Bir 'Yavaş' Zekanın İnşası: John R. Commons'un (1862-1945) Başarısızlıklarından Kurumsalcılığın Hukuki Temellerine Yolculuk

 

Bir 'Yavaş' Zekanın İnşası: John R. Commons'un (1862-1945) Başarısızlıklarından Kurumsalcılığın Hukuki Temellerine Yolculuk

Ercan Eren

Bir Akademik "Tutunamayanın" Dünyayı İnşası: John R. Commons

İktisadi düşünce tarihi genellikle parlak başarıların, dahi çocukların ve matematiksel zarafetin tarihi olarak anlatılır. Ancak John R. Commons'un hikayesi, bu ana akım anlatıya meydan okuyan devasa bir "istisnadır". Commons; doktorasından "çakmış", matematiksel soyutlamalarda boğulmuş ve girdiği üniversitelerden "yetersiz" görülerek kovulmuş bir figürdür. Fakat tam da bu başarısızlıklar, onu kütüphanelerin steril ortamından çıkarıp hayatın, hukukun ve çatışmanın tam kalbine; matbaacıların sendika odalarına, fabrika salonlarına ve mahkeme koridorlarına itmiştir.

Commons’ı çağdaşı T. Veblen’in ironik ve eleştirel duruşundan, halefi North’un ise neoklasik sınırlara hapsolmuş kurumsalcılığından ayıran temel özellik; onun "iktisadi bir mühendis" olmasıdır. O, kurumsal iktisadı sadece bir analiz yöntemi olarak değil, toplumsal çatışmayı barışçıl ve "makul" bir iş birliğine dönüştürmenin bir aracı olarak kurgulamıştır.

Bu çalışmanın temel tezi, Commons’ın metodolojisinin köklerinin, onun meşhur otobiyografisi Myself'te itiraf ettiği o "yavaş" zihninde ve akademik dışlanmışlığında yattığıdır. Onun için iktisat; arz ve talep eğrilerinin soğuk dengesi değil, "Kolektif Eylem" (Collective Action) yoluyla bireysel eylemin kontrol edilmesi, serbest bırakılması ve genişletilmesidir.

Commons'un inşa ettiği bu kuramsal yapı, 1930'ların Büyük Buhranı'nda Amerika'yı ve kapitalizmi kurtaran New Deal (Yeni Düzen) politikalarının gizli yazılımıdır. Keynes’in makro dengeleri kurguladığı o dönemde, Commons’ın Wisconsinli öğrencileri bu dengelerin üzerinde yükseleceği hukuki iskeleti; sosyal güvenliği, işçi tazminatlarını ve toplu pazarlık hukukunu çoktan tasarlamışlardı.

Bugün, platform ekonomilerinin, dijital mülkiyetin ve derinleşen eşitsizliğin ortasında; Commons’ın "Makul Değer" (Reasonable Value) ve "İşlem" (Transaction) merkezli analizi, sadece bir tarihsel nostalji değil, aynı zamanda iktisadı yeniden bir "insan ve hukuk bilimi" haline getirmenin en güçlü anahtarıdır. Bu çalışma, başarısız bir öğrenciden bir devlet kuran iktisatçıya evrilen o yavaş ama derin yürüyüşün izini sürmeyi amaçlamaktadır.

 

 I. Uyumsuzluk ve "Yavaş" Zihnin İlk Sancıları (1862- 1888)

Commons, Myself'e çok çarpıcı bir itirafla başlar: Kendi entelektüel gelişimini, ebeveynlerinin temsil ettiği iki zıt kutup arasındaki bir çatışma ve uzlaşı süreci olarak görür. Onun kurumsal iktisadındaki "çatışan çıkarların uzlaşısı" fikri, aslında kendi çocukluk evinde doğmuştur.

