1924 Anayasasının Bismarckçı Socialisme d'Etat ve Solidarizm Ekseninde Bir Analizi

 

1924 Anayasasının Bismarckçı Socialisme d'Etat ve Solidarizm Ekseninde Bir Analizi

Ercan Eren

Giriş: İki Vizyonun Çatışması

1924 Anayasası’nın 1945 yılında gerçekleştirilen Öz Türkçeleştirme süreci, sadece bir dil devrimi değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in kurucu felsefesinin hukuki metne tam anlamıyla nüfuz etme çabasıdır. Sabiha Sertel’in Roman Gibi adlı eserinde aktardığı Ahmet Ağaoğlu ile Mustafa Kemal arasındaki tarihsel diyalog (Ek 1), bu anayasanın felsefi köklerini anlamak için eşsiz bir anahtar sunmaktadır. Bu tanıklık ile anayasa metni birlikte incelendiğinde; Mustafa Kemal Atatürk’ün ısrar ettiği "Devlet Sosyalizmi" (Socialisme d'Etat) vizyonunun, metnin ruhuna ve özellikle "Kamu Hakları" bölümüne nasıl sirayet ettiği netleşmektedir. Bu yapı, klasik İngiliz liberalizminden ziyade, devletin toplumsal bünyeye müdahale ettiği Bismarckçı (Alman Tipi) Devlet Sosyalizmi ve Solidarizm (Dayanışmacılık) ile benzerlikler gösterir.

1. Felsefi Çatışma: Liberalizm vs. Devlet Sosyalizmi

Sertel’in aktardığı diyalogda Ağaoğlu Ahmet Bey, hazırladıkları tasarıyı özel mülkiyet, serbest rekabet ve ticaret serbestliği üzerine kurulu liberal bir metin olarak tanımlar. Ancak Mustafa Kemal’in bu yaklaşıma sinirlenerek "Ben Socialisme d'Etat istiyorum" çıkışı, anayasanın sadece hukuki bir çerçeve değil, devleti piyasanın patolojilerini tedavi eden bir "klinik müdahil" olarak konumlandıran siyasi bir irade olduğunu kanıtlar. Bu irade, 2. maddedeki "Devletçilik" ve "Halkçılık" ilkeleriyle anayasal mühür altına alınmıştır.

2. Bismarckçı Modelin Anayasal İzdüşümleri

Anayasanın "Türklerin Kamu Hakları" başlıklı Beşinci Bölümü, bireysel özgürlükleri tanırken onları "kamu yararı" ve "sosyal ödev" sınırları içine dahil eder. Bu yaklaşım, Bismarck’ın sınıflar arası çatışmayı yukarıdan aşağıya düzenlemelerle önleme (Sozialstaat) stratejisiyle paralellik gösterir:

  • Sınıfsız Toplum İdeali (Madde 69): "Her türlü grup, sınıf, aile ve kişi ayrıcalıkları kaldırılmıştır ve yasaktır" hükmü, Marksist sınıf çatışmasını reddeden ve toplumu tek bir vücut (organisizm) olarak gören solidarizmin hukuki temelidir.
  • Mülkiyetin Sosyal Sınırı (Madde 74): Mülkiyet mutlak bir hak değil, toplumsal bir fonksiyondur. Metindeki "çiftçiyi toprak sahibi kılmak ve ormanları devletleştirmek için kamulaştırma" yetkisi, devletin mülkiyet yapısına toplumsal denge adına cerrahi müdahalede bulunabileceğini teyit eder.
  • Sözleşme Özgürlüğünün Denetimi (Madde 79): "Bağıtların (sözleşmelerin) ve çalışmaların serbestlik sınırı kanunlarla çizilir" ifadesi, devletin çalışma hayatına (ücretler, saatler, sigorta) müdahale etme kapısını açar. Bu, Bismarck'ın sosyal reformlarının anayasal dayanağı olan "koruyucu devlet" anlayışının bir yansımasıdır.
  • Eğitimde Devlet Patronajı (Madde 87): İlköğretimin kadın ve erkek tüm Türkler için bir "ödev" ve devlet okullarında "parasız" olması, devletin vatandaşı ulusal ve iktisadi bir birim olarak yeniden üretme tekelini simgeler.

3. İktisadi Müdahale Araçları ve Devletçilik

Atatürk’ün anayasaya girmesi için direttiği Devletçilik ilkesi, iktisadi hayatın merkezine devleti yerleştirerek piyasadaki "görünmez el" yerine devletin "görünen elini" ikame eder.

  • Stratejik Tekeller ve Yetkiler (Madde 26): Para basma, tekelli sözleşmeleri ve imtiyazları onama veya bozma yetkisinin münhasıran Meclis'e (devlete) verilmesi, iktisadi egemenliğin tam kontrolünü sağlar.
  • Kamu Yararı ve Murakabe: Sertel’in notlarında geçen "kârın sınırlandırılması" ve "kamu kuruluşlarının denetimi" vurguları, anayasanın 52. maddesiyle devlete verilen tüzük çıkarma ve düzenleme gücünün iktisadi alandaki karşılığıdır.

