John Richard Hicks: İktisatta Bilimsel Kesinlikten Tarihsel Sanata Bir Entelektüel Dönüşüm
John Richard Hicks: İktisatta Bilimsel Kesinlikten Tarihsel Sanata Bir
Entelektüel Dönüşüm
Ercan Eren
.
1. Giriş: İktisadın İki Yüzü ve Bir Ömür
İktisat
düşünce tarihi, genellikle ya saf matematiksel modellemeye sığınan
teknisyenlerin ya da pratikten kopuk felsefi anlatıların hakimiyetindedir. Sir
John Richard Hicks’in (1904–1989) entelektüel serüveni ise bu iki dünya
arasındaki keskin sınırın nasıl ihlal edilebileceğinin, hatta bu ihlalin gerçek
bir bilgelik için nasıl zorunlu olduğunun en somut örneğidir. Hicks’in yaşamı,
iktisadı bir "doğa bilimi" kesinliğiyle kurgulayan bir
mühendislikten, onu bir "tarihsel anlama sanatı" olarak yeniden
tanımlayan bir bilgeliğe uzanan benzersiz bir evrimdir.
Teoriden Bilgeliğe: Bir Teknisyenin Bilgeye Dönüşümü
Hicks,
kariyerinin ilk evresinde (literatürde sıklıkla Hicks I olarak anılır),
modern mikroekonominin ve makroekonominin kurucu gramerini yazmıştır. Value
and Capital (1939) adlı başyapıtıyla Walrasçı genel dengeyi dinamik bir
yapıya kavuşturmuş [1], Keynesçi iktisadı ise meşhur IS-LM diyagramıyla ders
kitaplarının ana omurgası haline getirmiştir.
Ancak Hicks’i
çağdaşlarından ayıran asıl "bilge" duruşu, 1972’de Nobel İktisat
Ödülü ile taçlandırılan bu muazzam teorik yapıyı, hayatının son yirmi yılında (Hicks
II dönemi) bizzat kendisinin sarsmaya başlamasıdır. Hicks, iktisatçının
rolünü "yasalar koyan bir fizikçi"den, "karmaşık olayları analiz
eden bir tarihçi"ye kaydırarak, disiplini matematiksel bir hapishane
olmaktan çıkarmış ve ona sanatsal bir derinlik katmıştır. Bu dönüşüm, teorinin
sterilliğini değil, gerçekliğin akışkanlığını merkeze alan bir entelektüel
dürüstlük anıtıdır.
Müşterek Bir Deha: Ursula Webb Hicks ve "Laboratuvar" İşlevi
Bu dönüşümün
arka planındaki en belirleyici, ancak akademik literatürde çoğu zaman ikincil
plana itilen figür Ursula Webb Hicks’tir (1896–1985). Hicks çiftinin
birlikteliği, sadece bir evlilik değil, teorik zekâ ile pratik uygulamanın
(praksis) en saf haldeki sentezidir.
John Hicks
kütüphanesinde aksiyomatik modeller üzerine kafa yorarken, Ursula Hicks, kamu
maliyesi ve kalkınma iktisadı alanındaki çalışmalarıyla iktisadın "tozlu
ve gerçek" yüzüyle meşguldü [2]. Ursula, bu ortaklıkta John’un "yaşayan
laboratuvarı" işlevini görmüştür. John’un soyut varsayımları,
Ursula’nın Hindistan bütçe analizlerinden veya yerel yönetimlerin mali
krizlerinden süzülüp gelen somut verilerle sürekli bir test sürecine tabi
tutulmuştur. Bu müşterek deha, iktisadın kâğıt üzerindeki bir oyun değil,
sosyal bir sorumluluk ve tarihsel bir süreç olduğunu John Hicks’e her daim
hatırlatmış; onun "sanat" evresine geçişindeki kurumsal zemini
hazırlamıştır
2. Hicks I: "Bilim" Olarak İktisat ve Dengenin İnşası
1930’ların
başında Londra Ekonomi Okulu’nda (LSE) başlayan bu dönem, Hicks’in iktisadı
matematiksel bir kesinlik ve mantıksal tutarlılık çerçevesinde yeniden inşa
etme çabasıyla karakterize edilir. Bu evrede Hicks, iktisadı doğa bilimlerine
yaklaştıran, ölçülebilir ve denge odaklı bir "bilim" olarak
kurgulamıştır.
