Evrimci İktisatta Paradigmatik Dönemeçler: Ontolojiden Algoritmalara
Evrimci İktisatta Paradigmatik Dönemeçler: Ontolojiden Algoritmalara
Ercan Eren
İktisadi Düşüncede Evrimin İzini Sürmek
İktisat
bilimi, doğuşundan itibaren fizik biliminin sunduğu "denge" ve
"statik" kavramlarının cazibesine kapılmış, toplumsal değişimi
açıklarken genellikle mekanik analojilere sığınmıştır. Ancak 19. yüzyılın
sonundan itibaren, biyolojideki Darwinci devrimin etkisiyle, sistemin sadece
dengede kalmadığı, aynı zamanda başkalaştığı, evrildiği ve geçmişin yükünü
geleceğe taşıdığı gerçeği yadsınamaz bir hal almıştır. Bu yazı, evrimci
iktisadın tarihsel serüvenini, disiplinin kendi içindeki metodolojik kırılmalar
ve "kritik dönemeçler" üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Evrimci iktisadi
düşünce tarihi, aslında iki temel soru etrafında dönen bir gerilimin tarihidir:
"Sistem nasıl değişir?" ve "Bu değişim nasıl
modellenir?". Alfred Marshall ve Thorstein Veblen arasındaki ayrışma,
bu gerilimin ilk ve en saf halini temsil eder. Marshall, iktisadın
"Mekke"si olarak gördüğü biyolojiyi, mevcut neoklasik dengeyi daha
organik ve esnek kılmak için bir metafor olarak kullanırken; Veblen, iktisadın
ancak kümülatif değişim ve kurumsal seçilim üzerinden "evrimsel bir
bilim" olabileceğini savunarak statik geleneğe radikal bir savaş açmıştır.
Bu başlangıç
noktasından itibaren çalışma, evrim anlayışının coğrafi ve felsefi olarak nasıl
farklılaştığını incelemektedir. Kıta Avrupası'nda Joseph Schumpeter ve Werner
Sombart, evrimi biyolojik bir büyümeden koparıp; Hegelci bir diyalektik,
Nietzscheci bir irade ve "Yaratıcı Yıkım" üzerinden tarihsel bir "oluş"
(Entwicklung) sürecine dönüştürmüştür. Bu dönem, evrimin sadece uyum
sağlama değil, aynı zamanda radikal bir kopuş ve yıkım süreci olduğunun
tescillendiği evredir.
İkinci Dünya
Savaşı sonrası dönem ise, çalışmamızın en kritik tespitlerinden birine sahne
olur: Formalist Devrim. İktisadın matematikselleşmesi ve ekonometrinin
yükselişi, evrimci düşünceyi bir yol ayrımına getirmiştir. Ya
Schumpeterci/Veblenci tarihsel derinlik korunacak ve ana akımın dışında
kalınacaktır; ya da evrim, matematiksel modellere sığdırılabilecek bir "algoritmaya"
dönüştürülecektir. 1982'de Nelson ve Winter ile başlayan modern evrimci dönem,
bu "meşruiyet" arayışının bir sonucudur. Biyolojik analojiler (genler
ve rutinler), bilgisayar simülasyonları aracılığıyla yeniden disipline dahil
edilmiştir.
Günümüzde ise
evrimci iktisat, Karmaşıklık Bilimi (Complexity Science) ve Patika
Bağımlılığı (Path Dependency) kavramlarıyla, tarihin ve tesadüflerin sistem
üzerindeki kilitlenme etkisini matematiksel olarak kanıtlamayı başarmıştır.
Ancak bu teknik başarı, beraberinde bir soruyu da getirmiştir: İktisat,
süreci modellerken onun tarihsel ve felsefi ruhunu kaybetmiş midir?
Bu yazı, söz
konusu kritik yılları ve dönemeçleri ele alırken, evrimci iktisadın sadece bir
alt disiplin değil; iktisadın "sosyal bir bilim" mi yoksa
"sosyal bir fizik" mi olması gerektiğine dair süregelen o büyük kadim
tartışmanın merkezi olduğunu iddia etmektedir.
