Öteki"nin Tarihsel Haritası: İktisadın İnsanı “Beyaz Adam” mıdır? (I)

 

Öteki"nin Tarihsel Haritası: İktisadın İnsanı “Beyaz Adam” mıdır? (I)

Ercan Eren

İktisadi Aklın "Öteki" İmalatı

İktisadi düşünce tarihi, sadece piyasaların veya üretimin tarihi değildir; aynı zamanda "kimin insan sayılacağının" ve "kimin refah sofrasından kovulacağının" sınır çizme tarihidir. Bu harita boyunca göreceğimiz her büyük isim, aslında bir terzi gibi çalışmış ve "makbul insan" kalıbına uymayanları sistemin dışına dikmiştir.

Bu çalışmada "Öteki", üç ana katmanda inşa edilir:

  1. Biyolojik Katman: "Sen doğuştan eksiksin" (Aristo, Spencer, Ely).
  2. Medeniyetçi Katman: "Sen henüz olgunlaşmadın, vasiliğe muhtaçsın" (Mill, Smith, Keynes).
  3. Fonksiyonel Katman: "Sen rasyonel değilsin, sadece bir maliyet unsurun" (Jevons, Marshall, Pareto).

Bu haritanın her durağı, aslında 1930'ların o meşum "saf ırk/saf sistem" saplantısına giden yolun taşlarını döşer. Solcusundan sağcısına, liberalinden devletçisine kadar, herkesin bir parça ayrımcı olduğu o zemin; insanın bir rakama, bir verimlilik katsayısına veya bir "halk artığına" indirgendiği o büyük laboratuvardır.

1. Durak: Antik Temeller ve "Doğal" Eşitsizlik

Aristoteles ve Platon, Batı düşüncesinin kurucu babaları oldukları kadar, "Öteki"nin de ilk mimarlarıdır. Onların dehası, eşitsizliği bir tercih değil, bir doğa yasası (physis) olarak sunmalarında yatar.

Aristoteles: "Canlı Araç" Olarak İnsan

Aristoteles, Politika’da iktisadi düşünce tarihine yön veren en sert ayrımı yapar: Mülk ve Alet. Ona göre ev yönetimi (oikonomia) için aletler gereklidir; ancak bazı aletler cansızdır (saban gibi), bazıları ise canlıdır (köle gibi).

  • İşlevsel Tanım: Köle, kendi başına bir amaç değil, başkasının uzvudur. Aristoteles için köle, efendinin aklını eyleme döken bir "beden"den ibarettir.
  • Gerekçe (Ontolojik Eksiklik): Aristo'ya göre doğa, yöneten ve yönetilenleri ayırmıştır. Köle, akla (logos) sadece dışarıdan komut alacak kadar sahiptir; kendi başına akıl yürütemez. Dolayısıyla köleleştirilmesi, onun "iyiliği" içindir çünkü bir rehbere ihtiyacı vardır.

 

 Platon: "Altın, Gümüş ve Demir" Ruhlar

Platon ise Devlet’te bu dışlamayı bir "Soylu Yalan" (Noble Lie) ile meşrulaştırır. Toplumu katmanlara ayırırken insanların ruhlarına tanrılar tarafından farklı madenler karıştırıldığını söyler:

  • Yöneticiler: Altın (Akıl)
  • Koruyucular: Gümüş (Cesaret)
  • Üreticiler/Çiftçiler: Demir ve Tunç (Arzu/İştah)

Platon’un ideal devletinde "öteki", demir ruhlu olanlardır. Onlar sadece üretmek ve itaat etmek için vardırlar. Eğer demir ruhlu biri yönetmeye kalkarsa, devletin çökeceğine inanır.

Bu Durağın "Öteki"leri: Kimler Dışarıda?

  1. Köleler: İktisadi üretimin asıl aktörleri ama siyasetin ve "insan" tanımının tamamen dışındalar.
  2. Barbarlar: Yunanca konuşmayan, dolayısıyla rasyonel bir siyaset kuramayacak olan "doğuştan köle" adayları.
  3. Kadınlar: Platon bir nebze daha esnek olsa da (koruyucu sınıfında), Aristo için kadın "eksik erkektir" (mutilated male) ve kamusal alanda söz hakkı yoktur.

Analiz: Antik Mirasın İktisadi İzi

Aristo’nun bu bakış açısı,  "Ayrımcı" zeminin ilk ve en saf formudur. Çünkü:

  • Emeğin Nesneleşmesi: Emeği, insanlıktan koparıp sadece bir "girdi" (input) olarak görme pratiği burada başlar.
  • Liyakat Perdesi: "Akıl sahibi olan yönetir" ilkesi, yüzyıllar sonra Schumpeter’in "üstün girişimci"sine veya Weber’in "rasyonel bürokrat"ına dönüşecek olan o seçkinci damarı besler.

Aristo için köle, efendinin "boş zamanını" (schole) sağlayan bir lükstür. Bilim ve felsefe ancak bu sömürü sayesinde var olabilir. Bu, Marshall’ın "kadınlar evde otursun ki erkekler ve çocuklar verimli olsun" mantığının 2300 yıl önceki ham halidir.

2. Durak: Orta Çağ ve Merkantilizm – "İnançsız, Mülksüz ve Tembel"

Bu durakta "Öteki", artık sadece biyolojik olarak "akılsız" olduğu için değil; dini olarak "sapkın", ekonomik olarak "verimsiz" veya sosyal olarak "tehlikeli" olduğu için dışlanıyor.

