Ortodoksiden Keynesçiliğe Bir Entelektüel Serüven: Alvin Hansen (1887-1975) ve Amerikan Makro iktisadının İnşası
Ortodoksiden Keynesçiliğe Bir Entelektüel Serüven: Alvin Hansen
(1887-1975) ve Amerikan Makro iktisadının İnşası
Ercan Eren
İktisat Biliminde Bir Paradigma Mimarı: Alvin Hansen
İktisat
tarihi, genellikle büyük krizlerin ardından doğan yeni fikirlerin ve bu
fikirleri kurumsallaştıran zihinlerin hikayesidir. 1929 Büyük Buhranı’nın
yarattığı teorik enkazın içinden çıkan en etkili figürlerden biri, şüphesiz
Alvin Harvey Hansen’dir. Genellikle "Amerikalı Keynes" olarak anılan
Hansen, sadece John Maynard Keynes’in fikirlerini Atlantik’in karşı kıyısına
taşımakla kalmamış; onları modern makroekonominin analitik, pedagojik ve
politik iskeleti haline getirmiştir.
Hansen’in
entelektüel serüveni, bir bilim insanının veriler karşısındaki samimiyetinin ve
evriminin en çarpıcı örneklerinden birini sunar. Kariyerine sıkı bir neoklasik
iktisatçı ve bütçe disiplini savunucusu olarak başlayan Hansen, 50 yaşından
sonra yaşadığı radikal dönüşümle, devletin ekonomideki rolünü "pasif bir
gözlemci"den "aktif bir dengeleyici"ye dönüştüren sürecin mimarı
olmuştur. Onun Harvard Üniversitesi’ndeki meşhur seminerleri, Paul
Samuelson’dan Richard Musgrave’e kadar uzanan bir "altın nesil"
yetiştirerek, modern ana akım iktisadın (Neoklasik Sentez) doğuşuna yataklık
etmiştir.
Bu çalışma,
Hansen’i sadece geçmişin bir figürü olarak değil, günümüzün yaşayan
tartışmalarının bir parçası olarak ele almaktadır. Özellikle 1938 yılında
ortaya attığı ancak savaş sonrası büyüme ivmesiyle unutulmaya yüz tutan "Seküler
Stagnasyon" (Seküler Durgunluk, sürekli dutgunluk) tezi, 2008 Küresel
Finans Krizi sonrası dünya ekonomisinin içine düştüğü düşük büyüme ve düşük
faiz sarmalıyla birlikte sarsıcı bir şekilde yeniden gündeme gelmiştir. Bu
durum, Hansen’in teşhislerinin konjonktürel bir hatadan ziyade, olgunlaşmış
kapitalist ekonomilere dair derin bir yapısal öngörü olduğunu ortaya
koymaktadır.
Çalışma
boyunca, Hansen’in Wisconsin Okulu’ndan aldığı kurumsal mirastan başlayarak,
McCarthy döneminin siyasi baskıları altındaki duruşuna, maliye politikasının
kuramsallaşmasındaki rolünden, teorilerinin modern dönemdeki rönesansına kadar
uzanan geniş bir yelpaze incelenecektir. Temel amacımız, Hansen’in "geç
ama güçlü" devriminin, bugün hala politika yapıcıların kontrol
panellerindeki en temel göstergeleri nasıl şekillendirdiğini anlamaktır.
1. Entelektüel Kökler ve Klasik Dönem (1887-1936)
Hansen'in 1937
sonrası yaşadığı "Keynesyen dönüşümün" büyüklüğünü anlamak için, onun
elli yaşına kadar savunduğu ve inşa ettiği entelektüel kaleyi tanımak gerekir.
Bu dönem, Hansen’in titiz bir ampirist ve denge odaklı bir kuramsal iktisatçı
olduğu evredir.
1.1. Wisconsin Okulu ve Kurumsal İktisadın Mirası
Hansen’in
doktora eğitimini aldığı Wisconsin-Madison Üniversitesi, o dönemde Amerikan
iktisat düşüncesinin en özgün damarlarından biri olan Wisconsin Okulu’nun
(Institutionalism) merkeziydi.
