Akademik Labirentte Bir Zanaatkâr: David Lodge (1935-2025) ve Kampüs Üçlemesinde İktisadi İmgeleme

 Akademik Labirentte Bir Zanaatkâr: David Lodge (1935-2025) ve Kampüs Üçlemesinde İktisadi İmgeleme

Ercan Eren

Edebi Kurgu ve İktisadi Gerçeklik Arasında Bir Köprü

İktisat, çoğu zaman soğuk verilerin, rasyonel tercih grafiklerinin ve matematiksel modellerin hüküm sürdüğü bir alan olarak algılansa da özünde insan davranışının, kurumsal yapıların ve toplumsal "anlatıların" bir bileşimidir. David Lodge’un 1975 ile 1988 yılları arasında kaleme aldığı "Yer Değiştirmeler" (Changing Places), "Küçük Dünya" (Small World) ve "Güzel İş" (Nice Work) romanlarından oluşan "Kampüs Üçlemesi", bu karmaşık dokuyu anlamak için eşsiz bir laboratuvar sunar.

1. "Klinik İktisat" İçin Bir Vaka Analizi

Bu inceleme, Lodge’un eserlerini sadece edebi birer metin olarak değil, aynı zamanda "Klinik İktisat" perspektifiyle ele alınması gereken birer "sosyal vaka" olarak konumlandırır. Lodge, bir edebiyat profesörü titizliğiyle kurguladığı karakterlerini; piyasa şokları, kurumsal değişimler ve küresel rekabet gibi dışsal değişkenlerin içine bırakır. Onun dünyasında her profesör bir "beşerî sermaye", her kampüs bir "piyasa" ve her akademik tartışma bir "mübadele" biçimidir.

2. "İktisat Sanatı" ve Zanaatkârlık

"İktisat bir zanaat mıdır?" sorusu, Lodge’un anlatısında merkezi bir rol oynar. Üçleme boyunca zihinsel emek ile fiziksel üretim, fildişi kuledeki teori ile dökümhanedeki pratik arasındaki o gerilimli ilişkiyi izleriz. Lodge bize, iktisadın sadece bir "bilim" değil, aynı zamanda gerçekliği yorumlama ve dönüştürme "sanatı" olduğunu fısıldar.

3. Bir Dönüşümün Anatomisi

Bu üçleme;

  • Yerel bir mübadele ile başlar (Changing Places),
  • Jet uçaklarının ve "yıldız sisteminin" hüküm sürdüğü küresel bir ağa dönüşür (Small World),
  • Ve nihayetinde teorinin reel sektörün sert kayalarına çarptığı bir "gölgeleme" deneyiyle son bulur (Nice Work).

Bu süreç, aslında iktisat düşüncesinin ve akademik hayatın 20. yüzyıl sonundaki evriminin de bir kroniğidir.

4. Analizin Kapsamı

Bu çalışmada, David Lodge’un çift kimlikli (akademisyen-yazar) dünyasından yola çıkarak; mübadele, arbitraj, oyun teorisi, etkinlik ve zanaatkârlık gibi kavramların bu kurgusal evrende nasıl ete kemiğe büründüğünü ayrıntılı bölümler halinde inceleyeceğiz. Amacımız, edebiyatın hayal gücü ile iktisadın analitik gücünü birleştirerek, toplumsal sistemlere dair daha derin bir "teşhis" kapasitesi geliştirmektir.

I. Portre – Çift Kimlikli Bir Entelektüel: David Lodge

David Lodge (1935-2025), sadece bir hikâye anlatıcısı değil, aynı zamanda anlattığı hikâyenin mekanizmalarını en küçük parçasına kadar söküp takabilen bir "edebiyat mühendisi" ve "sosyal bilimci"dir. Onun portresini, bir iktisatçının gözüyle şu dört ana sütun üzerine inşa edebiliriz:

1. Kuramsal Arka Plan: Yapısalcı Bir "Sistem Analisti"

Lodge, akademik kariyerine Birmingham Üniversitesi'nde modern edebiyat profesörü olarak devam ederken, Avrupa'da esen Yapısalcılık (Structuralism) rüzgarının İngiltere'deki en güçlü temsilcilerinden biri oldu.

