Irving Fisher’in İktisadi Dönüşümü: Fisher I ve Fisher II

Ercan Eren

 

Giriş

Amerikan iktisat tarihinin en parlak ve en çelişkili figürlerinden biri olan Irving Fisher (1867–1947), sadece teorik iktisada değil, aynı zamanda matematiksel metodoloji, halk sağlığı reformları ve sosyal aktivizme de silinmez bir iz bırakmıştır. Yale Üniversitesi'nden üstün zekâsıyla mezun olan, ilk döneminde Josiah Willard Gibbs'in fizik ve matematik disiplininden esinlenerek iktisadı kesin bir bilim dalı haline getirmeyi hedefleyen Fisher, kariyerini iki belirgin ve keskin döneme ayırabilecek devasa bir kişisel ve entelektüel dönüşüm yaşamıştır: Fisher I ve Fisher II.

Bu makale, Fisher'ın entelektüel yolculuğunu, onun metodolojik kesinlik arayışından, finansal krizlerin yıkıcı gerçekliği karşısında radikal bir reformcuya dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır.

 Fisher I: Klasik İktisatçı ve Metodolojik Devrimci (1891–1929)

Fisher'ın kariyerinin ilk dönemi (Fisher I), onun iktisadi analizi spekülatif felsefeden çıkarıp, fizik bilimlerinin kesinliğiyle donatma çabasıyla tanımlanır. Bu dönemde Fisher, iktisadi dengeyi mekanik ve termodinamik sistemlerin dengesiyle özdeşleştirerek, piyasaların otomatik ve hızlı bir şekilde tam istihdama döneceğine dair güçlü bir inanç sergilemiştir. Mübadele Denklemi (MV = PT) ile Paranın Miktar Kuramına matematiksel temel sağlamış ve Fisher Denklemi



ile enflasyon beklentilerinin faiz oranları üzerindeki etkisini formüle ederek modern merkez bankacılığının temelini atmıştır. Fisher I, rasyonel beklentilere ve kendiliğinden düzelen piyasa mekanizmalarına dayanan, kusursuz bir Klasik iktisadi sistem vizyonunu temsil eder.

Fisher II: Kriz Sonrası Radikal Reformcu (1929–1947)

Ancak, 1929 Büyük Buhranı ve Fisher'ın borsa çöküşünden hemen önce yaptığı "Hisse senedi fiyatları kalıcı olarak yüksek bir platoya ulaştı" yönündeki trajik tahmini, onun hem akademik itibarını hem de kişisel servetini yerle bir etmiştir. Bu kişisel çöküş, Fisher'ı bir entelektüel kırılmaya zorlamış ve onu Fisher II dönemine taşımıştır. Bu dönemde, ekonominin kendiliğinden dengeye dönme varsayımının başarısızlığını görerek, krizin temel nedeni olarak Borç Deflasyonu Hipotezi ‘ni (Debt-Deflation) ileri sürmüştür. Bu hipotez, deflasyonun reel borç yükünü artırarak kendi kendini besleyen bir çöküş döngüsü yarattığını savunur. Fisher II, bu sorunu çözmek için %100 Rezerv Bankacılığı ve Negatif Faiz (Pul Damgası) gibi radikal yapısal reformlar önermiş, böylece Post-Keynesçi ve Monetarist düşünce akımlarına zemin hazırlamıştır.

Makalenin Amacı ve Yapısı

Bu makale, Irving Fisher’ın iktisadi düşüncesindeki bu dramatik dönüşümü, her iki dönemin ana teorik katkılarını ve bu dönüşüme yol açan biyografik ve finansal deneyimleri ayrıntılı olarak inceleyecektir. Makale şu şekilde yapılandırılmıştır:

  • Bölüm I, Irving Fisher’ın biyografisini, akademik yükselişini, Josiah Willard Gibbs'in metodolojik etkisini ve Öjeni gibi tartışmalı sosyal vizyonunu ele alacaktır. Ayrıca, 1929 Çöküşü ‘nün bu entelektüel dönüşümdeki katalizör rolü vurgulanacaktır.
  • Bölüm II, Fisher I döneminin temelini oluşturan, iktisadı fizik bilimine benzetme çabasını, Mübadele Denklemi ve Fisher Denklemi gibi klasik katkılarını ve bu dönemdeki para ve faiz teorilerini inceleyecektir.
  • Bölüm III, Fisher II dönemine odaklanarak, Klasik denge inancından kopuşu, Borç Deflasyonu Hipotezinin ayrıntılarını ve %100 Rezerv Bankacılığı gibi radikal çözüm önerilerini analiz edecektir.
  • Sonuç Bölümü ise Fisher'ın hem metodolojik hem de politik mirasının, özellikle finansal istikrar ve modern para politikaları üzerindeki kalıcı etkisini genel bir değerlendirme ile özetleyecektir.

Bu çalışma, Fisher’ın çelişkili mirasının, bilimsel titizlik ve etik sorumluluk arasındaki karmaşık ilişkiyi ve iktisat biliminin, krizlerin gerçekliği karşısında nasıl kökten değişebileceğini anlamak için hayati bir perspektif sunmaktadır.

BÖLÜM I: Biyografi ve Sosyal Vizyon (1867–1947)

Irving Fisher'ın hayatı, sadece iktisat teorisine değil, aynı zamanda halk sağlığı ve toplumsal reform hareketlerine de derinden bağlı, çok yönlü bir entelektüelin hikayesidir. Fisher’ın kişisel deneyimleri, onun bilimsel ve politik vizyonunun şekillenmesinde kritik rol oynamıştır.

1.1 Hayat Hikayesi ve Akademik Yükseliş

Irving Fisher, 27 Şubat 1867'de New York eyaletinde, Saugerties'de bir kongre papazının oğlu olarak dünyaya geldi. Erken yaşta gösterdiği üstün zekâ ve matematik yeteneği, akademik kariyerinin temelini attı.

Yale Yılları ve Gibbs'in Etkisi

  • Matematiksel Deha: Fisher, 1888'de Yale Üniversitesi'nden sınıf birincisi olarak mezun oldu. Başlangıçta ilgi alanı saf matematik ve fizikti.
  • İktisat Bilimine Geçiş: Yüksek lisans ve doktora çalışmaları sırasında, fizik ve matematiğin kesinliğini iktisadi sorunlara uygulama vizyonuyla iktisada yöneldi. Fisher’ın doktora komitesinde, kendisinden büyük ölçüde etkilendiği ünlü teorik fizikçi Josiah Willard Gibbs yer alıyordu. Gibbs’in termodinamik ve denge sistemleri üzerine çalışmaları, Fisher’ın tezine temel teşkil edecekti. [1]
  • Amerikan İktisadının Öncüsü: Fisher, 1891 yılında Yale'den "Mathematical Investigations in the Theory of Value and Prices" (Değer ve Fiyatlar Teorisinde Matematiksel İncelemeler) başlıklı teziyle mezun oldu. Bu tez, ABD’de iktisat alanında verilen ilk doktora derecelerinden biriydi ve Walras'ın genel denge teorisini matematikselleştirerek Amerikan iktisadında matematiksel ekolün başlangıcını işaret etti.

1.2 Sağlık Mücadelesi ve Sosyal Aktivizm

1898 yılında Fisher’e konulan tüberküloz (verem) teşhisi, hayatında derin bir dönüşüme yol açtı. Tüberkülozdan kurtulması, onu sadece kendi sağlığına değil, toplumun sağlığına da aşırı odaklanan bir reformcu haline getirdi.

  • Sağlık Reformu: Tüberkülozdan sonraki yaşamının büyük bir kısmını, kişisel sağlık rejimine ve halk sağlığı hareketlerine adadı. Sigara ve alkolün zararları, temiz hava ve doğru nefes alma teknikleri Fisher’ın sürekli gündemindeydi. Bu kişisel mücadelesi, onu alkol yasağı (Prohibition) hareketinin en güçlü destekçilerinden biri yaptı. [2]

1.3 Tartışmalı Miras: Öjeni ve 1929 Çöküşü

Fisher’ın sosyal vizyonu, günümüz standartlarında kabul edilemez olan bazı tartışmalı alanları da içeriyordu.