- John R. Commons Etkisi: Hansen, Commons’ın kurumsal analizlerinden, hukuki yapıların ve
toplumsal kurumların piyasa üzerindeki etkisini öğrendi. Ancak o, saf bir
kurumsalcı olmaktan ziyade, bu verileri istatistiksel ve döngüsel bir
analize oturtmayı tercih etti.
- Alman Tarihçi Okulu ve Ampirizm: Wisconsin’deki hocaları aracılığıyla Alman Tarihçi Okulu'nun
"veriye dayalı tümevarım" metodolojisinden etkilendi. Bu
etkileşim, Hansen'in kariyeri boyunca teoriyi her zaman tarihsel verilerle
(nüfus, teknoloji, sermaye birikimi) test etme alışkanlığının temelini
attı.
- Sosyal Reformculuk: Kurumsalcı gelenek ona iktisadın sadece soyut bir bilim değil,
toplumsal refahı artıracak bir araç olduğunu aşıladı. Bu "sosyal
sorumluluk" bilinci, ileride Keynesçiliği neden bu kadar iştahla
kucakladığının da gizli anahtarıdır.
1.2. İş Döngüleri Analizi: "Ortodoks" Bir Bakış (1927)
Hansen'in 1927
yılında yayımlanan "Business Cycle Theory" (İş Döngüleri
Teorisi) adlı eseri, onun o dönemdeki saf "neoklasik" ve "denge
odaklı" karakterini yansıtır.
- Dışsal Faktörler (Exogenous Shocks): Bu dönemde Hansen, ekonomik dalgalanmaların sistemin içsel bir kusuru
değil, dışsal şokların (buluşlar, savaşlar, tarımsal rekolte değişimleri)
bir sonucu olduğunu savunuyordu.
- Say Kanunu'na Bağlılık: Hansen o yıllarda, piyasaların kendi kendini dengeleme kapasitesine
inanıyordu. Tasarruf ve yatırımın faiz oranı aracılığıyla her zaman
dengeye geleceğini varsayan klasik öğretiye sadıktı.
- Kredi ve Para: Dalgalanmaların temelinde banka kredilerinin genişlemesi ve daralması
(Avusturya Okulu’na yakın bir çizgiyle) olduğunu düşünüyor, devletin bu
sürece doğrudan müdahalesinden ziyade para politikasının "disipline
edici" rolüne odaklanıyordu.
1.3. Büyük Buhran Karşısında Bir Akademisyenin Tereddütü
1929 Çöküşü
gerçekleştiğinde Hansen, Minnesota Üniversitesi’nde saygın bir profesördü. İlk
tepkileri, modern bir Keynesyen'den beklenen "kamu harcaması"
çağrısının tam tersiydi:
- Ücret Esnekliği Savunusu: 1930'ların başında Hansen, krizin derinleşmesini "yapışkan
ücretlere" (sticky wages) bağlıyordu. İşçiler ücret indirimini kabul
ederse, maliyetlerin düşeceği ve piyasanın dengeye geleceği şeklindeki
klasik reçeteyi savunuyordu.
- Bütçe Disiplini: İlk yıllarda bütçe açıklarına karşı mesafeliydi. Kamu harcamalarının
özel yatırımları dışlayabileceği (crowding-out) endişesini taşıyordu.
- Fikirlerin Kırılma Noktası (1934-1936): Ancak ampirik veriler, klasik reçetelerin işe yaramadığını
gösteriyordu. İşsizlik azalmıyor, fiyatlar düşmesine rağmen talep
canlanmıyordu. Hansen’in "veri odaklı" zihniyeti, inandığı
teorilerle gerçeklik arasındaki uçurumu fark ettiğinde derin bir krize
girdi.
1.4. Dönüşümün Eşiğinde: Harvard Ataması
1937'de
Harvard'a davet edilmesi, sadece bir mekân değişikliği değil, bir paradigma
kaymasının başlangıcıydı. Hansen Harvard’a gittiğinde cebinde hâlâ klasik
kuşkular vardı, ancak zihni yeni bir açıklama modeline (Keynes’in Genel
Teori'sine) açılmıştı. 50 yaşındaki bu "olgun" profesör, genç
asistanlarıyla birlikte Keynes’i satır satır yeniden okumaya başladığında,
Amerikan iktisat tarihinin en büyük dönüşümü tetiklenmiş olacaktı.