1. Ebeveyn Mirası: "Püriten Disiplin" vs. "Hayalperest Kaos"

Commons'un karakterindeki ikilik, annesi ve babasının taban tabana zıt kişiliklerinden kaynaklanır:

  • Anne (Mary Andrews): Katı bir Presbiteryen, disiplinli, eğitime adanmış ve "görev" bilinci çok yüksek bir kadın. John'u bir din adamı veya büyük bir bilim insanı olarak görmek istiyordu. John üzerindeki o devasa "başarılı olma baskısının" kaynağıdır.
  • Baba (John Commons): Sürekli iş değiştiren (gazetecilikten çiftçiliğe), felsefe ve edebiyat düşkünü, rasyonel olmayan, iflaslara meyilli ve "bohem" bir figür.
  • Sonuç: Commons, babasından "merakı ve sorgulamayı", annesinden ise "toplumsal sorumluluk ve azmi" almıştır. Ancak bu iki zıt enerji, onda uzun süreli bir aşağılık kompleksi ve zihinsel felç yaratmıştır.

2. "Yavaş Düşünen Bir Kafa": Öğrenme Güçlükleri

Commons, okul hayatı boyunca kendini "aptal" veya "geç anlayan" biri olarak hissettiğini açık yüreklilikle anlatır.

  • Matematik Fobisi: Sayılar ve soyut formüller onun için aşılmaz bir duvardı. Myself'te, matematiksel mantığı kavramaktaki acizliğinin, onu daha sonra "somut, hukuki ve tarihsel" olana yönelten temel itki olduğunu söyler.
  • Ezber ve Retorik Sorunu: Klasik eğitim sisteminin beklediği hızlı cevapları veremiyordu. O, bir konuyu anlamak için onu parçalarına ayırıp, hukuki bir dava dosyası gibi yeniden inşa etmek zorundaydı. Bu "yavaşlık", akademik çevrede "yetersizlik" olarak kodlanmıştı.

3. Oberlin College Yılları: İpten Dönüş

Oberlin'e annesinin zorlaması ve dinsel motivasyonlarla gitti. Ancak akademik performansı felaketti.

  • Yunan Tragedyası: Yunanca ve Latince gibi klasik derslerde o kadar başarısızdı ki, okuldan atılmanın eşiğine geldi.
  • Annesinin Müdahalesi: Commons, mezun olabilmek için gereken o son hamleyi ancak annesinin ona evde ders çalıştırması ve hocalarıyla kurduğu kişisel ilişkiler sayesinde yapabildi.
  • İlk Entelektüel Kıvılcım: Bu dönemde George Henry Moore’un evrimci fikirleriyle tanıştı. Ama bu bile onun "başarısız öğrenci" etiketini silmeye yetmedi.

 

4. Matbaacılık: Teoriden Önceki Pratik

Üniversite yıllarında ve sonrasında matbaalarda çalışmaya başladı. Bu, onun hayatındaki en kritik "gayriresmi" eğitimdir.

  • Typographical Union (Matbaacılar Sendikası): İlk kez burada, kitaplardaki "soyut birey"in değil, "organize olmuş grubun" (kolektif eylem) gücünü gördü.
  • İşlem (Transaction) Tohumu: Bir dizgici olarak çalışırken, ücretlerin nasıl belirlendiğini, iş kurallarının nasıl işlediğini bizzat yaşadı. Okuldaki iktisat derslerinin bu gerçekliği açıklamadığını fark ettiğinde, akademik sisteme karşı ilk derin kuşkusu doğdu.

5. "Başarısızlık" Duygusunun Teorik Altyapısı

Commons, Myself'te bu yılları anlatırken, "Deneme ve Yanılma" (Trial and Error) yöntemini neden bu kadar sevdiğini açıklar. Başarılı öğrenciler doğrudan sonuca giderken, o her zaman yanlış yollara sapmış, duvara çarpmış ve ancak bu sayede "duvarın neden orada olduğunu" anlamıştır.

“Benim zihnim bir birikim makinesi değil, bir ayıklama makinesiydi. Enkazın içinden neyin işe yaradığını bulmam yıllar sürdü.”