Genel Denge ve Tüketici Teorisi: "Değer ve Sermaye"
Hicks’in 1939
yılında yayımlanan Value and Capital eseri, modern mikroiktisadın
"incili" olarak kabul edilir. Hicks, burada Léon Walras’ın Genel
Denge Teorisi’ni (General Equilibrium Theory) Anglo-Sakson iktisat geleneğiyle
sentezlemiştir [3].
- Sıralı Fayda (Ordinal Utility): Hicks, tüketicilerin faydayı sayısal olarak ölçtüğü varsayımını
reddederek, sadece tercihlerin sıralanabileceği (A, B’den iyidir gibi)
fikrini olgunlaştırmıştır.
- Hicksiyen Talep ve İkame Etkisi: Bir malın fiyatı değiştiğinde tüketicinin davranışını "ikame
etkisi" ve "gelir etkisi" olarak ikiye ayırmıştır. Bu
ayrım, bugün hâlâ fiyat değişimlerinin refah üzerindeki etkisini ölçmek
için kullanılan en temel araçtır.
Makroekonominin Grameri: IS-LM Modeli
Hicks’in belki
de en büyük küresel etkisi, 1937’de yazdığı "Mr. Keynes and the
'Classics'" makalesiyle olmuştur [4]. John Maynard Keynes’in devrim
niteliğindeki ama dağınık olan Genel Teori’sini, iktisat öğrencilerinin
ve politika yapıcıların anlayabileceği iki eğrilik bir grafiğe indirgemiştir.
Bu modelde:
- IS Eğrisi: Mal
piyasasındaki dengeyi (Yatırım = Tasarruf).
- LM Eğrisi: Para
piyasasındaki dengeyi (Para Talebi = Para Arzı) temsil eder. Bu iki
eğrinin kesiştiği nokta, ekonominin genel dengesini ve faiz oranları ile
milli gelir arasındaki ilişkiyi açıklar. Hicks I, bu modelle iktisatçılara
ekonomiyi "yönetebilecekleri" bir kontrol paneli sunmuştur.
Statik Zaman ve Kesinlik Arayışı
Hicks I
döneminin metodolojisi, "Mantıksal Zaman" (Logical Time)
kavramına dayanır. Bu anlayışa göre zaman, denklemlerdeki herhangi bir değişken
gibidir ve sistem her zaman bir denge noktasına doğru hareket eder. Bu dönemde
iktisat, geleceğin geçmişe benzer olduğu ve belirsizliğin istatistiksel risklerle
yönetilebileceği varsayılan bir "pozitif bilim"dir. Hicks’in bu
dönemdeki çalışmaları, 1972’de kendisine Nobel Ödülü’nü kazandıracak olan
"Genel Denge ve Refah İktisadı"na katkılarının temelini oluşturmuştur.
3. Ursula Webb Hicks: "Saha"nın ve "Uygulama"nın Gücü
John Hicks’in
teorik mimarisini inşa ettiği yıllarda, Ursula Webb Hicks iktisadın
"yaşayan" ve "kurumsal" tarafında derinleşiyordu.
Ursula’nın varlığı, John için sadece bir eş değil, aynı zamanda teorilerinin
gerçek dünyadaki geçerliliğini test ettiği bir "gerçeklik filtresi"
olmuştur.
Gerçeklik Kontrolü: Kamu Maliyesi ve Kalkınma
Ursula Hicks,
özellikle kamu maliyesi (public finance) alanında devrimsel bir yaklaşım
sergilemiştir. Onun 1947 tarihli Public Finance eseri, maliyeyi sadece
bir vergi toplama aracı olarak değil, toplumsal refahın ve kalkınmanın ana
kaldıracı olarak ele almıştır [5].
- Bütçenin Sosyolojisi: Ursula, bir bütçenin sadece rakamlardan oluşmadığını, o toplumun
siyasi tercihlerini, kurumsal kapasitesini ve tarihsel mirasını
yansıttığını savunmuştur.
- Gelişmekte Olan Dünyanın Sesi: Hicks çifti, 1950'lerde Hindistan, Nijerya ve Jamaika gibi ülkelere
uzun seyahatler yapmış; burada Ursula, yerel yönetimlerin mali yapılarını
incelemiştir. Bu saha çalışmaları, John Hicks’in "idealize edilmiş
tam rekabet piyasaları" varsayımının, kurumsal boşluklar içindeki
ülkelerde ne kadar geçersiz olduğunu fark etmesini sağlamıştır.