1. Kilise ve Yahudi "Öteki": Tefeci Damgası

Orta Çağ iktisadi düşüncesi (Skolastik düşünce), Aristo’nun "para para doğurmaz" ilkesini Hristiyan ahlakıyla birleştirdi.

  • Analiz: Faiz (usury) yasaktı. Ancak ticaret için kredi lazımdı. Bu "kirli" iş, sistemin dışına itilen Yahudilere ihale edildi.
  • Sonuç: Yahudi, hem sistemin işlemesi için elzem bir organ hem de dini olarak lanetlenmiş bir "Öteki" haline getirildi. Bu, ileride Schmoller ve Wagner gibi isimlerin besleneceği o ekonomik anti-semitizmin ilk kurumsal formuydu.

2. Merkantilizm: "Emek Arzı" ve Yoksulun Disipline Edilmesi

Merkantilist dönemde (16.-18. yy), devletin gücü hazinedeki altınla ölçülüyordu. Bu yüzden "Öteki", devletin zenginliğine katkı sunmayan herkesti.

  • Tembelliğin Kriminalize Edilmesi: Bernard Mandeville ve William Petty gibi düşünürler, fakirlerin ancak "açlık sınırında" yaşatılırlarsa çalışacaklarına inanıyorlardı.
  • "Faydalı Fakir": Fakirler artık Aristo'nun kölesi değildi ama devletin gücü için üretmesi gereken "ucuz iş gücü" stoklarıydı. Eğer çalışmıyorlarsa "serseri" (vagrant) ilan edilip çalışma evlerine (workhouses) hapsediliyorlardı.

3. John Locke: Mülkiyetin Sınırı ve "Vahşiler"

Liberalizmin babası sayılan Locke, mülkiyeti "emek harcamaya" bağladı. Ancak bu tanım, Amerika’daki yerlileri ("vahşileri") dışlamak için harika bir kılıftı.

  • Argüman: Locke’a göre, toprağı işlemeyen (yani Avrupalı gibi tarım yapmayan) kişi mülkiyet hakkına sahip değildi. Yerliler toprağı "boş" bıraktığı için, uygar beyaz adamın o toprağa el koyması bir "hak" idi.
  • Dilemma: Özgürlükten bahseden Locke, aynı zamanda köle ticareti yapan Royal African Company'nin hissedarıydı.

Bu Durağın "Gölge" İsimleri ve Dışlama Mantığı

  1. Malthus: "Öteki" kavramını nüfus teorisiyle birleştirdi. Doğanın sofrasında "gereksiz" olanlara (yoksullara) yer olmadığını, onlara yardım etmenin sadece sefaleti artıracağını savundu. Bu, Spencer’ın "sosyal Darwinizm"ine giden en doğrudan yoldur.
  2. William Petty: İnsanları "siyasi aritmetik" üzerinden değerlendirdi. İrlandalıları "ehlileştirilmesi gereken vahşiler" olarak gördü; tıpkı Weber'in Polonyalılara bakışı gibi.

Analiz: "Ayrımcı" Zemine Eklenen Yeni Katman

Bu dönemde Aristo'nun "doğal kölelik" fikrine çok kritik bir şey ekleniyor: Fayda ve Verimlilik. "Öteki" artık sadece "eksik insan" değil, "ıslah edilmesi gereken verimsiz unsur"dur.

  • Eğer Yahudi ise "tefeci"dir (ekonomik parazit).
  • Eğer yerli ise "vahşi"dir (kaynak israfı).
  • Eğer yoksul ise "tembel"dir (disiplin altına alınmalı).

Bu bakış açısı, "yaratıcı olmayan kitleleri" veya "gerici köylülüğü" küçümseyen  elitist tavrın prototipidir.

3. Durak: Klasik ve Neoklasik Elek – "Medeniyet, Rasyonalite ve Vasiliğin İktisadı"

Bu bölümde "Öteki", piyasanın evrensel olduğu iddiası ile bu evrenselliğin dışında bırakılan coğrafyalar/insanlar arasındaki o derin uçurumda doğar.

1. Adam Smith ve "Vahşetin" Evreleri

Adam Smith, Ulusların Zenginliği’nde insanlığı dört aşamalı bir gelişim sürecine sokar: Avcılık, Çobanlık, Tarım ve Ticaret.

  • Analiz: Smith için "Ticari Toplum" (Batı), medeniyetin zirvesidir. Bu aşamaya gelmemiş toplumlar (Kuzey Amerika yerlileri gibi) "vahşi" (savage) olarak nitelenir.
  • "Öteki": Smith, köleliğe iktisadi olarak verimsiz olduğu için karşı çıksa da "Öteki"nin (vahşinin) mülkiyet haklarını, uygar toplumun mülkiyet hukuku karşısında ikincil görür. "Görünmez El", sadece "uygar" piyasalarda tokalaşır.

2. J.S. Mill: "Özgürlük Sadece Bizim İçindir"

John Stuart Mill bu bölümün en trajik figürüdür. Bir yanda Özgürlük Üzerine (On Liberty) kitabını yazar, diğer yanda ömrü boyunca Doğu Hindistan Şirketi’nde (East India Company) memurluk yapar.

