İktisadi Düşüncenin Ölçü Ustası: Simon Kuznets ve Verinin Epistemolojisi
İktisadi Düşüncenin Ölçü Ustası: Simon Kuznets ve
Verinin Epistemolojisi
Ercan Eren
Modern
makroekonominin bugün sahip olduğu ampirik disiplin, bir tesadüfün değil,
kıtalararası bir düşünce transferinin sonucudur. Simon Kuznets, sadece
Gayrisafi Milli Hasıla’nın (GSMH) mucidi değil; aynı zamanda iktisadı soyut bir
felsefeden, veriye dayalı somut bir sosyal bilime dönüştüren sessiz devrimin
lideridir. Onun çalışmalarını anlamak için, Harkov’un tozlu arşivlerinden
Washington’ın karar mekanizmalarına uzanan o uzun ve titiz yolu adımlamak
gerekir.
1.
Metodolojik Kökenler:
Schmoller’den Mitchell’a Ampirizmin Yolculuğu
Kuznets’in
başarısının sırrı, Amerika’ya gitmeden önce cebine koyduğu o "Harkov
disiplini"nde gizlidir. 1918-1921 yılları arasında Rusya (bugünkü Ukrayna)
topraklarında aldığı eğitim, Alman Tarihçi Okulu’nun (Genç Takım) en parlak
temsilcisi Gustav von Schmoller’in mirasıyla yoğrulmuştur.
Schmoller,
iktisadın evrensel ve değişmez yasalar olduğu iddiasına (İngiliz Klasik Okulu)
şiddetle karşı çıkıyordu. Ona göre iktisat; tarihsel, sosyal ve kurumsal bir
süreçti. Bu süreci anlamanın tek yolu ise "iğneyle kuyu kazar gibi"
veri toplamaktı. Kuznets, Columbia Üniversitesi’ne geldiğinde bu mirası,
Amerikan Kurumsalcı İktisadı'nın dev ismi Wesley Clair Mitchell ile
buluşturdu. Mitchell için Kuznets, Schmoller’in "betimsel ve tarihsel
titizliğini" modern istatistikle birleştirecek olan "kayıp
halka"ydı.
2.
1934 Raporu: Ekonomiyi
"Görünür" Kılmak
1929 Büyük
Buhranı patlak verdiğinde, dünya ekonomi tarihinin en büyük ironilerinden biri
yaşanıyordu: ABD hükümeti, ekonominin ne kadar küçüldüğünü tam olarak
bilmiyordu. Stok verileri ve borsa endeksleri vardı, ancak "toplam
çıktı" (aggregate output) kavramı bir muammaydı.
Kuznets,
1934'te Kongre'ye sunduğu tarihi raporla, milli geliri sadece bir rakam olarak
değil; ücretler, kârlar, kiralar ve faizlerin oluşturduğu bütünleşik bir sistem
olarak kurguladı. Bu rapor, ekonomi yönetiminde "farları yakmak"
demekti. Ancak Kuznets, bir "rakam sayıcı" olmaktan öte, bir
"ahlak iktisatçısı"ydı. Rapora düştüğü o meşhur not, bugün hala
sosyal refah tartışmalarının merkezindedir: "Bir ulusun geliri, o
ulusun refahını ölçmek için yeterli bir kıstas değildir." O, askeri
harcamaların veya toplumsal zarara yol açan üretimlerin "büyüme"
sayılmasına karşı her zaman temkinli bir duruş sergiledi.
Kuznets,
veriye baktığında sadece anlık değişimleri değil, ekonominin
"nabzını" görüyordu. Literatüre "Kuznets Döngüleri"
olarak geçen 15-25 yıllık periyotları keşfetti. Bu keşfin arkasında yine
Schmollervari bir bakış açısı vardı: Nüfus hareketleri, göç ve inşaat
yatırımları. O, ekonominin teknolojik sıçramalar (Schumpeter) kadar, demografik
ve kurumsal yapı taşlarıyla da şekillendiğini kanıtladı. Bu bakış açısı, onu
sadece bir istatistikçi değil, bir "iktisat tarihçisi" mertebesine
yükseltti.
