Ronald Coase (1910-2013): Fikri Dönüşümün ve Kurumsal İktisadın İnşası
Ronald Coase (1910-2013): Fikri Dönüşümün ve Kurumsal İktisadın İnşası
Ercan Eren
Rastlantıların ve Gözlemin Şekillendirdiği Bir Deha
Ronald
Coase’un iktisat teorisine bakışını anlamak için, onun çocukluk ve ilk gençlik
yıllarındaki fiziksel ve akademik engellere bakmak gerekir. Coase, dünyayı
"dışarıdan bir gözlemci" olarak görmeye daha ilkokul yıllarında
zorlanmıştı.
1. Fiziksel Engel ve Gözlem Yeteneği
Coase,
çocukluğunda bacaklarındaki bir rahatsızlık (raşitizm/rickets kaynaklı
zayıflık) nedeniyle demir bacak destekleri (leg-irons) kullanmak zorundaydı. Bu
durum onu akranlarından fiziksel olarak ayırdı ve eğitimine "fiziksel
engelli çocuklar okulu"nda başlamasına neden oldu.
- Akademik Sonuç: Kendi deyimiyle, bu okuldaki eğitim seviyesi oldukça düşüktü ancak bu
kısıt, ona çevresindeki dünyayı, kurumları ve insanların davranışlarını
sessizce izleme alışkanlığı kazandırdı. Bu erken yaşta gelişen gözlemci
ruhu, ileride teorik modeller yerine gerçek dünya verilerine tutkuyla
bağlanmasının temelini oluşturdu.
2. "Kimya" Hayalinden "Ticaret" Kürsüsüne
Coase’un bir
iktisatçı olması aslında tamamen sistemin bir cilvesidir. Gençliğinde doğa
bilimlerine, özellikle Kimya’ya büyük ilgi duyuyordu ve kariyerini bu
alanda kurmak istiyordu. Ancak o dönemin İngiliz eğitim sisteminde üniversitede
bilim okumak için lisede Latince almış olma zorunluluğu vardı.
- Zorunlu Tercih: Coase lisede Latince dersini almamıştı. Bu "bürokratik
kısıt", onun fen fakültelerine girmesini engelledi. Geriye Latince
gerektirmeyen tek bir seçenek kalıyordu: Ticaret (Bachelor of Commerce).
- İroni: Eğer
İngiliz eğitim sistemi o dönem bu kadar katı olmasaydı, bugün "İşlem
Maliyetleri" veya "Coase Teoremi" muhtemelen hiç
olmayacaktı; Coase başarılı bir kimyager olarak kalacaktı.
3. LSE’ye İlk Adım
1929 yılında
London School of Economics'e (LSE) girdiğinde, amacı hâlâ bir iktisat kuramcısı
olmak değil, iş dünyasında iyi bir pozisyon bulmaktı. Ancak LSE'nin o dönemdeki
entelektüel fırtınası, onu içine çeken bir laboratuvara dönüştü. Burada Arnold
Plant gibi hocalarla tanışması ve Abba Lerner gibi isimlerle sosyalizm üzerine
yaptığı tartışmalar, onu modern iktisat tarihinin en büyük "sessiz
devrimine" hazırlayacaktı.
I. Aşama: LSE Laboratuvarı ve "Planlama" Sorunsalı (1929- 1932)
Coase bu
döneme girdiğinde, zihni henüz "iktisatçı gibi düşünmek" üzere
formatlanmamıştı. Ticaret (B. Com) öğrencisi olması, onu soyut denklemlerden
ziyade işletme gerçeklerine daha yakın tutuyordu.
1. Entelektüel Kimlik: Abba Lerner ve Sosyalist Merak
Coase ve Abba
Lerner, LSE'de ayrılmaz bir ikiliydi. Lerner, Rus devriminin heyecanını ve
Marksist idealleri entelektüel bir potada eritmeye çalışıyordu. Coase ise o
dönemde kendisini "ılımlı bir sosyalist" olarak tanımlıyordu.
- Piyasa Başarısızlığı İnancı: O dönemde her iki genç de Büyük Buhran'ın gölgesinde, serbest
piyasanın (Laissez-faire) kaotik, savurgan ve adaletsiz olduğuna
inanıyordu.
- Rasyonalite Arayışı: Coase’un o dönemki temel sorusu şuydu: "Eğer toplumun
kaynaklarını daha rasyonel, israfsız ve planlı bir şekilde
dağıtabileceksek, neden piyasanın kör tesadüflerine bırakalım?"
