Labirentteki İktisatçı: Herbert Simon, Sınırlı Rasyonellik ve Karar Vermenin Mimarisi
Labirentteki İktisatçı: Herbert Simon, Sınırlı Rasyonellik ve Karar
Vermenin Mimarisi
Ercan Eren
Modern iktisat, uzun bir süre boyunca insanı;
kusursuz bir hesaplama gücüne sahip, belirsizliğin sisini tek bir bakışla
dağıtan 'Homo Economicus' olarak kurguladı. Ancak Herbert Simon, bu steril
laboratuvar modelini yıkarak bizi gerçek dünyanın karmaşık koridorlarına, yani
'Labirent'e davet eder. Simon’a göre iktisadi karar verici, labirente tepeden
bakan bir tanrı değil; duvarların arasında, kısıtlı bir görüş açısıyla ve
sınırlı bir zaman diliminde 'yeterince iyi' olanı arayan bir yolcudur. Bu
çalışma, Nobel ödüllü polimat Herbert Simon’un; iktisat, psikoloji ve yapay
zekayı birleştiren devasa teorik mirasını, onun en güçlü metaforu olan labirent
ekseninde analiz etmeyi amaçlamaktadır."
I. Rönesans İnsanının Entelektüel Portresi
1.1. Polimat Bir Kimlik: İktisat, Psikoloji ve Bilgisayar Bilimi Arasındaki
Kesişim Kümesi
20.yüzyılın
bilimsel manzarasına bakıldığında, uzmanlaşmanın getirdiği keskin sınırları
ihlal eden nadir dehalardan biri Herbert Alexander Simon’dur. Simon, modern
sosyal bilimlerin "Rönesans insanı" veya bir "polimat" (Hezarfen,
binfenli) olarak tanımlanmayı hak eden az sayıdaki isimden biridir. Onun
entelektüel serüveni, tek bir disiplinin dar kalıplarına sığmayacak kadar
geniştir: Karar verme teorisiyle İktisat Nobel’ini, yapay zekâ ve
bilişsel modelleme çalışmalarıyla Turing Ödülü’nü, organizasyonel davranış
ve yönetim bilimleri üzerindeki etkisiyle de sosyal bilimlerin en prestijli
takdirlerini kazanmıştır.
Simon için
iktisat, psikoloji ve bilgisayar bilimi birbirinden kopuk kompartımanlar değil;
"insan aklının nasıl çalıştığı" ve "karmaşık sistemlerin nasıl
yönetildiği" soruları etrafında birleşen tek bir odak noktasıdır. O,
iktisadı insan zihninden, zihni ise bilgi işleme süreçlerinden ayırmamıştır. Bu
kesişim kümesinde Simon, bir bilgisayar programcısının titizliğiyle bir
psikoloğun gözlem yeteneğini birleştirerek iktisadi analize yeni bir soluk
getirmiştir.
1.2. Paradigma Değişimi: Homo Economicus’un Tahtından İndirilişi ve
"Gerçekçi İnsan" Arayışı
Simon’un
akademik mirasının en sarsıcı yönü, ana akım iktisadın temel taşı olan Homo
Economicus (İktisadi İnsan) modeline getirdiği radikal eleştiridir. Klasik
ve neoklasik iktisat, bireyi; sınırsız bilgiye sahip, tüm alternatifleri
saniyeler içinde değerlendirebilen ve her zaman "fayda
maksimizasyonu" yapan rasyonel bir makine olarak tasvir eder.
Ancak Simon,
bu "tam rasyonellik" varsayımının ampirik bir karşılığı olmadığını
savunarak paradigmayı kökten değiştirmiştir. Ona göre insan, "her şeyi
bilen bir tanrı" değil, bilişsel kapasitesi kısıtlı, zamanı sınırlı ve
dikkati çabuk dağılan bir varlıktır. Simon’un literatüre kazandırdığı bu "Gerçekçi
İnsan", optimizasyon peşinde koşan soğuk bir hesap makinesi değil;
belirsizlik altında makul olanı bulmaya çalışan, hatalar yapan ama öğrenen bir
karar vericidir. Bu değişim, iktisadın sadece matematiksel bir aksiyomlar
bütünü olmaktan çıkıp, insan doğasıyla barışık bir sosyal bilim olma yolundaki
en büyük adımıdır.
1.3. Simon’un Teorik Mirasını Kronolojik ve Metaforik Bir Düzlemde Analiz
Etmek
Bu çalışmanın
temel amacı, Herbert Simon’un yarım asrı aşan entelektüel yolculuğunu, onun
düşünce dünyasının mihenk taşı olan "Labirent Metaforu"
ekseninde yeniden okumaktır. Simon’un teorileri sadece statik birer akademik
çıktı değil, dinamik birer keşif sürecidir.
