Ronald Coase (1910-2013): Fikri Dönüşümün ve Kurumsal İktisadın İnşası

 

Ronald Coase (1910-2013): Fikri Dönüşümün ve Kurumsal İktisadın İnşası

Ercan Eren

Rastlantıların ve Gözlemin Şekillendirdiği Bir Deha

Ronald Coase’un iktisat teorisine bakışını anlamak için, onun çocukluk ve ilk gençlik yıllarındaki fiziksel ve akademik engellere bakmak gerekir. Coase, dünyayı "dışarıdan bir gözlemci" olarak görmeye daha ilkokul yıllarında zorlanmıştı.

1. Fiziksel Engel ve Gözlem Yeteneği

Coase, çocukluğunda bacaklarındaki bir rahatsızlık (raşitizm/rickets kaynaklı zayıflık) nedeniyle demir bacak destekleri (leg-irons) kullanmak zorundaydı. Bu durum onu akranlarından fiziksel olarak ayırdı ve eğitimine "fiziksel engelli çocuklar okulu"nda başlamasına neden oldu.

  • Akademik Sonuç: Kendi deyimiyle, bu okuldaki eğitim seviyesi oldukça düşüktü ancak bu kısıt, ona çevresindeki dünyayı, kurumları ve insanların davranışlarını sessizce izleme alışkanlığı kazandırdı. Bu erken yaşta gelişen gözlemci ruhu, ileride teorik modeller yerine gerçek dünya verilerine tutkuyla bağlanmasının temelini oluşturdu.

2. "Kimya" Hayalinden "Ticaret" Kürsüsüne

Coase’un bir iktisatçı olması aslında tamamen sistemin bir cilvesidir. Gençliğinde doğa bilimlerine, özellikle Kimya’ya büyük ilgi duyuyordu ve kariyerini bu alanda kurmak istiyordu. Ancak o dönemin İngiliz eğitim sisteminde üniversitede bilim okumak için lisede Latince almış olma zorunluluğu vardı.

  • Zorunlu Tercih: Coase lisede Latince dersini almamıştı. Bu "bürokratik kısıt", onun fen fakültelerine girmesini engelledi. Geriye Latince gerektirmeyen tek bir seçenek kalıyordu: Ticaret (Bachelor of Commerce).
  • İroni: Eğer İngiliz eğitim sistemi o dönem bu kadar katı olmasaydı, bugün "İşlem Maliyetleri" veya "Coase Teoremi" muhtemelen hiç olmayacaktı; Coase başarılı bir kimyager olarak kalacaktı.

3. LSE’ye İlk Adım

1929 yılında London School of Economics'e (LSE) girdiğinde, amacı hâlâ bir iktisat kuramcısı olmak değil, iş dünyasında iyi bir pozisyon bulmaktı. Ancak LSE'nin o dönemdeki entelektüel fırtınası, onu içine çeken bir laboratuvara dönüştü. Burada Arnold Plant gibi hocalarla tanışması ve Abba Lerner gibi isimlerle sosyalizm üzerine yaptığı tartışmalar, onu modern iktisat tarihinin en büyük "sessiz devrimine" hazırlayacaktı.

 

I. Aşama: LSE Laboratuvarı ve "Planlama" Sorunsalı (1929- 1932)

Coase bu döneme girdiğinde, zihni henüz "iktisatçı gibi düşünmek" üzere formatlanmamıştı. Ticaret (B. Com) öğrencisi olması, onu soyut denklemlerden ziyade işletme gerçeklerine daha yakın tutuyordu.

1. Entelektüel Kimlik: Abba Lerner ve Sosyalist Merak

Coase ve Abba Lerner, LSE'de ayrılmaz bir ikiliydi. Lerner, Rus devriminin heyecanını ve Marksist idealleri entelektüel bir potada eritmeye çalışıyordu. Coase ise o dönemde kendisini "ılımlı bir sosyalist" olarak tanımlıyordu.

  • Piyasa Başarısızlığı İnancı: O dönemde her iki genç de Büyük Buhran'ın gölgesinde, serbest piyasanın (Laissez-faire) kaotik, savurgan ve adaletsiz olduğuna inanıyordu.
  • Rasyonalite Arayışı: Coase’un o dönemki temel sorusu şuydu: "Eğer toplumun kaynaklarını daha rasyonel, israfsız ve planlı bir şekilde dağıtabileceksek, neden piyasanın kör tesadüflerine bırakalım?" Bu, onu merkezi planlama fikrine yaklaştıran temel motivasyondu.

