Robert Fogel (1926-2013): İdeolojiden Veriye, Tarihten Bilime Bir Kliometri Serüveni
Robert Fogel (1926-2013): İdeolojiden Veriye, Tarihten Bilime Bir Kliometri
Serüveni
Ercan Eren
İktisat Tarihinde Bir Paradigma Değişimi ve Robert Fogel
İktisat
bilimi, 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar geçmişi genellikle edebi bir anlatı,
anekdotlara dayalı bir kronoloji veya "büyük adamların" kararları
üzerinden okuma eğilimindeydi. Ancak 1960’lardan itibaren bu geleneksel
yaklaşım, Robert William Fogel’in başını çektiği bir devrimle kökten sarsıldı.
Fogel, tarihi tozlu arşivlerin romantizminden çıkarıp; onu modern iktisat
teorisinin, ekonometrik modellerin ve devasa veri setlerinin test edildiği bir
laboratuvara dönüştürdü.
Kliometrinin Doğuşu ve Metodolojik Devrim
Fogel’in
akademik mirasının merkezinde, bugün "Kliometri" (Cliometrics)
olarak adlandırılan disiplin yer alır. Tarihin ilham perisi Clio ile
ölçüm bilimi metrics’in bu evliliği, geçmişe dair
"sanılanları" değil, "olanları" rakamlarla kanıtlama
çabasıdır. Fogel, iktisat tarihçisinin görevinin sadece "ne olduğunu"
anlatmak değil, "neyin, ne kadar etkili olduğunu" ölçmek olduğunu
savunmuştur. Bu yaklaşım, sosyal bilimlerde ampirik kanıtın mutlak zaferini
ilan eden bir dönüm noktasıdır.
Mitolojiyi Sarsan Bir Entelektüel Cesaret
Fogel’i sadece
bir veri bilimci değil, gerçek bir "entelektüel kışkırtıcı" yapan
unsur, toplumsal kabullere karşı gösterdiği eşsiz cesarettir. Amerikan
büyümesinin yegâne motoru kabul edilen demiryollarından, ahlaki bir tabu olan
köleliğin ekonomik işleyişine kadar her konuya neoklasik bir soğukkanlılıkla
yaklaşmıştır. Onun için bir kurumun ahlaki niteliği ile ekonomik etkinliği
(efficiency) ayrı ayrı analiz edilmesi gereken olgulardır. Bu tavrı ona hem
büyük eleştiriler hem de 1993 yılında ekonomi dünyasının en prestijli ödülü
olan Nobel’i getirmiştir.
İdeolojiden Bilime Uzanan Bir Yaşam
Robert
Fogel’in biyografisi, aslında 20. yüzyılın ideolojik fırtınalarının bir
yansımasıdır. Gençliğindeki radikal Marksist militanlığı, olgunluk dönemindeki
"Chicago Ekolü" disiplini ve son yıllarındaki insan odaklı biyometrik
çalışmaları; onun gerçeği arama yolundaki evrimini simgeler. Fogel,
ideolojilerin dünyayı açıklamakta yetersiz kaldığı noktada "verinin
tarafsızlığına" sığınmış ve bu sığınakta iktisat tarihini yeniden inşa
etmiştir.
Bu çalışma,
Fogel'in fırtınalı özel hayatından başlayarak, onun iktisadi düşünceyi nasıl
dönüştürdüğünü, yerleşik efsaneleri nasıl yıktığını ve insan refahını ölçmek
için geliştirdiği yeni biyolojik perspektifi adım adım mercek altına alacaktır.
I.
Fırtınalı Gençlik ve
İdeolojik Adanmışlık (1944-1956)
Robert
Fogel’in iktisat tarihine getirdiği "soğukkanlı veri analizi", ironik
bir şekilde son derece "ateşli" bir gençlik döneminin küllerinden
doğmuştur. 1920’lerde New York’a göç eden Rus Yahudisi bir ailenin çocuğu
olarak, Büyük Buhran'ın toplumsal yıkımına tanıklık ederek büyümesi, onu erken
yaşta sistem sorgulamasına itmiştir.
