirik mutfağında pişmiştir [12]. Churchill’in karizmatik ve teatral
liderliğinin aksine; gösterişsiz, sessiz, rasyonel ve bürokratik işleyişe
muazzam derecede hâkim olan tarzıyla Attlee, tam bir Fabian "teknokrat
devlet adamı" profilidir. O, 1945 kabinesindeki büyük entelektüel egoları
(Keynesyen Hazine danışmanlarını, radikal sendikacıları ve parti içi hırslı
bakanları) kusursuz bir organizasyon şemasıyla yönetmiştir. LSE odalarında ve
Londra gettolarında filizlenen o "evrensel refah devleti" rasyonel
ülküsünü, başbakanlık koltuğunda sarsılmaz bir siyasi irade ve yasal disiplinle
gerçeğe dönüştüren isim Clement Attlee olmuştur.
Dipnotlar
[8]: Webb, Beatrice (1926). My Apprenticeship. London: Longmans,
Green and Co., s. 342-350. [9]: Dahrendorf, Ralf (1995). LSE: A History of
the London School of Economics and Political Science 1895-1995. Oxford:
Oxford University Press, s. 14-22. [10]: Webb, Sidney (1889). "The
Historic Basis of Socialism", Fabian Essays in Socialism. Ed. G.
Bernard Shaw. London: The Fabian Society, s. 30-61. [11]: Harris, Kenneth
(1982). Attlee. London: Weidenfeld and Nicolson, s. 28-35. [12]: Attlee,
Clement R. (1920). The Social Worker. London: G. Bell and Sons, s.
45-52.
Kaynakça
Attlee, Clement R. (1920). The Social Worker. London: G. Bell and Sons.
Dahrendorf, Ralf (1995). LSE: A History of the London School of Economics and Political Science 1895-1995. Oxford: Oxford University Press.
Harris, Kenneth (1982). Attlee. London: Weidenfeld and Nicolson.
Shaw, G. Bernard (Ed.) (1889). Fabian Essays in Socialism. London: The Fabian Society.
Webb, Beatrice (1926). My Apprenticeship. London: Longmans, Green and Co.
3. Sosyal Güvenliğin El Kitabı: William Beveridge
ve "Yeni Liberalizm"
Webb’lerin Mutfağından Yetişmek: 1909 Azınlık
Raporu’ndan 1942 Beveridge Raporu’na Uzanan Ampirik Miras
William Beveridge, kuramsal ve siyasi aidiyet bakımından resmi olarak her
zaman Liberal Parti çizgisine sadık kalmış olsa da onun sosyal politika
mimarisi Fabian hareketinin en rafine mutfaklarında şekillenmiştir. Genç bir
araştırmacı ve gazeteciyken Beatrice Webb’in dehasını fark edip onu yanına
alması, Britanya refah devletinin kurumsal genetiğini belirleyen en önemli
tarihsel kesişimlerden biridir. Beveridge, iktisat ve sosyal politika tarihi
için gerçek bir dönüm noktası kabul edilen 1909 Yoksulluk Kanunu Kraliyet
Komisyonu (Royal Commission on the Poor Laws) çalışmalarında, Beatrice
Webb’in kaleme aldığı meşhur Azınlık Raporu (Minority Report) için baş
araştırmacı olarak görev yapmıştır [13].
Bu meşhur rapor, Viktorya döneminin yoksulluğu bireysel bir ahlak hatası
veya tembellik olarak gören "Cezalandırıcı Yoksul Evi" (Workhouse)
felsefesini kökten reddediyor; sefaleti, kapitalist endüstriyel düzenin
ürettiği "yapısal ve ampirik bir olgu" olarak tanımlıyordu.
Beveridge, bu mutfakta veriye dayalı, sistemli ve devlet odaklı sosyal
araştırma metodolojisini en ince ayrıntısına kadar özümsemiştir. Otuz yılı
aşkın bir süre sonra, 1942 yılında kendi adıyla anılacak olan ve modern refah
devletinin incili haline gelen raporunu yazarken, bu tarihsel borcunu açıkça
itiraf edecek ve kurduğu sistemin Webb'lerden emdiği o ampirik mirasın bir
ürünü olduğunu belirtecektir [14]. 1919-1937 yılları arasında LSE direktörlüğü
yaptığı dönemde de bu veri temelli ve yapısal reform odaklı kurumsal kimliği
kurumun ana omurgası haline getirmiştir.
Beş Büyük Düşmanla Savaş: Toplumsal Risklerin
"Piyasa Dışına" Çıkarılması
1942 sonlarında yayımlanan Sosyal Sigorta ve Teşmil Edilen Hizmetler
Raporu (Social Insurance and Allied Services), II. Dünya Savaşı'nın en
buhranlı döneminde Britanya halkına geleceğe dair somut, rasyonel ve adil bir
toplumsal sözleşme vaat etmiştir. Beveridge, raporunda modern endüstriyel
toplumun önünde duran ve yeniden inşayı engelleyen "Beş Büyük
Düşman" (Five Giant Evils) ilan etmiş ve bunlara karşı topyekûn bir
savaş açmıştır:
- Sefalet (Want): Gelir güvencesizliği ve mutlak yoksulluk.
- Hastalık (Disease): Sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlik.
- Cehalet (Ignorance): Eğitim yetersizliği ve fırsat yoksunluğu.
- Sefillik / Kötü Barınma (Squalor): Sağlıksız kentleşme ve harabe konutlar.
- Aylaklık / İşsizlik (Idleness): Üretken kapasitenin âtıl kalması.