2."Amerikalı Keynes"in Doğuşu ve Kurumsallaşma (1937- 1945)
1937 yılı,
Alvin Hansen için bir "Rönesans" yılıdır. Harvard Üniversitesi'ne
gelişi, onun hem akademik nüfuzunu zirveye taşımış hem de Keynesyen düşünceyi
Amerikan bürokrasisine enjekte etmesini sağlamıştır.
2.1. Harvard Littauer Seminerleri: Devrimin Karargâhı
Hansen,
Harvard'daki Maliye Politikası Seminerlerini sadece birer ders olarak
değil, bir "politika laboratuvarı" olarak kurguladı.
- Genç Dehaların Buluşması: Bu seminerlerde Paul Samuelson, Richard Musgrave, Evsey Domar ve
James Tobin gibi isimler Hansen’in etrafında kümelendi. Hansen, Keynes’in
karmaşık ve bazen "dağınık" olan Genel Teori'sini bu genç
beyinlerle birlikte sistematize etti.
- Akademi ve Washington Hattı: Seminerler, sadece öğrencilere değil, Washington’dan gelen
bürokratlara da açıktı. Bu sayede teorik tartışmalar, bir hafta sonra
Federal Rezerv veya Hazine Bakanlığı’ndaki raporlara dönüşüyordu.
2.2. IS-LM Modeli ve Analitik Sistematizasyon
Hansen’in en
büyük teknik katkısı, Keynesyen teoriyi anlaşılır ve uygulanabilir bir
"şema" haline getirmesidir.
- Hicks-Hansen Sentezi: John Hicks'in başlattığı IS-LM diyagramını alıp geliştiren Hansen, bu
modeli makroekonomik dengenin kalbine yerleştirdi.
- Politika Araçları: IS eğrisi üzerinden maliye politikasının, LM eğrisi üzerinden para
politikasının etkilerini görselleştirerek, karar vericilere "Hangi
düğmeye basarsak ne olur?" sorusunun cevabını analitik olarak sundu.
2.3. Seküler Stagnasyon Tezi (1938): Karamsar Bir Gelecek Tasviri
1938 yılında
Amerikan İktisat Derneği (AEA) başkanlık konuşmasında Hansen, en meşhur ve en
tartışmalı teorisini ortaya attı.
- "Olgun Ekonomi" (Mature Economy): Hansen’e göre ABD ekonomisi artık çocukluk ve gençlik evrelerini
tamamlamıştı. Nüfus artışının yavaşlaması ve coğrafi genişlemenin
(frontier) sona ermesi, "otomatik" yatırım fırsatlarını
tüketmişti.
- Sürekli Müdahale İhtiyacı: Eğer devlet, "telafi edici harcamalar" (compensatory
spending) yapmazsa, ekonomi kalıcı bir eksik istihdam ve durgunluk
(stagnation) içinde kalacaktı. Bu, o güne kadar geçici bir kriz olarak
görülen Büyük Buhran'ın aslında sistemik bir "duraksama" olduğu
iddiasıydı.
2.4. Savaş Ekonomisi ve Keynesyen Onaylanma
II. Dünya
Savaşı’nın başlaması, Hansen için trajik ama bilimsel olarak
"kanıtlayıcı" bir deney oldu.
- Harcama ve İstihdam İlişkisi: Savaş için yapılan devasa kamu harcamaları, işsizliği bir anda
ortadan kaldırdı ve üretimi patlattı. Bu durum, Hansen'in "kamu
harcamalarıyla tam istihdama ulaşılabilir" tezinin en somut
laboratuvar çıktısıydı.
- Savaş Sonrası Planlama: Hansen, savaş bittiğinde ekonominin tekrar büyük bir depresyona
girmesinden korkuyordu. Bu korku, onu 1946 İstihdam Yasası’nın
(Employment Act) felsefi mimarı olmaya itti. Devlet artık istihdamdan
resmen sorumlu bir aktör haline geliyordu.
3. Politika Mimarlığı, Musgrave ve Siyasi Sınav (1945- 1960)
Bu dönemde
Hansen, sadece bir teorisyen değil, bir "sosyal mühendis" gibi
çalışmıştır. Onun liderliğinde makroekonomi, krizleri yöneten bir kontrol
paneline dönüşmüştür.