II. Johns Hopkins Travması ve Akademik Sürgün (1888- 1899)

Commons, 1888 yılında Johns Hopkins Üniversitesi’ne büyük bir umutla gider. O dönem burası, Alman Tarihçi Okulu'nun etkisiyle ABD’de iktisadın kalbi sayılmaktadır. Ancak Commons için burası, zihinsel yetersizlik hissinin zirve yaptığı bir "karanlık oda" olacaktır.

1. Richard T. Ely ile Karşılaşma: "Korunan Ama Hor Görülen" Öğrenci

Richard T. Ely, Commons’un hamisi olur ancak Commons, Ely’nin yanında kendini hep "ikinci sınıf" hisseder.

  • Analitik Yetersizlik İddiası: Commons, Ely’nin derslerinde diğer öğrenciler gibi akıcı konuşamıyor, teorik tartışmalarda parlak performans sergileyemiyordu.
  • Ely’nin Notu: Ely, yıllar sonra yazdığı hatıratında Commons için "Başlarda o kadar sönük ve umutsuz bir öğrenciydi ki, ondan bir şey çıkacağına dair inancım çok zayıftı" diyecektir. Commons bunu biliyordu ve bu durum onda derin bir felç yarattı.

2. O Meşhur Doktora Sınavı: "Büyük Çöküş"

Commons, doktora derecesi için girdiği yeterlilik sınavlarında tam anlamıyla çakar.

  • Neden Başarısız Oldu? Myself'te bunu şöyle anlatır: Tarih ve siyaset bilimi gibi alanlarda genel geçer bilgileri ezberleyip kusmakta başarısız olmuştur. Zihni "genel" olanla değil, "tikel ve somut" olanla çalışıyordu.
  • Sınav Anı: Sınav heyeti karşısında dili tutulur, sorulara beklenen akademik jargonda cevaplar veremez. Sonuç: Red.
  • Ömür Boyu Süren Leke: Commons, hayatı boyunca "doktorasız" kaldı. Bu, o dönem için büyük bir utançtı. Ancak o, bu eksikliği ileride "ben akademik dogma ile zehirlenmedim" diyerek bir silaha dönüştürecektir.

3. Profesörlükten Kovulma Silsilesi: "Radikal ve Verimsiz"

Doktora alamasa da Ely’nin referansıyla iş bulur ama dikiş tutturamaz.

  • Indiana ve West Virginia: Buralarda ders anlatma tarzı "dağınık" ve "sıkıcı" bulunur. Öğrencilerle bağ kuramaz. Üstelik sendikalara ve işçi haklarına duyduğu ilgi, üniversite mütevelli heyetlerini rahatsız eder.
  • Syracuse Felaketi (1895-1899): Burası onun akademik hayatındaki "son darbe"dir. Rektör Day ile girdiği çatışma ve Hristiyan Sosyalizmi üzerine verdiği radikal vaazlar nedeniyle kovulur. Rektör ona şunu söyler: "Senin gibi birinin akademik camiada yeri yok."

4. Entelektüel Kırılma: "Kitapları Çöpe Atmak"

Syracuse’dan kovulduğunda Commons 37 yaşındaydı; işsizdi, parası yoktu ve akademik olarak "başarısızlığı tescillenmiş" biriydi.

  • Myself'te bu anı anlatırken müthiş bir tespit yapar: "Artık kütüphanelerden ve kitaplardan nefret ediyordum. İktisat kitapları, dışarıdaki hayatı açıklamıyordu."
  • Bu nefret, onun "Gözlemci İktisatçı" kimliğini doğurdu. O güne kadar başkalarının fikirlerini anlatmaya çalışırken başarısız olan Commons, kendi fikirlerini ancak "hayatın kendisine çarptığında" bulabileceğini anladı.

5. Başarısızlığın Getirdiği "Özgürlük"

 Commons'un bu dönemdeki başarısızlığına bir paradoks vardır: Eğer doktorasını alıp "başarılı" bir akademisyen olsaydı, muhtemelen klasik bir iktisatçı olarak kalacaktı.

  • Başarısızlık, onu yöntem değiştirmeye zorladı.
  • Formülleri anlayamayan zihni, yasaları ve insan ilişkilerini okumaya başladı.
  • Akademiden dışlanması, onu sendikaların, grevlerin ve lobilerin içine itti.