Beveridge’in bu düşmanlara karşı önerdiği radikal kurumsal çözüm, bu
alanların tamamen veya kısmen "piyasa dışına çıkarılması"
(de-commodification) prensibine dayanıyordu [15]. İnsan hayatının en temel
kırılganlıkları olan sağlık, asgari geçim ve işsizlik, artık piyasanın o vahşi
arz-talep mekanizmasının ve kâr hırsının insafına bırakılamazdı. Bu alanlar,
devletin her vatandaşına sırf "vatandaş olduğu için" sunması gereken
evrensel birer hakka dönüştürülmeliydi. Bu felsefe, 1945 İşçi Partisi
hükümetinin kuracağı evrensel sosyal güvenlik sisteminin ve Ulusal Sağlık
Sistemi'nin (NHS) doğrudan operasyonel el kitabı olmuştur.
Sosyal Liberal Sentez: Sosyal Riskleri Bir
Sigorta Acentesi Gibi Yöneterek Liberal Sistemi Yaşatmak
William Beveridge'in felsefi pozisyonu, L.T. Hobhouse ve J.A. Hobson gibi
düşünürlerin teorize ettiği "Yeni Liberalizm" (New Liberalizm) veya
"Sosyal Liberalizm" ekolünün en somut pratik uygulamasıdır. Onu
Fabian sosyalizminin katı mülkiyet eleştirisinden ayıran çizgi tam olarak
buradadır: Beveridge, kapitalist üretim tarzını, özel mülkiyeti veya piyasa
ekonomisini ortadan kaldırmak istemiyordu. Tam aksine; piyasanın yarattığı
yıkıcı güvencesizlikleri, sefaleti ve işsizliği devlet eliyle törpüleyerek liberal
piyasa sistemini olası bir totaliter sol (komünizm) ya da sağ (faşizm) çöküşten
kurtarmayı amaçlıyor du [16].
Onun zihnindeki devlet, üretimi bizzat organize eden katı bir mülkiyet
sahibi değil; toplumsal riskleri merkezi olarak yöneten, havuzlayan ve dağıtan
evrensel bir "sosyal sigorta acentesi" idi. Kurduğu model,
bireyin "beşikten mezara" (cradle to grave) karşılaşabileceği tüm
endüstriyel riskleri (hastalık, iş kazası, yaşlılık) devletin tek bir prim ve
vergi havuzunda toplaması esasına dayanıyordu. Bu vesileyle, asgari bir refah tabanı
devlet tarafından garanti altına alınacak, bunun üzerindeki ekonomik yarış ise
liberal piyasa kurallarına göre serbestçe devam edecekti. 1945 laboratuvarı,
işte bu sosyal liberal emniyet supabını, Fabian bir siyasi iradenin (Attlee)
motor gücüyle birleştirerek İngiliz Karma Ekonomisi'nin kurumsal dengesini
kurmuştur.
Dipnotlar
[13]: McBriar, A.M. (1962). Fabian Socialism and English Politics,
1884-1918. Cambridge: Cambridge University Press, s. 262-270. [14]: Harris,
Jose (1977). William Beveridge: A Biography. Oxford: Clarendon Press, s.
112-118. [15]: Inter-Departmental Committee on Social Insurance and Allied
Services (1942). Social Insurance and Allied Services. London: HMSO, s.
120-125. [16]: Beveridge, William (1944). Full Employment in a Free Society.
London: George Allen & Unwin, s. 18-25.
Kaynakça
Beveridge, William (1944). Full Employment in a Free Society. London: George Allen & Unwin.
Harris, Jose (1977). William Beveridge: A Biography. Oxford: Clarendon Press.
Inter-Departmental Committee on Social Insurance and Allied Services (1942). Social Insurance and Allied Services (The Beveridge Report). London: HMSO, Cmd. 6404.
McBriar, A.M. (1962). Fabian Socialism and English Politics, 1884-1918. Cambridge: Cambridge University Press.
4. Teorik Sınır: Ricardocu Emek-Değer Teorisine
ve Marx'a Karşı Duruş
İngiliz Modelinin Marksist Sınıf Analizine ve
Mülkiyetin Kolektifleştirilmesine Olan Felsefi Mesafesi
1945 Britanya deneyimini kıta Avrupası’ndaki Ortodoks Marksist
hareketlerden veya Sovyet tarzı devlet sosyalizminden ayıran en radikal yarılma
hattı, mülkiyetin felsefi ve kuramsal niteliğinde aranmalıdır. "İngiliz
Mutfağı" olarak kavramsallaştırabileceğimiz bu teorik koalisyon, gücünü
Karl Marx’ın Kapital'inden değil; her ne kadar David Ricardo’nun bazı
rant teorilerinden beslenseler de nihayetinde Stanley Jevons’ın marjinal fayda
devriminden, John Stuart Mill’in geç dönem sosyal liberalizminden ve Fabian
ampirizminden alıyordu. Fabianlar, David Ricardo’dan devralınan ve Marx
tarafından kapitalizmin mutlak çöküş teorisine (kutuplaşma ve kâr oranlarının
düşme eğilimi yasası) dönüştürülen emek-değer teorisini teorik düzeyde
erken bir dönemde reddetmişlerdir [17].
Bu kuramsal ret, beraberinde Marksist tarihsel materyalizmi ve kaçınılmaz
"sınıf savaşı" doktrinini de dışlamıştır. Keynes, Fabianlar ve
Beveridge için işçi sınıfı (proletarya), tarihi diyalektik bir zorunlulukla
devrime taşıyacak ve burjuvaziyi tamamen tasfiye edecek yegâne özne değildir.
Aksine onlar, toplumu uzlaşmaz iki kampa (sermaye sahipleri ve emek sahipleri)
bölmek yerine; rasyonel olarak yönetilebilir, ortak çıkarlara sahip bir
"vatandaşlar topluluğu" olarak kurgulamışlardır. Dolayısıyla,
mülkiyetin tamamen kamulaştırılması ve üretim araçlarının kolektifleştirilmesi
hedeflenmesi gereken felsefi bir amaç değil; tam tersine ekonomik etkinliği
felç edecek, bürokratik bir hantallık yaratacak totaliter bir tehlike olarak görülmüştür
[18]. İngiliz Karma Ekonomisi, mülkiyeti yok etmek için değil, mülkiyetin
getirdiği gücü demokratik ve kurumsal denetim mekanizmalarıyla
"ehlileştirmek" üzere dizayn edilmiştir.