2. Sosyalist Hesaplama Tartışmasının Merkezinde Bir Gözlemci

Coase, LSE’de devlerin çarpışmasına şahitlik ediyordu. Bir tarafta hocaları Lionel Robbins ve Friedrich Hayek, Ludwig von Mises’in izinden giderek "Sosyalist bir ekonomide fiyatlar olmadığı için rasyonel hesaplama yapılamaz" diyordu. Diğer tarafta ise Oskar Lange ve yakın dostu Abba Lerner, piyasa mekanizmasının (arz-talep dengesi) merkezi bir otorite tarafından "taklit edilebileceğini" (Piyasa Sosyalizmi) savunuyordu.

  • Coase’un Sıkışmışlığı: Coase, Hayek ve Robbins'in "piyasanın bilgi dağıtıcı rolü" hakkındaki argümanlarından etkileniyordu ancak Lerner’ın "bilinçli koordinasyon" (planlama) idealinden de kopamıyordu. Bu gerilim, onu mülkiyet ve koordinasyonun özüne inmeye zorladı.

3. Temel Paradoks ve "Birim" Sorunu

İşte Coase’u 1937 makalesine götüren o dahice soru burada filizlendi. Lerner ve Lange, tüm ekonominin dev bir "planlama dairesi" gibi yönetilebileceğini iddia ediyordu. Coase ise bu noktada ölçek (scale) sorununa takıldı:

  • Eğer planlama piyasadan daha etkinse: Neden sadece devlet düzeyinde değil, her yerde planlama yok?
  • Eğer piyasa mükemmelse: Neden firmalar var? Neden bir tekstil fabrikasının içindeki pamuk, iplik bölümüne satılmıyor da bir müdürün emriyle gönderiliyor?

4. Sonuç: "Görünmez El"in İçindeki "Görünür El"

Coase, LSE yıllarının sonunda şu çarpıcı gerçeği fark etti: İktisat teorisi, ekonomiyi bir bütün (makro) veya tek bir tüketici (mikro) olarak görüyor ama arada duran "Firma" birimini (yani o minyatür planlama merkezini) bir "kara kutu" olarak bırakıyordu.

LSE’deki bu sosyalist tartışmalar, Coase’a piyasayı ve planlamayı birer "din" gibi değil, birer koordinasyon teknolojisi gibi görmeyi öğretti. Artık şu soruyla Amerika'ya gitmeye hazırdı: "Piyasa mı daha pahalı bir teknoloji, yoksa planlama (hiyerarşi) mi?"

II. Aşama: Amerika Seyahati ve "Firma" Keşfi (1932- 1937)

Coase Amerika'ya vardığında, elinde Abba Lerner ile tartıştığı "Merkezi Planlama" teorileri, karşısında ise Ford’un River Rouge fabrikası gibi, bir uçtan demir cevherinin girip diğer uçtan otomobilin çıktığı devasa dikey entegre yapılar vardı.

1. "Piyasa Okyanusundaki Bilinçli Güç Adacıkları"

Coase, fabrikaları gezerken ders kitaplarında anlatılan o "kendiliğinden işleyen piyasa" (fiyat mekanizması) ile fabrikaların içindeki "emir-komuta" zinciri arasındaki devasa uçurumu gördü.

  • Gözlem: Bir fabrikanın içinde işçiler birbirlerine parça satmıyorlardı. Bir ustabaşı veya müdür, bir kaynağı bir yerden alıp diğerine aktarıyordu.
  • Keşif: Coase, bu yapıların aslında Lerner'ın hayalini kurduğu "merkezi planlama"nın kapitalist sistem içindeki minyatür uygulamaları olduğunu anladı. Dennis Robertson’ın meşhur deyimiyle, bunlar "piyasa okyanusundaki bilinçli güç adacıkları" idi.

2. Neden Her Şey Tek Bir Dev Şirket Değil? (Veya Neden Hiç Şirket Yok?)

Coase, Amerika'da şu soruyu sivriltmiştir:

  • Eğer piyasa (fiyat mekanizması) mükemmel ve bedava ise, neden bu fabrikalar var? Neden Henry Ford her bir işi dışarıdaki serbest çalışanlara (contractors) ihale etmiyor?
  • Öte yandan, eğer hiyerarşi ve planlama bu kadar etkinse, neden tüm dünya ekonomisi tek bir dev şirket (veya Sovyetler Birliği tarzı tek bir planlama dairesi) değil?

