Aklın Coğrafyası: İngiliz, Fransız ve Alman İktisadi Rasyonalitelerinin Karşılaştırmalı Analizi (1300-1900)
Aklın
Coğrafyası: İngiliz, Fransız ve Alman İktisadi Rasyonalitelerinin
Karşılaştırmalı Analizi (1300-1900)
Ercan Eren
Avrupa modernleşmesi tek bir patika üzerinden
değil, üç farklı "akıl inşası" üzerinden gerçekleşmiştir. 1300’lerden
1900’e uzanan bu süreçte İngiltere, Fransa ve Almanya; mülkiyeti, devleti ve
bireyi kendi tarihsel ve epistemolojik köklerine göre yeniden tanımlamışlardır.
Bu yazı, söz konusu üç modelin iktisadi rasyonalite genetiğini kapsamlı bir
karşılaştırmaya tabi tutmaktadır.
1.
Epistemolojik Başlangıç: Tecrübenin, Tasarımın ve Disiplinin Aklı
İktisadi davranışın temelinde, dünyayı nasıl
kavradığımız yatar. Üç model arasındaki makas, her şeyden önce evreni anlama
biçiminde açılmıştır.
- İngiliz Ampirizmi ve "Deneme-Yanılma" Rasyonalitesi: Francis Bacon ve John Locke ile kristalleşen İngiliz aklında bilgi,
dış dünyadaki pratik tecrübelerin birikimiyle oluşur. İktisadi karşılığı
şudur: Piyasa, binlerce aktörün etkileşimiyle kendi rasyonel dengesini
kuran "kendiliğinden doğan bir düzen"dir. Devletin görevi düzeni
yaratmak değil, mülkiyeti koruyarak pürüzleri gidermektir.
- Fransız Kartezyenizmi ve "Geometrik Düzen": René Descartes ile başlayan bu rasyonalite, toplumu rasyonel bir
plana göre yeniden birleştiren bir "mimar akıl" öngörür.
Ekonomi, devletin "geometrik aklı" ile terbiye edildiğinde
verimli hale gelen bir mekanizmadır. Bu bakışta rasyonalite
"yukarıdan aşağıya" iner.
- Alman Teolojik Disiplini ve "Beruf" Doktrini: Alman rasyonalitesi, Martin Luther’in dünyevi işi ilahi bir görev
olarak tanımlayan Beruf (Meslek/Çağrı) kavramı üzerine inşa
edilmiştir. Burada rasyonalite, bireyin işini bir ibadet titizliğiyle
yapması (etkinlik) ve devlete mutlak sadakati üzerine kuruludur.
2. Mülkiyetin
Siyasal Anatomisi: Rıza, İmtiyaz ve Ev İdaresi
Mülkiyet hakkının tanımı, rasyonalitenin hangi
sınıfa hizmet ettiğini ve sermayenin nereye akacağını belirler.
- İngiltere’de "Rıza" ve Sözleşme: 1215 Magna Carta’dan 1688 Görkemli Devrim’e uzanan süreçte mülkiyet,
devletten önce gelen kutsal bir haktır. Kral, mülkiyete müdahale için
parlamentonun rızasını almak zorundadır. Bu "rıza rasyonalitesi"
sermayeyi siyasi keyfiyetten koruyarak İngiltere'yi bir yatırım cennetine
dönüştürmüştür.
- Fransa’da "İmtiyaz" ve Rant Kollama: Fransa'da mülkiyet, devletin bekası için dağıttığı bir
"ayrıcalık" (privilège) aracıdır. Kraliyet nakit ihtiyacı için
makam satmış ve tekeller bahşetmiştir. Bu durum, Fransız rasyonalitesini
üretim yerine "rant kollama" (rent-seeking) üzerine inşa etmiş;
girişimci sermayesini ticarete değil, devlet makamına yatırmıştır.
- Almanya’da "Kameralizm" ve İdari Bürokrasi: Alman coğrafyasında devlet, hükümdarın "hane idaresi" (Oikos)
olarak kurgulanmıştır. Ekonomi, devletin tüm kaynaklarının uzman
bürokratlarca yönetildiği bir "ev yönetme sanatı"dır. Mülkiyet,
devletin rasyonel işleyişi içinde bir fonksiyondur.