  • Medeniyet Eşiği: Mill, özgürlüğün sadece "kendi kaderini tayin edebilecek olgunluğa erişmiş" toplumlara verilebileceğini savunur.
  • "Öteki" Olarak Çocuk-Milletler: Hindistan, İrlanda veya sömürgelerdeki halklar, Mill için "reşit olmayan çocuklar" gibidir. Bu yüzden onlar adına kararı "akıllı ve uygar vasi" (İngiltere) vermelidir. Bu, dışlamanın "Vasilik" (Tutelage) modelidir: "Seni senin iyiliğin için yönetiyorum."

3. Neoklasiklerin "Rasyonel Eleği": Jevons ve Walras

1870'lerde iktisat matematikleştikçe, "insan"ın yerini Homo Economicus alır. Bu, dışlamanın en steril halidir.

  • Hesaplayamayanın Dışlanması: Jevons ve Walras’ın dünyasında "insan", marjinal fayda hesaplayan bir makinedir.
  • "Öteki": Eğer bir topluluk (örneğin kabile toplumları veya kadınlar) kâr-zarar hesabı yerine geleneklerle, duygularla veya hediye ekonomisiyle hareket ediyorsa, onlar "iktisat biliminin" konusu değildir. Onlar "irrasyonel" veya "ilkel"dir.
  • Jevons ve Güneş Lekeleri: Jevons, ekonomik krizleri güneş lekelerine bağlayacak kadar ileri giderken bile, Hindistan'daki açlığı "doğal bir verimsizlik" olarak görüp sistem dışı bırakabiliyordu.

4. Jean-Baptiste Say ve "Asalak" Üretici

Say, üretimi kutsarken, devlet memurlarını, sanatçıları ve "üretken olmayan" kesimleri dışlar. Onun gözünde "Öteki", piyasada somut bir mal üretmeyen "asalak" takımıdır. Bu, daha sonra Schumpeter’in "yaratıcı olmayan kitle" tanımına giden yolu hazırlar.

Analiz: Bu Durağın "Sessiz" Dışlama Mekanizması

Klasik ve neoklasik kadro, Aristo veya Wagner gibi "bağırarak" dışlamaz. Onlar şunu yapar:

  1. Zaman Aşımı: "Siz kötü değilsiniz, sadece bizim olduğumuz aşamaya henüz gelmediniz (belki hiç gelemeyeceksiniz)."
  2. Mesafe: Piyasa kurallarını öyle bir kurarlar ki, mülkiyeti ve sermayesi olmayan "Öteki", otomatik olarak oyunun dışında kalır.
  3. Evrensellik İllüzyonu: Sanki tüm dünya aynı fırsatlara sahipmiş gibi bir teori kurup, sömürgeciliğin ve el koymanın yarattığı eşitsizliği "karşılaştırmalı üstünlük" (Ricardo) adı altında meşrulaştırırlar.

4. Durak: Alman Tarihçi Okulu ve "Milli" Dışlama – Schmoller, Wagner ve Devletin Organik Birliği

Burada "Öteki" artık sadece bir günahkâr veya verimsiz işçi değil; "Milli gövdeye ait olmayan bir yabancı madde"dir.

1. Gustav Schmoller: "Halkın Babası" ve Dışlayıcı Refah

Schmoller, laissez-faire iktisadına karşı "sosyal politika"yı savunurken, bunu evrensel bir insanlık adına değil, Prusya Devleti’nin gücü adına yapıyordu.

  • Analiz: Schmoller’e göre ekonomi, bireylerin toplamı değil, yaşayan bir organizmadır (Devlet). Bu organizmanın sağlıklı işlemesi için "uyumsuz" parçaların disipline edilmesi veya dışarıda tutulması gerekir.
  • "Öteki": Sosyal yardımları savunsa da bu yardımlar sadece devlete sadık ve "etnik olarak uyumlu" olanlar içindir. Onun gözünde sendikalı işçi, devlete itaat ettiği sürece makbuldür.

2. Adolph Wagner: "Kürsü Anti-Semitizmi"

Wagner, bu okulun en keskin ve karanlık figürüdür. "Wagner Yasası" (kamu harcamalarının artışı) ile tanınsa da düşünce dünyasının merkezinde radikal bir Alman milliyetçiliği ve Yahudi karşıtlığı vardır.

  • Anti-Semitizmin İktisadi Gerekçesi: Wagner, Yahudileri Alman milli ruhuna aykırı, "kozmopolit" ve "spekülatif" bir sermayenin temsilcileri olarak gördü. Onları, Alman köylüsünü ve esnafını sömüren birer "parazit" (parasitic elements) olarak tanımladı.
  • Miras: Wagner’in bu "ekonomik anti-semitizmi", Nazilerin "üreten sermaye" (Alman) vs. "tufeyli/spekülatif sermaye" (Yahudi) ayrımına giden yolu bizzat döşemiştir.

3. Max Weber: "Liyakatli" Dışlama ve Polonya Takıntısı

Weber her ne kadar daha liberal görünse de kariyerinin başında Schmoller'in etkisindeydi.

  • Polonyalı İşçiler: Prusya'daki tarım anketlerinde, Polonyalıların Alman köylülerinin yerini almasını "medeniyetin gerilemesi" olarak gördü. Polonyalıları "daha düşük yaşam standartlarına razı, kültürel olarak geri" bir kitle olarak tanımladı.
  • Liyakat Perdesi: Weber'in bürokrasisi liyakate dayanır ama bu liyakat, sadece "Batı rasyonalitesine" sahip olanların girebileceği bir kulüptür. "Öteki" (Doğulu veya Slav), bu rasyonaliteye doğuştan veya kültürel olarak sahip olamayacak bir "irrasyonel" yığınıdır.