Bu, onu merkezi planlama fikrine yaklaştıran temel motivasyondu.
2. Sosyalist Hesaplama Tartışmasının Merkezinde Bir Gözlemci
Coase, LSE’de
devlerin çarpışmasına şahitlik ediyordu. Bir tarafta hocaları Lionel Robbins
ve Friedrich Hayek, Ludwig von Mises’in izinden giderek "Sosyalist
bir ekonomide fiyatlar olmadığı için rasyonel hesaplama yapılamaz"
diyordu. Diğer tarafta ise Oskar Lange ve yakın dostu Abba Lerner,
piyasa mekanizmasının (arz-talep dengesi) merkezi bir otorite tarafından
"taklit edilebileceğini" (Piyasa Sosyalizmi) savunuyordu.
- Coase’un Sıkışmışlığı: Coase, Hayek ve Robbins'in "piyasanın bilgi dağıtıcı rolü"
hakkındaki argümanlarından etkileniyordu ancak Lerner’ın "bilinçli
koordinasyon" (planlama) idealinden de kopamıyordu. Bu gerilim, onu
mülkiyet ve koordinasyonun özüne inmeye zorladı.
3. Temel Paradoks ve "Birim" Sorunu
İşte Coase’u
1937 makalesine götüren o dahice soru burada filizlendi. Lerner ve Lange, tüm
ekonominin dev bir "planlama dairesi" gibi yönetilebileceğini iddia
ediyordu. Coase ise bu noktada ölçek (scale) sorununa takıldı:
- Eğer planlama piyasadan daha etkinse: Neden sadece devlet düzeyinde değil, her yerde planlama yok?
- Eğer piyasa mükemmelse: Neden firmalar var? Neden bir tekstil fabrikasının içindeki pamuk,
iplik bölümüne satılmıyor da bir müdürün emriyle gönderiliyor?
4. Sonuç: "Görünmez El"in İçindeki "Görünür El"
Coase, LSE
yıllarının sonunda şu çarpıcı gerçeği fark etti: İktisat teorisi, ekonomiyi bir
bütün (makro) veya tek bir tüketici (mikro) olarak görüyor ama arada duran "Firma"
birimini (yani o minyatür planlama merkezini) bir "kara kutu" olarak
bırakıyordu.
LSE’deki bu
sosyalist tartışmalar, Coase’a piyasayı ve planlamayı birer "din"
gibi değil, birer koordinasyon teknolojisi gibi görmeyi öğretti. Artık
şu soruyla Amerika'ya gitmeye hazırdı: "Piyasa mı daha pahalı bir
teknoloji, yoksa planlama (hiyerarşi) mi?"
II. Aşama: Amerika Seyahati ve "Firma" Keşfi (1932- 1937)
Coase
Amerika'ya vardığında, elinde Abba Lerner ile tartıştığı "Merkezi
Planlama" teorileri, karşısında ise Ford’un River Rouge fabrikası
gibi, bir uçtan demir cevherinin girip diğer uçtan otomobilin çıktığı devasa
dikey entegre yapılar vardı.
1. "Piyasa Okyanusundaki Bilinçli Güç Adacıkları"
Coase,
fabrikaları gezerken ders kitaplarında anlatılan o "kendiliğinden işleyen
piyasa" (fiyat mekanizması) ile fabrikaların içindeki
"emir-komuta" zinciri arasındaki devasa uçurumu gördü.
- Gözlem: Bir
fabrikanın içinde işçiler birbirlerine parça satmıyorlardı. Bir ustabaşı
veya müdür, bir kaynağı bir yerden alıp diğerine aktarıyordu.
- Keşif: Coase,
bu yapıların aslında Lerner'ın hayalini kurduğu "merkezi
planlama"nın kapitalist sistem içindeki minyatür uygulamaları
olduğunu anladı. Dennis Robertson’ın meşhur deyimiyle, bunlar "piyasa
okyanusundaki bilinçli güç adacıkları" idi.
2. Neden Her Şey Tek Bir Dev Şirket Değil? (Veya Neden Hiç Şirket Yok?)
Coase,
Amerika'da şu soruyu sivriltmiştir:
- Eğer piyasa (fiyat mekanizması) mükemmel ve
bedava ise, neden bu fabrikalar var? Neden Henry Ford her bir işi
dışarıdaki serbest çalışanlara (contractors) ihale etmiyor?