4. Sonuç: Bir Toplumsal Hijyen Metni

1945 Anayasası, liberal bir bireycilikten ziyade, devletin toplumsal barışı ve iktisadi kalkınmayı sağlamak için "operasyon" yapmasına izin veren bir metindir. Bu yönüyle anayasal ilkeler şu işlevleri yüklenir:

  • Halkçılık: Sınıf kavgasını ve imtiyazları önleyen bir "toplumsal hijyen" aracıdır.
  • Devletçilik: İktisadi tıkanıklıkları aşmak ve ulusal sermayeyi inşa etmek için kullanılan "cerrahi" bir yöntemdir.
  • Beşinci Bölüm: Vatandaşı devletin koruması altına alan ancak onu toplumsal disipline ve ulusal hedeflere dahil eden kapsayıcı bir sosyal koruma sistemidir.

Kaynakça

  • Ağaoğlu, A. (1933). Devlet ve Fert. İstanbul: Sanayiinefis Matbaası. (Ağaoğlu'nun liberal tezlerini anlamak için temel kaynak).
  • Anayasa (Teşkilatı Esasiye Kanunu). (15 Ocak 1945). Resmî Gazete (Sayı: 5905). Erişim adresi: https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/5905.pdf
  • Eren, E. (2021). Devlet Sosyalizmi Tartışmaları (II): Sosyalizm Karşıtı Sosyalizm, Bismarck’ın Sosyalizmi. İktisat ve Toplum Dergisi, Eylül, 2025.

https://iktisatvetoplum.com/devlet-sosyalizmi-tartismalari-ii-sosyalizm-karsiti-sosyalizm-bismarckin-sosyalizmi-ercan-eren/

  • Sertel, S. (1987). Roman Gibi (1919-1950). İstanbul: Belge Yayınları.
  • Steinberg, J. (2018). Bismarck, Türkiye İş Bankası Yayınları.  (Bismarck'ın devlet sosyalizmi sisteminin başarısı ve sınırları üzerine modern bir analiz).

 

Ekler:

 

1.     Sabiha Sertel, Roman Gibi, Belge Yayınları, 1987(1969), s.70

 

Bir gün Türk Ocağı binasında yapılan bir toplantıda., anayasa. Komisyonunda üye olan Ağaoğlu Ahmet Bey'e, sınıfsız toplumdan ne anladıklarını sordum. Cevap verdi:

 

- Onu ben de anlamadım. “Türk milleti bir bütündür, sınıflar yoktur” diyorlar. Her millet bir bütündür. Ama içinde sınıflar vardır. Sınıfsız bir toplum ancak sosyalist rejimde olur. Oysa biz, sosyalist bir anayasa yapmıyoruz. Sosyalist bir cemiyet kurmuyoruz. Bizim hazırladığımız tasan özel mülkiyet korunması, serbest rekabet, ticaret serbestliği esaslarına dayanıyor. Bu liberal bir anayasadır. Şimdiye kadar yazdığımız maddeler bu temele dayandı. Şimdi bize devletçilikten bahsediyorlar. Sınıfsız toplumdan söz açıyorlar. Devletçiliğin anayasaya girmesini istiyorlar. Bu şimdiye kadar kabul edilen maddelere zıddıdır. Mustafa Kemal'le bu konu üzerinde uzun boylu konuştuk. Kızdı, “Ben Socialisme d'Etat istiyorum” dedi. Kendisine bu anayasanın sosyalizm esaslarına göre değil, liberalizm esaslarına göre hazırlandığını, halkçılığın demokrasinin icabı olduğunu söyledim. Devletin, kapitalist rejimlerde de kamu kuruluşlarını murakabe ettiğini, istediği zaman karı sınırlandırdığını yledim. Devletçiliğin anayasaya girmesine lüzum olmadığını bildirdim. Fakat Mustafa Kemal’e dert anlatamıyorum.

 

Ağaoğlu'nun Atatürk'le yaptığı bu konuşma,1924 Anayasasının ne şartlar altında hazırlandığını, Atatürk'ün, etrafındaki gerici, liberal, tutucu bir kadro ile, devrimci bir anayasa, yapmakta., çektiği zorlukları belirten bir konuşmadır. Ağaoğlu gibi birçok aydınlar memleketin şartlarını, sosyal yapısını incelemeden, batı devletlerinin anayasalarını tercüme etmekle, onların kuruluşlarını taklit etmekle, demokratik burjuva devriminin yapılabileceğini sanıyorlardı. Birçoğunun kafasında nasıl bir devrim istedikleri de de belli değildi.