I.
Metaforik Başlangıç (1890- 1920)
Marshall ve
Veblen Arasında Ontolojik Bir Kırılma
İktisadi düşünce tarihinde 19. yüzyılın sonu,
fizik biliminin (özellikle rasyonel mekaniğin) mutlak hegemonyası altındadır.
Ancak biyolojinin yükselişi, dönemin iki dev ismi Alfred Marshall ve Thorstein
Veblen’i "iktisat ve değişim" üzerine yeniden düşünmeye iter. Bu
bölüm, evrimci iktisadın doğum sancılarını bu iki zıt yaklaşım üzerinden
inceler.
1.1. Alfred
Marshall: Biyolojik "Mekke" ve Mekanik Gerçeklik
Alfred Marshall, Principles of Economics
(1890) adlı eserinde ünlü bir beyanda bulunur: "İktisatçının Mekke’si
biyolojidir; ancak iktisatçılar hala mekaniğin etkisi altındadır." Bu
ifade, Marshall’ın entelektüel trajedisinin de özetidir.
- "Natura Non Facit Saltum" (Doğa Sıçrama Yapmaz): Marshall, evrimi süreklilik üzerinden okur. Ona göre iktisadi sistem,
anlık kopuşlar değil, kademeli iyileşmeler yaşar. Bu yaklaşım, iktisadı
Newton fiziği ile biyolojik büyüme arasında bir yere hapseder.
- Organizmacı Büyüme (Ontogeni): Marshall
için evrim, bir türün mutasyonu değil, bir organizmanın (firmanın veya
sanayinin) büyümesidir. "Ormandaki Ağaçlar" analojisi bunun en
somut örneğidir: Tek tek ağaçlar doğar, büyür ve ölür; ancak orman
(sanayi) bir bütün olarak dengededir ve yavaşça gelişir.
- Statik Denge ve Evrim Çelişkisi:
Marshall, biyolojiyi bir "ideal" olarak görse de analiz araçları
(arz-talep eğrileri, marjinal analiz) tamamen statik fiziğe dayanır.
Marshall’da evrim, dengeyi bozan bir unsur değil, dengeyi zaman içinde
daha karmaşık ve verimli kılan bir "büyüme" motorudur.
1.2. Thorstein
Veblen: "Neden İktisat Evrimsel Bir Bilim Değildir?"
Veblen’in 1898 tarihli çığır açan makalesi,
Marshall’ın kurmaya çalıştığı o "yumuşak" köprüyü yıkar. Veblen için
mesele biyolojik bir metafor kullanmak değil, iktisadı doğrudan Darwinci bir
metodolojiye oturtmaktır.
- Statik Doğa vs. Kümülatif Değişim: Veblen,
o dönemin iktisatçısını "hedonistik bir hesap makinesi"
(hedonistic calculator) olarak görür. Ona göre insan, dışsal uyarılara
tepki veren statik bir varlık değil, çevresiyle sürekli etkileşim halinde
olan ve alışkanlıklar (habits) geliştiren bir canlıdır.
- Kurumlar Olarak "Genler": Veblen’e
göre kurumlar, "düşüncenin yerleşik alışkanlıklarıdır." Evrim,
bu alışkanlıkların değişen teknolojik ve ekonomik çevreye karşı verdiği
bir hayatta kalma mücadelesidir. Burada "doğal seçilim"
mekanizması bizzat kurumlar üzerinde işler.
- Veblenci İkilem: Teknoloji ve Kurumlar: Veblen evrimi bir çatışma olarak kurgular. Bir yanda verimliliği
artıran "teknolojik süreç", diğer yanda bu değişime direnen ve
eski statüyü korumaya çalışan "kurumlar" (ve boş zaman sınıfı).
Bu, Marshall’ın "uyumlu büyüme" fikrinin tam zıttıdır; evrim
burada süreksiz, sancılı ve belirsizdir.