3.1. Richard Musgrave ile İşbirliği: Kamu Maliyesinin Yeniden İnşası
Hansen’in
Harvard’daki en önemli stratejik ortaklarından biri Richard Musgrave
idi. İkilinin çalışmaları, bugün "Kamu Maliyesi" ders kitaplarının
temelini oluşturur.
- Maliye Politikasının Fonksiyonları: Hansen ve Musgrave, devletin ekonomik rollerini üç ana başlığa
ayırdılar: Tahsis (kaynakların etkin kullanımı), Dağıtım
(gelir adaleti) ve İstikrar (tam istihdam ve fiyat istikrarı).
- Telafi Edici Bütçe: Bütçenin her yıl dengelenmesi gerektiği tabusunu yıkarak, bütçenin
ekonomiyi dengelemek için bir "manivela" olarak kullanılmasını
teorize ettiler.
3.2. 1946 İstihdam Yasası ve Sosyal Mühendislik
Hansen, II.
Dünya Savaşı sonrası oluşabilecek büyük bir işsizlik dalgasını önlemek için
Washington’da yoğun bir lobi faaliyeti yürüttü.
- Devletin Taahhüdü: 1946 İstihdam Yasası ile Amerikan federal hükümeti, tarihte ilk kez
"maksimum istihdam, üretim ve satın alma gücünü" sağlama
sorumluluğunu resmen kabul etti.
- Ekonomik Danışmanlar Konseyi (CEA): Bu yasa ile kurulan CEA, Hansen’in fikirlerinin Beyaz Saray’a
doğrudan akmasını sağlayan bir kanal oldu.
3.3. McCarthy Dönemi ve "Kızıl" Suçlamalar
1950’li
yılların başında yükselen anti-komünist dalga (McCarthyism), Hansen ve ekolünü
hedef tahtasına koydu.
- "Sinsi Sosyalizm" İddiaları: Muhafazakâr çevreler, Hansen’in "Seküler Stagnasyon" tezini
ve devletin piyasaya müdahalesini, serbest teşebbüsü yok etmeye yönelik
bir "sosyalist sızma" olarak nitelediler.
- Samuelson ve Savunma: Paul Samuelson’ın Economics kitabı üzerinden yürütülen
"komünist propaganda" tartışmalarında Hansen, akademik
özgürlüğün en ön safında yer aldı. Kendi öğrencisine sahip çıkarken, aynı
zamanda Keynesyen analizin kapitalizmi "yıkmak" için değil,
"kurtarmak" için tek yol olduğunu bıkmadan anlattı.
- Harvard İçindeki Direnç: Harvard yönetimi üzerindeki bağışçı ve siyasi baskılar, Hansen’in
kurum içindeki manevra alanını daralttı. Samuelson’ın MIT’ye gidişine
engel olamaması, bu kuşatılmışlık hissinin bir sonucuydu.
3.4. Neoklasik Sentezin Şekillenmesi
Hansen bu
dönemde, klasik iktisat ile Keynesyen iktisadı birleştiren "Neoklasik
Sentez"in zeminini hazırladı. Mikro düzeyde piyasaların işlediği, ancak
makro düzeyde devletin "dengeleyici" olması gerektiği fikri,
1960'ların sonuna kadar dünya ekonomisinin ana akım düşüncesi haline geldi.
4. Eleştiri, Sessizlik ve Paradigma Kayması (1960- 2008)
Bu dönem,
Hansen’in "Seküler Stagnasyon" tezinin tarihin tozlu raflarına
kaldırıldığı ve makroekonominin yönetiminin maliyecilerden (Hansen ekolü) para
politikacılarına (Friedman ekolü) geçtiği bir süreçtir.
4.1. Savaş Sonrası Patlama: Hansen Neden Yanıldı?
1950’li ve
60’lı yıllarda dünya ekonomisi, Hansen’in öngördüğü durgunluğun aksine tarihin
en parlak büyüme dönemini (Altın Çağ) yaşadı.
- Beklenmedik Dinamikler: Hansen’in modelinde hesaba katmadığı "Baby Boom" (nüfus
patlaması) ve savaş teknolojilerinin sivil hayata uygulanması, yeni bir
yatırım dalgası yarattı.