3. Büyük İpucu: İşlem Maliyetleri (Transaction Costs)

Coase, Amerikan işletmelerindeki satın alma birimlerini ve sözleşme süreçlerini incelediğinde, piyasayı kullanmanın "bedava olmadığını" fark etti. Bir malı piyasadan almanın şu maliyetleri vardı:

  • Keşif: Doğru fiyatın ve satıcının kim olduğunu bulma.
  • Pazarlık: Şartlar üzerinde uzlaşma sağlama.
  • Denetim: Sözleşmenin yerine getirilip getirilmediğini takip etme.

İşte "Firma", bu maliyetlerin çok yüksek olduğu durumlarda, piyasayı devre dışı bırakıp koordinasyonu "içselleştirerek" tasarruf sağlayan bir mekanizmaydı.

4. "The Nature of the Firm" (1937) Makalesinin Doğuşu

Amerika dönüşü bu gözlemlerini kâğıda döken Coase, makalesini şu temel denge üzerine kurdu:

Bir firma, bir ek işlemi kendi bünyesinde yapmanın maliyeti, aynı işlemi piyasada bir sözleşme ile yaptırmanın maliyetine eşit olana kadar büyür.

Bu, firmanın sınırlarını belirleyen matematiksel ve mantıksal bir eşikti. Böylece Coase, LSE’deki "sosyalist planlama" merakını, kapitalist firmanın varlık sebebini açıklayan bilimsel bir modele dönüştürmüştür.

III. Aşama: Savaş Yılları ve "Karatahta"dan Kopuş (1939- 1951)

Bu dönem, Coase'un sadece bir gözlemci değil, bir "operatör" olarak devlet mekanizmasının içine girdiği ve verinin ne kadar "kirli" ve "zor" olduğunu gördüğü evredir.

1. Merkezi İstatistik Ofisi ve Savaş Ekonomisi (1940- 1946)

Savaş patlak verdiğinde Coase, İngiliz hükümeti bünyesindeki Merkezi İstatistik Ofisi'ne (CSO) katıldı. Görevi, savaşın lojistik ihtiyaçlarını (hammadde, nakliye, gıda) koordine etmek için veri toplamaktı.

  • Verinin Mutfağı: Burada, iktisatçıların denklemlerine koydukları o "pürüzsüz" sayıların gerçek hayatta ne kadar güvenilmez olduğunu gördü. Verilerin nasıl eksik toplandığını, nasıl manipüle edildiğini ve gerçek hayatın karmaşıklığının modellerle nasıl örtüşmediğini bizzat deneyimledi.
  • Sonuç: Bu tecrübe, onun ileride "Karatahta İktisadı" (Blackboard Economics) diyeceği şeye; yani gerçekliği olmayan, kâğıt üzerindeki modellerle yapılan iktisada karşı duyduğu derin antipatiyi başlattı.

2. Kamu Hizmetleri ve BBC Analizi (1946- 1950)

Savaş sonrası LSE'ye dönen Coase, ilgisini piyasadaki "doğal tekeller" ve kamu hizmetlerine yöneltti. Özellikle BBC üzerine yaptığı çalışma (1950'de kitaplaştı), onun kariyerindeki ikinci büyük makaleye giden yolu açtı.

  • Tekel ve Frekans Sorunu: BBC'nin yayın tekelini incelerken, radyo dalgalarının (frekansların) nasıl tahsis edildiğini araştırdı.
  • Keşif: Coase, frekans karışıklıklarının teknik bir sorundan ziyade bir "mülkiyet hakkı" sorunu olduğunu fark etti. Eğer frekanslar üzerinde mülkiyet hakları tanımlansaydı, piyasa bu karışıklığı mahkemelerden veya devlet planlamasından daha iyi çözebilirdi.

3. Pigou ve "Refah İktisadı" ile İlk Çatışma

Bu yıllarda, o dönemin hâkim görüşü olan Arthur Pigou'nun refah iktisadını sorgulamaya başladı. Pigou, "fabrika dumanı çevreyi kirletiyorsa devlet vergi koymalıdır" diyordu.