  • Sistem Gözlemi: Tıpkı bir iktisatçının piyasayı bir sistem olarak görmesi gibi, Lodge da dili ve edebiyatı belirli kuralları olan bir sistem olarak ele aldı. Metinlerin nasıl "çalıştığını", anlamın nasıl "üretildiğini" tıpkı bir üretim fonksiyonu gibi analiz etti.
  • Anlatıbilim (Narratology): Onun için roman, sadece bir eğlence aracı değil, gerçekliği modelleme biçimidir. Bu yönüyle Lodge, modeller kuran ve bu modellerin tutarlılığını test eden bir iktisatçıya çok benzer.

2. İnanç, İroni ve "Ahlaki İktisat"

Lodge’un geleneksel Katolik kökenleri, eserlerindeki rasyonalite ile inanç arasındaki gerilimi besler.

  • Maliyet-Fayda Analizi Olarak İnanç: Karakterleri sıklıkla modern dünyanın getirdiği "haz" ile inancın getirdiği "ödev/etik" arasında bir içsel pazarlık (trade-off) yaşarlar.
  • İroni: Lodge’un en büyük silahı ironidir. İroni, sistemin içindeki absürtlükleri (verimsizlikleri) açığa çıkaran bir "klinik teşhis" aracıdır. Akademik hırsları ve insan doğasının zayıflıklarını anlatırken aslında sistemin "arızalı" noktalarına parmak basar.

3. Yazınsal Zanaat ve "Klinik" Bakış

"İktisat bir zanaattır" fikri, Lodge’un yazarlık pratiğinde tam karşılığını bulur. O, yazmayı sadece ilhamla gelen bir süreç olarak değil, teknik bir ustalık, bir craft (zanaat) olarak görür.

  • Kurumsal Teşhis: Lodge; üniversiteyi, kiliseyi veya fabrikayı ele alırken orayı sadece bir dekor olarak kullanmaz. O kurumun işleyişini, hiyerarşisini, ödül ve ceza mekanizmalarını (teşvik sistemlerini) bir klinisyen titizliğiyle inceler.
  • Vaka Analizi: Her romanı, aslında belirli bir sosyal grubun (akademisyenler, sanayiciler, din adamları) değişen dışsal koşullar (teknoloji, küreselleşme, ekonomik kriz) karşısında verdiği tepkileri ölçen bir "vaka analizi" (case study) niteliğindedir.

4. "İçeriden Bir Yabancı" (The Outsider Within)

Lodge'un en büyük avantajı, eleştirdiği ve hicvettiği sistemin (akademi) tam göbeğinde yer almasıdır.

  • Bilgi Avantajı: Sistemin tüm gizli maliyetlerini, görünmeyen kurallarını ve gayriresmi ağlarını bilir. Bu ona, akademik dünyayı dışarıdan bir gözlemci gibi değil, sistemin içindeki bir "operatör" gibi anlatma imkânı verir.
  • Geçişkenlik: 1987'de akademiden erken emekli olup tam zamanlı yazarlığa geçmesi, onun "teori"den "pratiğe" (uygulamalı zanaatkârlığa) geçişinin en somut adımıdır.

Özetle: David Lodge, fildişi kulesindeki bir teorisyen ile sahadaki bir gözlemcinin nadir bir sentezidir. Onun portresi, bize sosyal bilimlerin sadece sayılarla değil, insan davranışının ve kurumların anatomisini anlayarak yapılabileceğini hatırlatır.

 

II. Mübadele ve Uyum – "Changing Places" (Yer Değiştirmeler)

Bu roman, 1969 yılının çalkantılı atmosferinde geçerken, aslında bizlere mikro-iktisadi bir "piyasa testi" sunar. Lodge, iki farklı akademik kültürü (İngiliz ve Amerikan) iki "vaka" üzerinden çarpıştırarak, bireyin kurumlar karşısındaki esnekliğini ölçer.

