İktisat Dünyasının "Yalnız" Dâhisi: Abba Ptachya Lerner

 

İktisat Dünyasının "Yalnız" Dâhisi: Abba Ptachya Lerner

Ercan Eren

 

I. Giriş: İktisatçıların İktisatçısı

İktisat bilimi tarihi, genellikle büyük ekollerin ve bu ekollerin sarsılmaz liderlerinin zaferleriyle anılır. Ancak bu tarihin satır aralarında, hiçbir kalıba sığmayan, tek bir doktrinin bayraktarlığını yapmayı reddeden ve sadece "mantıksal tutarlılığın" peşinden giden devasa figürler vardır. İşte Abba Ptachya Lerner, bu figürlerin başında gelir.

Lerner, meslektaşları tarafından sıklıkla "iktisatçıların iktisatçısı" olarak tanımlanır. Bu tanım, onun halk nezdinde bir şöhretten ziyade, profesyonel iktisatçılar için bir referans noktası, bir "zihin açıcı" olduğunu simgeler. Onun temel derdi ideolojik bir zafer kazanmak değil, iktisadi mekanizmanın en yüksek etkinlik (efficiency) düzeyinde nasıl çalıştırılacağını bir mühendis titizliğiyle ortaya koymaktı.

Neden Nobel alamadığı sorusu ise sadece bir ödül komitesinin tercihi değil, Lerner’ın o ödün vermez entelektüel dürüstlüğünün bir sonucudur. O ne sağın ne de solun tam anlamıyla sahiplenebildiği bir dâhiydi. Serbest piyasayı "toplumsal fayda için en iyi araç" olarak görüp sosyalist bir perspektifle savunması, onu ana akım kamplaşmaların dışında, görkemli bir yalnızlığa itti.

Bugün modern iktisadın neresine dokunsanız —ister monopol gücünü ölçen bir endekste, ister bir dış ticaret esnekliği hesabında, ister devletin bütçe felsefesinde— Lerner’ın berrak zihninin izlerini bulursunuz. O, iktisadı sadece rakamlarla değil, bir sanatçının mermeri yontuşu gibi saf mantıkla şekillendiren bir "sosyal heykeltıraş"tı.

II. Erken Dönem: Şapka Atölyesinden Bilim Kürsüsüne

Lerner’ın hayat hikayesi, klasik bir "fildişi kule" akademisyeninin çok uzağındadır. 1903 yılında Bessarabya’da (Moldova) başlayan ve Londra’nın göçmen mahallelerinde devam eden bu hayat, ona teorinin sokaktaki gerçekliğini erkenden öğretmiştir.

  • Zanaatkarlık ve İşçilik: Lerner’ın akademik kariyere girişi, bir seçimden ziyade bir zorunluluktan doğmuştur. Gençlik yıllarında makinistlik yapmış, İbranice öğretmenliğiyle harçlığını çıkarmış ve en sonunda bir şapka imalatçısı (milliner) olarak kendi işini kurmuştur.
  • Büyük Buhran Şoku: 1929 ekonomik krizi patlak verdiğinde, Lerner’ın şapka dükkânı iflas eder. Ancak bu iflas, dünya iktisat tarihi için büyük bir kazanca dönüşür. Kendi işinin neden battığını, piyasaların neden çöktüğünü anlama arzusuyla 26 yaşında, cebinde çok az parası ama devasa bir merakıyla London School of Economics (LSE) kapısından içeri girer.

Bu yaşta bir öğrenci için LSE, sadece bir okul değil, Hayek ve Robbins gibi devlerin çarpıştığı bir muharebe meydanıdır. Lerner, bu meydana bir şapka işçisinin pratik zekâsı ve bir dâhinin soyutlama yeteneğiyle adım atacaktır.

III. LSE Yılları: Devler Arasında Bir Yıldız (1929-1937)

Abba Lerner, 1929 yılında London School of Economics'e (LSE) adım attığında, okul iktisat tarihinin en ateşli tartışmalarından birinin merkezindeydi. Bir yanda Lionel Robbins ve Friedrich von Hayek'in başını çektiği "Avusturya Okulu" etkisi, diğer yanda ise Cambridge'den esen rüzgarlara karşı kurulan piyasacı denge disiplini vardı.