Teorinin Sınırları ve Kurumsal Derinlik
John Hicks,
Ursula’nın bu pratik çalışmalarını gördükçe, kendi yarattığı "Genel
Denge" modellerinin kurumsal bir vakumda çalıştığını fark etmeye
başlamıştır.
- Tazminatın Pratiği: Kaldor-Hicks Etkinliği kâğıt üzerinde "kazananların kaybedenleri
tazmin edebilmesi" olarak tanımlanırken, Ursula bu tazminatın ancak
karmaşık vergi sistemleri ve bürokratik mekanizmalarla (eğer mümkünse)
yapılabileceğini John’a hatırlatmıştır.
- Uygulamalı Refah: Ursula, John’un refah iktisadı teorilerine "yerel
yönetimler" ve "mali federalizm" gibi hayati boyutlar
eklemiş; teorinin soğuk yüzünü sosyal adaletin pratik sorunlarıyla
ısıtmıştır [6].
Etkinliğin Pratiği: Bir Ortaklığın Sonucu
Ursula’nın
saha deneyimi, John Hicks’in "iktisatçının sadece etkinlikle ilgilenmesi
gerektiği" fikrini sarsmıştır. Birlikte yayımladıkları çalışmalar ve akşam
yemeği masalarındaki tartışmalar, John’u daha sonra Hicks II döneminde
göreceğimiz "tarihsel ve kurumsal" perspektife iten gizli motordur.
Ursula, John’a iktisadın sadece bir "mantık oyunu" değil, insanların
hayatına dokunan ciddi bir "yönetim sanatı" olduğunu kanıtlamıştır.
4. Hicks II: "Sanat" ve "Tarih" Olarak İktisat
1970'li
yıllardan itibaren John Hicks, iktisat literatüründe Hicks II olarak
bilinen radikal bir dönüşümün içine girer. Bu evrede o, iktisadın doğa
bilimlerini (fizik) taklit etme çabasının bir hata olduğunu; asıl yerinin tarih
ve mantık arasındaki o ince çizgi olduğunu savunmaya başlar.
Zamanın Keşfi: Mantıksal Zaman’dan Tarihsel Zaman’a
Hicks I
döneminin denklemlerinde zaman, ileri veya geri alınabilen statik bir
değişkendi. Ancak yaşlılık döneminde Hicks, iktisadın en büyük eksikliğinin
"zamanın okunu" (arrow of time) ıskalamak olduğunu fark etti.
- Tarihsel Zaman (Historical Time): Hicks, kararların geçmişin yükü altında alındığını ve geleceğin
kökten belirsiz olduğunu vurguladı [7]. Bir kez yapılan bir yatırım veya
alınan bir karar, sistemi asla eski denge noktasına döndüremezdi.
- Dengesizlik Analizi: Artık piyasaların her zaman dengede olduğu (equilibrium) varsayımını
terk etmiş, ekonominin bir dengesizlikten diğerine akan sürekli bir
"süreç" (process) olduğunu savunmaya başlamıştır.
Prediction’dan (Tahmin) Understanding’e (Anlama)
Hicks,
iktisatçıların geleceği tahmin etme (prediction) iddiasını, bir tür
"bilimsel kibir" olarak görmeye başladı. Ona göre iktisat bir
"sanat" idi; çünkü:
- Biriciklik: Ekonomik olaylar laboratuvarda tekrarlanamazdı. Her kriz, her büyüme
evresi kendine has tarihsel koşullara sahipti.
- Anlama Sanatı: İktisatçının görevi, tıpkı bir sanat tarihçisi veya dedektif gibi,
eldeki ipuçlarını (verileri) kullanarak geçmişte ve bugün ne olduğunu
anlamlandırmaktı (understanding). İktisatçı, evrensel yasalar bulan bir
fizikçiden ziyade, belirli bir dönemin ruhunu okuyan bir tercümandı.
İktisatta Nedensellik ve Belirsizlik
1979 tarihli Causality
in Economics adlı eserinde Hicks, nedensellik bağının iktisatta ne kadar
kırılgan olduğunu tartıştı [8]. Ona göre iktisat, "insan iradesi" ve
"beklentiler" üzerine kurulu olduğu için, katı deterministik
yasalarla açıklanamazdı. Bu dönemde Ursula ile yaptıkları tartışmalar meyvesini
vermiş; John, Ursula’nın "kurumsal karmaşıklık" dünyasını,
"tarihsel süreç" teorisiyle felsefi bir zemine oturtmuştur.
