Bir Entelektüel Serüven: Angus Deaton ve İktisadın İnsani Yüzü
Bir Entelektüel Serüven: Angus Deaton ve İktisadın İnsani Yüzü
Ercan Eren
Sayıların Vicdanı ve İktisadın İnsani Sınırları
Modern iktisadi
düşünce tarihi, teorik zarafet ile ampirik gerçeklik arasındaki gerilimli
ilişkinin tarihidir. Bu tarihin son elli yılına damga vuran en önemli
figürlerden biri olan Angus Deaton, kariyerine Cambridge’in disiplinli
matematiksel ekonometri koridorlarında başlamış, ancak yolculuğunu Amerikan
toplumunun "umutsuzluk" sancılarını teşhis ederek noktalamıştır.
Deaton’ın hikayesi, sadece bir Nobel ödüllü iktisatçının biyografisi değil;
aynı zamanda iktisat biliminin teknik bir optimizasyon aracı olmaktan çıkıp,
yeniden bir "moral bilim" (ahlak bilimi) olma çabasının öyküsüdür.
Deaton’ın
entelektüel dünyasını şekillendiren iki ana eksen vardır. İlki, hocası Richard
Stone’dan miras aldığı "verinin kutsallığı" ve ölçüm
titizliğidir. Onun için bir ekonomik iddia, hanehalkı bütçelerinde ve
insanların günlük harcama defterlerinde karşılık bulmadığı sürece sadece
zihinsel bir egzersizdir. İkinci eksen ise, meslektaşı ve eşi Anne Case
ile kurduğu o meşhur ortaklıktır. Case, Deaton’ın rasyonel ve matematiksel
dünyasını sağlık, biyoloji ve epidemiyoloji ile tanıştırarak, rakamların
arkasındaki "kanlı canlı insanı" denkleme dahil etmiştir.
Bu çalışma,
Deaton’ın 1970’li yıllarda Britanya’da "Neredeyse İdeal" bir talep
sistemi kurgularken ulaştığı teorik zirveden başlayarak; Princeton yıllarında
yoksulluğun ölçülmesindeki metodolojik devrimine ve nihayetinde kapitalizmin
geleceğini sorgulayan "umutsuzluk ölümleri" analizine uzanan altı ana
dönemi incelemektedir.
Angus Deaton
ve Anne Case’in mirası, bizlere iktisatçının asıl görevinin sadece etkinliği, verimliliği
artırmak değil, aynı zamanda ilerlemenin yarattığı eşitsizlikleri ve bu
ilerlemenin dışında kalanların "Büyük Kaçış"ını anlamak olduğunu
hatırlatmaktadır. Onların perspektifiyle iktisat; mutfaktaki ekmekten
hastanedeki ilaca, cüzdandaki paradan insanın hayata tutunma arzusuna kadar
uzanan bütüncül bir yaşam muhasebesidir.
"Ölçülemeyeni Ölçmek" (1970- 1983)
Tema: Teorik titizlik ve Cambridge’in ampirik mirası.
1. Arka Plan: Richard Stone’un Mutfağı ve Verinin Kutsallığı
Deaton’ın
kariyeri, iktisadın en "ölçümcü" ekolünde, Richard Stone’un
yanında başlar. Stone, iktisadı bir bütün olarak (makro) dengede tutan o meşhur
"sosyal hesaplar" (Social Accounting Matrix) üzerinde çalışırken,
genç Deaton bu sistemin altındaki atomları, yani bireysel tüketiciyi
merak etmeye başladı.
- Verinin Kutsallığı: Stone’dan öğrendiği en temel ders şuydu: Veri, teorinin hizmetkarı
değil, hakemi olmalıdır. O yıllarda iktisatçılar önce teoriyi kurup
sonra ona uygun veri seçerken, Deaton ve ekibi verinin kendisine
(household expenditures) gidip, teorinin nerede "çuvalladığını"
bulmaya odaklandılar.
- Cambridge Atmosferi: Deaton, o meşhur "sermaye tartışmaları"nın ideolojik
gürültüsünden kaçıp Stone’un uygulamalı iktisat departmanına sığındı. Bu
sessiz laboratuvarda, İngiliz hanehalklarının harcama defterlerini
ekonometrik modellerle çarpıştırmaya başladı.