- Tezin Gözden Düşmesi: Büyüme rakamları %5-6 civarında seyrederken, "ekonomi olgunlaştı
ve artık büyümez" diyen bir teori, akademik çevrelerde popülerliğini
hızla yitirdi. Hansen, hayatının son yıllarında (1975'e kadar) tezinin
"yanlış" değil, sadece "ertelenmiş" olduğunu savundu
ama sesini duyurmakta zorlandı.
4.2. Monetarist Saldırı ve Milton Friedman
1960’ların
sonunda, Hansen’in temsil ettiği "ince ayar" (fine-tuning) maliye
politikası anlayışına en büyük darbe Chicago’dan geldi.
- Para Her Şeydir: Milton Friedman, ekonomik dalgalanmaların nedeninin
"maliye" değil, para arzındaki hatalar olduğunu savundu.
- Phillips Eğrisi Tartışması: Hansen’in öğrencisi Samuelson tarafından popülerleştirilen Phillips
Eğrisi (enflasyon-işsizlik takası), 1970’lerin stagflasyonu ile çökünce,
Hansen tipi Keynesçilik ağır bir yara aldı.
4.3. "Sessizlik" Dönemi ve Unutuluş
1980'lerden
2008 krizine kadar olan dönem, Hansen’in neredeyse tamamen ders kitaplarının
"tarihçe" bölümlerine hapsedildiği bir dönemdi.
- Rasyonel Beklentiler Devrimi: Robert Lucas ve Sargent gibi isimlerin başını çektiği Yeni Klasik
İktisat, Hansen’in "devletin ekonomiyi yönetebileceği"
varsayımını modası geçmiş bir iyimserlik olarak niteledi.
- Piyasa Köktenciliği: Kamu harcamalarının verimsiz olduğu ve bütçenin her ne pahasına
olursa olsun dengelenmesi gerektiği fikri (Hansen’in en büyük rakibi)
küresel standart haline geldi.
5. Modern Rönesans (2008- Günümüz)
Hansen’in
hikayesi burada bitmiyor. 2008 Küresel Finans Krizi, onun 70 yıl önce yazdığı
metinlerin aslında ne kadar vizyoner olduğunu ironik bir şekilde ortaya
çıkardı.
5.1. Larry Summers ve Tezin Dönüşü
2013 yılında
eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers, IMF konferansında "Seküler
Stagnasyon" terimini yeniden kullandı. Summers’ın argümanı tam bir Hansen
klasiğiydi:
- Düşük Reel Faizler: Faizler sıfıra yakın olmasına rağmen yatırımların canlanmaması, tam
da Hansen’in tarif ettiği "likidite tuzağı" ve "yatırım
iştahsızlığı" tablosuydu.
- Tasarruf Bolluğu: Küresel ölçekte artan yaşlı nüfusun tasarruf eğilimi, Hansen’in
demografik uyarılarını doğrular nitelikteydi.
5.2. Günümüzdeki Hansen: Yapay Zekâ ve Borçlanma
Bugün
iktisatçılar, Hansen'in teorisini modern bağlamda yeniden tartışıyor:
- Teknoloji: Acaba
yapay zekâ, Hansen’in "yeni buluş eksikliği" korkusunu kıracak
bir motor olabilir mi?
- Modern Para Teorisi (MMT): Bugünün MMT savunucuları, aslında Hansen’in "fonksiyonel
finans" ve bütçe açıklarının istihdam için kullanımı fikrini çok daha
radikal bir uç noktaya taşıyorlar.
Genel Değerlendirme ve Sonuç
Alvin
Hansen’in entelektüel mirası, iktisat biliminde nadir görülen bir "adaptasyon
ve dürüstlük" öyküsüdür. Kariyerinin zirvesinde, sahip olduğu tüm
klasik donanımı bir kenara bırakarak yeni bir paradigmayı (Keynesçilik)
sahiplenmesi, onun sadece bir akademisyen değil, gerçek bir hakikat arayıcısı
olduğunu kanıtlamıştır.