"Kızıl Cornell" Günleri ve Siyasi Militanlık
1944 yılında
Cornell Üniversitesi’ne girdiğinde Fogel, sadece başarılı bir öğrenci değil,
aynı zamanda karizmatik bir siyasi liderdi. Dönemin McCarthy öncesi görece
özgürlükçü ama kutuplaşmış atmosferinde, American Youth for Democracy (AYD)
örgütünün kampüs başkanlığını yürüttü. Bu yapı, FBI ve Adalet Bakanlığı
tarafından "Komünist Parti'nin ön cephesi" olarak fişlenmişti. Fogel,
kampüste Marksist tartışma grupları kuruyor, işçi grevlerine destek örgütlüyor
ve dönemin yasaklı siyasi figürlerini üniversiteye davet ederek statükoya
meydan okuyordu.
8 Yıllık Profesyonel Örgütçülük
1948 yılında
mezun olduğunda, akademik bir kariyer yapmak veya babasının işini devralmak
yerine, hayatını "devrime" adadı. Amerikan Komünist Partisi
bünyesinde tam zamanlı, profesyonel bir örgütçü (cadre) olarak çalışmaya
başladı. Bu sekiz yıl, Fogel’in daha sonraki çalışmalarında kullanacağı
"toplumsal yapıları sistem düzeyinde kavrama" yeteneğinin pratik
okuluydu. Ancak bu dönem, aynı zamanda onun "ideolojik dogmaların"
gerçek dünya verileriyle ilk ciddi çatışmalarını yaşadığı süreçti.
Enid Cassandra Morgan: Sosyal ve Kişisel Bir Devrim
Fogel’in özel
hayatı, savunduğu eşitlik ideallerinin bir sağlaması gibiydi. 1948'de Henry
Wallace’ın ilerici başkanlık kampanyasında çalışırken, Harlem’deki gençlik
grubunun lideri olan Enid Cassandra Morgan ile tanıştı.
- Evlilik ve Meydan Okuma: 1949 yılında evlendiklerinde, ABD’nin birçok eyaletinde ırklar arası
evlilik hâlâ yasa dışıydı veya toplumsal olarak ağır bir tabuydu. Fogel
beyaz bir Yahudi, Enid ise Afro-Amerikalı bir kadındı.
- Enid’in Rolü: Enid sadece bir eş değil, Fogel'in en zorlu yıllarında entelektüel
dayanağı oldu. McCarthy döneminin baskıları ve daha sonra kölelik üzerine
yaptığı çalışmaların yarattığı fırtınalarda, Fogel’in sığındığı liman ve
en sert eleştirmeni yine Enid olacaktı.
McCarthyizmin Gölgesi ve İlk Şüpheler
1950’lerin
başında, Senatör McCarthy’nin başlattığı "komünist avı" Fogel ve
çevresi üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Birçok arkadaşı hapse atılırken
veya işinden olurken, Fogel etik bir duruş sergileyerek zihninde başlayan
ideolojik şüpheleri bir süre bastırdı. Zira arkadaşlarının zulüm gördüğü bir
dönemde partiyi terk etmeyi bir "ihanet" olarak görüyordu. Ancak bu
sessiz bekleyiş, 1956 yılındaki sarsıcı olaylarla yerini kesin bir kopuşa
bırakacaktı.
1956 yılı,
Robert Fogel için sadece bir takvim yaprağı değil, zihinsel dünyasının altüst
olduğu bir milattır. Sekiz yıl boyunca profesyonel bir nefer olarak hizmet
ettiği ideolojinin, tarihin akışını açıklamakta yetersiz kaldığını ve daha da
önemlisi "bilimsel" iddiasının altında yatan dogmatizmi acı bir
şekilde tecrübe etti.