Bu Durağın "Ayrımcı" Mirası

Bu durağın en önemli özelliği "Bilimsel Irkçılığı" kurumsallaştırmasıdır.

  1. Ekonomi Politikasının Irksallaşması: Refah devleti uygulamaları, ilk kez "kimin bizden olduğu" sorusuyla birleştirilmiştir.
  2. Devlet Tapıncı: Bireyin hakları, devletin (organik bütünün) çıkarları yanında teferruat sayılmıştır.
  3. Akademik Meşruiyet: Bu fikirler sokaktaki cahil bir ırkçının değil, Avrupa'nın en saygın üniversitelerindeki profesörlerin (Kürsü Sosyalistleri) ağzından çıkmıştır.

5. Durak: Marx ve Engels'in "Tarih Dışı" Halkları – İlerleme Yolunda Feda Edilebilir Olanlar

Marx ve Engels için dünya ikiye ayrılır: Tarihin motoru olan "devrimci/ilerici halklar" ve tarihin çöplüğüne atılması gereken "gerici/tarih dışı halklar".

1. "Völkerabfälle": Halk Artıkları

Engels, 1849'da Neue Rheinische Zeitung’da yazdığı makalelerde, Hegelci bir terminolojiyle bazı halkları "halk artıkları" (Völkerabfälle) olarak tanımlar.

  • Kurbanlar: Slavlar (özellikle Sırplar, Hırvatlar, Çekler), Bretonlar ve İskoç dağlıları.
  • Gerekçe: Bu halklar, kapitalizmin ve dolayısıyla devrimin taşıyıcısı olan "büyük ulus devletlerin" (Almanya, Fransa, Macaristan) kurulmasına engel olan küçük, parçalı ve "gerici" unsurlardır.
  • Sert Hüküm: Engels, bu halkların bir sonraki dünya devriminde "haritadan silinmesinin" ilerleme için şart olduğunu savunur.

2. Marx ve "Şark" Meselesi: Cezayir ve Hindistan

Marx, sömürgeciliğin acılarını görse de İngilizlerin Hindistan’ı işgalini veya Fransızların Cezayir’i ele geçirmesini "tarihsel bir zorunluluk" ve "ilerici bir adım" olarak yorumlar.

  • Analiz: Ona göre Doğu toplumları "Asyatik Üretim Tarzı" içinde donup kalmışlardır. Onları bu uykudan ancak Batılı bir "şok" (kapitalizm) uyandırabilir.
  • "Öteki" Olarak Doğu: Doğu insanı burada kendi tarihinin öznesi değildir; sadece Batılı bir sürecin (kapitalizmin ve sonra sosyalizmin) pasif bir nesnesidir.

3. İçsel "Öteki": Lümpen proletarya

Marx, sadece coğrafi değil, sosyal bir dışlama da yapar. "Lümpen proletarya" (ayak takımı) için kullandığı dil, bir Aristokratınki kadar aşağılayıcıdır.

  • Onları "toplumun tortusu", "satın alınabilir dönekler" ve "asalaklar" olarak görür.
  • Devrimin öznesi "disiplinli sanayi işçisi"dir; sokaktaki yoksul ise devrimin önündeki bir engeldir.

Bu Durağın "Ayrımcı" Bağlantısı

Erekselci (amaçlı) bir tarih anlayışına sahipseniz, o amaca hizmet etmeyen herkesi "feda edilebilir" görürsünüz.

  1. Eliminasyon Mantığı: Eğer "tarih dışı" bir halkın varlığı "ilerlemeye" engelse, o halkın yok oluşu trajik değil, "bilimsel bir gereklilik"tir.
  2. Kültürel Hiyerarşi: Tıpkı Schmoller ve Wagner gibi, Marx ve Engels de Cermen/Batı kültürünü, dünyanın geri kalanına "medeniyet ve devrim" götürecek olan üstün bir yapı olarak kodlamışlardır.

6. Durak: Sosyal Darwinizm – Spencer ve Darwin: "Tabiatın Merhametsiz İktisadı"

Bu durakta dışlama, bir politika tercihi olmaktan çıkıp bir "doğa kanunu" kisvesine bürünür. Eğer doğa zayıfı eliyorsa, ekonomi de elemeli; aksi takdirde "türün/ulusun kalitesi" bozulur.

1. Herbert Spencer: İlerlemenin Celladı

Spencer, Darwin’den bile önce evrimsel mantığı topluma uygulamıştı. Onun için serbest piyasa, doğadaki "yaşam savaşı"nın (struggle for existence) modern sahasıydı.

  • Yardım Etmek Günahtır: Spencer’a göre yoksullara yardım etmek, devletin zayıfı koruması veya sağlık hizmetleri sunması, "doğal seçilim" mekanizmasına müdahale etmektir. Bu, "uyum sağlayamayanın" hayatta kalmasını sağlayarak toplumun genel kalitesini aşağı çeker.
  • "Fittest" (En Uygun): "Toplum, kendisi için bir yük olanları kusup atmalıdır."

2. Charles Darwin: "Beyefendi"nin Bilimsel Irkçılığı

Darwin genellikle bu tartışmaların dışında tutulmaya çalışılır ama İnsanın Türeyişi (The Descent of Man) kitabına baktığımızda, dönemin o hiyerarşik zihninden kaçamadığını görürüz.