1. Öjeni Hareketi

Fisher, 20. yüzyılın başlarında ABD ve Avrupa'daki birçok önde gelen entelektüel gibi, Öjeni (Eugenics) hareketinin önde gelen savunucularındandı.

  • İyileştirme Amacı: Öjeni, insan ırkının genetik kalitesini artırmayı amaçlayan bir inanç sistemiydi. Fisher, bunu toplumsal iyileşme ve hastalıkların önlenmesi için bilimsel bir araç olarak görüyordu.
  • Negatif Öjeni Desteği: Özellikle "istenmeyen" özelliklere sahip bireylerin (örneğin zihinsel engelliler) üremesini engellemeyi amaçlayan negatif öjeni politikalarını desteklemiştir. Bu fikirler, daha sonra Nazi Almanya'nın ırkçı politikalarına zemin hazırlaması nedeniyle akademik ve etik olarak tamamen gözden düşmüştür. Fisher'ın bu alandaki çalışmaları, onun idealizminin bilimsel kesinlik ve etik arasında nasıl tehlikeli bir köprü kurduğunun göstergesidir.

2. Finansal Bağımsızlık ve Trajik Hata

Fisher’ın hayatındaki dramatik bir diğer dönemeç, akademik ve ticari dehasının finansal çöküşüyle sonuçlanmasıdır.

  • Maddi Zenginlik: Fisher, öğrencilik yıllarında geliştirdiği ve sonradan ticari olarak patlayan kart indeksleme ve arşivleme sistemleri patentleri sayesinde önemli bir servet edindi. Bu, ona akademik özgürlük sağladı.
  • 1929 Çöküşü: Fisher, tarihin en kötü ekonomik çöküşünden hemen önce, 1929'da yaptığı ünlü ve trajik tahminiyle hatırlanır: [3]

Bu yanlış tahminin hemen ardından borsa çöktü. Fisher, kişisel servetinin büyük bir kısmını kaybetti ve akademik itibarı büyük bir darbe aldı. Bu kişisel çöküş, onun iktisadi düşüncesinin Fisher I'den Fisher II'ye geçişini zorlayan en önemli katalizör oldu.

 

Bölüm I Değerlendirmesi

Irving Fisher, Yale’deki dehası ve tüberkülozla mücadelesiyle şekillenen, idealist bir reformcuydu. Finansal başarısı ona özgürlük getirse de 1929’daki büyük yanılgısı, onu hayatının ikinci yarısında ekonomik istikrarsızlığın kökenlerini daha radikal bir gözle incelemeye itmiştir. Bu arka plan, onun klasik iktisadın varsayımlarından kopuşunu,     


 anlamak için hayati önem taşır.

BÖLÜM II: Fisher I: Klasik İktisatçı ve Fizikçi Vizyonu (1891–1929)

Fisher'ın kariyerinin ilk dönemi, iktisadın sosyal bilimlerin spekülatif alanından çıkarılıp, matematiğin ve fiziğin kesinliğiyle donatılmış, titiz bir bilim dalına dönüştürülmesi çabasıyla tanımlanır. Bu vizyon, onun klasik iktisadın temel varsayımlarına (denge, paranın yansızlığı) olan güçlü inancını yansıtır.

2.1 Metodolojik Temel: İktisadı Fizik Bilimi Yapma

Fisher'ın doktora tezi ve erken dönem çalışmaları, iktisadi dengeyi fiziksel bir sistemin dengesi gibi ele alma arayışının ürünüdür.

Fisher, özellikle Josiah Willard Gibbs’in çalışmalarından esinlenerek, iktisadi dengeyi mekanik veya termodinamik dengeye benzetmiştir. Bu benzetmeler, onun 1929 öncesi dönemdeki (Fisher I) teorik çerçevesinin temelini oluşturur.

Fizik Bilimi

İktisadi Karşılığı

Açıklama

Minimum Potansiyel Enerji

Maksimum Toplam Fayda (Utility)

Tıpkı fiziksel sistemlerin en düşük enerji seviyesine ulaşma eğilimi gibi, bireyler de faydalarını maksimize etme (en yüksek memnuniyet) eğilimindedir.