III. Beş Yıllık "Vahşi Doğa" ve Sokak Akademisi (1899- 1904)

Syracuse’dan kovulduğunda Commons’un elinde ne bir unvan ne de bir gelir kalmıştı. Ancak bu "yokluk" hali, onun zihnindeki o hantal neoklasik prangaları söküp attı.

 

1. "Kitap Kokusu"ndan "Mürekkep ve Ter Kokusu"na

Commons bu dönemde New York’a gitti ve akademik çevrelerden tamamen uzaklaştı. Hayatını kazanmak için yeniden matbaalara döndü.

  • Maddi Sancılar: Bir profesörden bir dizgi işçisine dönüşmek, onda derin bir sınıfsal farkındalık yarattı.
  • Dizgicilik ve Sendika: Myself'te, dizgi makinelerinin başında geçirdiği saatlerin, piyasa dengesi üzerine yazılmış yüzlerce kitaptan daha öğretici olduğunu söyler. Burada mülkiyetin sadece "sahip olmak" değil, "bir iş kuralına (working rule) tabi olmak" olduğunu bizzat yaşadı.

2. Endüstriyel Komisyon ve Veri Avcılığı

1901 civarında, ABD Endüstriyel Komisyonu (Industrial Commission) için göçmenlik ve emek piyasası üzerine raporlar hazırlama görevi aldı.

  • Rapor yazarlığı: Bu, onun için bir "doktora sonrası araştırma" gibiydi. Binlerce işçiyle mülakat yaptı, sözleşmeleri inceledi.
  • Keşif: Commons şunu fark etti: İşçiler ve işverenler, iktisatçıların varsaydığı gibi "soyut bir piyasada" değil, mahkemelerin ve geleneklerin belirlediği "hukuki bir kafeste" pazarlık ediyorlardı.

3. "İşlem" (Transaction) Kavramının Doğuşu

Commons, mezbahalarda ve atölyelerde gözlem yaparken, iktisadın temel biriminin "meta" veya "haz" olmadığını; insanların birbirleriyle girdiği "hukuki transferler" olduğunu anladı.

  • Pazarlık (Bargaining): Sokaktaki satıcıda bunu gördü.
  • Yönetim (Managerial): Fabrikadaki ustabaşının işçiye bakışında bunu gördü.
  • Dağıtım (Rationing): Vergi dairesinde veya şirket yönetim kurulunda bunu gördü.
  • Myself'te bu keşfini anlatırken duyduğu heyecan, sanki Newton’un elmayı düşerken görmesi gibidir. Ancak onun elması, bir tekstil atölyesindeki toplu iş sözleşmesidir.

4. NCF (National Civic Federation) ve "Arabuluculuk"

Bu dönemde National Civic Federation’da çalışarak, sermaye (Mark Hanna gibi devler) ve emek (Samuel Gompers gibi sendika liderleri) arasındaki devasa çatışmaları yatıştırmaya çalıştı.

  • Uygulamalı Çatışma Teorisi: Commons, burada "haklı" veya "haksız"ın olmadığını, sadece "uzlaşılması gereken çıkarlar" olduğunu gördü.
  • Makuliyetin (Reasonableness) Temeli: Bir ücretin ne olması gerektiği matematiksel bir hesap değil, iki dev gücün birbirini yok etmeden yaşayabileceği o "makul nokta"ydı.

5. "Başarısızlık"ın "Deha"ya Dönüşümü

Myself'in bu bölümünde Commons çok çarpıcı bir şey söyler: "Doktoramı alamamış olmam, beni verilerin çıplak gerçekliğiyle baş başa bıraktı. Eğer bir 'doktor' olsaydım, bu verileri mevcut teorilere uydurmaya çalışacaktım. Ama ben verilerin bana yeni bir teori anlatmasına izin verdim."

Bu beş yılın sonunda Commons, akademik dünyaya dönmeye hazır değildi; o, akademik dünyayı kendi bulgularıyla yeniden inşa etmeye hazırdı.