  • Uygar vs. Vahşi: Darwin, "uygar ırklar" ile "vahşi ırklar" arasındaki farkı biyolojik bir süreklilik içinde görür. Bir noktada, uygar ırkların vahşileri tamamen ortadan kaldıracağını ve bunun evrimin doğal bir sonucu olduğunu ima eder.
  • Negatif Seçilim Endişesi: Darwin, tıbbın ve sosyal yardımların "zayıf ve hastalıklı" olanların çoğalmasına izin vermesinden duyduğu endişeyi dile getirmiştir. Bu endişe, bir sonraki durakta göreceğimiz Öjeni hareketinin (kısırlaştırma, ayıklama) bilimsel meşruiyet zeminidir.

3. İktisada Yansıma: "Doğal" Verimlilik

Bu dönemde iktisatçılar, Spencer’dan aldıkları ilhamla "verimliliği" biyolojik bir üstünlük olarak kodladılar.

  • "Öteki" Olarak Zayıf: Yoksul, artık sadece "mülksüz" değil, biyolojik olarak "yetersiz"dir.
  • Girişimci Aristokrasisi: Başarılı iş adamı, "doğal olarak en uyumlu" olandır. Bu, Schumpeter’in "üstün girişimci" kültüne giden biyolojik yoldur.

Analiz: "Ayrımcı" Zeminin Biyolojik Ruhsatı

 Spencer ve Darwin’in açtığı bu yol, Ayrımcılığa en büyük "ahlaki" mazereti sunmuştur: "Ben sadece tabiatın yarım bıraktığı işi tamamlıyorum."

  1. Duygusuzluk: Merhamet, evrimsel bir zayıflık olarak görülmeye başlanmıştır.
  2. Mühendislik İştahı: Eğer doğa yavaş eliyorsa, insan (ve devlet) bu süreci hızlandırabilir.
  3. Hiyerarşinin Mutlaklaşması: Aristo "doğuştan" diyordu, ama Spencer bunu "bilimsel ispat" noktasına taşıdı.

7. Durak: Amerikan İlericiliği ve Öjenik Reform – Richard T. Ely ve Sosyal Mühendislik

Bu durakta "Öteki", sadece biyolojik bir zayıf değil, "toplumun ilerlemesini engelleyen bir parazit" olarak kodlanır. Dışlama, "bilimsel yönetim" ve "kamu sağlığı" adına meşrulaştırılır.

1. Richard T. Ely: "Hristiyanlık, Bilim ve Irk Islahı"

Ely, modern Amerikan iktisadının kurucusu ve AEA’nın (Amerikan İktisat Birliği) babasıdır. Ama onun "ilericiliği" seçicidir.

  • Tez: Toplum, kolektif bir organizmadır ve bu organizmanın sağlığı için "bozuk genlerin" temizlenmesi gerekir.
  • "Öteki": Siyahiler, Çinliler ve Güney/Doğu Avrupa’dan gelen göçmenler. Ely’ye göre bu gruplar, Amerikan işçisinin standartlarını düşüren "düşük kaliteli" unsurlardır.
  • Dilemma: Ely, işçi haklarını savunuyordu; ama bu haklar sadece "üstün ırka" mensup beyaz işçiler içindi. Onları korumak için "Öteki"nin piyasadan silinmesi gerekiyordu.

2. John R. Commons: "Irksal Karakter" ve Kurumsalcılık

Ely'nin öğrencisi ve Wisconsin Okulu'nun devi Commons, kurumsal iktisadın babası sayılır. Ancak onun kurumsalcılığı, ırkçı bir antropoloji üzerine kuruludur.

  • Analiz: Commons, farklı ırkların farklı "demokratik kapasiteleri" olduğunu savunuyordu. Ona göre bazı ırklar doğuştan köle ruhluydu ve bu yüzden sendikalaşma gibi ileri kurumlar onlar için geçerli olamazdı.
  • Göçmen Karşıtlığı: Commons, Amerikan demokrasisini korumak için göçün tamamen durdurulması gerektiğini savunan en güçlü akademik seslerden biriydi.

3. Asgari Ücretin Karanlık Amacı

Bugün biz asgari ücreti yoksulları korumak için bir araç olarak görürüz. Ancak o dönemin ilericileri (Ely, Commons, Edward A. Ross) asgari ücreti "Öteki"yi dışlamak için savunuyorlardı.

  • Mantık şuydu: Eğer asgari ücreti yüksek tutarsak, işverenler sadece "yüksek verimli" beyaz işçileri alacak; "düşük kaliteli" azınlıklar ve göçmenler ise işsiz kalıp piyasadan (ve nihayetinde toplumdan) elenecektir. Yani asgari ücret, bir nevi "sosyal ayıklama" aracıydı.

Analiz: "Ayrımcı" Zeminin Kurumsal İnşası

Amerikan İlericiliği'nin bu safhası, Nazi Almanyası'na en doğrudan ilhamı veren yerdir.

  1. Zorunlu Kısırlaştırma: 1907’de Indiana’da başlayan ve Ely gibi isimlerin akademik destek verdiği "zorunlu kısırlaştırma" yasaları, Hitler’in hayranlıkla takip ettiği ve daha sonra "ben Amerikalıları örnek aldım" dediği uygulamalardır.
  2. Bilimsel Otorite: Irkçılık artık sokak serserilerinin değil, en saygın iktisat profesörlerinin "bilimsel" bir gerçeği haline gelmiştir.
  3. Toplum Mühendisliği: "Birey feda edilebilir, önemli olan toplumsal bütünün (Race) sağlığıdır" fikri burada zirveye ulaşır.