- Öte yandan, eğer hiyerarşi ve planlama bu
kadar etkinse, neden tüm dünya ekonomisi tek bir dev şirket (veya
Sovyetler Birliği tarzı tek bir planlama dairesi) değil?
3. Büyük İpucu: İşlem Maliyetleri (Transaction Costs)
Coase,
Amerikan işletmelerindeki satın alma birimlerini ve sözleşme süreçlerini
incelediğinde, piyasayı kullanmanın "bedava olmadığını" fark
etti. Bir malı piyasadan almanın şu maliyetleri vardı:
- Keşif: Doğru
fiyatın ve satıcının kim olduğunu bulma.
- Pazarlık: Şartlar
üzerinde uzlaşma sağlama.
- Denetim:
Sözleşmenin yerine getirilip getirilmediğini takip etme.
İşte
"Firma", bu maliyetlerin çok yüksek olduğu durumlarda, piyasayı devre
dışı bırakıp koordinasyonu "içselleştirerek" tasarruf sağlayan
bir mekanizmaydı.
4. "The Nature of the Firm" (1937) Makalesinin Doğuşu
Amerika dönüşü
bu gözlemlerini kâğıda döken Coase, makalesini şu temel denge üzerine kurdu:
Bir firma, bir
ek işlemi kendi bünyesinde yapmanın maliyeti, aynı işlemi piyasada bir sözleşme
ile yaptırmanın maliyetine eşit olana kadar büyür.
Bu, firmanın
sınırlarını belirleyen matematiksel ve mantıksal bir eşikti. Böylece Coase,
LSE’deki "sosyalist planlama" merakını, kapitalist firmanın varlık
sebebini açıklayan bilimsel bir modele dönüştürmüştür.
III. Aşama: Savaş Yılları ve "Karatahta"dan Kopuş (1939- 1951)
Bu dönem,
Coase'un sadece bir gözlemci değil, bir "operatör" olarak devlet
mekanizmasının içine girdiği ve verinin ne kadar "kirli" ve
"zor" olduğunu gördüğü evredir.
1. Merkezi İstatistik Ofisi ve Savaş Ekonomisi (1940- 1946)
Savaş patlak
verdiğinde Coase, İngiliz hükümeti bünyesindeki Merkezi İstatistik Ofisi'ne
(CSO) katıldı. Görevi, savaşın lojistik ihtiyaçlarını (hammadde, nakliye, gıda)
koordine etmek için veri toplamaktı.
- Verinin Mutfağı: Burada, iktisatçıların denklemlerine koydukları o
"pürüzsüz" sayıların gerçek hayatta ne kadar güvenilmez olduğunu
gördü. Verilerin nasıl eksik toplandığını, nasıl manipüle edildiğini ve
gerçek hayatın karmaşıklığının modellerle nasıl örtüşmediğini bizzat
deneyimledi.
- Sonuç: Bu
tecrübe, onun ileride "Karatahta İktisadı" (Blackboard
Economics) diyeceği şeye; yani gerçekliği olmayan, kâğıt üzerindeki
modellerle yapılan iktisada karşı duyduğu derin antipatiyi başlattı.
2. Kamu Hizmetleri ve BBC Analizi (1946- 1950)
Savaş sonrası
LSE'ye dönen Coase, ilgisini piyasadaki "doğal tekeller" ve kamu
hizmetlerine yöneltti. Özellikle BBC üzerine yaptığı çalışma (1950'de
kitaplaştı), onun kariyerindeki ikinci büyük makaleye giden yolu açtı.
- Tekel ve Frekans Sorunu: BBC'nin yayın tekelini incelerken, radyo dalgalarının (frekansların)
nasıl tahsis edildiğini araştırdı.
- Keşif: Coase,
frekans karışıklıklarının teknik bir sorundan ziyade bir "mülkiyet
hakkı" sorunu olduğunu fark etti. Eğer frekanslar üzerinde mülkiyet
hakları tanımlansaydı, piyasa bu karışıklığı mahkemelerden veya devlet
planlamasından daha iyi çözebilirdi.
3. Pigou ve "Refah İktisadı" ile İlk Çatışma
Bu yıllarda, o
dönemin hâkim görüşü olan Arthur Pigou'nun refah iktisadını sorgulamaya
başladı. Pigou, "fabrika dumanı çevreyi kirletiyorsa devlet vergi
koymalıdır" diyordu.