  • Coase'un Şüphesi: Coase, savaş yıllarındaki saha tecrübesiyle biliyordu ki devletin bu vergiyi doğru hesaplaması ve uygulaması muazzam bir "işlem maliyeti" doğururdu. Bu şüphe, onu 1960'ta yazacağı Nobel getiren makalenin temel sorusuna itti: "Acaba taraflar devlet olmadan bu sorunu çözebilir mi?"

4. İngiltere'den Entelektüel Kopuş

1951 yılına gelindiğinde Coase, İngiltere'deki akademik ortamın fazla "Keynesyen" ve "devletçi" hale geldiğini, tartışmaların ise gerçek dünyadan kopuk, fazla teorik bir düzleme kaydığını düşünüyordu.

  • Göç Kararı: Buffalo Üniversitesi'nden gelen teklifi, sadece bir iş değişikliği olarak değil, kendi fikirlerini (mülkiyet hakları ve işlem maliyetleri) özgürce geliştirebileceği bir "yeni dünya" arayışı olarak kabul etti.

IV. Aşama: Virginia ve "Sosyal Maliyet" Devrimi (1951- 1964)

Coase Amerika'ya geldiğinde artık 40'lı yaşlarındaydı. İngiltere’deki tecrübeleri onu "piyasanın kurumlarla kaim olduğu" fikrine sarsılmaz bir şekilde bağlamıştı.

1. Buffalo'dan Virginia'ya: Muhafazakâr Bir Entelektüel Sığınak

1958’de Virginia Üniversitesi’ne geçişi çok kritiktir. Burada James M. Buchanan (Kamu Tercihi Teorisi'nin babası) ile birlikte çalıştı. Bu ekip, devletin "iyiliksever bir tanrı" gibi müdahale ettiği yönündeki ana akım (Pigoucu) görüşe şüpheyle bakıyordu.

  • BBC'den FCC'ye: Coase, İngiltere'deki BBC araştırmasını Amerikan radyo frekansları (FCC) üzerine taşıdı. Frekans karışıklığının "devlet tahsisiyle" değil, "mülkiyet haklarının satılmasıyla" çözüleceğini savundu. Bu, o günkü akademik dünya için bir "piyasa köktenciliği" gibi görünüyordu ama Coase aslında sadece işlem maliyetlerini minimize etmeye çalışıyordu.

2. Nobel'e Giden Gece: Chicago Akşam Yemeği (1960)

Coase, FCC makalesindeki mantığı genelleştirerek "The Problem of Social Cost" makalesini taslak haline getirdi. Chicago Üniversitesi’ndeki devler (Stigler, Friedman vb.), Coase’un mülkiyet hakları konusundaki fikirlerinin "mantıksal bir hata" olduğunu düşünüp onu bir akşam yemeğine davet ettiler.

  • Tartışma: 20 tane "ağır sıklet" iktisatçıya karşı tek başına Coase. Milton Friedman, Coase’u köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu.
  • Aydınlanma Anı: Gece ilerledikçe Coase onlara şunu gösterdi: Eğer işlem maliyetleri sıfırsa, kanunların kimin lehine olduğu (trenin kıvılcımı tarlayı mı yaktı, yoksa tarla mı rayın yanındaydı) kaynağın etkin kullanımını değiştirmez; taraflar anlaşır.
  • Sonuç: Yemek bittiğinde oylama yapıldı ve 20 kişi de Coase’un haklı olduğunu kabul etti. George Stigler, o geceyi "İktisadi düşüncede bir paradigma değişimi" olarak anacaktır.

3. "The Problem of Social Cost" (1960): Pigou'nun Sonu

Bu makale, o meşhur Coase Teoremi'ni (isminden nefret etse de) dünyaya tanıttı:

  • Dışsallıklar Karşılıklıdır: Kirlilik yaratan bir fabrika sadece çevreye zarar vermez; fabrikanın kapatılması da fabrikaya zarar verir. Mesele, toplam zararı minimize etmektir.
  • Mülkiyet Hakları ve Kurumlar: Coase, mülkiyet haklarının netleştirilmesinin mahkemelerin veya vergilerin yerini alabileceğini kanıtladı. Ancak uyardı: "Gerçek dünyada işlem maliyetleri hiçbir zaman sıfır değildir, o yüzden hukuk sistemi (kurumlar) hayati önem taşır."