 

2.     1924 Anayasası[1]

ANAYASA

(Resmi Gazete ile yayım ve ilânı: 15. I. 1945 Sayı: 5905)

Kabul tarihi: 10. I. 1945

BİRİNCİ BÖLÜM: Esas hükümler

  • BİRİNCİ MADDE- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
  • İKİNCİ MADDE- Türkiye Devleti cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, layk ve devrimcidir. Devlet dili Türkçedir. Başkent Ankara'dır.
  • ÜÇÜNCÜ MADDE- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
  • DÖRDÜNCÜ MADDE- Türk milletini ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır.
  • BEŞİNCİ MADDE- Yasama yetkisi ve yürütme erki Büyük Millet Meclisinde belirir ve onda toplanır.
  • ALTINCI MADDE- Meclis, yasama yetkisini kendi kullanır.
  • YEDİNCİ MADDE- Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır. Meclis, Hükümeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir.
  • SEKİZİNCİ MADDE- Yargı hakkı, millet adına usul ve kanuna göre bağımsız mahkemeler tarafından kullanılır.

İKİNCİ BÖLÜM: Yasama görevi

  • DOKUZUNCU MADDE- Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel kanununa göre millet tarafından seçilmiş milletvekillerinden kurulur.
  • ONUNCU MADDE- Milletvekili seçmek, yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türkün hakkıdır.
  • ON BİRİNCİ MADDE- Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk milletvekili seçilebilir.
  • ON İKİNCİ MADDE- Yabancı Devlet resmî hizmetinde bulunanlar, terbiye edici cezaları gerektiren suçlardan veya hırsızlık, sahtecilik, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflâs suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, kısıtlılar, yabancı Devlet uyrukluğunu ileri sürenler, kamu hizmetlerinden yasaklılar, Türkçe okuyup yazma bilmeyenler milletvekili seçilemezler.
  • ON ÜÇÜNCÜ MADDE- Büyük Millet Meclisinin seçimi dört yılda bir yapılır. Süresi biten milletvekilleri tekrar seçilebilirler. Eski Meclis, yeni Meclisin toplanmasına kadar devam eder. Yeni seçim yapılmasına imkân görülmezse, toplanma dönemi bir yıl daha uzatılabilir. Her milletvekili, yalnız kendini seçen çevrenin değil, bütün milletin vekilidir.

 

  • ON DÖRDÜNCÜ MADDE- Büyük Millet Meclisi, her yıl, Kasım ayı başında çağrısız toplanır. Meclis, üyelerinin memleket içinde dolaşmaları, inceleme yapmaları, denetleme vazifelerine hazırlanmaları ve dinlenmeleri için çalışmasına yılda altı aydan fazla ara veremez.
  • ON BEŞİNCİ MADDE- Kanun teklif etmek hakkı, Meclis üyelerinin ve Bakanlar Kurulunundur.
  • ON ALTINCI MADDE- Milletvekilleri Meclise katıldıklarında şöyle and içerler: <<Namusum üzerine söz veririm ki: Vatanın ve milletin mutluluğuna, esenliğine, milletin kayıtsız şartsız egemenliğine aykırı bir amaç gütmeyeceğim ve Cumhuriyet esaslarına bağlılıktan ayrılmayacağım.>>
  • ON YEDİNCİ MADDE- Bir milletvekili ne Meclis içindeki oy, düşünce ve demeçlerinden, ne de Meclisteki oy, düşünce ve demeçlerini Meclis dışında söylemek ve açığa vurmaktan sorumlu değildir. Seçiminden gerek önce ve gerek sonra üstüne suç atılan bir Milletvekili Kamutayı kararı olmadıkça sanık olarak sorgulanamaz, tutulamaz ve yargılanamaz. Cinayetten suçüstü yakalanma hali bu hükmün dışındadır. Ancak bu halde yetkili makam bunu hemen Meclise bildirmek ödevindedir. Seçiminden önce veya sonra bir milletvekili hakkında verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi milletvekilliği süresinin sonuna bırakılır. Milletvekilliği süresi içinde zamanaşımı yürümez.
  • ON SEKİZİNCİ MADDE- Milletvekillerinin yıllık ödenekleri özel kanunla gösterilir.
  • ON DOKUZUNCU MADDE – Ara verme sırasında Cumhurbaşkanı veya Meclis Başkanı gerekli görürse Meclisi toplanmaya çağırabilir. Üyelerden beşte birinin istemesi üzerine de Meclis Başkanı Meclisi toplanmaya çağırır.
  • YİRMİNCİ MADDE- Meclis görüşmeleri herkese açıktır ve olduğu gibi yayılır. Fakat Meclis, İçtüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar dahi yapabilir. Kapalı oturumlardaki görüşmeleri yaymak Meclisin kararına bağlıdır.
  • YİRMİ BİRİNCİ MADDE- Meclis, görüşmelerini İçtüzük hükümlerine göre yapar.
  • YİRMİ İKİNCİ MADDE- Soru, gensoru ve Meclis soruşturması, Meclisin yetkilerinden olup bunların nasıl yapılacağı İçtüzükte gösterilir.
  • YİRMİ ÜÇÜNCÜ MADDE- Milletvekilliği ile Hükümet memurluğu bir kişide birleşemez.
  • YİRMİ DÖRDÜNCÜ MADDE- Türkiye Büyük Millet Meclisi kamutayı her Kasım ayı başında kendine bir yıl için bir Başkan, üç Başkanvekili seçer.
  • YİRMİ BEŞİNCİ MADDE - Seçim dönemi bitmeden Meclis, üyelerinin tam sayısının salt çokluğu ile seçim yenilemeğe karar verirse, yeni toplanan Meclisin seçim dönemi Kasım ayından başlar. Kasımdan önceki toplantı, olağanüstü toplantı sayılır.
  • YİRMİ ALTINCI MADDE - Kanun koymak, kanunlarda değişiklik yapmak, kanunları yorumlamak, kanunları kaldırmak, Devletlerle sözleşme, andlaşma ve barış yapmak, harp ilân etmek, Devletin bütçe ve kesin hesap kanunlarını incelemek ve onamak, para basmak, tekelli ve akçalı yüklenme sözleşmelerini ve imtiyazları onamak ve bozmak, genel ve özel af ilân etmek, cezaları hafifletmek ve değiştirmek, kanun soruşturmalarını ve kanun cezalarını ertelemek, mahkemelerden çıkıp kesinleşen ölüm cezası hükümlerini yerine getirmek gibi görevleri Büyük Millet Meclisi ancak kendisi yapar.
  • YİRMİ YEDİNCİ MADDE- Bir milletvekilinin vatan hayınlığı ve milletvekilliği sırasında yiyicilik suçlarından biriyle sanık olduğuna Türkiye Büyük Millet Meclisi kamutayı hazır üyelerinin üçte iki oy çokluğu ile karar verilir yahut on ikinci maddede yazılı suçlardan biriyle hüküm giyer ve bu da kesinleşirse milletvekilliği sıfatı kalkar.
  • YİRMİ SEKİZİNCİ MADDE- Çekilme, kanun hükümleri gereğince kısıtlanma, özürsüz ve izinsiz iki ay Meclise devamsızlık yahut memurluk kabul etme hallerinde milletvekilliği düşer.
  • YİRMİ DOKUZUNCU MADDE- Ölen yahut yukarıdaki maddeler gereğince milletvekilliği sıfatı kalkan veya düşen milletvekilinin yerine bir başkası seçilir.
  • OTUZUNCU MADDE- Büyük Millet Meclisi, kendi kolluk işlerini Başkanı eliyle düzenler ve yürütür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: Yürütme görevi