Basınç/Kuvvet

Fiyat

Tıpkı fiziksel kuvvetlerin bir denge noktasına ulaşmasını sağlaması gibi, fiyatlar da arz ve talep kuvvetlerini dengeye getiren mekanizmadır.

Enerji/Akış

Mal ve Hizmet Akışı / Üretim

Fiziksel bir akışın (ısı veya enerji) iktisadi karşılığı, piyasadaki mal ve hizmetlerin sürekli hareketidir.

Sabit Denge

Piyasa Dengesi (Arz = Talep)

Fisher'ın erken dönem görüşüne göre, sistem, dışarıdan bir müdahale olmadıkça bu dengeye otomatik ve hızlı bir şekilde döner.

Termodinamik Sistem

Piyasalar Arası İlişkiler (Genel Denge)

Fisher'ın sistemi, tüm piyasaların birbiriyle etkileşim içinde olduğu, tek bir büyük ve tutarlı denge sistemi olarak ele alınır.


Bu tablo, Fisher'ın tezindeki metodolojik titizliği ve onun iktisadı kesin bir bilim yapma arzusunu vurgulamaktadır.

 

 Fizik Biliminden Benzetmeler ve Genel Denge

Fisher, hocası Josiah Willard Gibbs'ten öğrendiği termodinamik ve denge sistemleri kavramlarını iktisada uygulamıştır.

  • Piyasa Basıncı ve Denge: Fisher, piyasaları, birbirine bağlı borular ve rezervuarlar ağına benzetti. Tıpkı bir boru sistemindeki sıvıların bir denge basıncına ulaşması gibi, ekonomik sistemdeki arz ve talep kuvvetleri de fiyatlar aracılığıyla bir denge noktasına ulaşacaktı.
  • Optimizasyon ve Fayda: Fisher, bireysel fayda maksimizasyonunu matematiksel olarak formüle ederek, iktisadi ajanların davranışlarını, fiziğin "en az direnç yolu" veya "enerji minimizasyonu" ilkelerine benzer şekilde ele aldı.[4]

Bu metodolojik yaklaşım, Fisher'ın Walras'ın Genel Denge Teorisi'ni matematiksel kesinlikle Amerikan iktisadına taşımasını sağlamış ve iktisatçıların, piyasa dengesizliklerinin geçici ve kendiliğinden düzelebilir olduğu inancını pekiştirmiştir.

2.2 Para Teorisi: Mübadele Denklemi

Fisher I döneminin en önemli katkısı, Paranın Miktar Kuramının modern ve matematiksel bir ifadesi olan Mübadele Denklemi'dir.

Mübadele Denklemi

Fisher, bir ekonomideki toplam harcamanın, toplam satışların değerine eşit olması gerektiğini belirten denklemi formüle etti:



Burada:

  • M: Toplam para arzı (Para Miktarı)
  • V: Paranın dolaşım hızı (Para biriminin bir yılda kaç kez el değiştirdiği)
  • P: Ortalama fiyat düzeyi
  • T: İşlem hacmi (Mal ve hizmetlerin toplam işlem sayısı)

 Paranın Yansızlığı Varsayımı

Fisher'ın bu dönemdeki klasik yorumuna göre, para arzı (M) dışsal bir değişkendi (Merkez Bankası tarafından kontrol ediliyordu) ve iki temel varsayım geçerliydi:

  1. Sabit T: Ekonominin kapasitesi (T, işlem hacmi) kısa vadede tam istihdam seviyesinde sabitti.
  2. Sabit V: Paranın dolaşım hızı (V), kurumsal ve teknolojik faktörlerce belirleniyor ve kısa vadede sabit kabul ediliyordu.

Bu varsayımlar altında, denklem şu sonucu doğuruyordu: Eğer M (Para Arzı) iki katına çıkarsa, P (Fiyat Düzeyi) de iki katına çıkmak zorundaydı.

