1950’den Günümüze "Öteki"nin Modern Maskeleri (II)

 

1950’den Günümüze "Öteki"nin Modern Maskeleri (II)

Ercan Eren

Biyolojinin İflası, Teknokratik Aklın İstilası

1945 yılı, iktisadi düşüncenin "Öteki" haritasında sarsıcı bir duraklamadır. Nazi Almanyası’nın endüstriyel soykırımı, o güne kadar Batı rasyonalitesinin en saygın kürsülerinde okutulan "bilimsel ırkçılığı" ve öjeniği (ırk ıslahı) bir gecede suç mahalli haline getirmiştir. 1950’ye gelindiğinde manzara şöyledir:

  • Öjeni Derneklerinin Sessizliği: Aristo’dan Galton’a, Ely’den Keynes’e uzanan "üstün ırk/kalitesiz nüfus" söylemi, 1950 UNESCO Irk Bildirisi ile biyolojik zeminini kaybeder. Öjeni dernekleri isimlerini "Genetik" veya "Nüfus Çalışmaları" olarak değiştirerek yer altına iner. Artık kimse "bu ırk doğuştan aşağıdır" diyemez.
  • Terminolojik Mutasyon: Ancak "Beyaz Adam"ın kurduğu hiyerarşik yapı yok olmaz; sadece dil değiştirir. Dışlama, biyolojiden kronolojiye ve verimliliğe transfer edilir. "Vahşi"nin yerini "Az Gelişmiş", "Doğuştan Köle"nin yerini "Düşük Verimli" veya "İrrasyonel Aktör" alır.
  • İktisadın "Steril" Zaferi: 1950 sonrası iktisat, kendini tüm değer yargılarından arınmış, saf bir matematiksel bilim olarak sunar. Bu "sterillik", dışlamayı tarihin en sinsi haline getirir: Artık birini dışlamak için ona hakaret etmenize gerek yoktur; onu sadece "hesaplanabilir rasyonalite"nin dışına itmeniz yeterlidir.

1. Durak: Kalkınma İktisadı ve "Gecikmiş" Olanın Tasnifi (1950-1970)

Hitler sonrası dünyada "Beyaz Adam", sömürgeci valilik üniformasını çıkarıp "Dünya Bankası Danışmanı" takım elbisesini giyer. Bu durakta "Öteki", Batı’nın geçtiği tarihsel treni kaçırmış olan "Gecikmiş İnsan"dır.

W.W. Rostow: "Kalkınmanın Beş Aşaması" ve Kronolojik Dışlama Rostow, insanlığı 5 aşamalı bir yola sokar. En üstte "Kitle Tüketim Toplumu" (ABD) vardır. En altta ise "Geleneksel Toplum" (Öteki).

  • Dışlama Mantığı: Eğer Batı gibi değilseniz, "geri"sinizdir. Bu modelde "Öteki"nin kendine has kültürü, üretim biçimi veya toplumsal dokusu bir zenginlik değil, aşılması gereken bir "hastalık" veya "geleneksel yük" olarak kodlanır.

Arthur Lewis: "Sınırsız Emek Arzı" ve Harcanabilir Kitle Lewis, az gelişmiş ülkeleri analiz ederken toplumu ikiye ayırır: "Modern" ve "Geleneksel".

  • İşlevsel "Öteki": Geleneksel sektördeki (köylerdeki) milyonlarca insan, Lewis için "sıfır marjinal verimliliğe" sahip birer fazlalıktır. Onlar sadece modern sektörün (sanayinin) büyümesi için emilmesi gereken birer "beşerî yakıt"tır. Onların insanlığı değil, sadece sanayiye aktarılacak "ucuz maliyeti" iktisadi bir değer taşır.

Analiz: "Vasilik" Modelinin Geri Dönüşü Bu dönemde J.S. Mill’in "çocuk-milletler" kavramı, yerini "gelişmekte olan ülkeler" (developing nations) kavramına bırakır. "Beyaz Adam", bu milletlerin neyi üretip neyi tüketeceğine onlar adına karar veren "Teknokrat Vasi" konumundadır. Dışlama, "bizim gibi olana kadar söz hakkınız yok" diyerek zamana yayılmıştır.

Analiz Özeti: 1950'den sonra "Öteki", artık genetik olarak "kusurlu" olduğu için değil, Batı rasyonalitesinin takvimine "geç kaldığı" için sistemin dış çeperine itilmiştir.

 

2. Durak: Chicago Okulu ve "İnsan Sermayesi" – Dışlamanın Matematikselleşmesi (1960-1980)

1960'lardan itibaren Gary Becker, Theodore Schultz ve Milton Friedman öncülüğünde gelişen bu ekol, "Öteki"nin tanımını radikal bir biçimde değiştirir. Artık karşımızda "doğuştan eksik" bir insan yoktur; karşımızda "kendi potansiyelini nakde çevirememiş irrasyonel bir aktör" vardır.

A. "Ayrımcılığın İktisadı": Suçu Mağdura Yüklemek

Gary Becker, 1957 tarihli The Economics of Discrimination kitabıyla devrim yapar. Ama bu, "Öteki" için karanlık bir devrimdir.

  • Ayrımcılık Bir "Tercih"tir (Taste for Discrimination): Becker'e göre ırkçılık veya dışlama, rasyonel bir işverenin "tercihidir". Eğer bir işveren "Beyaz Adam"ı tercih ediyorsa, bunun bir bedeli vardır (daha yüksek ücret ödemek gibi).
  • Piyasanın Sahte Adaleti: Becker der ki; piyasa rekabetçidir, dolayısıyla rasyonel olmayan (sadece ırkçı olduğu için verimsiz işçi çalıştıran) işveren elenecektir.
  • Analiz: Bu argüman, devletin ayrımcılıkla mücadele etmesine gerek olmadığını savunur. Eğer "Öteki" hala dışlanıyorsa, bu piyasanın ırkçılığından değil, o kişinin "verimsizliğinden" kaynaklanıyordur. Dışlama, failin elinden alınır ve piyasanın "görünmez eline" teslim edilir.