 

IV. Wisconsin Dönüşü ve "İktisadi Mühendislik" (1904- 1924)

Commons, 1904’te eski hocası Richard T. Ely’den bir mektup alır. Ely, Wisconsin Üniversitesi’nde "Amerikan Emek Tarihi"ni yazacak ve eyalet yönetimine danışmanlık yapacak birini aramaktadır. Commons, 42 yaşında, doktorasız ve "kovulmuş profesör" etiketiyle Madison’a ayak basar.

1. Richard T. Ely’nin "Vefası" ve Stratejisi

Ely, Commons’taki o "yavaş ama derin" cevheri nihayet anlamıştır. Commons’ı sadece ders vermesi için değil, verileri teoriye dönüştürmesi için çağırmıştır.

  • Myself'te Commons, Ely’nin kendisine sağladığı bu akademik sığınağı minnetle anar. Ancak aralarındaki ilişki artık hoca-öğrenci değil, iki stratejik ortaktır.
  • Ely, Commons’ın önüne o güne kadar toplanmış en büyük "emek tarihi" arşivini (laboratuvarını) koyar.

2. Vali Robert M. La Follette ve "Wisconsin Idea"

Commons’ın Wisconsin’deki asıl şansı, ilerici Vali Robert M. La Follette ile tanışmasıdır. La Follette, siyaseti "bilimsel uzmanlıkla" birleştirmek istiyordu.

  • Brain Trust (Beyin Takımı): Commons, üniversitenin sadece ders anlatılan bir yer değil, devletin "politika mutfağı" olması gerektiğini savundu.
  • Üniversite Sınırları Eyalet Sınırlarıdır: Bu vizyonla Commons, öğrencilerini sınıflardan çıkarıp eyalet meclisinin koridorlarına yolladı. Yasaları iktisatçılar tasarlayacak, siyasetçiler oylayacaktı.

3. "Drafter" (Taslak Yazıcı) Olarak Commons

Commons, bu dönemde kendini bir "teorisyen" olarak değil, bir "mühendis" olarak tanımlar. Myself'te en çok gurur duyduğu işleri; kitapları değil, yazdığı yasa taslaklarıdır.

  • İdari Komisyonlar (Administrative Commissions): Commons, meclisin her şeyi bilemeyeceğini, mahkemelerin ise çok yavaş olduğunu gördü. Bu yüzden; işçi, işveren ve uzmandan oluşan "yarı-yargısal" kurullar tasarladı.
  • Endüstriyel Komisyon (1911): Bu, onun "Kolektif Eylem" teorisinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Çatışan tarafları bir masa etrafında, devletin gözetiminde "makul" kararlar almaya zorladı.

4. "The Wisconsin Boys" (Commons’ın Çocukları)

Commons, kendi öğrencilik yıllarındaki "başarısızlık" travmasını bildiği için, öğrencilerine karşı çok farklı bir hoca oldu.

  • Onları ezberle değil, "araştırma ve uygulama" ile yetiştirdi.
  • Bir öğrencisini vergi dairesine, diğerini sendika arşivine, bir başkasını mahkeme kayıtlarına yollardı.
  • Bu ekip, daha sonra New Deal'i (Yeni Düzen) kuracak olan kadronun çekirdeğini oluşturdu. Commons, kendi "doktora alamama" sancısını, öğrencilerinin "devleti yöneten uzmanlar" olmasına dönüştürerek tedavi etti.

5. Teorinin Sessiz Doğuşu: "Yaşayan Hukuk"

Bu 20 yıllık süreçte Commons aslında en büyük teorilerini (Transaction, Going Concern, Working Rules) kurguluyordu; ama bunları kâğıda dökmek yerine eyalet yasalarına enjekte ediyordu.

  • Myself'te şunu söyler: "Benim laboratuvarım kütüphane değil, Wisconsin Eyalet Meclisi’ydi."
  • Onun için bir "İşlem" (Transaction), sadece bir alışveriş değil, eyalet yasasının koruduğu bir "hak transferi"ydi.