İdeolojik Yıkım: Budapeşte’den Gelen Sesler
Fogel’in
komünizmden kopuşu iki sarsıcı gelişmeyle mühürlendi:
- Kruşçev’in Gizli Nutku: Stalin’in sistematik şiddetinin ve kültleşmiş hatasının bizzat halefi
tarafından itiraf edilmesi, Fogel için "sosyalizmin ahlaki
üstünlüğü" efsanesini yıktı.
- Macaristan İşgali: Sovyet tanklarının Budapeşte'ye girmesi, "ezilenlerin
koruyucusu" iddiasındaki bir gücün kendi hegemonyasını korumak için
ne kadar acımasız olabileceğini gösterdi.
Bu noktada
Fogel, Marksizm'in artık bir analiz yöntemi değil, bir "inanç
sistemi" haline geldiğine karar vererek 30 yaşında partiden ayrıldı. Artık
elinde ne bir ideoloji ne de bir meslek vardı; ancak sarsılmaz bir merakı ve
"gerçeğin ne olduğu"na dair bir tutkusu kalmıştı.
Johns Hopkins ve Bir "Mürşid" Olarak Simon Kuznets
Akademiye geri
dönmeye karar veren Fogel, doktorası için Johns Hopkins Üniversitesi'ne gitti.
Burada karşısına çıkan isim, onun entelektüel hayatını yeniden inşa edecek olan
Simon Kuznets'ti.
- Ampirizmin Kutsallığı: Kuznets, Alman Tarihçi Okulu'ndan gelen "teoriden önce
veri" geleneğinin en büyük temsilcisiydi. Fogel'e, toplumsal
değişimleri anlamanın yolunun "büyük anlatılar" (Grand
Narratives) kurmak değil, sabırla "veri serileri" inşa etmek
olduğunu öğretti.
- İdeolojinin Panzehiri Olarak Ölçüm: Fogel için Kuznets’in titizliği, ideolojik dogmalardan kaçabileceği
güvenli bir limandı. "Eğer bir şeyi ölçebiliyorsan, onun hakkında
nesnel bir tartışma yürütebilirsin" anlayışı, Fogel’in yeni dini
haline geldi.
Kliometrinin Doğuşu ve Alman Disiplini
Fogel bu
dönemde, hocası Kuznets’in de beslendiği Mitchell geleneği üzerinden Alman
Tarihçi Okulu'nun yöntemleriyle tanıştı. Ancak o, bu ampirik disiplini,
Kuznets’ten farklı olarak Neoklasik İktisat Teorisi'nin araçlarıyla
birleştirmeye başladı.
- Veri Madenciliği: Arşivlerde geçen binlerce saat, tozlu muhasebe kayıtları ve navlun
listeleri, Fogel için bir "geçmişi geri kazanma" ayini gibiydi.
- Eşi Enid'in Desteği: Bu sancılı geçiş döneminde Enid hem geçimi sağlamada hem de Fogel’in
arşiv çalışmalarında en büyük yardımcısı oldu. Fogel, eşinin desteği
olmasaydı bu metodolojik sabrı gösteremeyeceğini defalarca vurgulamıştır.
Sonuç: Bir "Veri Savaşçısı"nın Hazırlığı
1960'ların
başına gelindiğinde Fogel, artık geçmişin ideolojik yüklerinden arınmış,
Kuznets’in ampirik zırhıyla kuşanmış ve Chicago’nun "rasyonellik"
araçlarını kullanmaya hazır bir iktisat tarihçisiydi. Artık elindeki neşteri,
Amerikan tarihinin en büyük mitlerine vurmaya hazırdı.
III.
Kliometrik Devrimin İlk
Mermisi: Demiryolları Analizi (1964)
Fogel,
1960’ların başında Amerikan iktisat tarihinin en dokunulmaz "kutsal
ineğine" gözünü dikti: Demiryolları. O güne kadar tarihçiler,
demiryollarının 19. yüzyıl Amerika’sında ekonomik büyümenin mutlak ve
vazgeçilmez motoru olduğu konusunda hemfikirdi. Fogel ise Kuznets’ten aldığı
"şüpheci ampirizm" ile bu kabulü sarsmaya karar verdi.