3. Müdahalenin
Ruhu: Smith, Colbert ve List
On yedinci ve 18. yüzyıllar, iktisat
politikalarında bu üç rasyonalitenin zirve yaptığı dönemdir.
- Fransa (Colbertizm):
Jean-Baptiste Colbert için rasyonalite disiplindir. Üretim
yönetmelikleriyle her şeyi kontrol eden devlet, rasyonaliteyi
"standartlaştırma" olarak görmüştür. Bu, muazzam bir idari
kapasite yaratmış ama inovasyonu boğmuştur.
- İngiltere (Görünmez El): Adam
Smith rasyonaliteyi merkezi otoriteden alıp "bireyin çıkarına"
teslim etmiştir. "Görünmez El", merkezi bir akıl olmadan da
sistemin rasyonel bir dengeye ulaşabileceğini kanıtlamıştır. İngiliz
rasyonalitesi, piyasa şartlarına göre şekil değiştiren ampirik bir
esnekliktir.
- Almanya (Milli Sistem):
Friedrich List, İngiliz serbest ticaretinin sanayileşmiş ülkelerin
"merdiveni itmesi" olduğunu savunmuştur. Alman rasyonalitesi,
bireyin kısa vadeli çıkarı yerine, milletin "üretim güçlerini"
(eğitim, demiryolu, teknik kapasite) geliştirmeyi hedefleyen stratejik bir
kapasite inşasıdır.
4. Kurumsal
Tıkanıklık ve Kırılma: Neden Devrim, Neden Statüko?
Moderniteye geçişte bu modellerin kurumsal
esnekliği, ülkelerin kaderini tayin etmiştir.
- İngiliz Uzlaşma Aklı (Evrim):
Parlamenter yapı, yükselen burjuvaziyi sistem içinde aristokrasiyle
uzlaştırmayı rasyonel bulmuştur. Sistem esnediği için kırılmamış, Sanayi
Devrimi'ni barışçıl bir evrimle kucaklamıştır.
- Fransız Tıkanma Trajedisi (Devrim):
Merkeziyetçi Fransız aklı esneyememiştir. 1776'daki reform girişimleri
aristokratik imtiyazlara çarptığında rasyonel bir çıkış yolu kalmamıştır.
1789 Devrimi, esneyemeyen bir yapının patlamasıdır.
- Alman Disiplini (Statüko):
Almanya'da teknoloji ve ekonomi hızla değişirken, toplumsal yapı
(hiyerarşi ve itaat) teolojik bir disiplinle dondurulmuştur. Bu, değişimi
devletin denetiminde tutan "modern ama arkaik" bir rasyonalite
yaratmıştır.
5. 1900
Eşiğinde Bilanço: Üç Modernite
Yirminci yüzyılın şafağında üç farklı modernleşme
mirası tamamlanmıştır:
- İngiliz Modeli: Sermaye
yoğun, piyasa odaklı ve adem-i merkeziyetçi bir "ekonomik
toplum".
- Fransız Modeli: Hukuk
yoğun (Code Civil), idari kapasitesi yüksek ve merkeziyetçi bir
"politik toplum". J.B. Say'in "girişimci" kavramı, bu
idari aklı piyasa ile barıştırma çabasıdır.
- Alman Modeli: Teknik
eğitim odaklı, liyakatli bürokrasiye dayanan ve iktisadı bir "devlet
yönetme sanatı" olarak kurumsallaştıran bir "teknokratik
toplum".
Sonuç ve
Değerlendirme
Üç modelin karşılaştırılması bize modern
kapitalizmin sadece bir "piyasa tekniği" olmadığını gösteriyor.
İngiliz mirası piyasa esnekliğini kutsarken; Fransız mirası devletin
düzenleyici rolünü, Alman mirası ise kurumsal disiplini ve teknik etkinliği
merkeze almıştır. Bugünün iktisat sanatı, belki de bu üç aklın güçlü yanlarını
bir sentezde buluşturabilme becerisidir.
Yorumlar
Yorum Gönder