4. "Hukuk ve İktisat"ın Doğuşu

Bu makale, sadece iktisadı değil, hukuk bilimini de kökten değiştirdi. Hukuk kurallarının "adalet" kadar "ekonomik etkinlik" üzerinden de değerlendirilebileceği fikri, bu aşamanın en büyük mirası oldu.

V. Aşama: Chicago ve Hukuk-İktisat Sentezi (1964- 2013)

Coase Chicago’ya geldiğinde, okulun iktisat bölümü Milton Friedman ve George Stigler ile "pozitivist ve matematiksel" bir zirve yaşıyordu. Ancak Coase, bu devlerin aksine, evini İktisat Fakültesi yerine Hukuk Fakültesi (Law School) olarak seçti. Bu, onun metodolojik tercihinin en somut ilanıydı.

1. "Journal of Law and Economics" ve Editörlük İmparatorluğu

Coase, 1964’ten 1982’ye kadar bu derginin editörlüğünü yürüttü.

  • Disiplin İnşası: Dergi aracılığıyla iktisatçılara mülkiyet haklarını, hukukçulara ise işlem maliyetlerini öğretti. Richard Posner gibi dev isimlerin yetiştiği bu ortam, Amerikan hukuk sisteminin ekonomik rasyonalite ile yeniden yorumlanmasını sağladı.
  • Vaka Analizi Tutkusu: Teorik makaleler yerine, gerçek mahkeme kayıtlarına ve endüstriyel vakalara dayanan çalışmaları ödüllendirdi.

2. "Karatahta İktisadı"na (Blackboard Economics) Karşı Nihai Cephe

Coase, Chicago’da bile ana akım iktisadın "modelleme" tutkusuna karşı en sert eleştirmen olarak kaldı.

  • Eleştiri: İktisatçıların tahtaya bir Arz (S) ve bir Talep (D) eğrisi çizip, aradaki farkı bir "vergi" (Pigoucu müdahale) ile kapatmalarını küçümsedi. Ona göre bu, "gerçek dünyada işlemesi imkânsız olan, sürtünmesiz bir evren tasarımıydı."
  • Kurumların Dönüşü: Coase'a göre önemli olan "ideal denge" değil, mahkemelerin hızı, sözleşmelerin maliyeti ve rüşvetin seviyesi gibi kurumsal engellerdi.

3. Nobel Ödülü (1991): "Sessiz Devrim"in Tescili

Coase 81 yaşındayken Nobel İktisat Ödülü'nü aldı. Nobel komitesi onu ödüllendirirken, sadece iki makalesine (1937 ve 1960) atıf yapmıştı.

  • Önemi: Bu ödül, iktisadın sadece "sayılar" değil, aynı zamanda "kurallar, yasalar ve organizasyonlar" olduğunu kabul eden Yeni Kurumsal İktisat (New Institutional Economics) akımının zaferiydi.

4. 100 Yaşında Bir Gözlemci: Çin ve Kapitalizm

Coase, ömrünün son yıllarında (100 yaşını devirmişken) dikkatini Çin'e çevirdi. 2012'de yayımladığı "How China Became Capitalist" kitabıyla, Çin'in başarısını merkezi bir planlamaya değil, "marjinal denemelere" ve yerelde filizlenen mülkiyet haklarına bağladı.

  • LSE'ye Dönüş: İlginç bir şekilde, gençliğinde Abba Lerner ile tartıştığı "sosyalizm ve planlama" sorunsalına, ömrünün sonunda Çin örneği üzerinden bilimsel bir cevap vererek çemberi tamamlamıştır.

Genel Değerlendirme ve Sonuç: Bir "Kara Kutu" Olarak İktisadın Tasfiyesi

Ronald Coase’un iktisadi düşünce tarihindeki yerini sarsılmaz kılan temel unsur, ana akım iktisadın "varsayımsal" dünyasını, gerçek dünyanın "kurumsal" sertliğiyle terbiye etmiş olmasıdır. Onun hikayesi, bir sosyalist gençten bir piyasa kuramcısına evrilen bir adamın değil; koordinasyonun maliyetini keşfeden bir dâhinin hikayesidir.