  • OTUZ BİRİNCİ MADDE- Türkiye Cumhurbaşkanı, Büyük Millet Meclisi kamutayı tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Cumhurbaşkanlığı görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçimine kadar sürer. Yeniden seçilmek olur.
  • OTUZ İKİNCİ MADDE- Cumhurbaşkanı, Devletin başıdır. Bu sıfatla törenli oturumlarda Meclise ve gerekli gördükçe Bakanlar Kuruluna Başkanlık eder ve Cumhurbaşkanı kaldıkça Meclis tartışma ve görüşmelerine katılamaz ve oy veremez.
  • OTUZ ÜÇÜNCÜ MADDE- Cumhurbaşkanı, hastalık ve memleket dışı yolculuk gibi bir sebeple görevini yapamaz veya ölüm, çekilme ve başka sebeplerle Cumhurbaşkanlığı açık kalırsa Büyük Millet Meclisi Başkanı vekil olarak Cumhurbaşkanlığı görevini yapar.
  • OTUZ DÖRDÜNCÜ MADDE- Cumhurbaşkanlığı boş kaldığında Meclis toplanıksa Cumhurbaşkanını hemen seçer. Meclis toplanık değilse Başkanı tarafından hemen toplanmaya çağırılarak Cumhurbaşkanı seçilir. Meclisin seçim dönemi sona ermiş veya seçimin yenilenmesine karar verilmiş olursa Cumhurbaşkanını gelecek Meclis seçer.
  • OTUZ BEŞİNCİ MADDE- Cumhurbaşkanı Meclisin kabul ettiği kanunları on gün içinde ilân eder. Cumhurbaşkanı, uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek üzere gene on gün içinde gerekçesi ile birlikte Meclise geri verir. Anayasa ile bütçe kanunu bu hüküm dışındadır. Meclis geri verilen kanunu gene kabul ederse Cumhurbaşkanı onu ilân etmek ödevindedir.
  • OTUZ ALTINCI MADDE- Cumhurbaşkanı her yıl Kasım ayında Hükümetin geçen yıldaki çalışmaları ve giren yıl içinde alınması uygun görülen tedbirler hakkında bir söylev verir. Yahut söylevini Başbakana okutur.
  • OTUZ YEDİNCİ MADDE- Cumhurbaşkanı, yabancı Devletler yanında Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi temsilcilerini tâyin eder ve yabancı Devletlerin siyasi temsilcilerini kabul eder.
  • OTUZ SEKİZİNCİ MADDE- Cumhurbaşkanı, seçiminden hemen sonra Meclis önünde şöyle andiçer:
    •  <<Namusum üzerine söz veririm ki: Cumhurbaşkanı olarak, Cumhuriyet kanunlarını, milletin egemenlik esaslarını sayacağım; Ve bunları müdafaa edeceğim; Türk milletinin mutluluğuna bütün bağlılığımla, bütün kuvvetimle çalışacağım; Türk Devletine yönelecek her tehlikeyi en son şiddetle önliyeceğim; Türkiye'nin şanını, şerefini koruyup yükseltmek, üstüme aldığım görevin isterlerini yerine getirmek için olanca varlığımla çalışmaktan asla ayrılmayacağım.>>
  • OTUZ DOKUZUNCU MADDE- Cumhurbaşkanının çıkaracağı bütün kararlar Başbakan ile birlikte ilgili Bakan tarafından imzalanır.
  • KIRKINCI MADDE- Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yüce varlığından ayrılmaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur. Harp kuvvetlerinin komutası barışta özel kanuna göre Genelkurmay Başkanlığına ve seferde Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından tâyin edilecek kimseye verilir.
  • KIRK BİRİNCİ MADDE- Cumhurbaşkanı, vatan hayınlığı halinde Büyük Millet Meclisine karşı sorumludur. Cumhurbaşkanının çıkaracağı bütün kararlardan doğacak sorumlar 39 ncu madde gereğince bu kararları imzalayan Başbakanın ve ilgili Bakanındır. Cumhurbaşkanının, özlük işlerinden dolayı sorumlanması gerekirse, Anayasanın milletvekilliği dokunulmazlığı ile ilgili 17 nci maddesi hükümlerine uyulur.
  • KIRK İKİNCİ MADDE- Cumhurbaşkanı, Hükümetin teklifi üzerine, daimî mâlûllük veya kocama gibi özlük sebeplerden dolayı belli kimselerin cezalarını kaldırabilir veya hafifletebilir. Cumhurbaşkanı, Büyük Millet Meclisi tarafından sanıklanarak hüküm giyen Bakanlar hakkında bu yetkiyi kullanamaz.
  • KIRK ÜÇÜNCÜ MADDE- Cumhurbaşkanının ödeneği özel kanunla gösterilir.
  • KIRK DÖRDÜNCÜ MADDE- Başbakan, Cumhurbaşkanınca Meclis üyeleri arasından tâyin olunur. Öteki Bakanlar Başbakanca Meclis üyeleri arasından seçilip tamamı Cumhurbaşkanı tarafından onandıktan sonra Meclise sunulur. Meclis toplanık değilse sunma işi Meclisin toplanmasına bırakılır. Hükümet, tutacağı yolu ve siyasi görüşünü en geç bir hafta içinde Meclise bildirir ve ondan güven ister.
  • KIRK BEŞİNCİ MADDE- Bakanlar, Başbakanın reisliği altında (Bakanlar Kurulu) nu meydana getirir.
  • KIRK ALTINCI MADDE- Bakanlar Kurulu, Hükümetin genel politikasından birlikte sorumludur. Bakanların her biri kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden ve politikasının genel gidişinden tekbaşına sorumludur.
  • KIRK YEDİNCİ MADDE- Bakanların görev ve sorumları özel kanunla gösterilir.
  • KIRK SEKİZİNCİ MADDE- Bakanlıkların kuruluşu özel kanuna bağlıdır.
  • KIRK DÖRDÜNCÜ MADDE- İzinli veya herhangi bir sebeple özürlü olan bir Bakana, Bakanlar Kurulu üyelerinden bir başkası geçici olarak vekillik eder. Ancak bir Bakan birden fazlasına vekillik edemez.
  • ELLİNCİ MADDE- Bakanlardan birinin Yücedivana yollanması hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisince verilen karar, kendisini Bakanlıktan da düşürür.
  • ELLİ BİRİNCİ MADDE- İdare dâvalarına bakmak ve idare uyuşmazlıklarını çözmek, Hükümetçe hazırlanarak kendine verilecek kanun tasarıları ve imtiyaz sözleşme ve şartlaşmaları üzerine düşünüşünü bildirmek, gerek kendi özel kanunu ve gerek başka kanunlarla gösterilen görevleri yapmak üzere bir Danıştay kurulur. Danıştay başkanları ve üyeleri, daha önce önemli görevlerde bulunmuş, uzmanlıkları, bilgileri ve görgüleriyle belirgin kimseler arasından Büyük Millet Meclisince seçilir.
  • ELLİ İKİNCİ MADDE- Bakanlar kurulu, kanunların uygulanışını göstermek yahut kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere içinde yeni hükümler bulunmamak ve Danıştayın incelemesinden geçirilmek şartiyle tüzükler çıkarır. Tüzükler Cumhurbaşkanının imzası ve ilâniyle yürürlüğe girer. Tüzüklerin kanunlara aykırılığı ileri sürüldükte bunun çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: Yargı erki