1.3. İki Evrim
Anlayışının Karşılaştırmalı Analizi
|
Boyut |
Marshall (Uyumcu Evrim) |
Veblen (Radikal Evrim) |
|
Biyolojik Kaynak |
Spencerist/Lamarckçı (İlerleme odaklı) |
Darwinci (Kümülatif ve Amaçsız) |
|
Analiz Birimi |
Birey ve Temsili Firma |
Kurumlar ve Alışkanlıklar |
|
Zaman Algısı |
Süreklilik ve Geri Döndürülebilirlik |
Tarihsellik ve Geri Döndürülemezlik |
|
Gaye (Teleoloji) |
Dengeye ve Etkinliğe Ulaşmak |
Bir gayesi yoktur; sadece değişim vardır. |
1.4. Bölüm
Özeti ve Değerlendirme
Marshall, biyolojiyi iktisadın "estetik bir
hedefi" olarak tutarken, mevcut denge araçlarını bu hedefe uydurmaya
çalışmıştır. Bu durum, ana akım iktisadın evrimi neden uzun süre "uzun
dönemli büyüme" parametresine indirgediğini açıklar.
Buna karşılık Veblen, iktisadın "doğa
bilimleri gibi" olması gerektiğini savunurken, aslında sosyal bilimlerin
tarihsel ve kurumsal derinliğini Darwinci bir zeminle korumaya çalışmıştır.
Veblen’in başaramadığı şey ise, bu devrimci bakış açısını Marshall’ın
matematiksel zarafetiyle yarışabilecek bir "model" haline
getirememesidir.
II. Kıta Avrupası ve Tarihsel Oluş (1910- 1950)
Schumpeter’in "Entwicklung" Kavramı: Biyolojiden Felsefeye Kaçış
Schumpeter,
evrimci iktisadın babası sayılsa da ilginç bir şekilde "evrim"
(evolution) kelimesinden ziyade "gelişme"
(development/Entwicklung) kelimesini tercih etmiştir. Onun için mesele
türlerin hayatta kalması değil, bir toplumsal formasyonun kendi iç enerjisiyle
bir üst aşamaya "sıçramasıdır".
2.1. Alman Tarihçi Okulu ve Hegelci Miras: İçsel Dinamik (Endogeneity)
Schumpeter’in
evrimciliği, İngilizlerin Darwinci geleneğinden çok, Almanların "Geist"
(Ruh) ve "Oluş" (Becoming) felsefesine dayanır.
- Hegelci Diyalektik: Schumpeter’de sistemin değişmesi için dışarıdan bir şoka (nüfus
artışı, savaş vb.) gerek yoktur. Sistem, kendi içindeki çelişkilerle
evrilir. Bu, Hegel’in tarihsel diyalektiğinin iktisada yansımasıdır.
- Marx’ın Gölgesi: Schumpeter, Marx’ın "kapitalizmin içkin hareket yasaları"
fikrine hayrandır. Ancak Marx bu hareketi "sınıf çatışmasında"
görürken, Schumpeter bunu "girişimci eylemde" bulur.
2.2. Werner Sombart ve "Yaratıcı Yıkım"ın Kökenleri
Schumpeter’in
en büyük ilham kaynaklarından biri Werner Sombart’tır. Sombart, kapitalizmi
sadece bir piyasa türü değil, belirli bir "ruh" (spirit) tarafından
yönetilen tarihsel bir dönem olarak görür.
- Nietzscheci Girişimci: Sombart ve dolaylı olarak Schumpeter, girişimciyi "sürünün"
dışında, yıkıcı bir iradeye sahip bir figür olarak betimler.
- Yıkım Olmadan Yaratım Olmaz: Biyolojide evrim genellikle uyum (adaptation) iken, Sombart ve
Schumpeter’de evrim yıkımdır. Yeni bir teknolojinin (demiryolu)
doğması için, eski teknolojinin (posta arabaları) sadece
"evrilmesi" yetmez, fiziksel ve ekonomik olarak yok edilmesi
gerekir.