1. Metodolojik Devrim: Karatahtadan Sahaya

Coase, iktisatçıları fildişi kulelerinden indirip fabrikalara, mahkeme salonlarına ve limanlara davet etmiştir. Onun en büyük mirası, iktisadın sadece bir "matematiksel optimizasyon" değil, bir "kurumsal organizasyon" meselesi olduğunu kanıtlamasıdır. "Karatahta İktisadı" eleştirisi, bugün hâlâ modellerin gerçeklikle bağını sorgulayan her sosyal bilimci için bir kutup yıldızıdır.

2. Koordinasyonun Anatomisi: Piyasa vs. Hiyerarşi

Coase öncesinde firma, iktisat teorisi için bir "üretim fonksiyonu"ndan ibaretti. Coase, LSE yıllarındaki planlama tartışmalarını rafine ederek, firmanın aslında piyasaya bir alternatif değil, piyasayı kullanmanın maliyetli olduğu yerlerde ortaya çıkan bir çözüm olduğunu göstermiştir. Bu bakış açısı, bugün "Yeni Kurumsal İktisat" (New Institutional Economics) dediğimiz devasa literatürün temelini atmıştır.

3. Haklar, Vergiler ve Verimlilik

"Sosyal Maliyet Problemi" ile Coase, dışsallıklar meselesini "suçlu ve kurban" (Pigoucu bakış) ikileminden kurtarıp, "hakların tahsisi ve pazarlık" zeminine taşımıştır. Bu yaklaşım, sadece iktisadı değil, mülkiyet hukukunu ve çevre politikalarını da kökten değiştirmiştir. Bugün karbon piyasalarından radyo frekansı ihalelerine kadar her yerde Coaseyen mantığın izlerini görmek mümkündür.

4. Sonuç: Mütevazı Bir Dehanın Mirası

Coase, hayatı boyunca çok az ama her biri bir disiplini değiştiren makaleler yazdı. 102 yaşında Çin üzerine yazdığı son eseriyle, gençliğindeki "planlama" merakını "kurumsal gelişim" analiziyle nihayete erdirdi. Onun mirası, iktisatçılara şu basit ama hayati öğüdü bırakır: "İnsanların gerçekten ne yaptığını görmek istiyorsanız, denklemlerinize değil, kapıdan dışarıya bakın."

KAYNAKÇA

1. Temel Eserler (Ronald Coase Tarafından Yazılanlar)

Bu eserler, Coase'un metodolojisini ve kurumsal iktisada bakışını doğrudan anlamak için birincil kaynaktır:

  • Coase, R. H. (1937). "The Nature of the Firm". Economica, 4(16), 386-405.

İşlem maliyetleri ve firmanın varlık sebebini ortaya koyan makale.

  • Coase, R. H. (1960). "The Problem of Social Cost". Journal of Law and Economics, 3, 1-44.

Mülkiyet hakları ve dışsallıklar üzerine Nobel getiren başyapıtı.

  • Coase, R. H. (1974). "The Lighthouse in Economics". Journal of Law and Economics, 17(2), 357-376.

Kamusal malların (fener örneği üzerinden) özel sektör tarafından sağlanabileceğine dair vaka analizi.

  • Coase, R. H. (1988). The Firm, the Market, and the Law. University of Chicago Press.

Temel makalelerinin toplandığı ve metodolojik giriş bölümleriyle zenginleştirilmiş kitabı.

  • Coase, R. H., & Wang, N. (2012). How China Became Capitalist. Palgrave Macmillan.

101 yaşındayken yayımladığı, kurumsal dönüşümü Çin örneğiyle inceleyen son eseri.

2. Biyografik ve Metodolojik İncelemeler

Coase'un LSE yıllarını ve entelektüel çevresini (Lerner, Plant, Robbins) anlamak için:

  • Coase, R. H. (1991). "The Institutional Structure of Production". Nobel Prize Lecture.

Kendi hayat hikayesini ve fikirlerinin evrimini özetlediği ödül konuşması.

  • Kitch, E. W. (1983). "The Fire of Truth: A Remembrance of Law and Economics at Chicago, 1932-1970". Journal of Law and Economics, 26(1), 163-234.

O meşhur 1960 Chicago akşam yemeğinin ve o dönemin atmosferinin anlatıldığı sözlü tarih çalışması.

  • Medema, S. G. (1994). Ronald H. Coase. St. Martin's Press.

Coase'un fikirlerini sistematik olarak inceleyen en kapsamlı biyografilerden biri.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