  • ELLİ ÜÇÜNCÜ MADDE- Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri kanunla gösterilir.
  • ELLİ DÖRDÜNCÜ MADDE- Yargıçlar, bütün dâvaların görülmesinde ve hükmünde bağımsızdırlar ve bu işlerine hiçbir türlü karışılamaz. Ancak kanun hükmüne bağlıdırlar. Mahkemelerin kararlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu hiçbir türlü değiştiremezler, başkalayamazlar, geciktiremezler ve hükümlerinin yerine getirilmesine engel olamazlar.
  • ELLİ BEŞİNCİ MADDE- Yargıçlar, kanunda gösterilen usuller ve haller dışında görevlerinden çıkarılamazlar.
  • ELLİ ALTINCI MADDE- Yargıçların nitelikleri, hakları, görevleri, aylık ve ödenekleri, nasıl tâyin olunacakları ve görevlerinden nasıl çıkarılacakları özel kanunla gösterilir.
  • ELLİ YEDİNCİ MADDE- Yargıçlar, kanunla gösterilenlerden başka genel veya özel hiçbir görev alamazlar.
  • ELLİ SEKİZİNCİ MADDE- Mahkemelerde yargılamalar herkese açıktır. Yalnız yargılama usulü kanunları gereğince bir yargılamanın kapalı olmasına mahkeme karar verebilir.
  • ELLİ DOKUZUNCU MADDE- Herkes mahkeme önünde haklarını korumak için gerekli gördüğü yasalı araçları kullanmakta serbesttir.
  • ALTMIŞINCI MADDE- Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki dâvalara bakmazlık edemez. Görev ve yetki dışında olan dâvalar ancak bir kararla reddolunur.