Çalışma
boyunca, Simon’un 1940’larda kamu yönetimiyle başlayan, 1950’lerde organizasyon
teorisiyle derinleşen, 1960’larda ise yapay zekâ ile zirveye ulaşan kronolojik
gelişimi takip edilecektir. Bu tarihsel akış içerisinde, insanın karar verme
sürecini devasa bir labirentte yol bulma çabasına benzeten o meşhur metafor;
sınırlı rasyonellik, yetinmecilik (satisficing) ve hiyerarşik sistemler
kavramlarını birbirine bağlayan temel anlatı olarak kullanılacaktır. Simon’un
mirasının, bugünün karmaşık ve veri yoğunluklu dünyasında neden her zamankinden
daha geçerli olduğu, bu bütüncül bakış açısıyla ortaya konmaya çalışılacaktır.
II. Teorik Temeller ve Kırılma Noktaları
2.1. Chicago Okulu ile Hesaplaşma: Aksiyomatik İktisat Eleştirisi
Simon’un
1930’ların sonunda Chicago Üniversitesi’ndeki varlığı, bir anlamda
"fırtına öncesi sessizlik" gibidir. Henry Schultz’un ekonometriye
olan tutkusu ve Frank Knight’ın belirsizlik üzerine kurduğu derin felsefe
Simon’u etkilemiş olsa da o dönemde şekillenmeye başlayan Chicago ekolünün katı
"fayda maksimizasyonu" dogmasına karşı içsel bir direnç
geliştirmiştir.
Simon’a göre,
neoklasik iktisadın matematiği "estetik açıdan kusursuz ama ampirik açıdan
kusurlu" idi. İktisatçıların insanı, karmaşık denklemleri anında çözen bir
işlemci gibi kurgulamasına karşı çıkmıştır. Simon, Rudolf Carnap’tan
öğrendiği mantıksal pozitivizm ilkelerini iktisada uygulayarak şu soruyu
sormuştur: "Eğer bir teorinin varsayımları (tam rasyonellik gibi)
gerçekle örtüşmüyorsa, o teorinin tahmin gücü ne kadar güvenilirdir?"
Bu soru, onun hayatı boyunca sürdüreceği metodolojik savaşın ilk kurşunudur.
2.2. 1947 Dönüm Noktası: Administrative Behavior ve "Yönetsel
İnsan"ın Doğuşu
Simon’un
doktora tezi olarak kaleme aldığı ve 1947’de kitaplaşan Administrative
Behavior (Yönetsel Davranış), sosyal bilimlerde bir paradigma kayması
yaratmıştır. Kitap, bir organizasyonun sadece üretim yapan bir birim değil, bir
"karar verme laboratuvarı" olduğunu savunur.
Bu eserde
Simon, klasik iktisadın Homo Economicus’una karşılık "Yönetsel
İnsan" (Administrative Man) kavramını önerir. Bu yeni modelin
özellikleri şunlardır:
- Optimizasyon Yerine Yetinme: En iyiyi bulmak imkansızdır; bu yüzden "yeterince iyi"
olanla yetinilir.
- Basitleştirilmiş Dünya: İnsan, karmaşık dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi zihninde
basitleştirdiği bir model üzerinden algılar.
- Kısıtlı Seçenek Kümesi: Karar verici, tüm seçenekleri değil, sadece karşısına çıkan ilk
birkaç makul seçeneği değerlendirir.
2.3. Organizasyonel Karar Alma: Bireysel Sınırların Kurumsal Tamamlayıcısı
Simon’un bu
dönemdeki en özgün katkılarından biri, organizasyonların (firmalar, kamu
kurumları vb.) varlık nedenini insan aklının sınırlarına bağlamasıdır. Eğer
insan rasyonel bir dev olsaydı, organizasyonlara ihtiyaç duymazdı. Ancak insan
aklı sınırlı olduğu için; organizasyonlar bireye şu imkanları sağlar:
- Bilginin Bölüştürülmesi: Karmaşık kararlar parçalara bölünerek "lokal" birimlere
dağıtılır.
- Rutinin Gücü: Her seferinde yeniden karar vermek yerine, kurumsal rutinler ve
standart operasyon prosedürleri devreye girer.
- Dikkat Yönetimi: Organizasyonlar, bireyin sınırlı olan "dikkat" kaynağını
nereye odaklayacağını belirleyen birer filtre görevi görür.