B. İnsan Sermayesi (Human Capital): İnsanın "Fabrika Ayarları"

Bu dönemde "insan", bir birey olmaktan çıkıp bir "yatırım nesnesi" haline gelir.

  • Yatırım Olarak Eğitim: Eğitim artık bir aydınlanma aracı değil, gelecekteki kazancı artıracak bir "sermaye yatırımı"dır.
  • "Öteki" Olarak Başarısız Yatırımcı: Eğer bir siyahî, bir göçmen veya bir yoksul sistemin dışındaysa, Chicago Okulu'nun teşhisi nettir: "Sen kendi insan sermayene (eğitimine, sağlığına, becerine) yeterli yatırım yapmadın."
  • Analiz: Bu bakış açısı, yapısal engelleri (yoksul mahallelerdeki kötü okullar, miras kalmayan sermaye, sosyal network eksikliği) tamamen yok sayar. Dışlama, bir "kişisel portföy yönetimi hatası" olarak sunulur.

 

C. Suç ve Ceza: "Öteki"nin Rasyonel Tercihi

Becker suç meselesine girdiğinde, dışlama "kriminal" bir boyut kazanır.

  • Suç işlemek, "Öteki" için bir ahlaki çöküş değil, bir kâr-zarar hesabıdır. Eğer bir genç hırsızlık yapıyorsa, bu "yakalanma riski x ceza <çalınan mal" denkleminden dolayıdır.
  • Analiz: Bu mantık, gettolardaki yoksulluğu veya sistemsizliği değil, sadece "cezanın caydırıcılığını" tartışır. "Öteki", ıslah edilmesi gereken bir insan değil, denklemi düzeltilmesi gereken bir "suç makinesi"dir.

Bu Durağın "Hitlerci" Mirasıyla Bağı: "Ekonomik Öjeni"

19.Yüzyıldaki öjenistler "biyolojik olarak kalitesiz" olanı kısırlaştırmak istiyordu. Chicago Okulu ise "ekonomik olarak kalitesiz" olanı piyasa dışına iterek cezalandırır.

  • Sosyal yardımların kesilmesi (Friedman), asgari ücretin kaldırılması (çünkü düşük verimli "Öteki"yi işsiz bırakacağı iddiasıyla) gibi öneriler, aslında modern bir "ekonomik ayıklama" mekanizmasıdır.
  • "Güçlü olan (verimli olan) yaşasın, zayıf olan (verimsiz olan) elensin" fikri, biyolojik laboratuvardan çıkıp ekonometrik modellerin içine sızmıştır.

Analiz Özeti: 2. Durak'ta "Öteki"nin sırtına yüklenen en büyük yük "Suçluluk Psikolojisi"dir. "Dışlanıyorsan suçlusun, çünkü rasyonel davranıp kendine yatırım yapmadın." Bu, "Beyaz Adam"ın bugüne kadar bulduğu en sofistike dışlama yöntemidir: Mağduru, kendi mağduriyetinden sorumlu tutmak.

 

3. Durak: Stratifikasyon (Tabakalaşma) İktisadı – Yapısal Duvarlar ve Grup Hegemonyası

1990'lardan itibaren William Darity Jr. ve Darrick Hamilton gibi isimlerin başını çektiği bu akım, Chicago Okulu'nun "İnsan Sermayesi" masalını yırtıp atar. Onlara göre piyasa, içine giren her şeyi "rasyonel" bir süzgeçten geçiren tarafsız bir laboratuvar değil; aksine, egemen grupların (Beyaz Adam) kendi üstünlüklerini korumak için kullandıkları bir tahkimat alanıdır.

A. "Liyakat" Perdesinin Arkası: Grup İktidarı

Chicago Okulu "Eğitim alırsan kazanırsın" diyordu. Stratifikasyon iktisadı ise verilerle cevap verir:

  • Aynı Eğitim, Farklı Kazanç: Veriler, aynı eğitim seviyesine sahip siyahîler veya göçmenlerin, beyaz akranlarından her zaman daha az kazandığını ve daha zor iş bulduğunu gösterir.
  • Analiz: Demek ki dışlama, "yatırım eksikliği" değil, "grup hiyerarşisini koruma" güdüsüdür. Egemen grup, piyasa dışı araçlarla (sosyal ağlar, kültürel kodlar, miras) "Öteki"nin önüne görünmez barajlar inşa eder.

 

B. Mülkiyet ve Servet Uçurumu: "Yarışa Nereden Başladın?"

Bu durağın en sarsıcı tespiti, gelirden ziyade servet (wealth) üzerinedir.

  • Mirasın Gücü: Chicago Okulu mirası görmezden gelir. Stratifikasyon iktisadı ise servetin "geçmişteki dışlamaların birikimi" olduğunu söyler. Siyahîlerin veya ötekileştirilmiş grupların ev sahibi olmasını engelleyen eski yasalar (redlining), bugün o grupların çocuklarının sermaye birikimi yapamamasının asıl sebebidir.
  • Analiz: "Öteki" artık sadece piyasada düşük ücret alan kişi değil, "tarihsel olarak mülksüzleştirilmiş" kişidir. Yarış başladığında Beyaz Adam bitiş çizgisine 10 metre kala, "Öteki" ise stadyumun dışındadır.

C. Kimlik Bir Varlık (Asset) Olarak: "Beyazlık Sermayesi"

Stratifikasyon iktisadı, "kimliği" iktisadi bir değişken olarak modele sokar.