Yücedivan

  • ALTMIŞ BİRİNCİ MADDE- Bakanları, Danıştay ve Yargıtay başkanları ve üyelerini ve Cumhuriyet Başsavcısını görevlerinden doğacak işlerden dolayı yargılamak için Yücedivan kurulur.
  • ALTMIŞ İKİNCİ MADDE- Yücedivan üyeliği için, on biri Yargıtay, onu Danıştay başkanları ve üyeleri arasından ve kendi Genelkurulları tarafından, gerekli görüldükte gizli oyla, yirmi bir kişi seçilir.

Bunlar gizli oy ve salt çoklukla içlerinden birini Başkan ve birini Başkanvekili seçerler.

  • ALTMIŞ ÜÇÜNCÜ MADDE- Yücedivan bir Başkan ve on dört üye ile kurulur ve kararlarını salt çoklukla verir.

Geri kalan altı kişi gerektiğinde kurulun eksiğini tamamlamak için yedek üye durumundadır.

Bu yedek üyeler, üçü Yargıtay, üçü Danıştay'dan seçilmiş üyeler arasından olmak üzere adçekme ile ayrılır.

Başkanlığa ve Başkanvekilliğine seçilenler bu adçekmeye girmezler.

  • ALTMIŞ DÖRDÜNCÜ MADDE- Yücedivanın savcılık görevi, Başsavcılık tarafından görülür.
  • ALTMIŞ BEŞİNCİ MADDE- Yücedivanın kararları kesindir.
  • ALTMIŞ ALTINCI MADDE- Yücedivan kanunlara göre yargılar ve hüküm verir.
  • ALTMIŞ YEDİNCİ MADDE- Yücedivan gerekli görüldüğünde Türkiye Büyük Millet Meclisi karariyle kurulur.