1. Karakter Analizleri: İki Farklı "Ekonomik Aktör"

  • Philip Swallow (Rummidge):
    • Piyasa Statüsü: "Durgunluk" (Stagnation) dönemindeki bir varlık gibidir. Yetenekli bir eleştirmendir ancak hırsı yoktur.
    • Davranış Modeli: Riskten kaçınan (risk-averse). Kendi kampüsünün kıt kaynaklarına (soğuk ofisler, eski daktilolar) uyum sağlamış, "kanaatkâr" bir tüketici/üreticidir.
    • Akademik Zanaat: Onun için hocalık, bir usta-çırak ilişkisi ve sessiz bir zanaattır. Ancak bu zanaat, dış dünyadan kopuk olduğu için "piyasa değeri" düşmüştür.
  • Morris Zapp (Euphoria):
    •  Piyasa Statüsü: "Büyüme" (Growth) odaklı, yüksek likiditeye sahip bir "mavi çipli" hisse senedi gibidir.
    • Davranış Modeli: Fırsatçı ve stratejik. Jane Austen üzerine kurduğu "Epistemolojik Tekel", rakiplerinin o alana girmesini engelleyen bir bariyerdir (Barrier to entry).
    • Akademik Zanaat: Bilgiyi bir meta (commodity) olarak görür. Amacı, en yüksek maaşı ve en prestijli kürsüyü alarak kendi "beşerî sermayesini" maksimize etmektir.

2. Mübadelenin Anatomisi: "Asimetrik Barter"

Lodge, profesörleri yer değiştirterek şu iktisadi sonuçlara ulaşır:

  • Marjinal Faydanın Yeniden Dağılımı: Zapp, Amerika'da her köşe başında bulunan "hırslı profesör" tipolojisinden biridir (bol miktar). Ancak İngiltere'ye gittiğinde, oradaki durağan yapıyı sarsan bir "inovasyon" gibi algılanır. Marjinal faydası bir anda zirve yapar.
  • Bilgi Asimetrisi ve Kültürel Sermaye: Swallow, Amerika'ya vardığında başlangıçta "değersiz" bir yabancı gibi hissetse de Amerikan sisteminin aşırı rekabetçi ve gürültülü yapısında onun "İngiliz sükuneti" bir niche (niş) pazar yaratır. Lodge burada bize, değerin nesnel değil, konjonktürel olduğunu gösterir.

3. İlişkilerde "Eksik Sözleşmeler" (Incomplete Contracts)

Lodge, takasın sınırlarını profesörlerin eşlerine (Hilary Swallow ve Desirée Zapp) kadar genişletir. Bu nokta, romanın en "klinik" kısmıdır:

  • İkame Mallar (Substitutes): Karakterler, kendi evliliklerinde "tedarik edilemeyen" duygusal veya fiziksel ihtiyaçlarını, takas edilen partnerde bulurlar.
  • İşlem Maliyetleri (Transaction Costs): Yeni bir ilişki kurmanın maliyeti, bu takas sayesinde (aynı evde yaşama zorunluluğu gibi) minimize edilmiştir. Lodge, evliliği rasyonel bir anlaşma gibi sunarken, duyguların bu anlaşmayı nasıl bozduğunu ironiyle işler.

4. Kurumsal Çerçeve: "Klinik Bir Karşılaştırma"

"Klinik İktisat" yaklaşımla Rummidge ve Euphoria'yı iki farklı "hasta" (veya sistem) olarak teşhis edelim:

  • Rummidge (İngiltere): "Kronik Verimsizlik" hastalığından muzdariptir. Teşvik mekanizmaları yoktur, bütçe kısıtlıdır. Lodge burayı, dış rekabete kapalı, içe dönük bir "korumacı ekonomi" gibi betimler.
  • Euphoria (ABD): "Aşırı Isınma" (Overheating) içindedir. Sürekli eylemler, radikal öğrenci hareketleri ve vahşi bir akademik rekabet vardır. Burası, her şeyin alınıp satılabildiği "vahşi bir serbest piyasa"dır.

5. Finalin İktisadi Anlamı: "Karar Verememe ve Belirsizlik"

Romanın bir film senaryosu formatında bitmesi tesadüf değildir. Karakterler bir otel odasında buluşur ve "Şimdi ne olacak?" diye sorarlar.

  • Denge Noktası (Equilibrium): Lodge, hikâyeyi bir denge noktasına ulaştırmaz. Çünkü mübadele o kadar derindir ki, eski statükoya (eski piyasa dengesine) dönmek imkansızdır.
  • Klinik Sonuç: Müdahale (yer değiştirme) başarılı olmuştur; her iki sistem de birbirine sızmış, karakterlerin "üretim fonksiyonları" kalıcı olarak hibritleşmiştir.