V. Zihinsel Hasat ve "Görünmez El"den "Uzman Ele" Geçiş (1924- 1935)

Commons 60’lı yaşlarına geldiğinde, o "yavaş" zihni artık devasa bir senteze hazırdı. Myself'te bu dönemi anlatırken, hayatı boyunca topladığı "çakıl taşlarının" (yasalar, grevler, mahkeme kararları) nasıl bir katedral oluşturduğunu tarif eder.

1. "Legal Foundations of Capitalism" (1924): Mülkiyetin Ruhu

Commons bu kitabıyla, iktisat tarihindeki en büyük kavramsal devrimlerden birini yaptı.

  • Maddi Olmayan Mülkiyet (Intangible Property): Commons, kapitalizmin artık "nesneler" üzerinden değil, "beklentiler ve haklar" üzerinden yürüdüğünü kanıtladı.
  • Hukuk İktisadın İçindedir: Ona göre mülkiyet, bir kişinin bir eşya üzerindeki mutlak hakimiyeti değil; devletin, başkalarının o eşyaya müdahalesini engelleme sözüdür. Bu "yasal temel" yoksa, piyasa da yoktur.

2. New Deal’in "Wisconsin Genetiği"

Franklin D. Roosevelt 1932’de başkan seçildiğinde, Büyük Buhran’ı çözecek bir "yeni yazılıma" ihtiyaç vardı. Bu yazılım, Commons’ın Wisconsin laboratuvarında 30 yıldır test ediliyordu. Commons artık yaşlıydı ama "çocukları" sahadaydı:

  • Edwin Witte ve Sosyal Güvenlik: Commons’ın en yakın öğrencisi olan Witte, 1935 Sosyal Güvenlik Yasası’nı (Social Security Act) hazırlayan komitenin başındaydı. Commons’ın "kolektif sorumluluk" fikri, Amerikan emeklilik sisteminin temeli oldu.
  • İşsizlik Sigortası: ABD’deki ilk modern işsizlik sigortası yasası Wisconsin’de (1932) Commons’ın rehberliğinde geçti. Bu yasa, New Deal’in ulusal düzeydeki modelidir.
  • Uzmanlar Hükümeti: Roosevelt’in "Brain Trust" dediği uzmanlar ordusu, aslında Commons’ın Wisconsin’de uyguladığı "iktisatçı-bürokrat" modelinin kopyasıydı.

3. "Institutional Economics" (1934): Bir Vasiyetname

72 yaşında yayımladığı bu kitap, onun tüm hayatının "başarısızlıklarına" verilmiş bir cevaptı.

  • Gelecek (Futurity): Commons, insanların geçmiş maliyetlere göre değil, gelecekteki yasal güvenliğe ve kar beklentisine göre hareket ettiğini savunarak, iktisadı bir "zaman bilimi" haline getirdi.
  • Collective Action (Kolektif Eylem): Bireysel faydayı merkeze alan neoklasik iktisada karşılık; bireyin ancak gruplar (sendikalar, şirketler, devlet) aracılığıyla özgürleşebileceğini anlatan o devasa kuramı burada mühürledi.

4. "Myself" ve Bir "Uyumsuzun" Zaferi

Commons otobiyografisini bitirirken, o matematikten anlamayan, sınavlarda dili tutulan, üniversitelerden kovulan adamın huzuruna ermiştir.

  • Myself'te şunu söyler: "Benim hayatım, doğru soruları sormak için yanlış yollara girmenin tarihidir."
  • Başarısızlıkları, onu "evrensel ve soyut" yalanlardan korumuş; onu "tikel ve somut" gerçekliğin kralı yapmıştır.

 

VI. EPİLOG: "Büyük Baba"nın Dönüşü ve Nobel'in Sınırları

Bugün North (1993), Williamson (2009) veya son olarak Acemoglu (2024) gibi isimlerin kurumsal iktisat üzerinden Nobel alması, Commons’ın 100 yıl önce başlattığı yangının hâlâ sönmediğini kanıtlıyor. Ancak Commons ile bu "Yeni" Kurumsalcılar arasında, bir "iktisat profesörü" olarak sizin de hassasiyetle üzerinde durduğunuz çok temel bir makas farkı var.