1. "Aksiyom"a Meydan Okumak
Fogel’in
hedefindeki temel kavram "Vazgeçilmezlik Aksiyomu" (Axiom of
Indispensability) idi. Walt Rostow gibi isimler, demiryollarının Amerikan
sanayileşmesi için bir "take-off" (kalkış) noktası olduğunu
savunuyordu. Fogel ise şu kışkırtıcı soruyu sordu: "Eğer demiryolları
hiç icat edilmeseydi, Amerikan ekonomisi gerçekten çöker miydi?"
2. Metodolojik Devrim: Karşı-Olgusal (Counterfactual) Tarih
Fogel, bu
soruyu yanıtlamak için o güne kadar tarihçiler tarafından
"spekülasyon" denilerek küçümsenen bir yöntem kullandı. 1890 yılı
için hayali bir Amerikan ekonomisi kurguladı. Bu "alternatif
dünyada":
- Demiryolları yoktur.
- Taşımacılık tamamen su yolları (kanallar,
nehirler) ve atlı arabalarla yapılmaktadır.
Fogel,
Neoklasik iktisadın "fırsat maliyeti" kavramını tarihe uygulayarak,
bu iki senaryo arasındaki farkı hesaplamaya girişti.
3. "Sosyal Tasarruf" (Social Savings) Ölçümü
Fogel,
binlerce sayfalık navlun defterini, kanal derinliklerini ve tarım ürünlerinin
limanlara olan mesafelerini analiz ederek "Social Savings"
kavramını geliştirdi. Bu, demiryolu ile taşıma maliyeti ile su yolu/kara yolu
maliyeti arasındaki farktı.
- Beklenen:
Demiryollarının devasa bir fark yaratmış olmasıydı.
- Gerçek: Fogel’in
hesaplamalarına göre, demiryollarının Amerikan milli gelirine (GSYH)
katkısı sadece %3 ila %5 civarındaydı.
4. Sonuç ve Yarattığı Şok Dalgası
1964 yılında
yayınlanan Railroads and American Economic Growth kitabının ulaştığı
sonuç şuydu: Demiryolları önemliydi ama "vazgeçilmez" değildi. Eğer
demiryolları olmasaydı, ABD kanallarını biraz daha geliştirecek ve büyümesi
sadece birkaç yıl gecikecekti.
Bu sonuç,
tarihçiler arasında büyük bir öfkeye yol açtı. Ancak Fogel, iddialarını
"edebiyat" ile değil, reddedilemez "veriler" ve
"ekonometrik modeller" ile savunduğu için kliometri disiplini bir
gecede meşruiyet kazandı. Artık tarih, sadece neyin olduğunu anlatan bir
kronoloji değil; neyin, ne kadar etkili olduğunu ölçen bir laboratuvardı.
IV.
Chicago’nun Soğuk
Rasyonalitesi ve Kölelik Analizi (1974)
Fogel, Chicago
Üniversitesi’nin o meşhur "piyasa rasyonalitesi" atmosferine
girdiğinde, George Stigler ve Gary Becker gibi devlerin etkisiyle, iktisadi
araçların her türlü kuruma uygulanabileceği inancını pekiştirmişti. Bu bakış
açısıyla, Amerikan tarihinin en karanlık sayfası olan köleliğe, ahlaki bir
kategoriden ziyade bir "ekonomik sistem" olarak bakmaya karar
verdi.