III. Merkeze
Yolculuk – Labirent Metaforu
Herbert Simon’un düşünce evreninde dünya, düzenli
ve şeffaf bir pazar yeri değil; karanlık, karmaşık ve sonu kestirilemeyen
devasa bir labirenttir. Bu metafor, Simon için sadece edebi bir benzetme
değil, insanın karar verme eyleminin ontolojik sınırlarını belirleyen teknik
bir modeldir.
3.1.
Labirentin Tanımı: Bilgi Denizinde Bir Yolculuk
Klasik iktisatçıların tasvir ettiği dünyada,
karar verici labirentin dışındadır; tepeden bakarak tüm yolları, çıkmaz
sokakları ve en kısa rotayı bir bakışta görür ("God’s eye view").
Simon ise bu bakış açısını reddeder. Ona göre iktisadi aktör, labirentin bizzat
içindedir.
Labirentin içindeki yolcu için "tüm yolların
bilgisi" diye bir şey yoktur. Onun görüş alanı, sadece önündeki bir
sonraki dönemeçle sınırlıdır. Bu bağlamda, iktisadi karar verme bir
"hesaplama" meselesi değil, bir "arama" (search)
meselesidir. Bilgi hazır bir veri değil, labirentin koridorlarında zahmetle
toplanması gereken kısıtlı bir kaynaktır.
3.2. Tanrı’nın
Gözü vs. Yolcunun Gözü: Rasyonelliğin İki Yüzü
Simon, rasyonelliği ikiye ayırarak bu metaforu
derinleştirir:
- Subjektif Rasyonellik (Yolcunun Bakışı): Yolcu, labirentin içinde sahip olduğu kısıtlı görüş açısıyla (lokal
bilgiyle) elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Bu, o an için
mantıklıdır ancak tüm labirent ölçeğinde "en iyi" olmayabilir.
- Objektif Rasyonellik (Tanrı’nın Bakışı): Neoklasik iktisadın varsaydığı, her türlü maliyet ve kısıttan azade
olan idealize edilmiş akıl yürütmedir.
Simon’a göre iktisat, "Tanrı’nın Gözü"
ile ilgilenmeyi bırakıp, o dar koridorlarda yolunu bulmaya çalışan
"Yolcunun Gözü"ne odaklanmalıdır.
3.3. Lokal
Arama ve Sezgiseller (Heuristics)
Labirentteki bir yolcu, her adımda
milyarlarca olasılığı hesaplayamaz. Bunun yerine "sezgisel
kestirmeler" (heuristics) kullanır. Örneğin; "Her zaman sağa
dön" veya "Daha aydınlık görünen koridoru seç" gibi pratik
kurallar geliştirir.
·
Satranç Örneği: Simon bu noktada satrancı
labirentin mikro-modeli olarak kullanır. Bir satranç oyununda mümkün olan tüm
hamlelerin sayısı yaklaşık dir (Shannon Sayısı). Bu rakam,
gözlemlenebilir evrendeki atom sayısından bile fazladır. Hiçbir insan veya
mevcut bilgisayar, labirentin tüm bu yollarını aynı anda hesaplayamaz. Bu
nedenle oyuncu, sadece "makul görünen" birkaç hamlelik dar bir koridorda
arama yapar. Bu, rasyonelliğin "ekonomik" ve zorunlu kullanımıdır.
3.4.
Satisficing (Yetinmecilik): İlk Uygun Çıkış
Labirent metaforunun en çarpıcı sonucu
Satisficing kavramıdır. Labirentte susamış veya yorulmuş bir yolcu için amaç,
"teorik olarak en kısa çıkışı" bulana kadar labirentte dönüp durmak
değildir. Yolcu, kendi ihtiyaçlarını karşılayan "yeterince iyi" ilk
kapıyı gördüğünde arama sürecini durdurur.
Simon’a göre iktisadi etkinlik, "maksimum
fayda" değil, belirlenen bir "aspirasyon seviyesine" (beklenti
düzeyi) ulaşmaktır. Labirentteki yolcu için "bulunan ilk çıkış",
"asla bulunamayacak olan mükemmel çıkıştan" daha değerlidir.
IV. Labirentin Mühendisliği – Yapay Zekâ ve Sistem Teorisi
4.1. Simon’un Makası: Biliş ve Çevre Uyumu
Simon,
rasyonelliği açıklarken meşhur makas benzetmesini kullanır: “İnsanın
rasyonel davranışı, bir çift makas gibidir. Makasın bıçaklarından biri
'bilişsel sınırlarımız', diğeri ise 'çevrenin yapısı'dır.” Labirent
metaforuyla birleştirdiğimizde bu; labirentteki yolcunun başarısının sadece
kendi zekasına değil, labirentin koridorlarının nasıl tasarlandığına (çevresel
kısıtlar) da bağlı olduğu anlamına gelir. Bu bakış açısı, Simon’u sadece bir
psikolog olmaktan çıkarıp, dünyayı yeniden inşa etmeye çalışan bir "sistem
mühendisine" dönüştürmüştür.