  • Beyaz Adamın Primi: Beyaz olmak, piyasada bir "güven" ve "kredi" unsuru olarak çalışır. Bu, Cheryl Harris'in ifadesiyle bir "mülkiyet" gibidir. "Öteki"nin kimliği ise (aksanı, ten rengi, giyimi) piyasada bir "ıskonto" (değer kaybı) sebebidir.
  • Analiz: İktisat artık "renk körü" değildir. Aksine, piyasanın renkleri ve kimlikleri nasıl fiyatlandırdığını deşifre eder.

Bu Durağın "Hitlerci" Zeminiyle Hesaplaşması: "Yumuşak Soykırım"

Stratifikasyon iktisadı, 1930'ların o sert dışlamasının modern versiyonunu şu şekilde tanımlar:

  • Eskiden "Öteki" doğrudan fiziksel olarak yok ediliyordu. Bugün ise "sosyal ve ekonomik olarak yok sayılıyor."
  •  Finansal sistemden dışlanan, mülksüzleştirilen ve "riskli" ilan edilen kitleler, aslında modern bir "gettolaştırma" sürecine tabi tutulur. Bu, kan dökmeden yapılan ama kuşaklar boyu süren bir iktisadi eliminasyondur.

Analiz Özeti: 3. Durak'ta "Öteki", nihayet bir "Özne" olarak belirir. Kendi hatası yüzünden değil, sistemin genetiğindeki "ayrıştırma" motoru yüzünden dışarıda kaldığını haykırır. İktisat, ilk kez "Beyaz Adam"ın tarafsız bir hakem değil, oyunun kurallarını ve sahasını kendi boyuna göre ayarlayan bir oyuncu-hakem olduğunu kabul etmek zorunda kalır.

 

4. Durak: Yeni Göçmenlik, Vatandaşlık ve "Prekarya" – Modern Köleliğin İktisadı

20.Yüzyılın son çeyreği ve 21. yüzyılın başı, "Öteki"nin artık uzak diyarlardaki bir "vahşi" değil, Berlin’in, New York’un veya İstanbul’un arka sokaklarındaki "görünmez komşu" olduğu dönemdir. Burada dışlama, biyolojiyle değil, "hukuki statü" ve "güvencesizlik" üzerinden yürütülür.

A. Vatandaşlık: İktisadi Bir "Ayrıcalık" ve Dışlama Duvarı

Bu dönemde "Beyaz Adam", refahını korumak için Vatandaşlık kavramını iktisadi bir baraj olarak kullanır.

  • Hukuki Boşluktaki İnsan: Göçmen, piyasanın içine "iş gücü" olarak davet edilir (çünkü ucuzdur, esnektir, şikâyet etmez) ama toplumsal sözleşmenin içine "insan" olarak alınmaz.
  • Analiz: Bu, Aristo’nun "canlı alet" (köle) tanımının modern karşılığıdır. Göçmen işçi, sistemin işlemesi için elzem bir organdır ama sistemin kararlarına katılamayan bir "uzuv"dur. Onun varlığı, sadece "üretim maliyetini düşürdüğü" sürece meşrudur.

B. Guy Standing ve "Prekarya": Yeni Tehlikeli Sınıf

Sadece göçmenler değil, artık yerleşik nüfusun bir kısmı da "Öteki"leşmeye başlar. Guy Standing'in literatüre kazandırdığı Prekarya kavramı, bu durağın merkezindedir.

  • Hakların Budanması: Prekarya, sadece fakir değildir; aynı zamanda yedi temel haktan (iş güvencesi, gelir güvencesi, sendikal haklar vb.) mahrum bırakılmış kitledir.
  • "Öteki" Olarak Esnek İşçi: İktisat kitapları bunu "emek piyasasının esnekleşmesi" diye parlatırken, aslında yapılan şey; insanın iş güvencesini elinden alarak onu "sürekli tedirgin" ve dolayısıyla "sürekli itaatkâr" bir "Öteki" haline getirmektir.

C. Küresel Tedarik Zincirleri: Uzaktaki "Öteki"

Bu durakta dışlama coğrafi olarak da katmanlaşır. Beyaz Adam'ın tükettiği ucuz teknoloji ve kıyafetler, sınırların ötesinde, hiçbir işçi sağlığı ve güvenliği kuralının işlemediği "serbest bölgelerde" üretilir.

  • Görünmez Sömürü: Dışlama o kadar profesyonelleşmiştir ki, tüketicinin (Beyaz Adam) gördüğü şey pürüzsüz bir ürün, görmediği şey ise Bangladeş’te çöken fabrikadaki "Öteki"nin canıdır.
  • Analiz: Bu, Marshall’ın fabrikasındaki verimlilik hesabının küresel ölçekteki halidir. "Öteki" ne kadar uzakta ve ne kadar güvencesizse, "Biz" o kadar müreffehizdir.

Bu Durağın "Ayrımcı" Bağlantısı: "Hayatta Kalmaya Değer Olmayan Yaşamlar" (Lebensunwertes Leben)

Nazilerin o meşum kavramı, bugün iktisadi olarak şöyle revize edilmiştir: "Sermaye birikimine katkı sunmayan veya vatandaşlık bağı olmayan yaşamlar feda edilebilir."

  • Akdeniz’de batan mülteci botları karşısındaki iktisadi sessizlik, aslında "o insanların sistem için bir verimlilik değeri taşımadığı" yönündeki gizli kabulün sonucudur.
  • Nüfusun "Artık"laşması: Eğer bir kitle artık "artı-değer" üretmiyorsa veya sadece bir "maliyet" kalemi haline gelmişse, modern iktisadi akıl onları ölüme (veya gettoya) terk etmekte hiçbir "irrasyonellik" görmez.

Analiz Özeti: 4. Durak bize şunu kanıtlar: Dışlama artık ırktan ziyade "statü" üzerinden işlemektedir. "Eğer vatandaş değilsen veya esnekleşmeye razı değilsen, insan sayılmazsın." Bu, "Öteki"nin tarihsel haritasındaki en kitlesel ve en akışkan dışlama biçimidir.