1. Yerleşik Kanıya Meydan Okuma
O döneme kadar
hem tarihçiler hem de iktisatçılar (başta Ulrich
Phillips olmak üzere) köleliğin ekonomik olarak verimsiz, kâr getirmeyen
ve aslında içten içe çökmekte olan, sadece sahiplerinin prestiji için
sürdürülen hantal bir sistem olduğunu savunuyordu. Fogel ve Engerman,
arşivlerdeki plantasyon kayıtlarını, köle satış fiyatlarını ve verimlilik
endekslerini incelediklerinde bambaşka bir tabloyla karşılaştılar.
2. Verimlilik Değil, "Etkinlik" (Efficiency) Paradoksu
Fogel, kölelik
sisteminin bir işletme modeli olarak ne kadar efficient (etkin) olduğunu
ölçmek için "Toplam Faktör Verimliliği" (TFP) analizini kullandı.
- Bulgu:
Güney’deki köleliğe dayalı tarım sistemi, Kuzey’deki özgür aile
çiftliklerine kıyasla %35 daha etkindi.
- Neden? Bu
etkinlik kölelerin "gönüllü" çalışmasından değil, plantasyon
sahiplerinin geliştirdiği, bir fabrikanın montaj hattını andıran
"gang system" (takım sistemi) adı verilen sıkı denetim ve iş
bölümü organizasyonundan kaynaklanıyordu.
3. Bir "Sermaye Varlığı" Olarak Köle
Kitabın en çok
tepki çeken kısımları, kölelerin yaşam standartlarına dair analizlerdi. Fogel,
köle sahiplerinin birer "rasyonel kar maksimizasyonu yapan girişimci"
olduğunu savundu:
- Rasyonel bir mal sahibi, çok pahalı bir
sermaye varlığı olan kölesinin fiziksel sağlığını korumak zorundaydı.
- Bu yüzden kölelerin beslenme seviyeleri,
barınma koşulları ve tıbbi bakımları (sırf ekonomik rasyonalite gereği), o
dönemdeki birçok özgür endüstri işçisinden daha iyi olabiliyordu.
4. Ahlaki ve Sosyal Fırtına
Kitap
yayınlandığında Fogel adeta linç edildi. "Irkçıları haklı çıkarmakla"
ve "köleliği övmekle" suçlandı. Oysa Fogel’in cevabı, bir bilim
insanının soğukkanlılığını yansıtıyordu:
"Bir
sistemin ekonomik olarak etkin (efficient) olması, onun ahlaki olarak korkunç
olduğu gerçeğini değiştirmez. Aksine, zulmün ne kadar 'başarıyla' organize
edildiğini gösterir."
Fogel’in eşi
Enid’in Afro-Amerikalı olması, bu tartışmalarda Fogel için bir kalkan gibi
kullanılsa da o asıl savunmasını her zaman olduğu gibi "rakamların
tartışılmazlığı" üzerinden yaptı.
V.
İnsana Dönüş: Biyometrik
Tarih ve Yaşam Standartları (1980 - 1993)
1970'lerin
sonuna gelindiğinde Fogel, geleneksel iktisadi verilerin (GSYH, fiyat
endeksleri, ücretler) insanların gerçek yaşam kalitesini ölçmede yetersiz
kaldığını fark etti. Bir toplumun milli geliri artarken, bireylerin sağlığı ve
fiziksel kapasitesi geriliyor olabilirdi. Bu paradoksu çözmek için Fogel,
rotayı biyometriye kırdı.
1. Refahın Yeni Ölçütü: İnsan Boyu (Stature)
Fogel, iktisat
tarihindeki en özgün veri setlerinden birini kullanmaya başladı: Ortalama
boy uzunluğu. Neden Boy? Boy
uzunluğu sadece genetik bir miras değil, bir bireyin büyüme yıllarındaki
beslenme seviyesinin, hastalık geçmişinin ve çalışma koşullarının
"net" sonucudur.
- Arşivlerin Dili: Fogel ve ekibi, askeri kayıtları, cezaevi defterlerini ve köle satış
listelerini tarayarak yüzyıllara yayılan bir "boy uzunluğu veri
tabanı" oluşturdu.