1. Teorik Uyanış ve Lerner Endeksi

Lerner, yaşça diğer öğrencilerden büyük olmasının verdiği olgunlukla, teorileri sadece ezberlemek yerine onları test ediyordu. Henüz lisans öğrencisiyken kaleme aldığı ve 1934 yılında

2. Hayek ile Karşılaşma ve Sosyalist Hesaplama Tartışması

Lerner, Hayek’in en parlak öğrencilerinden biriydi ancak hocasının "Sosyalizmde rasyonel hesaplama yapılamaz" (Mises-Hayek tezi) fikrine rasyonel bir itiraz geliştirdi.

  • Lange-Lerner Çözümü: Lerner, hocası Hayek’in fiyat mekanizmasına olan hayranlığını alıp onu sosyalist bir çerçeveye oturttu. Eğer merkezi planlama otoritesi, işletme müdürlerine "fiyatı marjinal maliyete eşitleme" kuralını (Lerner Rule) dayatırsa, mülkiyet kamuya ait olsa bile piyasa etkinliği taklit edilebilirdi (Lange & Taylor, 1938).
  • Hayek’in Etkisi: Bu tartışmalar sırasında Lerner, Hayek’ten "merkezi olmayan bilginin önemi"ni öğrendi. Ancak o, bu bilgiyi piyasanın kendi başına her zaman mükemmel sonuçlar üreteceği şeklinde değil, devletin bu bilgiyi kullanarak piyasayı "tamir etmesi" gerektiği şeklinde yorumladı.

3. Bir "LSE Göçebesi" Olarak Cambridge Yolculuğu

LSE’deki bu başarıları, ona bir Rockefeller bursu ve Cambridge kapılarını açtı. Ancak o, LSE'den ayrılırken sadece bir öğrenci değil, Robbins ve Hayek gibi devlerin saygı duyduğu (ve bazen çekindiği) bir teorisyen haline gelmişti.

IV. Cambridge ve Keynes Çevresi: Akademik Bir Köprü

Lerner 1934-35 yıllarında Cambridge'e gittiğinde, Keynes General Theory (Genel Teori) üzerinde son düzeltmelerini yapıyordu. Buradaki etkileşim, bir öğrencinin hocasını dinlemesinden ziyade, iki farklı iktisadi dilin birbirine tercümesi gibiydi.

  • Keynes'in "Tercümanı": Keynes, fikirlerini genellikle edebî ve sezgisel bir dille anlatıyordu. Lerner ise LSE’den getirdiği o katı mikroekonomik temeller ve grafik yeteneğiyle, Keynes’in söylediklerini diyagramlara döküyordu.
  • Tasarruf-Yatırım Eşitliği: Cambridge akademik çevresindeki tartışmalarda Lerner, Keynesyen mekanizmanın içsel tutarlılığını onlardan bile daha iyi savunmaya başladı. Keynes, başlangıçta Lerner'ın bu kadar "keskin" olmasından ürkse de sonunda onun mantığının kusursuzluğunu kabul etti.

IV. Bölüme Ek:

1. "Lerner'ın Mantığı Kusursuzdur"

Keynes, Lerner’ın makroekonomik dengeleri (özellikle tasarruf ve yatırım eşitliğini) ele alış biçimini gördüğünde oldukça sarsılmıştır. 1930'ların ortasında Cambridge'deki akademik tartışmalarda Keynes, Lerner için şu meşhur tespiti yapar:

"Bay Lerner’ın mantığı hatasızdır; ancak bu mantığı o kadar uç noktalara götürüyor ki, vardığı sonuçlar siyaseten uygulanması imkânsız ama teorik olarak reddedilemez bir hale geliyor."

Keynes, Lerner’ın "Fonksiyonel Maliye" (Functional Finance) makalesini okuduğunda ise hayranlığını gizleyememiş, ancak bir politikacı hassasiyetiyle şunları eklemiştir: "Lerner, benim ne demek istediğimi benden daha iyi anlatıyor; fakat bu kadar açık sözlü olmak halkı korkutabilir."

2. "Bize İktisadı Yeniden Öğretti"

Keynes çevresindeki Joan Robinson ve Richard Kahn gibi isimler, Lerner'ın Cambridge ziyaretinden sonra onun etkisini sıkça dile getirmişlerdir. Keynes bir mektubunda, Lerner'ın karmaşık kavramları diyagramlara dökme yeteneğinden bahsederken, onun "zihni berraklaştıran bir katalizör" olduğunu ima eder. Keynes'e göre Lerner, General Theory’nin (Genel Teori) içindeki boşlukları, modern bir mühendis gibi doldurabilen nadir zekalardan biriydi.