"Liberal Sosyalizm" Söyleminin
Sınırları: Bireysel Özgürlük ile Toplumsal Adaletin Sentezlenme Çabası
Bu sacayağının ürettiği sentez, siyaset literatüründe "Liberal
Sosyalizm" ya da daha spesifik İngiliz kullanımıyla Demokratik
Sosyalizm / Sosyal Demokrasi olarak adlandırılan pragmatik ve ara bir
koridordur. Bu söylemin temel entelektüel iddiası; John Stuart Mill’den
devralınan "bireysel özgürlük" ve mülkiyet hakkı ile sosyalistlerin
savunduğu "toplumsal adalet" ve fırsat eşitliği ideallerini aynı
kurumsal potada eritebilmektir. Bu sentez arayışında mülkiyet hakkına müdahale,
mutlak bir el koyma (expropriation) biçiminde değil; sadece ve sadece
toplumun ortak çıkarını doğrudan ilgilendiren "stratejik komuta
kademeleriyle" (commanding heights) sınırlandırılmıştır [19].
|
Kuramsal Sütun |
Özgürlük Alanı |
Müdahale/Adalet Alanı |
Sentezin Sınırı |
|
Keynesyen Makroekonomi |
Özel girişim, serbest piyasa ve tüketici tercihleri serbestisi. |
Efektif talebi yönetmek için bütçe politikası ve kamu yatırımları. |
Mülkiyete dokunulmaz; piyasanın çarkları makro düzeyde manipüle edilir. |
|
Fabian Kademecilik |
Parlamenter demokrasi, hukukun üstünlüğü ve anayasal güvenceler. |
Stratejik sektörlerin (kömür, demiryolu, çelik) yasal yollarla
kamulaştırılması. |
Kamulaştırma sadece tekel niteliğindeki altyapı hizmetleriyle sınırlıdır;
mülkiyet gasp edilmez, bedeli ödenir. |
|
Beveridge Sosyal Liberalizm |
Bireysel kazanç, girişimcilik ve asgari refahın üzerindeki ekonomik
yarış. |
Beş büyük düşmanla savaş: Evrensel sağlık (NHS) ve sosyal güvenlik. |
Devlet üretici değil, riskleri yöneten evrensel bir sigorta acentesidir. |
Bu tablonun da açıkça ortaya koyduğu üzere, İngiliz Liberal Sosyalizm
söyleminin sınırları, kapitalist piyasa mekanizmasının varlığını ve onun
ürettiği artı-değeri (kâr güdüsünü) veri kabul eder. Sistem, bu artı-değeri
üreten motoru (özel mülkiyeti) parçalamayı değil; onun ürettiği zenginliği
vergilendirme, işlevsel maliye ve sosyal transfer harcamaları kanalıyla yeniden
dağıtmayı esas alır [20]. Bu yönüyle model, radikal bir toplumsal dönüşüm
programından ziyade, bireyin negatif özgürlüklerini (haklar, inanç, girişim)
korurken, ona devlet eliyle pozitif özgürlükler (sağlık, eğitim, iş güvencesi)
sağlama çabasındaki rasyonel ve sınırları son derece belirgin bir kurumsal
dengeleme sanatıdır.
Dipnotlar
[17]: Shaw, G. Bernard (1889). "The Economic Basis of Socialism",
Fabian Essays in Socialism. London: The Fabian Society, s. 3-29. (Shaw
bu bölümde Jevons'ın marjinal değer teorisini Marx'ın değer teorisine karşı
açıkça savunur). [18]: Clarke, Peter (1978). Liberals and Social Democrats.
Cambridge: Cambridge University Press, s. 182-195. [19]: Broadhurst, Colin
(1995). "The Commanding Heights: Labour's Nationalisation Programme",
The Attlee Years. Ed. Nick Tiratsoo. London: Pinter, s. 44-60. [20]:
Crosland, C.A.R. (1956). The Future of Socialism. London: Jonathan Cape,
s. 67-85.
Kaynakça
Clarke, Peter (1978). Liberals and Social Democrats. Cambridge: Cambridge University Press.
Crosland, C.A.R. (1956). The Future of Socialism. London: Jonathan Cape.
Shaw, G. Bernard (Ed.) (1889). Fabian Essays in Socialism. London: The Fabian Society.
Tiratsoo, Nick (Ed.) (1995). The Attlee Years. London: Pinter.
II. 1945 Radikal Reçetesi (İngiltere Uygulaması)
1. "Komuta Kademelerinin" (Commanding
Heights) Ele Geçirilmesi: İngiliz Karma Ekonomisinin Doğuşu
Clement Attlee liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti 1945 yılında işbaşına
geldiğinde, Fabian kademeciliğinin kuramsal el kitabını doğrudan uygulamaya
koymuştur. Hükümetin sanayi stratejisinin merkezinde, Lenin’in meşhur
kavramsallaştırmasından mülhem ve İngiliz siyasi literatürüne yerleşen "ekonominin
komuta kademelerinin" (commanding heights) devlet mülkiyetine
geçirilmesi yer alıyordu [21]. Bu program, dogmatik bir mülkiyet düşmanlığından
ziyade, ekonominin can damarını oluşturan doğal tekellerin ve altyapı
sektörlerinin özel kâr hırsından arındırılarak genel kamu yararına ve
makroekonomik planlamaya hizmet etmesi amacıyla dizayn edilmişti.