1. Metodolojik Ayrım: "Kurumları İktisada Uydurmak" vs. "İktisadı Kurumlara Uydurmak"

Yeni Kurumsal İktisatçılar (NIE), kurumları neoklasik alet çantasına (rasyonel tercih, denge, optimizasyon) sığdırmaya çalıştılar. Commons ise bunu reddetmişti.

  • North ve Takipçileri: Kurumları, bireylerin işlem maliyetlerini düşürmek için seçtiği "kısıtlar" olarak görür. Burada odak hâlâ "etkinlik"tir.
  • Commons: Kurumları, güç çatışmalarını yöneten "Kolektif Eylem" olarak görür. Onun odak noktası etkinlikten ziyade "Makuliyet" (Reasonableness) ve "Adalet"tir.
  • Fark: North "mülkiyet hakları büyümeyi nasıl artırır?" diye sorarken; Commons "mülkiyet hakları, toplumsal çatışmayı nasıl barışçıl bir iş birliğine dönüştürür?" diye sorar.

2. Siyasetin ve Gücün Rolü

Nobel ödüllü yeni kuşak kurumsalcılar, siyaseti genellikle "oyun teorisi" modellerine indirgerler. Oysa Commons, Myself'te anlattığı o matbaa odalarından ve grev çadırlarından biliyordu ki; siyaset ve ekonomi birbirinden ayrılamaz bir bütündür (Political Economy).

  • Commons için devlet, piyasanın dışındaki bir hakem değil, piyasanın bizatihi kurucu şiddeti ve düzenleyicisidir.
  • Modern Nobel ödüllü çalışmaların çoğu, Commons’ın o çok katmanlı "Sovereignty" (Egemenlik) ve "Administrative Commissions" analizinden uzaktırlar,  çünkü Commons bizzat o mekanizmaların vidalarını sıkmıştır.

3. "Makul Değer"in Güncelliği: Algoritmalar ve Platformlar

Bugün Uber, Amazon veya Airbnb gibi platformları tartışırken, North’un "işlem maliyeti" kavramı bize bir şeyler söyler ama Commons’ın "Managerial Transaction" (Yönetim İşlemi) kavramı her şeyi açıklar.

  • Bu platformlar sadece maliyet düşürmüyor; "Çalışma Kuralları"nı (Working Rules) tek taraflı olarak dikte ediyorlar.
  • Commons bugün yaşasaydı, muhtemelen Nobel komitesinin "etkinlik" vurgusuna bıyık altından güler ve şunu sorardı: "Bu dijital mülkiyet rejiminin makul değeri nedir ve bu süreçte işçinin sesi (Collective Action) nerede?"

4. Epilog: Başarısızlığın Bilgeliği

Commons’ın hayat hikayesinin en büyük dersi, belki de modern akademinin "yayın yap ya da yok ol" baskısına bir cevaptır.

  • Doktoradan çakan, kovulan, matematikte zorlanan bu adam; bize iktisadın bir "saf mantık" değil, bir "toplumsal vicdan ve hukuk sanatı" olduğunu gösterdi.
  • O, "yavaş" olduğu için derinleşebildi. "Başarısız" olduğu için gerçeğe tutunabildi.

 

 EK: Keynesyen Devrimin Kurumsal Mutfağı

"Commons’ın Wisconsinli Öğrencileri ile Keynes'in 1934 ABD Gezisi Arasındaki Gizli Senkronizasyon"

Keynes, 1934'te Amerika'ya geldiğinde sadece bir teorisyen değil, Britanya’nın en önemli entelektüel figürüydü. Ancak elinde henüz Genel Teori yoktu; sadece "fikir taslakları" vardı. Amerika’da gördüğü New Deal uygulamaları, ona bu fikirlerin işleyebileceği kurumsal bir iskelet sundu.