5. Durak: Algoritmik Dışlama ve Veri Proletaryası – "Rakamlaştırılmış Öteki"

21.Yüzyılın başında "Beyaz Adam", iktisadi yönetimi algoritmalara ve büyük veriye (Big Data) devreder. Artık dışlama, bir insanın kararı gibi görünmez; o, "verinin doğal bir sonucu" olarak sunulur.

A. Dijital Getto ve Skorlanan İnsan

Bugün iktisadi sistem, bireyi artık bir "insan" olarak değil, bir "veri seti" olarak görür.

  • Kredi Skorları ve Algoritmik Önyargı: Bankaların kredi verirken veya sigorta şirketlerinin poliçe belirlerken kullandığı algoritmalar, aslında geçmişteki tüm ırkçı ve sınıfsal dışlamaları "veri" olarak içine hapseder.
  • Analiz: Eğer algoritma, yoksul bir mahallede yaşayan göçmene kredi vermiyorsa, bunu "ırkçı" olduğu için değil, "matematiksel olarak riskli" olduğu için yapar. Bu, "Bilimsel Irkçılığın 2.0 versiyonudur." Dışlama, matematiğin arkasına saklanarak dokunulmazlık kazanır.

B. Veri Proletaryası ve Platform Kapitalizmi

"Öteki", artık sadece fiziksel emeğiyle değil, ürettiği veriyle de sömürülür.

  • Tık İşçiliği (Clickwork): Yapay zekâları eğitmek için dünyanın dört bir yanında (özellikle Küresel Güney'de) saatliği bir dolara görselleri etiketleyen, içerik filtreleyen devasa bir "görünmez ordu" vardır.
  • Analiz: Bu kitle, iktisat tarihindeki en uç "Öteki"dir. Onlar ne işçidir ne de vatandaşa; sadece dijital sistemin beslenmesi için gereken "insan-işlemci"lerdir. Aristo'nun kölesi efendisinin evindeydi; veri proletaryası ise efendisinin sunucularının (server) içinde, ama tamamen anonimdir.

C. Yapay Zekâ ve "Gereksizleşme" (Uselessness) Tehdidi

Yuval Noah Hariri'nin de altını çizdiği gibi, iktisadi aklın tarihindeki en büyük kırılma kapıdadır: Sömürüden, gereksizliğe geçiş.

  • Artık Nüfus: 19. yüzyılda sömürge halkı sömürülmek için lazımdı. Bugün ise otomasyon ve yapay zekâ, "Öteki"yi sömürülmeye bile değer görmeyebilir.
  • Analiz: Eğer bir kitle artık artı-değer üretmiyorsa ve tüketim kapasitesi de yoksa, iktisadi rasyonalite onları "sistemin dışına atmayı" (decoupling) bir çözüm olarak görebilir. Bu, dışlamanın "nihai" halidir: Yok saymak.

Bu Durağın "Ayrımcı" Zemini: Algoritmik Tasfiye

Hitler'in "yaşam alanını" (Lebensraum) temizleme arzusu, bugün dijital platformlarda "verimsiz olanın sistemden temizlenmesi" (deplatforming/filtering) olarak karşımıza çıkar.

  • Yazılımsal Öjeni: Algoritmalar, kimin işe alınacağını, kimin sosyal yardım alacağını veya kimin "potansiyel suçlu" olduğunu belirlerken; aslında 1930'lardaki "makbul insan" kalıbını dijital kodlarla yeniden üretir.
  • Sorunsuz Dünya İllüzyonu: Teknoloji, "Öteki"yi (evsizi, yoksulu, uyumsuzu) ekranlarımızın ve şehirlerimizin dışına iterek bize "steril ve mükemmel" bir iktisadi dünya vaat eder. Bu, "Saf Irk" saplantısının "Saf Veri/Saf Verimlilik" saplantısına dönüşmesidir.

 

Analiz Özeti: 5. Durak, "Beyaz Adam"ın iktisadi bir "tanrı" rolüne soyunduğu yerdir. İnsan artık bir özne değil, algoritmanın optimize etmesi gereken bir "gürültü" (noise) veya "hata payı"dır.

 

Genel Değerlendirme ve Sonuç: "İktisadi Aklın Sönmeyen Ayrımcı Ateşi"

Aristo’nun "canlı aracı" (köle), binlerce yıl boyunca sadece kostüm değiştirdi. İktisat tarihi boyunca gördüğümüz her büyük teori, aslında "kimin masada oturacağını" ve "kimin yerlerdeki kırıntıları bile toplayamayacağını" belirleyen birer mülkiyet sınırıdır. Bu haritayı bitirirken karşımızdaki tablo şöyledir:

1. Meşruiyetin Mutasyonu: Kan, Akıl ve Veri

"Beyaz Adam", dışlama mekanizmasını her dönemin "en dokunulmaz" kavramı üzerine inşa etmiştir:

  • Antik Dönem: Dışlama "Doğa"ya (Physis) dayandırıldı (Doğuştan kölelik).
  • Klasik Dönem: Dışlama "Medeniyet" ve "Akıl" üzerinden meşrulaştırıldı (Vahşiler ve çocuklar).
  • Modern Dönem: Dışlama "Biyoloji" ve "Irk"a hapsedildi (Öjeni).
  • Post-Modern Dönem: Dışlama "Verimlilik", "Liyakat" ve "Algoritmik Skor"a devredildi. Aslında değişen sadece maskeydi; "bazı insanların diğerlerinden daha az insan olduğu" inancı, iktisadi rasyonalitenin genetik koduna hiç değişmeden işlenmiştir.