Kamulaştırma dalgası, sistemin finansal kalbine yapılan cerrahi bir
müdahaleyle başlamıştır:
- Bank of England (1946): 1694 yılından beri özel hissedarların mülkiyetinde olan merkez
bankası devletleştirilmiştir. Bu hamle, Keynesyen tam istihdam ve kredi
politikalarının hayata geçirilebilmesi için para basma ve faiz
politikalarının doğrudan Hazine (Treasury) ile uyumlu çalışmasını sağlamak
adına zorunlu bir makro adımdı.
- Kömür Madenleri (1946-1947): Savaş sonrasında teknolojik olarak çökmüş, özel sektör tarafından
yatırımsız bırakılmış ve kronik işçi çatışmalarıyla sarsılan kömür
endüstrisi, kurulan National Coal Board (Ulusal Kömür Kurulu)
çatısı altında kamulaştırılmıştır. Bu hamle, sanayinin en temel girdi
maliyetini sabitlemek adına stratejik bir hamleydi.
- Altyapı ve Enerji Ağları (1947-1948): Demiryolları, limanlar ve uzun mesafe karayolu taşımacılığı British
Transport Commission bünyesinde tek bir kamusal çatı altında
toplanırken; elektrik ve gaz şebekeleri de bölgesel kamu tekellerine
dönüştürülmüştür.
Bu radikal müdahalelerin sonucunda, geleneksel liberal mülkiyet yapısının
egemen olduğu Britanya’da özgün bir "Karma Ekonomi" (Mixed
Economy) modeli doğmuştur. Bu modelde üretim araçlarının yaklaşık yüzde
20’si doğrudan devlet mülkiyetine ve kontrolüne geçerken, istihdamın ve
üretimin geri kalan yüzde 80’i özel sektörün ve piyasa mekanizmasının
işleyişine bırakılmıştır [22]. Devlet, sanayicinin doğrudan rakibi olmak
yerine; ona ucuz enerji, ucuz lojistik ve istikrarlı bir finansal altyapı
sunan, ekonomiyi makro düzeyde regüle eden bir "üst akıl" rolünü
üstlenmiştir.
2. Sağlığın Meta Olmaktan Çıkarılması: Aneurin
Bevan ve NHS Devrimi
1945 radikal reçetesinin toplumsal alandaki en muazzam ve kurumsal açıdan
en devrimci uygulaması, hiç kuşkusuz Ulusal Sağlık Sistemi’nin (National
Health Service- NHS) kurulması olmuştur. Sağlık Bakanı Aneurin Bevan’ın
sarsılmaz siyasi iradesi ve radikal vizyonuyla şekillenen bu reform, insan
sağlığını bir piyasa metası (commodity) olmaktan çıkarıp, vatandaşlığın doğal
ve devredilemez bir "hakkı" haline getirmeyi başarmıştır [23].
5 Temmuz 1948 yılında fiilen yürürlüğe giren NHS, üç temel felsefi sütun
üzerine inşa edilmişti:
- Evrensellik: Sınıf, gelir, sosyal statü veya prim ödeme geçmişine bakılmaksızın
tüm Britanya vatandaşlarını kapsaması.
- Hizmet Anında Ücretsiz Olma: Muayene, ameliyat, ilaç ve hastane bakım hizmetlerinin tamamının,
hastanenin kapısından girildiği anda hiçbir ücret talep edilmeden
sunulması.
- Genel Vergilerle Fonlanma: Sistemin finansmanının, Beveridge modelindeki gibi kişisel primlerden
ziyade, devletin genel bütçesinden ve artan oranlı gelir vergisinden
karşılanması.
Bu devrimi gerçekleştirmek için Bevan, Britanya’daki binlerce bağımsız
hayır hastanesini, belediye kliniklerini ve özel sağlık kurumlarını tek bir
gecede kamulaştırarak Sağlık Bakanlığı’na bağlamıştır. Dönemin güçlü ve muhafazakâr
tıp lobisi (British Medical Association) ile tıp doktorlarının devlet
memuruna dönüşeceği gerekçesiyle sert bir siyasi savaşa giren Bevan, doktorlara
hastaneler içinde özel hasta bakma hakkı (cam tavanlar) tanıyarak bu direnci kırmıştır
[24]. NHS, piyasa mantığının toplumsal koruma amacıyla tamamen askıya
alınabileceğini kanıtlayan, dünya sağlık tarihinin en başarılı ve en köklü
kurumsal "şok tedavi" örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
3. Kemer Sıkma (Austerity) Disiplini: Stafford
Cripps ve Makro Zorunluluklar
1945’in o radikal refah devleti hamleleri, paradoksal bir biçimde, Britanya
tarihinin en büyük yokluk, kıtlık ve iktisadi disiplin döneminde hayata
geçirilmiştir. Savaş sonrası ekonomisinin bu çelişkili ve sert yüzünü yöneten
isim, 1947 yılında Maliye Bakanlığı (Chancellor of the Exchequer) koltuğuna
oturan Sir Stafford Cripps olmuştur. Cripps dönemi, iktisat tarihine "Kemer
Sıkma Dönemi" (Age of Austerity) olarak geçmiştir [25].
Bu katı iktisadi disiplinin arkasında yatan nesnel makro zorunluluklar
şunlardı:
- Dehşet Verici Dış Açık (Dollar Gap): Savaştan dolayı üretimi çöken Britanya, gıda ve hammadde ithalatı
için Amerikan Doları’na muhtaç kalmıştı; ancak ülkenin döviz rezervleri
tükenmişti. 1947 yılında sterlinin konvertibilitesine (dövize
çevrilebilirliğine) geçiş denemesi tam bir finansal felaketle sonuçlanmış
ve ülke Marshall Planı yardımlarına bağımlı hale gelmiştir.
- Karne Sisteminin (Rationing)
Sıkılaştırılması: Savaş
bitmiş olmasına rağmen gıda, giysi, yakıt ve kömür karnesi uygulaması
Cripps tarafından daha da sıkılaştırılmıştır. Hatta savaş yıllarında bile
karneye bağlanmayan ekmek ve patates, 1946-1948 yılları arasındaki kıtlık
krizinde karneyle dağıtılmıştır [26].