4.
Kuznets Eğrisi: Büyüme ve
Eşitsizliğin Diyalektiği
1955'teki
başkanlık konuşmasında sunduğu "Ters-U Hipotezi", belki de onun en
çok tartışılan mirasıdır. Kuznets, ekonomik kalkınmanın ilk aşamalarında gelir
eşitsizliğinin artacağını, ancak belirli bir eşikten sonra (kurumsal olgunlaşma
ve eğitimle birlikte) azalacağını öngördü.
Bu noktada
Kuznets, büyümenin sadece sermaye birikimiyle değil, toplumsal sözleşmenin
kalitesiyle (sendikalar, eğitim, sosyal devlet) ilgili olduğunu
vurguluyordu. Bugün Thomas Piketty, sermayenin getirisinin büyüme oranından
fazla olduğu durumlarda (r> g) bu eğrinin tersine döndüğünü söylese de
Piketty'nin kullandığı "uzun dönemli veri madenciliği" yöntemi bizzat
Kuznets’in açtığı yoldur.
5.
Nobel ve "Modern Ekonomik
Büyüme" (MEG)
1971'de Nobel
Ekonomi Ödülü'ne layık görüldüğünde, ödül komitesi onun "modern ekonomik
büyüme" kavramını tanımlamasını vurguladı. Kuznets’e göre modern büyüme;
teknolojik gelişmenin kurumsal ve ideolojik bir uyumla birleşmesiydi. Eğer bir
toplumun kurumları, teknolojinin hızına yetişemiyorsa (Schmoller’in kurumsal
vurgusu burada tekrar sahneye çıkar), o ülkede büyüme kalıcı olamazdı.
Sonuç: İktisatçının Sorumluluğu
Simon Kuznets,
1985 yılında vefat ettiğinde geride sadece formüller değil, devasa bir
metodolojik miras bıraktı. O, rakamların soğukluğuyla toplumsal refahın
sıcaklığı arasındaki dengeyi kuran bir bilgeydi. Bir göçmen olarak geldiği
ABD'de, ekonominin dilini yeniden yazdı.
Onun hikayesi,
bize şunu hatırlatır: En sofistike matematiksel modeller bile, arkasında sağlam
bir tarih bilinci (Schmoller) ve ampirik bir dürüstlük (Mitchell) yoksa kâğıt
üzerinde kalmaya mahkumdur. Kuznets, iktisadı bir "moral felsefesi"
ciddiyetiyle ve bir "laboratuvar bilimcisi" titizliğiyle icra eden,
iktisadın vicdanıdır.
Okuma Listesi- Kaynakça
1. Kuznets'in Temel Eserleri (Birinci Elden Kaynaklar)
- National Income and Its Composition,
1919–1938 (1941): Milli
gelir hesaplamalarının "kutsal kitabı" sayılır. Verilerin nasıl
sınıflandırılacağını ve ölçüm zorluklarını burada detaylandırır.
- Modern Economic Growth: Rate, Structure, and
Spread (1966): Nobel’e giden yolun taşlarını döşeyen,
büyümenin sadece rakamsal değil kurumsal yapısını da inceleyen
başyapıtıdır.
- Economic Growth and Income Inequality
(1955): The American Economic Review'da
yayınlanan bu makale, meşhur "Kuznets Eğrisi"nin doğduğu yerdir.
Kısa ama etkisi devasadır.
2. Metodolojik Kökler ve Etkileşimler
Kuznets'i
Schmoller ve Mitchell hattına oturtmak için bu isimlerin yaklaşımını bilmek
gerekir:
- Wesley Clair Mitchell- "Business
Cycles: The Problem and Its Setting" (1927): Kuznets'in hocasının ampirik iktisat vizyonunu anlamak için temel
kaynaktır.
- Gustav von Schmoller- "The Mercantile
System and Its Historical Significance"(1895): Alman Tarihçi Okulu'nun "tarihsel veri" tutkusunu ve
kurumsal bakışını kavramak için önemlidir.
Yorumlar
Yorum Gönder