2. Sanayileşme Paradoksu
Fogel’in bu
çalışmaları, iktisat tarihinde çok meşhur olan "yaşam standartları"
tartışmasına son noktayı koydu. Veriler şunu gösteriyordu: 19. yüzyılda ABD ve
Avrupa’da kişi başına düşen gelir artarken, ortalama boy uzunluğu aslında kısalmıştı.
Teşhis: Bu durum, hızlı şehirleşmenin getirdiği salgın hastalıkların,
çevre kirliliğinin ve beslenme bozukluklarının, gelir artışının sağladığı
refahı gölgelediğini kanıtlıyordu.
3. Technophysio Evolution (Tekno-Fizyo Evrim) Teorisi
Fogel, bu
ampirik bulguları hayatının en büyük teorisiyle taçlandırdı. Ona göre son 300
yılda insanlık, teknolojik gelişme ile biyolojik gelişmenin birbirini beslediği
eşsiz bir döngüye girmişti.
- İnsan bedeninin kapasitesi artmış (daha uzun
boy, daha yüksek kalori alımı), bu da iş gücü verimliliğini artırarak
teknolojik gelişmeyi hızlandırmıştı.
- Bu teori, Fogel’i sadece bir tarihçi değil,
aynı zamanda modern Sağlık İktisadı ve Demografi alanlarının
öncüsü yaptı.
4. 1993: Nobel Ödülü ve Kliometrinin Zaferi
Ve nihayet
1993'te, bu devasa külliyat Stockholm'de karşılığını buldu. Nobel Komitesi,
Fogel'i Douglass North ile birlikte ödüllendirirken, tarihin artık
"sayılamayan" bir edebiyat dalı olmaktan çıktığını ve
"ölçülebilen" bir sosyal bilim haline geldiğini tescil etmiş oldu.
Fogel’in ödül konuşmasında vurguladığı gibi; o, "geçmişin geleceği
aydınlatması için gereken fenerin veri olduğunu" kanıtlamıştı.
Robert
Fogel’in hayat hikayesi ve akademik kariyeri, aslında tek bir kavramın
etrafında şekillenir: Entelektüel Dürüstlük. Fogel, verinin ulaştığı
sonuç ne kadar rahatsız edici ya da "politik olarak hatalı" görünürse
görünsün, o sonucu savunmaktan asla geri durmamıştır.
1. Metodolojik Devrim: Tarihin "Bilimleşmesi"
Fogel’in en
büyük başarısı, iktisat tarihini tarihçilerin elinden alıp iktisatçıların
laboratuvarına taşımasıdır. Bugün Kliometri dediğimiz disiplin, Fogel’in
"teorisiz veri, verisiz teori olmaz" anlayışının bir ürünüdür.
Özellikle geliştirdiği "karşı-olgusal" (counterfactual) mantık,
sadece tarih için değil, günümüzün etki analizi (impact evaluation) çalışmaları
için de temel bir metodolojik köşe taşıdır.
2. İnsani Gelişmişliğin "Biyolojik" Muhasebesi
Onun son dönem
çalışmaları, iktisadın sadece paradan ve piyasalardan ibaret olmadığını
kanıtlamıştır. GSYH rakamlarının arkasına saklanan gerçek yaşam kalitesini,
insanların boy uzunlukları ve beslenme verileriyle ortaya koyarak, kalkınma
iktisadına "insani" bir derinlik kazandırmıştır. Bugün Sağlık
İktisadı’nın ulaştığı nokta, büyük ölçüde Fogel’in açtığı bu yola borçludur.
3. Bir "Aykırı" Bilim İnsanının Portresi
Fogel’in
gençliğindeki Marksist militanlığı ile olgunluk dönemindeki Chicago ekolü
çizgisi arasındaki uçurum, aslında bir tutarsızlık değil, bir öğrenme
sürecidir. O, ideolojilerin dünyayı açıklamadaki yetersizliğini gördüğünde,
gerçeği aramak için ampirik titizliğe sığınmıştır. Kölelik analizinde olduğu
gibi, toplumun en hassas olduğu konularda bile "soğukkanlı bir
cerrah" edasıyla veriyi analiz etmiş; ahlaki yargılarını analizinin önüne
geçirmemiştir.
