KAYIP VE KAZANILAN BİLİM: ARTHUR LEWIS'İN DESTANI
KAYIP VE KAZANILAN BİLİM: ARTHUR LEWIS'İN DESTANI
Ercan Eren
1. Giriş: Okyanusun Fısıltısı ve Cam Tavan
William Arthur
Lewis, 1915'te Karayipler'in küçük bir adası olan St.
Lucia'da, bir kakao çiftliğinin mütevazı ikliminde doğdu. Zekâsı, adanın sıcak
iklimine rağmen buz gibi bir hırsla parlıyordu. Yedi yaşında babasını
kaybettiğinde, annesi Fanny Lewis, oğlunun geleceğinin toprağın değil, eğitimin
meyvesi olacağına karar verdi.
Lewis, 14
yaşında okuldan mezun oldu ve biriktirdiği paralarla, okyanusun ötesindeki
büyük ülkeye, İngiltere'ye yelken açtı. Hedefi Londra Ekonomi Okulu'ydu (LSE).
Ancak bu yolculuk, sadece coğrafi bir mesafeyi değil, yüzyıllık sömürgeci
önyargıların kalın cam tavanını aşma mücadelesini de içeriyordu.
2. Duvara Çarpmak: Irkın Bedeli ve Kâbus Gibi Tavsiyeler
LSE'de, genç
Lewis'in parlak zekâsı tartışılmazdı, ancak teninin rengi, kariyerinin önüne
dev bir engel dikiyordu. Lewis, akademisyen olmayı arzularken, danışmanları ona
sürekli, "Gerçekçi ol!" diye fısıldıyordu.
"Arthur,
ne kadar yetenekli olursan ol, bir siyahi olarak İngiliz üniversite sisteminde
yüksek bir akademik pozisyon alamazsın. Hükümet bürokrasisi sana kapalı. Belki
Demiryolu İşletmeleri'nde bir pozisyon aramalısın. Orası daha 'güvenli'."
Bu tavsiyeler,
bir nevi akademik ölüm fermanıydı. Lewis, en saygın bilim insanlarının bile ırk
temelli kurumsal körlüğe teslim olduğunu görüyordu. Bu dışlanma tehdidi,
onu ya hayallerinden vazgeçmeye ya da sistemle savaşmaya zorluyordu.
3. Işığın Yankısı: Robbins’in Dev Desteği ve Zaferin İlk Adımı
Lionel
Robbins: LSE'nin ekonomi bölümünün güçlü lideri olan
Robbins de Lewis'in entelektüel gücüne hayrandı. Robbins’ın güçlü savunuculuğu,
Lewis'in doktora tezini tamamlamasını ve LSE'de asistanlık pozisyonu
almasını sağlayan o kritik kapıyı açtı. Bu pozisyon, onu "güvenli
demiryolu işçisi" olmaktan kurtarıp, akademik sahneye çıkardı.
Genel olarak,
başta danışmanı Arnold
Plant olmak üzere, LSE’deki hocaların desteğini arkasında hissetti.
Lewis, bu
destekle güçlenerek İngiltere'de kalmayı ve savaşmayı seçti. Mücadelesi,
1948'de Manchester Üniversitesi'nde profesör olarak atandığında en büyük
zaferine ulaştı. Sir Arthur Lewis, Birleşik Krallık tarihinde profesör
unvanını alan ilk siyahi akademisyen olarak tarih yazdı. Bu, sadece onun
kişisel başarısı değil, aynı zamanda yüzleştiği ve kırdığı cam tavanın
sembolüydü.
4. Bilimsel İtici Güç: Lewis Modeli ve Çin Laboratuvarı
Lewis, kişisel
mücadelesini kazandıktan sonra, teorik mücadelesine başladı. Nobel ödülünü
kazandıran büyük eseri olan İki Sektörlü Model (ya da Sınırsız İşgücü
Arzı ile Ekonomik Gelişme), 1954 yılında yayımlandı.
Teorinin
Kalbi: Lewis, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik
kalkınmayı hızlandırmanın yolunu, Geleneksel Sektör (düşük verimli
tarım, gizli işsizlik) ile Modern Sektör (yüksek verimli sanayi)
arasındaki yapısal dönüşümde görüyordu. Modern sektörün, geleneksel sektörden
ucuz ve bol işgücü çekerek büyük kârlar elde etmesi ve bu kârları tekrar
yatırıma dönüştürmesi (sermaye birikimi) gerekiyordu. Bu döngü, tarımdaki fazla
işgücü bitene kadar, yani Dönüşüm Noktası'na ulaşana kadar devam
edecekti.
Çin
Laboratuvarı: Lewis’in teorisi, 1980'lerden itibaren Çin
Halk Cumhuriyeti'nin hızlı yükselişini açıklayan en uygun çerçeve oldu.
Çin'in iç bölgelerindeki devasa kırsal nüfus, Lewis'in "sınırsız işgücü
arzı" kaynağını oluşturdu. Kıyı şeridindeki sanayi merkezleri (Modern
Sektör), bu işgücünü düşük ücretlerle cezbetti. Bu ucuz emek üzerine kurulan
büyük kârlar, devasa bir yeniden yatırıma dönüştü ve Çin'i "dünyanın
fabrikası" yaptı. 2010'lu yılların başında Çin’in işgücü
maliyetlerinin hızla artması, Lewis’in öngördüğü Dönüşüm Noktası'na
ulaşıldığının en somut işareti oldu.
Lewis'in
hayatı, ırk ve önyargının baskılarına rağmen sadece kişisel engelleri aşmakla
kalmayıp, tüm gelişmekte olan dünyanın ekonomik dönüşümünü anlamamızı
sağlayan teorik bir lens yaratan, onurlu bir zafer hikayesidir.
Yorumlar
Yorum Gönder