4.2. Makineler Düşünebilir mi? Sembolik İşleme ve Yapay Zekâ
1950’lerin
ortasında Simon, labirentte yol bulmanın sadece insana özgü olmadığını, bu
sürecin mekanikleştirilebileceğini fark etti. Allen Newell ile geliştirdikleri Logic
Theorist, bu düşüncenin somutlaşmış halidir.
- Sembolik Sistemler: Simon’a göre zihin, sayıları değil sembolleri (kelimeler, kavramlar,
görseller) işleyen bir sistemdir.
- Genel Problem Çözücü (GPS): Simon, insanın problem çözerken kullandığı "araç-amaç
analizi" (means-ends analysis) yöntemini bilgisayara öğretti. Bu
yöntem, labirentteki yolcunun, bulunduğu nokta ile hedef arasındaki
mesafeyi ölçüp bu mesafeyi azaltacak adımları seçmesidir.
4.3. Hiyerarşi ve Karmaşıklık: Labirentin Mimarisi
Simon’ın The
Sciences of the Artificial eserinde ele aldığı en sarsıcı fikir, karmaşık
sistemlerin (canlılar, ekonomiler, bilgisayarlar) neden her zaman hiyerarşik
olduğudur. Simon bunu "İki Saat Ustası" (Hora ve Tempus) fablı ile
açıklar:
- Bin parçadan oluşan bir saati tek seferde
birleştirmeye çalışan usta (Tempus), her kesintide başa döner ve asla
bitiremez.
- Saati onar parçalık alt birimlerden
oluşturan usta (Hora) ise, kesinti olsa bile sadece o küçük alt birimi
kaybeder.
Bu analiz,
iktisadi organizasyonların neden hiyerarşik olduğunu açıklar: Hiyerarşi,
labirenti "yönetilebilir odalara" bölmektir. Eğer ekonomi veya bir
firma hiyerarşik olmasaydı, bilgi yükü altında çökerdi.
4.4. Yapay Bilimler (The Sciences of the Artificial)
Simon için
iktisat, tıp veya mühendislik gibi bir "yapay bilim"dir. Çünkü bu
bilimler "olanı" değil, "insan amaçlarına hizmet etmek için
tasarlanmış olanı" inceler. İktisadi aktör, labirenti sadece yürüyerek
geçmez; aynı zamanda labirentin duvarlarını kendi sınırlarına göre yeniden
düzenler (organizasyonlar kurar, kurallar koyar).
V. Simon’un Mirası ve Modern İktisat
5.1. Davranışsal İktisada Giden Yol: Kahneman ve Tversky ile Bağlar
Herbert Simon,
1978'de Nobel ödülünü aldığında, ana akım iktisatçılar için hala "yabancı
bir unsur" olarak görülüyordu. Ancak onun attığı tohumlar, 1990’larda ve
2000’lerde Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin çalışmalarıyla ana akımın tam
merkezine yerleşti.
Kahneman’ın
"Hızlı ve Yavaş Düşünme" (Sistem 1 ve Sistem 2) ayrımı, aslında
Simon’un sezgiseller (heuristics) ve analitik arama süreçlerinin modern bir
psikolojik genişlemesidir. Simon "neyin" yapıldığını (sınırlı
rasyonellik) tanımlarken, halefleri bu sürecin "nasıl" sistematik
hatalara (biases) yol açtığını haritalandırmıştır. Simon olmasaydı, iktisadın
psikolojiyle olan bu barışması muhtemelen çok daha geç gerçekleşecekti.
5.2. Bilgi Aşırı Yüklemesi (Information Overload) ve Dikkat Ekonomisi
Simon’un
1970’lerde dile getirdiği bir öngörü, bugün dijital iktisadın temel ilkesi
haline gelmiştir: "Bilgi zenginliği, dikkat fakirliği yaratır."
Labirent metaforuna dönersek; modern dünyada sorun artık labirentin yollarını
bilmemek değil, önümüze serilen devasa haritalar arasında hangisine
bakacağımızı şaşırmaktır. Simon, iktisadi kıtlığın nesne/mal düzeyinden "dikkat"
düzeyine kaydığını söyleyen ilk düşünürlerden biridir. Bugün sosyal medya platformlarının
ve veri odaklı devlerin (Google, Amazon vb.) iş modelleri, aslında Simon’un
"sınırlı dikkat" teorisi üzerine inşa edilmiştir.