2.3. Biyolojinin Reddinden "Dairesel Akış"a
Schumpeter,
Marshall'ın biyolojik büyüme analojisine iki temel eleştiri getirir:
- Nicel Büyüme vs. Nitel Gelişme: Nüfusun artmasıyla üretimin artması bir "büyüme"dir
(growth), ancak bu evrim değildir. Evrim, sistemin kalitatif (niteliksel)
olarak başkalaşmasıdır.
- Dairesel Akış (Circular Flow): Schumpeter, ekonominin "statik" halini Walrasçı bir
dengeyle açıklar. Bu haliyle sistem bir "organizma" gibi nefes
alır ama değişmez. Evrim, bu dairesel akışın girişimci tarafından
"atılım" (spontaneity) yoluyla bozulmasıdır.
2.4. Sosyolojik Evrim: Kapitalizmden Sosyalizme
Schumpeter’in
evrimciliği sadece teknolojik değildir, aynı zamanda kurumsaldır (Veblen ile
kesiştiği nokta). 1942 tarihli Capitalism, Socialism and Democracy
eserinde kapitalizmin evrimsel sonunu öngörür.
- Rasyonalizasyonun İntiharı: Girişimcilik zamanla "rutinleşir", inovasyon departmanları
(Ar-Ge birimleri) bireysel dehanın yerini alır.
- Son Durak:
Kapitalizm kendi başarısı (rasyonalizasyon) nedeniyle kendi ruhunu öldürür
ve bir tür bürokratik sosyalizme evrilir. Bu, biyolojik bir ölümden
ziyade, tarihsel bir safha değişimidir.
2.5. Bölüm Değerlendirmesi: Neden Biyoloji Değil?
Schumpeter
için biyoloji çok "yavaş" ve "iradesiz" bir süreçtir. O,
iktisadi değişimin arkasında insan iradesini, vizyonu ve risk alma güdüsünü
görmek istiyordu. Bu yüzden Darwin yerine Sombart’ı, biyoloji yerine tarihsel
sosyolojiyi seçti.
2.6. Hayek III: Kültürel Evrim ve Kendiliğinden Düzen
Hayek’in
düşünsel serüveninde "Hayek III" olarak bilinen dönem (özellikle Law,
Legislation and Liberty ve The Fatal Conceit), evrimci iktisat için
bambaşka bir ufuk açar.
- Biyolojik Değil, Kültürel Evrim: Hayek, evrimi genetik bir süreçten ziyade bir "öğrenme
süreci" olarak kurgular. Kurallar ve kurumlar, rasyonel bir
tasarımın ürünü değil, binlerce yıllık bir seçilimin sonucudur.
- Kendiliğinden Düzen (Spontaneous Order): Evrim, karmaşık bir sistemin (piyasa gibi) dışarıdan bir müdahale
olmadan, aktörlerin sınırlı bilgileriyle nasıl koordinasyon sağladığını
açıklar.
- Bilgi Sorunu: Hayek için evrim, "dağınık bilginin" (dispersed knowledge)
en verimli şekilde nasıl kullanılacağını bulma sürecidir. Bu bakış açısı,
evrimci iktisadı epistemolojik bir boyuta taşır.
III. Modernleşme ve "Formelleşme" Kaygısı (1950- 1982)
Schumpeter’in "Ruhu"ndan Nelson & Winter’ın
"Algoritması"na
3.1. Genel Sistem Teorisi (Ludwig von Bertalanffy)
Veblen’in
"kurumsal" ve Schumpeter’in "dinamik" analizlerini teknik
bir çatı altında birleştiren şey, Genel Sistem Teorisi olmuştur.
- Açık Sistemler: İktisadi sistemin, fiziksel sistemler gibi kapalı ve dengeye giden
bir yapı değil; dış dünya ile sürekli madde, enerji ve bilgi
alışverişi yapan "açık bir sistem" olduğu fikrini
yerleştirmiştir.