2. "Ayrımcı Zemin" Bir Sapma Değil, Bir Tezahürdür

Bu çalışmanın en sarsıcı sonucu şudur: 1930'lardaki o korkunç yıkım, iktisat tarihinin bir "kazası" değildir. Aksine; Smith'ten Marshall'a, Pareto’dan Friedman’a kadar uzanan o elitist, ayıklayıcı ve insanı bir katsayıya indirgeyen aklın en dürüst ve en çıplak halidir. İktisat; insanı bir "maliyet unsuru" veya "istatistiksel veri" olarak gördüğü müddetçe, her zaman yeni bir "ayıklama" (eliminasyon) potansiyelini bağrında taşır.

3. Modern "Öteki": Görünmez ve Gereksiz

Bugünün "Öteki"si artık zincirlere vurulmuş köle değildir; o, daha sinsi bir kafes içindedir:

  • Hukuki Olarak: "Vatandaşlık" duvarının dışındaki göçmen (Prekarya).
  • İktisadi Olarak: "Servet ve Miras" duvarının dışındaki mülksüz (Stratifikasyon).
  • Dijital Olarak: "Algoritmik Skor"un dışındaki verimsiz (Veri Proletaryası). Bugünün trajedisi sömürülmek değil, "sömürülmeye bile değer görülmemek", yani sistem için tamamen "gereksiz" hale gelmektir.

Sonuç: Haritadan Kalan Soru

İktisat bilimi, 2026 yılına gelindiğinde hala şu soruyla hesaplaşmaktan kaçmaktadır: "İnsan, piyasa için mi vardır; yoksa piyasa, tüm insanlar (sadece beyaz adam değil) için mi?"

Bu tarihsel harita, iktisadi aklın kendi karanlık aynasıdır. Bu ayna bize şunu fısıldar: "Öteki"yi yok sayarak kurulan her refah sofrası, aslında bir gün sahibini de yutacak olan büyük bir laboratuvardır. Eğer iktisat, "insan" tanımını biyolojik, kronolojik veya algoritmik bir hiyerarşiden kurtarıp "ontolojik bir eşitliğe" taşıyamazsa; "Beyaz Adam"ın kurduğu bu dünya, kendi "verimlilik" tırpanıyla kendi sonunu biçecektir.

 

 

EK BÖLÜM: "Öteki"nin İsyanı – İktisadi Akla İçeriden İtirazlar

Giriş: Nesneden Özneye – Parantezin Parçalanması

İktisat tarihi boyunca "Öteki", hep bir başkasının (Aristo’nun, Smith’in veya Chicago teknokratlarının) tanımladığı bir nesne olmuştur. O; ya bir "canlı alet"tir, ya bir "vahşi"dir ya da "yetersiz bir insan sermayesi"dir. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren bu parantez içten patlamaya başlar.

"Öteki"nin içerisinden gelen itirazlar, sadece "biz de pastadan pay istiyoruz" diyen birer bölüşüm talebi değildir; bu itirazlar, iktisadi aklın epistemolojik temellerine vurulmuş darbelerdir. Bu bölümde göreceğimiz aktörler, iktisadın "evrensel" denilen yasalarının aslında "yerel ve taraflı" (Beyaz, Erkek ve Batılı) olduğunu deşifre ederler. Bu bir "İktisadi Uyanış"tır: Nesnenin özneye dönüşme, sessizliğin çığlığa evrilme hikayesidir.

1. Durak: Bağımlılık Okulu ve "Merkez-Çevre" Başkaldırısı (1960-1980)

Hitler sonrası kurulan yeni dünya düzeninde, Kalkınma İktisadı (Rostow vd.) tüm dünyaya tek bir reçete sunuyordu: "Bizim gibi olun, bizim geçtiğimiz yollardan geçin." Ancak Latin Amerika ve Afrika’dan yükselen bir ses, bu reçetenin bir "iyileştirme" değil, bir "kronikleştirme" projesi olduğunu haykırdı.

A. Raul Prebisch ve "Eşitsiz Mübadele"

Prebisch (ECLA), "Karşılaştırmalı Üstünlükler" masalını yerle bir etti.

  • Tez: Çevre (Öteki), hammadde satıp teknoloji satın aldığı sürece, ticaret hadleri sürekli aleyhine işleyecektir. Yani "Öteki", daha fazla çalışmak ama karşılığında daha az satın almak zorundadır.
  • Analiz: Bu, iktisadi bir doğa yasası değil, bilinçli bir yapısal tuzaktır. Merkezin zenginliği, Çevre’nin yoksulluğu üzerine "mekanik" olarak inşa edilmiştir.

B. Andre Gunder Frank: "Az Gelişmişliğin Gelişimi"

Frank, Rostow’un "geleneksel toplum" tanımına en sert darbeyi vurdu.

  • İtiraz: "Az gelişmişlik" bir başlangıç noktası değil, kapitalist sistem tarafından yaratılmış bir sonuçtur. İngiltere zenginleştiği için Hindistan yoksullaşmıştır.
  • Analiz: Bu bakışla, "Öteki" artık "gecikmiş" bir yolcu değildir; o, trenin lokomotifi daha hızlı gitsin diye rayların altına döşenen bir traverstir.

C. Samir Amin ve "Kopuş" (Delinking)

Mısırlı iktisatçı Samir Amin, bu sömürü döngüsünden kurtulmanın tek yolunun, "Beyaz Adam"ın kurduğu küresel piyasadan "kopmak" olduğunu savundu.

  • Tez: Merkez-Çevre ilişkisi bir "bağımlılık" ilişkisidir. "Öteki" kendi ihtiyaçları için değil, Merkezin ihtiyaçları (ucuz hammadde ve emek) için üretmeye zorlanmıştır.
  • Analiz: Amin, iktisadı bir "özgürleşme projesi" olarak yeniden tanımlar. Ona göre "Öteki", ancak Merkezin aynasından bakmayı bıraktığında gerçekten insanlaşacaktır.