BEŞİNCİ BÖLÜM: Türklerin kamu hakları

  • ALTMIŞ SEKİZİNCİ MADDE- Her Türk hür doğar, hür yaşar. Hürriyet, başkasına zarar vermiyecek her şeyi yapabilmektir. Tabiî haklardan olan hürriyetin herkes için sınırı, başkalarının hürriyeti sınırıdır. Bu sınırı ancak kanun çizer.
  • ALTMIŞ DOKUZUNCU MADDE- Türkler kanun karşısında eşittirler ve ayrıksız kanuna uymak ödevindedirler. Her türlü grup, sınıf, aile ve kişi ayrıcalıkları kaldırılmıştır ve yasaktır.
  • YETMİŞİNCİ MADDE- Kişi dokunulmazlığı, vicdan, düşünme, söz, yayım, yolculuk, bağıt, çalışma, mülkedinme, malını ve hakkını kullanma, toplanma, dernek kurma, ortaklık kurma hakları ve hürriyetleri Türklerin tabiî haklarındandır.
  • YETMİŞ BİRİNCİ MADDE- Cana, mala, ırza, konuta hiçbir türlü dokunulamaz.
  • YETMİŞ İKİNCİ MADDE- Kanunda yazılı hal ve şekillerden başka türlü hiçbir kimse yakalanamaz ve tutulamaz.
  • YETMİŞ ÜÇÜNCÜ MADDE- İşkence, eziyet, zoralım ve angarya yasaktır.
  • YETMİŞ DÖRDÜNCÜ MADDE- Kamu faydasına gerekli olduğu usulüne göre anlaşılmadıkça ve özel kanunları gereğince değer pahası peşin verilmedikçe hiç kimsenin malı ve mülkü kamulaştırılamaz. Çiftçiyi toprak sahibi kılmak ve ormanları devletleştirmek için alınacak toprak ve ormanların kamulaştırma karşılığı ve bu karşılıkların ödenişi özel kanunlarla gösterilir. Olağanüstü Hallerde kanuna göre yükletilecek para ve mal ve çalışma ödevleri dışında hiçbir kimse başka hiç bir şey yapmaya ve vermeye zorlanamaz.
  • YETMİŞ BEŞİNCİ MADDE- Hiçbir kimse felsefe inanından, din ve mezhebinden dolayı kınanamaz. Güvenliğe ve edep törelerine ve kanunlar hükümlerine aykırı bulunmamak üzere her türlü din törenleri serbesttir.
  • YETMİŞ ALTINCI MADDE- Kanunda yazılı usul ve haller dışında kimsenin konutuna girilemez ve üstü aranamaz.
  • YETMİŞ YEDİNCİ MADDE- Basın, kanun çerçevesinde serbesttir ve yayımından önce denetlenemez, yoklanamaz.
  • YETMİŞ SEKİZİNCİ MADDE- Seferberlik ve sıkıyönetim hallerinin veyahut salgın hastalıklardan dolayı kanun gereğince alınacak tedbirlerin gerektirdiği kısıntıların dışında yolculuk hiçbir kayıt altına alınamaz.
  • YETMİŞ DOKUZUNCU MADDE- Bağıtların, çalışmaların, mülkedinme ve hak ve mal kullanmanın, toplanmaların, derneklerin ve ortaklıkların serbestlik sınırı kanunlarla çizilir.
  • SEKSENİNCİ MADDE- Hükümetin gözetimi ve denetlemesi altında ve kanun çerçevesinde her türlü öğretim serbesttir.
  • SEKSEN BİRİNCİ MADDE- Postalara verilen kâğıtlar, mektuplar ve her türlü emanetler yetkili sorgu yargıcı veya yetkili mahkeme kararı olmadıkça açılamaz ve telgraf ve telefonla haberleşmenin gizliliği bozulamaz.
  • SEKSEN İKİNCİ MADDE- Türkler gerek kendileri, gerek kamu ile ilgili olarak kanunlara ve tüzüklere aykırı gördükleri hallerde yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine tek başlarına veya toplu olarak haber verebilir ve şikâyette bulunabilirler. Haber veya şikâyeti alan makam kişi ile ilgili başvurmaların sonucunu dilekçiye yazılı olarak bildirmek ödevindedir.
  • SEKSEN ÜÇÜNCÜ MADDE- Hiç kimse kanunca bağlı olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye verilemez ve yollanamaz.
  • SEKSEN DÖRDÜNCÜ MADDE- Vergi, Devletin genel giderleri için, halkın pay vermesi demektir. Bu esasa aykırı olarak gerçek veya tüzelkişiler tarafından veya onlar adına resimler, ondalık alınması ve başka yüklemeler yapılması yasaktır.
  • SEKSEN BEŞİNCİ MADDE- Vergiler ancak kanunla salınır ve alınır. Devletçe, illerin özel idarelerince ve belediyelerce alınagelmekte olan resimler ve yüklemeler, kanunları yapılıncaya kadar alınabilir.
  • SEKSEN ALTINCI MADDE- Harp halinde veya harbi gerektirecek bir durum başgösterdikte veya ayaklanma olduğunda yahut vatan ve Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma olduğunu gösterir kesin belirtiler görüldükte Bakanlar Kurulu, süresi bir ayı aşmamak üzere yurdun bir kesiminde veya her yerinde Sıkıyönetim ilân edebilir ve bunu hemen Meclisin onamasına sunar. Meclis Sıkıyönetim süresini, gerekirse uzatabilir veya kısaltabilir. Meclis toplanık değilse hemen toplanmaya çağırılır. Sıkıyönetim süresi ancak Meclisin karariyle uzatılabilir. Sıkıyönetim, kişi ve konut dokunulmazlığının, basın, gönderişme, dernek, ortaklık hürriyetlerinin geçici olarak kayıtlanması veya durdurulması demektir. Sıkıyönetim bölgesiyle bu bölgede hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, harp halinde de dokunulmazlığın ve diğer hürriyetlerin nasıl kayıtlanabileceği veya durdurulacağı kanunla gösterilir.
  • SEKSEN YEDİNCİ MADDE- Kadın, erkek bütün Türkler ilk öğretimden geçmek ödevindedirler. İlk öğretim Devlet okullarında parasızdır.
  • SEKSEN SEKİZİNCİ MADDE- Türkiyede din ve ırk ayırd edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese «Türk» denir. Türkiye'de veya Türkiye dışında bir Türk babadan gelen yahut Türkiye'de yerleşmiş bir yabancı babadan Türkiye'de dünyaya gelipte memleket içinde oturan ve erginlik yaşına vardığında resmî olarak Türk vatandaşlığını istiyen yahut Vatandaşlık Kanunu gereğince Türklüğe kabul olunan herkes Türktür. Türklük sıfatının kaybı kanunda yazılı hallerde olur.