- Bütünsel Bakış: Parçaların (firmaların) toplamının, bütünden (piyasadan) farklı
özellikler sergilemesi (holizm), evrimci iktisadın "makro sonuçların
mikro temellerden farklı belirişi" (emergence) fikrine zemin
hazırlamıştır.
Genel sistem teorisinin iktisada uyarlanması zaman alacaktır. Bundan dolayı 1950-1982 arası gelişmelere
odaklanmakta fayda vardır.
Bu dönem, evrimci iktisadın meşruiyet kazanmak adına geçirdiği büyük
dönüşümü temsil eder. Schumpeter’in tarihsel ve felsefi "gelişme"
(Entwicklung) kavramı, yerini matematikselleştirilebilir bir "rutin ve
seçilim" mekanizmasına bırakır.
3.2. Alchian ve "Olsaydı" Evrimi: Neoklasiklerin Savunma Hattı
1950 yılında
Armen Alchian, "Uncertainty, Evolution, and Economic Theory"
makalesiyle ilginç bir dönemeç başlattı.
- Seçilim Rasyonaliteye Karşı: Alchian, firmaların kâr maksimizasyonu yapacak kadar zeki olmalarına
gerek olmadığını savundu. Pazar, tıpkı doğal seçilim gibi, verimsiz olanı
eler.
- Sonuç: Hayatta
kalan firmalar "sanki" (as if) rasyonelmiş gibi görünür. Bu,
evrimsel mantığın, Neoklasik dengeyi ve optimizasyonu meşrulaştırmak için
bir "araç" olarak kullanıldığı ilk büyük sapmadır.
3.3. 1982: Nelson ve Winter Devrimi (Veya Restorasyonu?)
Richard Nelson
ve Sidney Winter’ın An Evolutionary Theory of Economic Change (1982)
kitabı, modern evrimci iktisadın "İncil"i kabul edilir. Ancak bu
kitap, Schumpeter’den çok farklı bir yöne savrulur:
- Girişimciden Rutine: Schumpeter’in "kahraman" girişimcisi gider, yerine firmanın
içindeki "rutinler" (routines) gelir. Rutinler, biyolojideki genlerin
iktisadi karşılığıdır.
- Arama (Search) Mekanizması: Değişim artık bir "yaratıcı deha" işi değil, firmanın
mevcut rutinlerini değiştirmek için yaptığı "arama"
faaliyetidir. Bu, evrimi tamamen formel bir süreç haline getirir.
3.4. Modelleme Endişesi: Neden Biyolojiye Dönüldü?
2. Dünya Savaşı sonrası iktisat "fizik
kıskançlığı" (physics envy) içindeydi. Ekonometri ve matematiksel modeller
her şeyin ölçüsüydü.
- Matematiksel Meşruiyet: Sözel bir Schumpeterci anlatı "hikâye anlatıcılığı" olarak
görülüp dışlanıyordu. Nelson ve Winter, bilgisayar simülasyonlarını
kullanarak evrimci iktisadı "sayısal" hale getirdiler.
- Bedel: Bu
yarışın bedeli, Schumpeter’in o derin tarihsel perspektifinin ve Veblen’in
kültürel analizinin dışarıda bırakılması oldu. Evrim, bir
"hesaplama" (computation) problemine indirgendi.
3.5. "Yazılım" Olarak İktisat: Algoritmaya Doğru İlk Adımlar
Bu dönemde,
iktisadi ajan artık bir "insan" değil, belirli kuralları (rutinleri)
takip eden bir "yazılım birimi" gibi kurgulanmaya başlandı.
Eğer bir firmanın rutini (kodu) verimliyse, pazar onu "seçer" ve o
firma büyür.
- Burada "aksiyon", algoritmatik bir
zorunluluktur.