 

Bu Durağın "Hitlerci" Zeminiyle Hesaplaşması: Bağımlılık Okulu şunu deşifre etmiştir: Nazilerin "Yaşam Alanı" (Lebensraum) stratejisi, 1950 sonrası dünyada "Ekonomik Nüfuz Alanı"na dönüşmüştür. Merkezin (Beyaz Adam) refah standartlarını koruması için, Çevre'nin (Öteki) kaynaklarının ve emeğinin sistematik olarak ucuza kapatılması şarttır. Bu, kan dökmeden yapılan ama milyonları açlığa mahkûm eden "yapısal bir soykırımdır."

 

Analiz Özeti: 1. Durak'ta "Öteki", ilk kez coğrafi ve yapısal bir kimlik kazanır. "Biz fakir olduğumuz için dışlanmıyoruz; siz bizi dışladığınız ve sömürdüğünüz için biz fakiriz" diyerek suçun yönünü değiştirir.

2. Durak: Feminist İktisat ve "Görünmez Emek" Devrimi

Feminist iktisat, 1970'lerden itibaren ana akım iktisadın en temel varsayımlarına bir "ontolojik saldırı" başlatır. Onların temel sorusu şudur: "Adam Smith akşam yemeğini nasıl yiyordu?" Smith, kasabın ve fırıncının bencilliğinden söz ederken; yemeği pişiren, evi temizleyen ve iş gücünü her gün yeniden üreten annesinin veya karısının emeğini neden denklemin dışına itmişti?

A. Marilyn Waring: "Sayılanlar ve Sayılmayanlar"

Eski bir siyasetçi ve iktisatçı olan Marilyn Waring, 1988 tarihli If Women Counted (Eğer Kadınlar Sayılsaydı) kitabıyla sistemin kalbine bir hançer saplar.

  • GSYH Bir Körlük Aracıdır: Waring, GSYH hesaplama sisteminin (SNA) sadece "piyasada satılan" değerleri gördüğünü ifşa eder. Bir savaş uçağı üretmek GSYH’yi artırırken; bir çocuğun büyümesi, yaşlıların bakımı veya temiz su taşınması "iktisadi değer" sayılmaz.
  • Analiz: İktisat, kadının emeğini "bedava bir doğal kaynak" (hava veya su gibi) olarak kodlamıştır. Kadın, Marshall’ın ve Keynes’in dünyasında sistemin işlemesi için elzem olan ama iktisadi olarak "yok" hükmünde olan bir "Öteki"dir.

B. Homo Economicus’un "Bakım" İhtiyacı

Feminist iktisatçılar (Nancy Folbre, Julie Nelson), ana akım iktisadın "bağımsız birey" tanımını parçalar.

  • Asalak Rasyonalite: Homo Economicus, her gün işe ütülü gömleğiyle, karnı tok ve psikolojik olarak hazır gidiyorsa; bu, onun rasyonalitesinden değil, evdeki "Öteki"nin (kadının) karşılıksız bakım emeğinden kaynaklanır.
  • Analiz: İktisadi akıl, kadını "duygusal ve irrasyonel" alana hapsederek, onun devasa üretim gücünü piyasa dışı bırakmıştır. Bu, "Öteki"nin "İçselleştirilmiş Sömürüsü"dür.

C. Kamusal ve Özel Alan Ayrımı: Modern Bir Getto

Feminist iktisat, "kamusal alan" (erkek/piyasa/akıl) ile "özel alan" (kadın/ev/duygu) arasındaki keskin ayrımın, iktisadi dışlamanın en güçlü silahı olduğunu söyler.

  • Üretken Olmayan Kadın: Say ve Marshall gibi isimlerin kadını "üretken olmayan" sınıfa sokması, sadece bir tanım değil; kadının kaynaklara, mülkiyete ve karar alma mekanizmalarına erişimini engelleyen bir "mülksüzleştirme" projesidir.

Bu Durağın "Ayrımcı" Zeminiyle Hesaplaşması: "Biyolojik Kader"

Feminist iktisadın deşifre ettiği Hitlerci zemin şudur: "İnsanı biyolojik fonksiyonuna indirgeyip, onu bu fonksiyon üzerinden sistemin dışına itmek."

  • Naziler kadını "Kinder, Küche, Kirche" (Çocuk, Mutfak, Kilise) üçlemesine hapsederek onu kamusal alandan kazımıştı.
  • Modern iktisat da benzer bir mantıkla; kadını "bakım emeği vericisi" olarak sabitlemiş, bu emeği "doğal bir içgüdü" (verimlilik hesabı yapılamayan bir alan) olarak sunarak onu ekonomik özneliğin dışına atmıştır. Bu, "Öteki"nin biyolojik bir hapishaneye kapatılmasıdır.

Analiz Özeti: 2. Durak'ta "Öteki", kendi evinin içinden konuşur. "Eğer ben durursam, o çok övündüğünüz rasyonel piyasanız bir günde çöker" diyerek, iktisadın "değer" tanımını temelinden sarsar.

3. Durak: Ekolojik İktisat ve "Doğanın Ötekileştirilmesi"

Ana akım iktisat için doğa, ya sonsuz bir "hammadde deposu" ya da sonsuz bir "atık çöplüğü"dür. Ekolojik iktisatçılar, 1970'lerden itibaren bu bakışın sadece teknik bir hata değil, bir "ontolojik körlük" olduğunu haykırdılar.

A. Nicholas Georgescu-Roegen: Entropi Yasası ve İktisadın İntiharı

Romen asıllı iktisatçı Roegen, iktisadı mekanik bir denge oyunu olarak görenlere termodinamiğin ikinci yasasıyla (Entropi) cevap verdi.