Hansen üzerine
yaptığımız çalışmadan şu temel dersleri çıkarabiliriz:
1. Teorinin "Amerikanlaştırılması" ve Pedagojik Deha
Hansen,
Keynes’in Britanya odaklı ve yer yer felsefi olan metinlerini, Amerikan
pragmatizmiyle yoğurarak IS-LM gibi somut analiz araçlarına
dönüştürmüştür. Eğer bugün üniversitelerde makroekonomi belirli bir
sistematikle anlatılabiliyorsa, bu Hansen’in kurduğu o "analitik
köprü" sayesindedir. O, teoriyi fildişi kulesinden indirip politika
yapıcıların masasına bir "kontrol paneli" olarak bırakmıştır.
2. Seküler Stagnasyon: Zamanlamanın Yanılgısı, Teşhisin Doğruluğu
Hansen’in
1930’ların sonunda dile getirdiği "sürekli durgunluk" korkusu, savaş
sonrası yaşanan "Altın Çağ" nedeniyle uzun süre alay konusu olmuştur.
Ancak 21. yüzyılın düşük büyüme, düşük faiz ve yaşlanan nüfus yapısı, Hansen’in
teşhislerinin yanlış olmadığını, sadece II. Dünya Savaşı gibi devasa bir
"dışsal şokun" bu süreci 70 yıl ötelediğini göstermiştir. Bugün Larry
Summers’ın dilinde yeniden hayat bulan bu tez, Hansen’in kapitalizmin uzun
vadeli dinamiklerini okumadaki başarısını tescillemiştir.
3. İktisatçının Sorumluluğu ve Etik Duruş
McCarthy
döneminin ağır baskıları altında bile akademik özgürlükten ve öğrencilerinden
(özellikle Samuelson) vazgeçmemesi, Hansen’in karakterinin en önemli
parçasıdır. O, devletin ekonomideki rolünü savunurken bunu ideolojik bir
körlükle değil, "kapitalizmin kendi kendini yok etmesini engellemek"
için rasyonel bir gereklilik olarak sunmuştur.
4. Sonuç: Yaşayan Hansen
Bugün modern
merkez bankacılığından mali canlandırma paketlerine, sosyal güvenlik
sistemlerinden kamu borç yönetimine kadar her alanda Hansen’in ve öğrencisi
Musgrave’in parmak izleri mevcuttur. Hansen bize, iktisadın sadece modellerden
ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal refahı maksimize etme sanatı
olduğunu öğretmiştir.
Kaynakça- Okuma Listesi
I. Birincil Kaynaklar: Alvin Hansen’in Temel Eserleri
- Hansen, A. H. (1927). Business Cycle Theory (Ortodoks döneminin ve Wisconsin
etkisinin görüldüğü erken dönem eseri).
- Hansen, A. H. (1938). Full Recovery or Stagnation?. New York: W.W. Norton. (Seküler
Stagnasyon tezinin ilk kapsamlı sunumu).
- Hansen, A. H. (1939). "Economic Progress and Declining Population Growth". The
American Economic Review, 29(1), 1-15. (AEA Başkanlık konuşması;
makroekonomi tarihinin en ünlü makalelerinden biri).
- Hansen, A. H. (1941). Fiscal Policy and Business Cycles. New York: W.W. Norton.
(Keynesyen maliye politikasının ABD'ye uyarlandığı temel metin).
- Hansen, A. H. (1949). Monetary Theory and Fiscal Policy. New York: McGraw-Hill.
(IS-LM modelinin olgunlaştığı eser).
- Hansen, A. H. (1953). A Guide to Keynes. New York: McGraw-Hill. (Keynes’in Genel
Teorisi üzerine yazılmış en iyi "tefsir" kitabı kabul edilir).
II. Biyografik ve Tarihsel Analizler
- Barber, W. J. (1987). Designs within Disorder: Franklin D. Roosevelt, the Economists,
and the Shaping of American Economic Policy, 1933-1945. Cambridge
University Press.
- Mehrling, P. (1997). The Money Interest and the Public Interest: American Monetary
Thought, 1920-1970. Harvard University Press. (Hansen’in parasal
düşüncesine dair derinlikli bir analiz).
- Samuelson, P. A. (1976). "Alvin Hansen as a Creative Economic Theorist". The
Quarterly Journal of Economics, 90(1), 24-31. (Öğrencisinin gözünden
bir vefa yazısı).
- Tobin, J.
(1976). "Hansen and Public Policy". The
Quarterly Journal of Economics, 90(1), 32-37.
Yorumlar
Yorum Gönder