- Coase'un Şüphesi: Coase, savaş yıllarındaki saha tecrübesiyle biliyordu ki devletin bu
vergiyi doğru hesaplaması ve uygulaması muazzam bir "işlem
maliyeti" doğururdu. Bu şüphe, onu 1960'ta yazacağı Nobel getiren
makalenin temel sorusuna itti: "Acaba taraflar devlet olmadan bu
sorunu çözebilir mi?"
4. İngiltere'den Entelektüel Kopuş
1951 yılına
gelindiğinde Coase, İngiltere'deki akademik ortamın fazla "Keynesyen"
ve "devletçi" hale geldiğini, tartışmaların ise gerçek dünyadan
kopuk, fazla teorik bir düzleme kaydığını düşünüyordu.
- Göç Kararı: Buffalo Üniversitesi'nden gelen teklifi, sadece bir iş değişikliği
olarak değil, kendi fikirlerini (mülkiyet hakları ve işlem maliyetleri)
özgürce geliştirebileceği bir "yeni dünya" arayışı olarak kabul
etti.
IV. Aşama: Virginia ve "Sosyal Maliyet" Devrimi (1951- 1964)
Coase
Amerika'ya geldiğinde artık 40'lı yaşlarındaydı. İngiltere’deki tecrübeleri onu
"piyasanın kurumlarla kaim olduğu" fikrine sarsılmaz bir şekilde
bağlamıştı.
1. Buffalo'dan Virginia'ya: Muhafazakâr Bir Entelektüel Sığınak
1958’de
Virginia Üniversitesi’ne geçişi çok kritiktir. Burada James M. Buchanan (Kamu
Tercihi Teorisi'nin babası) ile birlikte çalıştı. Bu ekip, devletin
"iyiliksever bir tanrı" gibi müdahale ettiği yönündeki ana akım
(Pigoucu) görüşe şüpheyle bakıyordu.
- BBC'den FCC'ye: Coase, İngiltere'deki BBC araştırmasını Amerikan radyo frekansları
(FCC) üzerine taşıdı. Frekans karışıklığının "devlet tahsisiyle"
değil, "mülkiyet haklarının satılmasıyla" çözüleceğini savundu.
Bu, o günkü akademik dünya için bir "piyasa köktenciliği" gibi
görünüyordu ama Coase aslında sadece işlem maliyetlerini minimize
etmeye çalışıyordu.
2. Nobel'e Giden Gece: Chicago Akşam Yemeği (1960)
Coase, FCC
makalesindeki mantığı genelleştirerek "The Problem of Social Cost"
makalesini taslak haline getirdi. Chicago Üniversitesi’ndeki devler (Stigler,
Friedman vb.), Coase’un mülkiyet hakları konusundaki fikirlerinin
"mantıksal bir hata" olduğunu düşünüp onu bir akşam yemeğine davet
ettiler.
- Tartışma: 20 tane
"ağır sıklet" iktisatçıya karşı tek başına Coase. Milton
Friedman, Coase’u köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu.
- Aydınlanma Anı: Gece ilerledikçe Coase onlara şunu gösterdi: Eğer işlem maliyetleri
sıfırsa, kanunların kimin lehine olduğu (trenin kıvılcımı tarlayı mı
yaktı, yoksa tarla mı rayın yanındaydı) kaynağın etkin kullanımını
değiştirmez; taraflar anlaşır.
- Sonuç: Yemek
bittiğinde oylama yapıldı ve 20 kişi de Coase’un haklı olduğunu kabul
etti. George Stigler, o geceyi "İktisadi düşüncede bir paradigma
değişimi" olarak anacaktır.
3. "The Problem of Social Cost" (1960): Pigou'nun Sonu
Bu makale, o
meşhur Coase Teoremi'ni (isminden nefret etse de) dünyaya tanıttı:
- Dışsallıklar Karşılıklıdır: Kirlilik yaratan bir fabrika sadece çevreye zarar vermez; fabrikanın
kapatılması da fabrikaya zarar verir. Mesele, toplam zararı minimize
etmektir.
- Mülkiyet Hakları ve Kurumlar: Coase, mülkiyet haklarının netleştirilmesinin mahkemelerin veya
vergilerin yerini alabileceğini kanıtladı. Ancak uyardı: "Gerçek
dünyada işlem maliyetleri hiçbir zaman sıfır değildir, o yüzden hukuk
sistemi (kurumlar) hayati önem taşır."