ALTINCI BÖLÜM: Türlü maddeler

İller

  • SEKSEN DOKUZUNCU MADDE- Türkiye, coğrafya durumu ve ekonomi ilişikleri bakımından illere, iller ilçelere, ilçeler bucaklara bölünmüştür ve bucaklar da kasaba ve köylerden meydana gelir.
  • DOKSANINCI MADDE- İllerle şehir, kasaba ve köyler tüzelkişilik sahibidirler.
  • DOKSAN BİRİNCİ MADDE- İllerin işleri, yetki genişliği ve görev ayrımı esaslarına göre idare olunur.

Memurlar

  • DOKSAN İKİNCİ MADDE- Siyasi hakları olan her Türkün, yeterliğine ve hakedişine göre, Devlet memuru olmak hakkıdır.
  • DOKSAN ÜÇÜNCÜ MADDE - Bütün memurların nitelikleri, hakları, görevleri, aylık ve ödenekleri, göreve alınmaları ve görevden çıkarılmaları, yükselme ve ilerlemeleri özel kanunla gösterilir.
  • DOKSAN DÖRDÜNCÜ MADDE- Kanuna aykırı işlerde üstün emrine uymuş olmak memuru sorumdan kurtarmaz.

Maliye işleri

  • DOKSAN BEŞİNCİ MADDE- Bütçe kanunu tasarısı ve buna bağlı bütçeler ve cetvellerle katmabütçeler Meclise Bütçe yılı başından en az üç ay önce sunulur.
  • DOKSAN ALTINCI MADDE- Devlet malları bütçe dışı harcanamaz.
  • DOKSAN YEDİNCİ MADDE- Bütçe kanununun geçerliği bir yıldır.
  • DOKSAN SEKİZİNCİ MADDE- Kesinhesap kanunu, ilişkin olduğu yıl bütçesinin hesap dönemi içinde elde edilen gelirle gene o yılki ödemelerin gerçekleşmiş tutarını gösterir kanundur. Bunun şekli ve bölümleri Bütçe kanunu ile tam karşılıklı olacaktır.
  • DOKSAN DOKUZUNCU MADDE- Her yılın kesinhesap kanunu tasarısı o yılın sonundan başlıyarak en geç ikinci yıl Kasım ayı başına kadar Büyük Millet Meclisine sunulur.
  • YÜZÜNCÜ MADDE- Büyük Millet Meclisine bağlı ve Devletin gelirlerini ve giderlerini özel kanuna göre denetlemekle görevli bir Sayıştay kurulur.
  • YÜZ BİRİNCİ MADDE- Sayıştay, genel uygunluk bildirimini ilişkin olduğu kesinhesap kanununun maliyece Büyük Millet Meclisine verilmesi tarihinden başlıyarak en geç altı ay içinde Meclise sunar.

Anayasanın dayanakları

  • YÜZ İKİNCİ MADDE- Anayasada değişiklik yapılması aşağıdaki şartlara bağlıdır: Değişiklik teklifinin Meclis tam üyesinin en az üçte biri tarafından imzalanması şarttır. Değişiklikler ancak tam sayının üçte iki oy çokluğu ile kabul edilebilir. Bu kanunun, Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki birinci maddesinde değişiklik ve başkalama yapılması hiçbir türlü teklif dahi edilemez.
  • YÜZ ÜÇÜNCÜ MADDE- Anayasanın hiçbir maddesi hiçbir sebep ve bahane ile savsanamaz ve işlerlikten alıkonamaz. Hiçbir kanun Anayasaya aykırı olamaz.
  • YÜZ DÖRDÜNCÜ MADDE- 20 Nisan 1340 tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu yerine mâna ve kavramda bir değişiklik yapılmaksızın Türkçeleştirilmiş olan bu kanun konulmuştur.
  • YÜZ BEŞİNCİ MADDE- Bu kanun yayım tarihinde yürürlüğe girer.


[1] 1924 Anlayasına, zaman içinde eklemeler yapılmıştır. 1945 metni öz Türkçeleştirme yanında, yapılan eklemeleri de içermektedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