- İhracat Odaklı Zorunlu Büyüme: Cripps’in stratejisi, iç tüketimi vergiler ve kısıtlamalarla tamamen
baskılayarak, ülkede üretilen her kaliteli malı (otomobiller, tekstil,
makine) dış borçları ödemek için ihracata yönlendirmekti.
Stafford Cripps’in bu dürüst, Hristiyan ahlakçılığıyla yoğrulmuş tavizsiz
kemer sıkma politikası, refah devletinin konforlu bir bolluk döneminde değil;
aksine ulusal bir hayatta kalma mücadelesinin, planlı ve adil bir
"yoksulluk paylaşımı" (fair shares) disiplini içinde kurulduğunu
göstermektedir. İşçi sınıfı bir yandan ücretsiz sağlık ve sosyal güvenlik
haklarına kavuşurken, diğer yandan en temel gıda maddeleri için kuyruklarda
beklemeye devam etmiştir.
Dipnotlar
[21]: Kelf-Cohen, Reuben (1958). Nationalisation in Britain: The End of
a Dogma. London: Macmillan, s. 12-24. [22]: Chester, Norman (1975). The
Nationalisation of British Industry 1945-51. London: HMSO, s. 385-392. [23]:
Foot, Michael (1973). Aneurin Bevan: A Biography, Volume Two: 1945-1960.
London: Davis-Poynter, s. 102-115. [24]: Webster, Charles (1988). The Health
Services Since the War, Volume I: Problems of Health Care, The National Health
Service Before 1957. London: HMSO, s. 176-190. [25]: Cairncross, Alec
(1985). Years of Recovery: British Economic Policy 1945-51. London:
Methuen, s. 402-415. [26]: Zweiniger-Bargielowska, Ina (2000). Austerity in
Britain: Rationing, Controls, and Consumption, 1939-1955. Oxford: Oxford
University Press, s. 65-78.
Kaynakça
Cairncross, Alec (1985). Years of Recovery: British Economic Policy 1945-51. London: Methuen.
Chester, Norman (1975). The Nationalisation of British Industry 1945-51. London: HMSO.
Foot, Michael (1973). Aneurin Bevan: A Biography, Volume Two: 1945-1960. London: Davis-Poynter.
Zweiniger-Bargielowska, Ina (2000). Austerity in Britain: Rationing, Controls, and Consumption, 1939-1955. Oxford: Oxford University Press.
Webster, Charles (1988). The Health Services Since the War, Volume I: Problems of Health Care, The National Health Service Before 1957. London: HMSO.
III. Karşılaştırmalı Perspektif: İngiliz Şoku vs.
Kıta ve Kuzey Avrupa Geleneği
1945 yılının tarihsel kesitinde, Batı dünyasının bütününde yükselen o
kolektif refah dalgasını homojen bir yapı olarak okumak, kurumsal iktisadın
sunduğu metodolojik araçları ıskalamak anlamına gelir. Britanya’da Attlee
hükümetinin uyguladığı radikal reçete, Kıta ve Kuzey Avrupa’da eşzamanlı olarak
filizlenen ya da yeniden inşa edilen kurumsal modellerle çarpıştırıldığında,
İngiltere’nin aslında ne kadar derin bir kurumsal yalnızlık ve çelişki
içinde olduğu açıkça görülür. İngiltere, mülkiyete doğrudan el koyan bürokratik
bir şok dalgası yaratırken; Kıta ve Kuzey Avrupa ülkeleri sosyal adaleti
mülkiyeti parçalamadan, sistemin kendi organik dokusuna ve geleneksel uzlaşı
mekanizmalarına yedirmeyi başarmışlardır.
1. Almanya ve Avusturya: "Sosyal
Piyasa" ve Tarihsel Korporatizm
Bismarck’tan Kalan Korporatist Genetik ve
Ordoliberalizm
Savaş sonrasında müttefiklerin işgali altında küllerinden yeniden doğmaya
çalışan Batı Almanya (ve benzer şekilde Avusturya), Britanya’nın aksine,
ekonomiye yaklaşımında köklü bir korporatist genetik mirasa sahipti. Kökleri
19. yüzyılda Şansölye Otto von Bismarck’ın yükselen sosyalizm dalgasını önlemek
adına devlet eliyle kurduğu sosyal sigorta sistemine dayanan bu gelenek,
toplumu atomize olmuş bireylerin yarıştığı vahşi bir arena olarak değil;
devlet, sermaye ve emeğin organik bir bütün oluşturduğu ortak bir yapı olarak kurguluyordu
[27].
1945 sonrasının Batı Almanya’sında bu korporatist genetik, Freiburg Okulu
iktisatçılarının (Walter Eucken, Wilhelm Röpke) teorize ettiği ve Ludwig
Erhard’ın yürürlüğe koyduğu "Sosyal Piyasa Ekonomisi" (Soziale
Marktwirtschaft) felsefesiyle birleşti. Ordoliberalizm olarak da
adlandırılan bu kuramsal çerçeveye göre devlet, İngiltere’deki gibi fabrikaları
bizzat işleten verimsiz bir mülkiyet sahibi olmamalıydı. Devletin yegâne
görevi; tekelleşmeyi engelleyen, fiyat mekanizmasının rasyonel işlemesini
sağlayan güçlü bir hukuki rekabet düzeni (ordnung) kurmak ve bu düzenin
ürettiği zenginliği güçlü bir sosyal kalkanla topluma dağıtmaktı [28].