- Schumpeter’in o öngörülemez
"atılımı", Nelson ve Winter modelinde "stokastik
(rastlantısal) bir hata terimi" veya "olasılıksal bir arama
sonucu" haline gelir.
Bölüm Özeti ve Tartışma
Bu dönemecin
sonunda evrimci iktisat, ana akım iktisatçıların masasına oturmayı başardı ama
oraya "biyolojik bir simülasyon" kıyafetiyle gitti.
Schumpeter’in felsefi derinliği bu kıyafetin içine sığmadı.
IV. Karmaşıklık ve Algoritmik Dönüş (1990- Günümüz)
Patika Bağımlılığı: Tarihin Matematiksel Bir "Kilit" Olarak
Dönüşü
Bu dönemde
evrimci iktisat, "biyoloji taklidinden" sıyrılıp kendi özgün
modelleme dilini Karmaşıklık Bilimi (Complexity Science) içinde bulur.
Artık mesele sadece genler veya rutinler değil; sistemin kendi geçmişine nasıl
hapsolduğudur.
4.1. Kalkülüsün Sonu, Algoritmanın Zaferi
Geleneksel
iktisadın kullandığı marjinal analiz ve diferansiyel denklemler, sistemin her
zaman tek bir dengeye (equilibrium) gideceğini varsayıyordu. Ancak Santa Fe
Enstitüsü çevresinde gelişen yeni yaklaşım, iktisadı bir "Karmaşık
Uyarlanabilir Sistem" (Complex Adaptive System) olarak tanımladı.
- Ajan Bazlı Modelleme (ABM): Bu, "aksiyonun algoritmatik ifadesi"dir. Artık bir denklem
çözmüyoruz; binlerce farklı ajanı (firma, tüketici) bilgisayar ortamında
birbirleriyle etkileşime sokuyoruz.
- Sonuçların Belirişi (Emergence): Makro sonuçlar (krizler, tekelleşmeler), merkezi bir planlayıcı veya
tek bir denge noktası tarafından değil, mikro düzeydeki bu algoritmik
aksiyonların etkileşiminden "belirir".
4.2. Patika Bağımlılığı (Path Dependency): Tarihin Sayısallaşması
Brian Arthur
ve Paul David gibi isimler, evrimci iktisada "tarihin neden önemli
olduğunu" matematiksel olarak kanıtlayan Patika Bağımlılığı
kavramını sundular.
- Artan Getiriler ve Pozitif Geri Besleme: Ana akım iktisadın "azalan getiriler" dünyasında yanlış
kararlar sistem tarafından düzeltilir. Ancak "artan getiriler"
dünyasında, başlangıçtaki küçük ve tesadüfi bir olay (örneğin bir
teknolojinin rastlantısal olarak daha erken yayılması), sistemi o yola
ebediyen kilitleyebilir (Lock-in).
- QWERTY ve Betamax Vakaları: En iyi olanın değil, "yolun başında avantaj yakalayanın"
kazanması, evrimin her zaman verimliliğe gitmediğini, aksine bazen bir
"hata patikasına" saplanıp kaldığını gösterdi.
4.3. Teknolojik Paradigmalar ve Carlota Perez
Bu dönemecin
bir diğer önemli ayağı, Schumpeter’in "Yaratıcı Yıkım"ını geniş
tarihsel dalgalara yayan Carlota Perez’dir. Perez, teknolojik devrimlerin
sadece teknik değil, kurumsal bir yeniden yapılanma gerektirdiğini
savunur.
- Uyumsuzluk Dönemi: Yeni bir teknolojik paradigma (örneğin internet veya yapay zekâ)
doğduğunda, eski kurumlar ve patikalar bu yeniye direnir. Bu direnç,
patika bağımlılığının sosyo-ekonomik yüzüdür.
4.4. Eleştirel Bakış: "Ruh" Algoritmanın Neresinde?
Burada o temel
sancı devam ediyor. Algoritmik matematik ve simülasyonlar;
- Süreci harika
betimliyor (nasıl kilitlendik?).