III. Küresel Ağlar ve İtibar Borsası – "Small World"

1. Kitabın Özeti: Modern Bir "Şövalye Romansı"

Lodge, bu romanı Orta Çağ'ın "Kutsal Kâse" arayışı üzerine kurgular. Ancak burada şövalyeler profesörler, atlar jet uçakları, şatolar ise lüks oteller ve konferans merkezleridir.

  • Persse McGarrigle: Saf, genç ve idealist bir İrlandalı akademisyen. Sistemin "dışarıdan gelen" (new entrant) oyuncusudur. Güzel Angelica’nın peşinde dünyayı gezerken aslında akademik pazarın vahşiliğiyle tanışır.
  • Morris Zapp ve Philip Swallow: İlk kitaptan tanıdığımız ikili artık küresel oyuncu olmuşlardır. Zapp, "post-yapısalcılık" borsasında hisse toplarken; Swallow, kazandığı özgüvenle uluslararası bir figüre dönüşmüştür.

2. Küresel Pazar: "Bilginin Likiditesi ve Azalan İşlem Maliyetleri"

Lodge, 1980’lerin teknolojik sıçramasını (jet uçakları ve teleks) iktisadi bir kaldıraç olarak kullanır:

  • Mekânsal Arbitrajın Sonu: Artık bilgi tek bir kampüse hapsolmaz. Bilgi "likit" hale gelmiştir. Bir profesörün Tokyo’da verdiği bildiri, aynı gün New York’taki bir meslektaşı tarafından "tüketilebilir".
  • Küresel Köy: Romanın başlığı olan "Small World", aslında piyasanın entegrasyonunu simgeler. Dünyanın her yerindeki konferanslar, aynı "elit" tabakanın katıldığı devasa bir sosyal ağ (social network) oluşturur.

3. Oyun Teorisi: "UNESCO Kürsüsü ve Sıfır Toplamlı Oyun"

Romanın ana çatışması, yeni ihdas edilen "UNESCO Edebiyat Kürsüsü" etrafında döner. Bu kürsü; yıllık 100.000 dolar maaş, vergi muafiyeti ve "hiçbir şey yapmama" garantisi sunan akademik bir cennet tasviridir.

  • Piyasa Giriş Engelleri: Bu kürsüye sadece en yüksek "itibar puanına" sahip olanlar başvurabilir.
  • Stratejik Etkileşim: Adaylar (Arthur Kingfisher, Morris Zapp, Fulvia Morgana vb.) birbirlerini sadece akademik olarak değil, politik ve kişisel hamlelerle de saf dışı bırakmaya çalışırlar. Lodge burada, saf bilginin yerini stratejik konumlanmanın (strategic positioning) nasıl aldığını gösterir.

4. Arzu Ekonomisi: "Tüketilmeyen Meta Olarak Anlam"

Morris Zapp, bir konferans salonunda "Okumak, bir arzunun tatmini değil, o arzunun sürekli ötelenmesidir" der.

  • Sonsuz Talep: Eğer edebiyat eleştirisi bir metni "çözüp bitirseydi", o metin piyasadan çekilirdi. Ancak post-yapısalcı teori (Lodge’un eleştirdiği nokta), anlamı sürekli "ertelenen" bir şey olarak tanımlayarak, eleştirmenler için sonsuz bir iş garantisi ve kesintisiz bir talep yaratır.
  • Klinik Teşhis: Sistem, sorun çözmek (teşhis koymak) yerine, sorunu karmaşıklaştırarak kendi varlığını sürdürmektedir.

5. "Yıldız Sistemi" (The Star System) ve Beşerî Sermaye

Lodge, akademisyenleri birer "pop yıldızı" gibi resmeder.

  • Winner-Take-All (Kazanan Hepsini Alır): Birkaç "yıldız" profesör tüm kürsüleri, ödülleri ve dikkatleri toplarken; binlerce "persse" (genç akademisyen) sistemin çeperinde hayatta kalmaya çalışır.
  • Sinyalizasyon (Signaling): Konferanslarda sunulan bildirilerin içeriğinden çok, o bildiriyi kimin sunduğu ve kiminle akşam yemeği yediği önemlidir. Bu, piyasadaki güven sinyalleridir.