Bürokratik Kamulaştırma Yerine Ortak Yönetim
(Mitbestimmung) ve Sosyal Ortaklık
Alman ve Avusturya modelini 1945 İngiliz uygulamasından ayıran en radikal
kurumsal araç, mülkiyet ilişkilerine dokunulma biçimidir. İngiliz İşçi Partisi
madenleri ve çelik fabrikalarını doğrudan kamulaştırıp bürokratik birer kamu
tekeline dönüştürürken, Almanlar mülkiyeti tamamen özel sektörün ve sanayici
burjuvazisinin elinde bırakmıştır. Ancak bunun yerine, kapitalizmin kalbine
kurumsal bir denetim mekanizması yerleştirmişlerdir: Ortak Yönetim
(Mitbestimmung).
1947’den itibaren temelleri atılan ve 1951’de yasalaşan bu sisteme göre,
özellikle kömür ve demir-çelik sanayiindeki büyük ölçekli şirketlerin yönetim
kurullarında (Aufsichtsrat) işçilere ve sendikalara yasal olarak yüzde 50
(eşit) söz hakkı tanınmıştır [29].
- İngiltere’de sendikalar ve işverenler iki
düşman kamp gibi grev ve lokavtlarla çatışırken;
- Almanya’da işçi ve patron aynı yönetim
masasında şirketin geleceğini, yatırımlarını ve ücret politikalarını
birlikte planlamıştır.
Avusturya ise bu felsefeyi, fiyatların ve ücretlerin devlet, sendika ve
ticaret odalarının ortak rızasıyla belirlendiği devasa bir "Sosyal
Ortaklık" (Sozialpartnerschaft) mekanizmasına dönüştürmüştür [30].
Sonuç olarak, mülkiyete el konulmamış; ama mülkiyetin getirdiği yönetimsel güç,
korporatist uzlaşı hukukuyla toplumsallaştırılmıştır.
2. İskandinavya (İsveç): "Halkın Evi"
ve Gelir Bölüşümü Sentezi
1930’lardan Beri İktidarda Olan Güçlü Sosyal
Demokrasi
Kuzey Avrupa’da, özellikle İsveç’te 1945 yılı, İngiltere’deki gibi
travmatik bir savaş sonrası şoku veya ani bir paradigma kaymasını temsil
etmiyordu. İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi (SAP), Per Albin Hansson
önderliğinde daha 1932 yılında iktidara gelmiş ve kapitalist toplum yapısını
bir aile sıcaklığıyla yeniden dizayn etmeyi hedefleyen meşhur "Halkın
Evi" (Folkhemmet) vizyonunu oturtmuştu [31].
Dolayısıyla 1945’e gelindiğinde İskandinavya, sosyal adaleti anayasal ve
kurumsal bir rutin haline getirmiş, sendikal örgütlenmeyi toplumun en kılcal
damarlarına kadar yerleştirmiş olmanın getirdiği muazzam bir kurumsal olgunluğa
sahipti. İngiliz İşçi Partisi iktidara sıfırdan ve aceleyle radikal bir
programı uygulamak üzere gelmişken; İsveç sosyal demokrasisi, devlet aygıtını
on yılı aşkın bir süredir kesintisiz bir biçimde dönüştürmekteydi.
Rehn-Meidner Modeli: Mülkiyete Dokunmadan
Riskleri Toplumsallaştırmak
İskandinav modelinin (özgün adıyla İsveç Orta Yolu) kurumsal zekâsı, üretim
araçlarının mülkiyet yapısına yaklaşımında saklıdır. İsveç’te imalat
sanayiinin, madenlerin ve tersanelerin yüzde 90’ından fazlası geleneksel
sermaye ailelerinin (örneğin Wallenberg hanedanlığı) özel mülkiyetinde kalmaya
devam etmiştir [32]. İskandinavlar, mülkiyeti devletleştirmenin ekonomik
verimliliği ve teknolojik inovasyonu öldüreceğini çok iyi analiz etmişlerdi.
Bunun yerine, 1940’ların sonlarında İsveç İşçi Konfederasyonu (LO)
iktisatçıları Gösta Rehn ve Rudolf Meidner tarafından formüle edilen ve tüm
bölgeye ilham veren "Rehn-Meidner Modeli" yürürlüğe kondu. Bu
model iki ana sütuna dayanıyordu:
- Dayanışmacı Ücret Politikası: Ülke çapındaki güçlü İşçi Sendikaları Konfederasyonu (LO) ile İşveren
Sendikası (SAF) devlet arabuluculuğunda merkezi bir pazarlık masasına
oturuyor ve tüm sektörler için "aynı işe aynı ücret" ilkesini getiriyordu
[33]. Bu sayede verimsiz şirketler yüksek işçi ücretlerini ödeyemeyip
elenirken, verimli ve teknolojik şirketler yüksek kârlar elde ederek
büyüyordu.
- Agresif Vergilendirme ve Evrensel
Transferler: Özel sektörün ürettiği o muazzam kârlar,
devlet tarafından oldukça agresif ve artan oranlı bir vergilendirme
mekanizmasıyla kamunun havuzuna aktarılıyordu. Toplanan bu kaynaklar;
kamulaştırılmış fabrikalar işletmek için değil, evrensel kreşler, ücretsiz
eğitim, nitelikli konut projeleri ve işsizleri yeniden eğiten aktif işgücü
piyasası politikalarını fonlamak için kullanılıyordu.
İskandinavlar mülkiyeti değil, geliri ve toplumsal riskleri
toplumsallaştırarak kapitalist motoru açık tutmayı başarmışlardı.
3. Karşılaştırma Özeti
1945 tarihsel kesitinde Batı Avrupa’da somutlaşan refah devletleri,
kurumsal girdileri ve genetik kodları bakımından iki taban tabana zıt yaklaşıma
bölünmüştü. Bir tarafta sosyal adaleti sistemin kendi evrimsel işleyişine
yediren Kıta ve Kuzey Avrupa, diğer tarafta ise serbest piyasacı bir zemine
tepeden aşağıya devlet bürokrasisi enjekte eden İngiltere yer almaktaydı.