"ilerici" olmakla "ırkçı" olmak o dönemde bir dilemma değil, aynı madalyonun iki yüzüydü. Çünkü "ilerleme" ancak "kusurlu olanın" ayıklanmasıyla mümkündü.

8. Durak: Sosyolojik Rasyonalite ve Elitizmin Deşifresi – Weber, Pareto ve Veblen

Bu durakta "Öteki", artık sadece fiziksel bir varlık değil, bir "zihniyet" meselesidir. Yönetenler kendilerini "akıl" (reason) ile tanımlarken, kitleleri "duygu ve içgüdü" yığını olarak dışarıda bırakırlar.

1. Max Weber: "Karizmatik Lider" ve "Disiplinli Bürokrasi"

Weber, rasyonaliteyi yüceltse de kitlelerin kendi kendilerini yönetebileceğine asla inanmadı.

  • "Öteki" Olarak Kitle: Weber için kitleler, ancak karizmatik bir lider tarafından "büyülenerek" harekete geçirilebilen pasif unsurlardır.
  • Demokrasinin Sınırı: Demokrasiyi sadece "lider seçme mekanizması" olarak gördü. Seçimden sonrası, "uzman bürokratların" ve "liderin" işidir. Halk, rasyonel yönetimin bir parçası değil, nesnesidir.

2. Vilfredo Pareto: "Seçkinlerin Egemenliği"

Pareto, dışlamayı bir "doğa yasası" haline getirir. Toplum ona göre her zaman bir piramittir.

  • Aslanlar ve Tilkiler: Yönetenler (seçkinler) ya güçle (aslanlar) ya da kurnazlıkla (tilkiler) oradadır.
  • "Öteki" Olarak Ayaktakımı: Geri kalan %90, Pareto için "mantık-dışı" (non-logical) eylemlerle hareket eden, sadece manipüle edilecek bir kalabalıktır. Pareto’ya göre eşitlikçilik, sadece alttaki seçkin adaylarının üsttekileri devirmek için kullandığı bir "yalan"dır.

 

3. Thorstein Veblen: Masayı Deviren Adam

İşte burada Veblen sahneye çıkıyor ve o "seçkin" dediğimiz grubun aslında kim olduğunu yüzlerine vuruyor. Veblen için dışlama mekanizması tersten işler:

  • Aslak Sınıf (Leisure Class): Veblen, Pareto ve Weber’in "üstün" gördüğü yönetici sınıfı, aslında üretmeyen, sadece başkalarının emeğine el koyan ve bunu "Gösterişçi Tüketim" (Conspicuous Consumption) ile sergileyen bir "barbar kabile" olarak tanımlar.
  • Barbarlığın Modern Hali: Veblen'e göre, bir zenginin lüks içinde yaşaması ile eski bir kabile şefinin öldürdüğü düşmanların kafa derilerini sergilemesi arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisi de "muafiyet"ini (çalışmaktan muaf olma) ve gücünü kanıtlamaya çalışır.
  • "Öteki"nin İadesi-i İtibarı: Veblen'de gerçek kahraman "Öteki"dir; yani mühendisler, teknisyenler ve işçilerdir. Onlar "yapıcı" içgüdüyle (instinct of workmanship) üretirken, seçkinler "yırtıcı" (predatory) içgüdüyle sömürürler.

 

Analiz: Dışlamanın "Ayna" Etkisi

Bu bölümdeki kapışma şudur:

  1. Weber ve Pareto "Öteki"yi (kitleleri) "yetersiz ve irrasyonel" oldukları için sistemin yönetiminden dışlar. Onlara göre düzen, seçkinlerin elinde bir "emanet"tir.
  2. Veblen ise "Asıl 'Öteki' (yabancı/barbar) sizin o seçkin dediğiniz gruptur" der. Onları üretken toplumun dışındaki birer "asalak" (parasite) olarak kodlar.

Veblen’in bu deşifresi o kadar tehlikelidir ki, iktisat ana akımı onu uzun süre "eksantrik bir sosyolog" diyerek paranteze almıştır. Çünkü Veblen, o "beyaz, rasyonel, üstün Batılı" imajının altındaki yamyamca dürtüleri göstermiştir.

9. Durak: Elitist Modernizm ve İmparatorluk Kibri – Schumpeter ve Churchill

Bu durakta dışlama, "yaratıcılık" ve "tarihsel misyon" adına meşrulaştırılır.

1. Joseph Schumpeter: "Yaratıcı Yıkım"ın Aristokratı

Schumpeter, iktisada "girişimci"yi (entrepreneur) sokan isimdir. Ancak onun girişimcisi sıradan bir iş adamı değil, bir tür "iktisadi Übermensch"tir (Nietzsche'nin Üstinsan'ı).

  • Üstün İnsan Kültü: Schumpeter’e göre ilerlemeyi sağlayan şey kitleler veya işçiler değil, statükoyu yıkan o "seçkin" azınlıktır.
  • "Öteki" Olarak Statik Kitle: Girişimci olmayan herkes, Schumpeter’in gözünde değişime direnen, yaratıcılıktan yoksun ve sadece tüketen bir "yığın"dır. Onun elitizmi o kadar keskindir ki, demokrasinin sadece bu üstün insanların rekabet ettiği bir "pazar" olması gerektiğini savunur.
  • Miras: "Yaratıcı yıkım" kavramı, sistemin dışına itilenlerin (işsiz kalanların, yok olan yerel kültürlerin) bu "yüce ilerleme" adına ödemesi gereken doğal bir bedel olduğu fikrini meşrulaştırmıştır.