4. Son Söz
Robert Fogel,
bize tarihin sadece tozlu raflarda kalan hikayeler bütünü olmadığını, aksine
bugünkü ekonomik kararlarımızı test edebileceğimiz devasa bir veri seti
olduğunu göstermiştir. Eşi Enid ile olan cesur hayat arkadaşlığı ise, onun
sadece teoride değil, pratikte de inandığı değerler uğruna risk alabilen bir
karakter olduğunun en büyük kanıtıdır.
2013 yılında
aramızdan ayrıldığında, arkasında sadece binlerce sayfalık istatistik değil, "gerçek
neyi gerektiriyorsa onu söyleme" cesaretini bırakmıştır.
KAYNAKÇA
1. Robert Fogel’in Temel Eserleri (Kronolojik)
- Fogel, R. W. (1964). Railroads and American Economic Growth: Essays in Ethnohistory.
Johns Hopkins Press. (Demiryolları efsanesini sarsan, karşı-olgusal
analizin manifestosu olan kitap).
- Fogel, R. W., & Engerman, S. L. (1974). Time on the Cross: The Economics of American Negro Slavery.
Little, Brown and Company. (Köleliğin etkinliği üzerine yazılan ve
akademik dünyayı ayağa kaldıran meşhur eser).
- Fogel, R. W. (1989). Without Consent or Contract: The Rise and Fall of American Slavery.
W. W. Norton & Company. (Önceki kitaba gelen eleştirilere cevap
niteliğinde, köleliğin ahlaki ve siyasi boyutlarını daha derin ele alan
çalışma).
- Fogel, R. W. (1993). Economic Growth, Population Theory, and Physiology: The Bearing of
Long-Term Processes on the Making of Economic Policy. Nobel Prize
Lecture. (Nobel konuşması; biyometrik tarih ve tekno-fizyo evrim
teorisinin özeti).
- Fogel, R. W. (2004). The Escape from Hunger and Premature Death, 1700–2100: Europe,
America, and the Third World. Cambridge University Press. (Beslenme,
sağlık ve ekonomik büyüme ilişkisini inceleyen biyometrik tarih şaheseri).
2. Metodoloji ve Kliometri Üzerine
- Fogel, R. W. (1966). "The New Economic History: Its Findings and Methods". The
Economic History Review. (Kliometrinin sınırlarını ve yöntemini
çizdiği makale).
- McCloskey, D. N. (1987). Econometric History. Macmillan Education. (Fogel'in öncülüğünü
yaptığı yöntemin iktisadi ve retorik analizi).
- North, D. C. (1993). Economic Performance through Time. Nobel Prize Lecture. (Fogel
ile ödülü paylaşan North'un, "kurumlar" perspektifinden tarihe
bakışı; karşılaştırma için elzemdir).
3. Eleştirel Yaklaşımlar ve İkincil Kaynaklar
- David, P. A., Gutman, H. G., Sutch, R.,
Temin, P., & Wright, G. (1976). Reckoning
with Slavery: A Critical Study in the Quantitative History of American
Negro Slavery. Oxford University Press. (Time on the Cross'a yönelik
en sert ve kapsamlı akademik eleştirilerin toplandığı eser).
- Goldin, C. (1995). "Cliometrics and the Nobel". Journal of Economic
Perspectives. (Fogel ve North’un Nobel almasının iktisat disiplini
üzerindeki etkisini inceleyen makale).
- Kuznets, S. (1966). Modern Economic Growth: Rate, Structure, and Spread. Yale
University Press. (Fogel'in hocası Kuznets'in ampirik yöntemini anlamak
için temel kaynak).
Yorumlar
Yorum Gönder