5. Akademik Dürüstlük: Kendi Heykelini Yıkan Bir Nobelist
Akademik
dünyada, bir teorisyenin kendi adıyla özdeşleşmiş ve dünya çapında standart
kabul edilmiş bir modeli reddetmesi neredeyse imkansızdır. Ancak John Hicks,
Nobel ödüllü bir otorite olmanın verdiği konforu değil, entelektüel dürüstlüğün
getirdiği huzursuzluğu seçmiştir.
Reddiye Kültürü: IS-LM Modeline Veda
1980 yılında, Journal
of Post Keynesian Economics dergisinde yayımlanan "IS-LM: An
Explanation" makalesi, iktisat tarihinde bir "günah çıkarma"
ve aynı zamanda bir "manifesto" niteliğindedir [9]. Hicks, bu
makalede kırk yıl boyunca ders kitaplarının ana omurgası olan modelini bizzat
sarsmıştır.
- Modelin Sınırlılığı: Hicks, IS-LM’nin ekonomiyi "zamanın durduğu" bir anlık
fotoğraf olarak sunduğunu, oysa gerçek ekonominin bir "süreç"
olduğunu itiraf etmiştir.
- "Gençlik Hatası": Modelin, Keynes’in teorisindeki belirsizlik ve beklentiler gibi
hayati unsurları mekanik bir dengeye indirgediğini söyleyerek, bu yapının
ancak çok dar bir çerçevede (kısa vadeli statik analizlerde)
kullanılabileceği uyarısını yapmıştır.
Nobel Sonrası Cesaret ve Egonun Aşılması
Pek çok bilim
insanı, Nobel aldıktan sonra mevcut teorilerini tahkim etmeye çalışırken, Hicks
tam tersini yapmıştır. 1972 Nobel konuşmasında bile, Genel Denge Teorisi’nin
kısıtlılıklarından bahsetmiş; başarısını bir bitiş çizgisi değil, yeni ve daha
karmaşık bir arayışın başlangıcı olarak görmüştür.
- Hakikat Bağlılığı: Hicks için akademik dürüstlük, "yanıldım" diyebilme
kapasitesidir. O, kendi entelektüel mirasını korumak yerine, iktisadın
sosyal bir disiplin olarak daha dürüst bir zemine (tarih ve belirsizlik)
oturması için kendi tahtından feragat etmiştir.
Ursula'nın Etkisi: Teoriden Vicdana
Bu
dürüstlükte, Ursula Hicks’in "uygulamalı iktisat" disiplininin büyük
payı vardır. Ursula’nın saha çalışmalarında karşılaştığı "teoriye sığmayan
hayat", John Hicks’in modellerindeki steril boşluğu sürekli yüzüne
vurmuştur. John, Ursula sayesinde, iktisadın sadece kâğıt üzerinde tutarlı
olması yetmeyeceğini, aynı zamanda hayatın karmaşıklığına karşı dürüst olması
gerektiğini öğrenmiştir.
Hicks'in bu
tavrı, iktisadı matematiksel bir kibir kalesi olmaktan çıkarıp, hata
yapabilirliğini kabul eden insani bir uğraşa dönüştürmüştür.
6. Sonuç: İktisatçının Bir Sanatçı Olarak Portresi
John ve Ursula
Hicks’in mirası, sadece kütüphane raflarındaki teknik kitaplardan ibaret
değildir; onlar, iktisadın bir ruhu ve vicdanı olması gerektiğini kanıtlayan
entelektüel bir kutup yıldızıdır. John Hicks’in kariyerindeki o keskin dönüş,
modern iktisadın bugün hâlâ çözemediği "bilimsel kibir ve gerçeklik"
çatışmasına verilmiş en dürüst cevaptır.
Modern İktisada Bir Eleştiri ve Davet
Günümüz
iktisat dünyası, Hicks I’in inşa ettiği matematiksel kalelerin içinde, devasa
veri setleri ve algoritmalarla geleceği tahmin etme iddiasını sürdürmektedir.
Ancak Hicks II, mezarından bizlere şunu fısıldamaktadır: "İktisat,
rakamların değil, tarihsel süreçlerin ve insan iradesinin sanatıdır."