4. "Hukuk ve İktisat"ın Doğuşu
Bu makale,
sadece iktisadı değil, hukuk bilimini de kökten değiştirdi. Hukuk kurallarının
"adalet" kadar "ekonomik etkinlik" üzerinden de
değerlendirilebileceği fikri, bu aşamanın en büyük mirası oldu.
V. Aşama:
Chicago ve Hukuk-İktisat Sentezi (1964- 2013)
Coase Chicago’ya geldiğinde, okulun iktisat
bölümü Milton Friedman ve George Stigler ile "pozitivist ve
matematiksel" bir zirve yaşıyordu. Ancak Coase, bu devlerin aksine, evini
İktisat Fakültesi yerine Hukuk Fakültesi (Law School) olarak seçti. Bu,
onun metodolojik tercihinin en somut ilanıydı.
1.
"Journal of Law and Economics" ve Editörlük İmparatorluğu
Coase, 1964’ten 1982’ye kadar bu derginin
editörlüğünü yürüttü.
- Disiplin İnşası: Dergi
aracılığıyla iktisatçılara mülkiyet haklarını, hukukçulara ise işlem
maliyetlerini öğretti. Richard Posner gibi dev isimlerin yetiştiği bu
ortam, Amerikan hukuk sisteminin ekonomik rasyonalite ile yeniden
yorumlanmasını sağladı.
- Vaka Analizi Tutkusu: Teorik
makaleler yerine, gerçek mahkeme kayıtlarına ve endüstriyel vakalara
dayanan çalışmaları ödüllendirdi.
2.
"Karatahta İktisadı"na (Blackboard Economics) Karşı Nihai Cephe
Coase, Chicago’da bile ana akım iktisadın
"modelleme" tutkusuna karşı en sert eleştirmen olarak kaldı.
- Eleştiri: İktisatçıların tahtaya bir Arz (S) ve bir
Talep (D) eğrisi çizip, aradaki farkı bir "vergi" (Pigoucu
müdahale) ile kapatmalarını küçümsedi. Ona göre bu, "gerçek dünyada
işlemesi imkânsız olan, sürtünmesiz bir evren tasarımıydı."
- Kurumların Dönüşü: Coase'a
göre önemli olan "ideal denge" değil, mahkemelerin hızı,
sözleşmelerin maliyeti ve rüşvetin seviyesi gibi kurumsal engellerdi.
3. Nobel Ödülü
(1991): "Sessiz Devrim"in Tescili
Coase 81 yaşındayken Nobel İktisat Ödülü'nü aldı.
Nobel komitesi onu ödüllendirirken, sadece iki makalesine (1937 ve 1960) atıf
yapmıştı.
- Önemi: Bu ödül, iktisadın sadece
"sayılar" değil, aynı zamanda "kurallar, yasalar ve
organizasyonlar" olduğunu kabul eden Yeni Kurumsal İktisat
(New Institutional Economics) akımının zaferiydi.
4. 100 Yaşında
Bir Gözlemci: Çin ve Kapitalizm
Coase, ömrünün son yıllarında (100 yaşını
devirmişken) dikkatini Çin'e çevirdi. 2012'de yayımladığı "How China
Became Capitalist" kitabıyla, Çin'in başarısını merkezi bir planlamaya
değil, "marjinal denemelere" ve yerelde filizlenen mülkiyet haklarına
bağladı.
- LSE'ye Dönüş: İlginç
bir şekilde, gençliğinde Abba Lerner ile tartıştığı "sosyalizm ve
planlama" sorunsalına, ömrünün sonunda Çin örneği üzerinden bilimsel
bir cevap vererek çemberi tamamlamıştır.
Genel Değerlendirme ve Sonuç: Bir "Kara Kutu" Olarak İktisadın
Tasfiyesi
Ronald
Coase’un iktisadi düşünce tarihindeki yerini sarsılmaz kılan temel unsur, ana
akım iktisadın "varsayımsal" dünyasını, gerçek dünyanın
"kurumsal" sertliğiyle terbiye etmiş olmasıdır. Onun hikayesi, bir
sosyalist gençten bir piyasa kuramcısına evrilen bir adamın değil; koordinasyonun
maliyetini keşfeden bir dâhinin hikayesidir.