Sonuç: Para, uzun vadede sadece fiyatları etkiler, reel ekonomik aktiviteyi (T) etkilemez. Bu, Paranın Yansızlığının ilkesinin güçlü bir ifadesiydi.

2.3 Faiz Teorisi: Nominal ve Reel Oranlar

Fisher, faiz oranlarının neden değiştiği ve enflasyonun yatırım kararlarını nasıl etkilediği üzerine çığır açan bir analiz yaptı.

Fisher Denklemi

Fisher, faiz oranını iki temel bileşene ayırarak, enflasyon beklentilerinin faiz oranlarına etkisini gösteren Fisher Denklemi'ni ortaya koydu:



Burada:

  • i: Nominal Faiz Oranı (Bankada gördüğünüz oran)
  • r: Reel Faiz Oranı (Satın alma gücünüzün artış oranı)
  • πe: Beklenen Enflasyon Oranı (Beklenen fiyat artışı).[5]

Bu denklem, ekonomistlerin ve merkez bankacılarının enflasyon beklentilerini nasıl yöneteceklerini anlamaları için temel bir araç haline gelmiştir.

 

Bölüm II Değerlendirmesi

Fisher I, bilimsel kesinlik ve rasyonel beklentilere dayanan, kusursuz bir Klasik iktisadi sistem vizyonunu temsil eder. Bu dönemde Fisher, iktisadı matematiğe ve fiziğe dayandırarak modern bir disiplin haline getirdi. Ancak bu vizyonun gücü, aynı zamanda onun büyük zayıflığı olacaktı: V ve T'nin her zaman sabit ve istikrarlı olduğu varsayımı, 1929'daki Büyük Buhran'ın gerçekliğiyle acı bir şekilde yüzleşecekti.

 

BÖLÜM III: Fisher II: Kriz Sonrası Radikal Reformcu (1929–1947)

1929 Büyük Buhranı, Fisher’ın akademik itibarını ve kişisel servetini yok etmekle kalmadı, aynı zamanda onun Klasik İktisatçı (Fisher I) kimliğini de derinden sarstı. Fisher, ekonomik sistemin otomatik olarak dengeye dönme varsayımının başarısız olduğunu görerek, sorunları kökten çözmeyi amaçlayan yeni ve radikal fikirler geliştirdi. Bu dönem, Fisher’ın, günümüz Post-Keynesçi ve Monetarist düşüncesine yakınlaşan görüşlerini içerir.

3.1 Entelektüel Kırılma: Denge İnancının Sonu

Fisher, 1929 sonrası, ekonominin sadece kısa süreli bir dengesizlik yaşamadığını, aksine uzun süreli, kendi kendini besleyen bir çöküş döngüsüne girdiğini kabul etti.

Okyanus Dalgaları Metaforu

Fisher, önceki (Fisher I) dönemindeki statik, kendiliğinden düzelen termodinamik sistem benzetmesini terk etti. Ekonominin, şiddetli dışsal şoklar karşısında istikrarını kaybeden bir gemiye benzediğini savundu:[6]

Bu yeni metafor, Fisher’ın, Klasik iktisadın temel taşı olan dolaşım hızının {V) sabit olduğu varsayımının kriz anında tamamen çöktüğünü kabul etmesi anlamına geliyordu. Panik, V'nin düşmesine neden oluyor, bu da deflasyonu şiddetlendiriyordu.

Para Arzının İçselliğini Kabul

Fisher, bankaların kredi kısma ve borçluların panik halinde borç ödeme çabalarının, para arzını M ve dolaşım hızı, V'yi dışsal bir otoriteden bağımsız olarak (içsel olarak) daralttığını fark etti. Bu, Klasik iktisadın dışsal para arzı varsayımından kopuştu.

3.2 Krizin Teşhisi: Borç Deflasyonu Hipotezi

Fisher, Büyük Buhran’ın derinleşmesinin nedenini açıklayan, günümüzde hala geçerliliğini koruyan Borç Deflasyonu (Debt-Deflation) Teorisi'ni 1933 yılında formüle etti.