5.3. Büyük Veri (Big Data) Çağında Simoncu Perspektif
Bazı çevreler,
yapay zekanın gelişimiyle "tam rasyonelliğe" yaklaşılacağını iddia
etse de Simon’un perspektifi bunun tersini söyler. Algoritmalar ne kadar güçlü
olursa olsun, çözmeye çalıştıkları sosyal ve ekonomik "labirentler"
de o oranda karmaşıklaşmaktadır. Büyük veri, labirenti yok etmez; sadece
labirentin duvarlarını daha detaylı görmemizi sağlar. Simon’un
"hesaplanabilirlik" ve "ayrıştırılabilirlik"
(decomposability) üzerine kurduğu teoriler, bugün karmaşık ağ analizlerinin ve
algoritmik karar vermenin metodolojik pusulası olmaya devam etmektedir.
SONUÇ: Labirentten Çıkış Mümkün mü?
Herbert
Alexander Simon’un entelektüel yolculuğu, bizlere iktisadın sadece sayılardan
ve denklemlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda bir "insanlık hali"
olduğunu hatırlatır. Onun hayatı boyunca savunduğu Sınırlı Rasyonellik,
insanın acizliğinin bir kanıtı değil; tam aksine, kısıtlı imkanlarla muazzam
bir karmaşıklık içinde hayatta kalma ve ilerleme becerisinin bir onur
belgesidir.
Simon’un
labirentindeki yolcu, asla labirentin dışına çıkıp "mutlak doğruya"
ulaşamayabilir. Ancak Simon’un bize öğrettiği gibi; rasyonellik "en
iyi" kapıyı bulmak değil, önümüzdeki sisli koridorda bir adım sonrasını
görebilecek kadar cesur ve yaratıcı olmaktır. İktisat bilimi, Simon’un mirasını
tam anlamıyla özümsediği ölçüde, kâğıt üzerindeki modellerden sıyrılıp gerçek
insanın nefes aldığı o labirente adım atabilecektir.
Kaynakça
Kitaplar:
- Simon, H. A. (1947). Administrative Behavior: A Study of Decision-Making Processes in
Administrative Organizations. New York: Macmillan. (Simon'un sınırlı
rasyonellik ve satisficing kavramlarını ilk kez sistemleştirdiği
başyapıtı).
- Simon, H. A. (1957). Models of Man: Social and Rational. New York: Wiley.
(Matematiksel bir dille rasyonelliğin sınırlarını çizdiği denemeler
toplamı).
- March, J. G., & Simon, H. A. (1958). Organizations. New York: Wiley. (Organizasyon teorisinin temel
metni).
- Simon, H. A. (1969). The Sciences of the Artificial. Cambridge, MA: MIT Press.
(Karmaşıklık, hiyerarşi ve tasarım üzerine felsefi-teknik eseri).
- Newell, A., & Simon, H. A. (1972). Human Problem Solving. Englewood Cliffs, NJ: Prentice-Hall.
(Bilişsel devrimin ve yapay zekanın temelini atan, problem çözme
süreçlerini modellediği eser).
- Simon, H. A. (1983). Reason in Human Affairs. Stanford: Stanford University Press.
(Rasyonelliğin evrimsel ve sosyal bağlamını tartıştığı ders notları).
- Simon, H. A. (1991). Models of My Life. New York: Basic Books. (Metaforlarımızı
besleyen o meşhur otobiyografi).
Kritik Makaleler ve Nobel
Konuşması:
- Simon, H. A. (1955). "A Behavioral Model of Rational Choice". The Quarterly
Journal of Economics, 69(1), 99-114. (Homo Economicus'un teknik olarak
sarsıldığı ilk büyük makale).
- Simon, H. A. (1956). "Rational Choice and the Structure of the Environment". Psychological
Review, 63(2), 129-138. (Makas analojisinin ve çevre-biliş uyumunun
temeli).
- Simon, H. A. (1962). "The Architecture of Complexity". Proceedings of the
American Philosophical Society, 106(6), 467-482. (Hiyerarşik sistemler
ve saat ustası metaforunun kaynağı).
- Simon, H. A. (1978). "Rational Decision-Making in Business Organizations". Nobel
Memorial Lecture. (Nobel konuşması metni).
- Simon, H. A. (1991). "Organizations and Markets". Journal of Economic
Perspectives, 5(2), 25-44. (Piyasa ve organizasyon dengesine dair son
dönem önemli makalesi).
Yorumlar
Yorum Gönder