3. "Fazla Doğrucu Bir Havari"

Keynes, Lerner’ı kendi fikirlerinin en sadık ama aynı zamanda en tehlikeli savunucusu olarak görüyordu. Keynes, ekonominin "psikolojik" ve "siyasi" sınırlarını gözeterek yazarken; Lerner, sadece etkinlik (efficiency) ve mantık üzerinden gidiyordu. Keynes bir keresinde esprili bir dille, Lerner'ın fikirlerinin "fazla saf" (too pure) olduğunu ve bu saflığın gerçek dünyadaki kurumları (hazine, bankalar) rahatsız edeceğini belirtmiştir.

V. Özel Hayat: Bohem Bir Ruh ve Entelektüel Dürüstlük

Lerner’ın özel hayatı, onun bu "boyun eğmez" akademik duruşunun bir aynasıdır.

  • Alice Sendak ve Entelektüel Ortaklık: İlk eşi Alice ile olan evliliği, Lerner’ın LSE’deki en hırslı yıllarına denk gelir. Alice sadece bir eş değil, Lerner'ın radikal fikirlerini paylaştığı bir yol arkadaşıdır. Evleri, o dönemin genç ve sol görüşlü akademisyenlerinin uğrak noktasıydı.
  • Sanatçı Bir İktisatçı: Lerner bir heykeltıraştı. Onun için iktisat ile heykel arasında bir fark yoktu. İkisi de "gereksiz parçaları ayıklayıp özü ortaya çıkarma" işiydi. Arkadaşları onu sık sık evinin bahçesinde toz toprak içinde mermer yontarken görürdü. Bu sanatçı ruhu, onun iktisadi modellerindeki o estetik ve yalın geometrinin (diyagramların) kaynağıdır.
  • Dürüstlüğün Bedeli: Özel hayatında da tıpkı teorisinde olduğu gibi son derece "doğrudan" bir insandı. Akademik çevrelerde yaygın olan "nezaket icabı onaylama" onda yoktu. Eğer bir argümanda mantık hatası varsa, bunu bir akşam yemeğinde en yakın dostuna karşı bile en sert haliyle savunabilirdi. Bu durum onu sosyal olarak biraz "yalnız" ama entelektüel olarak "lekesiz" kılıyordu.

VII. ABD Yolları ve Meksika Durağı: Troçki ile "Ekonomi Dersi"

Lerner, Rockefeller bursuyla ABD’ye giderken yolunu Meksika’ya düşürür. Amacı, hayranlık duyduğu ama iktisadi yöntemlerini yetersiz bulduğu Troçki’ye "Piyasa Sosyalizmi"ni anlatmaktır.

Abba Lerner ve eşi Alice’in 1937 yılının ağustos ayında Meksika’nın Coyoacán kentine yaptıkları yolculuk, sadece bir ziyaret değil, iki farklı "devrimci" anlayışın çarpışmasıydı: Bir yanda siyasi devrimin lideri Leon Troçki, diğer yanda iktisadi düşüncenin devrimci genci Abba Lerner.

  • Piyasa Sosyalizmi Savunusu: Lerner, Troçki’ye sosyalist bir ekonominin ayakta kalabilmesi için fiyat mekanizmasına muhtaç olduğunu anlatır. Lerner’ın tezi nettir: "Üretim araçları kamuya ait olsa bile, kaynakların etkin (efficient) dağıtımı için yöneticilerin serbest piyasa sinyallerine göre hareket etmesi gerekir."
  • Troçki’nin İtirazı: Troçki, Lerner’ın bu "piyasacı" yaklaşımını fazla burjuva bulur. Troçki için planlama, siyasi bir irade meselesidir. Lerner ise ona şu sarsıcı soruyu sorar: "Yoldaş Troçki, merkezi planlamacılar milyonlarca malın fiyatını ve ihtiyacını, piyasanın kendiliğinden yaptığı o hızda nasıl hesaplayacak?"
  • Alice’in Gözlemi: Alice Sendak, bu tartışmaların en yakın tanığıdır. Troçki’nin çalışma odasındaki o gergin ama entelektüel derinliği yüksek saatlerde, Lerner’ın bir "öğrenci" gibi değil, Troçki’ye iktisat öğreten bir "hoca" gibi davrandığını anlatır.