Bu hipoteze göre, çöküşün ana nedeni, fiyatlar düşerken (deflasyon) borcun nominal değerinin sabit kalması ve dolayısıyla reel borç yükünün artmasıdır. Bu durum, bir kısır döngü (sarkaç hareketi) yaratır:

  • 9 Adımlı Döngü:
    1. Borç Tasfiyesi
    2. Para Arzı Daralması
    3. Fiyat Düzeyinde Düşüş (Deflasyon)
    4. Nominal Servetin Düşüşü
    5. Reel Borç Yükünün Artışı (Kritik Adım)
    6. Kâr Kayıpları ve Üretim Kısıtlaması
    7. İşten Çıkarmalar ve Güvensizlik
    8. Daha Fazla Borç Tasfiyesi (1. adıma geri dönüş)
    9. Dolaşım Hızında Düşüş.[7]

3.3 Çözüm Önerileri: Radikal Reformlar

Hastalığı teşhis eden Fisher, iki aşamalı, radikal bir tedavi sundu:

A. Kısa Vadeli Acil Tedavi: Negatif Faiz (Pul Damgası)

  • Amaç: Çöken dolaşım hızını (V) acilen artırmak ve deflasyonu durdurmak.
  • Öneri: Silvio Gesell'den ilham alarak Pul Damgası (Stamp Scrip) uygulamasını savundu. Bu, banknotların düzenli aralıklarla değer kaybetmesi (negatif faiz) anlamına geliyordu.
  • Sonuç: İnsanlar birikimlerinin erimesini önlemek için parayı hemen harcamaya teşvik edilecek, böylece V artacak, deflasyon yavaşlayacak ve döngü kırılabilecekti. Bu fikir, günümüzdeki negatif faiz politikalarının öncülüydü.

B. Uzun Vadeli Yapısal Çözüm: %100 Rezerv Bankacılığı

  • Amaç: Para arzının içsel istikrarsızlık kaynağını (bankaların kredi yoluyla para yaratmasını) kalıcı olarak ortadan kaldırmak ve Borç Deflasyonu riskini sıfırlamak.
  • Öneri: Fisher, "%100 Rezerv Bankacılığı" (1935, 100% Money) sistemini önerdi. Bu sistemde, bankalar mevduatlarının her kuruşunu rezervde tutmak zorundaydı.
  • Sonuç: Para yaratma yetkisi, tamamen Merkez Bankası'na geçerdi. $M$ dışsal hale gelir ve Miktar Kuramı'nın istikrarı, krizlerde bile korunurdu.

3.4 Keynes'e Yakınlık ve Değerlendirme

Fisher'ın Borç Deflasyonu teorisi, John Maynard Keynes'in 1936'da yayımlanan Genel Teorisi'nin gölgesinde kalmıştır. Ancak Keynes, Fisher'ın çabalarını takdir etmiştir.

  • Keynes, Fisher'ın deflasyonun yıkıcı etkileri ve faizin "sıfır alt sınırı" (ZLB) sorununu çözme çabaları konusunda haklı olduğunu düşünüyordu.
  • Fisher, 1930'ların en büyük entelektüel dönüşümünü yaşayan isimlerdendir: Dengesizliğin imkansız olduğunu savunan Klasik bir figürden, dengesizliğin sistemik çöküşe yol açabileceğini savunan Post-Keynesçi akımlara yakın bir reformcuya dönüşmüştür.

3.5 Post-Keynesçi İktisat Üzerindeki Etkisi

Irving Fisher'ın 1929 sonrası geliştirdiği düşünceler (Fisher II), ilerleyen yıllarda özellikle Post-Keynesçi iktisat okulu tarafından tekrar keşfedilmiş ve temel kabul görmüştür. Post-Keynesçiler, Fisher'dan üç ana alanda önemli ölçüde etkilenmişlerdir:

  1. Dengesizliğin Kalıcılığı ve Kritik Rolü:

Fisher I, piyasaların hızla dengeye döndüğünü varsayarken; Fisher II, uzun süreli dengesizliklerin (Borç Deflasyonu) sistemik çöküşe yol açabileceğini gösterdi. Post-Keynesçiler, ekonominin doğal olarak tam istihdama dönme eğiliminde olmadığını savunan bu görüşü benimsemiştir.