2. Kilometre Taşı Yayın: Economics and Consumer Behavior (1980)
John
Muellbauer ile birlikte yazdığı bu kitap, aslında modern mikroekonominin
anayasası gibidir. Bugün bile doktora öğrencileri bu kitaba, tüketici
davranışlarının matematiksel sınırlarını anlamak için başvurur.
- Mikroekonominin Matematiksel Çerçevesi: Kitap, "Dualite Teorisi"ni (Tüketicinin harcamasını mı
minimize ettiği yoksa faydasını mı maksimize ettiği arasındaki
matematiksel eşdeğerlik) öyle bir netlikle ortaya koydu ki, ampirik
çalışmalar için gereken teorik zemin sağlamlaştı.
- Önemi: Bu
kitap, Deaton’ın sadece bir "istatistikçi" değil, aynı zamanda
en üst düzeyde bir "teorisyen" olduğunu dünyaya kanıtladı.
3. Büyük Buluş: AIDS Modeli (1980)
İşte Deaton’ı
efsane yapan, o meşhur "Neredeyse İdeal Talep Sistemi" (Almost
Ideal Demand System- AIDS) makalesi.
- Problem Neydi? Mevcut modeller ya çok katıydı (gerçek hayatla uyuşmuyordu) ya da
matematiksel olarak tutarsızdı (teorik kısıtları ihlal ediyordu).
- Çözüm: Deaton
ve Muellbauer, esnek bir fonksiyonel yapı geliştirdiler. Bu model
sayesinde, örneğin et fiyatındaki bir artışın sadece et talebini değil,
dolaylı olarak ekmek veya şarap talebini de nasıl etkilediğini tutarlı bir
şekilde ölçmek mümkün hale geldi.
- Ekonometrik Devrim: Bu buluş, iktisatçılara gerçek piyasa verilerini kullanarak refah
analizleri (fiyat artışlarının farklı gelir gruplarına maliyeti gibi)
yapma imkânı verdi.
4. Görüş: "Teori, veriyle terbiye edilmediği sürece sadece bir
egzersizdir."
Bu söz,
Deaton’ın o dönemdeki felsefesini özetler. O dönemdeki pek çok iktisatçı "kâğıt
üzerinde kusursuz" modeller üretirken, Deaton ısrarla bu modellerin
İngiliz ailelerin (ve daha sonra Hintli köylülerin) bütçelerine uyup uymadığını
kontrol ediyordu. Ona göre, verinin doğrulamadığı bir teori, ne kadar zarif
olursa olsun sadece bir zihinsel antrenmandı.
Bölüm Sonu Öyküsü: Bristol’den Princeton’a Bir Yol Ayrımı
1980'lerin
başı... Deaton artık Bristol’de profesör ve İngiltere’nin en saygın
iktisatçılarından biridir. Ancak Thatcher yönetimindeki İngiltere, üniversite
bütçelerini keserken, akademi de yavaş yavaş içe kapanmaktadır. Deaton elindeki
"mükemmel ölçüm aletleriyle" (AIDS modeli gibi), daha büyük bir
laboratuvarın, daha derin verilerin hayalini kurmaktadır.
Tam bu sırada
Princeton’dan bir mektup gelir. Teklif nettir: "Gel, bu modellerini tüm
dünya (özellikle gelişmekte olan ülkeler) için kullan." Deaton,
yağmurlu Bristol sabahlarını geride bırakıp, elinde Stone'dan miras kalan
"veri kutsallığı" bayrağıyla Atlantik'i geçmeye karar verir.
"Bireye İniş: Mikrodan Makroya" (1983- 1995)
Tema: Derneşik rakamların (aggregate) reddi ve hanehalkı odaklılık.
1. Arka Plan: Princeton ve "Veri Cenneti" ile Tanışma
1983 yılında
Princeton’a yerleşen Deaton, burada devasa bir kaynakla karşılaştı.
İngiltere’deki kısıtlı anketlerin aksine, ABD’de Dünya Bankası ve diğer
kurumlar üzerinden gelişmekte olan ülkelerin (özellikle Fildişi Sahili,
Tayland, Hindistan) binlerce hanehalkı kaydına ulaşabiliyordu.
- Metodolojik Şok: Deaton, Princeton’da o dönem popüler olan "Makroekonomiyi sadece
toplam GDP rakamlarıyla açıklama" eğilimine şüpheyle yaklaştı. Ona
göre bir ülkenin GDP’si artarken, o ülkenin %40'ı aç kalıyor olabilirdi ve
bu makro rakamlarda kayboluyordu.
- Kurumsal Güç: Princeton'daki Woodrow Wilson School (şimdiki SPIA) ona iktisat ve
kamu politikasını harmanlama şansı verdi.
2. Kilometre Taşı Yayın: Understanding Consumption (1992)
Deaton’ın
1992’de yayımladığı bu kitap, tüketim teorisinde bir dönüm noktasıdır. Kitap,
Friedman’ın "Sürekli Gelir Hipotezi"ni ve Modigliani’nin "Yaşam
Boyu Döngü" modellerini modern ekonometrik testlerden geçirir.
- Önemi: Deaton
bu eserinde, tüketimin sadece bugünkü gelire değil, geleceğe dair
belirsizliklere ve hanehalkının tasarruf yapma gücüne (liquidity
constraints) nasıl bağlı olduğunu gösterdi. Makroekonomik tüketim
modellerinin, mikro (bireysel) verilerle desteklenmediği sürece yanıltıcı
olduğunu kanıtladı.
3. Deaton Paradoksu: "Sakin Tüketim, Dalgalı Gelir"
Bu dönemin en
büyük entelektüel meyvesi, literatüre "Deaton Paradoksu"
olarak geçen bulgudur.
- Teori Ne Diyordu? Standart modellere göre, eğer bir bireyin geliri kalıcı olarak
artarsa (veya azalırsa), tüketiminin de bu gelire paralel ve hızlı bir
şekilde tepki vermesi gerekiyordu.
- Deaton Ne Buldu? Deaton, verileri incelediğinde gelirdeki kalıcı değişimlere rağmen
tüketimin beklenenden çok daha "pürüzsüz" (smooth) ve yavaş
değiştiğini gördü.
- Neden Önemli? Bu bulgu, makro ekonomistlerin "temsili ajan"
(representative agent) modellerinin gerçek insan davranışlarını
yansıtmadığını, insanların belirsizlik karşısında çok daha temkinli ve
farklı tepkiler verdiğini ortaya koydu.
4. Görüş: "Ekonomiyi anlamak için GDP’ye değil, ailelerin bütçe
defterlerine bakmalısınız."
Deaton bu
dönemde bir "veri dedektifi" gibidir. Ona göre GDP (GSYH), bir
ülkenin sağlığı hakkında ancak bir "ortalama" verir; ama o
ortalamanın içindeki eşitsizliği, yoksulluğu ve refah dağılımını sadece
hanehalkı anketleri (household surveys) söyleyebilir. İktisatçıya düşen görev,
tepedeki rakamlardan ziyade, aşağıda yaşayan insanların cüzdanındaki
gerçeklikle ilgilenmektir.
Bölüm Sonu Öyküsü: Anne Case ile Kesişen Yollar
90'ların
başına geldiğimizde Deaton, "tüketim" konusundaki mutlak otoritesini
ilan etmişti. Ancak hala eksik bir şeyler vardı. Rakamlar yerindeydi ama bu
rakamların arkasındaki "insan sağlığı" ve "hayatta kalma"
mücadelesi henüz modellerine tam girmemişti.
Tam bu
yıllarda Princeton koridorlarında, kalkınma ve sağlık iktisadı üzerine çalışan
genç ve parlak bir kadın olan Anne Case ile daha sık karşılaşmaya
başladı. Deaton hanehalkı anketlerindeki "harcamaları" sayarken, Case
ona "Peki bu insanların boyu neden kısa kalıyor? Neden bu kadar erken
ölüyorlar?" diye sormaya başlayacaktı.
"Küresel Vicdan ve Kalkınma" (1995- 2010)
Tema: Yoksulluk ölçümü ve kalkınma iktisadının yöntemsel eleştirisi.
1. Arka Plan: Sayıların Siyaseti ve Dünya Bankası
90’ların
ortasında Deaton, odağını gelişmiş ülkelerden Hindistan ve Afrika gibi
bölgelere kaydırdı. O dönemde Dünya Bankası "Yoksullukla Mücadele"yi
ana hedefi yapmıştı, ancak bir sorun vardı: Yoksulluk nasıl ölçülecekti?
- Veri Dedektifliği: Deaton, resmî kurumların açıkladığı "yoksulluk sınırları"
ile kendi incelediği anket verilerinin birbirini tutmadığını fark etti.
- Politik Etki: Eğer bir ülkenin yoksulluk rakamları yanlışsa, oraya giden yardımlar
da yanlış yönlendiriliyordu. Deaton, verinin "politik bir silah"
olabileceğini burada bizzat gördü.
2. Kilometre Taşı Yayın: The Analysis of Household Surveys (1997)
Dünya Bankası
için yazdığı bu kitap, kalkınma iktisatçıları için bir nevi "İncil"
haline geldi.
- Önemi: Deaton
bu kitapta, standart bir hanehalkı anketinden nasıl anlamlı sonuçlar
çıkarılacağını; fiyat endekslerinin nasıl ayarlanacağını ve yoksulluk
sınırının nasıl daha gerçekçi belirleneceğini bir metodolojiye oturttu.
Bugün bile saha araştırması yapan bir iktisatçının çantasında bulunması
gereken temel eserdir.
3. Büyük Tartışma: Deneycilere Karşı Teorisyenler (The RCT Debate)
Bu dönemde
Deaton, iktisat dünyasında büyük bir yöntemsel savaşın tarafı oldu. Esther
Duflo ve Abhijit Banerjee (J-PAL ekibi) gibi isimlerin savunduğu Rastgele
Kontrollü Deneylere (RCT) sert eleştiriler getirdi.
- Eleştirisi: "Bir köyde bedava cibinlik dağıtmanın işe yaradığını bulmak
bir şeydir; ama o şeyin NEDEN işe yaradığını veya başka bir ülkede de işe
yarayıp yaramayacağını anlamak başka bir şeydir." * Mekanizma
Vurgusu: Deaton, iktisadın sadece "ne işe yarar?" sorusuna
değil, "hangi mekanizma ile işe yarar?" sorusuna yanıt vermesi
gerektiğini, bunun için de güçlü bir teoriye ihtiyaç olduğunu savundu.
4. Görüş: "Yoksulluk sadece bir sayı değil, bir yaşam kalitesi
meselesidir."
Deaton bu
dönemde sadece kalori alımına veya dolara odaklanan yoksulluk tanımını yetersiz
bulmaya başladı. İnsanların çocuklarının ölüp ölmediği, okuryazarlık oranları
ve sağlık hizmetlerine erişim gibi çok boyutlu bir refah anlayışına
geçti. Bu geçişte, "sağlık" verilerini masaya getiren Anne Case’in
ayak sesleri artık iyice duyulmaya başlamıştı.
Bölüm Sonu Öyküsü: Hindistan Verileriyle Savaş
2000’lerin
ortasında Hindistan hükümetiyle girdiği yoksulluk verisi tartışması, Deaton’ın
titizliğinin zirvesidir. Hükümet yoksulluğun azaldığını iddia ederken, Deaton
tüketim anketlerindeki metodolojik hataları tek tek ayıklayarak gerçek tablonun
çok daha karmaşık olduğunu gösterdi.
Bu süreçte
Deaton şunu anladı: Daha iyi veri, daha iyi politika demektir; ama daha iyi
veri için önce "insana" daha yakından bakmak gerekir. İşte tam bu
noktada, hanehalkı anketlerindeki rakamlar yerini yavaş yavaş "sağlık ve
biyoloji"ye bırakacaktı.
"Anne Case ve Biyolojik İktisat" (2010- 2015)
Tema: Sağlık, mutluluk ve iktisadın kesişimi.
1. Arka Plan: Ofisler Arası Köprü ve Kahneman İşbirliği
Princeton’da
Anne Case ile yan yana olan ofisleri, artık bir laboratuvara dönüşmüştür.
Deaton, hanehalkı anketlerinden gelen "harcama" verilerini, Case’in
getirdiği "boy uzunluğu, çocuk ölümleri ve HIV prevalansı" gibi
biyolojik verilerle eşleştirmeye başlar. Aynı zamanda, psikolojinin devi Daniel
Kahneman ile "iyi bir yaşam"ın ne olduğu üzerine kafa yormaya
başlarlar.
2. Kilometre Taşı Yayın: The Great Escape (Büyük Kaçış) (2013)
Deaton’ın
Nobel’den hemen önce yayımladığı bu başyapıt, onun entelektüel vasiyeti
gibidir.
- Öyküleme: Kitap,
insanlığın son 250 yılda açlık ve hastalıktan nasıl "kaçtığını"
anlatır.
- Eşitsizlik Paradoksu: Deaton burada çok kritik bir tez öne sürer: İlerleme, doğası
gereği eşitsizlik yaratır. Biri bir hastalığın ilacını bulduğunda
(kaçış), önce o ilaca erişebilenler kurtulur, geride kalanlarla aradaki
uçurum açılır. Sorun "kaçış"ta değil, geride kalanların o
kapıdan geçmesini engelleyen kurumlardadır.
3. Mutluluk Eşiği: 75.000 Doların Gizemi (2010)
Kahneman ile
yaptıkları çalışma, popüler kültürde en çok yankı bulan işlerinden biri oldu.
- Bulgu: Para,
insanların "yaşam değerlendirmesini" (hayatımdan memnunum deme
oranı) sürekli artırıyor. Ancak, günlük "duygusal refah" (bugün
mutlu muyum?) 75.000 dolar civarında bir gelirden sonra düzleşiyor
(plateau).
- Sonuç: Deaton
ve Kahneman, "çok zengin olmanın" sizi daha az üzgün
yapabileceğini ama daha fazla "neşe" garantilemediğini ampirik
olarak kanıtladılar.
4. Nobel Ödülü (2015): Bir Yaşam Boyu Başarının Tescili
2015 yılında
Nobel Ekonomi Ödülü, "Tüketim, yoksulluk ve refah analizi"
çalışmalarıyla Deaton’a verildi.
- Önemi: Akademi,
Deaton'ın I. Bölümde gördüğümüz AIDS modelinden, III. Bölümdeki yoksulluk
ölçümlerine kadar olan o devasa köprüyü ödüllendirdi.
- Anne Case Vurgusu: Nobel'i tek başına alsa da Stockholm’deki sunumunda Anne Case’in onun
"bakış açısını nasıl genişlettiğini" vurgulayarak bu başarının
ortak bir zihinsel üretimin sonucu olduğunu hatırlattı.
Bölüm Sonu Öyküsü: Zirvedeyken Gelen "Karanlık" Veri
Nobel’in
parıltısı devam ederken, Deaton ve Case çok tuhaf bir veriyle karşılaştılar.
Amerikan toplumunda, özellikle üniversite eğitimi almamış beyaz erkekler
arasında ölüm oranları (mortality rates) yükseliyordu. Bu, modern ve
gelişmiş bir ülkede yaşanmaması gereken, tıbbi bir imkânsızlık gibi
görünüyordu.
İktisat
dünyası Nobel'i kutlarken, Deaton ve Case sessizce bu "sessiz
salgını" araştırmaya başladılar. Bu araştırma, onları iktisadın en
karanlık ve en politik bölgesine; "Umutsuzluk Ölümleri"ne
taşıyacaktı.
"Umutsuzluk ve Kapitalizmin Krizi" (2015- 2024)
Tema: Modern toplumun çöküşü ve sosyal adalet.
1. Arka Plan: Beklenmedik Bir Trajedi
Deaton ve
Case, Nobel sonrası çalışmalarında ABD’deki ölüm verilerini incelerken dehşet
verici bir şey fark ettiler: 20. yüzyıl boyunca sürekli düşen ölüm oranları,
1990’ların sonundan itibaren "üniversite mezunu olmayan beyaz
Amerikalılar" arasında artmaya başlamıştı. Gelişmiş bir ülkede, barış
zamanında böyle bir artış görülmesi modern tarih için bir anomalidir.
2. Kilometre Taşı Yayın: Deaths of Despair and the Future of Capitalism
(2020)
Anne Case ile
birlikte yazdıkları bu kitap, sadece akademik çevrelerde değil, Beyaz Saray’dan
sokaktaki insana kadar her yerde yankı buldu.
- Teşhis: Ölüm
oranlarındaki bu artışın sebebi kanser veya kalp krizi değil; intihar,
aşırı doz uyuşturucu ve alkole bağlı karaciğer hastalıklarıydı. * Umutsuzluk
Kavramı: Yazarlar bu ölümleri "Umutsuzluk Ölümleri" (Deaths
of Despair) olarak adlandırdılar. İnsanlar biyolojik bir virüsten değil,
hayatlarının ellerinden kayıp gitmesinden, işlerini kaybetmelerinden ve
toplumdaki statülerinin yok olmasından dolayı ölüyorlardı.
3. Kapitalizmin Sorgulanması: Kazananlar ve Kaybedenler
Kitap,
Amerikan kapitalizminin "çalışmayan" taraflarına ağır bir eleştiri
getirir.
- Eğitim Uçurumu: Deaton ve Case, toplumun ikiye bölündüğünü savunur: Dört yıllık
üniversite diploması olanlar (hızla zenginleşen ve sağlıklı yaşayanlar) ve
olmayanlar (yaşam süresi kısalan ve ekonomik olarak sömürülenler).
- Sağlık Sistemi Eleştirisi: ABD sağlık sistemini, "insanları iyileştiren bir kurumdan
ziyade, yoksullardan zenginlere servet transferi yapan bir mekanizma"
olarak tanımladılar. İlaç şirketlerinin (özellikle opioid krizi) ve sağlık
sigortası sisteminin bu ölümlerdeki payını veriyle kanıtladılar.
4. Görüş: "Kapitalizm artık zayıfları korumuyor."
Deaton bu
dönemde, hayatı boyunca üzerinde çalıştığı "serbest piyasa" etkinliğinin,
sosyal bağları ve aile yapısını nasıl tahrip ettiğini kabul eder. Ona göre,
eğer bir ekonomik sistem insanların hayatta kalma isteğini ellerinden alıyorsa,
o sistemin etkinliği sadece bir illüzyondur.
Bölüm Sonu Öyküsü: Pandemi ve Sonrası
2020'de patlak
veren COVID-19 pandemisi, Deaton ve Case’in tezlerini daha da güçlendirdi.
Virüs herkesi etkilese de yine diplomasi olmayanlar en çok işini ve hayatını
kaybedenler oldu. Deaton, Princeton’daki ofisinde oturup bu rakamları izlerken,
artık sadece "ölçüm" yapmanın yetmeyeceğini, iktisat biliminin temel
değerlerini sorgulaması gerektiğini hissetti.
Bu his, onu
2024 ve 2026 yıllarına damga vuracak olan o "Büyük Özeleştiri"
dönemine götürecekti.
"Büyük Özeleştiri: İktisadı Yeniden Düşünmek" (2024- 2026)
Tema: Disiplinin geleceği, etik sorumluluk ve güç dengeleri.
1. Arka Plan: "Nerede Yanıldık?" Sorusu
80’li
yaşlarına gelen Deaton, Anne Case ile birlikte kaleme aldığı son makalelerinde
ve IMF gibi kurumlar için yazdığı metinlerde şaşırtıcı bir dille konuşmaya
başladı. Hayatı boyunca savunduğu veya sessiz kaldığı bazı temel doktrinlerin,
toplumsal yıkımda payı olduğunu kabul etti.
2. Kilometre Taşı Yayın: Economics in America (2023) ve
"Rethinking My Economics" (2024)
Bu son dönem
metinlerinde Deaton, iktisatçıların "teknokratik bir kibre"
kapıldığını savunur.
- Önemli İtiraf: Deaton, ana akım iktisatçıların (kendisi dahil) etkinlik ve serbest
ticareti savunurken, bu süreçlerin yerel toplulukları nasıl darmadağın
ettiğini görmezden geldiklerini yazar.