Bu buluşma sonucunda Troçki, Lerner’ın mantığından etkilenmiş olsa da onu "kapitalist yöntemleri sosyalizme sızdırmakla" eleştirmiştir. Lerner ise Meksika’dan şu dersle ayrılır: Siyaset, çoğu zaman rasyonel iktisadın en büyük engellidir.

VIII. ABD’de "Akademik Göçebelik" ve McCarthy Gölgesi

Meksika’dan ABD’ye geçen Lerner, burada parlak ama bir o kadar da "istikrarsız" bir kariyer süreci yaşar.

  1. New School: Sığınmacı Entelektüellerin Yuvası: Lerner’ın ABD’deki ilk durağı, Avrupa’dan kaçan dâhilerin toplandığı New School for Social Research olur. Burada kendi evinde gibidir; ancak onun "bağsız" ruhu burada da sabit kalamaz.
  2. McCarthy Dönemi ve Sessiz Dışlanma: 1950’lerde Senatör McCarthy’nin başlattığı "Cadı Avı", Lerner gibi geçmişinde Troçki ziyareti olan ve "Sosyalizm" kelimesini "Piyasa" ile yan yana getiren birini hedef tahtasına koymasa bile, onu "tehlikeli ve aykırı" sınıfına sokmuştur. Harvard veya Yale gibi muhafazakâr kalelerin ona kapılarını tam açmamasının ardında bu siyasi iklim yatar.
  3. Hiçbir Yere Ait Olmayan Bir Dünya Vatandaşı: Lerner; Columbia, Michigan State, Berkeley ve Florida State arasında sürekli yer değiştirir. Bu göçebelik, onun bir "ekol" kurmasını engellemiş, onu akademik hiyerarşinin dışındaki bir "serbest düşünür" konumuna sabitlemiştir.

IX. Büyük Teorik Miras: Fonksiyonel Maliye ve Ötesi

Abba Lerner’ın iktisadi düşünceye en büyük katkısı, teoriyi fildişi kulesinden indirip toplumsal hedefler için kullanılacak dinamik bir araca dönüştürmesidir. Onun mirası, mikro temelli bir makroekonomik mühendisliktir.

1. Fonksiyonel Maliye (Functional Finance)

Lerner, 1943’teki çığır açan makalesiyle o dönemin bütçe disiplini anlayışını kökten sarsmıştır. Ona göre devletin bütçesi, bir ev ekonomisi mantığıyla "denk" tutulması gereken bir amaç değil; ekonomiyi tam istihdam ve fiyat istikrarına ulaştırmak için kullanılan bir araçtır.

  • İlke: "Hükümetin görevi bütçeyi dengelemek değil, ekonomiyi dengelemektir."
  • Uygulama: Eğer ekonomide toplam talep yetersizse (işsizlik varsa), devlet bütçe açığı pahasına para harcamalıdır. Eğer aşırı talep (enflasyon) varsa, bütçe fazlası verilmelidir. Lerner için bütçe açığının veya kamu borcunun miktarı, ekonominin genel dengesinden (tam istihdamdan) daha önemli değildir.

3. Satıcı Enflasyonu (Seller's Inflation)

Lerner, enflasyonun sadece "para arzı artışı" veya "talep fazlası" ile açıklanamayacağını çok erken fark etti.

  • Piyasa Gücü Olarak Enflasyon: Lerner'a göre büyük firmalar (oligopoller) ve güçlü sendikalar, piyasa güçlerini kullanarak fiyatları ve ücretleri yukarı itebilirler. Bu, enflasyonun bir "para meselesi" olmaktan çıkıp, toplumsal sınıflar arasında bir "gelir payı kapma" kavgasına dönüştüğü andır.
  • Yapışkanlık: Lerner, bu tip bir enflasyonun para politikasıyla (faiz artışıyla) çözülmeye çalışılmasının ağır bir durgunluğa ve işsizliğe yol açacağını savunmuştur. Bu öngörüsü, 1970'lerin stagflasyonunu yıllar öncesinden haber vermiştir.

4.MAP: Enflasyonu "Piyasa" ile Terbiye Etmek

1970’li yıllar, ana akım iktisadın (Keynesçilik) sarsıldığı ve Stagflasyon (işsizlik ve enflasyonun aynı anda yaşanması) krizinin baş gösterdiği yıllardı. Milton Friedman ve monetaristler çözüm olarak para arzının kısılmasını önerirken, Lerner yine kimsenin bakmadığı bir yerden baktı.