  1. Para Arzının İçselliği ve Bankacılık:

Fisher'ın, bankaların kısmi rezerv sistemi altında kredi vererek para arzını içsel (endogenous) olarak yarattığı ve bu içsel yaratımın ekonomik istikrarsızlığın ana kaynağı olduğu tespiti, Post-Keynesçi para teorisinin (Örneğin Krediye Dayalı Para Yaratımı Teorisi) temelini oluşturur. Fisher'ın %100 Rezerv Bankacılığı önerisi de bankacılık sisteminin yapısal olarak reforme edilmesi gerektiği yönündeki Post-Keynesçi taleplerle örtüşür.

  1. Borcun Yıkıcı Gücü (Minsky'nin Hipotezi):

Post-Keynesçi ekonomist Hyman Minsky, finansal istikrarsızlık hipotezini (Finansal İstikrarsızlık Hipotezi) büyük ölçüde Fisher'ın Borç Deflasyonu Hipotezi üzerine inşa etmiştir. Minsky, ekonomik patlamalar sırasında aşırı borcun birikmesinin, eninde sonunda bir deflasyon ve çöküş döngüsünü tetikleyeceğini savunmuştur. Modern literatürde (özellikle 2008 Krizi sonrası), bu Fisher-Minsky döngüsü, kriz analizlerinde merkezi bir rol oynamıştır.

 

SONUÇ ve GENEL DEĞERLENDİRME

Irving Fisher'ın (1867–1947) yaşamı ve eserleri, Amerikan iktisat tarihinde bir dönüm noktası ve çelişkiler yumağıdır. Onun entelektüel yolculuğu, metodolojik titizlikten radikal reformizme uzanan iki farklı döneme ("Fisher I" ve "Fisher II") ayrılabilir. Fisher, modern ekonominin temelini atmış, ancak aynı zamanda iktisadi varsayımların gerçeklik karşısında nasıl çöktüğünü de tecrübe etmiştir.

1. Fisher'ın Mirasının İki Yüzü

  • Fisher I: Metodolojik Devrimci: İktisadı spekülatif felsefeden çıkarıp, matematik ve fiziksel denge kavramlarıyla donatarak kesin bir bilim haline getiren öncüydü. Mübadele Denklemi ve Fisher Denklemi, günümüzdeki para ve faiz politikalarının temelini oluşturmaya devam etmektedir. Bu Fisher, rasyonel, dengede ve kendi kendini düzelten bir piyasa sistemine inanıyordu.
  • Fisher II: Krizin Dersleri: 1929 krizi ve kişisel kayıplar, Fisher'ı Klasik iktisadın varsayımlarının (özellikle V'nin sabitliği) çöktüğünü kabul etmeye zorladı. Borç Deflasyonu Teorisi ile sistemin kendi kendini düzeltmek yerine, içsel (endogenous) olarak istikrarsız döngülere girebileceğini gösterdi. Bu dönemdeki %100 Rezerv ve Negatif Faiz önerileri, onun radikal bir yapısal reformcu olduğunu kanıtladı.

2. Günümüz İktisadı Üzerindeki Kalıcı Etkisi

Fisher'ın mirası, güncel ekonomik tartışmalarda şaşırtıcı derecede canlıdır:

Etki Alanı

Fisher'ın Katkısı

Modern Uygulamalar

Merkez Bankacılığı

Fisher Denklemi ve Miktar Teorisi.

Enflasyon hedeflemesi politikalarının ve faiz oranı kararlarının temelini oluşturur.

Finansal İstikrar

Borç Deflasyonu Hipotezi (Fisher II).

2008 Küresel Krizi'nden sonra Ben Bernanke gibi FED başkanları tarafından krizin mekanizmasını anlamak için kullanılmıştır.

Bankacılık Reformu

%100 Rezerv Bankacılığı.

Modern bankacılık reformu tartışmalarında (örneğin Tam Rezerv (Narrow Banking) önerileri) hala aktif olarak savunulmaktadır.

Para Politikası

Negatif Faiz Önerisi (Pul Damgası).