6. Klinik Bir Müdahale Olarak Persse McGarrigle

Romanın sonunda, bilge Arthur Kingfisher’ın cinsel ve entelektüel iktidarsızlığını (sistemin tıkanmasını) Persse’nin sorduğu o basit soru çözer: "Peki ya bu tüm anlattıklarınız sizin için ne ifade ediyor?"

 * Zanaata Dönüş: Bu soru, sistemi "piyasa değerinden" çıkarıp "öz değere" (intrinsic value) geri döndürür. Lodge burada, aşırı rasyonelleşmiş ve metalaşmış akademik dünyanın ancak saf bir zanaatkâr bakışıyla (samimiyetle) iyileşebileceğini (klinik müdahale) ima eder.

IV. Teori ve Pratik Çarpışması – "Nice Work" (Güzel İş)

1. Kitabın Özeti: "Gölgeleme" (Shadowing) Deneyi

1980’lerin sonu, Thatcher İngiltere’si. Sanayi çökmekte, üniversite bütçeleri kesilmektedir. Hükümet, akademi ile sanayi arasındaki "iletişim kopukluğunu" gidermek için bir "Gölgeleme Şeması" başlatır.

  • Robyn Penrose: Bir edebiyat akademisyeni. Uzmanlığı "Sanayi Romanı". Teorik olarak işçi sınıfını, sömürüyü ve kapitalizmi çok iyi biliyor ama hayatında hiç fabrika görmemiş. Bir "post-yapısalcı" olarak her şeyin bir "metin" (text) olduğuna inanıyor.
  • Vic Wilcox: Bir döküm fabrikasının (Pringle’s) genel müdürü. Pratik, sert, kâr odaklı ve "teori"den nefret eden bir uygulayıcı. Onun dünyası metaller, teslimat süreleri ve maliyetlerden ibaret.

Bu iki zıt kutup, haftada bir gün birbirlerinin iş yerinde vakit geçirmek zorundadır. Sonuç; her iki tarafın da kendi "zanaatını" ve "gerçekliğini" sorguladığı sarsıcı bir süreçtir.

2. İktisadi Katmanlar: "İki Farklı Epistemoloji"

A. Emek-Değer Teorisi vs. Gösterge Değeri

Romanın en temel çatışması "değer" (value) üzerinedir.

  • Vic'in Dünyası: Değer, harcanan emek, dökülen demir ve somut çıktıdır. Tam bir Klasik İktisat savunucusudur. "Eğer bir şey satılamıyorsa, değeri yoktur" der.
  • Robyn'in Dünyası: Değer, bir uzlaşmadır. Parayı bile bir "gösterge" (signifier) olarak görür. Ona göre para, toplumsal bir hikâyenin (kurgunun) ürünüdür.
  • Klinik Çelişki: Vic, fabrikayı yönetirken aslında Robyn’in "kurgu" dediği piyasa beklentileriyle savaşır; Robyn ise kütüphanesinde otururken Vic’in ödediği vergilerle maaşını alır.

B. "Etkinlik" (Efficiency) Kavramının Semantik Savaşı

Etkinlik kavramı, romanda ikiye bölünür:

  • Endüstriyel Etkinlik (Vic): Birim maliyeti düşürmek, gereksiz personeli işten çıkarmak, verimliliği maksimize etmek. Vic için "işten çıkarma" rasyonel bir matematiksel zorunluluktur.
  • Entelektüel/İnsani Etkinlik (Robyn): Robyn, Vic’in "etkinlik" dediği şeyin arkasındaki toplumsal maliyeti (negatif dışsallık) görür. Ona göre bir sistem, insanı sadece bir "girdi" (input) olarak görüyorsa etkin değildir.

C. "İktisat Bir Zanaattır" ve Vic Wilcox

"Ekonomist bir zanaatkâr mıdır?" sorunun cevabı Vic karakterinde gizlidir. Vic, fabrikanın gürültüsü içinde hangi makinenin arızalı olduğunu sesinden anlar. Bu, formüllerin ötesinde bir ustalık/zanaat (craft) bilgisidir. Lodge, Vic’i kaba bir kapitalist olarak değil, işine aşık bir "teknik zanaatkâr" olarak çizer.