2. Winston Churchill: "Beyaz Adamın Yükü" ve Hiyerarşik Dünya

Churchill, faşizme karşı savaşan bir kahraman olarak bilinse de dünya görüşü tam bir 19. yüzyıl hiyerarşisidir.

  • Irksal Hiyerarşi: Churchill, "beyaz ve Aryan ırkın" dünyayı yönetme hakkına sahip olduğuna sarsılmaz bir şekilde inanıyordu.
  • "Öteki" Olarak Koloniler: Hintliler için "pis bir dinin, pis bir halkı" tabirini kullanmaktan çekinmemiş, 1943 Bengal Kıtlığı sırasında milyonlarca insan ölürken "tavşanlar gibi üredikleri için suçun onlarda olduğunu" ima etmiştir.
  • Medeniyet Misyonu: Onun için İngiliz İmparatorluğu, "Öteki"ne (barbarlara) nizam getiren ilahi bir araçtı.

Analiz: "Ayrılıkçı" Zeminin Estetik ve Siyasi Cilası

Schumpeter ve Churchill’in bu durağı bize şunu gösteriyor:

  1. Lider Kültü: İlerleme ancak "tek bir deha" veya "tek bir üstün ulus" eliyle olur. Bu fikir, faşizmin "Führer" veya "Duce" kültüyle inanılmaz bir paralellik gösterir.
  2. Maliyetin Değersizliği: Üstün olanın başarısı için, "Öteki"nin (işçinin, sömürge halkının, yaratıcı olmayan kitlelerin) acı çekmesi veya yok olması, tarihin büyük tablosunda önemsiz bir detaydır.
  3. Hiyerarşinin Estetize Edilmesi: Dışlama artık kaba bir ırkçılık değil, "medeniyet mücadelesi" veya "iktisadi dinamizm" olarak sunulur.

 Churchill'in "üstün İngiliz"i ile Hitler'in "üstün Alman"ı arasındaki fark, birinin bu üstünlüğü "parlamenter bir imparatorlukla" diğerinin ise "endüstriyel bir soykırımla" hayata geçirmek istemesiydi. Ama "bazılarının diğerlerinden daha insan olduğu" inancı her ikisinde de ortaktı.

10. Durak: Teknokratik Yönetim ve "Kadın"ın Görünmezliği – Marshall ve Keynes

Bu durakta dışlama, "bilimsel nesnellik" ve "makro denge" adına yapılır.

1. Alfred Marshall: "Beşerî Sermaye Fabrikası" Olarak Kadın

Marshall, "bilim" mertebesine yükseltirken, toplumsal cinsiyet rollerini Spencer’dan devraldığı o katı biyolojik kalıplara hapsetmiştir.

  • Görünmez Emek: Marshall’a göre iktisadi refahın temeli, evdeki huzur ve çocukların eğitimidir. Ancak bu "hizmet", piyasa dışında olduğu için iktisadi değerin (Girişimci karı veya ücret) dışında kalır.
  • Eğitim Paradoksu: Kadınların eğitimine karşı değildi ama bu eğitimin tek amacı "daha iyi evlatlar yetiştirmek"ti. Kadının kendi adına bir birey olarak piyasada var olması, Marshall için hanehalkı verimliliğini bozan bir "sistem hatası"ydı.
  • "Öteki" Olarak Kadın: İktisadi modelin içinde "tüketici" veya "bakıcı" olarak vardır, ama "karar verici özne" olarak yoktur.

 

2. J.M. Keynes: "Mandarin"lerin Yönetimi ve Seçkinci Refah

Keynes, Marshall’ın ahlakçı muhafazakarlığını yıktı ama yerine "teknokratik bir elitizm" koydu.

  • Uzmanlar Yönetimi: Keynes’e göre ekonomi, sıradan insanların veya kitlelerin anlayamayacağı kadar karmaşıktı. Bu yüzden dünya, Cambridge mezunu "zeki ve seçkin" bir azınlık (Mandarinler) tarafından yönetilmeliydi.
  • Öjeni ve Nüfus Kalitesi: Keynes İngiliz Öjeni Derneği başkanıydı. Onun için "Öteki", nüfusun "kalitesini" bozan, eğitimsiz ve kontrolsüz çoğalan alt sınıflardı. Refah devleti, bu kitleleri doyurmalıydı ama yönetimi asla onlara bırakmamalıydı.
  • Kozmopolit Ama Hiyerarşik: Keynes, sömürge halklarına karşı Churchill kadar sert değildi ama onları "yönetilmesi gereken vasiler" olarak görmeye devam etti. Bretton Woods’ta gelişmekte olan ülkelerin taleplerini "gürültü" olarak nitelendirmesi bunun kanıtıdır.

Analiz: 1950'lere Kadar Gelen "Öteki"nin Bakiyesi

Aristo'dan başladık, Keynes'e kadar geldik. 1950'lere ulaştığımızda "Öteki"nin haritası bize şunu söylüyor:

  1. Rakamların Arkasına Saklanma: Artık kimse (Hitler sonrası) açıkça "bu ırk aşağıdır" diyemiyor. Ancak "verimlilik", "IQ testleri", "gelişmişlik endeksi" gibi kavramlarla aynı dışlama devam ettiriliyor.
  2. Sistematik Görünmezlik: Kadınların emeği, ev içi üretim ve doğa; "ekonomik değer" tanımının dışında tutularak sistemin "bedava girdisi" haline getiriliyor.
  3. Kuzey-Güney Ayrımı: "Barbar" kavramı yerini "az gelişmiş" veya "geleneksel toplum" kavramına bırakıyor. Yani dışlama, "zaman" üzerinden yapılıyor: "Siz henüz bizim olduğumuz rasyonel aşamaya gelmediniz."