1. Washington’daki "Commons Ruhu"

Keynes Washington’a adım attığında, Roosevelt'in etrafındaki "Brain Trust" (Beyin Takımı) içinde Commons’ın rahlesinden geçmiş isimler kilit noktalardaydı.

  • Keynes, bu uzmanlarla yaptığı görüşmelerde, devletin sadece "para harcaması" gerektiğini değil, bu harcamanın sosyal güvenlik, asgari ücret ve sendikal pazarlık gibi Commonsçu mekanizmalarla kalıcı hale getirildiğini gördü.
  • Keynes’in "marjinal tüketim eğilimi" teorisi, Commons’ın öğrencileri tarafından hazırlanan Sosyal Güvenlik Yasası ile pratik bir dayanak buldu: Gelirin alt sınıflara kurumsal olarak transferi, talebi otomatik olarak stabilize ediyordu.

2. Belirsizlik Altında İki Farklı Çözüm: "Likidite" vs. "Hukuki Güvenlik"

Keynes ve Commons, belirsizliği (uncertainty) kapitalizmin temel sorunu olarak görür.

  • Keynes'in Teşhisi: Belirsizlik varsa, insanlar parayı tutar (Likidite Tercihi) ve yatırım durur.
  • Commons'un Teşhisi: Belirsizlik varsa, "Gelecek" (Futurity) kararmıştır; hukuki haklar ve kar beklentileri sarsılır.
  • Sentez: Keynes’in 1934 gezisi sonrası FDR’ye yazdığı mektupta vurguladığı "güven tesisi", Commons’ın "Hukuki Temeller" kitabındaki istikrar arayışıyla birebir örtüşür. Keynes, makro dengelerin ancak Commons’ın tarif ettiği "Working Rules" (Çalışma Kuralları) ile korunabileceğini bizzat yerinde gözlemlemiştir.

3. "Makul Değer" ve "Sosyal Uzlaşı"

Keynes, Amerikan pragmatizminin (Dewey ve James üzerinden Commons’a ulaşan o damarın) iktisada uygulanışından çok etkilendi.

  • Keynes, teorisinde ücretlerin "aşağı doğru katı" (sticky) olduğunu varsayıyordu.
  • Commons ve öğrencileri, bu katılığın sadece bir "psikolojik direnç" değil, sendikalar ve mahkemeler aracılığıyla inşa edilen bir "Makul Değer" (Reasonable Value) mücadelesi olduğunu Keynes’e adeta sahada gösterdiler.

4. Bir Devrim Diğerini Nasıl Besledi?

Keynesyen devrimin Commons’ı "yuttuğu" söylenir; ancak bu ek bölümde savunacağımız tez şudur: Commons’ın kurumsal reformları olmasaydı, Keynesyen talep yönetimi Amerikan bürokrasisinde akacak mecra bulamazdı. Keynes, Genel Teori'de kurumsal yapıyı "verili" (given) kabul ederken, aslında Commons'ın Wisconsin'de inşa ettiği o devasa yapının üzerine oturuyordu.

KAYNAKÇA

Temel Kaynaklar

  • Commons, J. R. (1934). Myself. New York: Macmillan. (Çalışmamızın ana odağı olan, o "başarısızlık" ve "öğrenme süreci" itiraflarının yer aldığı başucu eseri).
  • Commons, J. R. (1924). Legal Foundations of Capitalism. New York: Macmillan. (Mülkiyetin ve hukuki süreçlerin iktisadi analizinin zirvesi).
  • Commons, J. R. (1934). Institutional Economics: Its Place in Political Economy. New York: Macmillan. (Tüm teorik mirasını sentezlediği devasa külliyat).
  • Commons, J. R. (1893). The Distribution of Wealth. New York: Macmillan. (Gençlik dönemi eseri; henüz tam kurumsallaşmamış ama arayış içinde olduğu dönem).
  • Commons, J. R. et al. (1918-1935). History of Labour in the United States (4 Cilt). New York: Macmillan. (Wisconsin Ekolü'nün ampirik gücünü gösteren dev çalışma).

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