3. Klinik Bir Teşhis: "Fildişi Kulesi vs. Dumanlı Fabrika"

"Klinik İktisat" çerçevesinde bakarsak, Lodge her iki tarafın da "hasta" olduğunu teşhis eder:

  • Akademi (Robyn): Gerçeklikten kopmuş, kendi kavramları içinde hapsolmuş bir "teori obezitesi" çekmektedir. Teşhis: Gerçeklik Kaybı.
  • Sanayi (Vic): Sadece rakamlara odaklanmış, insani ve estetik boyutu unutmuş bir "mekanik daralma" içindedir. Teşhis: Anlam Kaybı.

Tedavi: Lodge’un sunduğu tedavi "gölgeleme"dir. Vic, Robyn sayesinde Shakespeare ve roman okumaya başlayarak dünyasını genişletir; Robyn ise dökümhanenin tozunu yutarak "işçi hakları" üzerine yazdığı yazıların somut karşılığını görür.

4. "Nice Work" Başlığının İktisadi İronisi

Başlık hem "İyi iş çıkardın" anlamında bir övgü, hem de "Ne rahat işiniz var" anlamında bir eleştiridir.

  • Sınıf Çatışması: Fabrikadaki işçi için "iş" (work) zorunluluktur; profesör için ise "iş" bir zevk (nice work) ve prestijdir.
  • Zanaatın Onuru: Lodge, romanın sonunda her iki "işin" de düzgün yapıldığında bir sanat olduğunu kanıtlar.

V. Sentez ve Sonuç – "İktisat Sanatı İçin Çıkarımlar"

1. Klinisyen Olarak İktisatçı: Lodge’un Teşhis Metodu

Lodge’un romanlarındaki en büyük başarısı, kurumların (üniversite, kilise, fabrika) "patolojisini" çıkarmasıdır.

  • Sistemik Arıza: Lodge bize gösterir ki; bir sistem (örneğin akademi), sadece kendi içine kapandığında (Small World’deki gibi) verimli görünse bile etkinliğini yitirir.
  • Klinik Müdahale: "Klinik" yaklaşım, Lodge’da "gölgeleme" (Nice Work) olarak karşımıza çıkar. Gerçek bir iktisatçı, teorik modelin (Robyn) steril dünyasından çıkıp, reel sektörün (Vic) dumanlı ve gürültülü sahasına inerek "teşhis" koymalıdır.

2. Zanaatın Onuru: "İktisat Sanatı" (İktisat Sanatı)

"İktisat Sanatı", Lodge’un karakterlerinde vücut bulur.

  • Usta-Çırak İlişkisi: Lodge, bilginin sadece kitaplardan değil, Vic Wilcox’un dökümhanedeki sezgileri gibi "deneyimsel bir zanaat" yoluyla aktarıldığını savunur.
  • Estetik ve Rasyonalite: İktisat sadece bir hesaplama değil, Lodge’un kurguladığı o karmaşık toplumsal ağları yönetme "sanatıdır".

3. Sonuç: Bir "İktisat Sanatçısı" Olarak Yol Haritası

David Lodge üçlemesi bize şunu miras bırakır: Kategoriler akışkandır.

* Akademisyen sadece hoca değil, bir girişimcidir.

  • Sanayici sadece kâr peşinde koşan biri değil, bir okurdur.
  • Ekonomist ise sadece sayıların efendisi değil, toplumun hikayesini yazan bir sanatçıdır.

KAYNAKÇA

 I. Birincil Kaynaklar (Kampüs Üçlemesi)

  • Lodge, D. (1975). Changing Places: A Tale of Two Campuses. Secker & Warburg. (Yer Değiştirmeler ve Tedbili Mekân, Ayrıntı Yayınları)
  • Lodge, D. (1984). Small World: An Academic Romance. Secker & Warburg. (Dünya Küçük, Adam Yayınları).
  • Lodge, D. (1988). Nice Work. Secker & Warburg. (İyi İş, Ayrıntı Yayınları).

II. David Lodge’un Teorik ve Otobiyografik Eserleri

  • Lodge, D. (1992). The Art of Fiction. Penguin Books. (Edebi zanaat ve teknik üzerine analizleri).
  • Lodge, D. (2015). Quite a Good Time to Be Born: A Memoir, 1935-1975. Harvill Secker. (Hayat hikayesi ve ilk dönemi).
  • Lodge, D. (1977). The Modes of Modern Writing: Metaphor, Metonymy, and Typology of Modern Literature. Cornell University Press. (Yapısalcı yaklaşımı).

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