Hicks’e göre, bir iktisatçının elindeki en güçlü araç regresyon analizleri
değil, tarihsel sezgi ve felsefi derinliktir.
Müşterek Bir Yaşamın Bakiyesi
Ursula ve John
Hicks, birbirlerinin hem en sert eleştirmeni hem de en güçlü tamamlayıcısı
olmuşlardır. Ursula’nın saha çalışmalarındaki "tozu", John’un teorik
dünyasındaki "sterilliği" temizlemiştir. Onların birlikteliği, bir
sosyal bilimcinin tek başına ne kadar eksik kalabileceğini, ancak kurumsal
gerçekliklerle (Ursula) felsefi derinliğin (John) birleştiği noktada iktisadın
bir "anlama sanatı"na dönüşebileceğini göstermiştir.
Sonsöz: Bilgeliğin ve Dürüstlüğün Mirası
Hicks’in
"kendi heykelini yıkması", akademik bir intihar değil, aksine en
yüksek düzeyde akademik bir olgunluktur. O, iktisadı matematiksel bir bulmaca
olmaktan çıkarıp, insanlık tarihini anlama çabasına dönüştürmüştür. Bugünün
karmaşık ve belirsiz dünyasında, Hicks’in "Hata yapabiliriz, çünkü biz
tarih içindeyiz" diyen mütevazı dürüstlüğü, piyasa modellerinin mutlak
doğruluğuna olan inançtan çok daha kıymetlidir.
Son tahlilde
Hicks, iktisatçının sadece bir mühendis değil, aynı zamanda toplumun geçmişini
ve geleceğini yorumlayan bir sanatçı olması gerektiğini bizlere miras
bırakmıştır.
Dipnotlar:
[1] J.R.
Hicks, Value and Capital: An Inquiry into Some Fundamental Principles of
Economic Theory, Oxford: Clarendon Press, 1939.
[2] Ursula K. Hicks, Public Finance,
Cambridge University Press, 1947. (Bu eser, kamu maliyesinin analitik bir
disipline dönüşmesinde öncü kabul edilir).
[3] J.R.
Hicks, Value and Capital, 1939. s. 115-140 (Genel Denge Analizi
üzerine).
[4] J.R.
Hicks, "Mr. Keynes and the 'Classics'; A Suggested Interpretation", Econometrica,
Cilt 5, No. 2, 1937, s. 147–159.
[5] Ursula K.
Hicks, Public Finance, Cambridge University Press, 1947. s. 12-45.
[6] Ursula K. Hicks, Development from
Below: Local Government and Finance in Developing Countries of the Commonwealth,
Oxford: Clarendon Press, 1961.
[7] J.R. Hicks, A Theory of Economic
History, Oxford: Clarendon Press, 1969. (Hicks’in iktisadı tarihsel bir
perspektife oturttuğu dönüm noktası eseri).
[8] J.R. Hicks, Causality in Economics,
New York: Basic Books, 1979. s. 38-60 (Zaman ve nedensellik üzerine).
[9] J.R.
Hicks, "IS-LM: An Explanation", Journal of Post Keynesian
Economics, Cilt 3, No. 2, 1980, s. 139-154.
[10] O.F.
Hamouda, John R. Hicks: The Economist's Economist, Oxford: Basil
Blackwell, 1993. s. 180-195. (Hicks'in metodolojik mirası üzerine).
Kaynakça
- Hamouda, O. F. (1993). John R. Hicks: The Economist's Economist. Oxford:
Basil Blackwell.
- Hicks, J. R. (1937). "Mr. Keynes and the 'Classics'; A Suggested
Interpretation". Econometrica, 5(2), 147–159.
- Hicks, J. R. (1939). Value and Capital: An Inquiry into Some Fundamental
Principles of Economic Theory. Oxford: Clarendon Press.
- Hicks, J. R. (1969). A Theory of Economic History. Oxford: Clarendon Press.
- Hicks, J. R. (1979). Causality in Economics. New York: Basic Books.
- Hicks, J. R. (1980). "IS-LM: An Explanation". Journal of Post
Keynesian Economics, 3(2), 139-154.
- Hicks, U. K. (1947). Public Finance. Cambridge: Cambridge University Press.
- Hicks, U. K. (1961). Development from Below: Local Government and Finance in
Developing Countries of the Commonwealth. Oxford: Clarendon Press.
Yorumlar
Yorum Gönder