1. Metodolojik Devrim: Karatahtadan Sahaya
Coase,
iktisatçıları fildişi kulelerinden indirip fabrikalara, mahkeme salonlarına ve
limanlara davet etmiştir. Onun en büyük mirası, iktisadın sadece bir
"matematiksel optimizasyon" değil, bir "kurumsal
organizasyon" meselesi olduğunu kanıtlamasıdır. "Karatahta
İktisadı" eleştirisi, bugün hâlâ modellerin gerçeklikle bağını sorgulayan
her sosyal bilimci için bir kutup yıldızıdır.
2. Koordinasyonun Anatomisi: Piyasa vs. Hiyerarşi
Coase
öncesinde firma, iktisat teorisi için bir "üretim fonksiyonu"ndan
ibaretti. Coase, LSE yıllarındaki planlama tartışmalarını rafine ederek,
firmanın aslında piyasaya bir alternatif değil, piyasayı kullanmanın
maliyetli olduğu yerlerde ortaya çıkan bir çözüm olduğunu göstermiştir. Bu
bakış açısı, bugün "Yeni Kurumsal İktisat" (New Institutional
Economics) dediğimiz devasa literatürün temelini atmıştır.
3. Haklar, Vergiler ve Verimlilik
"Sosyal
Maliyet Problemi" ile Coase, dışsallıklar meselesini "suçlu ve
kurban" (Pigoucu bakış) ikileminden kurtarıp, "hakların tahsisi ve
pazarlık" zeminine taşımıştır. Bu yaklaşım, sadece iktisadı değil,
mülkiyet hukukunu ve çevre politikalarını da kökten değiştirmiştir. Bugün
karbon piyasalarından radyo frekansı ihalelerine kadar her yerde Coaseyen
mantığın izlerini görmek mümkündür.
4. Sonuç: Mütevazı Bir Dehanın Mirası
Coase, hayatı
boyunca çok az ama her biri bir disiplini değiştiren makaleler yazdı. 102
yaşında Çin üzerine yazdığı son eseriyle, gençliğindeki "planlama"
merakını "kurumsal gelişim" analiziyle nihayete erdirdi. Onun mirası,
iktisatçılara şu basit ama hayati öğüdü bırakır: "İnsanların gerçekten
ne yaptığını görmek istiyorsanız, denklemlerinize değil, kapıdan dışarıya
bakın."
KAYNAKÇA
1. Temel Eserler (Ronald Coase Tarafından Yazılanlar)
Bu eserler,
Coase'un metodolojisini ve kurumsal iktisada bakışını doğrudan anlamak için
birincil kaynaktır:
- Coase, R. H. (1937). "The Nature of the Firm". Economica, 4(16), 386-405.
İşlem maliyetleri ve firmanın varlık sebebini ortaya koyan makale.
- Coase, R. H. (1960). "The Problem of Social Cost". Journal of Law and
Economics, 3, 1-44.
Mülkiyet hakları ve dışsallıklar üzerine Nobel getiren başyapıtı.
- Coase, R. H. (1974). "The Lighthouse in Economics". Journal of Law and
Economics, 17(2), 357-376.
Kamusal malların (fener örneği üzerinden) özel sektör tarafından
sağlanabileceğine dair vaka analizi.
- Coase, R. H. (1988). The Firm, the Market, and the Law. University of Chicago
Press.
Temel makalelerinin toplandığı ve metodolojik giriş bölümleriyle
zenginleştirilmiş kitabı.
- Coase, R. H., & Wang, N. (2012). How China Became Capitalist. Palgrave Macmillan.
101 yaşındayken yayımladığı, kurumsal dönüşümü Çin örneğiyle inceleyen son
eseri.
2. Biyografik ve Metodolojik İncelemeler
Coase'un LSE
yıllarını ve entelektüel çevresini (Lerner, Plant, Robbins) anlamak için:
- Coase, R. H. (1991). "The Institutional Structure of Production". Nobel Prize
Lecture.
Kendi hayat hikayesini ve fikirlerinin evrimini özetlediği ödül konuşması.
- Kitch, E. W. (1983). "The Fire of Truth: A Remembrance of Law and Economics at
Chicago, 1932-1970". Journal of Law and Economics, 26(1),
163-234.
O meşhur 1960 Chicago akşam yemeğinin ve o dönemin atmosferinin anlatıldığı
sözlü tarih çalışması.
- Medema, S. G. (1994). Ronald H. Coase. St. Martin's Press.
Coase'un fikirlerini sistematik olarak inceleyen en kapsamlı
biyografilerden biri.
Yorumlar
Yorum Gönder