Kıta ve Kuzey Avrupa: Organik Kurumsal
Entegrasyon
Kıta (Almanya, Avusturya) ve Kuzey Avrupa (İsveç) modelleri, sosyal koruma
mekanizmalarını ekonominin yapısal dokusuna, toplu pazarlık masalarına,
sendikal uzlaşılara ve yasal ortak yönetim kurullarına entegre etmiştir. Bu
ülkeler, mülkiyet ilişkilerini hırpalamadıkları için kapitalizmin ürettiği o
rasyonel verimlilik, teknolojik dönüşüm ve sermaye birikimi motorunu
bozmamışlardır. Sosyal adalet, piyasaya dışarıdan yapılan müdahaleci bir
saldırı değil; devlet, sermaye ve emeğin anayasal bir mutabakat içinde
paylaştığı yapısal bir çıktı haline getirilmiştir.
İngiltere: Bireyselci Genetik Üzerine Bürokratik
Şok
Buna karşılık Büyük Britanya, Viktorya döneminden beri bireysel sözleşmeye,
sendika-patron arasındaki kuralsız ve sert sınıf çatışmalarına, laissez-faire
felsefesine dayanan köklü bir serbest piyasa genetiğine sahipti. İngiltere’de
Kıta Avrupası'ndaki gibi organik, kurumsallaşmış bir "sosyal ortaklık
kültürü" veya yasal bir uzlaşı zemini bulunmuyordu.
Bu kurumsal yoksunluk nedeniyle, 1945 yılında refah devletini kurmak
isteyen İşçi Partisi, tarafları masaya oturtup sistemi içeriden dönüştürme
şansına sahip olamadı. Bunun yerine, liberal ve çatışmacı bir bünyeye, kriz
anının (1945 nesnel koşullarının) verdiği güçle, kamulaştırma (mülkiyete el
koyma) ve NHS gibi devasa, merkeziyetçi bürokratik aygıtları yukarıdan aşağıya
indirerek kurumsal bir şok dalgası yarattı [34]. Bu radikal müdahale 1945
dünyasının o ağır kriz ortamında muazzam bir başarı sağlasa da ülkenin
bireyselci ve çatışmacı genetiğiyle yapısal olarak tam uyum sağlayamadığı için
ilerleyen on yıllarda derin içsel çelişkilere gebe kalacaktı.
Dipnotlar
[27]: Rimlinger, Gaston V. (1971). Welfare Policy and Industrialization
in Europe, America, and Russia. New York: John Wiley & Sons, s.
112-120. [28]: Peacock, Alan and Willgerodt, Hans (Eds.) (1989). Germany's
Social Market Economy: Origins and Evolution. London: Palgrave Macmillan,
s. 45-58. [29]: Thimm, Alfred L. (1980). The False Promise of
Codetermination: The Changing Nature of West German Collective Bargaining.
Boston: Baker Library, s. 23-39. [30]: Katzenstein, Peter J. (1984). Corporatism
and Change: Austria, Switzerland, and the Politics of Industry. Ithaca:
Cornell University Press, s. 52-70. [31]: Esping-Andersen, Gøsta (1985). Politics
Against Markets: The Social Democratic Road to Power. Princeton: Princeton
University Press, s. 72-88. [32]: Tilton, Tim (1990). The Political Theory
of Swedish Social Democracy: Through the Welfare State to Socialism.
Oxford: Clarendon Press, s. 145-160. [33]: Swenson, Peter A. (2002). Capitalists
Against Markets: The Making of Labor Market Varieties in the United States and
Sweden. Oxford: Oxford University Press, s. 210-225. [34]: Hall, Peter A.
(1986). Governing the Economy: The Politics of State Intervention in Britain
and France. Oxford: Oxford University Press, s. 68-82.
Kaynakça
Esping-Andersen, Gøsta (1985). Politics Against Markets: The Social Democratic Road to Power. Princeton: Princeton University Press.
Hall, Peter A. (1986). Governing the Economy: The Politics of State Intervention in Britain and France. Oxford: Oxford University Press.
Katzenstein, Peter J. (1984). Corporatism and Change: Austria, Switzerland, and the Politics of Industry. Ithaca: Cornell University Press.
Peacock, Alan and Willgerodt, Hans (Eds.) (1989). Germany's Social Market Economy: Origins and Evolution. London: Palgrave Macmillan.
Swenson, Peter A. (2002). Capitalists Against Markets: The Making of Labor Market Varieties in the United States and Sweden. Oxford: Oxford University Press.
Tilton, Tim (1990). The Political Theory of Swedish Social Democracy: Through the Welfare State to Socialism. Oxford: Clarendon Press.
Sonuç: 1945 Sentezinin Tarihsel Değeri
1945 Britanya deneyimi, ne sosyalist literatürün öngördüğü kaçınılmaz bir
diyalektik devrimin ne de liberal ortodoksinin iddia ettiği mutlak piyasa
zaferinin ürünüdür. O, iktisat tarihinin en özgün kesitlerinden birinde;
dogmatik, soyut ve katı ideolojik teorilerin pratik körlüğüne karşı
geliştirilmiş son derece pragmatik, rasyonel ve medeni bir "klinik
müdahaledir". Bu sentez, toplumun kronikleşmiş yapısal hastalıklarını
(Beveridge’in tasvir ettiği o beş büyük devi) teşhis eden ve tedavi için
elindeki kuramsal alet çantasını cesurca kullanan bir kurumsal hekimlik
tasarımıdır.
Bu tarihsel değerin arkasında yatan üç temel sacayağı, modelin özgün
mimarisini oluşturur:
- Keynesyen Makro Laboratuvar: Efektif talebi yöneterek işsizliği ortadan kaldıran, piyasanın
anarşik dalgalanmalarını bütçe ve maliye politikalarıyla dengeleyen,
mülkiyete dokunmadan kapitalizmin kriz üretme potansiyelini ehlileştiren
makroekonomik bir laboratuvardır.