  • Mekanik İllüzyon vs. Biyolojik Gerçeklik: Ana akım iktisat, ekonomiyi sürekli dönen bir çark gibi görür. Roegen ise ekonominin "düşük entropili (kullanılabilir) enerjiyi alıp, yüksek entropili (kullanılamaz) atığa dönüştüren" tek yönlü bir sindirim sistemi olduğunu söyler.
  • Analiz: Doğayı "dışsallık" (externality) olarak paranteze almak, bir canlının kendi midesini "vücudumun dışındaki bir sorun" olarak görmesi kadar saçmadır. Doğa, iktisadın içindeki bir "Öteki" değil, iktisadı kapsayan mutlak sınırdır.

B. Sonsuz Büyüme Masalı ve "Dolu Dünya"

Herman Daly ve arkadaşları, iktisadın "sonsuz büyüme" saplantısını deşifre ederler.

  • Dışlama Mekanizması: İktisadi akıl, gelecek kuşakları ve ekosistemi "Öteki"leştirmiştir. Bugünün kârı için yarının kaynaklarını yok etmek, zamansal bir dışlamadır.
  • Analiz: "Beyaz Adam"ın iktisadı, dünyayı hala boş bir arazi (Empty World) zannetmektedir. Oysa dünya dolmuştur (Full World) ve bu sınırları kabul etmeyen her teori, "Öteki"leri (gelecek nesilleri, hayvanları, bitkileri) kurban eden bir yok oluş kültüdür.

 

4. Durak: Post-Kolonyal ve Stratifikasyon İktisadı – Modern İtiraz

Bu, itirazların en güncel ve "Beyaz Adam"ın kimliğine en doğrudan saldıran durağıdır. Burada mesele artık sadece sömürü değil, "bilginin kimliği"dir.

A. Epistemolojik İtiraz: "İktisat Sadece İngilizce ve Beyaz mıdır?"

Post-kolonyal iktisatçılar (Edward Said’in iktisadi takipçileri), iktisadın "evrensellik" iddiasının bir "akademik emperyalizm" olduğunu söylerler.

  • Bölgesel Bilgi: Hindistan'daki bir köyün veya Afrika’daki bir kabilenin "takas ve hediye" ekonomisi, "irrasyonel" veya "ilkel" değildir. O, Batılı piyasa mantığının dışında kalan başka bir rasyonalitedir.
  • Analiz: İktisat, Batı dışı tüm ekonomik pratikleri "Öteki" ilan ederek yok saymış veya onları "piyasaya uyum sağlaması gereken bozuk formlar" olarak kodlamıştır.

B. William Darity Jr. ve "Kimlik Sermayesi" (Tekrar ve Derinleşme)

Darity, itirazını piyasanın kalbinden yapar:

  • Piyasa Renk Körü Değildir: Chicago Okulu'nun "piyasa ayrımcılığı cezalandırır" tezi bir yalandır. Aksine, piyasa "Beyazlık"ı bir değer, "Ötekiliği" bir maliyet olarak fiyatlandırır.
  • Analiz: İktisat, ırkı ve kimliği modelin dışına iterek (Ötekileştirerek), aslında egemen olanın (Beyaz Adam) konumunu "doğal" ve "hak edilmiş" gibi göstermektedir.

 

Ek Bölümün Kapanışı: Epistemolojik Bir Kopuş Mümkün mü?

Bu dört duraktaki itirazlar (Bağımlılık, Feminizm, Ekoloji, Kimlik) bize şunu gösterir: "Beyaz Adam"ın iktisadı, sadece birilerini dışarıda bırakmadı; o, gerçekliğin kendisini dışarıda bıraktı.

  • Kadını dışlayarak Yaşamı,
  • Doğayı dışlayarak Geleceği,
  • Sömürgeyi dışlayarak Adaleti paranteze aldı.

Analiz Özeti: "Öteki"nin isyanı, sadece "biz de pastadan pay istiyoruz" demek değildir. Bu isyan, "Pastayı pişirdiğiniz mutfak kirli, kullandığınız un kanlı ve fırınınız dünyayı yakıyor" demektir.

 

EK BÖLÜM: Değerlendirme – İtirazlar Etkili Oldu mu, Yoksa Yeni Bir "Parantez" mi Kuruldu?

"Öteki"nin içerisinden yükselen bu dört büyük isyan (Bağımlılık, Feminizm, Ekoloji, Kimlik), iktisat biliminin o sarsılmaz kürsüsünü sallamayı başardı. Ancak 2026 yılından geriye baktığımızda, bu itirazların akıbetine dair sarsıcı bir sorgulama yapmamız gerekiyor.

1. Sistemin "Geri Emme" (Co-option) Kabiliyeti

Egemen iktisadi akıl, kendisine yönelen radikal eleştirileri yok etmek yerine, onları "teknokratik terimlere" dönüştürerek etkisizleştirme konusunda muazzam bir yeteneğe sahiptir.

  • Ekolojinin Evcilleştirilmesi: Doğanın isyanı, "Sürdürülebilir Kalkınma" veya "Yeşil Ekonomi" gibi kavramlarla piyasa mekanizmasının içine çekildi. Doğa hala bir "Özne" değil, "Karbon Kredisi" üzerinden alınıp satılan bir "Varlık Sınıfı"na dönüştürüldü.
  • Feminizmin Rasyonalizasyonu: Kadın emeği, "kadınların iş gücüne katılımı GSYH'yi %X artırır" denilerek meşrulaştırıldı. Yani kadın, "insan" olduğu için değil, "büyüme motoruna yeni bir yakıt" olduğu için sisteme dahil edildi.

2. "Öteki" Hala Dışarıda mı?

İtirazlar kurumsal düzeyde (BM raporları, Dünya Bankası metinleri) yer bulsa da iktisadın "sert çekirdeği" (Hardcore) hala Beyaz Adam’ın rasyonalitesiyle dönüyor.