 

Genel Değerlendirme: "Öteki"nin Görünmez İktisadi Tarihi

Eski Yunan’dan 1950’lere kadar uzanan bu harita, bize iktisadi düşüncenin sadece bir "etkinlik" veya "denge" arayışı olmadığını, aynı zamanda bir "insan tasnif sanatı" olduğunu gösterdi.

1. "Bilim" Maskeli Hiyerarşi

İncelediğimiz tüm duraklarda ortak bir örüntü var: Dışlama, her zaman dönemin en "kutsal" kavramıyla meşrulaştırılmıştır.

  • Aristo döneminde bu "Doğa"ydı (Physis).
  • Orta Çağ'da "Tanrı" ve "Ruh"tu.
  • Aydınlanma ve Klasiklerde "Akıl" (Reason) ve "Medeniyet" oldu.
  •  
    1. Yüzyılda "Biyoloji" ve "Evrim"e dönüştü.
  •  
    1. Yüzyılın ilk yarısında ise "Rasyonalite", "Etkinlik" ve "Teknokratik Uzmanlık" maskesini taktı.

Aslında değişen sadece kılıftı; özdeki o "bazıları daha insandır" (veya daha değerlidir) inancı hep baki kaldı.

2. "İlerici" ve "Muhafazakâr”ın Gizli Ortaklığı

Bu haritanın en sarsıcı gerçeği, sağ-sol veya ilerici-muhafazakâr ayrımı gözetmeksizin neredeyse tüm büyük isimlerin bir "Öteki"ye ihtiyaç duymasıdır.

  • J.S. Mill özgürlükçüydü ama sömürge halkı için despottu.
  • Marx devrimciydi ama "tarih dışı" halklar için acımasızdı.
  • Ely ilericiydi ama göçmenler ve azınlıklar için bir öjenistti.

Bu durum, “Ayrımcı zemin"in aslında Batı rasyonalitesinin genetik kodlarına ne kadar derin işlediğinin kanıtıdır.

3. İktisadın "Gölge" Maliyeti

Harita bize şunu fısıldıyor: "Biz"in refahı, her zaman bir "Öteki"nin mülksüzleşmesi, görünmez kılınması veya sistem dışına itilmesi üzerine kurulmuştur.

*     Aristo’nun felsefesi için köle,

  • Smith’in ticari toplumu için "vahşi",
  • Marshall’ın verimli hanesi için "ev hapsindeki kadın",
  • Schumpeter’in dehası için "yaratıcı olmayan yığın" feda edilmiştir.

 

Sonuç: Haritadan Kalan Miras

1950’lere geldiğimizde, açık ırkçılık ve biyolojik determinizm (Hitler sonrası) ayıplanır hale gelse de bu isimlerin kurduğu kurumsal ve teorik altyapı dimdik ayaktaydı. İktisat kitapları hala "rasyonel aktör" diyordu ama o aktör hala beyaz, erkek ve Batılıydı.

Bu yolculukta gördük ki; iktisat tarihi sadece sermaye birikiminin değil, aynı zamanda "kimlerin gözden çıkarılabileceğinin" de tarihidir.

 KAYNAKÇA

1. "Bilimsel" Irkçılık ve Öjeni Literatürü

  • Richard T. Ely: Studies in the Evolution of Industrial Society (Burada o meşhur "sosyal ayıklama" mantığını ilmek ilmek işler).
  • Francis Galton: Hereditary Genius (İnsan kalitesinin istatistiksel ve genetik olarak nasıl tasnif edileceğinin el kitabıdır).
  • Thomas Leonard: Illiberal Reformers ("Amerikan İlericileri"nin nasıl öjenist olduğunu belgeleriyle kanıtlayan muazzam bir modern kaynak).

2. Klasik ve Neoklasik "Medeniyet" Külliyatı

  • J.S. Mill: On Liberty ve özellikle Hindistan üzerine yazdığı raporlar (Özgürlüğün "çocuk-milletler" için neden lüks olduğunu buradan okuruz).
  • Adam Smith: Lectures on Jurisprudence (Toplumların o "vahşetten ticarete" uzanan dört evreli hiyerarşisinin dökümü).
  • Nassau Senior: İrlanda Kıtlığı üzerine mektupları ve raporları (Piyasa mantığının insan hayatı karşısındaki o soğuk "Öteki"leştirme dili).

3. Elitizm ve Sosyolojik Dışlama Dosyası

  • Vilfredo Pareto: The Mind and Society (Kitlelerin "mantık dışı" olduğunu kanıtlamaya çalışan o devasa külliyat).
  • Max Weber: The Protestant Ethic and the Spirit of Capitalism (Rasyonaliteyi sadece Batı'ya hasredip diğerlerini "geleneksel" parantezine alan o kurucu metin).
  • Thorstein Veblen: The Theory of the Leisure Class (Bu kütüphanedeki tek "panzehir" metin; seçkinlerin barbarlığını deşifre eden başucu eserimiz).

 


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