- Fabian Mikro Mühendislik: Toplumsal dönüşümün aniden ve şiddetle değil; parlamenter meşruiyet
içinde, yasal, kademeli ve kurumsal mühendislik adımlarıyla
gerçekleştirilebileceğini kanıtlayan mikro yaklaşımdır. Kömür madenlerinin
kamulaştırılmasından evrensel sağlık sisteminin (NHS) inşasına kadar her
adım, bu sabırlı bürokratik aklın ürünüdür.
- Savaş Koşullarının Doğurduğu Pragmatizm: Topyekûn savaş (Blitz) deneyimi, Britanya toplumuna ortak bir kader
bilinci ve planlı bir "yoksulluk paylaşımı" (fair shares)
disiplini aşılamıştır. Savaşın o ağır lojistik ve idari planlama
mekanizmaları, barış döneminde refah devletini jet hızıyla kuracak
kurumsal kapasiteyi ve kamusal meşruiyeti devlet aygıtına hediye etmiştir.
Nihayetinde 1945 sentezi, liberalizmin bireysel özgürlük ve mülkiyet
idealleri ile sosyalizmin toplumsal adalet ve insani onur arayışını aynı
demokratik çatı altında uzlaştırmayı denemiş büyük bir entelektüel ve pratik
mirastır. Mülkiyetin doğasını toptan yok etmek yerine, onun yıkıcı gücünü
kamusal denetim mekanizmalarıyla sınırlayan bu İngiliz Karma Ekonomi deneyi;
iktisadi etkinliği (efficiency / etkinlik) kaybetmeden de toplumsal
adaletin ve refahın bir devlet politikası olarak inşa edilebileceğini tüm
dünyaya gösteren sarsılmaz bir tarihsel anıt olarak kalacaktır.
Genel Kaynakça
- Beveridge, William (1942). Social Insurance and Allied Services. London: HMSO
(Cmd. 6404).
- Cairncross, Alec (1985). Years of Recovery: British Economic Policy 1945-51.
London: Methuen.
- Chester, Norman (1975). The Nationalisation of British Industry 1945-51.
London: HMSO.
· Eren, Ercan (2021). “Keynes’in Sosyalizmi, Liberal
Sosyalizm”, İktisat ve Toplum Dergisi, 2021
- Esping-Andersen, Gøsta (1985). Politics Against Markets: The Social Democratic Road to
Power. Princeton: Princeton University Press.
- Esping-Andersen, Gøsta (1990). The Three Worlds of Welfare Capitalism. Princeton:
Princeton University Press.
- Foot, Michael (1973). Aneurin Bevan: A Biography, Volume Two: 1945-1960.
London: Davis-Poynter.
- Hall, Peter A. (1986). Governing the Economy: The Politics of State Intervention
in Britain and France. Oxford: Oxford University Press.
- Harris, Jose (1977). William Beveridge: A Biography. Oxford: Clarendon
Press.
- Hennessy, Peter (1992). Never Again: Britain 1945-1951. London: Jonathan Cape.
- Katzenstein, Peter J. (1984). Corporatism and Change: Austria, Switzerland, and the
Politics of Industry. Ithaca: Cornell University Press.
- Kelf-Cohen, Reuben (1958). Nationalisation in Britain: The End of a Dogma.
London: Macmillan.
- Keynes, John Maynard (1936). The General Theory of Employment, Interest and Money.
London: Palgrave Macmillan.
- Peacock, Alan and Willgerodt, Hans (Eds.) (1989). Germany's Social Market Economy: Origins and
Evolution. London: Palgrave Macmillan.
- Polanyi, Karl (1944). The Great Transformation: The Political and Economic
Origins of Our Time. New York: Farrar & Rinehart. (Metindeki
"metalaşmanın önlenmesi" ve "çift hareket/double
movement" analizlerinin teorik temeli).
- Rimlinger, Gaston V. (1971). Welfare Policy and Industrialization in Europe, America,
and Russia. New York: John Wiley & Sons.
- Swenson, Peter A. (2002). Capitalists Against Markets: The Making of Labor Market
Varieties in the United States and Sweden. Oxford: Oxford University
Press.
- Thimm, Alfred L. (1980). The False Promise of Codetermination: The Changing Nature
of West German Collective Bargaining. Boston: Baker Library.
- Tilton, Tim (1990). The Political Theory of Swedish Social Democracy: Through
the Welfare State to Socialism. Oxford: Clarendon Press.
- Titmuss, Richard (1950). Problems of Social Policy. London: HMSO / Longmans,
Green & Co.
- Webster, Charles (1988). The Health Services Since the War, Volume I: Problems of
Health Care, The National Health Service Before 1957. London: HMSO.
- Yergin, Daniel and Stanislaw, Joseph (1998). The Commanding Heights: The Battle Between Government and
the Marketplace That Is Remaking the Modern World. New York: Simon
& Schuster.
- Zweiniger-Bargielowska, Ina (2000). Austerity in Britain: Rationing, Controls, and
Consumption, 1939-1955. Oxford: Oxford University Press.
[1]
Her zaman sorulan bir soru;
Hangi Keynes? Keynes’in gençlik yıllarında katıldığı Fabian Topluluğu
ilkelerine bağlılığı ve Liberal Sosyalist kişiliği hakkında Bkz. Ercan Eren, “Keynes’in
Sosyalizmi, Liberal Sosyalizm”, İktisat ve Toplum Dergisi, 2021
[2] Birçok noktada amaçlar açısından
olmasa da, araçlar açısından Fabian Topluluğu ve Alman Kürsü Sosyalistlerinin
ortak görüşleri vardır. Özellikle kürsü sosyalistlerinin sosyal politika
önerileri ve uygulamaları Fabian üyelerinin bir kısmını oldukça etkilemiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder