Viyana'da Zamanın Bedeli: Eugen von Böhm-Bawerk’in (1851-1914) Öyküsü

 Viyana'da Zamanın Bedeli: Eugen von Böhm-Bawerk’in (1851-1914) Öyküsü

Ercan Eren

Viyana, 1890’lar. Tuna’nın nemli rüzgârı, İmparatorluk’un Maliye Bakanlığı binasının yüksek pencerelerinden sızıyordu. Cam kenarındaki büyük meşe masanın ardında oturan Eugen von Böhm-Bawerk, kırk beşli yaşlarında, zarif sakalı ve sert bakışlarıyla, sadece Avusturya-Macaristan'ın değil, tüm Avrupa iktisat düşüncesinin en keskin zihinlerinden biriydi.

Böhm-Bawerk için hayat, basitçe bir "şimdi" ve "sonra" meselesiydi; tıpkı faizin, basitçe bir sömürü değil, "Zaman Tercihi" denen o temel insan davranışının kaçınılmaz bedeli olması gibi.

I. Faizin Sırrı ve Dolambaçlı Yol

Gençliğinde Carl Menger’den öğrendiği gibi, değer özneldi; bir malın değeri, ona biçtiğimiz faydadan gelirdi. Ancak faiz, yani paranın zaman içindeki değeri nereden geliyordu?

Marx, faizin, işçinin emeğinden çalınan "Artık Değer" olduğunu iddia ediyordu. Bu iddia, Böhm-Bawerk'in ruhunu isyan ettiren bir "mantık hatasıydı". O, günlerce çalışarak ünlü "Sermaye Teorisi'nin Pozitifliği" eserini yazdı. Kitapta, kârın, bir hırsızlık değil, bir ödül olduğunu açıkladı.

"Bir balıkçıyı düşünün," diye yazıyordu Böhm-Bawerk. "Eğer balıkçı hemen elini suya daldırırsa (Doğrudan Üretim), bir günde az balık yakalar. Ama eğer bugün bir tekne yapmaya (Sermaye Birikimi) zaman ayırırsa—yani tüketimi erteleme fedakârlığı yaparsa—yarın daha verimli, daha dolambaçlı bir üretim yolunu seçmiş olur."

İşte faiz buydu: Tüketimi ertelemenin ve daha uzun, ancak daha verimli yolu seçmenin ödülü. Toplum, bugünün malını (tasarruf) geleceğin aynı malından daha değerli görüyordu. Bu yüzden faiz reel ve pozitif olmak zorundaydı. Aksi takdirde kimse geleceğe yatırım yapmazdı.

II. Dönüşümün Çatlağı

Böhm-Bawerk'in entelektüel savaşının zirvesi, Marx'ın dev eserine, Kapital'e karşı yazdığı eleştiriydi. O, Marx'ın sisteminin kalbindeki en büyük çelişkiye parmak bastı: Dönüşüm Sorunu.

"Marx, birinci ciltte tüm değerin emekten geldiğini iddia ediyor," diye fısıldıyordu Böhm-Bawerk seminerlerinde. "Ama üçüncü ciltte, tüm sektörlerdeki kâr oranlarının eşitlenmesi gerektiğini söylüyor. Eğer kâr, sadece emekten geliyorsa, neden sermaye yoğun sektörler de emek yoğun sektörlerle aynı kârı elde ediyor?"

Böhm-Bawerk’e göre Marx, bu iki gerçeği uzlaştırmaya çalışırken kendi teorisinin temelini terk etmişti. Kapitalizm, Marx’ın sandığı gibi bir sömürü makinesi değil; faizin rehberlik ettiği, sürekli olarak daha uzun ve verimli yolları arayan bir zaman makinesiydi.

III. Teorisyenin İkilemi

Ne var ki, en büyük teorisyen bile bazen hayatın pragmatik zorluklarıyla yüzleşmek zorundaydı.

Böhm-Bawerk, Maliye Bakanı olarak atandığında, Viyana'nın altın standardını ve imparatorluk bütçesini savunma göreviyle karşılaştı. Teoride, o katı bir serbest piyasacıydı; devlete ait demiryolları, onun teorik idealine tersti.

Ancak pratik gerçeklik baskı yaptı. Demiryollarının özel borç yükü, imparatorluğun maliyesini tehdit ediyordu. Böhm-Bawerk, teorisinin gerektirdiği serbest piyasa idealinden ödün vererek, bütçeyi kurtarmak için demiryollarını kamulaştırmak zorunda kaldı.

Bu, onun teorik tutarlılığına gölge düşüren, ancak mali pragmatizmini gösteren bir karardı. O, teorinin uzun vadeli rehberliğine inanıyordu, ancak devletin bekası için bazen kısa vadeli acı ilaçlar kullanılması gerektiğini de biliyordu.

IV. Seminerin Mirası

Bakanlık görevinden ayrılıp Viyana Üniversitesi’ne döndüğünde, seminerleri Viyana’nın entelektüel nabzı oldu. Salonu dolduranlar arasında geleceğin büyük isimleri vardı:

  • Ludwig von Mises: Hocasının teorilerini alıp Avusturya İş Çevrimleri Teorisi'ne dönüştürecek ve merkez bankası müdahalesine karşı amansız bir savaş açacaktı.
  • Joseph Schumpeter: Kapitalizmin asıl itici gücünün Böhm-Bawerk'in "dolambaçlı üretimi" değil, yaratıcı yıkım olduğunu savunacaktı.
  • Rudolf Hilferding: Marx’a olan sadakatini koruyacak ve hocasının eleştirilerini Marksist bir perspektifle yanıtlamaya çalışacaktı.

Böhm-Bawerk, 1914’te, I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden hemen sonra öldü. Geride, faizin sırrını çözen, Marksizmi sarsan ve öğrencileri aracılığıyla 20. yüzyıl iktisat düşüncesinin en önemli akımlarından birine hayat veren, zamana meydan okuyan bir miras bıraktı. O, sadece bir iktisatçı değil, zamanın ve değerin felsefesini yeniden yazan bir dâhiliydi.

Kaynakça

  1. Sermaye ve Faiz (Kapital und Kapitalzins) Üçlemesi:
    • Geschichte und Kritik der Kapitalzins-Theorien (Faiz Teorilerinin Tarihi ve Eleştirisi). Birinci Cilt, 1884. (Önceki faiz teorilerinin kapsamlı analizi.)
    • Positive Theorie des Kapitals (Sermaye Teorisinin Pozitifliği). İkinci Cilt, 1889. (Zaman Tercihi ve Dolambaçlı Üretim teorisini kurduğu temel eser.)
    • Further Essays on Capital and Interest. Üçüncü Cilt, ek makaleler içerir.
  2. Marx Eleştirisi:
    • Karl Marx und der Abschluss seines Systems (Karl Marx ve Sisteminin Sonu). 1896. (Marx'ın Dönüşüm Sorunu'nu hedef alan ünlü eleştiri.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