  • Akademik Hiyerarşi: En prestijli iktisat dergileri hala matematiksel modelleri, yapısal ve kimliksel analizlere tercih ediyor. Stratifikasyon iktisadı veya Feminist iktisat, hala ana akımın yanında "eksantrik birer alt dal" (niche) muamelesi görüyor.
  • Analiz: İtirazlar "ses" getirdi ama "yönetimi" değiştiremedi. Beyaz Adam, masanın kenarına birkaç sandalye daha ekledi ama "menüyü" hala kendisi belirliyor.

3. Yeni Bir "Ötekileştirme" Formu: "Kapsayıcı" Dışlama

Bugün karşı karşıya olduğumuz en tehlikeli durum, "kapsayıcılık" (inclusivity) adı altında yapılan yeni dışlamadır.

  • İktisat artık "Öteki"yi dışarıda bırakmıyor; onu "kendi kurallarına uymak şartıyla" içeri alıyor.
  • Bir göçmen veya bir kadın, ancak "Beyaz Adam" gibi rasyonel, bencil ve verimli davranırsa sistemde yer bulabiliyor. Bu, "Öteki"nin sesini duyurması değil, "Öteki"nin kendine yabancılaşarak yok olmasıdır.

Sonuç ve Sorgulama: İsyanın Bakiyesi

Bu itirazlar etkili oldu mu?

  • Evet; çünkü artık kimse iktisat yaparken kadını, doğayı veya sömürge geçmişini "hiç yokmuş gibi" davranarak tam bir meşruiyet kuramıyor. Epistemolojik bir gedik açıldı.
  • Hayır; çünkü iktisadi aklın o "Hitlerci" zemini (verimlilik tapıncı ve insanı rakama indirgeme arzusu), bu itirazları da birer "risk yönetimi" başlığına dönüştürüp etkisizleştirmeyi bildi.

Sorgulama: "Öteki", iktisat bilimini gerçekten dönüştürmek mi istiyor, yoksa sadece o ayrıcalıklı "Beyaz Adam" kulübüne üye mi olmak istiyor? Eğer amacımız sadece "kulübe girmekse", kulübün dışlayıcı doğası asla değişmeyecektir. Gerçek etkinlik, kulübü yıkıp yerine herkesin eşit olduğu bir "açık alan" kurmaktan geçer.

 

Kaynakça: 1950 Sonrası ve "Öteki"nin İsyanı

I. Modernleşme, İnsan Sermayesi ve Chicago Okulu (1. ve 2. Durak)

  • Becker, G. S. (1957). The Economics of Discrimination. University of Chicago Press. (Dışlamanın rasyonalizasyonu ve "tercih" olarak sunulması).
  • Becker, G. S. (1964). Human Capital: A Theoretical and Empirical Analysis. National Bureau of Economic Research. (İnsanın bir yatırım nesnesine indirgenmesi).
  • Rostow, W. W. (1960). The Stages of Economic Growth: A Non-Communist Manifesto. Cambridge University Press. (Kronolojik dışlama ve Batı merkezli kalkınma şablonu).
  • Lewis, W. A. (1954). "Economic Development with Unlimited Supplies of Labour". The Manchester School. (Geleneksel kesimin "fazlalık" ve "değersiz" olarak kodlanması).

II. Stratifikasyon İktisadı ve Prekarya (3. ve 4. Durak)

  • Darity Jr, W. A. (2005). "Stratification Economics: The Role of Intergroup Inequality". Journal of Economics and Finance. (Grup hiyerarşisi ve yapısal dışlamanın manifestosu).
  • Hamilton, D., & Darity Jr, W. A. (2010). "Can ‘Baby Bonds’ Eliminate the Racial Wealth Gap in Putative Post-Racial America?". The Review of Black Political Economy. (Servet uçurumu ve mülkiyet duvarları).
  • Standing, G. (2011). The Precariat: The New Dangerous Class. Bloomsbury Academic. (Haklarından arındırılmış yeni "Öteki"nin tanımı).

III. Algoritmik Dışlama ve Dijital Gelecek (5. Durak)

  • O'Neil, C. (2016). Weapons of Math Destruction: How Big Data Increases Inequality and Threatens Democracy. Crown. (Matematikselleştirilmiş dışlama ve algoritmik önyargı).
  • Zuboff, S. (2019). The Age of Surveillance Capitalism. PublicAffairs. (İnsanın veri proletaryasına dönüşümü).

IV. "Öteki"nin İsyanı: Bağımlılık, Feminizm ve Ekoloji (Ek Bölüm)

  • Amin, S. (1976). Unequal Development: An Essay on the Social Formations of Peripheral Capitalism. Monthly Review Press. (Merkez-Çevre ilişkisinin ve sömürünün deşifresi).
  • Frank, A. G. (1966). "The Development of Underdevelopment". Monthly Review. (Kalkınma masalının yapısal eleştirisi).
  • Waring, M. (1988). If Women Counted: A New Feminist Economics. Harper & Row. (Görünmez emek ve GSYH eleştirisinin temel metni).
  • Folbre, N. (1994). Who Pays for the Kids? Gender and the Structures of Constraint. Routledge. (Bakım emeğinin iktisadi analizi).
  • Georgescu-Roegen, N. (1971). The Entropy Law and the Economic Process. Harvard University Press. (Doğanın iktisadi rasyonaliteye isyanı).
  • Daly, H. E. (1996). Beyond Growth: The Economics of Sustainable Development. Beacon Press. (Sonsuz büyüme illüzyonunun sonu).

V. Kuramsal Eleştiri ve Modern Değerlendirme

  • Harris, C. I. (1993). "Whiteness as Property". Harvard Law Review. (Beyazlığın bir iktisadi mülkiyet/sermaye olarak analizi).
  • Sassen, S. (2014). Expulsions: Brutality and Complexity in the Global Economy. Harvard University Press. (Modern dışlama ve sistem dışına itilme mekanizmaları).

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