  • Enflasyon Bir Dışsallıktır: Lerner, enflasyonu bir nevi "çevre kirliliği" gibi gördü. Bir firmanın fiyatlarını artırması veya bir sendikanın aşırı ücret artışı istemi, ekonominin geri kalanı üzerinde olumsuz bir dışsallık (kirlilik) yaratıyordu.
  • Çözüm: "Enflasyon Hakları" Ticareti: Lerner, hükümetin her yıl ekonomideki toplam net satış hacmine paralel olarak bir "fiyat artış izni" (kredisi) belirlemesini önerdi.
    • Fiyatını veya ücretini artırmak isteyen firma, piyasadan bu "artış haklarını" satın almak zorunda kalacaktı.
    • Fiyatını sabit tutan veya düşüren firma ise elindeki bu hakları satarak ödüllendirilecekti.
  • Neden Devrimciydi? Bu plan, enflasyonu idari emirlerle (fiyat kontrolleriyle) değil, bizzat piyasa mekanizmasını kullanarak çözmeyi amaçlıyordu. Bugün çevre ekonomisinde kullanılan "Karbon Emisyon Ticareti" (Cap-and-Trade) mantığının, yıllar önce enflasyon için tasarlanmış halidir.

Bu fikir, o dönem için fazla karmaşık ve "fütüristik" bulundu. Politikacılar için uygulaması zor, geleneksel iktisatçılar için ise fazla radikaldi. Ancak Lerner’ın son nefesine kadar savunduğu bu plan, onun "piyasa sosyalisti" ruhunun son büyük eseridir.

X. Sonuç: Neden Nobel Alamadı? (Bir Muhasebe)

Abba Lerner’ın 1982’deki vefatının ardından iktisat dünyası büyük bir borçlu bıraktı. Nobel komitesinin onu görmezden gelmesi, genellikle şu nedenlere bağlanır:

  1. Kurumsal ve Siyasi "Bağsızlık": Nobel genellikle belirli bir okulun (Chicago, Cambridge, Harvard) liderlerine ve o okulun "lobisine" sahip isimlere verilir. Lerner ise bir göçebeydi; hiçbir yere ait değildi. Troçki ziyareti ve radikal geçmişi, Soğuk Savaş döneminde onu riskli bir aday kıldı.
  2. Kendi Fikirlerinin Anonimleşmesi: Lerner o kadar berrak yazıyordu ki, bulduğu kavramlar (Lerner Endeksi, Marshall-Lerner Koşulu) kısa sürede "kitabın ortasından bir bilgi" haline geldi. Paul Samuelson gibi isimler onun fikirlerini daha matematiksel formlarda sunduğunda, alkışı toplayan genellikle onlar oldu.
  3. Zamanlama Trajedisi: Nobel Ekonomi Ödülü 1969'da verilmeye başlandığında Lerner zaten yaşlanmıştı. Katkılarının çoğu 1930 ve 40'lara aitti. Eğer 1980'lerin sonuna kadar yaşayabilseydi, muhtemelen bu "gecikmiş" takdiri alacaktı.

Kaynakça

Lerner, A. P. (1934). "The Concept of Monopoly and the Measurement of Monopoly Power", The Review of Economic Studies. (Lerner Endeksi'nin doğuşu).

Lerner, A. P. (1943). "Functional Finance and the Federal Debt", Social Research. (Fonksiyonel Maliye'nin temeli).

Lerner, A. P. (1944). The Economics of Control: Principles of Welfare Economics. Macmillan. (Başyapıtı, Etkinlik teorisi).

Lange, O., & Taylor, F. M. (1938). On the Economic Theory of Socialism. (Lerner'ın katkılarıyla şekillenen Piyasa Sosyalizmi).

Keynes, J. M. (1971-89). The Collected Writings of John Maynard Keynes. (Lerner ile olan mektuplaşmaları ve görüşleri)

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cambridge'in Kışkırtıcı (Provocative) Dehası: Joan Robinson'ın Entelektüel ve Duygusal Öyküsü

İktisat Eğitimi Öğrencileri Piyasa Yanlısı mı Yapıyor?

TÜRKİYE'NİN ÖNCÜ KADIN AKADEMİSYENLERİ: İKTİSAT VE SOSYAL BİLİMLER ANALİZİ