- Etik ve Felsefe: İktisadın, felsefi ve etik köklerinden (Adam Smith’in Ahlaki
Duygular Kuramı gibi) kopup sadece matematiksel bir optimizasyon
problemine dönüşmesini en büyük hata olarak görür.
3. Temel Paradigma Değişimi: Güç ve Sendikalar
Deaton’ın bu
dönemdeki en radikal dönüşümü, "güç" kavramına bakışıdır.
- Piyasa Gücü (Market Power): Eskiden "tekel" meselesine sadece etkinlik kaybı olarak
bakan Deaton, artık büyük şirketlerin piyasa gücünün demokrasiyi ve insan
hayatını doğrudan tehdit ettiğini savunuyor.
- Sendikalar: Kariyerinin başında işçi sendikalarına belki de "piyasayı
bozan" yapılar olarak bakarken, bugün sendikaların zayıflamasının
"umutsuzluk ölümleri" ile doğrudan bağlantılı olduğunu, işçinin
pazarlık gücü yoksa onurunun da kalmadığını açıkça ifade ediyor.
4. Görüş: "İktisat sadece etkinlikle ilgili olamaz; o, insanların
onuru ve adaletiyle ilgilidir."
Deaton bugün
şunu savunuyor: Eğer bir ekonomik politika GSYH'yi (GDP) artırıyor ama toplumun
büyük bir kesimini "umutsuzluktan ölmeye" itiyorsa, o politika teknik
olarak "başarılı" olsa bile insani ve etik olarak bir
"felakettir". İktisatçıların tekrar siyaset felsefesi okuması
gerektiğini vurguluyor.
Bir Yaşam Öyküsünün Sonu: Angus ve Anne'nin Mirası
Bugün 2026
yılındayız. Angus Deaton ve Anne Case, Princeton'daki evlerinde hala üretmeye
devam ediyorlar. Ancak artık odakları "yeni bir ekonometrik model"
kurmak değil, "iktisadı insanlaştırmak." Deaton'ın maden
işçisi babasından devraldığı "yukarı tırmanma" azmi, kariyerinin
sonunda onu şu sonuca ulaştırdı: En tepedeyken bile, aşağıda kalanların
neden tırmanamadığını değil, merdivenlerin kimler tarafından ve neden
kırıldığını sorgulamalısın.
Genel
Değerlendirme: Bir Bilim İnsanının Anatomisi
Angus Deaton,
iktisat dünyasında nadir görülen bir evrim geçirmiştir. Bu evrimi üç ana sütun
üzerinde değerlendirebiliriz:
- Metodolojik Devrim (Ekonometriden
Antropolojiye): Deaton, kariyerine "en karmaşık
matematiksel modelleri kuran insan" olarak başlamış; ancak kariyerini
"en basit ama en can yakıcı insan hikayelerini veride arayan insan”
olarak noktalamıştır. Onun için rakamlar, hiçbir zaman sadece matematiksel
birer simge olmamış, her zaman bir insanın refahını veya acısını temsil
etmiştir.
- Verinin Demokratikleşmesi: Richard Stone’dan aldığı bayrağı çok daha ileriye taşımış;
iktisatçıların odağını "sarayların (merkez bankaları ve hazineler)
rakamlarından", "evlerin (hanehalkı anketleri)
gerçekliğine" indirmiştir. Bugün yoksulluğu sadece gelirle değil,
sağlık, eğitim ve yaşam süresiyle ölçüyorsak, bu Deaton ve Case’in açtığı
yol sayesindedir.
- İdeolojik Dürüstlük: Deaton’ın en büyük gücü, kendi inşa ettiği modellerin bile yetersiz
kaldığı yerde bunu itiraf edebilmesidir. Serbest ticaretin ve etkinlik/verimlilik
odaklı büyümenin her zaman "herkesi kurtarmadığını", bazılarının
bu "Büyük Kaçış"ta geride bırakıldığını ve bu durumun toplumsal
bir "Umutsuzluk" yarattığını söyleyecek kadar cesurdur.