Avrupa ve Japonya'da uygulanan Negatif Faiz Politikalarının kavramsal öncüsüdür.

3. Kapanış

Irving Fisher'ın hayatı, bilimsel dürüstlük ve değişim kapasitesinin bir örneğidir. 1929'daki büyük yanılgısına rağmen, bu kriz onu modern iktisatçıların çoğunun yüzleşmek zorunda kaldığı temel soruları sormaya itmiştir: Piyasalar gerçekten dengede midir? Para arzı istikrarlı mıdır? Borç, ekonomik çöküşün nedeni olabilir mi?

Fisher I, bize iktisadi analizin araçlarını (matematik ve denge); Fisher II ise bize bu araçların sınırlarını ve finansal kırılganlığın önemini öğretti. O, iktisadı, termodinamik bir sistem olmaktan çıkarıp, karmaşık ve istikrarsız bir sosyal sistem olarak görmeye başlayan ilk önemli isimlerdendir.

 

Kaynakça

Fisher, I. (1891). Mathematical Investigations in the Theory of Value and Prices. (1965 baskısı). New Haven: Yale University Press. (Doktora Tezi)

Fisher, I. (1907). The Rate of Interest: Its Nature, Relation to Income and Influence on Economic Life. New York: Macmillan.

Fisher, I. (1911). The Purchasing Power of Money: Its Determination and Relation to Credit, Interest and Crises. New York: Macmillan.

Fisher, I. (1933a). The Debt-Deflation Theory of Great Depressions. Econometrica, 1(4), 337–357.

Fisher, I. (1933b). Stamp Scrip. New York: Adelphi Company.

Fisher, I. (1935). 100% Money. New Haven: The City Printing Co.

Fisher, I. (1926). The Economic Cost of Alcohol. New York: Harper & Brothers. 

Fisher, I. (1929, 16 Ekim). [Wall Street'teki duruma ilişkin röportaj]. The New York Times

Fisher, I. (1948). Josiah Willard Gibbs: The Scientist and His Work. New Haven: Yale University Press. 

 



[1]  Fisher, Gibbs’in etkisini şöyle anlatmıştır: "Gibbs benim için bir bilim insanı ne olmalıydı sorusunun en büyük cevabıydı; sadece bilimsel dürüstlüğü değil, aynı zamanda bilimsel düşüncenin doğası hakkında da ders verdi." (Fisher, 1948, s. 12).

 

[2] Fisher, alkol yasağını savunurken şöyle yazmıştır: "Alkolün ulusal verimlilik üzerindeki maliyeti, diğer tüm ekonomik kayıpları gölgede bırakmaktadır." (Fisher, 1926, s. 45).

 

[3] Fisher, "Hisse senedi fiyatları kalıcı olarak yüksek bir platoya ulaştı." (The stock market has reached what looks like a permanently high plateau.) (Fisher, 1929).

 

[4] Fisher, tezin önsözünde metodolojik amacını şöyle ifade etmiştir: "Maksimum faydaya doğru bir eğilim söz konusudur ki, bu, fizikteki minimum potansiyel enerjiye doğru bir eğilime karşılık gelir." (Fisher, 1891/1965, s. 22).

 

[5] Fisher, bu ilişkiyi "The Rate of Interest" (1907) adlı eserinde detaylandırmış ve insanların paranın zaman tercihi (sabırsızlık) ile yatırım fırsatlarını (verimlilik) birleştiren bir faiz teorisi sunmuştur. (Fisher, 1907, s. 5).

 

[6] "Ekonominin dengeye doğru bir eğilimi vardır... Ancak dengeye geri dönme çabası, aşırı salınım (over-correction) yaratır. Eğer bu salınım yeterince şiddetliyse, sistem dengeye dönmek yerine batar." (Fisher, 1933a, s. 341).

 

[7] Fisher, bu durumun vahametini şöyle vurgulamıştır: "Borç ve deflasyon, tıpkı bardağın dibindeki su gibi, en zayıf bankaları ve şirketleri batırarak sistemik çöküşü tetikler." (Fisher, 1933a, s. 344).

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