- Dinamizmi
modelliyor (nasıl yıkılır?).
- Ancak Anlamı ve Değeri (neden
bu yola girdik, bu yolun toplumsal maliyeti nedir?) hala o
"ruhsuz" kod satırlarının arasında kaybolma riski taşıyor.
4.5 Sistem
Dinamiği: Aksiyonun Mühendislik Temeli (Jay Forrester)
İktisadi
düşüncede "aksiyonun algoritmik ifadesi", teorik bir soyutlamadan
öte, değişkenlerin zaman içerisindeki karşılıklı etkileşimini yöneten bir
işletim sistemine ihtiyaç duyar. Jay Forrester tarafından geliştirilen Sistem
Dinamiği, bu ihtiyacı karşılayan mühendislik ayağını oluşturur. Forrester,
karmaşık sistemlerin davranışını statik denge noktalarıyla değil, sürekli
devinim halindeki geri besleme mekanizmalarıyla açıklar.
Geri Besleme Döngüleri ve Dinamik Yapı
Sistem
dinamiği, ekonomiyi mekanik bir saat gibi değil, yaşayan ve kendi kendini
düzenleyen bir ağ olarak kurgular. Bu ağın merkezinde iki temel mekanizma
bulunur:
- Pozitif (Pekiştiren) Döngüler: Aksiyonun etkisini büyüterek sistemin bir yöne doğru ivmelenmesini
sağlar. Bu, Myrdalcı anlamda "kümülatif nedenselliğin" ve
Arthurcu anlamda "artan getirilerin" matematiksel motorudur.
- Negatif (Dengeleyen) Döngüler: Sistemi bir hedef değere doğru çeken, sapmaları kontrol altına alan
dengeleyici mekanizmalardır.
Bölüm Özeti ve Tartışma
IV. Bölüm,
evrimci iktisadın "matematiksel rüştünü" ispat ettiği bölümdür. Artık
ana akım iktisatçılar bile "patika bağımlılığı" veya "ağ
etkileri" (network effects) gibi kavramları kullanmak zorunda kalıyor.
Ancak bu başarı, iktisadı bir nevi "sosyal fizik" haline getirme
pahasına mı kazanıldı?
V. Sonuç ve Değerlendirme
Evrimci İktisadın Geleceği: Sentez mi, Yeni Bir Kırılma mı?
Evrimci
iktisat, geçtiğimiz yüzyılı bir "kimlik arayışı" ile geçirdi.
Marshall'ın dengeci biyolojisinden Veblen'in radikal kurumculuğuna,
Schumpeter'in felsefi patlamalarından modern simülasyonlara uzanan bu yolculuk
bize üç temel ders sunmaktadır.
5.1. Analoji Tuzağı ve Ontolojik Kayma
İktisat,
evrimi açıklamak için her zaman "ödünç" diller kullandı.
- Önce biyolojiden (genler, mutasyonlar),
sonra fizikten (denge, entropi), en son ise bilgisayar biliminden
(algoritmalar, kompleks sistemler) kavramlar ithal edildi.
- Sonuç: Bu
süreç, iktisadın "bilimsel" saygınlığını artırsa da, “ruh"
meselesini, yani iktisadın temelindeki insan iradesini ve tarihsel
özgüllüğü çoğu zaman formüllerin arkasına gizledi.
5.2. Modelleme: Bir Kurtuluş mu, Bir Kafes mi?
Algoritmik
matematik ve patika bağımlılığı modelleri, evrimci iktisadı "hikâye
anlatıcılığı" damgasından kurtardı.
- Artık bir sistemin neden verimsiz bir yola
saplandığını (lock-in) sadece anlatmıyoruz, simüle edebiliyoruz.
- Ancak bu durum, "ölçülebilen evrimi,
gerçek evrimin önüne koyma" riskini doğurdu. Veblen'in
"alışkanlıklar" dediği o derin kültürel tortu, algoritmaların
"0 ve 1" dünyasında bazen sadece birer parametreye dönüşüyor.