Sonuç: İktisat İçin Yeni Bir Yol Haritası
Angus Deaton
ve Anne Case'in mirası, 2026 yılından geriye bakıldığında bize şunu fısıldıyor:
"İktisat, sadece bir etkinlik aracı değildir; o, bir moral bilimdir
(moral science)."
- İnsan Odaklılık: İktisatçılar artık sadece "piyasalar nasıl çalışır?" diye
değil, "piyasalar insan onurunu nasıl etkiler?" diye sormak
zorundadır.
- Interdisipliner Zorunluluk: Anne Case örneğinde gördüğümüz gibi; iktisat, tıp, sosyoloji ve
psikoloji ile (Kahneman) konuşmadığı sürece toplumun derin yaralarını
teşhis edemez.
- Güç Dengeleri: Deaton’ın son dönem özeleştirilerinde vurguladığı gibi, ekonomik
modellerin içine "siyasi güç" ve "kurumsal adalet"
kavramlarını dahil etmeden yapılacak her analiz eksik kalacaktır.
Kapanış Notu: Deaton’ın hikayesi, İskoçya'nın maden ocaklarından Princeton'ın Nobel
kürsüsüne uzanırken, aslında başladığı yere, "insanın emeğine ve
hayatına" geri dönmüştür. Onun ve Case’in çalışması, iktisatçıya şu ağır
ama onurlu sorumluluğu yükler: "Sayıları saymayı asla bırakma, ama o
sayıların birer insan hayatı olduğunu asla unutma."
İktisat, Deaton'ın ellerinde bir
'mühendislik' dalı olarak başlamış, bir 'insanlık savunması' olarak
olgunlaşmıştır."
KAYNAKÇA
1. Temel Teorik ve Ekonometrik Eserler (I. Bölüm)
- Deaton, A., & Muellbauer, J. (1980). Economics and Consumer Behavior. Cambridge University Press.
(Modern mikroekonominin ve tüketici teorisinin ana kaynağı).
- Deaton, A. S., & Muellbauer, J. (1980). "An Almost Ideal Demand System". The American Economic
Review, 70(3), 312-326. (AIDS modelinin doğuşu).
2. Tüketim ve Mikro-Veri Analizi (II. ve III. Bölüm)
- Deaton, A. (1992). Understanding Consumption. Oxford University Press. (Deaton
Paradoksu ve ampirik tüketim analizi).
- Deaton, A. (1997). The Analysis of Household Surveys: A Microeconometric Approach to
Development Policy. Johns Hopkins University Press for the World Bank.
(Kalkınma iktisadının metodolojik el kitabı).
- Deaton, A. (2010). "Instruments, Randomization, and Learning about
Development". Journal of Economic Literature, 48(2), 424-455.
(RCT/Deneycilik üzerine meşhur eleştirisi).
3. Sağlık, Mutluluk ve Refah (IV. Bölüm)
- Kahneman, D., & Deaton, A. (2010). "High income improves evaluation of life but not emotional
well-being". Proceedings of the National Academy of Sciences
(PNAS), 107(38), 16489-16493. (75.000 dolar mutluluk eşiği çalışması).
- Deaton, A. (2013). The Great Escape: Health, Wealth, and the Origins of Inequality.
Princeton University Press. (
4. Umutsuzluk ve Güncel Eleştiriler (V. ve VI. Bölüm)
- Case, A., & Deaton, A. (2015). "Rising morbidity and mortality in midlife among white
non-Hispanic Americans in the 21st century". PNAS, 112(49),
15078-15083. (Umutsuzluk ölümlerini dünyaya duyuran ilk büyük makale).
- Case, A., & Deaton, A. (2020). Deaths of Despair and the Future of Capitalism. Princeton
University Press. (Anne Case ile ortak başyapıtı).
- Deaton, A. (2023). Economics in America: An Immigrant Explains Our Strange Discipline.
Princeton University Press. (İktisat bilimine yönelik sert
özeleştirilerini içeren son kitabı).
- Deaton, A. (2024). "Rethinking My Economics". Finance & Development
(IMF Magazine), March Issue. (Kendi paradigmasındaki değişimi
anlattığı meşhur makale).
Yorumlar
Yorum Gönder