5.3. Schumpeter ile Veblen'i Yeniden Buluşturmak
Belki de
evrimci iktisadın önündeki en büyük görev, modern modelleme gücünü (IV. Bölüm),
Schumpeter'in vizyoner girişimcisi (II. Bölüm) ve Veblen'in kurumsal
duyarlılığı (I. Bölüm) ile yeniden sentezlemektir.
- Yeni Patikalar: Sadece geçmişe nasıl kilitlendiğimizi değil, bu kilidi açacak olan
"insani iradeyi" (Schumpeterci moment) ve "toplumsal
zihniyet değişimini" (Veblenci dönüşüm) modelin bir parçası değil,
modelin merkezi yapmak.
Kaynakça
1. Temeller ve Metodolojik Kırılma (I. Bölüm)
- Marshall, A. (1890). Principles of Economics. London: Macmillan. (Özellikle
biyolojik analojilerin geçtiği önsöz ve "orman" analojisi için).
- Veblen, T. (1898). "Why is Economics not an Evolutionary Science?". The
Quarterly Journal of Economics, 12(4), 373-397. (Evrimci iktisadın
manifestosu niteliğindedir).
- Veblen, T. (1899). The Theory of the Leisure Class. New York: Macmillan.
(Kurumsal evrim ve alışkanlıklar üzerine).
2. Kıta Avrupası ve Tarihsel Dinamik (II. Bölüm)
- Schumpeter, J. A. (1911/1934). The Theory of Economic Development. Cambridge, MA: Harvard
University Press. (Girişimci ve dairesel akış kavramları için).
- Schumpeter, J. A. (1942). Capitalism, Socialism and Democracy. New York: Harper &
Brothers. (Yaratıcı yıkım ve kapitalizmin kurumsal evrimi için).
- Sombart, W. (1913). Krieg und Kapitalismus. München: Duncker & Humblot.
(Yaratıcı yıkım kavramının kökenleri üzerine).
- Hayek, F. A. (1988). The Fatal Conceit: The Errors of Socialism. (Kültürel evrim
üzerine).
3. Modelleme Arayışı ve Modern Dönem (III. Bölüm)
- Alchian, A. A. (1950). "Uncertainty, Evolution, and Economic Theory". Journal
of Political Economy, 58(3), 211-221. (Seçilim mekanizmasının
neoklasik savunusu).
- Nelson, R. R., & Winter, S. G. (1982). An Evolutionary Theory of Economic Change. Cambridge, MA:
Belknap Press. (Modern evrimci iktisadın temel taşı; rutinler ve genetik
analoji).
- Hodgson, G. M. (1993). Economics and Evolution: Bringing Life Back into Economics.
Cambridge: Polity Press. (Evrimci düşüncenin kapsamlı bir felsefi
eleştirisi).
- Bertalanffy, L. von (1968). General System Theory. (Sistem düşüncesinin temeli).
4. Karmaşıklık ve Patika Bağımlılığı (IV. Bölüm)
- Arthur, W. B. (1994). Increasing Returns and Path Dependence in the Economy. Ann
Arbor: University of Michigan Press. (Artan getiriler ve kilitlenme
modelleri).
- David, P. A. (1985). "Clio and the Economics of QWERTY". The American
Economic Review, 75(2), 332-337. (Patika bağımlılığı üzerine klasik
makale).
- Perez, C. (2002). Technological Revolutions and Financial Capital: The Dynamics of
Bubbles and Golden Ages. Cheltenham: Edward Elgar. (Teknolojik
paradigmalar ve kurumsal uyum).
- Beinhocker, E. D. (2006). The Origin of Wealth: Evolution, Complexity, and the Radical
Remaking of Economics. Harvard Business Press. (Algoritmik ve
karmaşıklık odaklı modern bakış).
- Forrester, J. W. (1961). Industrial Dynamics. (Sistem dinamiği modellemesinin öncüsü).
Yorumlar
Yorum Gönder